YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1197 E. 2023/5059 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kaldırma ve yeniden hüküm↗ ayırt edicilik↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/7 E., 2019/511 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı TPMKvekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;müvekkilinin ürünlerini “Leziz” ve “Akleziz” markaları ile pazara sunduğunu, “Leziz” ibareli markasını sadece ülkemizde değil, Gürcistan’da da tescil ettirdiğini, çeşitli ülkelerde tescil başvurusu yaptığını, Leziz ibareli markasını uzun yıllardan bu yana nizasız ve fasılasız surette kullanarak markasına ayırt edicilik kazandırdığını, yaptığı yatırım ve harcadığı sermaye ile tanınmış marka haline getirdiğini, davalı tarafa ait “leziz” esas unsurlu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, marka sahibinin daha önce 2017/100676 sayılı ve “mr. leziz” ibareli marka için tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin itirazı üzerine davalı Kurum tarafından başvurunun reddedildiğini, dava konusu marka ile müvekkiline ait markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkilinin “leziz” ibareli markalarının toplumda oldukça iyi bilinen markalar olduğunu, dolayısıyla bu derece önemli bir markanın bir benzerinin farklı sınıflar için dahi tescil edilmesinin sonucu, markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesine yol açacağını ve markanın saygınlığının ve itibarının azalmasına neden olacağını ileri sürerek YİDK'nın 2018-M-9680 sayılı kararının iptaline, 2017/100679 başvuru numaralı “lezizbey” ibareli markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesi sunmamış, duruşmadaki beyanında davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2017/100679 sayılı ve “lezizbey” ibareli marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmaması nedeniyle, dava konusu markanın, davacı markasının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlamayacağı, markanın itibarına zarar vermeyeceği veya ayırt edici karakterini zedelemeyeceği, davalının kötü niyetli olmadığı, 2018-M-9680 sayılı YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının müvekkilinin tanınmış markasından yararlanmaya çalıştığını, davalının başvurusunun kötü niyetli olduğunu, davalının başvurusunun müvekkilinin markalarının devamı intibasını uyandırdığını, marka kapsamlarının aynı olduğunu ve iltibasın oluştuğunu, emsal dosyalarda benzerlik bulunduğunun belirlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu başvuru markasında ibare "Lezizbey" olmakla birlikte, tüketicilerin bir bütün olarak bu ibareyi "Leziz Bey" şeklinde algılayacakları, davalının başvuru markasındaki esaslı unsurlardan birinin de “Leziz” ibaresi olduğu, bu ibareye eklenen “Bey” ibaresinin başvuru markasına yeterli düzeyde ayırt edicilik katmadığı, yeterli ayırt edicilik bulunmadığı için mahkemenin "Leziz" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu gerekçesinin de yerinde olmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, Leziz - Lezizim markalarına yönelik olarak verdiği 2019/1582 E., 2019/8225 K. ve 16.12.2019 tarihli kararı ile Leziz - Lebleziz markalarına yönelik verdiği 2019/1760 E., 2019/7960 K. ve 09.12.2019 tarihli kararlarında da söz konusu ibarelerin benzer bulunduğu, bu bağlamda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca davalının başvurusuna konu markasının davacı markaları ile iltibas tehlikesine yol açacak derecede benzer olduğu kanaatine varıldığı, davacının itirazına mesnet markalarının kapsamında başvuru kapsamında bulunan emtianın bulunduğu anlaşıldığından emtia benzerliği koşulunun sağlandığı, her ne kadar dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu da ileri sürülmüş ise de, bu iddianın ispat edilemediği, davanın kabulüne dair karar verilmesi gerekirken aksi kanaat ile davanın reddine dair hüküm kurulmuş bulunması doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile TPMK'nın 2018-M-9680 sayılı YİDK kararının iptaline, davalı ... adına tescil edildiği anlaşılan 2017/100679 sayılı “lezizbey” ibareli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TPMK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet marka arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmasına ilişkin koşulun sağlanamadığını, taraf markaları arasında bütüncül değerlendirme ile bakıldığında genel intiba olarak bir benzerliğin söz konusu olmadığını, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak birbirinden farklı olduğunu, taraf markalarının ortak unsurunun ''leziz'' ibaresi olup başvuru markasında ortak ibarenin yanına birleşik olarak ''bey'' ibaresi eklenmek suretiyle farklı bir ibare oluşturulduğunu, tüketicilerin ''lezizbey'' ibaresini bütün olarak algılayacağını, karıştırılma ihtimali bulunmadığını, ''leziz'' ibaresinin ayırt edici niteliğinin de düşük olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı TPMK vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4054 E. 2024/274 K.
Ortak:ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… a tescil ettirdiğini, çeşitli ülkelerde tescil başvurusu yaptığını, Leziz ibareli markasını uzun yıllardan bu yana nizasız ve fasılasız surette kullanarak markasına «ayırt edicilik» kazandırdığını, yaptığı yatırım ve harcadığı sermaye ile tanınmış marka haline getirdiğini, davalı tarafa ait “leziz” esas unsurlu marka başvurusunun kötü niyetli …
… davalının başvurusunun kötü niyetli olduğunu, davalının başvurusunun müvekkilinin markalarının devamı intibasını uyandırdığını, marka kapsamlarının aynı olduğunu ve «iltibasın» oluştuğunu, emsal dosyalarda benzerlik bulunduğunun belirlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… acakları, davalının başvuru markasındaki esaslı unsurlardan birinin de “Leziz” ibaresi olduğu, bu ibareye eklenen “Bey” ibaresinin başvuru markasına yeterli düzeyde «ayırt edicilik» katmadığı, yeterli ayırt edicilik bulunmadığı için mahkemenin "Leziz" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu gerekçesinin de yerinde olmadığı, Yargıtay 11.
Benzer bu kararda2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "LAZEZ" ibaresinin «ayırt ediciliğe» sahip, ... bir marka iken, davacı yanın markasının ayırt edicilikten yoksun ve tanımlayıcı olduğunu, taraf markaları arasında herhangi bir benzerliğin bulunmadığın …
… marka tescil başvurusu arasında ibareler yönünden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında benzerlik ve «iltibas» ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5540 E. 2024/2255 K.
Ortak:ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… a tescil ettirdiğini, çeşitli ülkelerde tescil başvurusu yaptığını, Leziz ibareli markasını uzun yıllardan bu yana nizasız ve fasılasız surette kullanarak markasına «ayırt edicilik» kazandırdığını, yaptığı yatırım ve harcadığı sermaye ile tanınmış marka haline getirdiğini, davalı tarafa ait “leziz” esas unsurlu marka başvurusunun kötü niyetli …
… davalının başvurusunun kötü niyetli olduğunu, davalının başvurusunun müvekkilinin markalarının devamı intibasını uyandırdığını, marka kapsamlarının aynı olduğunu ve «iltibasın» oluştuğunu, emsal dosyalarda benzerlik bulunduğunun belirlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… acakları, davalının başvuru markasındaki esaslı unsurlardan birinin de “Leziz” ibaresi olduğu, bu ibareye eklenen “Bey” ibaresinin başvuru markasına yeterli düzeyde «ayırt edicilik» katmadığı, yeterli ayırt edicilik bulunmadığı için mahkemenin "Leziz" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu gerekçesinin de yerinde olmadığı, Yargıtay 11.
Benzer bu kararda… epleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kurulduğu günden beri adına tescilli "Leziz" esas unsurlu markasını nizasız ve fasılasız kullanarak «ayırt edicilik» kazandırdığını, davalının müvekkilinin tanınmış markasının toplumda edindiği bilinirliğinden haksız bir biçimde yararlanmaya çalıştığını, müvekkilinin söz konusu m …
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markalarının farklı olduğunu ve farklı sınıflarda tescilli bulunduğunu, «iltibas» tehlikesi olmadığını, davacının dayandığı markalarını ciddi kullanımı bulunmadığını ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur.
… ı belirtilen kararı ile Mahkemece alınan bilirkişi raporu ile davalı adına tescilli marka ile davacı adına tescilli markalar arasında 29. ve 30. sınıflar bakımından «iltibas» tehlikesi bulunduğunun tespit edildiği, Mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle taraf v …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dosya masrafı · temsil
Benzer bu kararda… avalının, müvekkilinin markalarının tanınmışlığından ve reklam gücünden haksız yararlanma ve mal hizmet satışlarını arttırma amacıyla hareket ettiğini, müvekkilinin «temsil» ettiği imaj ve güveni hiçbir «masraf» ve çaba harcamadan kendi markalarına devri sonucunu sağlayacağını, davalının markasını ciddi kullanımı da söz konusu olmadığını ileri sürerek davalı adına tescilli …
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2038 E. 2024/4937 K.
Ortak:ayırt edicilik · iltibas · YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz kararda… a tescil ettirdiğini, çeşitli ülkelerde tescil başvurusu yaptığını, Leziz ibareli markasını uzun yıllardan bu yana nizasız ve fasılasız surette kullanarak markasına «ayırt edicilik» kazandırdığını, yaptığı yatırım ve harcadığı sermaye ile tanınmış marka haline getirdiğini, davalı tarafa ait “leziz” esas unsurlu marka başvurusunun kötü niyetli …
… davalının başvurusunun kötü niyetli olduğunu, davalının başvurusunun müvekkilinin markalarının devamı intibasını uyandırdığını, marka kapsamlarının aynı olduğunu ve «iltibasın» oluştuğunu, emsal dosyalarda benzerlik bulunduğunun belirlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… acakları, davalının başvuru markasındaki esaslı unsurlardan birinin de “Leziz” ibaresi olduğu, bu ibareye eklenen “Bey” ibaresinin başvuru markasına yeterli düzeyde «ayırt edicilik» katmadığı, yeterli ayırt edicilik bulunmadığı için mahkemenin "Leziz" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu gerekçesinin de yerinde olmadığı, Yargıtay 11.
Benzer bu kararda… LEZİZ ve LEZİZ esas unsurlu ve ibareli bir çok seri markanın maliki olduğunu ve markalarını yurt içi ve dışında uzun yıllardır yoğun ve ciddi biçimde kullandığını, «ayırt edicilik» kazandırdığını ve tanınmış marka haline getirdiğini, davalı şahsın müvekkilinin Leziz tanınmış markasının toplumda edindiği bilinirlikten haksız biçimde yararlanmaya çalıştığını, davalı tarafa ait başvurunun «kötüniyetli» olduğunu, davalı başvurusundaki SOFRAM ibaresinin ve şekil unsurunun markaya ayırt edicilik kazandırmadığını, müvekkiline ait markalar ile davalı şahsın tescil ett …
… tüketici kitleleri, hemen her kesim ve yaştan tüketici olduğu, davalı kurum tarafından verilen kararlarda markaların benzer bulunduğu ve 29 ve 30. sınıflar yönünden «iltibas» ihtimali bulunduğu gerekçesiyle bu emtiaların davaya konu başvurudan çıkarıldığı, kalan emtia yönünden de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılıKanun) …
İstinaf Sebepleri Davalı TÜRKPATENT vekili istinaf dilekçesinde özetle; başvuru kapsamında kalan emtia yönünden benzerlik ve «iltibas» ihtimali bulunmadığını, dava konusu marka başvurusu 29 ve 30. sınıfta yer alan bir kısım malları kapsadığını, başvuru kapsamında yer alan 29.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi hata · üçüncü kişi · kötüniyet · dahili dava
Benzer bu kararda… leri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç.”in başvuru kapsamından çıkartıldığını, ayrıca dava dışı «üçüncü kişinin» itirazı üzerine başvuru kapsamından 29. sınıfta yer alan “Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı «dahil»).; Yenilebilir bitkisel yağlar” malları da çıkarıldığını, Mahkeme tarafından başvuru kapsamında kalan mallar üzerinden inceleme yapılması gerekirken, bu durumun göz ardı edildiğini, hatalı bir şekilde, itiraz tamamen reddedilmiş gibi hüküm kurulduğunu, kalan mallar ile itiraz kapsamındaki markalar değerlendirildiğinde, «iltibas» ihtimali bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… LEZİZ ve LEZİZ esas unsurlu ve ibareli bir çok seri markanın maliki olduğunu ve markalarını yurt içi ve dışında uzun yıllardır yoğun ve ciddi biçimde kullandığını, «ayırt edicilik» kazandırdığını ve tanınmış marka haline getirdiğini, davalı şahsın müvekkilinin Leziz tanınmış markasının toplumda edindiği bilinirlikten haksız biçimde yararlanmaya çalıştığını, davalı tarafa ait başvurunun «kötüniyetli» olduğunu, davalı başvurusundaki SOFRAM ibaresinin ve şekil unsurunun markaya ayırt edicilik kazandırmadığını, müvekkiline ait markalar ile davalı şahsın tescil ett …
… dava konusu YİDK ile davacının itirazının reddine karar verildiği, esasen mahkemece de dosyanın bu kapsamda incelendiği, gerekçeli kararın 4. sayfasındaki tespitin «maddi hataya» dayalı olduğunun açık olduğu, davalının dava konusu marka başvurusu kapsamındaki 29. ve 30. sınıftaki malların, davacının itirazına mesnet gösterdiği markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı, aynı/benzer oldukları, bu hususun bilirkişi raporunda da belirlendiği, davalının marka başvurusu “LEZİZ SOFRAM+şekil” ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak davacı markalarının esas unsurlarının "LEZİZ" kelimesinden oluştuğu, davalının başvurusu kapsamında kalan emtia yönünden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca «iltibas» ihtimalinin oluştuğu gerekçesiyle davalı TÜRKPATENT vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/254 E. 2023/4083 K.
Ortak:kaldırma ve yeniden hüküm
İncelediğiniz karardaKararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… lamda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca davalının başvurusuna konu markasının davacı markaları ile «iltibas» tehlikesine yol açacak derecede benzer olduğu kanaatine varıldığı, davacının itirazına mesnet markalarının kapsamında başvuru kapsamında bulunan emtianın bulunduğu anlaşıldığından emtia benzerliği koşulunun sağlandığı, her ne kadar dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu da ileri sürülmüş ise de, bu iddianın ispat edilemediği, davanın kabulüne dair karar verilmesi gerekirken aksi kanaat ile davanın reddine dair hüküm kurulmuş bulunması doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile TPMK'nın 2018-M-9680 sayılı YİDK kararının iptaline, davalı ... adına tescil edildiği anlaşılan 2017/100679 say …
Benzer bu karardaKararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» hüküm kurulmak suretiyle davalı Lezzet Tarım Ürünleri Gıda ve Hayvancılık San. ve Tic.
Hukuk Dairesinin 2021/211 E. ve 2021/713 K. sayılı dosyası üzerinden yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda kararın «kaldırıldığı, yeniden» kurulan hükümde, davalı şirket aleyhine açılan davanın yetkiye dair dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» ve "talep halinde" dosyanın İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine denildikten sonra, "TMSF aleyhine açılan dava bakımından ise «yargı yolunun» caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan «usulden red» kararı" verildiği ve sözkonusu kararın «kesin» nitelikte olduğu, bu durumda, yerel mahkemece verilen karar tarihinde «derdest» bulunan ve halihazırda ise kesin karar niteliğinde bulunan TMSF hakkındaki davanın yargı yolunun caiz olmamasından dolayı değil "kesin hüküm" nedeniyle usulden red kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği, davacı vekilinin, TMSF'nin «kayyımlık» görevi kapsamında aldığı genel kurul kararlarının usulsüz olup yok hükmünde olduğunun tespitine ilişkin talebinin reddine dair itirazları değerlendirildiğinde, bizzat dava dilekçesinde davacı vekili tarafından da belirtildiği üzere dava konusu işlemler bakımından yukarıda bahsedilen mevzuat hükümlerinden kaynaklanan yetkiye istinaden «genel kurul yetkilerini» kullanan Fon Kurulunun işlemleri bakımından "6102 sayılı Kanun anlamında genel kurul kararı" sözkonusu olmadığından, yukarıda belirtilen bahse konu mevzuat uyarınca TMSF'nin belirtilen yetkileri kullandığı anlaşıldığından 6102 sayılı Kanun anlamında mevcut olmayan «genel kurul kararlarının iptali» ya da yokluğunun tespitinin de sözkonusu olmadığı, bu nedenle yerel mahkemenin bu yöndeki red gerekçesinde de usul ve esas yönünden hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, davacı vekilinin, genel kurul toplantısı yapılmasına izin verilmesi istemi yönünden yapılan değerlendirmede; TMSF'nin kayyım olarak atandığı şirketler bakımından 6102 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı, kaldı ki davacının da talebine dayanak yaptığı 6102 sayılı Kanun'un 412 nci maddesi gereği dahi gerekli usule uymadan dava açılmış olduğu gözetildiğinde bu istinaf itirazının da reddi gerektiği gerekçeleri ile davacı vekilinin istinaf itirazlarını «kısmi kabulü» ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına kaldırılan kararın yerine geçmek üzere;davalı Lezzet Tarım Ürünleri Gıda ve Hayvancılık San. ve Tic.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari ve iktisadi bütünlük · iktisadi bütünlük kararı · genel kurul yetkisi · fon kurulu kararı · usulden red · genel kurulu toplantıya çağırma · yönetim kayyımı · idari işlem
Benzer bu karardaA.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirkete 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 133 üncü maddesi gereği TMSF'nin «kayyım» olarak atandığını, şirketlerin «genel kurul yetkilerinin» TMSF Fon Kurulu tarafından kullanıldığını, 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 19 uncu maddesinin uygulanmasına ilişkin düzenlemenin 4 üncü maddesi ile şirkete TMSF tarafından atanan «yönetim kurulu» üyelerinin, şirket yöneticilerinin sahip olduğu tüm yetkilere sahip olduğunu, TMSF' nin idari bir kurum olup, aldığı satış kararlarının «idari işlem» niteliğinde olduğunu, satış kararının genel kurul «yetkisinin» kullanımı niteliğinde olmayıp 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na (5411 sayılı Kanun) yapılan atıf gereği, sürdürülemezlik ve «ticari iktisadi bütünlük» kararı sonrasında alınan satışa ilişkin idari bir karar olduğunu, bu nedenle «görevli» mahkemenin idare mahkemesi olduğunu, esasen ortada bir genel kurul kararı da olmadığını, davacının genel kurul toplanmasını talep hakkı bulunmadığını savunarak dav …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ortağı bulunduğu davalı şirkete TMSF’nin «yönetici kayyım» atandığı, Fon Kurulunun 03.01.2020 tarih ve 2020/13 sayılı kararıyla şirketin mali durumu itibariyle şirkete ait varlıkların "ticari ve «iktisadi bütünlük»" kapsamında satılmasına karar verildiği, konuyla ilgili yasal mevzuat incelendiğinde 5271 sayılı Kanun'un "Şirket Yönetimi İçin Kayyım Tayini" başlıklı 133 üncü maddesi, 674 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (674 sayılı KHK) "Kayyımlık «yetkisinin» devri ve «tasfiye»" başlıklı 19 uncu Maddesi, 6758 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi, 6758 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esaslara İlişkin Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrası, 19 uncu maddeye dayalı yapılan Yetki Devri Yönergesinin “Devredilen Yetkiler” başlıklı 5 inci maddesi düzenlemeleri uyarınca davalı şirkete ait varlıkların ve şirketin satışına ilişkin yetkilerin TMSF Fon Kuruluna verildiği, 5411 sayılı Kanun'nun 111 inci maddesi uyarınca kurulun TMSF'nin kamu «tüzel kişiliğini» haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip bir kuruluş olduğu, 2577 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre «idari işlemin» iptali ile idari eylem ve işlemlerden dolayı açılan tam yargı davalarının idari dava oldukları, TMSF Fon Kurulu'nun davalı şirket varlıklarıyla ilgili satışına izin kararının, kamusal bir «görevle» ilgili ve kamu gücü kullanılarak alınmış idari bir karar olduğu, uyuşmazlığın çözümünde 6102 sayılı Kanun hükümleri uygulanmayacağı gibi TMSF'ye karşı açılan eldeki davanın adli yargı görev alanında olmadığı, dava idari yargının «görev alanına» girdiğinden yerel mahkemenin bu yöndeki tespitlerinde isabetsizlik görülmediği, ancak, davalı TMSF vekilinin davaya cevap dilekçesinde «derdestlik» itirazında bulunarak belirttiği İstanbul 5.
Hukuk Dairesinin 2021/211 E. ve 2021/713 K. sayılı dosyası üzerinden yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda kararın «kaldırıldığı, yeniden» kurulan hükümde, davalı şirket aleyhine açılan davanın yetkiye dair dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» ve "talep halinde" dosyanın İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine denildikten sonra, "TMSF aleyhine açılan dava bakımından ise «yargı yolunun» caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan «usulden red» kararı" verildiği ve sözkonusu kararın «kesin» nitelikte olduğu, bu durumda, yerel mahkemece verilen karar tarihinde «derdest» bulunan ve halihazırda ise kesin karar niteliğinde bulunan TMSF hakkındaki davanın yargı yolunun caiz olmamasından dolayı değil "kesin hüküm" nedeniyle usulden red kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği, davacı vekilinin, TMSF'nin «kayyımlık» görevi kapsamında aldığı genel kurul kararlarının usulsüz olup yok hükmünde olduğunun tespitine ilişkin talebinin reddine dair itirazları değerlendirildiğinde, bizzat dava dilekçesinde davacı vekili tarafından da belirtildiği üzere dava konusu işlemler bakımından yukarıda bahsedilen mevzuat hükümlerinden kaynaklanan yetkiye istinaden «genel kurul yetkilerini» kullanan Fon Kurulunun işlemleri bakımından "6102 sayılı Kanun anlamında genel kurul kararı" sözkonusu olmadığından, yukarıda belirtilen bahse konu mevzuat uyarınca TMSF'nin belirtilen yetkileri kullandığı anlaşıldığından 6102 sayılı Kanun anlamında mevcut olmayan «genel kurul kararlarının iptali» ya da yokluğunun tespitinin de sözkonusu olmadığı, bu nedenle yerel mahkemenin bu yöndeki red gerekçesinde de usul ve esas yönünden hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, davacı vekilinin, genel kurul toplantısı yapılmasına izin verilmesi istemi yönünden yapılan değerlendirmede; TMSF'nin kayyım olarak atandığı şirketler bakımından 6102 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı, kaldı ki davacının da talebine dayanak yaptığı 6102 sayılı Kanun'un 412 nci maddesi gereği dahi gerekli usule uymadan dava açılmış olduğu gözetildiğinde bu istinaf itirazının da reddi gerektiği gerekçeleri ile davacı vekilinin istinaf itirazlarını «kısmi kabulü» ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına kaldırılan kararın yerine geçmek üzere;davalı Lezzet Tarım Ürünleri Gıda ve Hayvancılık San. ve Tic.
Taraflar arasındaki «genel kurul kararının iptali», genel kurul toplantısına izin, «iktisadi bütünlük» satış kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı Lezzet Tarım Ürünleri Gıda ve Hayvancılık San. ve Tic.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1197 E. , 2023/5059 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/281 Esas, 2021/1314 Karar
HÜKÜM
Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/7 E., 2019/511 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı TPMKvekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;müvekkilinin ürünlerini “Leziz” ve “Akleziz” markaları ile pazara sunduğunu, “Leziz” ibareli markasını sadece ülkemizde değil, Gürcistan’da da tescil ettirdiğini, çeşitli ülkelerde tescil başvurusu yaptığını, Leziz ibareli markasını uzun yıllardan bu yana nizasız ve fasılasız surette kullanarak markasına ayırt edicilik kazandırdığını, yaptığı yatırım ve harcadığı sermaye ile tanınmış marka haline getirdiğini, davalı tarafa ait “leziz” esas unsurlu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, marka sahibinin daha önce 2017/100676 sayılı ve “mr. leziz” ibareli marka için tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin itirazı üzerine davalı Kurum tarafından başvurunun reddedildiğini, dava konusu marka ile müvekkiline ait markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkilinin “leziz” ibareli markalarının toplumda oldukça iyi bilinen markalar olduğunu, dolayısıyla bu derece önemli bir markanın bir benzerinin farklı sınıflar için dahi tescil edilmesinin sonucu, markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesine yol açacağını ve markanın saygınlığının ve itibarının azalmasına neden olacağını ileri sürerek YİDK'nın 2018-M-9680 sayılı kararının iptaline, 2017/100679 başvuru numaralı “lezizbey” ibareli markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesi sunmamış, duruşmadaki beyanında davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2017/100679 sayılı ve “lezizbey” ibareli marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmaması nedeniyle, dava konusu markanın, davacı markasının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlamayacağı, markanın itibarına zarar vermeyeceği veya ayırt edici karakterini zedelemeyeceği, davalının kötü niyetli olmadığı, 2018-M-9680 sayılı YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının müvekkilinin tanınmış markasından yararlanmaya çalıştığını, davalının başvurusunun kötü niyetli olduğunu, davalının başvurusunun müvekkilinin markalarının devamı intibasını uyandırdığını, marka kapsamlarının aynı olduğunu ve iltibasın oluştuğunu, emsal dosyalarda benzerlik bulunduğunun belirlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu başvuru markasında ibare "Lezizbey" olmakla birlikte, tüketicilerin bir bütün olarak bu ibareyi "Leziz Bey" şeklinde algılayacakları, davalının başvuru markasındaki esaslı unsurlardan birinin de “Leziz” ibaresi olduğu, bu ibareye eklenen “Bey” ibaresinin başvuru markasına yeterli düzeyde ayırt edicilik katmadığı, yeterli ayırt edicilik bulunmadığı için mahkemenin "Leziz" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu gerekçesinin de yerinde olmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, Leziz - Lezizim markalarına yönelik olarak verdiği 2019/1582 E., 2019/8225 K. ve 16.12.2019 tarihli kararı ile Leziz - Lebleziz markalarına yönelik verdiği 2019/1760 E., 2019/7960 K.
ve 09.12.2019 tarihli kararlarında da söz konusu ibarelerin benzer bulunduğu, bu bağlamda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca davalının başvurusuna konu markasının davacı markaları ile iltibas tehlikesine yol açacak derecede benzer olduğu kanaatine varıldığı, davacının itirazına mesnet markalarının kapsamında başvuru kapsamında bulunan emtianın bulunduğu anlaşıldığından emtia benzerliği koşulunun sağlandığı, her ne kadar dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu da ileri sürülmüş ise de, bu iddianın ispat edilemediği, davanın kabulüne dair karar verilmesi gerekirken aksi kanaat ile davanın reddine dair hüküm kurulmuş bulunması doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile TPMK'nın 2018-M-9680 sayılı YİDK kararının iptaline, davalı ...
adına tescil edildiği anlaşılan 2017/100679 sayılı “lezizbey” ibareli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TPMK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet marka arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmasına ilişkin koşulun sağlanamadığını, taraf markaları arasında bütüncül değerlendirme ile bakıldığında genel intiba olarak bir benzerliğin söz konusu olmadığını, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak birbirinden farklı olduğunu, taraf markalarının ortak unsurunun ''leziz'' ibaresi olup başvuru markasında ortak ibarenin yanına birleşik olarak ''bey'' ibaresi eklenmek suretiyle farklı bir ibare oluşturulduğunu, tüketicilerin ''lezizbey'' ibaresini bütün olarak algılayacağını, karıştırılma ihtimali bulunmadığını, ''leziz'' ibaresinin ayırt edici niteliğinin de düşük olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı TPMK vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı TPMK'ya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/971671400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz