Ziya
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1462 E. 2023/5154 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ziya↗ şikayet↗ sicilden terkin↗ hakkaniyet↗ tazminat davası↗ ihtiyati tedbir↗ kamu düzeni↗ hak düşürücü süre↗ marka hakkına tecavüz↗ temlik↗ kâr kaybı↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ ortalama tüketici↗ terkin↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Nizip 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2018/71 E., 2019/559 K.
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve markanın hükümsüzlüğü ve sicilinden terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;müvekkili Barakat Kimya Teks. San. Tic. Ltd. Şti.'nin Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde 03 üncü sınıf emtialarda tescilli 2015/59886 başvuru numaralı "Znabili" ibareli markanın sahibi olduğunu, müvekkilinin bu marka adı altında uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, TPMK nezdinde 12.11.2015 tarihinde tescil ettirdiğini, sektörde "znabili" ibaresinin müvekkilinin ürünleri ile özdeşleştiğini, Suriye menşeili olduğunun bilinir hale geldiğini, davalı tarafın müvekkilin markasının birebir aynısını tescil ettirdiğini, davalıya ait markanın 2017/41534 tescil numaralı "extra a.zanaplı naturel plant oil" ibareli marka olduğunu, müvekkili markası ile hem ibare olarak hem de tescil edildikleri sınıf olarak ayniyet içerisinde olduklarını, bu durumun gerek marka hakkının korunmasına ilişkin mevzuata gerekse hakkaniyete aykırı olduğunu, ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet verdiğini, davalı markasının iltibas yaratacak şekilde benzer olduğunu, dava konusu markanın hükümsüz kılınması gerektiğini, davalıya ait 2017/41534 başvuru numaralı markasının müvekkili markası ile haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek şikayet ve tazminat davası açma hakları ve teşhir ve ilam talepleri saklı tutarak davalı tarafça TPMK nezdinde işlem gören markanın 3 üncü kişilere devir ve temlikini önlemek için TPMK marka dosyasına davalı marka kaydı üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin daha fazla ticari ve manevi kayba uğramaması adına dava konusu "extra a.zanapılı naturel plant oil" ibaresinin yer aldığı her türlü ürünün tedbiren toplatılmasına, dava konusu markanın kullanımını içeren her türlü tabelanın ve ilanın yasaklanarak kaldırılmasına, davalı adına tescil başvurusuna konu edilen 2017/41534 başvuru numaralı "extra a.zanapılı naturel plant oil" markasının hükümsüzlüğüne, başvurunun sicilden terkine edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "Extra a.Zanapılı Naturel Plant Oil" markasına TPMK marka 2017/41534 sayı ile tescil ettirdiğini, markanın ve kullanımının davacı markası ile iltibas yaratmadığını, müvekkilinin markasının şekil yazı unsurundan oluşan kompozit bir marka olup yazılardan çok şekil unsurunun ön planda olduğunu, davacı markası ile karıştırma ihtimalinin bulundurulmadığını, taraflara ait markaların görsel, işitsel, anlamsal ve bütünsel benzerlik açısından kıyaslanmasında da iltibasa konu bir benzerlik olmadığının görüldüğünü, davacının mal ve hizmet süresi açısından aynı emtiada faaliyet göstermekte olduğundan bahisle de iltibas olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacı ile aynı sınıfta ve Znapılı ve benzeri ibareleri farkı şekillerde kullanan bir çok firma bulunduğunu, sabun üretimi yapan bir ailenin ismi olan ve özellikle de Suriye'de bilinen bu ismin müvekkili tarafından davacı markasına benzemesinde kullanılmasının bir sakıncası bulunmadığını, TPMK'ya marka iptali için herhangi bir itirazın yapılmadığını, TPMK'da marka benzerliği görülmediğinden müvekkilinin başvurusunun kabul ederek markayı tescil ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının dava konusu 2017/41534 sayılı markanın tescil tarihi 14.11.2017 tarihi olduğu, davanın 5 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı, davacının iddialarına mesnet 2015/59886 sayılı "Znabili" markasının,15.07.2015 başvuru tarihli ve 3 üncü sınıfta tescilli olduğu, başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markaların kapsamında aynı veya aynı türden mal ve hizmetler olduğu, her iki markanın üst kısımlarında latince ibare ve alt tarafında arapça ibarelerden oluştuğu, davaya konu markadaki latince ibare EKSTRA A.ZANAPILI ve şekil unsurunun altında ingilizce "doğal bitki yağı" "anlamında NATURAL PLANT OIL" yazdığı, Türkiyedeki ortalama tüketicinin NATURAL PLANT OIL ibaresinin ingilizce olduğunu bilmesine rağmen "doğal bitki yağı" "anlamında bir eşya ismi olduğunu bildiğinin söylenemeyeceği, yine davalı markanın "Mükemmel Halep Sabunu" anlamında "EXCELLENT ALEPOO SOAP" ibaresinin markanın esas unsurunun hemen altında yer aldığı, markanın baş kısmındaki EKSTRA ibaresinin önüne geldiği ibareye "çok iyi nitelikte, en üstün" anlamı verdiği, markanın esaslı unsuru olan "¸" yazısının "ayn znabili" şeklinde okunduğu, taraf markalarının ortak unsurlarının "znabili" olduğu, davalı markasındaki ayn harfinin markaları farklılaştırmadığı bilakis davacı markasının yeni bir markası olduğu izlenimi verdiği, markaların okunuş şekillerinin aynı olduğu, her ne kadar harf anlamında bazı farklılıklar olduğu gözlenmişse de ürünü almaya niyetli nispeten daha dikkatli bir tüketici nezdinde dahi markaların yan yana görülmesi halinde ve bütünsel algı bakımından da aralarında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olacağından markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, benzerliğin ayrıca marka hakkına tecavüz fiilleri içerisinde değerlendirilmesi nedeniyle davaya konu olayda marka hakkına tecavüz durumunun tespitine, davacı markasının ayırt edici unsuru olan “ZNABİLİ” ibaresini, marka ve işletme adı olarak kullandığı, davalının davacı markasının esaslı ve ayırt edici unsurunu ticari faaliyetlerinde marka/ işletme adı olarak kullandığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci maddesinin (a-4) bendindeki “karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklinde tanımlanan eyleme uyduğu ve haksız rekabet teşkil ettiği, davacının davalının marka tescil başvurusunda kötü niyetli olduğuna yönelik iddiasını ispatlar nitelikte dosyada bir bilgi bulunmadığından davalının kötü niyetli olduğu değerlendirilmediği gerekçesiyle davanın kabulün karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda davalı eylemlerinin marka hakkında tecavüz oluşturduğunun tespiti ile tecavüzün refine şeklinde bir hüküm tesis edildiğini, bu madde kapsamının ve sınırlarının belli olmayan bir madde olduğunu, davalının pek çok markaya ait farklı ürünlerin ürettiğini, mahkemece davalı eylemlerinin genel bir ifadeyle genellemiş olduğunu, müvekkilinin markasını hukuka uygun olarak kullandığını, bu marka ve kullanımının davacı markası ile iltibas yaratmadığını, müvekkilinin markasının şekil+yazı unsurundan oluşan kompozit bir marka olduğunu, yazılardan çok şekil unsurunun ön planda olduğunu, taraflara ait markaların görsel, işitsel anlamsal ve bütünsel benzerlik açısından kıyaslamasında da iltibasa konu bir benzerliğin olmadığının görüldüğünü, davacının mal ve hizmet sınıfı açısından aynı emtiada faaliyet göstermekte olduklarından bahisle iltibas bulunduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, TPMK'da yapılan sorgulamada Znabili ve benzer ibareyi birçok firmanın kişinin kullanmış olduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin kendi markasını tescile uygun kullandığını, müvekkilinin karşı tarafın markasını taklit etme gibi bir kastının olmadığını, tescilde de kötü niyetinin olmadığını, dosyada alınan bilirkişi raporunda her ne kadar heyetin markaların hükümsüz kılınamayacağı yönünde isabetli değerlendirmelerde bulunduğunu, karıştırılma ihtimali yönünden yanlış değerlendirmelerde bulunduğunu, bilirkişi heyetinin markaları bütünsel olarak değerlendirilmediğini, müvekkili şirkete ait markanın yazı unsurundan ziyade bir şekil markası olduğunu, bu hususlara dikkat edilmeksizin raporun tanzim edildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, karara esas alınan 21.05.2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunun denetime açık, karar vermeye elverişli ve oluşa uygun olması, karar gerekçe içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, davalı adına tescilli markanın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında iltibasa neden olacak derecede benzer olduğu ve bu anlamda hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, markaya tecavüzün ref'i ve davalı adına tescilli markanın sicilden terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı ve 155 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle 6769 sayılı Kanun'un 155 incı maddesinin " Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez" hükmünü haiz olup haksız tecavüz davasında davalının sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunamayacak olmasına, sonraki tescilli markanın hükümsüzlüğüne de karar verilmiş olmasına göre, usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4070 E. 2024/5889 K.
Ortak:terkin · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz kararda… ası ile hem ibare olarak hem de tescil edildikleri sınıf olarak ayniyet içerisinde olduklarını, bu durumun gerek marka hakkının korunmasına ilişkin mevzuata gerekse «hakkaniyete» aykırı olduğunu, «ortalama tüketici» nezdinde karışıklığa sebebiyet verdiğini, davalı markasının «iltibas» yaratacak şekilde benzer olduğunu, dava konusu markanın hükümsüz kılınması gerektiğini, davalıya ait 2017/41534 başvuru numaralı markasının müvekkili markası ile «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürerek «şikayet» ve «tazminat davası» açma hakları ve teşhir ve ilam talepleri saklı tutarak davalı tarafça TPMK nezdinde işlem gören markanın 3 üncü kişilere devir ve «temlikini» önlemek için TPMK marka dosyasına davalı marka «kaydı» üzerine «ihtiyati tedbir» kararı verilmesini, müvekkilinin daha fazla ticari ve manevi «kayba» uğramaması adına dava konusu "extra a.zanapılı naturel plant oil" ibaresinin yer aldığı her türlü ürünün tedbiren toplatılmasına, dava konusu markanın kullanımını içeren her türlü tabelanın ve «ilanın» yasaklanarak kaldırılmasına, davalı adına tescil başvurusuna konu edilen 2017/41534 başvuru numaralı "extra a.zanapılı naturel plant oil" markasının hükümsüzlüğüne, başvurunun «sicilden terkine» edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki «marka hakkına tecavüzün» tespiti, önlenmesi ve markanın hükümsüzlüğü ve sicilinden «terkini» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
… kçesinde; müvekkilinin "Extra a.Zanapılı Naturel Plant Oil" markasına TPMK marka 2017/41534 sayı ile tescil ettirdiğini, markanın ve kullanımının davacı markası ile «iltibas» yaratmadığını, müvekkilinin markasının şekil yazı unsurundan oluşan kompozit bir marka olup yazılardan çok şekil unsurunun ön planda olduğunu, davacı markası ile k …
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına tescilli "znabili" markasına yapılan tecavüz ile «haksız rekabetin» tespitini ve sona erdirilmesini, müvekkil markası kullanılarak yapılan her türlü üretim ve satışın durdurulmasını, 2017/21244 tescil no ile tescillenmiş "alam al - …
… an daha önceki tarihli olması ve korunan ürünlerin aynı ve benzer temizlik amaçlı maddeler, parfümeri, sabunlar, diş bakım ürünleri, aşındırıcı ürünler kategorisine «dahil» olması sebebiyle karıştırılması ihtimali bulunan davalıya ait marka tescilinin «terkin» ve hükümsüzlük şartlarının oluştuğu gerekçeleriyle markanın hükümsüzlüğü ile davalı adına tescilli 2017/21244 tescil sayılı "ALAM AL-DEEN ZANABILY" markanın TÜRKPA …
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin markanın Arap harfleriyle yazılı kısımlarını markanın şekli unsuru kabul ettiğini, marka kompozisyonlarının dikkate alınmadığını, markalar arasındaki kısmi benzerliğin markalar arasında «iltibas» oluşacak derecede yakınlık olduğu anlamına gelmeyeceğini, OMO markası Unilever İp Holdings BW şirketi adına tanınmış marka statüsünde tescilli bir marka iken ... markası ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dahili dava
Benzer bu kararda… an daha önceki tarihli olması ve korunan ürünlerin aynı ve benzer temizlik amaçlı maddeler, parfümeri, sabunlar, diş bakım ürünleri, aşındırıcı ürünler kategorisine «dahil» olması sebebiyle karıştırılması ihtimali bulunan davalıya ait marka tescilinin «terkin» ve hükümsüzlük şartlarının oluştuğu gerekçeleriyle markanın hükümsüzlüğü ile davalı adına tescilli 2017/21244 tescil sayılı "ALAM AL-DEEN ZANABILY" markanın TÜRKPA …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3291 E. 2022/7375 K.
Ortak:ziya · marka hakkına tecavüz
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «marka hakkına tecavüzün» tespiti, önlenmesi ve markanın hükümsüzlüğü ve sicilinden «terkini» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
… ahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının dava konusu 2017/41534 sayılı markanın tescil tarihi 14.11.2017 tarihi olduğu, davanın 5 yıllık «hak düşürücü sürede» açıldığı, davacının iddialarına mesnet 2015/59886 sayılı "Znabili" markasının,15.07.2015 başvuru tarihli ve 3 üncü sınıfta tescilli olduğu, başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markaların kapsamında aynı veya aynı türden mal ve hizmetler olduğu, her iki markanın üst kısımlarında latince ibare ve alt tarafında arapça ibarelerden oluştuğu, davaya konu markadaki latince ibare EKSTRA A.ZANAPILI ve şekil unsurunun altında ingilizce "doğal bitki yağı" "anlamında NATURAL PLANT OIL" yazdığı, Türkiyedeki «ortalama tüketicinin» NATURAL PLANT OIL ibaresinin ingilizce olduğunu bilmesine rağmen "doğal bitki yağı" "anlamında bir eşya ismi olduğunu bildiğinin söylenemeyeceği, yine davalı markanın "Mükemmel Halep Sabunu" anlamında "EXCELLENT ALEPOO SOAP" ibaresinin markanın esas unsurunun hemen altında yer aldığı, markanın baş kısmındaki EKSTRA ibaresinin önüne geldiği ibareye "çok iyi nitelikte, en üstün" anlamı verdiği, markanın esaslı unsuru olan "¸" yazısının "ayn znabili" şeklinde okunduğu, taraf markalarının ortak unsurlarının "znabili" olduğu, davalı markasındaki ayn harfinin markaları farklılaştırmadığı bilakis davacı markasının yeni bir markası olduğu izlenimi verdiği, markaların okunuş şekillerinin aynı olduğu, her ne kadar harf anlamında bazı farklılıklar olduğu gözlenmişse de ürünü almaya niyetli nispeten daha dikkatli bir tüketici nezdinde dahi markaların yan yana görülmesi halinde ve bütünsel algı bakımından da aralarında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olacağından markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, benzerliğin ayrıca «marka hakkına tecavüz» fiilleri içerisinde değerlendirilmesi nedeniyle davaya konu olayda marka hakkına tecavüz durumunun tespitine, davacı markasının ayırt edici unsuru olan “ZNABİLİ” ibaresini, marka ve işletme adı olarak kullandığı, davalının davacı markasının esaslı ve ayırt edici unsurunu ticari faaliyetlerinde marka/ işletme adı olarak kullandığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci maddesinin (a-4) bendindeki “karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklinde tanımlanan eyleme uyduğu ve «haksız rekabet» teşkil ettiği, davacının davalının marka tescil başvurusunda kötü niyetli olduğuna yönelik iddiasını ispatlar nitelikte dosyada bir bilgi bulunmadığından davalının …
… ece davalı eylemlerinin genel bir ifadeyle genellemiş olduğunu, müvekkilinin markasını hukuka uygun olarak kullandığını, bu marka ve kullanımının davacı markası ile «iltibas» yaratmadığını, müvekkilinin markasının şekil+yazı unsurundan oluşan kompozit bir marka olduğunu, yazılardan çok şekil unsurunun ön planda olduğunu, taraflara ait markaların görsel, işitsel anlamsal ve bütünsel benzerlik açısından kıyaslamasında da iltibasa konu bir benzerliğin olmadığının görüldüğünü, davacının mal ve hizmet sınıfı açısından aynı emtiada faaliyet göstermekte olduklarından bahisle iltibas bulunduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, TPMK'da yapılan sorgulamada Znabili ve benzer ibareyi birçok firmanın kişinin kullanmış olduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin kendi markasını tescile uygun kullandığını, müvekkilinin karşı tarafın markasını taklit etme gibi bir kastının olmadığını, tescilde de «kötü niyetinin» olmadığını, dosyada alınan bilirkişi raporunda her ne kadar heyetin markaların hükümsüz kılınamayacağı yönünde isabetli değerlendirmelerde bulunduğunu, karıştırılma ihtimali yönünden yanlış değerlendirmelerde bulunduğunu, bilirkişi heyetinin markaları bütünsel olarak değerlendirilmediğini, müvekkili şirkete ait markanın yazı unsurundan «ziyade» bir şekil markası olduğunu, bu hususlara dikkat edilmeksizin raporun tanzim edildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiş …
Benzer bu kararda… icra edecek şekilde kullanımlar olduğu, bu kullanımlardaki “3GF” rakam ve harflerinin ürün üzerindeki konumu ve kullanım şekli itibariyle markasal bir fonksiyondan «ziyade» ürün içeriğine atıf yapan bir işaret fonksiyonuna sahip olduğu, bu nedenle “Naturex” ibaresinin ürün üzerindeki tek ve asli ayırt edici markasal unsur olarak işlev gördüğü, davalı kullanımlarında asli ayırt edici unsur olan “Naturex” ibaresi ile davacı adına 2008/25330 sayı ile tescilli olan “NATUREX” markasının birebir aynı ibarelerden oluştuğu ve davalı kullanımlarının davacı markası ile aynıya yakın düzeyde benzer olduğu, “Naturex” ibaresinin Türkçe ya da başka bir dilde anlamı bulunmayan, özgün ve ayırt edici niteliği yüksek bir ibare olduğu, “Naturex 3GF” ibaresinin markasal fonksiyon icra edecek şekilde kullanıldığı “haşere ilacı” ile davacıya ait 2008/25330 sayılı “NATUREX” markasının tescil kapsamında sınıf 5’te yer alan “Tümü şifalı bitki özleri de içerebilen farmasötikler, veterinerlik ve hijyenik ürünler” malları ilişkili, benzer üretim yöntem ve teknikleri kullanılarak üretilen mallardan olduğu, “Naturex” ibaresinin özgün ve ayırt edici niteliği yüksek bir ibare olduğu, markaların aynıya yakın düzeyde benzer olduğu ve malların da benzer üretim yöntem ve tekniklerine sahip olan benzer mallardan olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalının haşere ilacı ticaretinde markasal nitelikte kullandığı “Naturex 3GF” ibareli tanıtım işaretinin, davacının 2008/25330 sayılı markasıyla karıştırılacak derecede benzer olduğu ve 6769 sayılı SMK’nın 29. maddesi kapsamında davacının tescilli markasından doğan haklarına tecavüz fiili oluşturduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, davacı adına tescilli ve fiilen kullanılan "NATUREX" markasından doğan haklarına davalı tarafça markanın ürünlerde kullanımı suretiyle tecavüz edildiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına ve menine, davalının davacının haklarına tecavüz teşkil eden üretim, satış, «dağıtım», tanıtım amaçlı (dergi, katolog, web sitesi ve bunun gibi tüm fiillerinin durdurulmasına), marka tescilinden doğan haklara tecavüz edilerek üretilen veya satılan ürünlere Türkiye sınırları içinde veya gümrük veya serbest liman veya serbest bölge gibi alanlar «dahil» bulundukları her yerde el konulmasına ve dava sonunda «masrafları» davalı tarafa ait olmak üzere el konulan ürünlerin imhasına karar verilmiştir.
Dava, «marka hakkına tecavüzün» tespiti men ve ref’i istemlerine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:dürüstlük kuralına aykırılık · üçüncü kişi · dürüstlük kuralı · olumsuz oy · kâr dağıtımı · dosya masrafı · eksik inceleme · dahili dava
Benzer bu kararda… icra edecek şekilde kullanımlar olduğu, bu kullanımlardaki “3GF” rakam ve harflerinin ürün üzerindeki konumu ve kullanım şekli itibariyle markasal bir fonksiyondan «ziyade» ürün içeriğine atıf yapan bir işaret fonksiyonuna sahip olduğu, bu nedenle “Naturex” ibaresinin ürün üzerindeki tek ve asli ayırt edici markasal unsur olarak işlev gördüğü, davalı kullanımlarında asli ayırt edici unsur olan “Naturex” ibaresi ile davacı adına 2008/25330 sayı ile tescilli olan “NATUREX” markasının birebir aynı ibarelerden oluştuğu ve davalı kullanımlarının davacı markası ile aynıya yakın düzeyde benzer olduğu, “Naturex” ibaresinin Türkçe ya da başka bir dilde anlamı bulunmayan, özgün ve ayırt edici niteliği yüksek bir ibare olduğu, “Naturex 3GF” ibaresinin markasal fonksiyon icra edecek şekilde kullanıldığı “haşere ilacı” ile davacıya ait 2008/25330 sayılı “NATUREX” markasının tescil kapsamında sınıf 5’te yer alan “Tümü şifalı bitki özleri de içerebilen farmasötikler, veterinerlik ve hijyenik ürünler” malları ilişkili, benzer üretim yöntem ve teknikleri kullanılarak üretilen mallardan olduğu, “Naturex” ibaresinin özgün ve ayırt edici niteliği yüksek bir ibare olduğu, markaların aynıya yakın düzeyde benzer olduğu ve malların da benzer üretim yöntem ve tekniklerine sahip olan benzer mallardan olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalının haşere ilacı ticaretinde markasal nitelikte kullandığı “Naturex 3GF” ibareli tanıtım işaretinin, davacının 2008/25330 sayılı markasıyla karıştırılacak derecede benzer olduğu ve 6769 sayılı SMK’nın 29. maddesi kapsamında davacının tescilli markasından doğan haklarına tecavüz fiili oluşturduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, davacı adına tescilli ve fiilen kullanılan "NATUREX" markasından doğan haklarına davalı tarafça markanın ürünlerde kullanımı suretiyle tecavüz edildiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına ve menine, davalının davacının haklarına tecavüz teşkil eden üretim, satış, «dağıtım», tanıtım amaçlı (dergi, katolog, web sitesi ve bunun gibi tüm fiillerinin durdurulmasına), marka tescilinden doğan haklara tecavüz edilerek üretilen veya satılan ürünlere Türkiye sınırları içinde veya gümrük veya serbest liman veya serbest bölge gibi alanlar «dahil» bulundukları her yerde el konulmasına ve dava sonunda «masrafları» davalı tarafa ait olmak üzere el konulan ürünlerin imhasına karar verilmiştir.
2 uyarınca «dürüstlük kuralına aykırıdır» (Ticaret Dairesi’nin 30.04.1968 tarih ve 13837/2562 E-K.; HGK’nın 19.02.1969 tarih ve 1966/130 K.; 2013/11-1831 E.
Somut olayda mahkemece davalı tarafın sessiz kalma savunması hakkında olumlu «olumsuz» bir değerlendirme yapılmaksızın «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, başkası adına en az beş yıl süre ile tescilli markanın «üçüncü kişiler» tarafından ciddi surette 5 yıl süreyle kullanımına marka sahibince sessiz kalınmasından ve markaya yatırım yapılmasından sonra hak sahibinin marka hakkına dayanarak tecavüz davası açması TMK m.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2750 E. 2023/6283 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · terkin · ilan · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… ası ile hem ibare olarak hem de tescil edildikleri sınıf olarak ayniyet içerisinde olduklarını, bu durumun gerek marka hakkının korunmasına ilişkin mevzuata gerekse «hakkaniyete» aykırı olduğunu, «ortalama tüketici» nezdinde karışıklığa sebebiyet verdiğini, davalı markasının «iltibas» yaratacak şekilde benzer olduğunu, dava konusu markanın hükümsüz kılınması gerektiğini, davalıya ait 2017/41534 başvuru numaralı markasının müvekkili markası ile «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürerek «şikayet» ve «tazminat davası» açma hakları ve teşhir ve ilam talepleri saklı tutarak davalı tarafça TPMK nezdinde işlem gören markanın 3 üncü kişilere devir ve «temlikini» önlemek için TPMK marka dosyasına davalı marka «kaydı» üzerine «ihtiyati tedbir» kararı verilmesini, müvekkilinin daha fazla ticari ve manevi «kayba» uğramaması adına dava konusu "extra a.zanapılı naturel plant oil" ibaresinin yer aldığı her türlü ürünün tedbiren toplatılmasına, dava konusu markanın kullanımını içeren her türlü tabelanın ve «ilanın» yasaklanarak kaldırılmasına, davalı adına tescil başvurusuna konu edilen 2017/41534 başvuru numaralı "extra a.zanapılı naturel plant oil" markasının hükümsüzlüğüne, başvurunun «sicilden terkine» edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki «marka hakkına tecavüzün» tespiti, önlenmesi ve markanın hükümsüzlüğü ve sicilinden «terkini» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
… ahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının dava konusu 2017/41534 sayılı markanın tescil tarihi 14.11.2017 tarihi olduğu, davanın 5 yıllık «hak düşürücü sürede» açıldığı, davacının iddialarına mesnet 2015/59886 sayılı "Znabili" markasının,15.07.2015 başvuru tarihli ve 3 üncü sınıfta tescilli olduğu, başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markaların kapsamında aynı veya aynı türden mal ve hizmetler olduğu, her iki markanın üst kısımlarında latince ibare ve alt tarafında arapça ibarelerden oluştuğu, davaya konu markadaki latince ibare EKSTRA A.ZANAPILI ve şekil unsurunun altında ingilizce "doğal bitki yağı" "anlamında NATURAL PLANT OIL" yazdığı, Türkiyedeki «ortalama tüketicinin» NATURAL PLANT OIL ibaresinin ingilizce olduğunu bilmesine rağmen "doğal bitki yağı" "anlamında bir eşya ismi olduğunu bildiğinin söylenemeyeceği, yine davalı markanın "Mükemmel Halep Sabunu" anlamında "EXCELLENT ALEPOO SOAP" ibaresinin markanın esas unsurunun hemen altında yer aldığı, markanın baş kısmındaki EKSTRA ibaresinin önüne geldiği ibareye "çok iyi nitelikte, en üstün" anlamı verdiği, markanın esaslı unsuru olan "¸" yazısının "ayn znabili" şeklinde okunduğu, taraf markalarının ortak unsurlarının "znabili" olduğu, davalı markasındaki ayn harfinin markaları farklılaştırmadığı bilakis davacı markasının yeni bir markası olduğu izlenimi verdiği, markaların okunuş şekillerinin aynı olduğu, her ne kadar harf anlamında bazı farklılıklar olduğu gözlenmişse de ürünü almaya niyetli nispeten daha dikkatli bir tüketici nezdinde dahi markaların yan yana görülmesi halinde ve bütünsel algı bakımından da aralarında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olacağından markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, benzerliğin ayrıca «marka hakkına tecavüz» fiilleri içerisinde değerlendirilmesi nedeniyle davaya konu olayda marka hakkına tecavüz durumunun tespitine, davacı markasının ayırt edici unsuru olan “ZNABİLİ” ibaresini, marka ve işletme adı olarak kullandığı, davalının davacı markasının esaslı ve ayırt edici unsurunu ticari faaliyetlerinde marka/ işletme adı olarak kullandığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci maddesinin (a-4) bendindeki “karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklinde tanımlanan eyleme uyduğu ve «haksız rekabet» teşkil ettiği, davacının davalının marka tescil başvurusunda kötü niyetli olduğuna yönelik iddiasını ispatlar nitelikte dosyada bir bilgi bulunmadığından davalının …
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davacının "Naturel Wood" ibaresini içeren «ticaret unvanının» 01.12.2015 tarihinde tescil edildiği, aynı kavramı içeren 2016/74963 numaralı markanın 22.09.2016 tarihli başvuru sonrası TÜRKPATENT nezdinde tescil edildiği, davalının söz konusu kavramı içeren ticaret unvanının 31.05.2016 tarihinde tescil edildiği, dosya kapsamına göre davacının 2016/74963 numaralı markasına dair davalı kullanımının sadece değişiklik öncesi ticaret unvanındaki kullanımı olduğu, yani davacıya ait markanın davalı tarafından üretilen mal ve hizmetlerde kullanıldığına dair bir delil sunulmadığı, davacının ahşap ham maddesi ile mobilya dekorasyonu ürettiği ancak aynı türden üretimin davalı tarafından gerçekleştirildiğinin ispatına yarar delilin de sunulmadığı, bu hali ile davalının, davacı markasına ait kullanımının salt ticaret unvanı ile sınırlı olduğu, davalının ticaret unvanının tescilinin, davacının marka başvurusundan önce gerçekleştiği ve başvuru öncesi söz konusu markanın, markasal kullanımına dair de bir delil sunulmadığı, bir ticaret unvanının, daha önceden tescil olunan bir markanın kapsamında kalan malların tescilli olduğu alanda kullanımı halinde, söz konusu kullanımın markanın işlevleri kapsamında, mal ve hizmetlerin ticari kökeni de «dahil», «ticari işletmeler» arasında karıştırılma ihtimaline yol açması halinde söz konusu kullanımın «marka hakkına tecavüz» olarak kabul edilmesi gerektiği, bu bağlamda daha önceden başkaları adına marka olarak tescilli bir işaretin bir başkası tarafından ticaret unvanı olarak tescil ettirilmesi ve unvanın farklı bir faaliyet alanında tanıtıcı işaret olarak kullanılmasının marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilemeyeceği, ayrıca, «terkin» edilinceye kadar tescilli bir unvanın kullanımının yasal kullanım olduğu, davalının ticaret unvanındaki "Naturel Wood" kullanımının davacı tarafından gönderilen «ihtarnameye» kadar yasal kullanım niteliğinde olduğu, ihtarname sonrası ticaret unvanının düzeltilmemesi ve ticaret unvanına yönelik açılan davaya davalının sebebiyet vermesi nedeniyle dava sırasında değiştirilen unvan nedeniyle mahkemece bu isteme dair kararda isabetsizlik görülmediği, ancak, 6769 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinde ticaret unvanının ve ticari işletme adının tescil olunması değil, marka ile karıştırılabilecek şekildeki kullanımları marka hakkına tecavüz teşkil edeceğinin düzenlenmiş olması, bu kapsamda, davalının ticaret unvanı dışında, markanın üretilen mal ve hizmetlerde kullanıldığının, davalının ticaret unvanının tescil tarihi itibariyle davacı markasının markasal olarak kullanıldığının «ispat yükü» üzerinde bulunan davacı tarafından ispat edilememesi karşısında Mahkemece davacının marka hakkına tecavüz ve «haksız rekabetin» tespiti ile tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme bu talepler yönünden kabul kararı verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi Kararının davalı lehine kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına göre, davacının markaya tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti ile önlenmesi ve «maddi, manevi tazminata» yönelik davasının ayrı ayrı reddine, davalı şirketin ticaret unvanın ticaret sicilinden terkinine ve hükmün «ilanına» dair talebi hakkında davalının ticaret unvanını yargılama devam ederken değiştirmiş olması sebebiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… sas unsurlu markasındaki ibarenin davalı tarafça "Natural Wood" ibaresi öne çıkarılmak, davacı markalarına yakınlaştırmak suretiyle kullanmasının markaya tecavüz ve «haksız rekabet» olduğu, davalının davanın açılmasından sonra «ticaret unvanını» değiştirmiş ise de davadaki haklılığın tespiti açısından yapılan incelemeye göre bu talep yönünden davacının haklı olduğu, davacı tarafın, 6769 sayılı Sınai, Mükiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi maddesi gereğince «marka hakkı tecavüze» uğrayan marka sahibi olarak manevi zararının tazminini talep ettiği, marka mevzuatında bu taleple ilgili düzenleme bulunmadığından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 58 inci ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, buna göre davalı şirketin davacının adına tescilli markayı hukuka aykırı biçimde kullanması sebebiyle, davacı lehine 10.000,00 TL manevi tazminatın uygun olduğu, davacının bir diğer talebinin markanın haksız şekilde kullanılmasından kaynaklanan «maddi tazminat» istemine ilişkin olduğu, dosyada alınan bilirkişi raporundaki verilere göre davacı ile davalının bilançoları arasında farklılıklar olduğu, davalı şirketin 2016 yılının 5 inci ayında kurulduğu dikkate alındığında, davacı şirketin bu tarihten 1 yıl önceki bilançosuna göre zararda olduğu, davacı şirketin 2016 yılındaki kâr marjlarına bakıldığında davacının zararının salt davalı tarafça haksız kullanılan markadan kaynaklanmadığı sonucu ortaya çıktığı, davacının «ıslah» dilekçesi ile davalının 2017 yılındaki tüm kârını talep ettiği ancak davalının elde ettiği bütün kârı davacıya ait markanın kullanılmasından elde ettiğine ilişkin somut bir veri bulunmadığından davacının davalının tüm kârının tahsiline ilişkin talebinin uygun görülmediği, zira davacı şirketin davalı şirketin kurulmasından bir önceki yıl zarar ettiği, dolayısıyla davacı markasının davalı tarafından kullanılmasının davacının uğradığı maddi zarara etkisi net olarak tespit edilemediğinden 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin ikinci fıkrası dikkate alınarak takdiren 10.000,00 TL maddi tazminatın uygun olduğu, davacı vekilinin maddi zarar kalemi olarak gösterdiği dava dışı şirketten davalıya gönderilmesi gereken bir takım faturaların müvekkiline gönderilmiş olduğu hususundaki taleplerine ilişkin «uygun illiyet bağının» tespit edilemediği gerekçesiyle davacının "Natural Wood" esas unsurlu markasındaki ibareyi, davalının "Natural Wood" ibaresini öne çıkararak davacı markalarına yakınlaştırmak suretiyle markaya tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti ile men ve ref'ine, davalının "Natural Wood" ibaresini öne çıkarmak suretiyle kullandığı tabela, reklam vasıtaları, levha, broşür, yazılı evrak, ürün ve benzeri materyal var ise toplatılarak imhasına, kararın kesinleştiğinde «ilanına», davalının ticaret unvanını yargılama devam ederken değiştirmiş olması sebebiyle bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin hukuka uygun şekilde kullandığı «ticaret unvanı» «sebebi» ile «haksız rekabet» bulunmadığını, tescilli bir ticaret unvanının markalaştırılmaksızın sadece unvan işlevi ile sınırlı olarak kullanılmasının «marka hakkına tecavüz» teşkil etmeyeceğini, bu kullanımdan kaynaklı haksız rekabete sebep olunamayacağını, davacıya ait marka sadece “naurelwood” ifadesinden oluşmakta iken müvekkilinin …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uygun illiyet bağı · yoksun kalınan kâr · ticari işletme · illiyet bağı · ara karar · ticaret unvanı · ispat yükü · maddi ve manevi tazminat
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davacının "Naturel Wood" ibaresini içeren «ticaret unvanının» 01.12.2015 tarihinde tescil edildiği, aynı kavramı içeren 2016/74963 numaralı markanın 22.09.2016 tarihli başvuru sonrası TÜRKPATENT nezdinde tescil edildiği, davalının söz konusu kavramı içeren ticaret unvanının 31.05.2016 tarihinde tescil edildiği, dosya kapsamına göre davacının 2016/74963 numaralı markasına dair davalı kullanımının sadece değişiklik öncesi ticaret unvanındaki kullanımı olduğu, yani davacıya ait markanın davalı tarafından üretilen mal ve hizmetlerde kullanıldığına dair bir delil sunulmadığı, davacının ahşap ham maddesi ile mobilya dekorasyonu ürettiği ancak aynı türden üretimin davalı tarafından gerçekleştirildiğinin ispatına yarar delilin de sunulmadığı, bu hali ile davalının, davacı markasına ait kullanımının salt ticaret unvanı ile sınırlı olduğu, davalının ticaret unvanının tescilinin, davacının marka başvurusundan önce gerçekleştiği ve başvuru öncesi söz konusu markanın, markasal kullanımına dair de bir delil sunulmadığı, bir ticaret unvanının, daha önceden tescil olunan bir markanın kapsamında kalan malların tescilli olduğu alanda kullanımı halinde, söz konusu kullanımın markanın işlevleri kapsamında, mal ve hizmetlerin ticari kökeni de «dahil», «ticari işletmeler» arasında karıştırılma ihtimaline yol açması halinde söz konusu kullanımın «marka hakkına tecavüz» olarak kabul edilmesi gerektiği, bu bağlamda daha önceden başkaları adına marka olarak tescilli bir işaretin bir başkası tarafından ticaret unvanı olarak tescil ettirilmesi ve unvanın farklı bir faaliyet alanında tanıtıcı işaret olarak kullanılmasının marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilemeyeceği, ayrıca, «terkin» edilinceye kadar tescilli bir unvanın kullanımının yasal kullanım olduğu, davalının ticaret unvanındaki "Naturel Wood" kullanımının davacı tarafından gönderilen «ihtarnameye» kadar yasal kullanım niteliğinde olduğu, ihtarname sonrası ticaret unvanının düzeltilmemesi ve ticaret unvanına yönelik açılan davaya davalının sebebiyet vermesi nedeniyle dava sırasında değiştirilen unvan nedeniyle mahkemece bu isteme dair kararda isabetsizlik görülmediği, ancak, 6769 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinde ticaret unvanının ve ticari işletme adının tescil olunması değil, marka ile karıştırılabilecek şekildeki kullanımları marka hakkına tecavüz teşkil edeceğinin düzenlenmiş olması, bu kapsamda, davalının ticaret unvanı dışında, markanın üretilen mal ve hizmetlerde kullanıldığının, davalının ticaret unvanının tescil tarihi itibariyle davacı markasının markasal olarak kullanıldığının «ispat yükü» üzerinde bulunan davacı tarafından ispat edilememesi karşısında Mahkemece davacının marka hakkına tecavüz ve «haksız rekabetin» tespiti ile tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme bu talepler yönünden kabul kararı verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi Kararının davalı lehine kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına göre, davacının markaya tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti ile önlenmesi ve «maddi, manevi tazminata» yönelik davasının ayrı ayrı reddine, davalı şirketin ticaret unvanın ticaret sicilinden terkinine ve hükmün «ilanına» dair talebi hakkında davalının ticaret unvanını yargılama devam ederken değiştirmiş olması sebebiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… sas unsurlu markasındaki ibarenin davalı tarafça "Natural Wood" ibaresi öne çıkarılmak, davacı markalarına yakınlaştırmak suretiyle kullanmasının markaya tecavüz ve «haksız rekabet» olduğu, davalının davanın açılmasından sonra «ticaret unvanını» değiştirmiş ise de davadaki haklılığın tespiti açısından yapılan incelemeye göre bu talep yönünden davacının haklı olduğu, davacı tarafın, 6769 sayılı Sınai, Mükiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi maddesi gereğince «marka hakkı tecavüze» uğrayan marka sahibi olarak manevi zararının tazminini talep ettiği, marka mevzuatında bu taleple ilgili düzenleme bulunmadığından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 58 inci ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, buna göre davalı şirketin davacının adına tescilli markayı hukuka aykırı biçimde kullanması sebebiyle, davacı lehine 10.000,00 TL manevi tazminatın uygun olduğu, davacının bir diğer talebinin markanın haksız şekilde kullanılmasından kaynaklanan «maddi tazminat» istemine ilişkin olduğu, dosyada alınan bilirkişi raporundaki verilere göre davacı ile davalının bilançoları arasında farklılıklar olduğu, davalı şirketin 2016 yılının 5 inci ayında kurulduğu dikkate alındığında, davacı şirketin bu tarihten 1 yıl önceki bilançosuna göre zararda olduğu, davacı şirketin 2016 yılındaki kâr marjlarına bakıldığında davacının zararının salt davalı tarafça haksız kullanılan markadan kaynaklanmadığı sonucu ortaya çıktığı, davacının «ıslah» dilekçesi ile davalının 2017 yılındaki tüm kârını talep ettiği ancak davalının elde ettiği bütün kârı davacıya ait markanın kullanılmasından elde ettiğine ilişkin somut bir veri bulunmadığından davacının davalının tüm kârının tahsiline ilişkin talebinin uygun görülmediği, zira davacı şirketin davalı şirketin kurulmasından bir önceki yıl zarar ettiği, dolayısıyla davacı markasının davalı tarafından kullanılmasının davacının uğradığı maddi zarara etkisi net olarak tespit edilemediğinden 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin ikinci fıkrası dikkate alınarak takdiren 10.000,00 TL maddi tazminatın uygun olduğu, davacı vekilinin maddi zarar kalemi olarak gösterdiği dava dışı şirketten davalıya gönderilmesi gereken bir takım faturaların müvekkiline gönderilmiş olduğu hususundaki taleplerine ilişkin «uygun illiyet bağının» tespit edilemediği gerekçesiyle davacının "Natural Wood" esas unsurlu markasındaki ibareyi, davalının "Natural Wood" ibaresini öne çıkararak davacı markalarına yakınlaştırmak suretiyle markaya tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti ile men ve ref'ine, davalının "Natural Wood" ibaresini öne çıkarmak suretiyle kullandığı tabela, reklam vasıtaları, levha, broşür, yazılı evrak, ürün ve benzeri materyal var ise toplatılarak imhasına, kararın kesinleştiğinde «ilanına», davalının ticaret unvanını yargılama devam ederken değiştirmiş olması sebebiyle bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… e; 6769 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca mütecavizin kazancının marka tecavüzünden kaynaklanması zorunluluğu olmadığı halde, «ıslah» edilen bedel üzerinden davanın kabulü gerekirken, Mahkemece, davacı tarafça davalının net kârının marka hakkının kullanımından kaynaklandığının ispat edilemediği gerekçesi ile talebin kısmen kabulünün hatalı olduğunu, mütecavizin elde ettiği kârda, tecavüz suretiyle ve marka hakkı «sebebi» ile doğrudanlık aranmasının hukuka aykırı olduğunu, hükmedilen 10.000,00 TL «maddi tazminatın» aslında 6769 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin dördüncü fıkrası doğrultusunda talep edilen “uygun bir pay”a denk geldiğini, 6769 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinde «yoksun kalınan» kazancın hesaplanması bakımından üç farklı yönteme yer verildiğini, müvekkili tarafından açıkça 151 inci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinin hesaplama yöntemi …
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin hukuka uygun şekilde kullandığı «ticaret unvanı» «sebebi» ile «haksız rekabet» bulunmadığını, tescilli bir ticaret unvanının markalaştırılmaksızın sadece unvan işlevi ile sınırlı olarak kullanılmasının «marka hakkına tecavüz» teşkil etmeyeceğini, bu kullanımdan kaynaklı haksız rekabete sebep olunamayacağını, davacıya ait marka sadece “naurelwood” ifadesinden oluşmakta iken müvekkilinin …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1462 E. , 2023/5154 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/485 Esas, 2021/1968 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Nizip 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2018/71 E., 2019/559 K.
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve markanın hükümsüzlüğü ve sicilinden terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;müvekkili Barakat Kimya Teks. San. Tic. Ltd. Şti.'nin Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde 03 üncü sınıf emtialarda tescilli 2015/59886 başvuru numaralı "Znabili" ibareli markanın sahibi olduğunu, müvekkilinin bu marka adı altında uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, TPMK nezdinde 12.11.2015 tarihinde tescil ettirdiğini, sektörde "znabili" ibaresinin müvekkilinin ürünleri ile özdeşleştiğini, Suriye menşeili olduğunun bilinir hale geldiğini, davalı tarafın müvekkilin markasının birebir aynısını tescil ettirdiğini, davalıya ait markanın 2017/41534 tescil numaralı "extra a.zanaplı naturel plant oil" ibareli marka olduğunu, müvekkili markası ile hem ibare olarak hem de tescil edildikleri sınıf olarak ayniyet içerisinde olduklarını, bu durumun gerek marka hakkının korunmasına ilişkin mevzuata gerekse hakkaniyete aykırı olduğunu, ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet verdiğini, davalı markasının iltibas yaratacak şekilde benzer olduğunu, dava konusu markanın hükümsüz kılınması gerektiğini, davalıya ait 2017/41534 başvuru numaralı markasının müvekkili markası ile haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek şikayet ve tazminat davası açma hakları ve teşhir ve ilam talepleri saklı tutarak davalı tarafça TPMK nezdinde işlem gören markanın 3 üncü kişilere devir ve temlikini önlemek için TPMK marka dosyasına davalı marka kaydı üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin daha fazla ticari ve manevi kayba uğramaması adına dava konusu "extra a.zanapılı naturel plant oil" ibaresinin yer aldığı her türlü ürünün tedbiren toplatılmasına, dava konusu markanın kullanımını içeren her türlü tabelanın ve ilanın yasaklanarak kaldırılmasına, davalı adına tescil başvurusuna konu edilen 2017/41534 başvuru numaralı "extra a.zanapılı naturel plant oil" markasının hükümsüzlüğüne, başvurunun sicilden terkine edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "Extra a.Zanapılı Naturel Plant Oil" markasına TPMK marka 2017/41534 sayı ile tescil ettirdiğini, markanın ve kullanımının davacı markası ile iltibas yaratmadığını, müvekkilinin markasının şekil yazı unsurundan oluşan kompozit bir marka olup yazılardan çok şekil unsurunun ön planda olduğunu, davacı markası ile karıştırma ihtimalinin bulundurulmadığını, taraflara ait markaların görsel, işitsel, anlamsal ve bütünsel benzerlik açısından kıyaslanmasında da iltibasa konu bir benzerlik olmadığının görüldüğünü, davacının mal ve hizmet süresi açısından aynı emtiada faaliyet göstermekte olduğundan bahisle de iltibas olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacı ile aynı sınıfta ve Znapılı ve benzeri ibareleri farkı şekillerde kullanan bir çok firma bulunduğunu, sabun üretimi yapan bir ailenin ismi olan ve özellikle de Suriye'de bilinen bu ismin müvekkili tarafından davacı markasına benzemesinde kullanılmasının bir sakıncası bulunmadığını, TPMK'ya marka iptali için herhangi bir itirazın yapılmadığını, TPMK'da marka benzerliği görülmediğinden müvekkilinin başvurusunun kabul ederek markayı tescil ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının dava konusu 2017/41534 sayılı markanın tescil tarihi 14.11.2017 tarihi olduğu, davanın 5 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı, davacının iddialarına mesnet 2015/59886 sayılı "Znabili" markasının,15.07.2015 başvuru tarihli ve 3 üncü sınıfta tescilli olduğu, başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markaların kapsamında aynı veya aynı türden mal ve hizmetler olduğu, her iki markanın üst kısımlarında latince ibare ve alt tarafında arapça ibarelerden oluştuğu, davaya konu markadaki latince ibare EKSTRA A.ZANAPILI ve şekil unsurunun altında ingilizce "doğal bitki yağı" "anlamında NATURAL PLANT OIL" yazdığı, Türkiyedeki ortalama tüketicinin NATURAL PLANT OIL ibaresinin ingilizce olduğunu bilmesine rağmen "doğal bitki yağı" "anlamında bir eşya ismi olduğunu bildiğinin söylenemeyeceği, yine davalı markanın "Mükemmel Halep Sabunu" anlamında "EXCELLENT ALEPOO SOAP" ibaresinin markanın esas unsurunun hemen altında yer aldığı, markanın baş kısmındaki EKSTRA ibaresinin önüne geldiği ibareye "çok iyi nitelikte, en üstün" anlamı verdiği, markanın esaslı unsuru olan "¸" yazısının "ayn znabili" şeklinde okunduğu, taraf markalarının ortak unsurlarının "znabili" olduğu, davalı markasındaki ayn harfinin markaları farklılaştırmadığı bilakis davacı markasının yeni bir markası olduğu izlenimi verdiği, markaların okunuş şekillerinin aynı olduğu, her ne kadar harf anlamında bazı farklılıklar olduğu gözlenmişse de ürünü almaya niyetli nispeten daha dikkatli bir tüketici nezdinde dahi markaların yan yana görülmesi halinde ve bütünsel algı bakımından da aralarında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olacağından markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, benzerliğin ayrıca marka hakkına tecavüz fiilleri içerisinde değerlendirilmesi nedeniyle davaya konu olayda marka hakkına tecavüz durumunun tespitine, davacı markasının ayırt edici unsuru olan “ZNABİLİ” ibaresini, marka ve işletme adı olarak kullandığı, davalının davacı markasının esaslı ve ayırt edici unsurunu ticari faaliyetlerinde marka/ işletme adı olarak kullandığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci maddesinin (a-4) bendindeki “karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklinde tanımlanan eyleme uyduğu ve haksız rekabet teşkil ettiği, davacının davalının marka tescil başvurusunda kötü niyetli olduğuna yönelik iddiasını ispatlar nitelikte dosyada bir bilgi bulunmadığından davalının kötü niyetli olduğu değerlendirilmediği gerekçesiyle davanın kabulün karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda davalı eylemlerinin marka hakkında tecavüz oluşturduğunun tespiti ile tecavüzün refine şeklinde bir hüküm tesis edildiğini, bu madde kapsamının ve sınırlarının belli olmayan bir madde olduğunu, davalının pek çok markaya ait farklı ürünlerin ürettiğini, mahkemece davalı eylemlerinin genel bir ifadeyle genellemiş olduğunu, müvekkilinin markasını hukuka uygun olarak kullandığını, bu marka ve kullanımının davacı markası ile iltibas yaratmadığını, müvekkilinin markasının şekil+yazı unsurundan oluşan kompozit bir marka olduğunu, yazılardan çok şekil unsurunun ön planda olduğunu, taraflara ait markaların görsel, işitsel anlamsal ve bütünsel benzerlik açısından kıyaslamasında da iltibasa konu bir benzerliğin olmadığının görüldüğünü, davacının mal ve hizmet sınıfı açısından aynı emtiada faaliyet göstermekte olduklarından bahisle iltibas bulunduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, TPMK'da yapılan sorgulamada Znabili ve benzer ibareyi birçok firmanın kişinin kullanmış olduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin kendi markasını tescile uygun kullandığını, müvekkilinin karşı tarafın markasını taklit etme gibi bir kastının olmadığını, tescilde de kötü niyetinin olmadığını, dosyada alınan bilirkişi raporunda her ne kadar heyetin markaların hükümsüz kılınamayacağı yönünde isabetli değerlendirmelerde bulunduğunu, karıştırılma ihtimali yönünden yanlış değerlendirmelerde bulunduğunu, bilirkişi heyetinin markaları bütünsel olarak değerlendirilmediğini, müvekkili şirkete ait markanın yazı unsurundan ziyade bir şekil markası olduğunu, bu hususlara dikkat edilmeksizin raporun tanzim edildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, karara esas alınan 21.05.2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunun denetime açık, karar vermeye elverişli ve oluşa uygun olması, karar gerekçe içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, davalı adına tescilli markanın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında iltibasa neden olacak derecede benzer olduğu ve bu anlamda hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, markaya tecavüzün ref'i ve davalı adına tescilli markanın sicilden terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı ve 155 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle 6769 sayılı Kanun'un 155 incı maddesinin " Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez" hükmünü haiz olup haksız tecavüz davasında davalının sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunamayacak olmasına, sonraki tescilli markanın hükümsüzlüğüne de karar verilmiş olmasına göre, usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/978772900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz