Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4248 E. 2023/6368 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
teminat bonosu↗ malen kaydı↗ kötü niyetli iktisap↗ talil↗ imza inkarı↗ tahsilat makbuzu↗ yetkili hamil↗ teminat senedi↗ imza incelemesi↗ tahkikat↗ ispat külfeti↗ lehtar↗ bedelsizlik↗ basiretli tacir↗ ciro↗ kötü niyet tazminatı↗ hamil↗ keşideci↗ bono↗ kötü niyet↗ ticari defter↗ fatura↗ iflas↗ çek↗ tacir↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ teminat↗ temsil↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 12.12.2017 tarih, 2016/487 E. ve 2017/1326 K. sayılı kararı ile davacı ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının senedin teminat olduğunu yazılı delille kanıtlamak yükümlülüğü olduğu gibi, senetteki malen kaydı nedeni ile de malı teslim almadığını ispat etmesi gerektiği, ticari defterlerde senet kaydı bulunmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 30.05.2019 tarih, 2018/1840 E. ve 2019/3650 K. sayılı kararıyla davacı vekilinin davalının bono metnini talil ederek ispat külfetini kendi üzerine aldığına yönelik iddiası yerinde olmayıp davacı vekilinin buna yönelik temyiz itirazlarının reddine, 23.07.2011 tarihli tahsilat makbuzuyla ilgili hiçbir irdeleme yapılmadığından eksik inceleme ile sonuca varıldığı, o halde, sözü edilen belge aslının ... adlı şahsa gösterilerek bu imzanın kendisine ait olup olmadığı hususunda şahsın dinlenmesi, imza inkarı halinde imza incelemesi yapılması ayrıca bu şahsın şirketin temsilcisi, ticari mümessili veya ticari vekili olup olmadığı hususunun araştırılması, belgenin ... tarafından imzalandığı ve şirket adına imzalamakta yetkili olduğunun anlaşılması halinde bu bononun artık bir teminat bonosu olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda davacının bono ile teminat altına alınan herhangi bir borcu olup olmadığının araştırılması, tahkikat sonucunda bononun bedelsiz kaldığının anlaşılması halinde senet hamilinin bu durumu bilmesi gerekip gerekmediği ve davacıyı bu saikle zarara uğratıp uğratmadığının tespiti ile sonucuna varılması gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak tahsilat makbuzunu davalı adına imzaladığı ileri sürülen ... davalı şirket temsilcisi ya da yetkilisi olmadığı, ancak tahsilat makbuzundaki imzanın kendisine ait olduğunu beyan ettiği, tahsilat makbuzunun da davalı şirket nezdinde imzalanmadığının anlaşıldığı, davacının basiretli bir tacir gibi davranmayarak tahsilat makbuzunu imzalayanın kim olduğuna dair araştırma yapmadığı, senet tarihi ile tahsilat makbuzu tarihi arasında ilişki bulunamadığı, tüm bu nedenlerle davacı davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu senedin teminat için verildiğini, ticari defterlerden de borcunun olmadığının anlaşıldığını, senedi teslim alan Uğur'un ticari mümessil olarak değerlendirilmesi gerektiğini, senedi Uğur'a teslim ettiklerini, karşılığında makbuz alındığını, yapılan cironun da kötü niyetli olduğunu, şirket yetkili ile davalı hamil Levent arasında tanışıklık olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, teminat senedi olarak verildiği iddia edilen bonodan dolayı yapılan icra takibi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, taraflar arasındaki asıl uyuşmazlığın ise; ticari ilişki nedeniyle davacının keşideci, davalı şirketin lehtar, diğer davalının da hamil olduğu bononun teminat bonosu olup olmadığı, bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olup olmadığı noktalarında toplandığı belirlenmektedir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4881 E. 2019/6631 K.
Ortak:teminat bonosu · malen kaydı · talil · lehtar · keşideci · bono · cy/cy kaydı · teminat
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «teminat senedi» olarak verildiği iddia edilen bonodan dolayı yapılan icra takibi nedeniyle «menfi tespit» istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, taraflar arasındaki asıl uyuşmazlığın ise; ticari ilişki nedeniyle davacının «keşideci», davalı şirketin «lehtar», diğer davalının da «hamil» olduğu «bononun» «teminat bonosu» olup olmadığı, bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olup olmadığı noktalarında toplandığı belirlenmektedir.
Hukuk Dairesinin 30.05.2019 tarih, 2018/1840 E. ve 2019/3650 K. sayılı kararıyla davacı vekilinin davalının «bono» metnini «talil» ederek «ispat külfetini» kendi üzerine aldığına yönelik iddiası yerinde olmayıp davacı vekilinin buna yönelik temyiz itirazlarının reddine, 23.07.2011 tarihli «tahsilat makbuzuyla» ilgili hiçbir irdeleme yapılmadığından «eksik inceleme» ile sonuca varıldığı, o halde, sözü edilen belge aslının ... adlı şahsa gösterilerek bu imzanın kendisine ait olup olmadığı hususunda şahsın dinlenmesi, «imza inkarı» halinde «imza incelemesi» yapılması ayrıca bu şahsın şirketin «temsilcisi», ticari mümessili veya ticari vekili olup olmadığı hususunun araştırılması, belgenin ... tarafından imzalandığı ve şirket adına imzalamakta yetkili olduğunun anlaşılması halinde bu bononun artık bir «teminat bonosu» olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda davacının bono ile teminat altına alınan herhangi bir borcu olup olmadığının araştırılması, «tahkikat» sonucunda bononun «bedelsiz» kaldığının anlaşılması halinde senet «hamilinin» bu durumu bilmesi gerekip gerekmediği ve davacıyı bu saikle zarara uğratıp uğratmadığının tespiti ile sonucuna varılması gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur …
Mahkemece 12.12.2017 tarih, 2016/487 E. ve 2017/1326 K. sayılı kararı ile davacı ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının senedin «teminat» olduğunu yazılı delille kanıtlamak yükümlülüğü olduğu gibi, senetteki «malen kaydı» nedeni ile de malı «teslim» almadığını ispat etmesi gerektiği, «ticari defterlerde» senet kaydı bulunmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Benzer bu kararda2- Dava, «teminat» bonosunun paraya çevrilmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup davaya konu senet incelendiğinde «keşidecisinin» davacı, «lehtarının» davalı ..., «keşide tarihinin» 10.12.2015, vadesinin ise 10.04.2012 olduğu; yine «bono» üzerinde, “«malen” kaydının» bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davalı ..., her ne kadar dava konusu «bonoya» kısmen karşılık olacak şekilde nakit para verdiğini söyleyerek senet metnini «talil» etmiş ise de; davacının dava dilekçesinde, üzerinde «malen kaydı» bulunan senedi, «teminat bonosu» olarak nitelendirerek talilde bulunduğunun anlaşılmasına göre, «ispat yükünün» davacı tarafa ait olduğu kabul edilip sonuca ulaşılması gerekirken, hatalı değerlendirme yapılarak hüküm kurulması doğru olmamış kararın anılan nedenle bozulması g …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:keşide tarihi · yemin deliline dayanma · pasif husumet ehliyeti · yemin delili · husumet ehliyeti · pasif husumet yokluğu · yemin · ispat yükü
Benzer bu kararda… nce iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacıya nakit para verdiği yönündeki iddialarını yazılı delille ispatlayamadığı ve cevap dilekçesinde «yemin deliline dayanmadığı», davacı tarafça da senet karşılığında söz konusu altın takıların «teslim» edilmediğini yazılı delille ispatlayamadığı, dava dilekçesinde yemin deliline dayanmadığı, davalı ...'a yöneltilen «haksız fiil» eyleminin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın; davalı ... bakımından, kısmen kabulü ile 57.647,34 TL’nin ödeme tarihi itibariyle tahsiline, davalı ... bakımından, …
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davada «pasif husumet ehliyetinin» olmadığı gerekçesiyle davacının ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun davalı ... yönünden esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne ve 57.667,34 TL'nin 13/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davanın davalı ... yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
2- Dava, «teminat» bonosunun paraya çevrilmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup davaya konu senet incelendiğinde «keşidecisinin» davacı, «lehtarının» davalı ..., «keşide tarihinin» 10.12.2015, vadesinin ise 10.04.2012 olduğu; yine «bono» üzerinde, “«malen” kaydının» bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davalı ..., her ne kadar dava konusu «bonoya» kısmen karşılık olacak şekilde nakit para verdiğini söyleyerek senet metnini «talil» etmiş ise de; davacının dava dilekçesinde, üzerinde «malen kaydı» bulunan senedi, «teminat bonosu» olarak nitelendirerek talilde bulunduğunun anlaşılmasına göre, «ispat yükünün» davacı tarafa ait olduğu kabul edilip sonuca ulaşılması gerekirken, hatalı değerlendirme yapılarak hüküm kurulması doğru olmamış kararın anılan nedenle bozulması g …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15835 E. 2014/3705 K.
Ortak:lehtar · bedelsizlik · ciro · hamil · eksik inceleme · temsil
İncelediğiniz karardaHukuk Dairesinin 30.05.2019 tarih, 2018/1840 E. ve 2019/3650 K. sayılı kararıyla davacı vekilinin davalının «bono» metnini «talil» ederek «ispat külfetini» kendi üzerine aldığına yönelik iddiası yerinde olmayıp davacı vekilinin buna yönelik temyiz itirazlarının reddine, 23.07.2011 tarihli «tahsilat makbuzuyla» ilgili hiçbir irdeleme yapılmadığından «eksik inceleme» ile sonuca varıldığı, o halde, sözü edilen belge aslının ... adlı şahsa gösterilerek bu imzanın kendisine ait olup olmadığı hususunda şahsın dinlenmesi, «imza inkarı» halinde «imza incelemesi» yapılması ayrıca bu şahsın şirketin «temsilcisi», ticari mümessili veya ticari vekili olup olmadığı hususunun araştırılması, belgenin ... tarafından imzalandığı ve şirket adına imzalamakta yetkili olduğunun anlaşılması halinde bu bononun artık bir «teminat bonosu» olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda davacının bono ile teminat altına alınan herhangi bir borcu olup olmadığının araştırılması, «tahkikat» sonucunda bononun «bedelsiz» kaldığının anlaşılması halinde senet «hamilinin» bu durumu bilmesi gerekip gerekmediği ve davacıyı bu saikle zarara uğratıp uğratmadığının tespiti ile sonucuna varılması gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu senedin «teminat» için verildiğini, «ticari defterlerden» de borcunun olmadığının anlaşıldığını, senedi «teslim» alan Uğur'un ticari mümessil olarak değerlendirilmesi gerektiğini, senedi Uğur'a teslim ettiklerini, karşılığında makbuz alındığını, yapılan «cironun» da kötü niyetli olduğunu, şirket yetkili ile davalı «hamil» Levent arasında tanışıklık olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «teminat senedi» olarak verildiği iddia edilen bonodan dolayı yapılan icra takibi nedeniyle «menfi tespit» istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, taraflar arasındaki asıl uyuşmazlığın ise; ticari ilişki nedeniyle davacının «keşideci», davalı şirketin «lehtar», diğer davalının da «hamil» olduğu «bononun» «teminat bonosu» olup olmadığı, bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olup olmadığı noktalarında toplandığı belirlenmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle, böyle bir davada davacının, 6762 sayılı TTK'nın 599. maddesi uyarınca evvela çekin «lehtarı» olan dava dışı Uğur Yücetürk'e karşı «çekin bedelsiz» olduğunu, bundan sonra da Uğur Yücetürk'ten çeki alan «hamilin» «kötüniyetini» ispat etmesi gerektiğinden, Dairemizin yerleşik kararları gereğince davacıya önce lehtar Uğur Yücetürk'e karşı ayrı bir dava açması için «mehil» verilmesi, açılacak davanın bu dava ile birleştirilmesi, takibe esas icra dosyasının da celp edilmesinden sonra davanın esastan incelenmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
… dan yine dava dışı Uğur Yücetürk ve Rıfat Yücetürk'ten alındığı ve davacı tarafından hisse bedeline karşılık çeklerin bu kişilere verildiği, davalı şirketin bu alım «satım sözleşmesinin» tarafı olmadığı, her ne kadar davacı, hisse devraldığı dava dışı Uğur Yücetürk'ün davalı şirketin «temsilcisi» olduğunu belirtmiş ise de, davalı şirket «tüzel kişilik» olup, hisse devrinde taraf olmadığı gibi, temsilcisi olan kişinin devrettiği bir başka şirkete ait hisselerden de sorumlu bulunmadığı ve davalının «ciro» yolu ile aldığı senetleri takibe koymasının da yasaya aykırı olmadığı gerekçesiyle, davanın ve davalı tarafın «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, şirket «hisse devri» mukabilinde çekleri dava dışı Uğur Yücetürk isimli kişiye verdiğini, anılan kişinin ise hisse devrinde kendisini kandırdığını, bu nedenle çeklerin «bedelsiz» olduğunu, davalı şirketin de bu durumu bilerek ve «kötüniyetli» olarak çekleri «ciro» yoluyla devraldığını iddia etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çekin bedelsizliği · ek mehil · kötüniyet tazminatı · hisse devri · satım sözleşmesi · tüzel kişilik · kötüniyet
Benzer bu kararda… dan yine dava dışı Uğur Yücetürk ve Rıfat Yücetürk'ten alındığı ve davacı tarafından hisse bedeline karşılık çeklerin bu kişilere verildiği, davalı şirketin bu alım «satım sözleşmesinin» tarafı olmadığı, her ne kadar davacı, hisse devraldığı dava dışı Uğur Yücetürk'ün davalı şirketin «temsilcisi» olduğunu belirtmiş ise de, davalı şirket «tüzel kişilik» olup, hisse devrinde taraf olmadığı gibi, temsilcisi olan kişinin devrettiği bir başka şirkete ait hisselerden de sorumlu bulunmadığı ve davalının «ciro» yolu ile aldığı senetleri takibe koymasının da yasaya aykırı olmadığı gerekçesiyle, davanın ve davalı tarafın «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Bu nedenle, böyle bir davada davacının, 6762 sayılı TTK'nın 599. maddesi uyarınca evvela çekin «lehtarı» olan dava dışı Uğur Yücetürk'e karşı «çekin bedelsiz» olduğunu, bundan sonra da Uğur Yücetürk'ten çeki alan «hamilin» «kötüniyetini» ispat etmesi gerektiğinden, Dairemizin yerleşik kararları gereğince davacıya önce lehtar Uğur Yücetürk'e karşı ayrı bir dava açması için «mehil» verilmesi, açılacak davanın bu dava ile birleştirilmesi, takibe esas icra dosyasının da celp edilmesinden sonra davanın esastan incelenmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Davacı, şirket «hisse devri» mukabilinde çekleri dava dışı Uğur Yücetürk isimli kişiye verdiğini, anılan kişinin ise hisse devrinde kendisini kandırdığını, bu nedenle çeklerin «bedelsiz» olduğunu, davalı şirketin de bu durumu bilerek ve «kötüniyetli» olarak çekleri «ciro» yoluyla devraldığını iddia etmiştir.
Mahkemece, davalının «kötüniyetli» olmadığı kabul edilmiş ise de, hisseleri devreden dava dışı Uğur Yücetürk, davalı şirketin şubesinin «temsilcisidir».
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4248 E. , 2023/6368 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/466 Esas, 2020/493 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 31.10.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalılar vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin davalı şirket ile arasında ticari ilişki olduğunu, davalıya fatura bedellerini tahsilat makbuzları karşılığında nakit, çek, senet, banka havalesi yoluyla ödendiğini, icra takibine konu senedin ticari ilişki başlamadan evvel teminat senedi olarak verildiğini, senedin teminat olduğuna dair davalı şirkete ait bastırılmış tahsilat makbuzunun bulunduğunu, davalı ...’in davalı şirket yetkilisinin yakını olduğunu ve senedi kötü niyetli iktisap ettiğini, davalılara borçlarının olmadığını ileri sürerek icra takibinden dolayı borçlu olmadıklarının tespiti ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın davaya ilişkin sunduğu ödeme makbuzlarının takibe konu senetle bir ilgisi olmadığını, senedin teminat senedi olduğu iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerektiğini, senedin teminat senedi olmayıp borç karşılığı verilen senet olduğunu savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ..., davaya cevap vermemiş, yargılama aşamasında davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 12.12.2017 tarih, 2016/487 E. ve 2017/1326 K. sayılı kararı ile davacı ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının senedin teminat olduğunu yazılı delille kanıtlamak yükümlülüğü olduğu gibi, senetteki malen kaydı nedeni ile de malı teslim almadığını ispat etmesi gerektiği, ticari defterlerde senet kaydı bulunmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 30.05.2019 tarih, 2018/1840 E. ve 2019/3650 K. sayılı kararıyla davacı vekilinin davalının bono metnini talil ederek ispat külfetini kendi üzerine aldığına yönelik iddiası yerinde olmayıp davacı vekilinin buna yönelik temyiz itirazlarının reddine, 23.07.2011 tarihli tahsilat makbuzuyla ilgili hiçbir irdeleme yapılmadığından eksik inceleme ile sonuca varıldığı, o halde, sözü edilen belge aslının ... adlı şahsa gösterilerek bu imzanın kendisine ait olup olmadığı hususunda şahsın dinlenmesi, imza inkarı halinde imza incelemesi yapılması ayrıca bu şahsın şirketin temsilcisi, ticari mümessili veya ticari vekili olup olmadığı hususunun araştırılması, belgenin ...
tarafından imzalandığı ve şirket adına imzalamakta yetkili olduğunun anlaşılması halinde bu bononun artık bir teminat bonosu olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda davacının bono ile teminat altına alınan herhangi bir borcu olup olmadığının araştırılması, tahkikat sonucunda bononun bedelsiz kaldığının anlaşılması halinde senet hamilinin bu durumu bilmesi gerekip gerekmediği ve davacıyı bu saikle zarara uğratıp uğratmadığının tespiti ile sonucuna varılması gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak tahsilat makbuzunu davalı adına imzaladığı ileri sürülen ... davalı şirket temsilcisi ya da yetkilisi olmadığı, ancak tahsilat makbuzundaki imzanın kendisine ait olduğunu beyan ettiği, tahsilat makbuzunun da davalı şirket nezdinde imzalanmadığının anlaşıldığı, davacının basiretli bir tacir gibi davranmayarak tahsilat makbuzunu imzalayanın kim olduğuna dair araştırma yapmadığı, senet tarihi ile tahsilat makbuzu tarihi arasında ilişki bulunamadığı, tüm bu nedenlerle davacı davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu senedin teminat için verildiğini, ticari defterlerden de borcunun olmadığının anlaşıldığını, senedi teslim alan Uğur'un ticari mümessil olarak değerlendirilmesi gerektiğini, senedi Uğur'a teslim ettiklerini, karşılığında makbuz alındığını, yapılan cironun da kötü niyetli olduğunu, şirket yetkili ile davalı hamil Levent arasında tanışıklık olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, teminat senedi olarak verildiği iddia edilen bonodan dolayı yapılan icra takibi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, taraflar arasındaki asıl uyuşmazlığın ise; ticari ilişki nedeniyle davacının keşideci, davalı şirketin lehtar, diğer davalının da hamil olduğu bononun teminat bonosu olup olmadığı, bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olup olmadığı noktalarında toplandığı belirlenmektedir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
01.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/980944100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz