Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3291 E. 2022/7375 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dürüstlük kuralına aykırılık↗ ziya↗ üçüncü kişi↗ dürüstlük kuralı↗ olumsuz oy↗ marka hakkına tecavüz↗ kâr dağıtımı↗ dosya masrafı↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, “NATUREX 3 GF” ibareli markanın 2010 yılından beri davalı tarafından kesintisiz olarak tanıtım broşürü ile internet ortamında elektronik ticaret siteleri üzerinden satışa sunulan “haşere ilacı” ürünleri üzerinde kullanıldığı, “Naturex 3GF” ibareli davalı kullanımlarının piyasadaki benzerlerinden ayırt edici nitelikte ve markasal fonksiyon icra edecek şekilde kullanımlar olduğu, bu kullanımlardaki “3GF” rakam ve harflerinin ürün üzerindeki konumu ve kullanım şekli itibariyle markasal bir fonksiyondan ziyade ürün içeriğine atıf yapan bir işaret fonksiyonuna sahip olduğu, bu nedenle “Naturex” ibaresinin ürün üzerindeki tek ve asli ayırt edici markasal unsur olarak işlev gördüğü, davalı kullanımlarında asli ayırt edici unsur olan “Naturex” ibaresi ile davacı adına 2008/25330 sayı ile tescilli olan “NATUREX” markasının birebir aynı ibarelerden oluştuğu ve davalı kullanımlarının davacı markası ile aynıya yakın düzeyde benzer olduğu, “Naturex” ibaresinin Türkçe ya da başka bir dilde anlamı bulunmayan, özgün ve ayırt edici niteliği yüksek bir ibare olduğu, “Naturex 3GF” ibaresinin markasal fonksiyon icra edecek şekilde kullanıldığı “haşere ilacı” ile davacıya ait 2008/25330 sayılı “NATUREX” markasının tescil kapsamında sınıf 5’te yer alan “Tümü şifalı bitki özleri de içerebilen farmasötikler, veterinerlik ve hijyenik ürünler” malları ilişkili, benzer üretim yöntem ve teknikleri kullanılarak üretilen mallardan olduğu, “Naturex” ibaresinin özgün ve ayırt edici niteliği yüksek bir ibare olduğu, markaların aynıya yakın düzeyde benzer olduğu ve malların da benzer üretim yöntem ve tekniklerine sahip olan benzer mallardan olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalının haşere ilacı ticaretinde markasal nitelikte kullandığı “Naturex 3GF” ibareli tanıtım işaretinin, davacının 2008/25330 sayılı markasıyla karıştırılacak derecede benzer olduğu ve 6769 sayılı SMK’nın 29. maddesi kapsamında davacının tescilli markasından doğan haklarına tecavüz fiili oluşturduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, davacı adına tescilli ve fiilen kullanılan "NATUREX" markasından doğan haklarına davalı tarafça markanın ürünlerde kullanımı suretiyle tecavüz edildiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına ve menine, davalının davacının haklarına tecavüz teşkil eden üretim, satış, dağıtım, tanıtım amaçlı (dergi, katolog, web sitesi ve bunun gibi tüm fiillerinin durdurulmasına), marka tescilinden doğan haklara tecavüz edilerek üretilen veya satılan ürünlere Türkiye sınırları içinde veya gümrük veya serbest liman veya serbest bölge gibi alanlar dahil bulundukları her yerde el konulmasına ve dava sonunda masrafları davalı tarafa ait olmak üzere el konulan ürünlerin imhasına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı tarafından satışa sunulan “haşere ilacı” ürünleri üzerinde kullanılan “Naturex 3GF” ibareli kullanımın piyasadaki benzerlerinden ayırt edici nitelikte ve markasal fonksiyon icra edecek şekilde bir kullanım olduğu, “Naturex” ibaresinin ürün üzerinde asli ayırt edici markasal bir unsur olarak bulunduğu, davalının bu kullanımının davacı adına 2008/25330 sayı ile tescilli olan “NATUREX” markasının birebir aynısı olduğu, davalının kullanımı “haşere ilacı” ile davacıya ait 2008/25330 sayılı “NATUREX” markasının tescil kapsamında 5. sınıfta yer alan “Tümü şifalı bitki özleri de içerebilen farmasötikler, veterinerlik ve hijyenik ürünler” malları ile ilişkili bulunduğu, davalının eyleminin 6769 sayılı SMK’nın 29. maddesi kapsamında davacının tescilli markasından doğan haklarına tecavüz fiili oluşturduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti men ve ref’i istemlerine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de, davalı tarafın savunmasında sessiz kalma itirazında bulunduğu görülmektedir.
Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, başkası adına en az beş yıl süre ile tescilli markanın üçüncü kişiler tarafından ciddi surette 5 yıl süreyle kullanımına marka sahibince sessiz kalınmasından ve markaya yatırım yapılmasından sonra hak sahibinin marka hakkına dayanarak tecavüz davası açması TMK m. 2 uyarınca dürüstlük kuralına aykırıdır (Ticaret Dairesi’nin 30.04.1968 tarih ve 13837/2562 E-K.; HGK’nın 19.02.1969 tarih ve 1966/130 K.; 2013/11-1831 E. 2015/1198 K.; Yargıtay 11. HD 21.06.2017 tarih, 2017/1201 E.-2017/3982 K.; 26.11.2019 tarih, 2019/369 E.-2019/7529 K.; 20.12.2018 tarih 2016/10331 E.-2018/8143 K.).
Somut olayda mahkemece davalı tarafın sessiz kalma savunması hakkında olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2586 E. 2017/4901 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz
İncelediğiniz karardaDava, «marka hakkına tecavüzün» tespiti men ve ref’i istemlerine ilişkindir.
Benzer bu kararda… ının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının endüstriyel tasarım hakkına dayanarak «tescilli tasarımına» tecavüzün tespitini ve önlenmesini istemesine, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da endüstriyel tasarıma tecavüz şartları yönünden 554 sayılı KHK hükümleri uyarınca değerlendirme yapılmasına, her ne kadar mahkemece karar gerekçesinde davanın markaya vaki elatmanın önlenmesi olarak nitelendirilip davalının «marka hakkına tecavüzünün» sabit olduğu açıklanmış ise de söz konusu ifadenin ve yine tarafların ticari unvanlarının gerekçeli karar başlığında eksik gösterilmesinin mahallinde her zaman düzeltilebilir «maddi hata» niteliğinde bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tescilsiz tasarım · maddi hata · maddi tazminat · yasal faiz · haksız rekabet
Benzer bu kararda… u endüstriyel tasarım belgesi ile Pascal 5SC isimli haşere ilacının kutu tasarımını adına tescil ettirdiği, davalının Deltarun 5 ibareli haşere ilacını davacı adına «tescilli tasarım» ile açıkça karıştırılabilecek şekilde piyasaya sürdüğü, davacının «maddi tazminat» talebini, söz konusu kullanım nedeniyle davalının elde ettiği kazanç üzerinden talep ettiği, davalının elde ettiği kazancın 9.918,50 TL olduğu yönündeki bilirkişi tespitinin dosyadaki bilgi ve belgelere uygun olduğu, olayın oluş şekli, tecavüzün niteliği, tecavüze konu ilacın satış bedelleri ve kazançları gözetilerek ayrıca 10.000 TL manevi tazminat takdir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının TPE 2010/04344 sırasında tescilli markasına vaki davalı tecavüzünün önlenmesine, 9.950 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın 13.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… ının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının endüstriyel tasarım hakkına dayanarak «tescilli tasarımına» tecavüzün tespitini ve önlenmesini istemesine, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da endüstriyel tasarıma tecavüz şartları yönünden 554 sayılı KHK hükümleri uyarınca değerlendirme yapılmasına, her ne kadar mahkemece karar gerekçesinde davanın markaya vaki elatmanın önlenmesi olarak nitelendirilip davalının «marka hakkına tecavüzünün» sabit olduğu açıklanmış ise de söz konusu ifadenin ve yine tarafların ticari unvanlarının gerekçeli karar başlığında eksik gösterilmesinin mahallinde her zaman düzeltilebilir «maddi hata» niteliğinde bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Dava, davacı adına tescilli 2010/04344 sayılı endüstriyel tasarıma tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespiti ile önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
… 2010/04344 sırasında tescilli markasına vaki tecavüzün önlenmesine" dair hüküm kurulması doğru görülmediği gibi davacı, dava dilekçesinin "Sonuç ve İstem" bölümünde «maddi tazminata» tecavüzün işlenmeye başladığı tarihten itibaren faiz işletilmesini istemiş, ancak manevi tazminat talebi yönünden "50,000 TL manevi tazminatın faizleri ile birlikt …
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1601 E. 2023/4869 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · ortalama tüketici · iltibas
Benzer bu kararda… ulyonlar”, “Pastacılık ve fırıncılık mamullerinden ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek” ve “Şekerlemeler” emtiaları yönünden, görsel ve sesçil olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her iki markanın işletmesel kökenlerinin aynı olduğu, idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletmeye ait markalar algısının oluşabileceği, bu mallar açısından 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas-benzerlik oluştuğu, iltibas oluşturmayan kısımlar yönünden ise başvuru ibaresi üzerinde davacının önceye dayalı kullanım hakkı iddiası ile davalının marka başvurusunda davacı tarafın tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği iddialarının ve yine bu mal/hizmetler yönünden davacının «ticaret unvanına» bağlı hak iddiası ile dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2018-M-1969 sayılı YİDK …
… vekili dava dilekçesinde; davalı firmanın 2016/22482 numaralı "BY NATUREX" ibareli marka tescil başvurusunun, müvekkilinin 2008/25330 numaralı "NATUREX" markası ile «iltibas» riski bulunduğunu, buna rağmen müvekkilinin başvuruya itirazlarının, 2018-M-1969 sayılı YİDK kararı ile kısmen kabul edilerek, bazı malların başvurudan çıkarıldığı …
… görüşüne başvurulan ve aralarında gıda mühendisinin de bulunduğu bilirkişi heyetince hazırlanan raporda, taraf markaları arasında hangi mallar yönünden benzerlik ve «iltibas» koşullarının oluştuğu, hangi mallar yönünden ise oluşmadığının, ayrıntılı ve gerekçeli olarak açıklandığı, mahkemece bu rapora itibar edilerek yazılı şekilde hüküm …
-
İlaç üretiminin ve ticari bulundurulmasının meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13005 E. 2011/16638 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderleri · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, davalının anılan ilaca ilişkin yaptığı ruhsat başvurusunun yargılama sırasında geri çekildiği, bu itibarla davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle, karar «verilmesine yer olmadığına», davanın açılmasına davalının neden olduğu gerekçesiyle «yargılama giderlerinden» davalının sorumlu olmasına dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine dairemizin 12.07.2011 tarihli kararı ile bozulmuştur.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5604 E. 2024/1837 K.
Ortak:eksik inceleme
İncelediğiniz karardaSomut olayda mahkemece davalı tarafın sessiz kalma savunması hakkında olumlu «olumsuz» bir değerlendirme yapılmaksızın «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece 06.10.2020 tarihli karar celsesinde «sözlü yargılamaya» geçildiğinin «ihtarı» yapılmadan karar verildiğini, sözlü yargılama aşaması gerçekleştirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, «ispat yükünün» tersine çevrilerek davacı tarafına yüklenmesinin hatalı olduğunu, davalı «temlik» alacaklısı Faktoring Şirketinin alacağının dayanağı olan, sözleşme ve «fatura» yanında «sevk irsaliyesi» ve «teslim» belgesi gibi tutanakları da alarak, alacağı tevsik etme yükümlülüğü altında olması nedeniyle yargılama aşamasında bu belgelerin sunulmasına ve malların teslimine ilişkin ispat yükü altında olduğunu, çünkü Faktoring Şirketi «ciro» yoluyla «hamili» olduğu çeke dayalı alacağı Faktoring Yönetmeliği'nin 22 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca uygun temlik almak zorunda olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin ispata yarar delil «ibraz» edilmediği yönündeki tespitinin «eksik incelemeye» dayandığını, «çek» bedellerinin ödenmiş olduğunu, ödeme iddialarının ispatlandığını, ayrıca malların taraflarına teslim edilmediğine yönelik «ticari defterler» üzerinde yapılacak inceleme için, davacı şirketin aktif olmasına rağmen, bilirkişi tarafından re' «sen terk» işlemi yapılmış olması nedeniyle inceleme yapılamadığı tespitinin hatalı olduğunu, söz konusu eksik ve hatalı bilirkişi raporuna karşı yasal süresi içerisinde 26.08.2019 tarihinde itirazlarını sunarak ve davacı şirketin re'sen terk edilmediğini bildirmelerine rağmen, bu hususun mahkeme tarafından yargılama sırasında dikkate alınmadığını, peşin ödemeye ilişkin karinenin aksini davalı Naturel...A.Ş ile davalı ... ispat ile yükümlü olduğunu, faturanın altının, faturayı tanzim eden tarafından kaşe vurularak imzalanması o faturanın «kapalı fatura» olduğunu gösterdiğini, kapalı faturanın niteliği itibariyle, bedelinin peşin ödemeye «karine» teşkil ettiğini, davacı ... davalı şirketler arasında kambiyo senetlerine ilişkin düzenlenen faturalar kapalı fatura niteliğinde olduğuna göre, temliğe konu ve kap …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:şahsi defi · kapalı fatura · senede karşı senetle ispat · senetle ispat kuralı · görev itirazı · borcun ifası · faktoring sözleşmesi · senetle ispat
Benzer bu kararda… ukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça düzenlenerek davalı Naturel şirketine verilen ve ödenen çeklerin karşılıksız kaldığından bahisle ödenen «bedelin iadesi» talepli iş bu davanın açıldığı, çekin bir ödeme vasıtası olduğu, kural olarak mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verileceği, buna göre bedeli ödenen çeklerin mevcut bir borç nedeniyle ödenmediği, sonradan «teslim» edilecek mallar için ödendiğinin «ispat yükünün» davacıda olduğu, yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 207 nci maddesine göre sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda «ifa» etmekle yükümlü olduğu, davacının yaptığı ödemenin kural olarak mevcut bir «borcun ifası» anlamına geldiği, «senede karşı senetle ispat kuralı» gereği, davacı taraf, mevcut bir borcun ödendiği yönündeki karinenin ve aynı anda ifa kuralının aksini yine senetle ispatlaması gerektiği, ancak davacı tarafça bu hususların ispatına yarar senet kuvvetinde her hangi bir delil «ibraz» edilmediği, diğer yandan tarafların «ticari defterlerinin incelenmesi» için bilirkişi tayin edilmiş ise de davacı şirket ile davalı Naturel şirketinin adreslerinde bulunmadıklarından bahisle defterlerinin incelenmediği, ayrıca şirketlerin «ticaret sicil» kayıtları incelendiğinde davacı ile davalı Naturel Şirketinin kurucularının ve ortaklarının aynı kişiler olduğu, çeklerin keşide tarihinde, «vade» tarihinde, ödeme tarihinde ve «faktoring sözleşmenin» düzenlenme tarihinde, yetkililerinin her iki şirkette de ... ... ve ... ... olduğu, aynı ortakların yine aynı ortaklara «çek» düzenleyip verdiği, malın teslim edilip edilmeyeceğinin kendileri tarafından bilinebileceği hususları nazara alındığında «yemin deliline» de dayanmayan davacının açtığı davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı ...vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, zaman aşımı itirazında bulunduklarını, «göreve itiraz» ettiklerini, «görevli» mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davanın «usulden reddi» gerektiğini, «davanın konusu» itibarı ile müvekkili şirketin davalı olması mümkün olmadığını, bu nedenle müvekkil şirkete «husumet» yöneltilmeyeceğinden şirket yönünden davanın reddi gerektiğini, «faktoring» işlemi faktoring mevzuatına uygun şekilde yapıldığını, müvekkili şirketin çeklerin iyi niyetli «meşru hamili» olduğunu, davacının diğer davalıya karşı ileri sürebileceği «şahsi defi» ve itirazları müvekkil şirkete karşı ileri süremeyeceğini savunarak açılan davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece 06.10.2020 tarihli karar celsesinde «sözlü yargılamaya» geçildiğinin «ihtarı» yapılmadan karar verildiğini, sözlü yargılama aşaması gerçekleştirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, «ispat yükünün» tersine çevrilerek davacı tarafına yüklenmesinin hatalı olduğunu, davalı «temlik» alacaklısı Faktoring Şirketinin alacağının dayanağı olan, sözleşme ve «fatura» yanında «sevk irsaliyesi» ve «teslim» belgesi gibi tutanakları da alarak, alacağı tevsik etme yükümlülüğü altında olması nedeniyle yargılama aşamasında bu belgelerin sunulmasına ve malların teslimine ilişkin ispat yükü altında olduğunu, çünkü Faktoring Şirketi «ciro» yoluyla «hamili» olduğu çeke dayalı alacağı Faktoring Yönetmeliği'nin 22 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca uygun temlik almak zorunda olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin ispata yarar delil «ibraz» edilmediği yönündeki tespitinin «eksik incelemeye» dayandığını, «çek» bedellerinin ödenmiş olduğunu, ödeme iddialarının ispatlandığını, ayrıca malların taraflarına teslim edilmediğine yönelik «ticari defterler» üzerinde yapılacak inceleme için, davacı şirketin aktif olmasına rağmen, bilirkişi tarafından re' «sen terk» işlemi yapılmış olması nedeniyle inceleme yapılamadığı tespitinin hatalı olduğunu, söz konusu eksik ve hatalı bilirkişi raporuna karşı yasal süresi içerisinde 26.08.2019 tarihinde itirazlarını sunarak ve davacı şirketin re'sen terk edilmediğini bildirmelerine rağmen, bu hususun mahkeme tarafından yargılama sırasında dikkate alınmadığını, peşin ödemeye ilişkin karinenin aksini davalı Naturel...A.Ş ile davalı ... ispat ile yükümlü olduğunu, faturanın altının, faturayı tanzim eden tarafından kaşe vurularak imzalanması o faturanın «kapalı fatura» olduğunu gösterdiğini, kapalı faturanın niteliği itibariyle, bedelinin peşin ödemeye «karine» teşkil ettiğini, davacı ... davalı şirketler arasında kambiyo senetlerine ilişkin düzenlenen faturalar kapalı fatura niteliğinde olduğuna göre, temliğe konu ve kap …
-
Patent hakkına tecavüzün men'i | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1034 E. 2017/1581 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3291 E. , 2022/7375 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06.03.2019 tarih ve 2018/1 E- 2019/71 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 29.01.2021 tarih ve 2019/976 E- 2021/56 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi ...
tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin yıllardır kullanım sonucu tanınmış hale getirdiği “NATUREX” markasını Türkiye’de 2008/25330 sayı ile tescil ettirdiğini, markanın başka birçok ülkede de tescilli olduğunu, müvekili ile özdeşleşen markanın ticaret unvanının da çekirdek unsurunu oluşturduğunu, müvekkiline ait “NATUREX” markasının birebir aynısının, davalı şirket tarafından üretilerek piyasaya sunulan aynı/benzer ürünler üzerinde, davacı tarafından kullanılan aynı yeşil renk ve yaprak figürüyle taklit edilerek kullanıldığını, davalı şirketin bu kullanımının müvekkilinin itibarından yararlanma amaçlı ve kötü niyetli olduğunu, markanın güvenilirliğini ve itibarını zedelediğini, davalının kötü niyetli olduğunu, davacıya ait markadan haberdar olmadığının iddia edilemeyeceğini, zira davalının 2014/25347 sayılı “ENTOSAV NATUREX” ibareli marka başvurusunun müvekkilinin itirazı üzerine reddedildiğini, davalının bu kullanımının tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin doğmasına neden olacağını ve müvekkilinin tescilli markasından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğini, hukuka aykırı durumun ortadan kaldırılması için davalı tarafa 21.06.2017 tarihli ihtarname gönderilmesine rağmen bu talebin davalı tarafından olumsuz karşılandığını, davalının kullanımlarının marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalı firma tarafından “NATUREX” markalı ürünlerin üretim, satış, dağıtım, tanıtım amaçlı yayın gibi tüm kullanımlarının durdurulması, tecavüze konu ürünlere bulundukları her yerde el konulması ve muhafazası, ilgili tüm yayınların toplatılması, durdurulması ve muhafazasına yönelik dava sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesini, dava sonunda ise imhasına karar verilmesini, davalının, davacıya ait tescilli markadan kaynaklanan haklara tecavüzünün tespiti ile durdurulması ve menine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının ürün ruhsatının “NATUREX3GF” olarak 2010 yılında alındığını ve ürünün bu tarihten itibaren piyasada olduğunu, bu durumun davacı tarafından bilinmesine rağmen herhangi bir dava açılmadığını, davalı tarafından 2014 yılında “NATUREX ENTOSAV” olarak marka tescil başvurusu yapıldığı ve bu başvuruya davacı tarafından itiraz edildiğini, 1999 yılında kurulan müvekkili şirketin faaliyet alanlarının “çevre sağlığı ilaçlaması, bahçe düzenlemesi, inşaat, inşaat malzemesi alım satım işi, lokanta, kafeterya gibi sosyal hizmetlerle, bu yerlerin temizliği, çay, park, bahçe işletmeciliği …” işleri olduğunu, davacının iştigal konusunun “gıda endüstrisi için aroma renk verici ve antioksidan özellikli bitki özellikleri üretimi” olduğunu, davacının, müvekkili ile aynı mal ve hizmet kolunda ürünü bulunmadığını, Türkiye’de markasını kullanmadığı gibi bilinirliliği de olmadığını, davanın kötü niyetli olarak açıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, “NATUREX 3 GF” ibareli markanın 2010 yılından beri davalı tarafından kesintisiz olarak tanıtım broşürü ile internet ortamında elektronik ticaret siteleri üzerinden satışa sunulan “haşere ilacı” ürünleri üzerinde kullanıldığı, “Naturex 3GF” ibareli davalı kullanımlarının piyasadaki benzerlerinden ayırt edici nitelikte ve markasal fonksiyon icra edecek şekilde kullanımlar olduğu, bu kullanımlardaki “3GF” rakam ve harflerinin ürün üzerindeki konumu ve kullanım şekli itibariyle markasal bir fonksiyondan ziyade ürün içeriğine atıf yapan bir işaret fonksiyonuna sahip olduğu, bu nedenle “Naturex” ibaresinin ürün üzerindeki tek ve asli ayırt edici markasal unsur olarak işlev gördüğü, davalı kullanımlarında asli ayırt edici unsur olan “Naturex” ibaresi ile davacı adına 2008/25330 sayı ile tescilli olan “NATUREX” markasının birebir aynı ibarelerden oluştuğu ve davalı kullanımlarının davacı markası ile aynıya yakın düzeyde benzer olduğu, “Naturex” ibaresinin Türkçe ya da başka bir dilde anlamı bulunmayan, özgün ve ayırt edici niteliği yüksek bir ibare olduğu, “Naturex 3GF” ibaresinin markasal fonksiyon icra edecek şekilde kullanıldığı “haşere ilacı” ile davacıya ait 2008/25330 sayılı “NATUREX” markasının tescil kapsamında sınıf 5’te yer alan “Tümü şifalı bitki özleri de içerebilen farmasötikler, veterinerlik ve hijyenik ürünler” malları ilişkili, benzer üretim yöntem ve teknikleri kullanılarak üretilen mallardan olduğu, “Naturex” ibaresinin özgün ve ayırt edici niteliği yüksek bir ibare olduğu, markaların aynıya yakın düzeyde benzer olduğu ve malların da benzer üretim yöntem ve tekniklerine sahip olan benzer mallardan olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalının haşere ilacı ticaretinde markasal nitelikte kullandığı “Naturex 3GF” ibareli tanıtım işaretinin, davacının 2008/25330 sayılı markasıyla karıştırılacak derecede benzer olduğu ve 6769 sayılı SMK’nın 29.
maddesi kapsamında davacının tescilli markasından doğan haklarına tecavüz fiili oluşturduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, davacı adına tescilli ve fiilen kullanılan "NATUREX" markasından doğan haklarına davalı tarafça markanın ürünlerde kullanımı suretiyle tecavüz edildiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına ve menine, davalının davacının haklarına tecavüz teşkil eden üretim, satış, dağıtım, tanıtım amaçlı (dergi, katolog, web sitesi ve bunun gibi tüm fiillerinin durdurulmasına), marka tescilinden doğan haklara tecavüz edilerek üretilen veya satılan ürünlere Türkiye sınırları içinde veya gümrük veya serbest liman veya serbest bölge gibi alanlar dahil bulundukları her yerde el konulmasına ve dava sonunda masrafları davalı tarafa ait olmak üzere el konulan ürünlerin imhasına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı tarafından satışa sunulan “haşere ilacı” ürünleri üzerinde kullanılan “Naturex 3GF” ibareli kullanımın piyasadaki benzerlerinden ayırt edici nitelikte ve markasal fonksiyon icra edecek şekilde bir kullanım olduğu, “Naturex” ibaresinin ürün üzerinde asli ayırt edici markasal bir unsur olarak bulunduğu, davalının bu kullanımının davacı adına 2008/25330 sayı ile tescilli olan “NATUREX” markasının birebir aynısı olduğu, davalının kullanımı “haşere ilacı” ile davacıya ait 2008/25330 sayılı “NATUREX” markasının tescil kapsamında 5.
sınıfta yer alan “Tümü şifalı bitki özleri de içerebilen farmasötikler, veterinerlik ve hijyenik ürünler” malları ile ilişkili bulunduğu, davalının eyleminin 6769 sayılı SMK’nın 29. maddesi kapsamında davacının tescilli markasından doğan haklarına tecavüz fiili oluşturduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti men ve ref’i istemlerine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de, davalı tarafın savunmasında sessiz kalma itirazında bulunduğu görülmektedir.
Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, başkası adına en az beş yıl süre ile tescilli markanın üçüncü kişiler tarafından ciddi surette 5 yıl süreyle kullanımına marka sahibince sessiz kalınmasından ve markaya yatırım yapılmasından sonra hak sahibinin marka hakkına dayanarak tecavüz davası açması TMK m. 2 uyarınca dürüstlük kuralına aykırıdır (Ticaret Dairesi’nin 30.04.1968 tarih ve 13837/2562 E-K.; HGK’nın 19.02.1969 tarih ve 1966/130 K.; 2013/11-1831 E. 2015/1198 K.; Yargıtay 11. HD 21.06.2017 tarih, 2017/1201 E.-2017/3982 K.;
26. 11.2019 tarih, 2019/369 E.-2019/7529 K.;
20. 12.2018 tarih 2016/10331 E.-2018/8143 K.).
Somut olayda mahkemece davalı tarafın sessiz kalma savunması hakkında olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 25.10.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/859835200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz