Haksız Rekabetin Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2985 E. 2024/8113 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istinaf incelemesi↗ infaz↗ kâr kaybı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ usulden reddi↗ kötüniyet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/176 E., 2019/62 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili firmanın Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde 2006/11452, 2005/12837, 2011/110856, 2011/110858 ve 2011/110859 numaralı tescilli markaların sahibi olduğunu, müvekkilinin tescilli markalarının ortak özelliğinin “...” ibaresinin yanı sıra, esas unsurlarının figüratif “P” harfi olması olduğunu, markalarında “...” kelimesinin markanın üst kısmında büyük harf karakterleri ile, fakat markanın diğer ana unsurunu oluşturan figüratif “P” harfinin ise daha baskın bir biçimde tertip edildiğini, markalara asıl karakterini veren ana unsurun figüratif “P” harfi olduğunu, davalı adına 2009/37817 sayı ile tescilli “... PRESIDENT SLIMS+figüratif P şekli” markasının müvekkilinin markaları karıştırılma ihtimali olduğunu ileri sürerek davalı firmanın 2009/37817 sayı ile tescilli “... PRESIDENT SLIMS+figüratif P şekli” markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde dava açmadığından sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı, tarafların markaları arasında, bütüncül izlenimde, benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
1.İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 05.03.2019 tarihli 2016/176 E. ve 2019/62 K. sayılı kararıyla; davalının markasının davacının seri markaları ile iltibas yaratacak derecede benzer olması nedeniyle, davanın kabulüne ve davalının 2009/37817 numaralı "... PRESİDENT SLİMS+Figüratif P Şekil" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 17.02.2022 tarih ve 2019/1845 E., 2022/240 K. sayılı kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurularak davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 02.11.2023 tarih ve 2022/2473 E., 2023/6427 K. sayılı ilamıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; markanın tescilinde kötüniyet varsa iptal davasının süreye bağlı olmadığı yönündeki düzenleme ve somut olaydaki koşullar dikkate alındığında, işbu davada 5 yıllık dava açma süresinin uygulanmayacağı ve bu nedenle davanın süresinde olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne dair kararın isabetli olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı adına 34. sınıfta tescilli 2009/37817 başvuru numaralı, 01.07.2011 tescil tarihli "SUPER LIGHT PRESIDENT SLIMS+P şekil" markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.HMK 361 ve devamı.
2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2021 tarih ve 2021/10-675 E., 2021/1458 K. sayılı ilamı.
3. Değerlendirme
1.Marka hükümsüzlüğüne ilişkin açılan davada, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu yerinde bulunup İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddedildiği, bu kararı davacı vekilinin temyiz ettiği, Dairemizce hukuka aykırı olduğu belirtilen karar bozularak dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği, bu kez Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddedildiği görülmekle; Bölge Adliye Mahkemesinin bozma ilamı öncesi verdiği 17.02.2022 tarih ve 2019/1845 E., 2022/240 K. sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak hüküm mahkemesi sıfatıyla yeniden esas hakkında hüküm kurulmakla artık İlk Derece Mahkemesi kararı hukukî varlığını kaybetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Dairemiz bozma kararına uyulmakla yapılan yargılama İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesi mahiyetinde değildir. Bu itibarla Dairemiz bozma ilamına uyan Bölge Adliye Mahkemesince, uyulan bozma kararı doğrultusunda uyuşmazlığı sona erdirecek, infaza elverişli hüküm kurulması gerekirken, hayatiyetini kaybetmiş İlk Derece Mahkemesi kararı ile ilgili istinaf incelemesi yapılarak istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmediğinden, kararın bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2473 E. 2023/6427 K.
Ortak:kâr kaybı · kaldırma ve yeniden hüküm · usulden reddi · iltibas
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde dava açmadığından sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı, tarafların markaları arasında, bütüncül izlenimde, benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 05.03.2019 tarihli 2016/176 E. ve 2019/62 K. sayılı kararıyla; davalının markasının davacının seri markaları ile «iltibas» yaratacak derecede benzer olması nedeniyle, davanın kabulüne ve davalının 2009/37817 numaralı "...
PRESİDENT SLİMS+Figüratif P Şekil" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 17.02.2022 tarih ve 2019/1845 E., 2022/240 K. sayılı kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurularak davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaKararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde dava açmadığından sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığını, ayrıca Ankara 4.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile davalının markasının davacının seri markaları ile «iltibas» yaratacak derecede benzer olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının 2009/37817 numaralı "...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu · iptal davası · hak düşürücü süre · kötü niyet · ortalama tüketici · eksik inceleme
Benzer bu karardaHer ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince davalı markasının tescil tarihinin 01.07.2011 olduğu, davanın 5 yıllık süre geçtikten sonra 30.09.2016 tarihinde açıldığı, «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiş ise de, gerekçeli karar yerinde yukarıda anılan hükümde bahsi geçen "Markanın tescilinde «kötü niyet» varsa «iptal davası» süreye bağlı değildir." düzenlemesi eldeki somut uyuşmazlık bakımından irdelenmemiş, tartışılmamış, eksik değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markanın bütün olarak bıraktığı izlenim dikkate alındığında «iltibas» şartlarının oluşmadığının açık olmasına rağmen hatalı olarak hükümsüzlük kararı verildiğini, Mahkeme kararının aksine müvekkilinin markasında baskın ve asli unsurun ... ibaresi olduğunu, hem görsel hem de fonetik olarak farklı ve ayırt edici olduğunu, bu ibarenin markanın tam ortasına yatay olarak büyük puntolarla tüketicinin direkt gözüne çarpacak şekilde konumlandırıldığını, bu kelimenin baş harfi olan P harfinin ise çok açık gri renkte, çok küçük puntolarla belli belirsiz yazıldığını, slims ve P harfinin tali nitelikte olduğunu, ... kelimesinin 34. sınıfta 2006/35382 numarası ile tescilli markalarından olduğunu, markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığını, sigara kullanıcılarının sigarayı ismiyle istedikleri düşünüldüğünde ambalajdaki görselliğin iltibasa elverişli olmadığını ortaya koyduğunu, Mahkemenin sigara ve tütün kullanıcılarının bilinçli tüketici olmadığı gerekçesi ile «ortalama tüketicinin» dikkat düzeyini dikkate almadan kurulan hükmün hatalı olduğunu, markaların iltibas değerlendirmesi yapılırken karıştırılma ihtimalinin belirlenmesinde, özel alıcı/tüketici kitlesi varsa bu tüketicilerin benzer işaretleri karıştırıp karıştırmadıklarının belirlenmesinde, bu özel alıcı kitlesinin tercihlerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, sigara kullanıcılarının 18 yaşın üzerinde, akli baliğ olmuş, gelişigüzel ürün seçmeyen ve tütün kalitesi ve içim zevkine göre karar veren tüketiciler olduğunu, normal tüketiciden farklı olarak ekstra dikkat içerisinde olacaklarını ve bilinç düzeylerinin diğer sektörlerden daha fazla olacağının kabulü gerektiğini, yasal düzenlemeler gereği tüketicilerin ürünü raftan karşılaştırarak alamadığını, kasiyerden veya satıcıdan markanın ismini söyleyerek aldıklarını, davacının markalarının Türkiye'de satış izni bulunmadığını, markaların karıştırılabilirliği bakımından geniş bir sektörel inceleme yapılması gerektiğini, «eksik inceleme» ile hüküm kurulduğunu, müvekkilinin markasının asıl unsuru olan "...
… ul edildiği, bu durumda davalı markasının tescil tarihinin 01.07.2011 olduğu, davanın 5 yıllık süre geçtikten sonra 30.09.2016 tarihinde açıldığı, Mahkemece davanın «hak düşürücü süre» geçtikten sonra açılması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin sair istinaf sebepleri …
Markanın tescilinde «kötü niyet» varsa «iptal davası» süreye bağlı değildir.)..." düzenlemesini içermekte olup sessiz kalma suretiyle hak «kaybının» gerçekleşmesi, sonraki tarihli marka sahibinin iyi niyetli olmasına bağlıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1079 E. 2024/4134 K.
Ortak:kâr kaybı · iltibas
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde dava açmadığından sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı, tarafların markaları arasında, bütüncül izlenimde, benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 05.03.2019 tarihli 2016/176 E. ve 2019/62 K. sayılı kararıyla; davalının markasının davacının seri markaları ile «iltibas» yaratacak derecede benzer olması nedeniyle, davanın kabulüne ve davalının 2009/37817 numaralı "...
Benzer bu kararda… ınıfta tütün, türün ürünleri, sigara, buna benzer ürünlerle ilgili eşyalar için tescil edilmiş oldukları, her ne kadar davalı taraf sigara ve tütün kullanıcılarının «ortalama tüketiciden» daha bilinçli oldukları ve karıştırılma ihtimalinin buna göre değerlendirilmesini talep etmişse de, sigara ve tütün tüketicilerinin toplumun her kesiminden olabileceği, bu sebeple ortalama tüketici oldukları, bilinçli tüketici olarak kabul edilemeyecekleri, kaldı ki bilinçli tüketici olsalar dahi taraf markaları arasındaki benzerlik sebebiyle yine de karıştırılma ihtimali olabileceği, davalı tarafın, davacının sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı iddiası da, davacının davalıya ait markanın tescil aşamasında itirazda bulunması, daha sonra YİDK kararının iptali için dava açmış olması sebebiyle sessiz kaldığından söz edilemeyeceği, sonuç olarak davalının markasının davacının seri markaları ile «iltibas» yaratacak derecede benzer olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve davalının 2009/18220 numaralı "PRESİDENT SİLVER + Figüratif P Şekil" markasının hükümsüzlüğüne ve …
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markanın bütün olarak bıraktığı izlenim dikkate alındığında «iltibas» şartlarının oluşmadığının açık ve net olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen hükmün eksik ve hatalı incelemeye dayalı olduğunu, bütünsellik ilkesi gereği inceleme yapılması gerektiğini, müvekkili markası ile davacı markası arasında kesinlikle bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasının asli unsuru olan President kelimesinin soldan sağa markanın üst kısmını tamamen kapsayacak şekilde yazıldığını, buna karşın davacının markalarının asli unsuru "Figüratif P" olduğunu ve mizanpajının tam ortasında renkli zemin üzerinde dikkat çekecek şekilde ve markanın bütün zemininin %70-80 ini kapsayacak şekilde yer aldığını, müvekkilinin markasının baskın ve asli unsurunun “PRESIDENT” kelimesi olduğunu ve davacının markaları ile hem görsel hem de fonetik açıdan farklı ve ayırtedici olduğunun ilk bakışta dahi anlaşıldığını, müvekkilinin markasını kullandığı sigara paketlerinin üzerinde yer alan diğer “P” şeklinin ise tali nitelikte olduğunu, asli unsur olan “PRESIDENT” kelimesinin ise müvekkili tarafından uzun yıllardan beri markasında yer verildiğini, “PRESIDENT” kelimesinin müvekkilinin 34. sınıfta 2006/35382 numarası ile tescilli markalarından biri olduğunu, müvekkilinin markası ile davacının iltibas iddiasına dayanak gösterdiği markaları arasında görsel olarak iltibas yaratacak bir benzerlik bulunmadığını, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için görsel bir benzerlik olduğu varsayılsa dahi sigara piyasasında özellikle de sigara kullanıcıların sigaralara raflardan bizzat ulaşamadıkları marka adı ile kasiyer veya satıcılardan talep ettikleri düşünüldüğünde sigaranın ambalajındaki görselliğin iltibasa elverişli bir netice ortaya koymadığını, müvekkilinin tescilli markası ile davacı markası arasında bütün olarak bıraktığı izlenim de dikkate alındığında herhangi bir iltibasın söz konusu olmadığını, Dairemizin 2017/3812 E., 2019/1021 K. sayılı ilamında bu hususa değinildiğini "....marka ile üründeki kelime ve şekil unsurlarının bütünsel yerleşimi ve genel kompozisyonu bakımından ise iltibasa yol açacak her hangi bir benzerlik olmadığı..." şeklinde belirtildiğini, bir markayı oluşturan unsurun, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden «ziyade» unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak gerektiğini, bir markanın koruma kapsamının bir bütün olarak bıraktığı izlenime göre saptanması gerektiğini, şekil ve sözcüklerden oluşan kompozit markalarda ise karıştırma ihtimali bakımından kural olarak sözcüğe ağırlık verilmesi gerektiğini, zira sözcük markalarının hem sözle, hem yazı ile kolayca ifade edilebildiğini, bununla birlikte eğer markadaki şekil unsuru ön plana çıkıyor ise değerlendirmenin buna göre yapılması gerektiğini, müvekkilinin ''PRESIDENT SILVER'' markasının yeterli «ayırt ediciliği» sağlayacak nitelik ve büyüklükte olduğundan ilk derece mahkemesi tarafından söz konusu markaların iltibas yaratacak şekilde benzer olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesinin yerleşik Yargıtay içtihatları ile çelişki içerdiğini, İlk derece mahkemesi tarafından ise sadece her iki tarafın markalarında da esas unsurunun ''P'' harfi olduğu, ''P'' harfinin yazım şekillerinin dahi benzerlik gösterdiği gerekçeleri ile davanın kabulüne verilmesinin eksik ve hatalı olduğunu, müvekkili şirketin tescilli markasındaki asli unsurun '' PRESİDENT'' ibaresi olup ''P'' harfi olmadığını, müvekkili şirketin ''PRESİDENT SILVER+ Figüratif P şekil'' markası ile davacıya ait tescilli markalar arasında müşteri kitlesi nezdinde ayırt edilebilecek bir farklılıkları barındırdığını, İlk Derece Mahkemesi'nin sigara ve tütün kullanıcılarının bilinçli tüketici olmadığı gerekçesi ile «ortalama tüketicinin» dikkat düzeyi dikkate alınmadan kurulan hükmünün hatalı olduğunu, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik halinde, karşılaştırılan markalar aynı olmamakla birlikte, markaların ortalama tüketici kitlesinde bıraktıkları genel izlenim bakımından hemen hemen aynı olmasının kastedildiğini, Markaların ortalama tüketicilerde bıraktıkları genel izlenimin hemen hemen aynı olması durumu ise markalara ayırt ediciliği katan asli ayırt edici unsurların ayniyeti veya üst düzeydeki benzerliği olduğunu, markaların asli ayırt edici unsurlarının üst düzeydeki benzerliğinin ek testlere, değerlendirmelere gerek kalmaksızın ayırt edilemeyecek derecede benzerlik haline yol açıp açmayacağının tespit edilmesi gerekmekteyken ilk derece mahkemesi tarafından «eksik incelemeye» dayanılarak hüküm kurulduğunu, markaların karıştırılabilirliği bakımından geniş bir sektörel değerlendirme yapılmadan eksik inceleme neticesinde hüküm kurulduğunu, sigara satın alan tüketiciler alışkın oldukları içim tadına sahip sigarayı marka adıyla ve diğer paket özellikleriyle bilerek, satıcıdan isteyerek aldıkları için; sigara paketlerinin müşterilerce elle karıştırılarak, paket ambalajlarındaki markaya özgü desen-şekillerine bakılıp karşılaştırılarak, 'hangisini alsam' tereddütü ile seçilmediğinden, paketler üzerindeki renk, şekil benzerlikleri ile tüketicinin aldatılması iddiasının sigara piyasasındaki alışveriş sırasında geçerli olmadığını, asgari on sekiz yaşını doldurmuş ergin sigara tüketicisinin "PRESİDENT SILVER" ve''PRESTİGE'' kelimelerini satın alma işleminde söylerken ayırt edebileceğinin aşikar olduğunu, müvekkilinin markasında yer alan ve markanın ana unsuru olan "PRESİDENT SILVER" kelimesi ile davacının markasında yer alan "PRESTİGE" kelimelerinin hem fonetik hem de görsel açıdan farklı olduğunu, sigara kullanıcılarının ortalama tüketiciye nazaran ekstra dikkatli ve bilinçli olduğu yine sigara piyasasındaki yasal düzenlemelerin de nazara alınarak karıştırılma ihtimalinin mümkün olmadığını, davacının sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne ilişkin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin Türkiye'nin en büyük tütün üreticilerinden bi …
… dan bozulduğu ve söz konusu davanın hem TÜRKPATENT YİDK kararının iptaline hem de markanın hükümsüzlüğüne ilişkin taleplerinin reddedilmesi ve dosyanın kesinleşmesi «sebebi» ile artık ihtilaf bulunmadığı inancı ile markasına büyük yatırımlar yaptığını beyan etmiş ise de, söz konusu kararın bozma sebebine ilişkin gerekçesinin esasa yönelik bir karar olmadığı, YİDK kararının dava konusu markaya ilişkin açılan dava olması sebebiyle dava sonucu beklenilmesi yönünde bozulmasına karar verildiği bu sebeple hükümsüzlüğe ilişkin red kararı verildiği şeklinde yorumlanamayacağı, davalı vekili her ne kadar sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı iddiasında ise de, dava sonucunun beklenilmesi ve süre gelen dava olması sebebiyle hak kaybına uğradığından bahsedilemeyeceği bu sebeple bu konudaki istinaf istemlerinin reddinin gerektiği, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede görsel, sesçil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki işaretin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktıkları izlenimin nazara alınması gerektiği, davacının markalarının özel bir şekilde yazılmış P harfini asıl ve ayırt edici unsur olarak içerecek şekilde bir kompozisyon ihtiva edecek şekilde düzenlenmiş olduğu, davalının markasının da özel bir şekilde yazılmış P harfini asıl ve ayırt edici unsur olarak içerecek şekilde bir kompozisyon ihtiva edecek şekilde düzenlenmiş olduğu, davacı markaları ile davalı başvurusunun 34. sınıf ürünleri içerdikleri, davacının önceden tescil ettirdiği markalarındaki kompozisyonun, boyut, biçim ve kombinasyon olarak, davalının marka tescil başvurusuna konu olan işarette, «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürebilecek biçimde tekrar edildiği, sözcük ve kısmen diğer unsurlarda farklılık bulunmasına karşın, bütünsel olarak bıraktıkları intibaların iltibas yaratacak ve «haksız rekabet» sağlayacak derecede benzer olduğu, normal düzeyde bilgilendirilmiş, makûl ölçüde dikkatli, davacı ve davalı markalarını aynı anda görüp detaylarını karşılaştıramayan, daha önce yararlandığı ürünlerle ilgili tanıtım işaretinin göz ve kulağında kalan izine dayanarak sonraki aynı tür ürün alımlarında, aynı marka ve tanıtım işaretini «taşıyan» mallardan yararlanmak isteyen ortalama düzeydeki alıcıların, her iki tarafa ait marka ve tanıtım işaretlerinin farklı işletmelere ait iki ayrı tanıtım vasıtası old …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ziya · derdestlik · dürüstlük kuralı · ortalama tüketici · taşıyan · ayırt edicilik · dava sebebi · eksik inceleme
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markanın bütün olarak bıraktığı izlenim dikkate alındığında «iltibas» şartlarının oluşmadığının açık ve net olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen hükmün eksik ve hatalı incelemeye dayalı olduğunu, bütünsellik ilkesi gereği inceleme yapılması gerektiğini, müvekkili markası ile davacı markası arasında kesinlikle bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasının asli unsuru olan President kelimesinin soldan sağa markanın üst kısmını tamamen kapsayacak şekilde yazıldığını, buna karşın davacının markalarının asli unsuru "Figüratif P" olduğunu ve mizanpajının tam ortasında renkli zemin üzerinde dikkat çekecek şekilde ve markanın bütün zemininin %70-80 ini kapsayacak şekilde yer aldığını, müvekkilinin markasının baskın ve asli unsurunun “PRESIDENT” kelimesi olduğunu ve davacının markaları ile hem görsel hem de fonetik açıdan farklı ve ayırtedici olduğunun ilk bakışta dahi anlaşıldığını, müvekkilinin markasını kullandığı sigara paketlerinin üzerinde yer alan diğer “P” şeklinin ise tali nitelikte olduğunu, asli unsur olan “PRESIDENT” kelimesinin ise müvekkili tarafından uzun yıllardan beri markasında yer verildiğini, “PRESIDENT” kelimesinin müvekkilinin 34. sınıfta 2006/35382 numarası ile tescilli markalarından biri olduğunu, müvekkilinin markası ile davacının iltibas iddiasına dayanak gösterdiği markaları arasında görsel olarak iltibas yaratacak bir benzerlik bulunmadığını, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için görsel bir benzerlik olduğu varsayılsa dahi sigara piyasasında özellikle de sigara kullanıcıların sigaralara raflardan bizzat ulaşamadıkları marka adı ile kasiyer veya satıcılardan talep ettikleri düşünüldüğünde sigaranın ambalajındaki görselliğin iltibasa elverişli bir netice ortaya koymadığını, müvekkilinin tescilli markası ile davacı markası arasında bütün olarak bıraktığı izlenim de dikkate alındığında herhangi bir iltibasın söz konusu olmadığını, Dairemizin 2017/3812 E., 2019/1021 K. sayılı ilamında bu hususa değinildiğini "....marka ile üründeki kelime ve şekil unsurlarının bütünsel yerleşimi ve genel kompozisyonu bakımından ise iltibasa yol açacak her hangi bir benzerlik olmadığı..." şeklinde belirtildiğini, bir markayı oluşturan unsurun, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden «ziyade» unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak gerektiğini, bir markanın koruma kapsamının bir bütün olarak bıraktığı izlenime göre saptanması gerektiğini, şekil ve sözcüklerden oluşan kompozit markalarda ise karıştırma ihtimali bakımından kural olarak sözcüğe ağırlık verilmesi gerektiğini, zira sözcük markalarının hem sözle, hem yazı ile kolayca ifade edilebildiğini, bununla birlikte eğer markadaki şekil unsuru ön plana çıkıyor ise değerlendirmenin buna göre yapılması gerektiğini, müvekkilinin ''PRESIDENT SILVER'' markasının yeterli «ayırt ediciliği» sağlayacak nitelik ve büyüklükte olduğundan ilk derece mahkemesi tarafından söz konusu markaların iltibas yaratacak şekilde benzer olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesinin yerleşik Yargıtay içtihatları ile çelişki içerdiğini, İlk derece mahkemesi tarafından ise sadece her iki tarafın markalarında da esas unsurunun ''P'' harfi olduğu, ''P'' harfinin yazım şekillerinin dahi benzerlik gösterdiği gerekçeleri ile davanın kabulüne verilmesinin eksik ve hatalı olduğunu, müvekkili şirketin tescilli markasındaki asli unsurun '' PRESİDENT'' ibaresi olup ''P'' harfi olmadığını, müvekkili şirketin ''PRESİDENT SILVER+ Figüratif P şekil'' markası ile davacıya ait tescilli markalar arasında müşteri kitlesi nezdinde ayırt edilebilecek bir farklılıkları barındırdığını, İlk Derece Mahkemesi'nin sigara ve tütün kullanıcılarının bilinçli tüketici olmadığı gerekçesi ile «ortalama tüketicinin» dikkat düzeyi dikkate alınmadan kurulan hükmünün hatalı olduğunu, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik halinde, karşılaştırılan markalar aynı olmamakla birlikte, markaların ortalama tüketici kitlesinde bıraktıkları genel izlenim bakımından hemen hemen aynı olmasının kastedildiğini, Markaların ortalama tüketicilerde bıraktıkları genel izlenimin hemen hemen aynı olması durumu ise markalara ayırt ediciliği katan asli ayırt edici unsurların ayniyeti veya üst düzeydeki benzerliği olduğunu, markaların asli ayırt edici unsurlarının üst düzeydeki benzerliğinin ek testlere, değerlendirmelere gerek kalmaksızın ayırt edilemeyecek derecede benzerlik haline yol açıp açmayacağının tespit edilmesi gerekmekteyken ilk derece mahkemesi tarafından «eksik incelemeye» dayanılarak hüküm kurulduğunu, markaların karıştırılabilirliği bakımından geniş bir sektörel değerlendirme yapılmadan eksik inceleme neticesinde hüküm kurulduğunu, sigara satın alan tüketiciler alışkın oldukları içim tadına sahip sigarayı marka adıyla ve diğer paket özellikleriyle bilerek, satıcıdan isteyerek aldıkları için; sigara paketlerinin müşterilerce elle karıştırılarak, paket ambalajlarındaki markaya özgü desen-şekillerine bakılıp karşılaştırılarak, 'hangisini alsam' tereddütü ile seçilmediğinden, paketler üzerindeki renk, şekil benzerlikleri ile tüketicinin aldatılması iddiasının sigara piyasasındaki alışveriş sırasında geçerli olmadığını, asgari on sekiz yaşını doldurmuş ergin sigara tüketicisinin "PRESİDENT SILVER" ve''PRESTİGE'' kelimelerini satın alma işleminde söylerken ayırt edebileceğinin aşikar olduğunu, müvekkilinin markasında yer alan ve markanın ana unsuru olan "PRESİDENT SILVER" kelimesi ile davacının markasında yer alan "PRESTİGE" kelimelerinin hem fonetik hem de görsel açıdan farklı olduğunu, sigara kullanıcılarının ortalama tüketiciye nazaran ekstra dikkatli ve bilinçli olduğu yine sigara piyasasındaki yasal düzenlemelerin de nazara alınarak karıştırılma ihtimalinin mümkün olmadığını, davacının sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne ilişkin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin Türkiye'nin en büyük tütün üreticilerinden bi …
… dan bozulduğu ve söz konusu davanın hem TÜRKPATENT YİDK kararının iptaline hem de markanın hükümsüzlüğüne ilişkin taleplerinin reddedilmesi ve dosyanın kesinleşmesi «sebebi» ile artık ihtilaf bulunmadığı inancı ile markasına büyük yatırımlar yaptığını beyan etmiş ise de, söz konusu kararın bozma sebebine ilişkin gerekçesinin esasa yönelik bir karar olmadığı, YİDK kararının dava konusu markaya ilişkin açılan dava olması sebebiyle dava sonucu beklenilmesi yönünde bozulmasına karar verildiği bu sebeple hükümsüzlüğe ilişkin red kararı verildiği şeklinde yorumlanamayacağı, davalı vekili her ne kadar sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı iddiasında ise de, dava sonucunun beklenilmesi ve süre gelen dava olması sebebiyle hak kaybına uğradığından bahsedilemeyeceği bu sebeple bu konudaki istinaf istemlerinin reddinin gerektiği, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede görsel, sesçil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki işaretin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktıkları izlenimin nazara alınması gerektiği, davacının markalarının özel bir şekilde yazılmış P harfini asıl ve ayırt edici unsur olarak içerecek şekilde bir kompozisyon ihtiva edecek şekilde düzenlenmiş olduğu, davalının markasının da özel bir şekilde yazılmış P harfini asıl ve ayırt edici unsur olarak içerecek şekilde bir kompozisyon ihtiva edecek şekilde düzenlenmiş olduğu, davacı markaları ile davalı başvurusunun 34. sınıf ürünleri içerdikleri, davacının önceden tescil ettirdiği markalarındaki kompozisyonun, boyut, biçim ve kombinasyon olarak, davalının marka tescil başvurusuna konu olan işarette, «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürebilecek biçimde tekrar edildiği, sözcük ve kısmen diğer unsurlarda farklılık bulunmasına karşın, bütünsel olarak bıraktıkları intibaların iltibas yaratacak ve «haksız rekabet» sağlayacak derecede benzer olduğu, normal düzeyde bilgilendirilmiş, makûl ölçüde dikkatli, davacı ve davalı markalarını aynı anda görüp detaylarını karşılaştıramayan, daha önce yararlandığı ürünlerle ilgili tanıtım işaretinin göz ve kulağında kalan izine dayanarak sonraki aynı tür ürün alımlarında, aynı marka ve tanıtım işaretini «taşıyan» mallardan yararlanmak isteyen ortalama düzeydeki alıcıların, her iki tarafa ait marka ve tanıtım işaretlerinin farklı işletmelere ait iki ayrı tanıtım vasıtası old …
… ili şirketin ise söz konusu davanın hem TÜRKPATENT YİDK kararının iptaline hem de markanın hükümsüzlüğüne ilişkin taleplerinin reddedilmesi ve dosyanın kesinleşmesi «sebebi» ile artık ihtilaf bulunmadığı inancı ile markasına büyük yatırımlar yaptığını, ancak davacının TÜRKPATENT nezdinde yaptığı itirazlardan yıllar sonra 30.09.2016 yılında işbu davayı ikame ederek hükümsüzlüğü talep ettiğini, davacının 5 yılı aşkın bir süredir dava konusu olan ve hükümsüzlüğü talep edilen markadan haberdar olduğunu davacının sessiz kalma yoluyla dava açma hakkını kaybettiğini, bir an için 5 yıllık sürenin dolmadığı düşünülse bile Yargıtay kararlarından da görüleceği üzere sessiz kalma yoluyla hak kaybındaki süre koşulunun somut olayın özelliklerine ve «dürüstlük kuralına» göre değerlendirilmesi gerektiğini, davacının davasının sessiz kalma ile hak «kaybı» sebebiyle reddedilmesi gerekirken aksi yönde verilen kararda hukuka uygunluk bulunmadığını, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2011/52 E., 2011/304 K. sayılı kararı ile aynı marka hakkında Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptaline ilişkin açılan ve sonuçlanan bir dava bulunduğu, markanın iptaline karar verildiğini, bu davanın kesinleşip kesinleşmediğinin sorulmasını, kesinleşmemişse «derdestlik» itirazlarının bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3877 E. 2024/5988 K.
Ortak:infaz · kâr kaybı · kaldırma ve yeniden hüküm · iltibas
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde dava açmadığından sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı, tarafların markaları arasında, bütüncül izlenimde, benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 05.03.2019 tarihli 2016/176 E. ve 2019/62 K. sayılı kararıyla; davalının markasının davacının seri markaları ile «iltibas» yaratacak derecede benzer olması nedeniyle, davanın kabulüne ve davalının 2009/37817 numaralı "...
… ne karar verildiği, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu yerinde bulunup İlk Derece Mahkemesi kararı «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddedildiği, bu kararı davacı vekilinin temyiz ettiği, Dairemizce hukuka aykırı olduğu belirtilen karar bozularak d …
Benzer bu kararda… 1.2018 tarih, 2018/528 E. ve 2018/1224 K. sayılı ilamında açıkça sigara emtiasında tüketicinin dikkat ve özen düzeyinin yüksek olduğunun vurgulandığını, CJEU'e göre «ortalama tüketici», değişik markalar arasında karşılaştırma imkanını nadiren bulabilir, daha çok markaları hafızasında tutabildiği kadar görüntüsüne göre değerlendirme yapar öte yandan bir markayı «taşıyan» ürünün devamlı müşterileri de, sigara emtiasında olduğu gibi, o marka yönünden aşina olmaları nedeniyle, markalar arasındaki farklılıklar algılama bakımından daha dikkatli ve seçici olacakları hususunun somut olayda gözetilmesi gerektiğini, sigara gibi bağımlılık düzeyi yüksek ve tercih edilen ürünün isim ve paketinden çok içim zevkine ve kullanıcının mamülden aldığı keyife göre değişmesi sebebiyle tüketicinin bilinç düzeyinin bu sektörde diğer sektörlerden çok daha fazla olacağının kabulünün gerekeceğini, bu hususun değerlendirilmesi gerektiğini, söz konusu markaların karıştırılabilirliği bakımdan geniş bir sektörel değerlendirme yapılmadan «eksik inceleme» neticesinde hüküm kurulduğunu, mahkemenin davacının sessiz kalma yolu ile hak «kaybının» bulunmadığı gerekçesinin yerinde olmadığını, davacının davasını geç açmasının «hakkın kötüye kullanılması» olduğunu beyanla kararın «kaldırılmasını, yeniden» yargılama ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… ınıfta tütün, tütün ürünleri, sigara, buna benzer ürünlerle ilgili eşyalar için tescil edilmiş oldukları, her ne kadar davalı taraf sigara ve tütün kullanıcılarının «ortalama tüketiciden» daha bilinçli oldukları ve karıştırılma ihtimalinin buna göre değerlendirilmesini talep etmişse de, sigara ve tütün tüketicilerinin toplumun her kesiminden olabileceği, bu nedenle ortalama tüketici oldukları, bilinçli tüketici olarak kabul edilemeyecekleri, kaldı ki bilinçli tüketici olsalar dahi taraf markalarının yalnızca sigara ve tütün ürünleri için değil, bu ürünlerle ilgili günlük kullanılabilecek eşyalar içinde tescil edildikleri, ayrıca markalar arasındaki yüksek benzerlik nedeniyle yine de karıştırılma ihtimali olabileceği, sessiz kalma yoluyla hak «kaybı» koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının "PASSION SLİMS + Figüratif P Şekil" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · hakkın kötüye kullanılması · ziya · ortalama tüketici · taşıyan · ayırt edicilik · eksik inceleme · haksız rekabet
Benzer bu kararda… 1.2018 tarih, 2018/528 E. ve 2018/1224 K. sayılı ilamında açıkça sigara emtiasında tüketicinin dikkat ve özen düzeyinin yüksek olduğunun vurgulandığını, CJEU'e göre «ortalama tüketici», değişik markalar arasında karşılaştırma imkanını nadiren bulabilir, daha çok markaları hafızasında tutabildiği kadar görüntüsüne göre değerlendirme yapar öte yandan bir markayı «taşıyan» ürünün devamlı müşterileri de, sigara emtiasında olduğu gibi, o marka yönünden aşina olmaları nedeniyle, markalar arasındaki farklılıklar algılama bakımından daha dikkatli ve seçici olacakları hususunun somut olayda gözetilmesi gerektiğini, sigara gibi bağımlılık düzeyi yüksek ve tercih edilen ürünün isim ve paketinden çok içim zevkine ve kullanıcının mamülden aldığı keyife göre değişmesi sebebiyle tüketicinin bilinç düzeyinin bu sektörde diğer sektörlerden çok daha fazla olacağının kabulünün gerekeceğini, bu hususun değerlendirilmesi gerektiğini, söz konusu markaların karıştırılabilirliği bakımdan geniş bir sektörel değerlendirme yapılmadan «eksik inceleme» neticesinde hüküm kurulduğunu, mahkemenin davacının sessiz kalma yolu ile hak «kaybının» bulunmadığı gerekçesinin yerinde olmadığını, davacının davasını geç açmasının «hakkın kötüye kullanılması» olduğunu beyanla kararın «kaldırılmasını, yeniden» yargılama ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markanın bir bütün olarak bıraktığı izlenim dikkate alındığında «iltibas» şartlarının oluşmadığının açık ve net olduğunu, tescilli bir markanın önceki tescilli bir markaya karşı iltibas yaratıp yaratmadığı hususunda yapılacak incelemede bütünsellik ilkesi gereği inceleme yapılması gerektiğini, markalar arasında görsel olarak iltibas yaratacak bir benzerlik bulunmadığını, görsel bir benzerlik olduğu varsayılsa dahi sigara piyasasında özellikle de sigara kullanıcılarının sigaralara raflardan bizzat ulaşamadıkları marka adı ile kasiyer veya satıcılardan talep ettikleri düşünüldüğünde sigaranın ambalajındaki görselliğin iltibasa elverişli bir netice ortaya koymadığının açık olduğunu, birden fazla kelime unsuru içeren markalarda, kelime unsurlarından sadece birisinin aynı olmasının markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu anlamına gelmeyeceğini, farklı nitelikteki kelime unsurlarının markaya ek bir ayırt edici nitelik katıp katmadığı, ilgili kelimenin «ayırt edicilik» niteliğinin gücü, başvuruda yer alan ek kelimelerin «ortalama tüketici» üzerinde yaratacağı ilk ve genel marka algısını etkileyip etkilemeyeceği, önceki markanın toplumdaki bilinirlik düzeyi, sonraki markanın ek kelime unsurlarıyla bir …
… mının bulunduğunu, bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden «ziyade» unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsurun markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aranması gerektiğini, bir markanın koruma kapsamının bir bütün olarak bıraktığı izlenime göre saptanması gerektiğini, şekil ve sözcüklerden oluşan kompozit markalarda ise karıştırma ihtimali bakımından kural olarak sözcüğe ağırlık verilmesi gerektiğini, zira sözcük markalarının hem sözle, hem de yazı ile kolayca ifade edilebildiğini, bununla birlikte eğer markadaki şekil unsuru ön plana çıkıyor ise değerlendirmenin buna göre yapılması gerektiğini, markaları ile davacıya ait tescilli markalar arasında müşteri kitlesi nezdinde ayırt edilebilecek farklılık barındırdığının açık ve net olduğunu, sigara ve tütün kullanıcılarının bilinçli tüketici olmadığı gerekçesi ile «ortalama tüketicinin» dikkat düzeyi dikkate alınmadan hüküm kurmanın hatalı olduğunu, emsal mahiyette Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin 20.
… eticilerin 18 yaşından büyük yetişkin oldukları, dikkat seviyelerinin ortalama halk kitlesine göre daha yüksek olduğu, tüketicilerin sigara alırken şekil unsurundan «ziyade» yazı unsurunu dikkate aldıkları ve ürünleri daha çok isim söyleyerek satın aldıkları, davalının benzer ses/ harf ve ambalaj yakınlaştırılması ile ürün satışı halinde davacı markasının başka ürün/ seri çıkarttığı, ülkemizde satışına başlandığı izlenimini oluşturması, davacının ürününü bilen açısından denenmek arzusu uyandırması, tercih edilmesinin de mümkün olduğu, tüketicilerin ürünü alırken isim söyledikleri ve markadaki şekil unsurunun tercih belirlemede etkili olmadığı ancak işitsel olarak aynı kelimelerin kullanılmasının davalı ürününün davacı markası ile «iltibasa» ve «haksız rekabete» sebep olacağının da sabit olduğu, taraf markalarının benzer olduğu, aynı mal/ hizmet alanında tescil edilmesi ve kullanılması, davacının markası ile arasında bağlantı olduğu ihtimali de «dahil» ortalama düzeyde bir tüketici nazarında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacının markaları ile davalı markasının harf karakteri, renk, şekil-biçim ve İngilizc …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2985 E. , 2024/8113 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2024/98 Esas, 2024/418 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2016/176 E., 2019/62 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili firmanın Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde 2006/11452, 2005/12837, 2011/110856, 2011/110858 ve 2011/110859 numaralı tescilli markaların sahibi olduğunu, müvekkilinin tescilli markalarının ortak özelliğinin “...” ibaresinin yanı sıra, esas unsurlarının figüratif “P” harfi olması olduğunu, markalarında “...” kelimesinin markanın üst kısmında büyük harf karakterleri ile, fakat markanın diğer ana unsurunu oluşturan figüratif “P” harfinin ise daha baskın bir biçimde tertip edildiğini, markalara asıl karakterini veren ana unsurun figüratif “P” harfi olduğunu, davalı adına 2009/37817 sayı ile tescilli “... PRESIDENT SLIMS+figüratif P şekli” markasının müvekkilinin markaları karıştırılma ihtimali olduğunu ileri sürerek davalı firmanın 2009/37817 sayı ile tescilli “...
PRESIDENT SLIMS+figüratif P şekli” markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde dava açmadığından sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı, tarafların markaları arasında, bütüncül izlenimde, benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
1.İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 05.03.2019 tarihli 2016/176 E. ve 2019/62 K. sayılı kararıyla; davalının markasının davacının seri markaları ile iltibas yaratacak derecede benzer olması nedeniyle, davanın kabulüne ve davalının 2009/37817 numaralı "... PRESİDENT SLİMS+Figüratif P Şekil" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 17.02.2022 tarih ve 2019/1845 E., 2022/240 K. sayılı kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurularak davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 02.11.2023 tarih ve 2022/2473 E., 2023/6427 K.
sayılı ilamıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; markanın tescilinde kötüniyet varsa iptal davasının süreye bağlı olmadığı yönündeki düzenleme ve somut olaydaki koşullar dikkate alındığında, işbu davada 5 yıllık dava açma süresinin uygulanmayacağı ve bu nedenle davanın süresinde olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne dair kararın isabetli olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı adına 34. sınıfta tescilli 2009/37817 başvuru numaralı, 01.07.2011 tescil tarihli "SUPER LIGHT PRESIDENT SLIMS+P şekil" markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.HMK 361 ve devamı.
2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2021 tarih ve 2021/10-675 E., 2021/1458 K. sayılı ilamı.
3. Değerlendirme
1.Marka hükümsüzlüğüne ilişkin açılan davada, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu yerinde bulunup İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddedildiği, bu kararı davacı vekilinin temyiz ettiği, Dairemizce hukuka aykırı olduğu belirtilen karar bozularak dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği, bu kez Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddedildiği görülmekle; Bölge Adliye Mahkemesinin bozma ilamı öncesi verdiği 17.02.2022 tarih ve 2019/1845 E., 2022/240 K.
sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak hüküm mahkemesi sıfatıyla yeniden esas hakkında hüküm kurulmakla artık İlk Derece Mahkemesi kararı hukukî varlığını kaybetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Dairemiz bozma kararına uyulmakla yapılan yargılama İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesi mahiyetinde değildir. Bu itibarla Dairemiz bozma ilamına uyan Bölge Adliye Mahkemesince, uyulan bozma kararı doğrultusunda uyuşmazlığı sona erdirecek, infaza elverişli hüküm kurulması gerekirken, hayatiyetini kaybetmiş İlk Derece Mahkemesi kararı ile ilgili istinaf incelemesi yapılarak istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmediğinden, kararın bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
V.SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1108629600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz