YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1630 E. 2023/5314 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kazanılmış hak↗ uyuşmazlık konusu↗ esastan ret↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/286 E., 2019/418 K.
Taraflar arasındaki TPMK Yeniden İnceleme Değerledirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye’nin tanınmış markalarından birinin sahibi olduğunu, 1964 yılında “dönerci hacı baba” olarak faaliyete başlayan müvekkilinin Avrupa’ya kadar faaliyetlerini büyüttüğünü, müvekkilinin 2003/09088, 2003/09089 ve 2013/35041 sayılı markaların sahibi olduğunu, bu markaları uzun yıllardır kullandığını, döner kültürünün öncüsü olduğunu, “dönerci hacı baba” markasının tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin 2018/18727 sayılı “dönerci hacı baba” şeklindeki başvurusunun, daha önceden müvekkili adına tescilli olan bir marka ile aynı temel ögeye sahip olduğunu ancak müvekkilinin başvurusunun davalı Kurumca reddedildiğini, halbuki müvekkilinin önceki markaları nedeniyle kazanılmış hakkının bulunduğunu, önceki markanın ana unsurunun yanına eklenen yardımcı unsurlar ile seri marka yaratma çabasının kazanılmış hak nedeniyle hukuken korunması gerektiğini, müvekkilinin işletmesel köken itibariyle önceki markaları ile olan bağlantısına yönelik mesajını açıkça verdiğini, müvekkilinin markası 2014/25515 sayılı, ret kararına dayanak marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olmadığı gibi müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu ileri sürerek TPMK YİDK'in 2018-M-4874 sayılı kararının iptaline, “Dönerci HACI BABA” ibareli markanın başvuru konusu tüm sınıflar ve hizmetler için müvekkil şirket adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; başvuru markası ile redde mesnet alınan marka arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, markalardaki farklılıkların ayırt edilemeyecek derecedeki benzerlikten kurtarmak için yeterli olmadığını, müvekkili Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, dava konusu 2018/18727 sayılı HB Dönerci HACI BABA ibareli marka başvurusunun 29, 35 ve 43 üncü sınıf emtiaları kapsayacak şekilde başvuru konusu edildiği, başvurunun, 2005/23220, 2014/25511, 2014/25514, 2014/25515 ve 2014/25516 sayılı markalar nedeniyle 5/1-ç bendi hükümleri uyarınca reddine karar verildiği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca Mal ve/veya hizmetlerin aynı/ aynı tür olması, ve markaların aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması halinin gerçekleşmesi halinde, sonraki tarihli başvurunun, önceki markanın varlığı nedeniyle reddedilebileceği, dava konusu 2018/18727 kod numaralı HB Dönerci HACI BABA ibareli marka başvuru kapsamının; 29, 35 ve 43 üncü sınıfta kararda sayılan mal ve hizmetlere ilişkin olduğu redde mesnet 2014/25515 sayılı markanın 29, 35 ve 43 üncü sınıfta kararda sayılan mal ve hizmet sınıflarına ilişkin olduğu, taraf markalarının, başvuru kapsamında yer alan her bir emtia bakımından birebir aynı emtiayı içerdiği, görsel olarak taraf markalarının genel kompozisyonlarının aynı olmadığı, dolayısıyla uyuşmazlık konusu işaretlerin birbiri ile aynı ya da ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olarak değerlendirilemeyecekleri, işaretlerin aynı/ayniyet derecesinde benzer olmaları gerekliliği yönündeki kriterin somut uyuşmazlıkta gerçekleşmediği, ilk bakışta genel görünüm itibariyle hedef tüketici kesiminin dava konusu mal/hizmet sınıfları göz önünde bulundurulduğunda başvuru ve redde mesnet markalar arasında hiç bir inceleme ve araştırma yapmayı gerekli kılmayacak şekilde bağlantı kurulma ihtimali de dahil iltibas ihtimalinin var olduğunun ve karıştırılmanın yaşanacağının söylenmesinin mümkün olmadığı, dava konusu 2018/18727 sayılı marka başvurusu kapsamında 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca reddine karar verilen emtialar ile redde gerekçe 2014/25515 sayılı marka kapsamında yer alan emtiaların aynı/aynı tür oldukları, ancak taraf markalarını oluşturan işaretler arasındaki özellikle görsel ve işitsel anlamda meydana gelen farklılıkların taraf markalarının 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi anlamında birbirlerinden asgari düzeyde uzaklaştırmayı başardığı, gerekçesiyle davanın kabulüne, TPMK YİDK'in 20.06.2018 tarihli ve 2018-M-4874 sayılı kararının davacının itirazının reddiyle ilgili kısım yönünden iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; başvuru markası ile redde mesnet alınan marka arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, markalardaki farklılıkların ayırt edilemeyecek derecedeki benzerlikten kurtarmak için yeterli olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı, davacının başvuru konusu yaptığı 2018/18727 sayılı marka ile davalı Kurumun mesnet aldığı 2014/25515 sayılı marka arasında 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı marka başvurusuna yapılan itirazın kabulüne dair Kurum kararının iptali talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4291 E. 2024/865 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… uru kapsamında yer alan her bir emtia bakımından birebir aynı emtiayı içerdiği, görsel olarak taraf markalarının genel kompozisyonlarının aynı olmadığı, dolayısıyla «uyuşmazlık konusu» işaretlerin birbiri ile aynı ya da ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olarak değerlendirilemeyecekleri, işaretlerin aynı/ayniyet derecesinde benzer olmaları gerekliliği yönündeki kriterin somut uyuşmazlıkta gerçekleşmediği, ilk bakışta genel görünüm itibariyle hedef tüketici kesiminin dava konusu mal/hizmet sınıfları göz önünde bulundurulduğunda başvuru ve redde mesnet markalar arasında hiç bir inceleme ve araştırma yapmayı gerekli kılmayacak şekilde bağlantı kurulma ihtimali de «dahil» «iltibas» ihtimalinin var olduğunun ve karıştırılmanın yaşanacağının söylenmesinin mümkün olmadığı, dava konusu 2018/18727 sayılı marka başvurusu kapsamında 6769 sayılı Kanu …
Benzer bu karardaUSTA" markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde "DÖNERCİ ... ..." markasını tescilsiz bir şekilde kullandığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini, davalının bu kullanımları neticesinde davacının maddi ve manevi zarar gördüğünü, ayrıca itibar «kaybına» uğradığını, bu sebeplerle davalının "DÖNERCİ ... ..." ibaresini marka olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ettiği ve haksız rekabet oluşturduğunun …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanına tecavüz · basiretli tacir · hakkaniyet · derdestlik · dürüstlük kuralı · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · kâr kaybı
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,«kesin» hüküm itirazında bulunulan davanın davalısının aynı olmadığı, dava konusunun marka hükümsüzlüğü ile ... adının markaya ve «ticaret unvanına tecavüz» teşkil etmesi sebebiyle ... adının kullanılmasının önlenmesine ilişkin olduğu, bu davada ise, davalının Dönerci ... ... ibaresini marka olarak kullanmasının davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ... etmediğinin tespitinin ve önlenmesinin talep edildiği, yani dava konusunun ve davalı tarafın farklı olduğu anlaşılmakla kesin hüküm itirazının reddine isabetli olarak karar verildiği, markaların hitap ettiği «ortalama tüketici» kitlesinin dikkat seviyesi düşünüldüğünde tüketiciler nezdinde iki işletmenin birbirine karıştırılma yada birbiri ile ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğu tespit …
USTA" markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde "DÖNERCİ ... ..." markasını tescilsiz bir şekilde kullandığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini, davalının bu kullanımları neticesinde davacının maddi ve manevi zarar gördüğünü, ayrıca itibar «kaybına» uğradığını, bu sebeplerle davalının "DÖNERCİ ... ..." ibaresini marka olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ettiği ve haksız rekabet oluşturduğunun …
Şti. adına 2011/14758 sayı ile tescilli olduğunu, davalının bu markayı adı geçen şirket ile imzaladığı marka kullanım sözleşmesine binaen kullandığını, «husumetin» davalıya değil, marka sahibine yöneltilmesi gerektiğini, davacının bu davayı ikame etmeden önce marka sahibi şirket aleyhine dava açtığını, bu davanın da «derdestlik» sebebiyle reddi gerektiğini, hukuken var olan bir hakkın fiilen kullanımının haksız kullanım teşkil etmeyeceğini ve «marka hakkına tecavüzden» söz edilemeyeceğini, davalının "DÖNERCİ ... ..." markasını kullanımının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 12 n …
… kelimesinin (zanaatini gereği gibi öğrenmiş, işinin ehli kimse) ve ... (eğitim görmüş, sözü geçen, görgülü kimse) anlamında kullanıldığının, markaların hitap ettiği «ortalama tüketici» kitlesinin dikkat seviyesi düşünüldüğünde tüketiciler nezdinde iki işletmenin birbirine karıştırılma yada birbiri ile ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğunun tespit edildiği, davalının "DÖNERCİ ... ..." ibaresini yiyecek ve içecek sağlanması hizmetinde kullandığı anlaşılmakla bu kullanımın davacının tescilli markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 ... maddesinin birinci fıkrası gereğince davalının «basiretli tacir» olarak, «dürüstlük kuralına» uygun olarak, ticari faaliyette bulunurken, başkasının faaliyetleri, işleri ve iş ürünleri ile karıştırılmaması için gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğundan ancak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığından, davalının eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Marka tecavüzü | Haksız rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6002 E. 2023/587 K.
Ortak:dahili dava · iltibas · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz kararda… uru kapsamında yer alan her bir emtia bakımından birebir aynı emtiayı içerdiği, görsel olarak taraf markalarının genel kompozisyonlarının aynı olmadığı, dolayısıyla «uyuşmazlık konusu» işaretlerin birbiri ile aynı ya da ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olarak değerlendirilemeyecekleri, işaretlerin aynı/ayniyet derecesinde benzer olmaları gerekliliği yönündeki kriterin somut uyuşmazlıkta gerçekleşmediği, ilk bakışta genel görünüm itibariyle hedef tüketici kesiminin dava konusu mal/hizmet sınıfları göz önünde bulundurulduğunda başvuru ve redde mesnet markalar arasında hiç bir inceleme ve araştırma yapmayı gerekli kılmayacak şekilde bağlantı kurulma ihtimali de «dahil» «iltibas» ihtimalinin var olduğunun ve karıştırılmanın yaşanacağının söylenmesinin mümkün olmadığı, dava konusu 2018/18727 sayılı marka başvurusu kapsamında 6769 sayılı Kanu …
Benzer bu karardaŞti.’nin şubesi olarak faaliyet gösteren söz konusu işletmeler ile bilhassa 30. ve 35. sınıf faaliyet alanına «dahil» olacak biçimde satış odaklı sözleşmesel ilişki kurulduğunu ve restorancılık faaliyetinin «münhasır» olarak Mali Gıda üzerinde bırakıldığını, «haksız rekabetin» de bulunmadığını, haksız rekabet ve markaya tecavüz yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile «istinaf yoluna başvurmuştur».
Efendi" kullanımı ile «iltibas» oluşturabilme ihtimali bulunmasına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · dava şartı yokluğu · ayırt edicilik · dosya masrafı · dava sebebi · haksız rekabet · kesin hüküm
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın «kesin» hüküm nedeni ile dava «şartı yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının markasının nitelik itibarıyla «ayırt ediciliği» düşük unsurlardan oluşması «sebebi» ile ancak çok sınırlı bir korumadan yararlanabileceğini, Mali Gıda Ltd.
Şti.’nin şubesi olarak faaliyet gösteren söz konusu işletmeler ile bilhassa 30. ve 35. sınıf faaliyet alanına «dahil» olacak biçimde satış odaklı sözleşmesel ilişki kurulduğunu ve restorancılık faaliyetinin «münhasır» olarak Mali Gıda üzerinde bırakıldığını, «haksız rekabetin» de bulunmadığını, haksız rekabet ve markaya tecavüz yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile «istinaf yoluna başvurmuştur».
Efendi markasını 43. sınıfta kullanamayacağı, “Usta” yerine “Efendi” ibaresi getirmesinin kullanıma «ayırt edicilik» katmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının "DÖNERCİ ...
EFENDİ" ibaresini yiyecek ve içecek sağlanması hizmetinde kullanıldığının, bu kullanımın davacının tescilli markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturduğunun tespitine, markaya tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesine, yiyecek ve içecek sağlanması hizmetinde kullanılan DÖNERCİ ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7783 E. 2016/2619 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tazminat davası · marka hakkına tecavüz · maddi ve manevi tazminat · dosya masrafı · maddi tazminat · ilan · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaDÖNER'' ibareli markaların resmi marka bülteninde yayın ve marka siciline tescil tarihleri, dava tarihi olan 08.05.2013 tarihinden sonra olup, 556 sayılı KHK'nın 9/«son» maddesi hükmü gereğince, markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayın tarihi itibarıyla hüküm ifade eder ve marka tescil başvurusunun bültende yayınlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin «ilan» edilmesi halinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, «tazminat davası» açmaya yetkilidir.
DÖNER ibareli kullanımının «marka hakkına tecavüz» olduğunun tespiti ve menine, tecavüze konu kullanıma yönelik el konulan .. ibareli poşet, ıslak mendil, kartvizit ve tanıtım evrakının «masrafı» davalıdan alınmak suretiyle imhasına, ..
DÖNER ibareli marka kullanımına yönelik tabelanın .. ibaresi silinmek suretiyle tecavüzün giderilmesine, 10.000 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, «maddi tazminat» talebin reddine karar verilmiştir.
1) Dava, «marka hakkına tecavüzün» tespiti ve «maddi, manevi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1630 E. , 2023/5314 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/544 Esas, 2021/1571 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/286 E., 2019/418 K.
Taraflar arasındaki TPMK Yeniden İnceleme Değerledirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye’nin tanınmış markalarından birinin sahibi olduğunu, 1964 yılında “dönerci hacı baba” olarak faaliyete başlayan müvekkilinin Avrupa’ya kadar faaliyetlerini büyüttüğünü, müvekkilinin 2003/09088, 2003/09089 ve 2013/35041 sayılı markaların sahibi olduğunu, bu markaları uzun yıllardır kullandığını, döner kültürünün öncüsü olduğunu, “dönerci hacı baba” markasının tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin 2018/18727 sayılı “dönerci hacı baba” şeklindeki başvurusunun, daha önceden müvekkili adına tescilli olan bir marka ile aynı temel ögeye sahip olduğunu ancak müvekkilinin başvurusunun davalı Kurumca reddedildiğini, halbuki müvekkilinin önceki markaları nedeniyle kazanılmış hakkının bulunduğunu, önceki markanın ana unsurunun yanına eklenen yardımcı unsurlar ile seri marka yaratma çabasının kazanılmış hak nedeniyle hukuken korunması gerektiğini, müvekkilinin işletmesel köken itibariyle önceki markaları ile olan bağlantısına yönelik mesajını açıkça verdiğini, müvekkilinin markası 2014/25515 sayılı, ret kararına dayanak marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olmadığı gibi müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu ileri sürerek TPMK YİDK'in 2018-M-4874 sayılı kararının iptaline, “Dönerci HACI BABA” ibareli markanın başvuru konusu tüm sınıflar ve hizmetler için müvekkil şirket adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; başvuru markası ile redde mesnet alınan marka arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, markalardaki farklılıkların ayırt edilemeyecek derecedeki benzerlikten kurtarmak için yeterli olmadığını, müvekkili Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, dava konusu 2018/18727 sayılı HB Dönerci HACI BABA ibareli marka başvurusunun 29, 35 ve 43 üncü sınıf emtiaları kapsayacak şekilde başvuru konusu edildiği, başvurunun, 2005/23220, 2014/25511, 2014/25514, 2014/25515 ve 2014/25516 sayılı markalar nedeniyle 5/1-ç bendi hükümleri uyarınca reddine karar verildiği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca Mal ve/veya hizmetlerin aynı/ aynı tür olması, ve markaların aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması halinin gerçekleşmesi halinde, sonraki tarihli başvurunun, önceki markanın varlığı nedeniyle reddedilebileceği, dava konusu 2018/18727 kod numaralı HB Dönerci HACI BABA ibareli marka başvuru kapsamının;
29, 35 ve 43 üncü sınıfta kararda sayılan mal ve hizmetlere ilişkin olduğu redde mesnet 2014/25515 sayılı markanın 29, 35 ve 43 üncü sınıfta kararda sayılan mal ve hizmet sınıflarına ilişkin olduğu, taraf markalarının, başvuru kapsamında yer alan her bir emtia bakımından birebir aynı emtiayı içerdiği, görsel olarak taraf markalarının genel kompozisyonlarının aynı olmadığı, dolayısıyla uyuşmazlık konusu işaretlerin birbiri ile aynı ya da ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olarak değerlendirilemeyecekleri, işaretlerin aynı/ayniyet derecesinde benzer olmaları gerekliliği yönündeki kriterin somut uyuşmazlıkta gerçekleşmediği, ilk bakışta genel görünüm itibariyle hedef tüketici kesiminin dava konusu mal/hizmet sınıfları göz önünde bulundurulduğunda başvuru ve redde mesnet markalar arasında hiç bir inceleme ve araştırma yapmayı gerekli kılmayacak şekilde bağlantı kurulma ihtimali de dahil iltibas ihtimalinin var olduğunun ve karıştırılmanın yaşanacağının söylenmesinin mümkün olmadığı, dava konusu 2018/18727 sayılı marka başvurusu kapsamında 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca reddine karar verilen emtialar ile redde gerekçe 2014/25515 sayılı marka kapsamında yer alan emtiaların aynı/aynı tür oldukları, ancak taraf markalarını oluşturan işaretler arasındaki özellikle görsel ve işitsel anlamda meydana gelen farklılıkların taraf markalarının 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi anlamında birbirlerinden asgari düzeyde uzaklaştırmayı başardığı, gerekçesiyle davanın kabulüne, TPMK YİDK'in 20.06.2018 tarihli ve 2018-M-4874 sayılı kararının davacının itirazının reddiyle ilgili kısım yönünden iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; başvuru markası ile redde mesnet alınan marka arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, markalardaki farklılıkların ayırt edilemeyecek derecedeki benzerlikten kurtarmak için yeterli olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı, davacının başvuru konusu yaptığı 2018/18727 sayılı marka ile davalı Kurumun mesnet aldığı 2014/25515 sayılı marka arasında 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı marka başvurusuna yapılan itirazın kabulüne dair Kurum kararının iptali talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/979125400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz