Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7242 E. 2023/6452 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cebri icra tehdidi↗ feri müdahale↗ cebri icra↗ güven kurumu↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ rehin↗ sözleşmeye aykırılık↗ ticari faiz↗ basiretli tacir↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ dolandırıcılık↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ istirdat↗ haksız fiil↗ yetki↗ tacir↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.06.2018 tarihli ve 2013/282 E., 2018/751 K. sayılı ilamıyla geçerli vekaletnameye istinaden işlem yapıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2018/1875 E., 2020/666 K. sayılı ilamı ile bankaların güven kurumu olduğu, ancak bankaya sunulan vekaletnamede herhangi bir banka adının ya da kullanılacak kredi türünün belirtilmediği, bu vekaletnameye dayalı olarak dava dışı kişiler tarafından müteaddit defalar aynı şekilde kredilerin kullanıldığı, buna rağmen banka tarafından vekalet verenin bilgilendirilmediği, bu nedenle davalı bankanın oluşan zararda kusurunun bulunduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne, davacının davalı bankaya 188.799,21 TL borçlu olmadığının tespitine, karar kesinleştiğinde davacı adına kayıtlı bulunan ... plakalı araç üzerine davaya konu krediler nedeniyle davalı lehine konulan rehnin kaldırılmasına karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 17.03.2022 tarihli ve 2020/7459 E., 2022/2065 K. sayılı kararıyla bozma nedenine göre davacının dava dışı kişilere Türkiye Cumhuriyetinde bulunan tüm bankalardan diledikleri koşullarda kredi kullanma hususunda yetki verdiği, bankanın geçerli olan vekaletnameye uygun olarak işlem yapması karşısında davacının kredilerden sorumlu olacağı, bunun yanında bankaların güven kurumu olmasının tek başına vekaletnameye değer vermemesi anlamına gelmeyeceği gibi vekaletname içeriğinden açıkça yetki verildiği belirlenen hususlarda ayrıca araştırma yapma zorunluluğunun da bulunmadığı, bu itibarla bankanın vekaletname uyarınca davacı adına kredi kullandırmasının usul ve yasa ile vekaletname içeriğine uygun olduğu gözetilerek davanın reddi gerekirken yeterli olmayan gerekçeyle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp hükmün davalı yararına bozulmasına, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak hükmün kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle davalı banka tarafından yapılan kredi kullandırım işlemlerinde kanun ve sözleşmeye aykırılık mevcut olmadığından, davacının menfi tespit davasının reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin dolandırıldığını, bankanın davacıyı aylık 38.740,76 TL kredi taksiti ödeyecek şekilde borç altına sokmasının haksız olduğunu, basiretli tacir gibi davranmadığını, müvekkiline okunan vekaletnamenin farklı olduğunu, noter çalışanları tarafından da hileli işlemlere maruz kaldığını, banka tarafından bilgilendirme yapılmadığını, davacının banka ile kredi ilişkisine girme iradesinin bulunmadığını, vekaletname ile sonsuz yetkinin verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı düştüğünü, kredi bedellerinin Mehmet Ceylan adına ödendiğinin tespitinin de yapıldığını, birebir aynı mahiyetteki dosyada yer alan bilirkişi raporunda da davalı bankanın ağır kusurlu olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekaleten kullandırılan kredi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7459 E. 2022/2065 K.
Ortak:güven kurumu · borçlu olunmadığının tespiti · kaldırma ve yeniden hüküm · yetki
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2018/1875 E., 2020/666 K. sayılı ilamı ile bankaların «güven kurumu» olduğu, ancak bankaya sunulan vekaletnamede herhangi bir banka adının ya da kullanılacak kredi türünün belirtilmediği, bu vekaletnameye dayalı olarak dava dışı kişiler tarafından müteaddit defalar aynı şekilde kredilerin kullanıldığı, buna rağmen banka tarafından vekalet verenin bilgilendirilmediği, bu nedenle davalı bankanın oluşan zararda kusurunun bulunduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne, davacının davalı bankaya 188.799,21 TL borçlu olmadığının tespitine, karar kesinleştiğinde davacı adına kayıtlı bul …
… K. sayılı kararıyla bozma nedenine göre davacının dava dışı kişilere Türkiye Cumhuriyetinde bulunan tüm bankalardan diledikleri koşullarda kredi kullanma hususunda «yetki» verdiği, bankanın geçerli olan vekaletnameye uygun olarak işlem yapması karşısında davacının kredilerden sorumlu olacağı, bunun yanında bankaların «güven kurumu» olmasının tek başına vekaletnameye değer vermemesi anlamına gelmeyeceği gibi vekaletname içeriğinden açıkça yetki verildiği belirlenen hususlarda ayrıca araştırma …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin «dolandırıldığını», bankanın davacıyı aylık 38.740,76 TL kredi taksiti ödeyecek şekilde borç altına sokmasının haksız olduğunu, «basiretli tacir» gibi davranmadığını, müvekkiline okunan vekaletnamenin farklı olduğunu, noter çalışanları tarafından da hileli işlemlere maruz kaldığını, banka tarafından bilgilendirme yapılmadığını, davacının banka ile kredi ilişkisine girme iradesinin bulunmadığını, vekaletname ile sonsuz «yetkinin» verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı düştüğünü, kredi bedellerinin Mehmet Ceylan adına ödendiğinin tespitinin de yapıldığını, birebir aynı mahiyetteki dosyad …
Benzer bu karardaBölge adliye mahkemesince, bankaların «güven kurumu» olduğu, ancak bankaya sunulan vekaletnamede herhangi bir banka adının ya da kullanılacak kredi türünün belirtilmediği, bu vekaletnameye dayalı olarak dava dışı kişiler tarafından müteaddit defalar aynı şekilde kredilerin kullanıldığı, buna rağmen banka tarafından vekalet verenin bilgilendirilmediği, bu nedenle davalı bankanın oluşan zararda kusurunun bulunduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurularak, davanın kabulüne, davacının davalı bankaya 188.799,21 TL borçlu olmadığının tespitine, karar kesinleştiğinde davacı adına kayıtlı bu …
1-Dava, vekaleten kullandırılan kredi nedeniyle «borçlu olunmadığının tespitine» ilişkindir.Davacının dava dışı kişilere vermiş olduğu vekaletname ile Türkiye Cumhuriyeti'nde bulunan tüm bankalardan diledikleri koşullarla kredi kullanma hususunda «yetki» verdiği, bu geçerli vekaletname uyarınca dava dışı kişilerin davacı adına kredi kullandıkları, kısmen ödeme yaptıkları, bakiye kısmî ödenmediği anlaşılmıştır.
Bankanın geçerli olan vekaletnameye uygun olarak işlem yapması karşısında davacının kredilerden sorumlu olacağı, bunun yanında bankaların «güven kurumu» olması tek başına vekaletnameye değer vermemesi veya vekaletname içeriğinden açıkça «yetki» verildiği belirlenen hususlarda ayrıca araştırma yapması zorunluluğunu ortaya koymaz.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kredi sözleşmesi · ibraz
Benzer bu kararda… ekaletname altındaki imzaların davacının eli ürünü olduğu gerekçesiyle reddine karar verildiği ve Yargıtay tarafından onanarak kararın kesinleştiği, davalı bankanın «ibraz» edilen geçerli bir vekaletnameye göre işlem yaptığı, bu nedenle tanzim edilen «kredi sözleşmelerinin» de geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4994 E. 2021/3138 K.
Ortak:tacir
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin «dolandırıldığını», bankanın davacıyı aylık 38.740,76 TL kredi taksiti ödeyecek şekilde borç altına sokmasının haksız olduğunu, «basiretli tacir» gibi davranmadığını, müvekkiline okunan vekaletnamenin farklı olduğunu, noter çalışanları tarafından da hileli işlemlere maruz kaldığını, banka tarafından bilgilendirme yapılmadığını, davacının banka ile kredi ilişkisine girme iradesinin bulunmadığını, vekaletname ile sonsuz «yetkinin» verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı düştüğünü, kredi bedellerinin Mehmet Ceylan adına ödendiğinin tespitinin de yapıldığını, birebir aynı mahiyetteki dosyad …
Benzer bu karardaMahkemece, davacının sunduğu «tahsilat makbuzuna» ilişkin belge değerlendirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi taraflar «tacir» olup davacının ticari işlerde uygulanan «temerrüt faizi» talep etmesi mümkün olduğundan dava dilekçesinde talep edilen ticari faizden 4489 sayılı Kanun ile değişik 3095 sayılı Kanunun 2/2 maddesi uyarınca «avans faizinin» kasdedildiğinin düşünülmemesi de bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tahsilat makbuzu · temerrüt faizi · yasal faiz · avans faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, davacının sunduğu «tahsilat makbuzuna» ilişkin belge değerlendirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi taraflar «tacir» olup davacının ticari işlerde uygulanan «temerrüt faizi» talep etmesi mümkün olduğundan dava dilekçesinde talep edilen ticari faizden 4489 sayılı Kanun ile değişik 3095 sayılı Kanunun 2/2 maddesi uyarınca «avans faizinin» kasdedildiğinin düşünülmemesi de bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak tüm dosya kapsamına göre, davaya konu malların davalı tarafından iadesinin kabul edildiğinden davacının ödediği mal bedeli olan 10.799,79 TL'nin davalı tarafından davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 10.799,79 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı dava konusu ürünlerin bedelinin 18.699,79 TL olduğunu belirterek buna ilişkin davalının düzenlediği faturayı ve ödemeye yönelik 7.900,00 TL'lik «tahsilat makbuzu» ile 10.799,79 TL'lik banka dekontunu dava dilekçesi ekinde dosyaya sunmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7242 E. , 2023/6452 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1382 Esas, 2022/1308 Karar
HÜKÜM
Esas hakkında yeniden kurulan hüküm ile davanın reddine
MAHKEMESİ İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına düzenlenen ve bankalardan yapılacak kredi işlemlerine ilişkin yetkileri içeren 24.01.2012 tarihli vekaletname ile davacı adına sözleşmeler imzalanarak kredilerin çekildiğini, davacının davalı banka tarafından hiçbir aşamada bilgilendirilmediğini, bankanın basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve vekaletnamelerin geçerliliğini yeterince incelemediğini, bu nedenle kredi borcundan davacının sorumlu olamayacağını, dava dışı kişiler tarafından çekilen kredilerden dolayı bakiye olarak 188.799,21 TL borcun göründüğünü, haksız fiil hükümlerine göre bankanın sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek, davacının davalı bankaya 188.799,21 TL borçlu olmadığının tespiti ile davacıya ait ...
plakalı taksi plakası ve aracında bulunan rehin kaydının terkinine ve yargılama aşamasında cebri icra tehdidi altında davacı tarafından bankaya ödeme yapılmak zorunda kalınması halinde ödenen bedelin ticari faizi ile beraber davacıya istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı bankaya sunulan 24.01.2012 tarihli vekaletnamenin gereken yetkileri ihtiva ettiğini, bankanın noterle iletişime geçerek vekaletin geçerliliğini kontrol ve teyit ettiğini, keza kredinin taksitlerin bir kısmının da ödendiğini, kredi kullandırılırken gerekli tüm bilgi ve belgelerin tam olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
2.... dilekçesinde; vekaletnameyi düzenleyen noterin sigortacısı olarak davalının yanında davaya feri müdahale talebinde bulunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.06.2018 tarihli ve 2013/282 E., 2018/751 K. sayılı ilamıyla geçerli vekaletnameye istinaden işlem yapıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2018/1875 E., 2020/666 K. sayılı ilamı ile bankaların güven kurumu olduğu, ancak bankaya sunulan vekaletnamede herhangi bir banka adının ya da kullanılacak kredi türünün belirtilmediği, bu vekaletnameye dayalı olarak dava dışı kişiler tarafından müteaddit defalar aynı şekilde kredilerin kullanıldığı, buna rağmen banka tarafından vekalet verenin bilgilendirilmediği, bu nedenle davalı bankanın oluşan zararda kusurunun bulunduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne, davacının davalı bankaya 188.799,21 TL borçlu olmadığının tespitine, karar kesinleştiğinde davacı adına kayıtlı bulunan ...
plakalı araç üzerine davaya konu krediler nedeniyle davalı lehine konulan rehnin kaldırılmasına karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 17.03.2022 tarihli ve 2020/7459 E., 2022/2065 K. sayılı kararıyla bozma nedenine göre davacının dava dışı kişilere Türkiye Cumhuriyetinde bulunan tüm bankalardan diledikleri koşullarda kredi kullanma hususunda yetki verdiği, bankanın geçerli olan vekaletnameye uygun olarak işlem yapması karşısında davacının kredilerden sorumlu olacağı, bunun yanında bankaların güven kurumu olmasının tek başına vekaletnameye değer vermemesi anlamına gelmeyeceği gibi vekaletname içeriğinden açıkça yetki verildiği belirlenen hususlarda ayrıca araştırma yapma zorunluluğunun da bulunmadığı, bu itibarla bankanın vekaletname uyarınca davacı adına kredi kullandırmasının usul ve yasa ile vekaletname içeriğine uygun olduğu gözetilerek davanın reddi gerekirken yeterli olmayan gerekçeyle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp hükmün davalı yararına bozulmasına, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak hükmün kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle davalı banka tarafından yapılan kredi kullandırım işlemlerinde kanun ve sözleşmeye aykırılık mevcut olmadığından, davacının menfi tespit davasının reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin dolandırıldığını, bankanın davacıyı aylık 38.740,76 TL kredi taksiti ödeyecek şekilde borç altına sokmasının haksız olduğunu, basiretli tacir gibi davranmadığını, müvekkiline okunan vekaletnamenin farklı olduğunu, noter çalışanları tarafından da hileli işlemlere maruz kaldığını, banka tarafından bilgilendirme yapılmadığını, davacının banka ile kredi ilişkisine girme iradesinin bulunmadığını, vekaletname ile sonsuz yetkinin verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı düştüğünü, kredi bedellerinin Mehmet Ceylan adına ödendiğinin tespitinin de yapıldığını, birebir aynı mahiyetteki dosyada yer alan bilirkişi raporunda da davalı bankanın ağır kusurlu olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekaleten kullandırılan kredi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/977602700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz