6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Markanın hükümsüzlüğü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1079 E. 2024/4134 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ziya derdestlik dürüstlük kuralı kâr kaybı esastan ret ortalama tüketici taşıyan ayırt edicilik ilk derece kararının kaldırılması dava sebebi eksik inceleme haksız rekabet fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi yükleten (shipper) iltibas istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2017/420 E., 2019/61 K.

Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili firmanın Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde, 2006/11452, 2005/12837, 2011/110856, 2011/110858 ve 2011/110859 numaralı tescilli markaların sahibi olduğunu, müvekkili adına tescilli benzer özellikte başkaca markaların da bulunduğunu, müvekkilinin tescilli markalarının ortak özelliğinin, "PRESTIGE" ibaresinin yanı sıra esas unsurlarının figüratif "P" harfi olması olduğunu, söz konusu markaların mizanpajına bakıldığında, kelime unsurunu oluşturan "PRESTIGE" kelimesinin markanın üst kısmında büyük harf karakterleri ile fakat markanın diğer ana unsurunu oluşturan figüratif "P" harfinin ise daha baskın bir biçimde ve kelime unsuruna göre daha büyük ve daha dikkat çekecek biçimde tertip edildiğini, markalara asıl karakterini veren ana unsurun figüratif "P" harfi olduğunun göze çarptığını, davalı adına 2009/18220 sayı ile tescilli "PRESIDENT SILVER + figüratif P şekil" markasının ise müvekkilinin markaları ile karıştırılma ihtimali barındırdığını, nitekim taraflar arasında, figüratif "P" harfi sebebiyle pek çok dava görüldüğünü ve müvekkilinin bu davaları kazandığını, bazılarının kesinleştiğini, sonuç olarak; davalı firmanın 2009/18220 sayı ile tescilli "PRESIDENT SILVER+ figüratif P şekil" markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu olan ve davalı adına tescil edilen markanın tescil tarihinin 14.03.2011 olduğu, davacının 5 yıl geçtikten sonra dava açması sebebiyle sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2011/52 E., 2011/304 K. sayılı kararı ile aynı marka hakkında Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptaline ilişkin açılan ve sonuçlanan bir dava bulunduğu, markanın iptaline karar verildiğini, bu davanın kesinleşip kesinleşmediğinin sorulmasını, kesinleşmemişse derdestlik itirazlarının bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davaya konu olan ve davacı markalarından daha sonra tescil edilen markasının görsel olarak davacının seri markalarına benzer olduğu, her iki tarafın markalarında da esas unsurun ön plana çıkartılan figüratif "P" harfi olduğu, "P" harfinin yazım şekillerinin dahi benzerlik gösterdiği, bu sebeple karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, ayrıca her iki tarafın markalarının da 34. sınıfta tütün, türün ürünleri, sigara, buna benzer ürünlerle ilgili eşyalar için tescil edilmiş oldukları, her ne kadar davalı taraf sigara ve tütün kullanıcılarının ortalama tüketiciden daha bilinçli oldukları ve karıştırılma ihtimalinin buna göre değerlendirilmesini talep etmişse de, sigara ve tütün tüketicilerinin toplumun her kesiminden olabileceği, bu sebeple ortalama tüketici oldukları, bilinçli tüketici olarak kabul edilemeyecekleri, kaldı ki bilinçli tüketici olsalar dahi taraf markaları arasındaki benzerlik sebebiyle yine de karıştırılma ihtimali olabileceği, davalı tarafın, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı iddiası da, davacının davalıya ait markanın tescil aşamasında itirazda bulunması, daha sonra YİDK kararının iptali için dava açmış olması sebebiyle sessiz kaldığından söz edilemeyeceği, sonuç olarak davalının markasının davacının seri markaları ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve davalının 2009/18220 numaralı "PRESİDENT SİLVER + Figüratif P Şekil" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markanın bütün olarak bıraktığı izlenim dikkate alındığında iltibas şartlarının oluşmadığının açık ve net olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen hükmün eksik ve hatalı incelemeye dayalı olduğunu, bütünsellik ilkesi gereği inceleme yapılması gerektiğini, müvekkili markası ile davacı markası arasında kesinlikle bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasının asli unsuru olan President kelimesinin soldan sağa markanın üst kısmını tamamen kapsayacak şekilde yazıldığını, buna karşın davacının markalarının asli unsuru "Figüratif P" olduğunu ve mizanpajının tam ortasında renkli zemin üzerinde dikkat çekecek şekilde ve markanın bütün zemininin %70-80 ini kapsayacak şekilde yer aldığını, müvekkilinin markasının baskın ve asli unsurunun “PRESIDENT” kelimesi olduğunu ve davacının markaları ile hem görsel hem de fonetik açıdan farklı ve ayırtedici olduğunun ilk bakışta dahi anlaşıldığını, müvekkilinin markasını kullandığı sigara paketlerinin üzerinde yer alan diğer “P” şeklinin ise tali nitelikte olduğunu, asli unsur olan “PRESIDENT” kelimesinin ise müvekkili tarafından uzun yıllardan beri markasında yer verildiğini, “PRESIDENT” kelimesinin müvekkilinin 34. sınıfta 2006/35382 numarası ile tescilli markalarından biri olduğunu, müvekkilinin markası ile davacının iltibas iddiasına dayanak gösterdiği markaları arasında görsel olarak iltibas yaratacak bir benzerlik bulunmadığını, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için görsel bir benzerlik olduğu varsayılsa dahi sigara piyasasında özellikle de sigara kullanıcıların sigaralara raflardan bizzat ulaşamadıkları marka adı ile kasiyer veya satıcılardan talep ettikleri düşünüldüğünde sigaranın ambalajındaki görselliğin iltibasa elverişli bir netice ortaya koymadığını, müvekkilinin tescilli markası ile davacı markası arasında bütün olarak bıraktığı izlenim de dikkate alındığında herhangi bir iltibasın söz konusu olmadığını, Dairemizin 2017/3812 E., 2019/1021 K. sayılı ilamında bu hususa değinildiğini "....marka ile üründeki kelime ve şekil unsurlarının bütünsel yerleşimi ve genel kompozisyonu bakımından ise iltibasa yol açacak her hangi bir benzerlik olmadığı..." şeklinde belirtildiğini, bir markayı oluşturan unsurun, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak gerektiğini, bir markanın koruma kapsamının bir bütün olarak bıraktığı izlenime göre saptanması gerektiğini, şekil ve sözcüklerden oluşan kompozit markalarda ise karıştırma ihtimali bakımından kural olarak sözcüğe ağırlık verilmesi gerektiğini, zira sözcük markalarının hem sözle, hem yazı ile kolayca ifade edilebildiğini, bununla birlikte eğer markadaki şekil unsuru ön plana çıkıyor ise değerlendirmenin buna göre yapılması gerektiğini, müvekkilinin ''PRESIDENT SILVER'' markasının yeterli ayırt ediciliği sağlayacak nitelik ve büyüklükte olduğundan ilk derece mahkemesi tarafından söz konusu markaların iltibas yaratacak şekilde benzer olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesinin yerleşik Yargıtay içtihatları ile çelişki içerdiğini, İlk derece mahkemesi tarafından ise sadece her iki tarafın markalarında da esas unsurunun ''P'' harfi olduğu, ''P'' harfinin yazım şekillerinin dahi benzerlik gösterdiği gerekçeleri ile davanın kabulüne verilmesinin eksik ve hatalı olduğunu, müvekkili şirketin tescilli markasındaki asli unsurun '' PRESİDENT'' ibaresi olup ''P'' harfi olmadığını, müvekkili şirketin ''PRESİDENT SILVER+ Figüratif P şekil'' markası ile davacıya ait tescilli markalar arasında müşteri kitlesi nezdinde ayırt edilebilecek bir farklılıkları barındırdığını, İlk Derece Mahkemesi'nin sigara ve tütün kullanıcılarının bilinçli tüketici olmadığı gerekçesi ile ortalama tüketicinin dikkat düzeyi dikkate alınmadan kurulan hükmünün hatalı olduğunu, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik halinde, karşılaştırılan markalar aynı olmamakla birlikte, markaların ortalama tüketici kitlesinde bıraktıkları genel izlenim bakımından hemen hemen aynı olmasının kastedildiğini, Markaların ortalama tüketicilerde bıraktıkları genel izlenimin hemen hemen aynı olması durumu ise markalara ayırt ediciliği katan asli ayırt edici unsurların ayniyeti veya üst düzeydeki benzerliği olduğunu, markaların asli ayırt edici unsurlarının üst düzeydeki benzerliğinin ek testlere, değerlendirmelere gerek kalmaksızın ayırt edilemeyecek derecede benzerlik haline yol açıp açmayacağının tespit edilmesi gerekmekteyken ilk derece mahkemesi tarafından eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulduğunu, markaların karıştırılabilirliği bakımından geniş bir sektörel değerlendirme yapılmadan eksik inceleme neticesinde hüküm kurulduğunu, sigara satın alan tüketiciler alışkın oldukları içim tadına sahip sigarayı marka adıyla ve diğer paket özellikleriyle bilerek, satıcıdan isteyerek aldıkları için; sigara paketlerinin müşterilerce elle karıştırılarak, paket ambalajlarındaki markaya özgü desen-şekillerine bakılıp karşılaştırılarak, 'hangisini alsam' tereddütü ile seçilmediğinden, paketler üzerindeki renk, şekil benzerlikleri ile tüketicinin aldatılması iddiasının sigara piyasasındaki alışveriş sırasında geçerli olmadığını, asgari on sekiz yaşını doldurmuş ergin sigara tüketicisinin "PRESİDENT SILVER" ve''PRESTİGE'' kelimelerini satın alma işleminde söylerken ayırt edebileceğinin aşikar olduğunu, müvekkilinin markasında yer alan ve markanın ana unsuru olan "PRESİDENT SILVER" kelimesi ile davacının markasında yer alan "PRESTİGE" kelimelerinin hem fonetik hem de görsel açıdan farklı olduğunu, sigara kullanıcılarının ortalama tüketiciye nazaran ekstra dikkatli ve bilinçli olduğu yine sigara piyasasındaki yasal düzenlemelerin de nazara alınarak karıştırılma ihtimalinin mümkün olmadığını, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne ilişkin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin Türkiye'nin en büyük tütün üreticilerinden bir tanesi olduğunu, dava konusu marka için TÜRKPATENT ye 13.04.2009 tarihinde başvuru yapıldığını, tescil tarihinin 14.03.2011 olduğunu, Davacı tarafın müvekkilinin markasına karşı TÜRKPATENT nezdinde birçok kez itirazda bulunduğunu, markanın tesciline ilişkin TÜRKPATENT YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü talebiyle dava (Ankara 4. Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi 2013/104 E.) açmış olduğunu, dava konusu markalardan tescil aşamasından bu yana haberdar olduğunu, müvekkili şirketin ise söz konusu davanın hem TÜRKPATENT YİDK kararının iptaline hem de markanın hükümsüzlüğüne ilişkin taleplerinin reddedilmesi ve dosyanın kesinleşmesi sebebi ile artık ihtilaf bulunmadığı inancı ile markasına büyük yatırımlar yaptığını, ancak davacının TÜRKPATENT nezdinde yaptığı itirazlardan yıllar sonra 30.09.2016 yılında işbu davayı ikame ederek hükümsüzlüğü talep ettiğini, davacının 5 yılı aşkın bir süredir dava konusu olan ve hükümsüzlüğü talep edilen markadan haberdar olduğunu davacının sessiz kalma yoluyla dava açma hakkını kaybettiğini, bir an için 5 yıllık sürenin dolmadığı düşünülse bile Yargıtay kararlarından da görüleceği üzere sessiz kalma yoluyla hak kaybındaki süre koşulunun somut olayın özelliklerine ve dürüstlük kuralına göre değerlendirilmesi gerektiğini, davacının davasının sessiz kalma ile hak kaybı sebebiyle reddedilmesi gerekirken aksi yönde verilen kararda hukuka uygunluk bulunmadığını, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili her ne kadar davanın Yargıtay tarafından bozulduğu ve söz konusu davanın hem TÜRKPATENT YİDK kararının iptaline hem de markanın hükümsüzlüğüne ilişkin taleplerinin reddedilmesi ve dosyanın kesinleşmesi sebebi ile artık ihtilaf bulunmadığı inancı ile markasına büyük yatırımlar yaptığını beyan etmiş ise de, söz konusu kararın bozma sebebine ilişkin gerekçesinin esasa yönelik bir karar olmadığı, YİDK kararının dava konusu markaya ilişkin açılan dava olması sebebiyle dava sonucu beklenilmesi yönünde bozulmasına karar verildiği bu sebeple hükümsüzlüğe ilişkin red kararı verildiği şeklinde yorumlanamayacağı, davalı vekili her ne kadar sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı iddiasında ise de, dava sonucunun beklenilmesi ve süre gelen dava olması sebebiyle hak kaybına uğradığından bahsedilemeyeceği bu sebeple bu konudaki istinaf istemlerinin reddinin gerektiği, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sesçil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki işaretin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktıkları izlenimin nazara alınması gerektiği, davacının markalarının özel bir şekilde yazılmış P harfini asıl ve ayırt edici unsur olarak içerecek şekilde bir kompozisyon ihtiva edecek şekilde düzenlenmiş olduğu, davalının markasının da özel bir şekilde yazılmış P harfini asıl ve ayırt edici unsur olarak içerecek şekilde bir kompozisyon ihtiva edecek şekilde düzenlenmiş olduğu, davacı markaları ile davalı başvurusunun 34. sınıf ürünleri içerdikleri, davacının önceden tescil ettirdiği markalarındaki kompozisyonun, boyut, biçim ve kombinasyon olarak, davalının marka tescil başvurusuna konu olan işarette, ortalama tüketicileri iltibasa düşürebilecek biçimde tekrar edildiği, sözcük ve kısmen diğer unsurlarda farklılık bulunmasına karşın, bütünsel olarak bıraktıkları intibaların iltibas yaratacak ve haksız rekabet sağlayacak derecede benzer olduğu, normal düzeyde bilgilendirilmiş, makûl ölçüde dikkatli, davacı ve davalı markalarını aynı anda görüp detaylarını karşılaştıramayan, daha önce yararlandığı ürünlerle ilgili tanıtım işaretinin göz ve kulağında kalan izine dayanarak sonraki aynı tür ürün alımlarında, aynı marka ve tanıtım işaretini taşıyan mallardan yararlanmak isteyen ortalama düzeydeki alıcıların, her iki tarafa ait marka ve tanıtım işaretlerinin farklı işletmelere ait iki ayrı tanıtım vasıtası olduğunu anlamalarının mümkün olmadığı, anılan ürünlerle ilgili satın alma süresi içerisinde, davacıya ait marka ve tanıtım işaretini taşıyan ürünlerden satın almak isterken, davalıya ait tanıtım işaretini veya markayı taşıyan ürünleri satın alma yönünde yanılgı ile tercihte bulunabilecekleri, bir kısım alıcıların markalara konu ürün ambalaj kompozisyonları üzerinde farklı sözcüklerin bulunduğunu anlasalar bile, özellikle bütünsel olarak ambalaj kompozisyonlarının bıraktıkları genel izlenim itibariyle ürünlerin sunuş biçimine ilişkin tasarımın davacı tarafından davalıya bir lisans verilmiş izlenimi kapsamında idarî ve ekonomik olarak birbirleri ile bağlantılı şirketler tarafından bu ürünlerin piyasaya sunulduğu şeklinde algılamada bulanabilecekleri, yine markaların 34. sınıftaki aynı emtia için tescilli olduğu ve her iki markanın emtia listesinin bire bir aynı olduğu ve bu emtiadan tütün ile ilgili olanlar ülkemizde ancak 18 yaşından büyük yani yetişkin alıcılara satılabilen ürünler olduğu ve ancak bu alıcı gurubunun önemli bir kısmı alt/orta sosyo-kültürel yapıya mensup kişiler olduğu ve bu kişilerin sigara alışverişinde marka tercihi önemli olmakla birlikte bilhassa fiyata göre marka değiştirme ihtimalinin yüksek olduğu bir ürün türü olduğu, her iki markada da şekil unsurunun ön planda olduğu, okunabilen unsurların karşılaştırılmasında ise, davacı markasında "Prestige" ibaresi ile davalının "Presıdent" ibaresinin karşılaştırıldığında, her iki ibarenin manası, telaffuzu ve görünüş itibarı ile genellikle bilinebilecek iki kelime olduğu, her iki kelimenin görünüşünün öne çıktığı ve her iki markadaki şekil unsurlarının benzerliğinin iltibasa katkı yapacak ilave bir unsur olduğu ve sonuç olarak davacının markasını bilen ortalama sigara alıcıları, davalının markasını taşıyan ürünü gördüklerinde bu ürünün markasını bildikleri "Prestıge" ürünü olduğunu düşünerek yanılabilecekleri davalının dava konusu markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davaya konu markanın hükümsüzlük koşulları ile sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabetin Tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2985 E. 2024/8113 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3877 E. 2024/5988 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2473 E. 2023/6427 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/1079 E.  ,  2024/4134 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/1466 Esas, 2022/1796Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2017/420 E., 2019/61 K.

Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili firmanın Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde, 2006/11452, 2005/12837, 2011/110856, 2011/110858 ve 2011/110859 numaralı tescilli markaların sahibi olduğunu, müvekkili adına tescilli benzer özellikte başkaca markaların da bulunduğunu, müvekkilinin tescilli markalarının ortak özelliğinin, "PRESTIGE" ibaresinin yanı sıra esas unsurlarının figüratif "P" harfi olması olduğunu, söz konusu markaların mizanpajına bakıldığında, kelime unsurunu oluşturan "PRESTIGE" kelimesinin markanın üst kısmında büyük harf karakterleri ile fakat markanın diğer ana unsurunu oluşturan figüratif "P" harfinin ise daha baskın bir biçimde ve kelime unsuruna göre daha büyük ve daha dikkat çekecek biçimde tertip edildiğini, markalara asıl karakterini veren ana unsurun figüratif "P" harfi olduğunun göze çarptığını, davalı adına 2009/18220 sayı ile tescilli "PRESIDENT SILVER + figüratif P şekil" markasının ise müvekkilinin markaları ile karıştırılma ihtimali barındırdığını, nitekim taraflar arasında, figüratif "P" harfi sebebiyle pek çok dava görüldüğünü ve müvekkilinin bu davaları kazandığını, bazılarının kesinleştiğini, sonuç olarak;

davalı firmanın 2009/18220 sayı ile tescilli "PRESIDENT SILVER+ figüratif P şekil" markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu olan ve davalı adına tescil edilen markanın tescil tarihinin 14.03.2011 olduğu, davacının 5 yıl geçtikten sonra dava açması sebebiyle sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2011/52 E., 2011/304 K. sayılı kararı ile aynı marka hakkında Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptaline ilişkin açılan ve sonuçlanan bir dava bulunduğu, markanın iptaline karar verildiğini, bu davanın kesinleşip kesinleşmediğinin sorulmasını, kesinleşmemişse derdestlik itirazlarının bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davaya konu olan ve davacı markalarından daha sonra tescil edilen markasının görsel olarak davacının seri markalarına benzer olduğu, her iki tarafın markalarında da esas unsurun ön plana çıkartılan figüratif "P" harfi olduğu, "P" harfinin yazım şekillerinin dahi benzerlik gösterdiği, bu sebeple karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, ayrıca her iki tarafın markalarının da 34. sınıfta tütün, türün ürünleri, sigara, buna benzer ürünlerle ilgili eşyalar için tescil edilmiş oldukları, her ne kadar davalı taraf sigara ve tütün kullanıcılarının ortalama tüketiciden daha bilinçli oldukları ve karıştırılma ihtimalinin buna göre değerlendirilmesini talep etmişse de, sigara ve tütün tüketicilerinin toplumun her kesiminden olabileceği, bu sebeple ortalama tüketici oldukları, bilinçli tüketici olarak kabul edilemeyecekleri, kaldı ki bilinçli tüketici olsalar dahi taraf markaları arasındaki benzerlik sebebiyle yine de karıştırılma ihtimali olabileceği, davalı tarafın, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı iddiası da, davacının davalıya ait markanın tescil aşamasında itirazda bulunması, daha sonra YİDK kararının iptali için dava açmış olması sebebiyle sessiz kaldığından söz edilemeyeceği, sonuç olarak davalının markasının davacının seri markaları ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve davalının 2009/18220 numaralı "PRESİDENT SİLVER + Figüratif P Şekil" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markanın bütün olarak bıraktığı izlenim dikkate alındığında iltibas şartlarının oluşmadığının açık ve net olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen hükmün eksik ve hatalı incelemeye dayalı olduğunu, bütünsellik ilkesi gereği inceleme yapılması gerektiğini, müvekkili markası ile davacı markası arasında kesinlikle bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasının asli unsuru olan President kelimesinin soldan sağa markanın üst kısmını tamamen kapsayacak şekilde yazıldığını, buna karşın davacının markalarının asli unsuru "Figüratif P" olduğunu ve mizanpajının tam ortasında renkli zemin üzerinde dikkat çekecek şekilde ve markanın bütün zemininin %70-80 ini kapsayacak şekilde yer aldığını, müvekkilinin markasının baskın ve asli unsurunun “PRESIDENT” kelimesi olduğunu ve davacının markaları ile hem görsel hem de fonetik açıdan farklı ve ayırtedici olduğunun ilk bakışta dahi anlaşıldığını, müvekkilinin markasını kullandığı sigara paketlerinin üzerinde yer alan diğer “P” şeklinin ise tali nitelikte olduğunu, asli unsur olan “PRESIDENT” kelimesinin ise müvekkili tarafından uzun yıllardan beri markasında yer verildiğini, “PRESIDENT” kelimesinin müvekkilinin 34.

sınıfta 2006/35382 numarası ile tescilli markalarından biri olduğunu, müvekkilinin markası ile davacının iltibas iddiasına dayanak gösterdiği markaları arasında görsel olarak iltibas yaratacak bir benzerlik bulunmadığını, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için görsel bir benzerlik olduğu varsayılsa dahi sigara piyasasında özellikle de sigara kullanıcıların sigaralara raflardan bizzat ulaşamadıkları marka adı ile kasiyer veya satıcılardan talep ettikleri düşünüldüğünde sigaranın ambalajındaki görselliğin iltibasa elverişli bir netice ortaya koymadığını, müvekkilinin tescilli markası ile davacı markası arasında bütün olarak bıraktığı izlenim de dikkate alındığında herhangi bir iltibasın söz konusu olmadığını, Dairemizin 2017/3812 E., 2019/1021 K.

sayılı ilamında bu hususa değinildiğini "....marka ile üründeki kelime ve şekil unsurlarının bütünsel yerleşimi ve genel kompozisyonu bakımından ise iltibasa yol açacak her hangi bir benzerlik olmadığı..." şeklinde belirtildiğini, bir markayı oluşturan unsurun, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak gerektiğini, bir markanın koruma kapsamının bir bütün olarak bıraktığı izlenime göre saptanması gerektiğini, şekil ve sözcüklerden oluşan kompozit markalarda ise karıştırma ihtimali bakımından kural olarak sözcüğe ağırlık verilmesi gerektiğini, zira sözcük markalarının hem sözle, hem yazı ile kolayca ifade edilebildiğini, bununla birlikte eğer markadaki şekil unsuru ön plana çıkıyor ise değerlendirmenin buna göre yapılması gerektiğini, müvekkilinin ''PRESIDENT SILVER'' markasının yeterli ayırt ediciliği sağlayacak nitelik ve büyüklükte olduğundan ilk derece mahkemesi tarafından söz konusu markaların iltibas yaratacak şekilde benzer olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesinin yerleşik Yargıtay içtihatları ile çelişki içerdiğini, İlk derece mahkemesi tarafından ise sadece her iki tarafın markalarında da esas unsurunun ''P'' harfi olduğu, ''P'' harfinin yazım şekillerinin dahi benzerlik gösterdiği gerekçeleri ile davanın kabulüne verilmesinin eksik ve hatalı olduğunu, müvekkili şirketin tescilli markasındaki asli unsurun '' PRESİDENT'' ibaresi olup ''P'' harfi olmadığını, müvekkili şirketin ''PRESİDENT SILVER+ Figüratif P şekil'' markası ile davacıya ait tescilli markalar arasında müşteri kitlesi nezdinde ayırt edilebilecek bir farklılıkları barındırdığını, İlk Derece Mahkemesi'nin sigara ve tütün kullanıcılarının bilinçli tüketici olmadığı gerekçesi ile ortalama tüketicinin dikkat düzeyi dikkate alınmadan kurulan hükmünün hatalı olduğunu, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik halinde, karşılaştırılan markalar aynı olmamakla birlikte, markaların ortalama tüketici kitlesinde bıraktıkları genel izlenim bakımından hemen hemen aynı olmasının kastedildiğini, Markaların ortalama tüketicilerde bıraktıkları genel izlenimin hemen hemen aynı olması durumu ise markalara ayırt ediciliği katan asli ayırt edici unsurların ayniyeti veya üst düzeydeki benzerliği olduğunu, markaların asli ayırt edici unsurlarının üst düzeydeki benzerliğinin ek testlere, değerlendirmelere gerek kalmaksızın ayırt edilemeyecek derecede benzerlik haline yol açıp açmayacağının tespit edilmesi gerekmekteyken ilk derece mahkemesi tarafından eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulduğunu, markaların karıştırılabilirliği bakımından geniş bir sektörel değerlendirme yapılmadan eksik inceleme neticesinde hüküm kurulduğunu, sigara satın alan tüketiciler alışkın oldukları içim tadına sahip sigarayı marka adıyla ve diğer paket özellikleriyle bilerek, satıcıdan isteyerek aldıkları için;

sigara paketlerinin müşterilerce elle karıştırılarak, paket ambalajlarındaki markaya özgü desen-şekillerine bakılıp karşılaştırılarak, 'hangisini alsam' tereddütü ile seçilmediğinden, paketler üzerindeki renk, şekil benzerlikleri ile tüketicinin aldatılması iddiasının sigara piyasasındaki alışveriş sırasında geçerli olmadığını, asgari on sekiz yaşını doldurmuş ergin sigara tüketicisinin "PRESİDENT SILVER" ve''PRESTİGE'' kelimelerini satın alma işleminde söylerken ayırt edebileceğinin aşikar olduğunu, müvekkilinin markasında yer alan ve markanın ana unsuru olan "PRESİDENT SILVER" kelimesi ile davacının markasında yer alan "PRESTİGE" kelimelerinin hem fonetik hem de görsel açıdan farklı olduğunu, sigara kullanıcılarının ortalama tüketiciye nazaran ekstra dikkatli ve bilinçli olduğu yine sigara piyasasındaki yasal düzenlemelerin de nazara alınarak karıştırılma ihtimalinin mümkün olmadığını, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne ilişkin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin Türkiye'nin en büyük tütün üreticilerinden bir tanesi olduğunu, dava konusu marka için TÜRKPATENT ye 13.04.2009 tarihinde başvuru yapıldığını, tescil tarihinin 14.03.2011 olduğunu, Davacı tarafın müvekkilinin markasına karşı TÜRKPATENT nezdinde birçok kez itirazda bulunduğunu, markanın tesciline ilişkin TÜRKPATENT YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü talebiyle dava (Ankara 4.

Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi 2013/104 E.) açmış olduğunu, dava konusu markalardan tescil aşamasından bu yana haberdar olduğunu, müvekkili şirketin ise söz konusu davanın hem TÜRKPATENT YİDK kararının iptaline hem de markanın hükümsüzlüğüne ilişkin taleplerinin reddedilmesi ve dosyanın kesinleşmesi sebebi ile artık ihtilaf bulunmadığı inancı ile markasına büyük yatırımlar yaptığını, ancak davacının TÜRKPATENT nezdinde yaptığı itirazlardan yıllar sonra 30.09.2016 yılında işbu davayı ikame ederek hükümsüzlüğü talep ettiğini, davacının 5 yılı aşkın bir süredir dava konusu olan ve hükümsüzlüğü talep edilen markadan haberdar olduğunu davacının sessiz kalma yoluyla dava açma hakkını kaybettiğini, bir an için 5 yıllık sürenin dolmadığı düşünülse bile Yargıtay kararlarından da görüleceği üzere sessiz kalma yoluyla hak kaybındaki süre koşulunun somut olayın özelliklerine ve dürüstlük kuralına göre değerlendirilmesi gerektiğini, davacının davasının sessiz kalma ile hak kaybı sebebiyle reddedilmesi gerekirken aksi yönde verilen kararda hukuka uygunluk bulunmadığını, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili her ne kadar davanın Yargıtay tarafından bozulduğu ve söz konusu davanın hem TÜRKPATENT YİDK kararının iptaline hem de markanın hükümsüzlüğüne ilişkin taleplerinin reddedilmesi ve dosyanın kesinleşmesi sebebi ile artık ihtilaf bulunmadığı inancı ile markasına büyük yatırımlar yaptığını beyan etmiş ise de, söz konusu kararın bozma sebebine ilişkin gerekçesinin esasa yönelik bir karar olmadığı, YİDK kararının dava konusu markaya ilişkin açılan dava olması sebebiyle dava sonucu beklenilmesi yönünde bozulmasına karar verildiği bu sebeple hükümsüzlüğe ilişkin red kararı verildiği şeklinde yorumlanamayacağı, davalı vekili her ne kadar sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı iddiasında ise de, dava sonucunun beklenilmesi ve süre gelen dava olması sebebiyle hak kaybına uğradığından bahsedilemeyeceği bu sebeple bu konudaki istinaf istemlerinin reddinin gerektiği, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sesçil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki işaretin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktıkları izlenimin nazara alınması gerektiği, davacının markalarının özel bir şekilde yazılmış P harfini asıl ve ayırt edici unsur olarak içerecek şekilde bir kompozisyon ihtiva edecek şekilde düzenlenmiş olduğu, davalının markasının da özel bir şekilde yazılmış P harfini asıl ve ayırt edici unsur olarak içerecek şekilde bir kompozisyon ihtiva edecek şekilde düzenlenmiş olduğu, davacı markaları ile davalı başvurusunun 34.

sınıf ürünleri içerdikleri, davacının önceden tescil ettirdiği markalarındaki kompozisyonun, boyut, biçim ve kombinasyon olarak, davalının marka tescil başvurusuna konu olan işarette, ortalama tüketicileri iltibasa düşürebilecek biçimde tekrar edildiği, sözcük ve kısmen diğer unsurlarda farklılık bulunmasına karşın, bütünsel olarak bıraktıkları intibaların iltibas yaratacak ve haksız rekabet sağlayacak derecede benzer olduğu, normal düzeyde bilgilendirilmiş, makûl ölçüde dikkatli, davacı ve davalı markalarını aynı anda görüp detaylarını karşılaştıramayan, daha önce yararlandığı ürünlerle ilgili tanıtım işaretinin göz ve kulağında kalan izine dayanarak sonraki aynı tür ürün alımlarında, aynı marka ve tanıtım işaretini taşıyan mallardan yararlanmak isteyen ortalama düzeydeki alıcıların, her iki tarafa ait marka ve tanıtım işaretlerinin farklı işletmelere ait iki ayrı tanıtım vasıtası olduğunu anlamalarının mümkün olmadığı, anılan ürünlerle ilgili satın alma süresi içerisinde, davacıya ait marka ve tanıtım işaretini taşıyan ürünlerden satın almak isterken, davalıya ait tanıtım işaretini veya markayı taşıyan ürünleri satın alma yönünde yanılgı ile tercihte bulunabilecekleri, bir kısım alıcıların markalara konu ürün ambalaj kompozisyonları üzerinde farklı sözcüklerin bulunduğunu anlasalar bile, özellikle bütünsel olarak ambalaj kompozisyonlarının bıraktıkları genel izlenim itibariyle ürünlerin sunuş biçimine ilişkin tasarımın davacı tarafından davalıya bir lisans verilmiş izlenimi kapsamında idarî ve ekonomik olarak birbirleri ile bağlantılı şirketler tarafından bu ürünlerin piyasaya sunulduğu şeklinde algılamada bulanabilecekleri, yine markaların 34.

sınıftaki aynı emtia için tescilli olduğu ve her iki markanın emtia listesinin bire bir aynı olduğu ve bu emtiadan tütün ile ilgili olanlar ülkemizde ancak 18 yaşından büyük yani yetişkin alıcılara satılabilen ürünler olduğu ve ancak bu alıcı gurubunun önemli bir kısmı alt/orta sosyo-kültürel yapıya mensup kişiler olduğu ve bu kişilerin sigara alışverişinde marka tercihi önemli olmakla birlikte bilhassa fiyata göre marka değiştirme ihtimalinin yüksek olduğu bir ürün türü olduğu, her iki markada da şekil unsurunun ön planda olduğu, okunabilen unsurların karşılaştırılmasında ise, davacı markasında "Prestige" ibaresi ile davalının "Presıdent" ibaresinin karşılaştırıldığında, her iki ibarenin manası, telaffuzu ve görünüş itibarı ile genellikle bilinebilecek iki kelime olduğu, her iki kelimenin görünüşünün öne çıktığı ve her iki markadaki şekil unsurlarının benzerliğinin iltibasa katkı yapacak ilave bir unsur olduğu ve sonuç olarak davacının markasını bilen ortalama sigara alıcıları, davalının markasını taşıyan ürünü gördüklerinde bu ürünün markasını bildikleri "Prestıge" ürünü olduğunu düşünerek yanılabilecekleri davalının dava konusu markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davaya konu markanın hükümsüzlük koşulları ile sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1055103100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.