Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2473 E. 2023/6427 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dava şartı yokluğu↗ iptal davası↗ hak düşürücü süre↗ kâr kaybı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kötü niyet↗ usulden reddi↗ ortalama tüketici↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/176 E., 2019/62 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde 2006/11452, 2005/12837, 2011/110856, 2011/110858 ve 2011/110859 numaralı tescilli markaların sahibi olduğunu, müvekkili adına tescilli benzer özellikte başkaca markaların da bulunduğunu, müvekkilinin tescilli markalarının ortak özelliğinin, “...” ibaresinin yanı sıra esas unsurlarının figüratif “P” harfi olması olduğunu, söz konusu markaların mizanpajına bakıldığında, kelime unsurunu oluşturan “...” kelimesinin markanın üst kısmında büyük harf karakterleri ile fakat markanın diğer ana unsurunu oluşturan figüratif “P” harfinin ise daha baskın bir biçimde ve kelime unsuruna göre daha büyük ve daha dikkat çekecek biçimde tertip edildiğini, markalara asıl karakterini veren ana unsurun figüratif “P” harfi olduğunun göze çarptığını, davalı adına 2009/37817 sayı ile tescilli “... LIGHT ... SLIMS + figüratif P şekli” markasının, müvekkilinin markaları ile karıştırılma ihtimali barındırdığını, nitekim taraflar arasında figüratif “P” harfi sebebiyle pek çok dava görüldüğünü ve müvekkilinin bu davaları kazandığını, bazılarının kesinleştiğini iddia ederek davalı adına 2009/37817 sayı ile tescilli “... LIGHT ... SLIMS + figüratif P şekli” markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde dava açmadığından sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, ayrıca Ankara 4. FSHHM'nin 2013/245 E. ve 2014/234 K. sayılı davasını takip etmediğini, davanın açılmamış sayıldığını, daha sonra tekrar hükümsüzlük davası açılmasının kötü niyetli olduğunu, kazanılmış hakkın söz konusu olduğunu, davacının delil olarak sunduğu örnek mahkeme kararlarında “...” kelimesi ve “P” harfinin bulunmadığını, tarafların markaları arasında bütüncül izlenimde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile davalının markasının davacının seri markaları ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının 2009/37817 numaralı "... LİGHT .... SLİMS + .... P Şekil" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markanın bütün olarak bıraktığı izlenim dikkate alındığında iltibas şartlarının oluşmadığının açık olmasına rağmen hatalı olarak hükümsüzlük kararı verildiğini, Mahkeme kararının aksine müvekkilinin markasında baskın ve asli unsurun ... ibaresi olduğunu, hem görsel hem de fonetik olarak farklı ve ayırt edici olduğunu, bu ibarenin markanın tam ortasına yatay olarak büyük puntolarla tüketicinin direkt gözüne çarpacak şekilde konumlandırıldığını, bu kelimenin baş harfi olan P harfinin ise çok açık gri renkte, çok küçük puntolarla belli belirsiz yazıldığını, slims ve P harfinin tali nitelikte olduğunu, ... kelimesinin 34. sınıfta 2006/35382 numarası ile tescilli markalarından olduğunu, markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığını, sigara kullanıcılarının sigarayı ismiyle istedikleri düşünüldüğünde ambalajdaki görselliğin iltibasa elverişli olmadığını ortaya koyduğunu, Mahkemenin sigara ve tütün kullanıcılarının bilinçli tüketici olmadığı gerekçesi ile ortalama tüketicinin dikkat düzeyini dikkate almadan kurulan hükmün hatalı olduğunu, markaların iltibas değerlendirmesi yapılırken karıştırılma ihtimalinin belirlenmesinde, özel alıcı/tüketici kitlesi varsa bu tüketicilerin benzer işaretleri karıştırıp karıştırmadıklarının belirlenmesinde, bu özel alıcı kitlesinin tercihlerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, sigara kullanıcılarının 18 yaşın üzerinde, akli baliğ olmuş, gelişigüzel ürün seçmeyen ve tütün kalitesi ve içim zevkine göre karar veren tüketiciler olduğunu, normal tüketiciden farklı olarak ekstra dikkat içerisinde olacaklarını ve bilinç düzeylerinin diğer sektörlerden daha fazla olacağının kabulü gerektiğini, yasal düzenlemeler gereği tüketicilerin ürünü raftan karşılaştırarak alamadığını, kasiyerden veya satıcıdan markanın ismini söyleyerek aldıklarını, davacının markalarının Türkiye'de satış izni bulunmadığını, markaların karıştırılabilirliği bakımından geniş bir sektörel inceleme yapılması gerektiğini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, müvekkilinin markasının asıl unsuru olan "... LIGHT ... SLIMS" kelimesi ile "... SLIM" kelimelerinin fonetik ve görsel açıdan farklı olduğunu, sigara kullanıcılarının ekstra dikkatli ve bilinçli olduğu gözetildiğinde ve yasal düzenlemeler karşısında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, Mahkemece sessiz kalma yoluyla hak kaybının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin markasının asli unsurunu oluşturan ... kelimesinin 2006/38840 ve 2012/18263 numaraları ile tescilli olduğunu, davaya konu markanın başvuru tarihinin 01.07.2011 olup davanın 30.09.2016 tarihinde açıldığını, davacının müvekkilinin markalarından haberdar olmasına rağmen dava açmadığını, müvekkilinin markaya yatırımlar yaptığını, sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleştiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu markaya yönelik açılmış bir dava bulunmadığının anlaşıldığı, dava tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 42 nci maddesinin birinci fıkrasında tanınmış markaların hükümsüzlüğü davalarının tescil tarihinden itibaren 5 yıllık süre içerisinde açılması gerektiğinin düzenlendiği, tanınmış olmayan markalar için KHK'da herhangi bir süre düzenlenmemişse de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin içtihatlarında 5 yıllık sürenin tanınmış olmayan markalar için de geçerli olacağının kabul edildiği, bu durumda davalı markasının tescil tarihinin 01.07.2011 olduğu, davanın 5 yıllık süre geçtikten sonra 30.09.2016 tarihinde açıldığı, Mahkemece davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açılması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 115 inci maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı adına tescilli markalar, taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlıklar ve tüm dosya kapsamına göre davalının dava konusu markayı tescilinin kötü niyetli olduğunu, kötü niyetli tescil durumunda 5 yıllık sürenin uygulanmayacağını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı adına 34. sınıfta tescilli 2009/37817 başvuru numaralı, 01.07.2011 tescil tarihli "... LIGHT ... SLIMS+ P şekil" markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
556 sayılı KHK'nın 42 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı KHK'nın 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, "... 7 ci maddede sayılan haller. (Ancak, 7 nci maddenin (ı) bendinde belirtilen tanınmış markalarla ilgili davanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde açılması gerekir. Markanın tescilinde kötü niyet varsa iptal davası süreye bağlı değildir.)..." düzenlemesini içermekte olup sessiz kalma suretiyle hak kaybının gerçekleşmesi, sonraki tarihli marka sahibinin iyi niyetli olmasına bağlıdır. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince davalı markasının tescil tarihinin 01.07.2011 olduğu, davanın 5 yıllık süre geçtikten sonra 30.09.2016 tarihinde açıldığı, hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ise de, gerekçeli karar yerinde yukarıda anılan hükümde bahsi geçen "Markanın tescilinde kötü niyet varsa iptal davası süreye bağlı değildir." düzenlemesi eldeki somut uyuşmazlık bakımından irdelenmemiş, tartışılmamış, eksik değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiştir. Açıklanan bu sebeple hükmün bozulması gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2985 E. 2024/8113 K.
Ortak:kâr kaybı · kaldırma ve yeniden hüküm · usulden reddi · iltibas
İncelediğiniz karardaKararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde dava açmadığından sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığını, ayrıca Ankara 4.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile davalının markasının davacının seri markaları ile «iltibas» yaratacak derecede benzer olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının 2009/37817 numaralı "...
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde dava açmadığından sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı, tarafların markaları arasında, bütüncül izlenimde, benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 05.03.2019 tarihli 2016/176 E. ve 2019/62 K. sayılı kararıyla; davalının markasının davacının seri markaları ile «iltibas» yaratacak derecede benzer olması nedeniyle, davanın kabulüne ve davalının 2009/37817 numaralı "...
PRESİDENT SLİMS+Figüratif P Şekil" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 17.02.2022 tarih ve 2019/1845 E., 2022/240 K. sayılı kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurularak davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf incelemesi · infaz · kötüniyet
Benzer bu karardaBu itibarla Dairemiz bozma ilamına uyan Bölge Adliye Mahkemesince, uyulan bozma kararı doğrultusunda uyuşmazlığı sona erdirecek, «infaza» elverişli hüküm kurulması gerekirken, hayatiyetini kaybetmiş İlk Derece Mahkemesi kararı ile ilgili «istinaf incelemesi» yapılarak istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmediğinden, kararın bozulması gerekmiştir.
2.Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; markanın tescilinde «kötüniyet» varsa iptal davasının süreye bağlı olmadığı yönündeki düzenleme ve somut olaydaki koşullar dikkate alındığında, işbu davada 5 yıllık dava açma süresinin uygulanmay …
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Dairemiz bozma kararına uyulmakla yapılan yargılama İlk Derece Mahkemesi kararının «istinaf incelemesi» mahiyetinde değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3877 E. 2024/5988 K.
Ortak:kâr kaybı · kaldırma ve yeniden hüküm · ortalama tüketici · eksik inceleme · iltibas · Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markanın bütün olarak bıraktığı izlenim dikkate alındığında «iltibas» şartlarının oluşmadığının açık olmasına rağmen hatalı olarak hükümsüzlük kararı verildiğini, Mahkeme kararının aksine müvekkilinin markasında baskın ve asli unsurun ... ibaresi olduğunu, hem görsel hem de fonetik olarak farklı ve ayırt edici olduğunu, bu ibarenin markanın tam ortasına yatay olarak büyük puntolarla tüketicinin direkt gözüne çarpacak şekilde konumlandırıldığını, bu kelimenin baş harfi olan P harfinin ise çok açık gri renkte, çok küçük puntolarla belli belirsiz yazıldığını, slims ve P harfinin tali nitelikte olduğunu, ... kelimesinin 34. sınıfta 2006/35382 numarası ile tescilli markalarından olduğunu, markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığını, sigara kullanıcılarının sigarayı ismiyle istedikleri düşünüldüğünde ambalajdaki görselliğin iltibasa elverişli olmadığını ortaya koyduğunu, Mahkemenin sigara ve tütün kullanıcılarının bilinçli tüketici olmadığı gerekçesi ile «ortalama tüketicinin» dikkat düzeyini dikkate almadan kurulan hükmün hatalı olduğunu, markaların iltibas değerlendirmesi yapılırken karıştırılma ihtimalinin belirlenmesinde, özel alıcı/tüketici kitlesi varsa bu tüketicilerin benzer işaretleri karıştırıp karıştırmadıklarının belirlenmesinde, bu özel alıcı kitlesinin tercihlerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, sigara kullanıcılarının 18 yaşın üzerinde, akli baliğ olmuş, gelişigüzel ürün seçmeyen ve tütün kalitesi ve içim zevkine göre karar veren tüketiciler olduğunu, normal tüketiciden farklı olarak ekstra dikkat içerisinde olacaklarını ve bilinç düzeylerinin diğer sektörlerden daha fazla olacağının kabulü gerektiğini, yasal düzenlemeler gereği tüketicilerin ürünü raftan karşılaştırarak alamadığını, kasiyerden veya satıcıdan markanın ismini söyleyerek aldıklarını, davacının markalarının Türkiye'de satış izni bulunmadığını, markaların karıştırılabilirliği bakımından geniş bir sektörel inceleme yapılması gerektiğini, «eksik inceleme» ile hüküm kurulduğunu, müvekkilinin markasının asıl unsuru olan "...
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde dava açmadığından sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığını, ayrıca Ankara 4.
Benzer bu kararda… 1.2018 tarih, 2018/528 E. ve 2018/1224 K. sayılı ilamında açıkça sigara emtiasında tüketicinin dikkat ve özen düzeyinin yüksek olduğunun vurgulandığını, CJEU'e göre «ortalama tüketici», değişik markalar arasında karşılaştırma imkanını nadiren bulabilir, daha çok markaları hafızasında tutabildiği kadar görüntüsüne göre değerlendirme yapar öte yandan bir markayı «taşıyan» ürünün devamlı müşterileri de, sigara emtiasında olduğu gibi, o marka yönünden aşina olmaları nedeniyle, markalar arasındaki farklılıklar algılama bakımından daha dikkatli ve seçici olacakları hususunun somut olayda gözetilmesi gerektiğini, sigara gibi bağımlılık düzeyi yüksek ve tercih edilen ürünün isim ve paketinden çok içim zevkine ve kullanıcının mamülden aldığı keyife göre değişmesi sebebiyle tüketicinin bilinç düzeyinin bu sektörde diğer sektörlerden çok daha fazla olacağının kabulünün gerekeceğini, bu hususun değerlendirilmesi gerektiğini, söz konusu markaların karıştırılabilirliği bakımdan geniş bir sektörel değerlendirme yapılmadan «eksik inceleme» neticesinde hüküm kurulduğunu, mahkemenin davacının sessiz kalma yolu ile hak «kaybının» bulunmadığı gerekçesinin yerinde olmadığını, davacının davasını geç açmasının «hakkın kötüye kullanılması» olduğunu beyanla kararın «kaldırılmasını, yeniden» yargılama ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… ınıfta tütün, tütün ürünleri, sigara, buna benzer ürünlerle ilgili eşyalar için tescil edilmiş oldukları, her ne kadar davalı taraf sigara ve tütün kullanıcılarının «ortalama tüketiciden» daha bilinçli oldukları ve karıştırılma ihtimalinin buna göre değerlendirilmesini talep etmişse de, sigara ve tütün tüketicilerinin toplumun her kesiminden olabileceği, bu nedenle ortalama tüketici oldukları, bilinçli tüketici olarak kabul edilemeyecekleri, kaldı ki bilinçli tüketici olsalar dahi taraf markalarının yalnızca sigara ve tütün ürünleri için değil, bu ürünlerle ilgili günlük kullanılabilecek eşyalar içinde tescil edildikleri, ayrıca markalar arasındaki yüksek benzerlik nedeniyle yine de karıştırılma ihtimali olabileceği, sessiz kalma yoluyla hak «kaybı» koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının "PASSION SLİMS + Figüratif P Şekil" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmi …
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markanın bir bütün olarak bıraktığı izlenim dikkate alındığında «iltibas» şartlarının oluşmadığının açık ve net olduğunu, tescilli bir markanın önceki tescilli bir markaya karşı iltibas yaratıp yaratmadığı hususunda yapılacak incelemede bütünsellik ilkesi gereği inceleme yapılması gerektiğini, markalar arasında görsel olarak iltibas yaratacak bir benzerlik bulunmadığını, görsel bir benzerlik olduğu varsayılsa dahi sigara piyasasında özellikle de sigara kullanıcılarının sigaralara raflardan bizzat ulaşamadıkları marka adı ile kasiyer veya satıcılardan talep ettikleri düşünüldüğünde sigaranın ambalajındaki görselliğin iltibasa elverişli bir netice ortaya koymadığının açık olduğunu, birden fazla kelime unsuru içeren markalarda, kelime unsurlarından sadece birisinin aynı olmasının markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu anlamına gelmeyeceğini, farklı nitelikteki kelime unsurlarının markaya ek bir ayırt edici nitelik katıp katmadığı, ilgili kelimenin «ayırt edicilik» niteliğinin gücü, başvuruda yer alan ek kelimelerin «ortalama tüketici» üzerinde yaratacağı ilk ve genel marka algısını etkileyip etkilemeyeceği, önceki markanın toplumdaki bilinirlik düzeyi, sonraki markanın ek kelime unsurlarıyla bir …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · hakkın kötüye kullanılması · ziya · infaz · taşıyan · ayırt edicilik · haksız rekabet · dahili dava
Benzer bu kararda… eticilerin 18 yaşından büyük yetişkin oldukları, dikkat seviyelerinin ortalama halk kitlesine göre daha yüksek olduğu, tüketicilerin sigara alırken şekil unsurundan «ziyade» yazı unsurunu dikkate aldıkları ve ürünleri daha çok isim söyleyerek satın aldıkları, davalının benzer ses/ harf ve ambalaj yakınlaştırılması ile ürün satışı halinde davacı markasının başka ürün/ seri çıkarttığı, ülkemizde satışına başlandığı izlenimini oluşturması, davacının ürününü bilen açısından denenmek arzusu uyandırması, tercih edilmesinin de mümkün olduğu, tüketicilerin ürünü alırken isim söyledikleri ve markadaki şekil unsurunun tercih belirlemede etkili olmadığı ancak işitsel olarak aynı kelimelerin kullanılmasının davalı ürününün davacı markası ile «iltibasa» ve «haksız rekabete» sebep olacağının da sabit olduğu, taraf markalarının benzer olduğu, aynı mal/ hizmet alanında tescil edilmesi ve kullanılması, davacının markası ile arasında bağlantı olduğu ihtimali de «dahil» ortalama düzeyde bir tüketici nazarında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacının markaları ile davalı markasının harf karakteri, renk, şekil-biçim ve İngilizc …
… 1.2018 tarih, 2018/528 E. ve 2018/1224 K. sayılı ilamında açıkça sigara emtiasında tüketicinin dikkat ve özen düzeyinin yüksek olduğunun vurgulandığını, CJEU'e göre «ortalama tüketici», değişik markalar arasında karşılaştırma imkanını nadiren bulabilir, daha çok markaları hafızasında tutabildiği kadar görüntüsüne göre değerlendirme yapar öte yandan bir markayı «taşıyan» ürünün devamlı müşterileri de, sigara emtiasında olduğu gibi, o marka yönünden aşina olmaları nedeniyle, markalar arasındaki farklılıklar algılama bakımından daha dikkatli ve seçici olacakları hususunun somut olayda gözetilmesi gerektiğini, sigara gibi bağımlılık düzeyi yüksek ve tercih edilen ürünün isim ve paketinden çok içim zevkine ve kullanıcının mamülden aldığı keyife göre değişmesi sebebiyle tüketicinin bilinç düzeyinin bu sektörde diğer sektörlerden çok daha fazla olacağının kabulünün gerekeceğini, bu hususun değerlendirilmesi gerektiğini, söz konusu markaların karıştırılabilirliği bakımdan geniş bir sektörel değerlendirme yapılmadan «eksik inceleme» neticesinde hüküm kurulduğunu, mahkemenin davacının sessiz kalma yolu ile hak «kaybının» bulunmadığı gerekçesinin yerinde olmadığını, davacının davasını geç açmasının «hakkın kötüye kullanılması» olduğunu beyanla kararın «kaldırılmasını, yeniden» yargılama ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, gerektiğinde hükmün eki niteliğinde kroki ve şekillere kararın ekinde yer verilebilirse de hükmün gerekçe kısmında, yukarıda anılan yasal düzenlemelere uygun düşmeyecek biçimde görüntü ve şekillere yer verilmesi, davadan yeni davalar doğmasına, tarafların yeniden uyuşmazlığa düşmelerine, «infazda tereddüte» neden olunmasına yol açabilecektir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markanın bir bütün olarak bıraktığı izlenim dikkate alındığında «iltibas» şartlarının oluşmadığının açık ve net olduğunu, tescilli bir markanın önceki tescilli bir markaya karşı iltibas yaratıp yaratmadığı hususunda yapılacak incelemede bütünsellik ilkesi gereği inceleme yapılması gerektiğini, markalar arasında görsel olarak iltibas yaratacak bir benzerlik bulunmadığını, görsel bir benzerlik olduğu varsayılsa dahi sigara piyasasında özellikle de sigara kullanıcılarının sigaralara raflardan bizzat ulaşamadıkları marka adı ile kasiyer veya satıcılardan talep ettikleri düşünüldüğünde sigaranın ambalajındaki görselliğin iltibasa elverişli bir netice ortaya koymadığının açık olduğunu, birden fazla kelime unsuru içeren markalarda, kelime unsurlarından sadece birisinin aynı olmasının markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu anlamına gelmeyeceğini, farklı nitelikteki kelime unsurlarının markaya ek bir ayırt edici nitelik katıp katmadığı, ilgili kelimenin «ayırt edicilik» niteliğinin gücü, başvuruda yer alan ek kelimelerin «ortalama tüketici» üzerinde yaratacağı ilk ve genel marka algısını etkileyip etkilemeyeceği, önceki markanın toplumdaki bilinirlik düzeyi, sonraki markanın ek kelime unsurlarıyla bir …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1079 E. 2024/4134 K.
Ortak:kâr kaybı · ortalama tüketici · dava sebebi · eksik inceleme · iltibas · dava şartı
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markanın bütün olarak bıraktığı izlenim dikkate alındığında «iltibas» şartlarının oluşmadığının açık olmasına rağmen hatalı olarak hükümsüzlük kararı verildiğini, Mahkeme kararının aksine müvekkilinin markasında baskın ve asli unsurun ... ibaresi olduğunu, hem görsel hem de fonetik olarak farklı ve ayırt edici olduğunu, bu ibarenin markanın tam ortasına yatay olarak büyük puntolarla tüketicinin direkt gözüne çarpacak şekilde konumlandırıldığını, bu kelimenin baş harfi olan P harfinin ise çok açık gri renkte, çok küçük puntolarla belli belirsiz yazıldığını, slims ve P harfinin tali nitelikte olduğunu, ... kelimesinin 34. sınıfta 2006/35382 numarası ile tescilli markalarından olduğunu, markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığını, sigara kullanıcılarının sigarayı ismiyle istedikleri düşünüldüğünde ambalajdaki görselliğin iltibasa elverişli olmadığını ortaya koyduğunu, Mahkemenin sigara ve tütün kullanıcılarının bilinçli tüketici olmadığı gerekçesi ile «ortalama tüketicinin» dikkat düzeyini dikkate almadan kurulan hükmün hatalı olduğunu, markaların iltibas değerlendirmesi yapılırken karıştırılma ihtimalinin belirlenmesinde, özel alıcı/tüketici kitlesi varsa bu tüketicilerin benzer işaretleri karıştırıp karıştırmadıklarının belirlenmesinde, bu özel alıcı kitlesinin tercihlerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, sigara kullanıcılarının 18 yaşın üzerinde, akli baliğ olmuş, gelişigüzel ürün seçmeyen ve tütün kalitesi ve içim zevkine göre karar veren tüketiciler olduğunu, normal tüketiciden farklı olarak ekstra dikkat içerisinde olacaklarını ve bilinç düzeylerinin diğer sektörlerden daha fazla olacağının kabulü gerektiğini, yasal düzenlemeler gereği tüketicilerin ürünü raftan karşılaştırarak alamadığını, kasiyerden veya satıcıdan markanın ismini söyleyerek aldıklarını, davacının markalarının Türkiye'de satış izni bulunmadığını, markaların karıştırılabilirliği bakımından geniş bir sektörel inceleme yapılması gerektiğini, «eksik inceleme» ile hüküm kurulduğunu, müvekkilinin markasının asıl unsuru olan "...
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde dava açmadığından sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığını, ayrıca Ankara 4.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile davalının markasının davacının seri markaları ile «iltibas» yaratacak derecede benzer olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının 2009/37817 numaralı "...
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markanın bütün olarak bıraktığı izlenim dikkate alındığında «iltibas» şartlarının oluşmadığının açık ve net olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen hükmün eksik ve hatalı incelemeye dayalı olduğunu, bütünsellik ilkesi gereği inceleme yapılması gerektiğini, müvekkili markası ile davacı markası arasında kesinlikle bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasının asli unsuru olan President kelimesinin soldan sağa markanın üst kısmını tamamen kapsayacak şekilde yazıldığını, buna karşın davacının markalarının asli unsuru "Figüratif P" olduğunu ve mizanpajının tam ortasında renkli zemin üzerinde dikkat çekecek şekilde ve markanın bütün zemininin %70-80 ini kapsayacak şekilde yer aldığını, müvekkilinin markasının baskın ve asli unsurunun “PRESIDENT” kelimesi olduğunu ve davacının markaları ile hem görsel hem de fonetik açıdan farklı ve ayırtedici olduğunun ilk bakışta dahi anlaşıldığını, müvekkilinin markasını kullandığı sigara paketlerinin üzerinde yer alan diğer “P” şeklinin ise tali nitelikte olduğunu, asli unsur olan “PRESIDENT” kelimesinin ise müvekkili tarafından uzun yıllardan beri markasında yer verildiğini, “PRESIDENT” kelimesinin müvekkilinin 34. sınıfta 2006/35382 numarası ile tescilli markalarından biri olduğunu, müvekkilinin markası ile davacının iltibas iddiasına dayanak gösterdiği markaları arasında görsel olarak iltibas yaratacak bir benzerlik bulunmadığını, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için görsel bir benzerlik olduğu varsayılsa dahi sigara piyasasında özellikle de sigara kullanıcıların sigaralara raflardan bizzat ulaşamadıkları marka adı ile kasiyer veya satıcılardan talep ettikleri düşünüldüğünde sigaranın ambalajındaki görselliğin iltibasa elverişli bir netice ortaya koymadığını, müvekkilinin tescilli markası ile davacı markası arasında bütün olarak bıraktığı izlenim de dikkate alındığında herhangi bir iltibasın söz konusu olmadığını, Dairemizin 2017/3812 E., 2019/1021 K. sayılı ilamında bu hususa değinildiğini "....marka ile üründeki kelime ve şekil unsurlarının bütünsel yerleşimi ve genel kompozisyonu bakımından ise iltibasa yol açacak her hangi bir benzerlik olmadığı..." şeklinde belirtildiğini, bir markayı oluşturan unsurun, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden «ziyade» unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak gerektiğini, bir markanın koruma kapsamının bir bütün olarak bıraktığı izlenime göre saptanması gerektiğini, şekil ve sözcüklerden oluşan kompozit markalarda ise karıştırma ihtimali bakımından kural olarak sözcüğe ağırlık verilmesi gerektiğini, zira sözcük markalarının hem sözle, hem yazı ile kolayca ifade edilebildiğini, bununla birlikte eğer markadaki şekil unsuru ön plana çıkıyor ise değerlendirmenin buna göre yapılması gerektiğini, müvekkilinin ''PRESIDENT SILVER'' markasının yeterli «ayırt ediciliği» sağlayacak nitelik ve büyüklükte olduğundan ilk derece mahkemesi tarafından söz konusu markaların iltibas yaratacak şekilde benzer olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesinin yerleşik Yargıtay içtihatları ile çelişki içerdiğini, İlk derece mahkemesi tarafından ise sadece her iki tarafın markalarında da esas unsurunun ''P'' harfi olduğu, ''P'' harfinin yazım şekillerinin dahi benzerlik gösterdiği gerekçeleri ile davanın kabulüne verilmesinin eksik ve hatalı olduğunu, müvekkili şirketin tescilli markasındaki asli unsurun '' PRESİDENT'' ibaresi olup ''P'' harfi olmadığını, müvekkili şirketin ''PRESİDENT SILVER+ Figüratif P şekil'' markası ile davacıya ait tescilli markalar arasında müşteri kitlesi nezdinde ayırt edilebilecek bir farklılıkları barındırdığını, İlk Derece Mahkemesi'nin sigara ve tütün kullanıcılarının bilinçli tüketici olmadığı gerekçesi ile «ortalama tüketicinin» dikkat düzeyi dikkate alınmadan kurulan hükmünün hatalı olduğunu, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik halinde, karşılaştırılan markalar aynı olmamakla birlikte, markaların ortalama tüketici kitlesinde bıraktıkları genel izlenim bakımından hemen hemen aynı olmasının kastedildiğini, Markaların ortalama tüketicilerde bıraktıkları genel izlenimin hemen hemen aynı olması durumu ise markalara ayırt ediciliği katan asli ayırt edici unsurların ayniyeti veya üst düzeydeki benzerliği olduğunu, markaların asli ayırt edici unsurlarının üst düzeydeki benzerliğinin ek testlere, değerlendirmelere gerek kalmaksızın ayırt edilemeyecek derecede benzerlik haline yol açıp açmayacağının tespit edilmesi gerekmekteyken ilk derece mahkemesi tarafından «eksik incelemeye» dayanılarak hüküm kurulduğunu, markaların karıştırılabilirliği bakımından geniş bir sektörel değerlendirme yapılmadan eksik inceleme neticesinde hüküm kurulduğunu, sigara satın alan tüketiciler alışkın oldukları içim tadına sahip sigarayı marka adıyla ve diğer paket özellikleriyle bilerek, satıcıdan isteyerek aldıkları için; sigara paketlerinin müşterilerce elle karıştırılarak, paket ambalajlarındaki markaya özgü desen-şekillerine bakılıp karşılaştırılarak, 'hangisini alsam' tereddütü ile seçilmediğinden, paketler üzerindeki renk, şekil benzerlikleri ile tüketicinin aldatılması iddiasının sigara piyasasındaki alışveriş sırasında geçerli olmadığını, asgari on sekiz yaşını doldurmuş ergin sigara tüketicisinin "PRESİDENT SILVER" ve''PRESTİGE'' kelimelerini satın alma işleminde söylerken ayırt edebileceğinin aşikar olduğunu, müvekkilinin markasında yer alan ve markanın ana unsuru olan "PRESİDENT SILVER" kelimesi ile davacının markasında yer alan "PRESTİGE" kelimelerinin hem fonetik hem de görsel açıdan farklı olduğunu, sigara kullanıcılarının ortalama tüketiciye nazaran ekstra dikkatli ve bilinçli olduğu yine sigara piyasasındaki yasal düzenlemelerin de nazara alınarak karıştırılma ihtimalinin mümkün olmadığını, davacının sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne ilişkin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin Türkiye'nin en büyük tütün üreticilerinden bi …
… dan bozulduğu ve söz konusu davanın hem TÜRKPATENT YİDK kararının iptaline hem de markanın hükümsüzlüğüne ilişkin taleplerinin reddedilmesi ve dosyanın kesinleşmesi «sebebi» ile artık ihtilaf bulunmadığı inancı ile markasına büyük yatırımlar yaptığını beyan etmiş ise de, söz konusu kararın bozma sebebine ilişkin gerekçesinin esasa yönelik bir karar olmadığı, YİDK kararının dava konusu markaya ilişkin açılan dava olması sebebiyle dava sonucu beklenilmesi yönünde bozulmasına karar verildiği bu sebeple hükümsüzlüğe ilişkin red kararı verildiği şeklinde yorumlanamayacağı, davalı vekili her ne kadar sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı iddiasında ise de, dava sonucunun beklenilmesi ve süre gelen dava olması sebebiyle hak kaybına uğradığından bahsedilemeyeceği bu sebeple bu konudaki istinaf istemlerinin reddinin gerektiği, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede görsel, sesçil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki işaretin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktıkları izlenimin nazara alınması gerektiği, davacının markalarının özel bir şekilde yazılmış P harfini asıl ve ayırt edici unsur olarak içerecek şekilde bir kompozisyon ihtiva edecek şekilde düzenlenmiş olduğu, davalının markasının da özel bir şekilde yazılmış P harfini asıl ve ayırt edici unsur olarak içerecek şekilde bir kompozisyon ihtiva edecek şekilde düzenlenmiş olduğu, davacı markaları ile davalı başvurusunun 34. sınıf ürünleri içerdikleri, davacının önceden tescil ettirdiği markalarındaki kompozisyonun, boyut, biçim ve kombinasyon olarak, davalının marka tescil başvurusuna konu olan işarette, «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürebilecek biçimde tekrar edildiği, sözcük ve kısmen diğer unsurlarda farklılık bulunmasına karşın, bütünsel olarak bıraktıkları intibaların iltibas yaratacak ve «haksız rekabet» sağlayacak derecede benzer olduğu, normal düzeyde bilgilendirilmiş, makûl ölçüde dikkatli, davacı ve davalı markalarını aynı anda görüp detaylarını karşılaştıramayan, daha önce yararlandığı ürünlerle ilgili tanıtım işaretinin göz ve kulağında kalan izine dayanarak sonraki aynı tür ürün alımlarında, aynı marka ve tanıtım işaretini «taşıyan» mallardan yararlanmak isteyen ortalama düzeydeki alıcıların, her iki tarafa ait marka ve tanıtım işaretlerinin farklı işletmelere ait iki ayrı tanıtım vasıtası old …
… ınıfta tütün, türün ürünleri, sigara, buna benzer ürünlerle ilgili eşyalar için tescil edilmiş oldukları, her ne kadar davalı taraf sigara ve tütün kullanıcılarının «ortalama tüketiciden» daha bilinçli oldukları ve karıştırılma ihtimalinin buna göre değerlendirilmesini talep etmişse de, sigara ve tütün tüketicilerinin toplumun her kesiminden olabileceği, bu sebeple ortalama tüketici oldukları, bilinçli tüketici olarak kabul edilemeyecekleri, kaldı ki bilinçli tüketici olsalar dahi taraf markaları arasındaki benzerlik sebebiyle yine de karıştırılma ihtimali olabileceği, davalı tarafın, davacının sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı iddiası da, davacının davalıya ait markanın tescil aşamasında itirazda bulunması, daha sonra YİDK kararının iptali için dava açmış olması sebebiyle sessiz kaldığından söz edilemeyeceği, sonuç olarak davalının markasının davacının seri markaları ile «iltibas» yaratacak derecede benzer olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve davalının 2009/18220 numaralı "PRESİDENT SİLVER + Figüratif P Şekil" markasının hükümsüzlüğüne ve …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ziya · derdestlik · dürüstlük kuralı · taşıyan · ayırt edicilik · haksız rekabet
Benzer bu kararda… dan bozulduğu ve söz konusu davanın hem TÜRKPATENT YİDK kararının iptaline hem de markanın hükümsüzlüğüne ilişkin taleplerinin reddedilmesi ve dosyanın kesinleşmesi «sebebi» ile artık ihtilaf bulunmadığı inancı ile markasına büyük yatırımlar yaptığını beyan etmiş ise de, söz konusu kararın bozma sebebine ilişkin gerekçesinin esasa yönelik bir karar olmadığı, YİDK kararının dava konusu markaya ilişkin açılan dava olması sebebiyle dava sonucu beklenilmesi yönünde bozulmasına karar verildiği bu sebeple hükümsüzlüğe ilişkin red kararı verildiği şeklinde yorumlanamayacağı, davalı vekili her ne kadar sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı iddiasında ise de, dava sonucunun beklenilmesi ve süre gelen dava olması sebebiyle hak kaybına uğradığından bahsedilemeyeceği bu sebeple bu konudaki istinaf istemlerinin reddinin gerektiği, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede görsel, sesçil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki işaretin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktıkları izlenimin nazara alınması gerektiği, davacının markalarının özel bir şekilde yazılmış P harfini asıl ve ayırt edici unsur olarak içerecek şekilde bir kompozisyon ihtiva edecek şekilde düzenlenmiş olduğu, davalının markasının da özel bir şekilde yazılmış P harfini asıl ve ayırt edici unsur olarak içerecek şekilde bir kompozisyon ihtiva edecek şekilde düzenlenmiş olduğu, davacı markaları ile davalı başvurusunun 34. sınıf ürünleri içerdikleri, davacının önceden tescil ettirdiği markalarındaki kompozisyonun, boyut, biçim ve kombinasyon olarak, davalının marka tescil başvurusuna konu olan işarette, «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürebilecek biçimde tekrar edildiği, sözcük ve kısmen diğer unsurlarda farklılık bulunmasına karşın, bütünsel olarak bıraktıkları intibaların iltibas yaratacak ve «haksız rekabet» sağlayacak derecede benzer olduğu, normal düzeyde bilgilendirilmiş, makûl ölçüde dikkatli, davacı ve davalı markalarını aynı anda görüp detaylarını karşılaştıramayan, daha önce yararlandığı ürünlerle ilgili tanıtım işaretinin göz ve kulağında kalan izine dayanarak sonraki aynı tür ürün alımlarında, aynı marka ve tanıtım işaretini «taşıyan» mallardan yararlanmak isteyen ortalama düzeydeki alıcıların, her iki tarafa ait marka ve tanıtım işaretlerinin farklı işletmelere ait iki ayrı tanıtım vasıtası old …
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markanın bütün olarak bıraktığı izlenim dikkate alındığında «iltibas» şartlarının oluşmadığının açık ve net olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen hükmün eksik ve hatalı incelemeye dayalı olduğunu, bütünsellik ilkesi gereği inceleme yapılması gerektiğini, müvekkili markası ile davacı markası arasında kesinlikle bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasının asli unsuru olan President kelimesinin soldan sağa markanın üst kısmını tamamen kapsayacak şekilde yazıldığını, buna karşın davacının markalarının asli unsuru "Figüratif P" olduğunu ve mizanpajının tam ortasında renkli zemin üzerinde dikkat çekecek şekilde ve markanın bütün zemininin %70-80 ini kapsayacak şekilde yer aldığını, müvekkilinin markasının baskın ve asli unsurunun “PRESIDENT” kelimesi olduğunu ve davacının markaları ile hem görsel hem de fonetik açıdan farklı ve ayırtedici olduğunun ilk bakışta dahi anlaşıldığını, müvekkilinin markasını kullandığı sigara paketlerinin üzerinde yer alan diğer “P” şeklinin ise tali nitelikte olduğunu, asli unsur olan “PRESIDENT” kelimesinin ise müvekkili tarafından uzun yıllardan beri markasında yer verildiğini, “PRESIDENT” kelimesinin müvekkilinin 34. sınıfta 2006/35382 numarası ile tescilli markalarından biri olduğunu, müvekkilinin markası ile davacının iltibas iddiasına dayanak gösterdiği markaları arasında görsel olarak iltibas yaratacak bir benzerlik bulunmadığını, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için görsel bir benzerlik olduğu varsayılsa dahi sigara piyasasında özellikle de sigara kullanıcıların sigaralara raflardan bizzat ulaşamadıkları marka adı ile kasiyer veya satıcılardan talep ettikleri düşünüldüğünde sigaranın ambalajındaki görselliğin iltibasa elverişli bir netice ortaya koymadığını, müvekkilinin tescilli markası ile davacı markası arasında bütün olarak bıraktığı izlenim de dikkate alındığında herhangi bir iltibasın söz konusu olmadığını, Dairemizin 2017/3812 E., 2019/1021 K. sayılı ilamında bu hususa değinildiğini "....marka ile üründeki kelime ve şekil unsurlarının bütünsel yerleşimi ve genel kompozisyonu bakımından ise iltibasa yol açacak her hangi bir benzerlik olmadığı..." şeklinde belirtildiğini, bir markayı oluşturan unsurun, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden «ziyade» unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak gerektiğini, bir markanın koruma kapsamının bir bütün olarak bıraktığı izlenime göre saptanması gerektiğini, şekil ve sözcüklerden oluşan kompozit markalarda ise karıştırma ihtimali bakımından kural olarak sözcüğe ağırlık verilmesi gerektiğini, zira sözcük markalarının hem sözle, hem yazı ile kolayca ifade edilebildiğini, bununla birlikte eğer markadaki şekil unsuru ön plana çıkıyor ise değerlendirmenin buna göre yapılması gerektiğini, müvekkilinin ''PRESIDENT SILVER'' markasının yeterli «ayırt ediciliği» sağlayacak nitelik ve büyüklükte olduğundan ilk derece mahkemesi tarafından söz konusu markaların iltibas yaratacak şekilde benzer olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesinin yerleşik Yargıtay içtihatları ile çelişki içerdiğini, İlk derece mahkemesi tarafından ise sadece her iki tarafın markalarında da esas unsurunun ''P'' harfi olduğu, ''P'' harfinin yazım şekillerinin dahi benzerlik gösterdiği gerekçeleri ile davanın kabulüne verilmesinin eksik ve hatalı olduğunu, müvekkili şirketin tescilli markasındaki asli unsurun '' PRESİDENT'' ibaresi olup ''P'' harfi olmadığını, müvekkili şirketin ''PRESİDENT SILVER+ Figüratif P şekil'' markası ile davacıya ait tescilli markalar arasında müşteri kitlesi nezdinde ayırt edilebilecek bir farklılıkları barındırdığını, İlk Derece Mahkemesi'nin sigara ve tütün kullanıcılarının bilinçli tüketici olmadığı gerekçesi ile «ortalama tüketicinin» dikkat düzeyi dikkate alınmadan kurulan hükmünün hatalı olduğunu, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik halinde, karşılaştırılan markalar aynı olmamakla birlikte, markaların ortalama tüketici kitlesinde bıraktıkları genel izlenim bakımından hemen hemen aynı olmasının kastedildiğini, Markaların ortalama tüketicilerde bıraktıkları genel izlenimin hemen hemen aynı olması durumu ise markalara ayırt ediciliği katan asli ayırt edici unsurların ayniyeti veya üst düzeydeki benzerliği olduğunu, markaların asli ayırt edici unsurlarının üst düzeydeki benzerliğinin ek testlere, değerlendirmelere gerek kalmaksızın ayırt edilemeyecek derecede benzerlik haline yol açıp açmayacağının tespit edilmesi gerekmekteyken ilk derece mahkemesi tarafından «eksik incelemeye» dayanılarak hüküm kurulduğunu, markaların karıştırılabilirliği bakımından geniş bir sektörel değerlendirme yapılmadan eksik inceleme neticesinde hüküm kurulduğunu, sigara satın alan tüketiciler alışkın oldukları içim tadına sahip sigarayı marka adıyla ve diğer paket özellikleriyle bilerek, satıcıdan isteyerek aldıkları için; sigara paketlerinin müşterilerce elle karıştırılarak, paket ambalajlarındaki markaya özgü desen-şekillerine bakılıp karşılaştırılarak, 'hangisini alsam' tereddütü ile seçilmediğinden, paketler üzerindeki renk, şekil benzerlikleri ile tüketicinin aldatılması iddiasının sigara piyasasındaki alışveriş sırasında geçerli olmadığını, asgari on sekiz yaşını doldurmuş ergin sigara tüketicisinin "PRESİDENT SILVER" ve''PRESTİGE'' kelimelerini satın alma işleminde söylerken ayırt edebileceğinin aşikar olduğunu, müvekkilinin markasında yer alan ve markanın ana unsuru olan "PRESİDENT SILVER" kelimesi ile davacının markasında yer alan "PRESTİGE" kelimelerinin hem fonetik hem de görsel açıdan farklı olduğunu, sigara kullanıcılarının ortalama tüketiciye nazaran ekstra dikkatli ve bilinçli olduğu yine sigara piyasasındaki yasal düzenlemelerin de nazara alınarak karıştırılma ihtimalinin mümkün olmadığını, davacının sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne ilişkin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin Türkiye'nin en büyük tütün üreticilerinden bi …
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2011/52 E., 2011/304 K. sayılı kararı ile aynı marka hakkında Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptaline ilişkin açılan ve sonuçlanan bir dava bulunduğu, markanın iptaline karar verildiğini, bu davanın kesinleşip kesinleşmediğinin sorulmasını, kesinleşmemişse «derdestlik» itirazlarının bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… ili şirketin ise söz konusu davanın hem TÜRKPATENT YİDK kararının iptaline hem de markanın hükümsüzlüğüne ilişkin taleplerinin reddedilmesi ve dosyanın kesinleşmesi «sebebi» ile artık ihtilaf bulunmadığı inancı ile markasına büyük yatırımlar yaptığını, ancak davacının TÜRKPATENT nezdinde yaptığı itirazlardan yıllar sonra 30.09.2016 yılında işbu davayı ikame ederek hükümsüzlüğü talep ettiğini, davacının 5 yılı aşkın bir süredir dava konusu olan ve hükümsüzlüğü talep edilen markadan haberdar olduğunu davacının sessiz kalma yoluyla dava açma hakkını kaybettiğini, bir an için 5 yıllık sürenin dolmadığı düşünülse bile Yargıtay kararlarından da görüleceği üzere sessiz kalma yoluyla hak kaybındaki süre koşulunun somut olayın özelliklerine ve «dürüstlük kuralına» göre değerlendirilmesi gerektiğini, davacının davasının sessiz kalma ile hak «kaybı» sebebiyle reddedilmesi gerekirken aksi yönde verilen kararda hukuka uygunluk bulunmadığını, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2473 E. , 2023/6427 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1845 Esas, 2022/240 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2016/176 E., 2019/62 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde 2006/11452, 2005/12837, 2011/110856, 2011/110858 ve 2011/110859 numaralı tescilli markaların sahibi olduğunu, müvekkili adına tescilli benzer özellikte başkaca markaların da bulunduğunu, müvekkilinin tescilli markalarının ortak özelliğinin, “...” ibaresinin yanı sıra esas unsurlarının figüratif “P” harfi olması olduğunu, söz konusu markaların mizanpajına bakıldığında, kelime unsurunu oluşturan “...” kelimesinin markanın üst kısmında büyük harf karakterleri ile fakat markanın diğer ana unsurunu oluşturan figüratif “P” harfinin ise daha baskın bir biçimde ve kelime unsuruna göre daha büyük ve daha dikkat çekecek biçimde tertip edildiğini, markalara asıl karakterini veren ana unsurun figüratif “P” harfi olduğunun göze çarptığını, davalı adına 2009/37817 sayı ile tescilli “...
LIGHT ... SLIMS + figüratif P şekli” markasının, müvekkilinin markaları ile karıştırılma ihtimali barındırdığını, nitekim taraflar arasında figüratif “P” harfi sebebiyle pek çok dava görüldüğünü ve müvekkilinin bu davaları kazandığını, bazılarının kesinleştiğini iddia ederek davalı adına 2009/37817 sayı ile tescilli “... LIGHT ... SLIMS + figüratif P şekli” markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde dava açmadığından sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, ayrıca Ankara 4. FSHHM'nin 2013/245 E. ve 2014/234 K. sayılı davasını takip etmediğini, davanın açılmamış sayıldığını, daha sonra tekrar hükümsüzlük davası açılmasının kötü niyetli olduğunu, kazanılmış hakkın söz konusu olduğunu, davacının delil olarak sunduğu örnek mahkeme kararlarında “...” kelimesi ve “P” harfinin bulunmadığını, tarafların markaları arasında bütüncül izlenimde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile davalının markasının davacının seri markaları ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının 2009/37817 numaralı "... LİGHT .... SLİMS + .... P Şekil" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markanın bütün olarak bıraktığı izlenim dikkate alındığında iltibas şartlarının oluşmadığının açık olmasına rağmen hatalı olarak hükümsüzlük kararı verildiğini, Mahkeme kararının aksine müvekkilinin markasında baskın ve asli unsurun ... ibaresi olduğunu, hem görsel hem de fonetik olarak farklı ve ayırt edici olduğunu, bu ibarenin markanın tam ortasına yatay olarak büyük puntolarla tüketicinin direkt gözüne çarpacak şekilde konumlandırıldığını, bu kelimenin baş harfi olan P harfinin ise çok açık gri renkte, çok küçük puntolarla belli belirsiz yazıldığını, slims ve P harfinin tali nitelikte olduğunu, ... kelimesinin 34. sınıfta 2006/35382 numarası ile tescilli markalarından olduğunu, markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığını, sigara kullanıcılarının sigarayı ismiyle istedikleri düşünüldüğünde ambalajdaki görselliğin iltibasa elverişli olmadığını ortaya koyduğunu, Mahkemenin sigara ve tütün kullanıcılarının bilinçli tüketici olmadığı gerekçesi ile ortalama tüketicinin dikkat düzeyini dikkate almadan kurulan hükmün hatalı olduğunu, markaların iltibas değerlendirmesi yapılırken karıştırılma ihtimalinin belirlenmesinde, özel alıcı/tüketici kitlesi varsa bu tüketicilerin benzer işaretleri karıştırıp karıştırmadıklarının belirlenmesinde, bu özel alıcı kitlesinin tercihlerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, sigara kullanıcılarının 18 yaşın üzerinde, akli baliğ olmuş, gelişigüzel ürün seçmeyen ve tütün kalitesi ve içim zevkine göre karar veren tüketiciler olduğunu, normal tüketiciden farklı olarak ekstra dikkat içerisinde olacaklarını ve bilinç düzeylerinin diğer sektörlerden daha fazla olacağının kabulü gerektiğini, yasal düzenlemeler gereği tüketicilerin ürünü raftan karşılaştırarak alamadığını, kasiyerden veya satıcıdan markanın ismini söyleyerek aldıklarını, davacının markalarının Türkiye'de satış izni bulunmadığını, markaların karıştırılabilirliği bakımından geniş bir sektörel inceleme yapılması gerektiğini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, müvekkilinin markasının asıl unsuru olan "...
LIGHT ... SLIMS" kelimesi ile "... SLIM" kelimelerinin fonetik ve görsel açıdan farklı olduğunu, sigara kullanıcılarının ekstra dikkatli ve bilinçli olduğu gözetildiğinde ve yasal düzenlemeler karşısında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, Mahkemece sessiz kalma yoluyla hak kaybının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin markasının asli unsurunu oluşturan ... kelimesinin 2006/38840 ve 2012/18263 numaraları ile tescilli olduğunu, davaya konu markanın başvuru tarihinin 01.07.2011 olup davanın 30.09.2016 tarihinde açıldığını, davacının müvekkilinin markalarından haberdar olmasına rağmen dava açmadığını, müvekkilinin markaya yatırımlar yaptığını, sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleştiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu markaya yönelik açılmış bir dava bulunmadığının anlaşıldığı, dava tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 42 nci maddesinin birinci fıkrasında tanınmış markaların hükümsüzlüğü davalarının tescil tarihinden itibaren 5 yıllık süre içerisinde açılması gerektiğinin düzenlendiği, tanınmış olmayan markalar için KHK'da herhangi bir süre düzenlenmemişse de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin içtihatlarında 5 yıllık sürenin tanınmış olmayan markalar için de geçerli olacağının kabul edildiği, bu durumda davalı markasının tescil tarihinin 01.07.2011 olduğu, davanın 5 yıllık süre geçtikten sonra 30.09.2016 tarihinde açıldığı, Mahkemece davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açılması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 115 inci maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı adına tescilli markalar, taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlıklar ve tüm dosya kapsamına göre davalının dava konusu markayı tescilinin kötü niyetli olduğunu, kötü niyetli tescil durumunda 5 yıllık sürenin uygulanmayacağını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı adına 34. sınıfta tescilli 2009/37817 başvuru numaralı, 01.07.2011 tescil tarihli "... LIGHT ... SLIMS+ P şekil" markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
556 sayılı KHK'nın 42 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı KHK'nın 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, "... 7 ci maddede sayılan haller. (Ancak, 7 nci maddenin (ı) bendinde belirtilen tanınmış markalarla ilgili davanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde açılması gerekir. Markanın tescilinde kötü niyet varsa iptal davası süreye bağlı değildir.)..." düzenlemesini içermekte olup sessiz kalma suretiyle hak kaybının gerçekleşmesi, sonraki tarihli marka sahibinin iyi niyetli olmasına bağlıdır. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince davalı markasının tescil tarihinin 01.07.2011 olduğu, davanın 5 yıllık süre geçtikten sonra 30.09.2016 tarihinde açıldığı, hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ise de, gerekçeli karar yerinde yukarıda anılan hükümde bahsi geçen "Markanın tescilinde kötü niyet varsa iptal davası süreye bağlı değildir." düzenlemesi eldeki somut uyuşmazlık bakımından irdelenmemiş, tartışılmamış, eksik değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiştir.
Açıklanan bu sebeple hükmün bozulması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981085800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz