İtirazın iptali | Alacak | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4899 E. 2023/5392 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ifaya ekli cezai şart↗ ifaya ekli ceza↗ teminat çeki↗ faturaya itiraz↗ takas-mahsup↗ sevk irsaliyesi↗ takas↗ irsaliye↗ cezai şart↗ reeskont faizi↗ icra takibine itiraz↗ taşıma sözleşmesi↗ kötü niyet tazminatı↗ ifa↗ mahsup↗ alacak davası↗ istirdat↗ taşıyıcı↗ kötü niyet↗ ticari defter↗ yetki↗ iflas↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ taahhütname↗ çek↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ teminat↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 18.02.2020 tarih, 2014/663 E., 2020/128 K. sayılı kararı ile asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 15.12.2021 tarih, 2020/8403 E. ve 2021/7158 K. sayılı kararıyla; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin asıl davaya ilişkin yerinde görülmeyen tüm, davacı-karşı davalının ise sair temyiz itirazlarının reddine; asıl davanın, taşıma sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali, karşı davanın aynı sözleşmeye dayalı cezai şart alacağının tahsili ile fazladan ödenen taşıma ücretinin istirdadı, bu mümkün olmazsa asıl davada hükmedilecek tazminattan mahsubu istemine ilişkin olduğu, karşı davada taraflar arasında düzenlenen sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında ifaya ekli cezai şart niteliğinde olduğu, bu cezai şartın istenmesi için ifa gecikmeli olarak yapılması durumunda dahi ihtirazı kayıtla ifanın kabul edilmesi gerektiği, bu durum karşısında nakliye faturaları gönderilip faturaların itirazsız ticari deftere kaydedildiğinden artık davacının bu yöne ilişkin olarak sevk irsaliyelerinin verilmediğini belirterek cezai şart istemesinin mümkün olmadığı, bu nedenle Mahkemece yeterli gerekçe gösterilmeden bu kısma yönelik karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle karar davacı-karşı davalı yararına bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen karar ile; taraflar arasında imzalanan 03.03.2009 tarihli sözleşmenin 11.1 maddesinde; “tedarikçinin (yani davacının) bu sözleşmenin herhangi bir maddesindeki yükümlülüğünü ihlal etmesi durumunda 1.000,00 TL cezai şartı nakden ve defaten ödeyeceği” düzenlendiği, uyulan bozma kararında da belirtildiği şekilde; bu maddede düzenlenen cezai şartın 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında ifaya ekli cezai şart niteliğinde olduğu, bu cezai şartın istenebilmesi için ifanın gecikmeli olarak yapılması durumunda dahi ihtirazı kayıtla ifanın kabul edilmesi gerektiği, nakliye faturaları gönderilip faturalar itirazsız olarak ticari deftere kaydedilmiş olup, karşı davacının sevk irsaliyelerinin verilmediğini ileri sürerek cezai şart istemesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine, asıl davanın kesinleştiği gerekçesiyle asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece dava konusu edilen davacı-karşı davalı nakliyeci firmanın ifa borcu altında olduğu ediminin yanlış yorumlandığını, taraflar arasındaki sözleşmede davacı-karşı davalı nakliyeci firma için bir takım borç ve yükümlülükler belirlendiğini, 26.10.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda açıkça tespit edildiği üzere, davacının sözleşme ile üstlendiği irsaliye teslimi, taşıyıcı mali mesuliyet poliçesi yaptırılması, teminat çeki vermesi borç ve taahhütlerinin ihtilafsız olduğunu, bu edimlerin hiçbirinin nakliye işine bağlanmış ceza olmadığını, cezai şartın da bu borçlara bağlı ceza olmakla, bir nakliyenin tamamlanmasına rağmen o taşımanın irsaliyesinin teslim edilmemesi söz konusu cezanın ödenmesini gerektireceğini, Yargıtay bozma ilamında da yorum hatası olduğunu, ifaya ekli cezai şart ifadesinde “ifa” ile kasdedilenin “taşıma işi” değil, “irsaliye teslimi”, “poliçe yaptırılması” ve “çek teslimi” olduğu gözetilmeksizin sadece nakliye faturalarının deftere kaydına dayalı olarak sözleşmedeki diğer borçların ifa edilmemesi nedeniyle talep edebileceği cezai şartların reddinin hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay’ın ilk bozma kararı ile ikinci bozma kararı arasında çelişki olduğunu, Mahkemece nakliye faturalarının şirket defterine kaydedilmesinin davacının tüm edim ve borçları bakımından ifanın kabulü olarak değerlendirilerek diğer talepler bakımından da karşı davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ve re'sen tesit edilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1. Uyuşmazlık, sözleşmeden kaynaklanan alacağa yönelik başlatılan icra takibine itirazın iptali ve cezai şart talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesi
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8403 E. 2021/7158 K.
Ortak:ifaya ekli cezai şart · ifaya ekli ceza · faturaya itiraz · takas-mahsup · sevk irsaliyesi · irsaliye · takas · cezai şart
İncelediğiniz kararda… mamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin asıl davaya ilişkin yerinde görülmeyen tüm, davacı-karşı davalının ise sair temyiz itirazlarının reddine; asıl davanın, «taşıma sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali, karşı davanın aynı sözleşmeye dayalı «cezai şart» alacağının tahsili ile fazladan ödenen taşıma ücretinin «istirdadı», bu mümkün olmazsa asıl davada hükmedilecek tazminattan mahsubu istemine ilişkin olduğu, karşı davada taraflar arasında düzenlenen sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında «ifaya ekli cezai şart» niteliğinde olduğu, bu cezai şartın istenmesi için «ifa» gecikmeli olarak yapılması durumunda dahi ihtirazı kayıtla ifanın kabul edilmesi gerektiği, bu durum karşısında nakliye faturaları gönderilip «faturaların itirazsız» «ticari deftere» kaydedildiğinden artık davacının bu yöne ilişkin olarak «sevk irsaliyelerinin» verilmediğini belirterek cezai şart istemesinin mümkün olmadığı, bu nedenle Mahkemece yeterli gerekçe gösterilmeden bu kısma yönelik karşı davanın kısmen kabulüne …
… 3.2009 tarihli sözleşmenin 11.1 maddesinde; “tedarikçinin (yani davacının) bu sözleşmenin herhangi bir maddesindeki yükümlülüğünü ihlal etmesi durumunda 1.000,00 TL «cezai şartı» nakden ve defaten ödeyeceği” düzenlendiği, uyulan bozma kararında da belirtildiği şekilde; bu maddede düzenlenen cezai şartın 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında «ifaya ekli cezai şart» niteliğinde olduğu, bu cezai şartın istenebilmesi için ifanın gecikmeli olarak yapılması durumunda dahi ihtirazı kayıtla ifanın kabul edilmesi gerektiği, nakliye faturaları gönderilip «faturalar itirazsız» olarak «ticari deftere» kaydedilmiş olup, karşı davacının «sevk irsaliyelerinin» verilmediğini ileri sürerek cezai şart istemesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine, asıl davanın kesinleştiği gerekçesiyle asıl dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece dava konusu edilen davacı-karşı davalı nakliyeci firmanın «ifa» borcu altında olduğu ediminin yanlış yorumlandığını, taraflar arasındaki sözleşmede davacı-karşı davalı nakliyeci firma için bir takım borç ve yükümlülükler belirlendiğini, 26.10.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda açıkça tespit edildiği üzere, davacının sözleşme ile üstlendiği «irsaliye» «teslimi», «taşıyıcı» mali mesuliyet poliçesi yaptırılması, «teminat çeki» vermesi borç ve «taahhütlerinin» ihtilafsız olduğunu, bu edimlerin hiçbirinin nakliye işine bağlanmış ceza olmadığını, «cezai şartın» da bu borçlara bağlı ceza olmakla, bir nakliyenin tamamlanmasına rağmen o taşımanın irsaliyesinin teslim edilmemesi söz konusu cezanın ödenmesini gerektireceğini, Yargıtay bozma ilamında da yorum hatası olduğunu, «ifaya ekli cezai şart» ifadesinde “ifa” ile kasdedilenin “taşıma işi” değil, “irsaliye teslimi”, “poliçe yaptırılması” ve “«çek» teslimi” olduğu gözetilmeksizin sadece nakliye faturalarının «deftere» «kaydına» dayalı olarak sözleşmedeki diğer borçların ifa edilmemesi nedeniyle talep edebileceği cezai şartların reddinin hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay’ın ilk bozma kararı …
Benzer bu karardaBu durum karşısında nakliye faturaları gönderilip «faturalar itirazsız» «ticari deftere» kaydedildiğinden artık davacının bu yöne ilişkin olarak «sevk irsaliyelerinin» verilmediğini belirterek «cezai şart» istemesi mümkün değildir.
Karşı davada taraflar arasında düzenlenen sözleşmede kararlaştırılan «cezai şart» TBK 179/2. maddesi kapsamında «ifaya ekli cezai şart» niteliğinde olmakla, bu cezai şartın istenmesi için «ifa» gecikmeli olarak yapılması durumunda dahi ihtirazı kayıtla ifanın kabul edilmesi gerekir.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada davalı tarafın «takas mahsup» isteğinin reddi ile asıl davanın kısmen kabulüne, İzmir 17.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:asıl alacak
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü’nün 2009/23778 sayılı dosyasında davalının 43.811,78 TL «asıl alacak» miktarına yönelik itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, davacı vekilinin fazlaya ilişkin isteminin reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, 43.000,00 TL alacağın karşı dava tarihi olan 23/03/2010 tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, karşı davacı vekilinin fazlaya ilişkin isteğinin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8403 E. 2021/7158 K.
Ortak:ifaya ekli cezai şart · ifaya ekli ceza · faturaya itiraz · takas-mahsup · sevk irsaliyesi · irsaliye · takas · cezai şart
İncelediğiniz kararda… mamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin asıl davaya ilişkin yerinde görülmeyen tüm, davacı-karşı davalının ise sair temyiz itirazlarının reddine; asıl davanın, «taşıma sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali, karşı davanın aynı sözleşmeye dayalı «cezai şart» alacağının tahsili ile fazladan ödenen taşıma ücretinin «istirdadı», bu mümkün olmazsa asıl davada hükmedilecek tazminattan mahsubu istemine ilişkin olduğu, karşı davada taraflar arasında düzenlenen sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında «ifaya ekli cezai şart» niteliğinde olduğu, bu cezai şartın istenmesi için «ifa» gecikmeli olarak yapılması durumunda dahi ihtirazı kayıtla ifanın kabul edilmesi gerektiği, bu durum karşısında nakliye faturaları gönderilip «faturaların itirazsız» «ticari deftere» kaydedildiğinden artık davacının bu yöne ilişkin olarak «sevk irsaliyelerinin» verilmediğini belirterek cezai şart istemesinin mümkün olmadığı, bu nedenle Mahkemece yeterli gerekçe gösterilmeden bu kısma yönelik karşı davanın kısmen kabulüne …
… 3.2009 tarihli sözleşmenin 11.1 maddesinde; “tedarikçinin (yani davacının) bu sözleşmenin herhangi bir maddesindeki yükümlülüğünü ihlal etmesi durumunda 1.000,00 TL «cezai şartı» nakden ve defaten ödeyeceği” düzenlendiği, uyulan bozma kararında da belirtildiği şekilde; bu maddede düzenlenen cezai şartın 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında «ifaya ekli cezai şart» niteliğinde olduğu, bu cezai şartın istenebilmesi için ifanın gecikmeli olarak yapılması durumunda dahi ihtirazı kayıtla ifanın kabul edilmesi gerektiği, nakliye faturaları gönderilip «faturalar itirazsız» olarak «ticari deftere» kaydedilmiş olup, karşı davacının «sevk irsaliyelerinin» verilmediğini ileri sürerek cezai şart istemesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine, asıl davanın kesinleştiği gerekçesiyle asıl dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece dava konusu edilen davacı-karşı davalı nakliyeci firmanın «ifa» borcu altında olduğu ediminin yanlış yorumlandığını, taraflar arasındaki sözleşmede davacı-karşı davalı nakliyeci firma için bir takım borç ve yükümlülükler belirlendiğini, 26.10.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda açıkça tespit edildiği üzere, davacının sözleşme ile üstlendiği «irsaliye» «teslimi», «taşıyıcı» mali mesuliyet poliçesi yaptırılması, «teminat çeki» vermesi borç ve «taahhütlerinin» ihtilafsız olduğunu, bu edimlerin hiçbirinin nakliye işine bağlanmış ceza olmadığını, «cezai şartın» da bu borçlara bağlı ceza olmakla, bir nakliyenin tamamlanmasına rağmen o taşımanın irsaliyesinin teslim edilmemesi söz konusu cezanın ödenmesini gerektireceğini, Yargıtay bozma ilamında da yorum hatası olduğunu, «ifaya ekli cezai şart» ifadesinde “ifa” ile kasdedilenin “taşıma işi” değil, “irsaliye teslimi”, “poliçe yaptırılması” ve “«çek» teslimi” olduğu gözetilmeksizin sadece nakliye faturalarının «deftere» «kaydına» dayalı olarak sözleşmedeki diğer borçların ifa edilmemesi nedeniyle talep edebileceği cezai şartların reddinin hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay’ın ilk bozma kararı …
Benzer bu karardaBu durum karşısında nakliye faturaları gönderilip «faturalar itirazsız» «ticari deftere» kaydedildiğinden artık davacının bu yöne ilişkin olarak «sevk irsaliyelerinin» verilmediğini belirterek «cezai şart» istemesi mümkün değildir.
Karşı davada taraflar arasında düzenlenen sözleşmede kararlaştırılan «cezai şart» TBK 179/2. maddesi kapsamında «ifaya ekli cezai şart» niteliğinde olmakla, bu cezai şartın istenmesi için «ifa» gecikmeli olarak yapılması durumunda dahi ihtirazı kayıtla ifanın kabul edilmesi gerekir.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada davalı tarafın «takas mahsup» isteğinin reddi ile asıl davanın kısmen kabulüne, İzmir 17.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:asıl alacak
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü’nün 2009/23778 sayılı dosyasında davalının 43.811,78 TL «asıl alacak» miktarına yönelik itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, davacı vekilinin fazlaya ilişkin isteminin reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, 43.000,00 TL alacağın karşı dava tarihi olan 23/03/2010 tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, karşı davacı vekilinin fazlaya ilişkin isteğinin reddine karar verilmiştir.
-
Cezai şart alacağının tahsili | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3580 E. 2024/5330 K.
Ortak:ifaya ekli cezai şart · ifaya ekli ceza · cezai şart · ifa · çek · teslim
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece dava konusu edilen davacı-karşı davalı nakliyeci firmanın «ifa» borcu altında olduğu ediminin yanlış yorumlandığını, taraflar arasındaki sözleşmede davacı-karşı davalı nakliyeci firma için bir takım borç ve yükümlülükler belirlendiğini, 26.10.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda açıkça tespit edildiği üzere, davacının sözleşme ile üstlendiği «irsaliye» «teslimi», «taşıyıcı» mali mesuliyet poliçesi yaptırılması, «teminat çeki» vermesi borç ve «taahhütlerinin» ihtilafsız olduğunu, bu edimlerin hiçbirinin nakliye işine bağlanmış ceza olmadığını, «cezai şartın» da bu borçlara bağlı ceza olmakla, bir nakliyenin tamamlanmasına rağmen o taşımanın irsaliyesinin teslim edilmemesi söz konusu cezanın ödenmesini gerektireceğini, Yargıtay bozma ilamında da yorum hatası olduğunu, «ifaya ekli cezai şart» ifadesinde “ifa” ile kasdedilenin “taşıma işi” değil, “irsaliye teslimi”, “poliçe yaptırılması” ve “«çek» teslimi” olduğu gözetilmeksizin sadece nakliye faturalarının «deftere» «kaydına» dayalı olarak sözleşmedeki diğer borçların ifa edilmemesi nedeniyle talep edebileceği cezai şartların reddinin hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay’ın ilk bozma kararı …
… mamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin asıl davaya ilişkin yerinde görülmeyen tüm, davacı-karşı davalının ise sair temyiz itirazlarının reddine; asıl davanın, «taşıma sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali, karşı davanın aynı sözleşmeye dayalı «cezai şart» alacağının tahsili ile fazladan ödenen taşıma ücretinin «istirdadı», bu mümkün olmazsa asıl davada hükmedilecek tazminattan mahsubu istemine ilişkin olduğu, karşı davada taraflar arasında düzenlenen sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında «ifaya ekli cezai şart» niteliğinde olduğu, bu cezai şartın istenmesi için «ifa» gecikmeli olarak yapılması durumunda dahi ihtirazı kayıtla ifanın kabul edilmesi gerektiği, bu durum karşısında nakliye faturaları gönderilip «faturaların itirazsız» «ticari deftere» kaydedildiğinden artık davacının bu yöne ilişkin olarak «sevk irsaliyelerinin» verilmediğini belirterek cezai şart istemesinin mümkün olmadığı, bu nedenle Mahkemece yeterli gerekçe gösterilmeden bu kısma yönelik karşı davanın kısmen kabulüne …
… 3.2009 tarihli sözleşmenin 11.1 maddesinde; “tedarikçinin (yani davacının) bu sözleşmenin herhangi bir maddesindeki yükümlülüğünü ihlal etmesi durumunda 1.000,00 TL «cezai şartı» nakden ve defaten ödeyeceği” düzenlendiği, uyulan bozma kararında da belirtildiği şekilde; bu maddede düzenlenen cezai şartın 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında «ifaya ekli cezai şart» niteliğinde olduğu, bu cezai şartın istenebilmesi için ifanın gecikmeli olarak yapılması durumunda dahi ihtirazı kayıtla ifanın kabul edilmesi gerektiği, nakliye faturaları gönderilip «faturalar itirazsız» olarak «ticari deftere» kaydedilmiş olup, karşı davacının «sevk irsaliyelerinin» verilmediğini ileri sürerek cezai şart istemesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine, asıl davanın kesinleştiği gerekçesiyle asıl dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 13.11.2018 tarihli ödeme «protokolü» başlıklı belgeye göre davalılar tarafından davacıya 5 adet «bononun» verildiği, söz konusu bononun 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet «çek» ile değiştirilmesinin kararlaştırıldığı, söz konusu tarihe kadar bonolar çek ile değiştirilmez ise 750.000,00 TL «cezai şartın» ödeneceğinin kararlaştırıldığı, somut olayda söz konusu bonoların 31.12.2018 tarihine kadar davalılar tarafından çek ile değiştirilmediği ancak söz konusu tarihten sonra davacı şirketin «temsilcisi» olan .... tarafından 16.05.2019 tarihinde 15.06.2019 tarihli bonoya ilişkin 4 adet çekin alındığına dair bir belge verildiği, anılan belgede cezai şarta yönelik hakların saklı tutulduğuna dair herhangi bir ibarenin bulunmadığı, senedin davacı şirket temsilcisi tarafından davalılara iade edildiği, davalılar tarafından da söz konusu senedin iade alındığına ilişkin cevap dilekçelerinin ekinde senet suretlerini ve 16.05.2019 tarihli belgenin sunulduğu, davalılar tarafından sunulan 16.05.2019 tarihli belgenin davacı tarafından da cevaba cevap dilekçesinde kabul edildiği ve bu kabuller çerçevesinde mevcut dosya değerlendirildiğinde, protokolde 5 adet bononun 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet çek ile değiştirilmesi gerekirken değiştirilmediği ve söz konusu tarihten sonra bonolardan bir tanesinin 4 adet çek ile değiştirildiği, değiştirme işlemi yapılırken davacı tarafından protokolden kaynaklı cezai şart hakkını saklı tutmadığı, mevcut protokoldeki cezai şartın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki cezai şartlardan olduğu, davacı tarafından 16.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen «ifa» esnasında cezai şarta yönelik hakkın saklı tutulmaması, ifanın çekincesiz bir şekilde kabul edilmesi, protokolde her bir bono yönünden değil tüm bonolar yönünden t …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «protokolde» 5 adet «bononun» 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet «çek» ile değiştirilmesi gerekirken değiştirilmediği ve söz konusu tarihten sonra bonolardan bir tanesinin 4 adet çek ile değiştirildiği, değiştirme işlemi yapılırken davacı tarafından protokolden kaynaklı «cezai şart» haklının saklı tutulmadığı, mevcut protokoldeki cezai şartın 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki cezai şartlardan olduğu, davacı tarafından 16.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen «ifa» esnasında cezai şarta yönelik hakkın saklı tutulmaması, ifanın çekincesiz bir şekilde kabul edilmesi, protokolde her bir bono yönünden değil tüm bonolar yönünden tek bir cezai şartın kararlaştırılması, tek bir bono yönünden çekincesiz bir kabulün dahi cezai şart hakkını tamamen ortadan kaldıracağı, ifayı «ihtirazı kayıt» koymadan kabul eden davacı şirketin protokol hükümleri uyarınca cezai şart alacağını talep edemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan r …
Protokolde bu «cezai şart» «ifaya ekli cezai şart» niteliğindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:avalist · ihtirazi kayıt · lehtar · hakkaniyet · keşideci · bono · vade · protokol
Benzer bu kararda… Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı gerçek kişilerin ortağı olduğu davalı şirketin müvekkiline olan 886.615,49 TL borcu için 13.11.2018 tarihli ödeme «protokolü» yapıldığını, anılan protokol gereğince müvekkili şirkete davalıların borçlu olduğu borca karşılık beş ayrı «bono» verildiğini, ödeme protokolünde borçlular tarafından verilen senetlerin 31.12.2018 tarihine kadar «keşidecinin» ve «avalistlerin» davalılar, «lehtarın» müvekkili olduğu, beş adet «çek» ile değiştirileceğini, aksi takdirde davalılar tarafından müvekkiline 750.000,00 TL «cezai şart» ödeneceğinin düzenlendiğini, davalılar tarafından 13.12.2018 tarihli ödeme protokolü gereğince bonoların çeklerle değiştirilmediğini, bunun üzerine davalılara «ihtarname» keşide edildiğini, «ihtara» rağmen davalıların üzerlerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve cezai şartı ödemediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şi …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 13.11.2018 tarihli ödeme «protokolünde» "borçlular tarafından verilen bu beş adet «bononun» beş adet «çek» ile değiştirileceği aksi takdirde davalılar tarafından müvekkil şirkete 750.000,00 TL «cezai şart» ödeneceği" düzenlendiğini, bunun üzerine, davalılar tarafından 31.12.2018 tarihine kadar protokolde kendilerine yüklenen yükümlülük yerine getirilmediğini ve davalılar 5 adet bonoyu çeklerle değiştirmediğini, davalılar tarafından sadece bonolardan 15.05.2019 «vade» tarihli 200.000,00 TL bedelli bonoya karşılık olarak 16.05.2019 tarihinde çek verildiğini, bunun dışında diğer 13.11.2018 tarihli protokolde belirlenen 4 adet bono çeklerle değiştirilmediği gibi bu bonolara ilişkin davalılardan herhangi bir ödeme de yapılmadığını, 15.08.2019 ve 15.09.2018 vadeli bonolar için icra takibine girişildiğini,13.11.2018 tarihli ödeme protokolünde davalıların edimini yerine getirmediğini, davalılar tarafından bonoların çeklerle değiştirilmediği gibi bonolara ilişkin herhangi bir ödeme de yapılmadığını, ayrıca müvekkil şirketin 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasında belirtildiği şekilde cezai şarttan açıkça «feragati» veya ifayı çekincesiz olarak kabulünün de söz konusu olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemi …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «protokolde» 5 adet «bononun» 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet «çek» ile değiştirilmesi gerekirken değiştirilmediği ve söz konusu tarihten sonra bonolardan bir tanesinin 4 adet çek ile değiştirildiği, değiştirme işlemi yapılırken davacı tarafından protokolden kaynaklı «cezai şart» haklının saklı tutulmadığı, mevcut protokoldeki cezai şartın 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki cezai şartlardan olduğu, davacı tarafından 16.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen «ifa» esnasında cezai şarta yönelik hakkın saklı tutulmaması, ifanın çekincesiz bir şekilde kabul edilmesi, protokolde her bir bono yönünden değil tüm bonolar yönünden tek bir cezai şartın kararlaştırılması, tek bir bono yönünden çekincesiz bir kabulün dahi cezai şart hakkını tamamen ortadan kaldıracağı, ifayı «ihtirazı kayıt» koymadan kabul eden davacı şirketin protokol hükümleri uyarınca cezai şart alacağını talep edemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan r …
İlk Derece Mahkemesince bu değişim ve «teslim» sırasında «cezai şarta» ilişkin «ihtirazi kayıt» ileri sürülmediğinden ve «protokolde» tüm «bonolar» yönünden tek cezai şart kararlaştırıldığından cezai şart istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacının 02.01.2019 tarihli Ankara 18.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4899 E. , 2023/5392 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/179 Esas, 2022/282 Karar
HÜKÜM
Asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karşı davanın reddine
Taraflar arasındaki itirazın iptali-alacak davalarının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı-karşı davacı vekili
tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 59.955,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 inci maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından davalıya yapılan taşıma işleri bedellerinin ödenmediğini, toplam alacak miktarının takip tarihi itibariyle 52.454,56 TL'ye ulaştığını, başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptalini ve %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetki ve esas yönünden reddini savunmuş ve %40 kötü niyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
2. Davalı-karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde; teslim evraklarını hiç veya gereği gibi teslim etmeyerek taşıma sözleşmesine aykırı davrandığını, bu nedenle cezai şart ödemesi gerektiğini, üstlendiği taşımaları gecikme ile ifa etmesinden dolayı da sözleşme hükümleri gereğince sorumlu olduğunu ileri sürerek toplam 59.624,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsilini, davacının şirketten herhangi bir alacağının mevcudiyetine karar verilmesi halinde bu borcun alacaktan takas ve mahsup edilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 18.02.2020 tarih, 2014/663 E., 2020/128 K. sayılı kararı ile asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 15.12.2021 tarih, 2020/8403 E. ve 2021/7158 K. sayılı kararıyla; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin asıl davaya ilişkin yerinde görülmeyen tüm, davacı-karşı davalının ise sair temyiz itirazlarının reddine; asıl davanın, taşıma sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali, karşı davanın aynı sözleşmeye dayalı cezai şart alacağının tahsili ile fazladan ödenen taşıma ücretinin istirdadı, bu mümkün olmazsa asıl davada hükmedilecek tazminattan mahsubu istemine ilişkin olduğu, karşı davada taraflar arasında düzenlenen sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında ifaya ekli cezai şart niteliğinde olduğu, bu cezai şartın istenmesi için ifa gecikmeli olarak yapılması durumunda dahi ihtirazı kayıtla ifanın kabul edilmesi gerektiği, bu durum karşısında nakliye faturaları gönderilip faturaların itirazsız ticari deftere kaydedildiğinden artık davacının bu yöne ilişkin olarak sevk irsaliyelerinin verilmediğini belirterek cezai şart istemesinin mümkün olmadığı, bu nedenle Mahkemece yeterli gerekçe gösterilmeden bu kısma yönelik karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle karar davacı-karşı davalı yararına bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen karar ile; taraflar arasında imzalanan 03.03.2009 tarihli sözleşmenin 11.1 maddesinde; “tedarikçinin (yani davacının) bu sözleşmenin herhangi bir maddesindeki yükümlülüğünü ihlal etmesi durumunda 1.000,00 TL cezai şartı nakden ve defaten ödeyeceği” düzenlendiği, uyulan bozma kararında da belirtildiği şekilde; bu maddede düzenlenen cezai şartın 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında ifaya ekli cezai şart niteliğinde olduğu, bu cezai şartın istenebilmesi için ifanın gecikmeli olarak yapılması durumunda dahi ihtirazı kayıtla ifanın kabul edilmesi gerektiği, nakliye faturaları gönderilip faturalar itirazsız olarak ticari deftere kaydedilmiş olup, karşı davacının sevk irsaliyelerinin verilmediğini ileri sürerek cezai şart istemesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine, asıl davanın kesinleştiği gerekçesiyle asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece dava konusu edilen davacı-karşı davalı nakliyeci firmanın ifa borcu altında olduğu ediminin yanlış yorumlandığını, taraflar arasındaki sözleşmede davacı-karşı davalı nakliyeci firma için bir takım borç ve yükümlülükler belirlendiğini, 26.10.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda açıkça tespit edildiği üzere, davacının sözleşme ile üstlendiği irsaliye teslimi, taşıyıcı mali mesuliyet poliçesi yaptırılması, teminat çeki vermesi borç ve taahhütlerinin ihtilafsız olduğunu, bu edimlerin hiçbirinin nakliye işine bağlanmış ceza olmadığını, cezai şartın da bu borçlara bağlı ceza olmakla, bir nakliyenin tamamlanmasına rağmen o taşımanın irsaliyesinin teslim edilmemesi söz konusu cezanın ödenmesini gerektireceğini, Yargıtay bozma ilamında da yorum hatası olduğunu, ifaya ekli cezai şart ifadesinde “ifa” ile kasdedilenin “taşıma işi” değil, “irsaliye teslimi”, “poliçe yaptırılması” ve “çek teslimi” olduğu gözetilmeksizin sadece nakliye faturalarının deftere kaydına dayalı olarak sözleşmedeki diğer borçların ifa edilmemesi nedeniyle talep edebileceği cezai şartların reddinin hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay’ın ilk bozma kararı ile ikinci bozma kararı arasında çelişki olduğunu, Mahkemece nakliye faturalarının şirket defterine kaydedilmesinin davacının tüm edim ve borçları bakımından ifanın kabulü olarak değerlendirilerek diğer talepler bakımından da karşı davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ve re'sen tesit edilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1. Uyuşmazlık, sözleşmeden kaynaklanan alacağa yönelik başlatılan icra takibine itirazın iptali ve cezai şart talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesi
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı-karşı davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
27.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/971628400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz