YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü | YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1233 E. 2023/4929 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iptal davası↗ esastan ret↗ kötüniyet↗ ayırt edicilik↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/332 E., 2019/545 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2003/01603, 141331, 96805, 143879, 2004/35647 ve 2014/80506 sayılı, "coca-cola şekil", "coca cola", "şekil", "always coca cola", "coke c style şekil", "şekil" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının 2017/00615 sayılı "Kale Çerez+ şekil" ibareli marka tescil başvurusunun, müvekkili adına tescilli ve tanınmış “Dynamic Ribbon” ismiyle anılan şekil markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, buna rağmen müvekkilinin başvuruya itirazlarının, YİDK.'nın 10.07.2018 tarih ve 2018/M-5327 sayılı kararı ile reddedildiğini, refleks halinde müvekkili şirket ve “Coca-Cola” markasını çağrıştıran dava konusu başvurunun tesciline izin verilmesinin, müvekkillerinin emek ve zaman harcayarak itibar edindirdiği şekil markalarının sulandırılmasına neden olacağını, davalı firmanın müvekkilinin markalarından haberdar olmamasının mümkün olamayacağını ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davalı YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Diğer davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu, 2017/00615 sayılı “Kale Çerez +şekil” ibareli markanın, tescili talep edilen mal/hizmetleri açısından, davacı yana ait 96805, 2014/90506, 2003/01603, 141331 ve 2004/35647 tescil numaralı markaları arasında, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iltibas tehlikesinin bulunduğu, somut olay açısından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması şartlarının oluşmadığı, davalı şirketin tanınmış "coca cola" markasını bilmeyeceğinin düşünülemeyeceği, dolayısıyla başvurusunun kötüniyetli olduğu gerekçesiyle tescili talep edilen bütün sınıflar açısından başvurunun reddi gerektiğinden davanın kabulüne, davalı kurumun 2018/M-5327 sayılı kararının iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; markanın bir bütün olarak bıraktığı izlenime göre karar verilmesinin gerektiğini, ancak bu durumun markada ayırt edici ve baskın unsurun göz ardı edileceği anlamına gelmediğini, dava konusu 2017/00615 sayılı ve “Kale Çerez + şekil” ibareli markanın da özgün bir marka olduğunu, “Kale Çerez” kelime unsurunun, markanın ortasında yer alan ve ilk dikkati çeken, hakim unsuru konumunda bulunduğunu, söz konusu kelimelerin, altındaki sıradan şekil unsuruna oranla nispeten çok daha büyük puntolarla kaleme alındığını, ayırt ediciliğin sağlandığını, bu durumun bilirkişi raporunun karşı görüşünde de açıkça ve gerekçeli olarak ifade edildiğini, markalar arasında benzerlik ve iltibas ihtimalinin bulunmadığını, davalının kötüniyetli kabul edilmesinin dosya kapsamında mümkün olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve tarafların markalarında kullanılan renkler, davalı başvurusunun italik yazılış şekli, kelime ve şekil unsurlarının markaya kompozisyon edilişi birlikte değerlendirildiğinde, davalı başvurusunun davacı markalarına yaklaştığı ve taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iltibas tehlikesinin bulunduğu, somut olay açısından 556 sayılı KHK 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması şartlarının oluşmadığı, ancak aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketin, davacının şekil markasını bilmeyeceğinin düşünülemeyeceği, başvurudaki benzerliğin esinlenmeyi aştığı ve dolayısıyla davalı başvurusunun kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK 8 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı kurum vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3646 E. 2013/7450 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ariyet sözleşmesi · ayıplı teslim · ariyet · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, sigortalıya ait işyerindeki soğutucunun ....01.2007 tarihli «ariyet sözleşmesi» ile davalı Coca Cola A.Ş. tarafından sigortalıya «teslim» edildiği, BK'nın 299. ve 305. maddeleri uyarınca ariyet verenin ayrıca ve açık biçimde üstlenmedikçe ariyet konusu malın ayıbından sorumlu olmadığı, yangından sonra sigortalının soğutucuyu muhafaza etmemesi nedeniyle yargılama sırasında cihaz üzerinde inceleme yapılamadığından, davacının üretim hatası ve «ayıplı teslim» iddialarının ispatlanamadığı, buna karşın yangının cihazın bakım ve muhafazasındaki kusurdan kaynaklandığı, bu durumda cihazın üreticisi ve ariyet vereni olan dava …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3545 E. 2021/2299 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 167 · kusursuz sorumluluk · aktif husumet yokluğu · teamül · icazet · alacağın temliki · aktif husumet · sebepsiz zenginleşme
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/462 E- 2008/599 K. sayılı dava dosyasında açılan «alacak davası» sonucunda Özeksen A.Ş. dışında kalan diğer davacıların davasının haklı bulunarak banka aleyhine alacağa hükmedildiği, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, kararda ‘’...dava dışı ...’in, ...Şirketler Grubunun herhangi bir çalışanı olmayıp ortaklardan sonra gelen en yetkili kişisi konumunda bulunduğu, bu konuda Özeksim A.Ş. de «dahil» olmak üzere diğer şirketlerin «yönetim kurulu» kararlarıyla şirketi «temsil» etme ve münferiden imza atmaya yetkili kişi konumunda bulunduğu, diğer şirketler adına olduğu gibi davacı Özeksim A.Ş. adına da bu «yetkisini» davalı bankanın dahil olduğu diğer tüm bankalara karşı da kullandığı, bu işlemler için verdiği talimatların yerine getirildiği, onaylanması gerekenlerinin de şirket ortakları tarafından onaylandığı, Yargıtay’ın daha önceki bozma kararlarında belirlendiği üzere ...’in yaptığı işlemlerin davacılarla banka arasında bir «teamül» oluşturmadığını iddia etmenin mümkün olmadığı, davalı banka ile davacı grup şirketleri arasındaki pc bağlantısında ...’in ekstreleri değiştirebilmesi söz konusu olmadığından bu konuda davacı şirketin, ...’in yapmış olduğu işlemlerden sorumlu olması gerektiği ve ihmalinin bulunduğu, davacıların bu olay ortaya çıktıktan sonra fail ...'e karşı olan alacağını tahsil için takipte de bulunmadıkları, davalının cevap dilekçesinde belirttiği üzere ...’in davacıların yetkili temsilcisi olduğu ve dış temsil yetkisinin bulunduğu, yapılan işlemlerden bankanın sorumlu olmadığı, «kusurun» bulunmadığı..." gerekçelerine dayanıldığı, kesinleşen karar ile davacı bankanın «kusursuz sorumluluğunun» kabul edildiği, bunun yanısıra yapılan işlemlerden sorumlu olmadığının ve kusurunun bulunmadığının belirlendiği, davalılardan Coca Cola Satış Dağıtım A.Ş.'nin 350.639,75 TL tutarında, davalı Coca Cola İçecek A.Ş.’nin ise 19.908,65 TL tutarında «sebepsiz zenginleştiği», davacının sorumlu olmadığı ve kusurunun bulunmadığı işlemler nedeniyle zarar görenlere ödemek durumunda kaldığı bu miktarları davalılardan talep etmekte haklı old …
A.Ş. ‘nin «alacağını temlik» ettiği davacılar ...,..., ..., ..., ..., ...’in açtığı davanın ise, ...’in yapılan işlemlerine «icazet» verildiği ve taraflar arasında böyle bir «teamül» bulunduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiş ve karar Dairemizin 18.02.2010 tarih, 2009/3269 E-2010/1885 K. sayılı ilamı ile onanmış, 2010/6763 E-2010/7058 K. sayılı ilamı ile de karar düzeltme istemlerinin reddi ile 18.06.2010 tarihinde kesinleşmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılan davada yapılan yargılama sonucunda verilen 10.10.2008 tarih, 2007/462 E-2008/599 K. sayılı kararla, davacı Özeksim A.Ş.’nin alacağını diğer davacılara «temlik» etmiş olması nedeniyle davasının «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, diğer davacılar ..., ... ..., ..., ... ve ... yönünden kesinleşen şahsi alacaklarının kısmen kabulüne, Özeksim Dış Tic.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şahsi hesaplarından para aktarılmak suretiyle zarara uğrayan ... (Özeksim A.Ş.'den «alacağı temlik» alan), ... ..., ..., ... ve ... tarafından davacı banka aleyhine İzmir 3.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4401 E. 2024/6851 K.
Ortak:iptal davası · kötüniyet · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… ı markaları arasında, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, somut olay açısından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması şartlarının oluşmadığı, davalı şirketin tanınmış "coca cola" markasını bilmeyeceğinin düşünülemeyeceği, dolayısıyla başvurusunun «kötüniyetli» olduğu gerekçesiyle tescili talep edilen bütün sınıflar açısından başvurunun reddi gerektiğinden davanın kabulüne, davalı kurumun 2018/M-5327 sayılı kararının «iptaline, davaya» konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
… ati çeken, hakim unsuru konumunda bulunduğunu, söz konusu kelimelerin, altındaki sıradan şekil unsuruna oranla nispeten çok daha büyük puntolarla kaleme alındığını, «ayırt ediciliğin» sağlandığını, bu durumun bilirkişi raporunun karşı görüşünde de açıkça ve gerekçeli olarak ifade edildiğini, markalar arasında benzerlik ve «iltibas» ihtimalinin bulunmadığını, davalının «kötüniyetli» kabul edilmesinin dosya kapsamında mümkün olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… rildiğinde, davalı başvurusunun davacı markalarına yaklaştığı ve taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, somut olay açısından 556 sayılı KHK 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması şartlarının oluşmadığı, ancak aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketin, davacının şekil markasını bilmeyeceğinin düşünülemeyeceği, başvurudaki benzerliğin esinlenmeyi aştığı ve dolayısıyla davalı başvurusunun «kötüniyetli» olduğu gerekçesiyle davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ola", 2013/23450 sayılı "Coca-Cola light", 1411331 sayılı "Coca-Cola", 143879 sayılı "Always Coca-Cola" ve 71737 sayılı "Coca-Cola" markaları arasında görsel olarak «iltibas» tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunduğu, davacı markasının dar ve sınırlı bir çevrede değil, herkesçe tanınıp bilindiğinin mütalaa edilebileceği, "Coca-Cola" markasının uzun yıllardan bu yana kullanıldığı, «ayırt ediciliğinin» güçlü olduğu, kendine özgü yazım stili ile de yaygın olarak kullanıldığı ve bilindiği, bu yazım stilinde "Coca" kelimesinin başındaki "C" harfinin sağ alt kuyruğunun uzatılarak görsel anlamda ayırt edicilik oluşturulduğu, "Halam" markası ile stilize "Coca-Cola" markası karşılaştırıldığında; her iki markanın benzer yazım stili ile oluşturulduğu, bu hale göre davacıya ait stilize yazılmış "Coca-Cola" ibareli tanınmış markalarını bilen, bu yazım stilini davacı markaları ile özdeşleştiren makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı «ortalama tüketici» kesiminin, davaya konu "Halam" markasını "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" üzerinde gördüğünde, tanınmış meşrubat markası olan "Coca-Cola" nın marka sahibinin ya bizzat kendisi ya da lisans verdiği davalı şahsın "Halam" markası ile ticari faaliyette bulunduğu yönünde yanılsamaya düşeceği, davaya konu hizmetin özellikle görsel algı ile seçilip yararlanılabilen, tercih yapmak için detaylı araştırma gerektirmeyen, diğer mal ve hizmetlere göre ucuz ve sıradan bir hizmet türü olduğu dikkate alındığında, markaların yazım stilindeki benzerliklerinden kaynaklı görsel izlenimin iltibas tehlikesini tek başına oluşturacağının söylenebileceği, davacı markasının tanınmışlık derecesinin yüksek olmasının iltibas tehlikesini arttıran başkaca bir unsur olduğu, "Cola-Cola" markasının zihninde yer eden olumlu imajı ile hareket eden ortalama tüketicinin "Halam" ibareli stilize markayı gördüğünde zihnindeki bu olumlu imajı "Halam" markasına atfetme ve böylece bu markalı hizmetlerden yararlanma yönünde davranışta bulunabileceği, bu durumun davacı markalarının tanınmışlığından davalının haksız yere yararlanması neticesini doğuracağı anlaşıldığından gerek SMK'nın 6/1, gerekse 6/4 ve 6/5 maddesi hükmü koşullarının somut olayda oluştuğu, davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şahsın «kötüniyetle» hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile, 2019-M-6906 sayılı YİDK kararının «iptaline, dava» konusu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, hüküm davalı Kurum vekilince istinaf edilmiştir.
… unun müvekkili şirket adına tescilli ve tanınmış markalar ile tertip tarzı olarak ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, başvurunun tescili halinde halk nezdinde «iltibasa» neden olacağını, markayı gören tüketicinin müvekkiline ait tanınmış markalar ile bağ kuracağını, markanın aynı tür mal/hizmetler için tescil edilmek istendiğini, müvekkili şirket adına tescilli 2013/26004 sayılı "şekil" markasının stilinin davalı başvurusunda kullanıldığını ve bu anlamda iltibasın doğduğunu, dava konusu marka başvurusu dikkat çeken unsurunun kelime unsuru değil müvekkilinin ikonik kırmızı rengi ve yıllardır değiştirmeden kullandığı stilize kuyruklu C harfi olduğunu, bu durumun markalar arasında ayırt edilemeyecek bir benzerlik yarattığını, söz konusu renk ve biçim seçiminin, müvekkilinin yıllardır dünya çapında satışta olan, tüketici nezdinde eriştiği bilinirlik göz önüne alındığında tesadüf olmadığını, başvuru kapsamındaki 43. sınıf “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” nin müvekkilinin yıllardır faaliyet gösterdiği sektörle bağlantılı olduğunu, davalı tarafa ait marka başvurusunun «haksız rekabet» de oluşturduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2019-M-6906 sayılı kararının iptali ile 2017/86656 başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmişti …
2.Diğer davalı cevap dilekçesinde; itiraza mesnet marka ile başvurusu arasında «iltibasa» neden olacak düzeyde benzerliğin mevcut olmadığını, YİDK kararının yerinde olduğunu, davacı şirketin tanınmış markalarının içecek için kullanıldığını, kendisine ai …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötü niyet · ortalama tüketici · haksız rekabet · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… ola", 2013/23450 sayılı "Coca-Cola light", 1411331 sayılı "Coca-Cola", 143879 sayılı "Always Coca-Cola" ve 71737 sayılı "Coca-Cola" markaları arasında görsel olarak «iltibas» tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunduğu, davacı markasının dar ve sınırlı bir çevrede değil, herkesçe tanınıp bilindiğinin mütalaa edilebileceği, "Coca-Cola" markasının uzun yıllardan bu yana kullanıldığı, «ayırt ediciliğinin» güçlü olduğu, kendine özgü yazım stili ile de yaygın olarak kullanıldığı ve bilindiği, bu yazım stilinde "Coca" kelimesinin başındaki "C" harfinin sağ alt kuyruğunun uzatılarak görsel anlamda ayırt edicilik oluşturulduğu, "Halam" markası ile stilize "Coca-Cola" markası karşılaştırıldığında; her iki markanın benzer yazım stili ile oluşturulduğu, bu hale göre davacıya ait stilize yazılmış "Coca-Cola" ibareli tanınmış markalarını bilen, bu yazım stilini davacı markaları ile özdeşleştiren makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı «ortalama tüketici» kesiminin, davaya konu "Halam" markasını "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" üzerinde gördüğünde, tanınmış meşrubat markası olan "Coca-Cola" nın marka sahibinin ya bizzat kendisi ya da lisans verdiği davalı şahsın "Halam" markası ile ticari faaliyette bulunduğu yönünde yanılsamaya düşeceği, davaya konu hizmetin özellikle görsel algı ile seçilip yararlanılabilen, tercih yapmak için detaylı araştırma gerektirmeyen, diğer mal ve hizmetlere göre ucuz ve sıradan bir hizmet türü olduğu dikkate alındığında, markaların yazım stilindeki benzerliklerinden kaynaklı görsel izlenimin iltibas tehlikesini tek başına oluşturacağının söylenebileceği, davacı markasının tanınmışlık derecesinin yüksek olmasının iltibas tehlikesini arttıran başkaca bir unsur olduğu, "Cola-Cola" markasının zihninde yer eden olumlu imajı ile hareket eden ortalama tüketicinin "Halam" ibareli stilize markayı gördüğünde zihnindeki bu olumlu imajı "Halam" markasına atfetme ve böylece bu markalı hizmetlerden yararlanma yönünde davranışta bulunabileceği, bu durumun davacı markalarının tanınmışlığından davalının haksız yere yararlanması neticesini doğuracağı anlaşıldığından gerek SMK'nın 6/1, gerekse 6/4 ve 6/5 maddesi hükmü koşullarının somut olayda oluştuğu, davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şahsın «kötüniyetle» hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile, 2019-M-6906 sayılı YİDK kararının «iptaline, dava» konusu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, hüküm davalı Kurum vekilince istinaf edilmiştir.
… eri ve mantı” ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet şekil ihtiva eden markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davacının 2013/26004 sayılı şekil markasının başvuruda aynen yer aldığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, davalının başvuru markasını gördüğünde taraf markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı oluşabileceği, davacı markalarının tanınmışlık düzeyinin somut uyuşmazlık yönünden iltibas tehlikesini artırdığı, taraf markaları arasına SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas koşulunun oluştuğu, uyuşmazlığa konu mal ve hizmetler konusunda uzman bilirkişiler tarafından hazırlanmış denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor esas alınarak yerel mahkeme kararında tanınmışlığa dair yapılan değerlendirmelerde bir isabetsizlik bulunmadığı, «kötü niyetin» ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
… unun müvekkili şirket adına tescilli ve tanınmış markalar ile tertip tarzı olarak ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, başvurunun tescili halinde halk nezdinde «iltibasa» neden olacağını, markayı gören tüketicinin müvekkiline ait tanınmış markalar ile bağ kuracağını, markanın aynı tür mal/hizmetler için tescil edilmek istendiğini, müvekkili şirket adına tescilli 2013/26004 sayılı "şekil" markasının stilinin davalı başvurusunda kullanıldığını ve bu anlamda iltibasın doğduğunu, dava konusu marka başvurusu dikkat çeken unsurunun kelime unsuru değil müvekkilinin ikonik kırmızı rengi ve yıllardır değiştirmeden kullandığı stilize kuyruklu C harfi olduğunu, bu durumun markalar arasında ayırt edilemeyecek bir benzerlik yarattığını, söz konusu renk ve biçim seçiminin, müvekkilinin yıllardır dünya çapında satışta olan, tüketici nezdinde eriştiği bilinirlik göz önüne alındığında tesadüf olmadığını, başvuru kapsamındaki 43. sınıf “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” nin müvekkilinin yıllardır faaliyet gösterdiği sektörle bağlantılı olduğunu, davalı tarafa ait marka başvurusunun «haksız rekabet» de oluşturduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2019-M-6906 sayılı kararının iptali ile 2017/86656 başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmişti …
Bu itibarla taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak farklı olduğu, genel görünüm ve bıraktıkları bütünsel izlenimin farklı olduğu, «ortalama tüketici» kitlesinin genel bakış açısı nazara alındığında, davalının başvurusunun davacının markalarını akla getirmeyeceği, aynı veya aralarında bağlantı bulunan işletmeden kaynaklandığını düşündürmeyeceği ve farklı markalar olduğunun ayırt edilebileceği dikkate alınarak karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının kabulü ile yerinde bulunan YİDK kararının «iptali davası» bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden hükmün temyiz eden TÜRKPATENT lehine bozulması gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8497 E. 2012/15678 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ariyet sözleşmesi · ayıplı teslim · ariyet · teslim tutanağı · müterafik kusur · kusur · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, sigortalıya ait işyerindeki soğutucunun 25.01.2007 tarihli «ariyet sözleşmesi» ile davalı Coca Cola A.Ş. tarafından sigortalıya «teslim» edildiği, BK 299 ve 305 maddeleri uyarınca ariyet verenin ayrıca ve açık biçimde üstlenmedikçe ariyet konusu malın ayıbından sorumlu olmadığı, yangından sonra sigortalının soğutucuyu muhafaza etmemesi nedeniyle yargılama sırasında cihaz üzerinde inceleme yapılamadığından, davacının üretim hatası ve «ayıplı teslim» iddialarının ispatlanamadığı, buna karşın yangının cihazın bakım ve muhafazasındaki kusurdan kaynaklandığı, bu durumda cihazın üreticisi ve ariyet vereni olan dava …
Mahkemece hükme asas alınan bilirkişi raporunda da yangının soğutucunun bakım hatasından çıktığı tespit edildiğine göre, bu durumda asıl sorumlunun gerekli bakımı yapmayan soğutucunun maliki davalı Coca Cola Satış ve Dağıtım A.Ş. olduğunun, sigortalının uyarı yapmamasının ise kendisi yönünden «müterafik kusur» oluşturduğunun kabulü gerekir.
Bu itibarla, mahkemece uyuşmazlığın bu çerçevede değerlendirilmesi gerekirken, sözleşme hükümleri değerlendirilmeden ve soğutucunun «teslim tutanağı» tarihinde de yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
2-Davacının davalı Coca Cola Satış ve Dağıtım A.Ş. hakkındaki temyiz itirazlarına gelince; davacının sigortalısı ile davalı Coca Cola Satış ve Dağıtım A.Ş. arasındaki sözleşmede, sigortalıya «ariyet» olarak verilen soğutucunun bakımının davalı tarafından yapılacağı, sigortalının ise buna yardımcı olacağı kararlaştırılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11011 E. 2013/10074 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:taşıma senedi · sevk irsaliyesi · rayiç değer · irsaliye · taşıma sözleşmesi · taşıyıcı · fatura · hasar
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı «taşıyıcıya» «teslim» edilen malların taşıma esnasında tek taraflı trafik kazasında zarar görmesi nedeniyle meydana gelen bu zarardan TTK'nın 781/1.maddesi uyarınca davalının sorumlu olduğu, zararın TTK'nın 781/2.maddesinde belirtilen hususlardan kaynaklandığı hususunun davalı taşıyıcı tarafından ileri sürülüp kanıtlanamadığı, zararın 27.150,04 TL olduğu, 07.06.2011 tarihli faturada belirtilen ve «hasar» gören malların belirtilen değerlerinin piyasa rayiçlerine uygun olduğu, bu «fatura» bedelinin de davacı firma tarafından dava dışı Coca Cola İçecek A.Ş.'ye 16.06.2011 tarihinde ödendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, öncelikle davacının dava konusu meblağı ödediğini gösterir belgelerin «ibrazı» sağlandıktan sonra, taşıma senedinde bir değer belirtilmemiş olması gözetilerek, taşınan emtianın varma yerindeki «rayiç değeri» üzerinden “bayi indirimli fiyatlar” da nazara alınarak tazminat hesabının yaptırılması gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayanılarak karar verilmesi doğru görülmediği gibi, bilirkişi raporuna ve hükme esas alınan 07.06.2011 tarihli faturada “nakliye hasarlı CCİ palet adedi 24 yazılı olduğu halde 05.04.2011 tarihli «sevk irsaliyesinde» 22 adet yazılı olduğu ve bu farklılığın neden kaynaklandığı araştırılıp aydınlatılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava dışı Coca Cola A.Ş.’nin kazadan sonra davacıya tanzim ettiği 07.06.2011 tarihli «fatura» esas alınarak faturadaki fiyatların piyasa rayicine uygun olduğu belirtilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1233 E. , 2023/4929 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/392 Esas, 2021/1518 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/332 E., 2019/545 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2003/01603, 141331, 96805, 143879, 2004/35647 ve 2014/80506 sayılı, "coca-cola şekil", "coca cola", "şekil", "always coca cola", "coke c style şekil", "şekil" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının 2017/00615 sayılı "Kale Çerez+ şekil" ibareli marka tescil başvurusunun, müvekkili adına tescilli ve tanınmış “Dynamic Ribbon” ismiyle anılan şekil markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, buna rağmen müvekkilinin başvuruya itirazlarının, YİDK.'nın 10.07.2018 tarih ve 2018/M-5327 sayılı kararı ile reddedildiğini, refleks halinde müvekkili şirket ve “Coca-Cola” markasını çağrıştıran dava konusu başvurunun tesciline izin verilmesinin, müvekkillerinin emek ve zaman harcayarak itibar edindirdiği şekil markalarının sulandırılmasına neden olacağını, davalı firmanın müvekkilinin markalarından haberdar olmamasının mümkün olamayacağını ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davalı YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Diğer davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu, 2017/00615 sayılı “Kale Çerez +şekil” ibareli markanın, tescili talep edilen mal/hizmetleri açısından, davacı yana ait 96805, 2014/90506, 2003/01603, 141331 ve 2004/35647 tescil numaralı markaları arasında, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iltibas tehlikesinin bulunduğu, somut olay açısından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması şartlarının oluşmadığı, davalı şirketin tanınmış "coca cola" markasını bilmeyeceğinin düşünülemeyeceği, dolayısıyla başvurusunun kötüniyetli olduğu gerekçesiyle tescili talep edilen bütün sınıflar açısından başvurunun reddi gerektiğinden davanın kabulüne, davalı kurumun 2018/M-5327 sayılı kararının iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; markanın bir bütün olarak bıraktığı izlenime göre karar verilmesinin gerektiğini, ancak bu durumun markada ayırt edici ve baskın unsurun göz ardı edileceği anlamına gelmediğini, dava konusu 2017/00615 sayılı ve “Kale Çerez + şekil” ibareli markanın da özgün bir marka olduğunu, “Kale Çerez” kelime unsurunun, markanın ortasında yer alan ve ilk dikkati çeken, hakim unsuru konumunda bulunduğunu, söz konusu kelimelerin, altındaki sıradan şekil unsuruna oranla nispeten çok daha büyük puntolarla kaleme alındığını, ayırt ediciliğin sağlandığını, bu durumun bilirkişi raporunun karşı görüşünde de açıkça ve gerekçeli olarak ifade edildiğini, markalar arasında benzerlik ve iltibas ihtimalinin bulunmadığını, davalının kötüniyetli kabul edilmesinin dosya kapsamında mümkün olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve tarafların markalarında kullanılan renkler, davalı başvurusunun italik yazılış şekli, kelime ve şekil unsurlarının markaya kompozisyon edilişi birlikte değerlendirildiğinde, davalı başvurusunun davacı markalarına yaklaştığı ve taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iltibas tehlikesinin bulunduğu, somut olay açısından 556 sayılı KHK 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması şartlarının oluşmadığı, ancak aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketin, davacının şekil markasını bilmeyeceğinin düşünülemeyeceği, başvurudaki benzerliğin esinlenmeyi aştığı ve dolayısıyla davalı başvurusunun kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK 8 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı kurum vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı TPMK'ya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.09.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava konusu 2017/00615 sayılı ve "Kale Çerez + şekil" ibareli marka olup, özgün bir markadır.
Markadaki "Kale Çerez" kelime unsuru, markanın ortasında yer alan ve ilk dikkat çeken unsurdur. Markanın hakim unsuru konumundadır. Sözkonusu kelimeler, altındaki sıradan şekil unsuruna oranla nispeten çok daha büyük puntolarla kaleme alınmıştır.
Markada şekil ve renk unsurlarına da yer verilmekle birlikte kelime unsurunun markadaki kullanımı ve konumlandırılışı dikkate alındığında, marka algısı kelime unsuru üzerinde şekillenmektedir.
Markaya ayırt edicilik katan ve marka algısı yaratan "Kale Çerez" ibaresi davacı markalarında yer almamaktadır.
Başvuru markası ile davacı markaları sadece görsel olarak değil, işitsel ve anlamsal düzeyde de birbirinden ayrıdır.
YİDK kararı hukuka uygun olup dava red edilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalının temyiz isteminin reddi ile kararın onanması doğru değildir.
Açıklanan nedenle çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/978727700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz