İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5920 E. 2023/5264 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kısmi geçersizlik↗ ttk 702/2↗ adi senet↗ kesin hükümsüzlük↗ maktu vekâlet ücreti↗ keşide yeri↗ aval↗ icra inkâr tazminatı↗ ilamsız icra takibi↗ emredici hüküm↗ vekâlet ücreti↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ ikrar↗ ispat yükü↗ tbk 99↗ bono↗ vade↗ kefil↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ asıl alacak↗ yasal faiz↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ zamanaşımı↗ teminat↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı borçlular hakkında 01.09.2005 tanzim tarihli ve 01.09.2006 vade tarihli bonoya dayanılarak ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçluların takibe karşı haksız olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek, itirazın iptaline, %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde;borçlarının olmadığını, takibe konu edilen bononun zamanaşımına uğradığını, davacı ile diğer davalı arasındaki ilişkinin tarafı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... cevap dilekçesinde; alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının tefecilik suçundan dolayı ceza aldığını, ispat yükünün davacıda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 02.04.2019 tarih, 2018/213 E. ve 2019/117 K. sayılı kararı ile bononun keşide kısmında belirtilen yerin tanınmış bir idari birimin adı olması gerektiği, geçerli bir keşide yerinin bulunmasının bononun yasal unsurlarından olduğu, icra takibinin dayanağı olan 01.09.2006 vade tarihli bononun incelenmesinde, keşide yerinde belirtilen idari birimin belirsiz olduğunun anlaşıldığı, dava konusu bononun bulunması zorunlu olan unsuru taşımaması sebebiyle bono vasfını haiz olmadığı, takibe konu 01.09.2006 vade tarihli bononun adi senet hükmünde olması sebebiyle borçlu olmadığının davalı tarafça ispat edilmesi gerektiği, davalılar tarafından borçlu olunmadığının ispatına yönelik delil sunulamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle davalı borçluların 6.000,00 TL asıl alacağa yönelik itirazlarının iptaliyle, takibin belirtilen asıl alacak yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, sabit olan asıl alacak itibariyle alacağın %20'si oranında tazminatın davalılardan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı ... vekili ve davalı ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 16.02.2021 tarih, 2020/3695 E. ve 2021/1261 K. sayılı kararı ile“..Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulmuş ise de bozma ilamı doğrultusunda değerlendirme ve inceleme yapılmamıştır. Davacının, Alaca Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/188 E. 2008/179 K. sayılı kararıyla aralarında dava konusu senedin de olduğu belgelerden dolayı tefecilik suçundan mahkum olduğu ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. 818 sayılı Borçlar Kanunu m. 20 (6098 sayılı TBK m. 27) uyarınca kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak yapılan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Ancak sözleşmenin içerdiği hükmün bir kısmının geçersiz olması diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Davalı ... adi senette asıl borçlu konumunda olup ceza mahkemesindeki beyanlarında davacıdan 3.000.-TL borç aldığını ikrar etmiş durumdadır. Bu durumda her ne kadar düzenlenen adi senet geçersiz ise de davalının ikrarı göz önüne alınarak bu davalının 3.000.-TL borçtan dolayı sorumlu olduğu, fazlaya ilişkin borçtan ise sorumlu olmadığı dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir.Diğer davalı ... ise, keşide yeri olmayan bonoda aval konumunda olup bononun düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 6762 sy. TTK m. 614 (6102 sy. TTK m. 702/2) uyarınca aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksanlıktan başka nedenle atıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. Buna göre bonoda keşide yeri olmadığından şeklen yasal unsurları olmadığından bu davalının adi senede dönüşen belgeden dolayı aval olarak borçtan sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu davalı hakkında davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı ...” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'in adi senette asıl borçlu konumunda olup ceza mahkemesindeki beyanlarında davacıdan 3.000,00 TL borç aldığını ikrar etmiş olması nedeniyle her ne kadar düzenlenen adi senet geçersiz ise de davalının ikrarı göz önüne alınarak bu davalının 3.000,00 TL borçtan dolayı sorumlu olduğu, fazlaya ilişkin borçtan ise sorumlu olmadığı, davalı ...'nın ise adi senede dönüşen belgeden dolayı aval olarak borçtan sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile; davacılar tarafından davalı ... aleyhine Alaca İcra Müdürlüğünün 2013/394 E. sayılı takip dosyası üzerinden yapılan takipte borçlu ...'in 3.000,00 TL asıl alacağa yönelik itirazının iptali ile, takibin belirtilen asıl alacak yönünden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, sabit olan asıl alacak itibariyle alacağın %20'si oranında tazminatın davalı ...'den alınarak dahili davacılara verilmesine, davalı ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... vekili ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıların icra dosyasına yaptıkları itirazlarında, yalnızca, senedin zamanaşımına uğradığı iddiası üzerinde durduklarını senet içeriğine, miktara veya senet altındaki imzalara herhangi bir itirazda bulunmadıklarını, davalılar ile davacı arasında, üç tarafça da kabul edilen bir borç ilişkisinin varlığının açık bir göstergesi olduğunu, davanın hiçbir aşamasında, ben böyle bir borç almadım denilmediğini, aksine ceza dosyasında, taraflar arasında bir alacak verecek ilişkisi olduğu kabul ettiklerini, hükmedilen vekalet ücretininde yerinde olmadığını, davacı lehine hükmedilen vekâlet ücreti miktarı aşılarak, davalı vekili lehine maktu vekâlet ücretine hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; senette geçen 3.000,00 TL'yi almadığını, ceza davasındaki beyanında da almadığını beyan ettiğini, davalı ...'nın 3.000,00 TL'yi faizine davacı taraftan 6.000,00 TL'ye aldığını, kendisinin kefil gösterildiğini, karanlıkta senet yapılırken beni borçlu yapılırken davalı ...'yı kefil yaptığını, davalı ...'yı bu yönden araştırmadığını, davacı müteveffadan para almadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bonoya dayalı olarak başlatılan ilamsız takibe itirazın iptaline ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 702 nci maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 27 nci maddesi.
3.Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... ile davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3695 E. 2021/1261 K.
Ortak:kısmi geçersizlik · adi senet · keşide yeri · aval · emredici hüküm · ikrar · bono · vade · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaBu durumda her ne kadar düzenlenen «adi senet» «geçersiz» ise de davalının «ikrarı» göz önüne alınarak bu davalının 3.000.-TL borçtan dolayı sorumlu olduğu, fazlaya ilişkin borçtan ise sorumlu olmadığı dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir.Diğer davalı ... ise, «keşide yeri» olmayan «bonoda» «aval» konumunda olup bononun düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 6762 sy.
Mahkemece Verilen Karar Mahkemece 02.04.2019 tarih, 2018/213 E. ve 2019/117 K. sayılı kararı ile «bononun» keşide kısmında belirtilen yerin tanınmış bir idari birimin adı olması gerektiği, geçerli bir «keşide yerinin» bulunmasının bononun yasal unsurlarından olduğu, icra takibinin dayanağı olan 01.09.2006 «vade» tarihli bononun incelenmesinde, keşide yerinde belirtilen idari birimin belirsiz olduğunun anlaşıldığı, dava konusu bononun bulunması zorunlu olan unsuru taşımaması sebebiyle bono vasfını haiz olmadığı, takibe konu 01.09.2006 vade tarihli bononun «adi senet» hükmünde olması sebebiyle borçlu olmadığının davalı tarafça ispat edilmesi gerektiği, davalılar tarafından borçlu olunmadığının ispatına yönelik delil sunulamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle davalı borçluların 6.000,00 TL asıl alacağa yönelik itirazlarının iptaliyle, takibin belirtilen «asıl alacak» yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, sabit olan asıl alacak itibariyle alacağın %20'si oranında tazminatın davalılardan alınarak, davacıya verilmesine k …
Buna göre «bonoda» «keşide yeri» olmadığından şeklen yasal unsurları olmadığından bu davalının adi senede dönüşen belgeden dolayı «aval» olarak borçtan sorumluluğu bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, «bononun» keşide kısmında belirtilen yerin tanınmış bir idari birimin adı olması gerektiği, geçerli bir «keşide yerinin» bulunmasının bononun yasal unsurlarından olduğu, icra takibinin dayanağı olan 01.09.2006 «vade» tarihli bononun incelenmesinde, keşide yerinde belirtilen idari birimin belirsiz olduğunun anlaşıldığı, dava konusu bononun bulunması zorunlu olan unsuru taşımaması sebebiyle bono vasfını haiz olmadığı, takibe konu 01.09.2006 vade tarihli bononun «adi senet» hükmünde olması sebebiyle borçlu olmadığının davalı tarafça ispat edilmesi gerektiği, davalılar tarafından borçlu olunmadığının ispatına yönelik delil sunulamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle davalı borçluların 6.000,00 TL asıl alacağa yönelik itirazlarının iptaliyle, takibin belirtilen «asıl alacak» yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, sabit olan asıl alacak itibariyle alacağın % 20' si oranında tazminatın davalılardan alınarak, davacıya verilmesine …
Diğer davalı ... ise, «keşide yeri» olmayan «bonoda» «aval» konumunda olup bononun düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 6762 sy.
Buna göre «bonoda» «keşide yeri» olmadığından şeklen yasal unsurları olmadığından bu davalının adi senede dönüşen belgeden dolayı «aval» olarak borçtan sorumluluğu bulunmamaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5920 E. , 2023/5264 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2021/122 Esas, 2021/335 Karar
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı borçlular hakkında 01.09.2005 tanzim tarihli ve 01.09.2006 vade tarihli bonoya dayanılarak ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçluların takibe karşı haksız olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek, itirazın iptaline, %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde;borçlarının olmadığını, takibe konu edilen bononun zamanaşımına uğradığını, davacı ile diğer davalı arasındaki ilişkinin tarafı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... cevap dilekçesinde; alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının tefecilik suçundan dolayı ceza aldığını, ispat yükünün davacıda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 02.04.2019 tarih, 2018/213 E. ve 2019/117 K. sayılı kararı ile bononun keşide kısmında belirtilen yerin tanınmış bir idari birimin adı olması gerektiği, geçerli bir keşide yerinin bulunmasının bononun yasal unsurlarından olduğu, icra takibinin dayanağı olan 01.09.2006 vade tarihli bononun incelenmesinde, keşide yerinde belirtilen idari birimin belirsiz olduğunun anlaşıldığı, dava konusu bononun bulunması zorunlu olan unsuru taşımaması sebebiyle bono vasfını haiz olmadığı, takibe konu 01.09.2006 vade tarihli bononun adi senet hükmünde olması sebebiyle borçlu olmadığının davalı tarafça ispat edilmesi gerektiği, davalılar tarafından borçlu olunmadığının ispatına yönelik delil sunulamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle davalı borçluların 6.000,00 TL asıl alacağa yönelik itirazlarının iptaliyle, takibin belirtilen asıl alacak yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, sabit olan asıl alacak itibariyle alacağın %20'si oranında tazminatın davalılardan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı ... vekili ve davalı ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 16.02.2021 tarih, 2020/3695 E. ve 2021/1261 K. sayılı kararı ile“..Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulmuş ise de bozma ilamı doğrultusunda değerlendirme ve inceleme yapılmamıştır. Davacının, Alaca Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/188 E. 2008/179 K. sayılı kararıyla aralarında dava konusu senedin de olduğu belgelerden dolayı tefecilik suçundan mahkum olduğu ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. 818 sayılı Borçlar Kanunu m. 20 (6098 sayılı TBK m.
27) uyarınca kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak yapılan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Ancak sözleşmenin içerdiği hükmün bir kısmının geçersiz olması diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Davalı ... adi senette asıl borçlu konumunda olup ceza mahkemesindeki beyanlarında davacıdan 3.000.-TL borç aldığını ikrar etmiş durumdadır. Bu durumda her ne kadar düzenlenen adi senet geçersiz ise de davalının ikrarı göz önüne alınarak bu davalının 3.000.-TL borçtan dolayı sorumlu olduğu, fazlaya ilişkin borçtan ise sorumlu olmadığı dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir.Diğer davalı ... ise, keşide yeri olmayan bonoda aval konumunda olup bononun düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 6762 sy.
TTK m. 614 (6102 sy. TTK m. 702/2) uyarınca aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksanlıktan başka nedenle atıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. Buna göre bonoda keşide yeri olmadığından şeklen yasal unsurları olmadığından bu davalının adi senede dönüşen belgeden dolayı aval olarak borçtan sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu davalı hakkında davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı ...” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'in adi senette asıl borçlu konumunda olup ceza mahkemesindeki beyanlarında davacıdan 3.000,00 TL borç aldığını ikrar etmiş olması nedeniyle her ne kadar düzenlenen adi senet geçersiz ise de davalının ikrarı göz önüne alınarak bu davalının 3.000,00 TL borçtan dolayı sorumlu olduğu, fazlaya ilişkin borçtan ise sorumlu olmadığı, davalı ...'nın ise adi senede dönüşen belgeden dolayı aval olarak borçtan sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile; davacılar tarafından davalı ... aleyhine Alaca İcra Müdürlüğünün 2013/394 E. sayılı takip dosyası üzerinden yapılan takipte borçlu ...'in 3.000,00 TL asıl alacağa yönelik itirazının iptali ile, takibin belirtilen asıl alacak yönünden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, sabit olan asıl alacak itibariyle alacağın %20'si oranında tazminatın davalı ...'den alınarak dahili davacılara verilmesine, davalı ...
aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... vekili ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıların icra dosyasına yaptıkları itirazlarında, yalnızca, senedin zamanaşımına uğradığı iddiası üzerinde durduklarını senet içeriğine, miktara veya senet altındaki imzalara herhangi bir itirazda bulunmadıklarını, davalılar ile davacı arasında, üç tarafça da kabul edilen bir borç ilişkisinin varlığının açık bir göstergesi olduğunu, davanın hiçbir aşamasında, ben böyle bir borç almadım denilmediğini, aksine ceza dosyasında, taraflar arasında bir alacak verecek ilişkisi olduğu kabul ettiklerini, hükmedilen vekalet ücretininde yerinde olmadığını, davacı lehine hükmedilen vekâlet ücreti miktarı aşılarak, davalı vekili lehine maktu vekâlet ücretine hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; senette geçen 3.000,00 TL'yi almadığını, ceza davasındaki beyanında da almadığını beyan ettiğini, davalı ...'nın 3.000,00 TL'yi faizine davacı taraftan 6.000,00 TL'ye aldığını, kendisinin kefil gösterildiğini, karanlıkta senet yapılırken beni borçlu yapılırken davalı ...'yı kefil yaptığını, davalı ...'yı bu yönden araştırmadığını, davacı müteveffadan para almadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bonoya dayalı olarak başlatılan ilamsız takibe itirazın iptaline ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 702 nci maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 27 nci maddesi.
3.Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... ile davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... ile davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılar ve davalı ...'e ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/979107600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz