Cezai şart alacağının tahsili | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3580 E. 2024/5330 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ifaya ekli cezai şart↗ çekincesiz kabul↗ ifaya ekli ceza↗ avalist↗ çekince (ihtirazi kayıt)↗ ihtirazi kayıt↗ lehtar↗ hakkaniyet↗ cezai şart↗ ifa↗ keşideci↗ bono↗ vade↗ protokol↗ ihtar↗ feragat↗ esastan ret↗ ihtarname↗ çek↗ eksik inceleme↗ temsil↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/317 E., 2019/738 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı gerçek kişilerin ortağı olduğu davalı şirketin müvekkiline olan 886.615,49 TL borcu için 13.11.2018 tarihli ödeme protokolü yapıldığını, anılan protokol gereğince müvekkili şirkete davalıların borçlu olduğu borca karşılık beş ayrı bono verildiğini, ödeme protokolünde borçlular tarafından verilen senetlerin 31.12.2018 tarihine kadar keşidecinin ve avalistlerin davalılar, lehtarın müvekkili olduğu, beş adet çek ile değiştirileceğini, aksi takdirde davalılar tarafından müvekkiline 750.000,00 TL cezai şart ödeneceğinin düzenlendiğini, davalılar tarafından 13.12.2018 tarihli ödeme protokolü gereğince bonoların çeklerle değiştirilmediğini, bunun üzerine davalılara ihtarname keşide edildiğini, ihtara rağmen davalıların üzerlerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve cezai şartı ödemediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; 15.05.2019 tarihli bononun 4 adet çek ile ödendiğini, davacının çekince ileri sürmeden bu ödemeyi kabul etmiş olması nedeniyle cezai şart alacağını talep etmesinin hakkaniyetle bağdaşmayacağını, cezai şartın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 13.11.2018 tarihli ödeme protokolü başlıklı belgeye göre davalılar tarafından davacıya 5 adet bononun verildiği, söz konusu bononun 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet çek ile değiştirilmesinin kararlaştırıldığı, söz konusu tarihe kadar bonolar çek ile değiştirilmez ise 750.000,00 TL cezai şartın ödeneceğinin kararlaştırıldığı, somut olayda söz konusu bonoların 31.12.2018 tarihine kadar davalılar tarafından çek ile değiştirilmediği ancak söz konusu tarihten sonra davacı şirketin temsilcisi olan .... tarafından 16.05.2019 tarihinde 15.06.2019 tarihli bonoya ilişkin 4 adet çekin alındığına dair bir belge verildiği, anılan belgede cezai şarta yönelik hakların saklı tutulduğuna dair herhangi bir ibarenin bulunmadığı, senedin davacı şirket temsilcisi tarafından davalılara iade edildiği, davalılar tarafından da söz konusu senedin iade alındığına ilişkin cevap dilekçelerinin ekinde senet suretlerini ve 16.05.2019 tarihli belgenin sunulduğu, davalılar tarafından sunulan 16.05.2019 tarihli belgenin davacı tarafından da cevaba cevap dilekçesinde kabul edildiği ve bu kabuller çerçevesinde mevcut dosya değerlendirildiğinde, protokolde 5 adet bononun 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet çek ile değiştirilmesi gerekirken değiştirilmediği ve söz konusu tarihten sonra bonolardan bir tanesinin 4 adet çek ile değiştirildiği, değiştirme işlemi yapılırken davacı tarafından protokolden kaynaklı cezai şart hakkını saklı tutmadığı, mevcut protokoldeki cezai şartın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki cezai şartlardan olduğu, davacı tarafından 16.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen ifa esnasında cezai şarta yönelik hakkın saklı tutulmaması, ifanın çekincesiz bir şekilde kabul edilmesi, protokolde her bir bono yönünden değil tüm bonolar yönünden tek bir cezai şartın kararlaştırılması, tek bir bono yönünden çekincesiz bir kabulün dahi cezai şart hakkını tamamen ortadan kaldıracağı, davacının davasının davalı tarafından 16.05.2019 tarihindeki ifanın çekincesiz bir şekilde kabul edilmesi nedeniyle 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince cezai şart isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 13.11.2018 tarihli ödeme protokolünde "borçlular tarafından verilen bu beş adet bononun beş adet çek ile değiştirileceği aksi takdirde davalılar tarafından müvekkil şirkete 750.000,00 TL cezai şart ödeneceği" düzenlendiğini, bunun üzerine, davalılar tarafından 31.12.2018 tarihine kadar protokolde kendilerine yüklenen yükümlülük yerine getirilmediğini ve davalılar 5 adet bonoyu çeklerle değiştirmediğini, davalılar tarafından sadece bonolardan 15.05.2019 vade tarihli 200.000,00 TL bedelli bonoya karşılık olarak 16.05.2019 tarihinde çek verildiğini, bunun dışında diğer 13.11.2018 tarihli protokolde belirlenen 4 adet bono çeklerle değiştirilmediği gibi bu bonolara ilişkin davalılardan herhangi bir ödeme de yapılmadığını, 15.08.2019 ve 15.09.2018 vadeli bonolar için icra takibine girişildiğini,13.11.2018 tarihli ödeme protokolünde davalıların edimini yerine getirmediğini, davalılar tarafından bonoların çeklerle değiştirilmediği gibi bonolara ilişkin herhangi bir ödeme de yapılmadığını, ayrıca müvekkil şirketin 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasında belirtildiği şekilde cezai şarttan açıkça feragati veya ifayı çekincesiz olarak kabulünün de söz konusu olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile protokolde 5 adet bononun 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet çek ile değiştirilmesi gerekirken değiştirilmediği ve söz konusu tarihten sonra bonolardan bir tanesinin 4 adet çek ile değiştirildiği, değiştirme işlemi yapılırken davacı tarafından protokolden kaynaklı cezai şart haklının saklı tutulmadığı, mevcut protokoldeki cezai şartın 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki cezai şartlardan olduğu, davacı tarafından 16.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen ifa esnasında cezai şarta yönelik hakkın saklı tutulmaması, ifanın çekincesiz bir şekilde kabul edilmesi, protokolde her bir bono yönünden değil tüm bonolar yönünden tek bir cezai şartın kararlaştırılması, tek bir bono yönünden çekincesiz bir kabulün dahi cezai şart hakkını tamamen ortadan kaldıracağı, ifayı ihtirazı kayıt koymadan kabul eden davacı şirketin protokol hükümleri uyarınca cezai şart alacağını talep edemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası
3. Değerlendirme
1.Dava taraflar arasındaki 13.11.2018 tarihli protokol uyarınca uyarınca belirlenen cezai şartın tahsili istemine ilişkindir. "Ödeme Protokolü" başlıklı protokolde, 5 adet toplam 886.615,49 TL bedelli 15.05.2019 - 15.09.2019 vadeli 5 adet bononun davacıya verileceği ve borçluların bu beş adet bonoyu 31.12.2019 tarihine kadar aynı vadeli 5 adet çek ile değiştirecekleri, bonoların çeklerle değiştirilmezse borçlular tarafından 750.000,00 TL ödeneceği kararlaştırılmıştır. Protokolde bu cezai şart ifaya ekli cezai şart niteliğindedir. İfaya ekli cezai şartın istenebilmesi için asıl edimin ifası sırasında cezai şarta ilişkin talep hakkının saklı tutulması, ifanın ihtirazi kayıtla kabulü gerekir.
2. Davacının 16.05.2019 tarihinde 15.05.2019 vadeli, 200.000,00 TL bedelli bonoyu, 2020 tarihli 4 adet 50.000,00 TL bedelli çekler verilerek teslim aldığı, bu suretle ilk bononun protokolde kararlaştırılan tarihten sonra 4 adet çekle değiştirildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince bu değişim ve teslim sırasında cezai şarta ilişkin ihtirazi kayıt ileri sürülmediğinden ve protokolde tüm bonolar yönünden tek cezai şart kararlaştırıldığından cezai şart istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacının 02.01.2019 tarihli Ankara 18. Noteliğinin 0021 yevmiye no.lu ihtarnamesi ile davaya konu protokolden bahsedilerek 13.11.2018 keşide tarihli bonoların çeklerle değiştirilmediği ve 750.000,00 TL cezai şartın davacıya ödenmesi gerektiğini talep ettiği ve 750.000,00 TL cezai şartın ödenmesi için tebliğden itibaren 7 gün süre verildiği anlaşılmaktadır. Davalılar tarafından bu ihtarnameye 11.01.2019 tarihli cevabi ihtarname ile cevap verilmiştir. Böylece davacının ihtarnamesinin davalılara tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu ihtarnameden ve protokolde kararlaştırılan tarihten sonra ilk bono için 4 adet çekle değiştirme 16.05.2019 tarihinde yapılmış olmakla, İlk Derece Mahkemesince ihtarnamenin bu değiştirme tarihinden önce ihtirazi kayıt beyanı niteliğinde olup olmadığı değerlendirilmeksizin karar verilmesi eksik incelemeye dayalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3.Ayrıca kabulüne göre, İlk Derece Mahkemesinin tüm senetler için cezai şart kararlaştırıldığı ve ihtirazi kayıt olmadığından tüm cezai şartın istenemeyeceğine ilişkin gerekçesi de yerinde olmamıştır. İhtirazi kayıt ileri sürülmeden ifanın kabul edilemeyeceği ihtarında ihtirazi kayıt sayılmayacağı sonucuna varıldığında istenemeyecek olan cezai şart, sadece süresinden sonra ifa edilen 200.000,00 TL'lik bonoya isabet eden cezai şart miktarı kadar olmalıdır. Bu nedenle de kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6032 E. 2024/2624 K.
Ortak:çekincesiz kabul · çekince (ihtirazi kayıt) · ihtirazi kayıt · cezai şart · ifa · ihtar · feragat · ihtarname
İncelediğiniz kararda… Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı gerçek kişilerin ortağı olduğu davalı şirketin müvekkiline olan 886.615,49 TL borcu için 13.11.2018 tarihli ödeme «protokolü» yapıldığını, anılan protokol gereğince müvekkili şirkete davalıların borçlu olduğu borca karşılık beş ayrı «bono» verildiğini, ödeme protokolünde borçlular tarafından verilen senetlerin 31.12.2018 tarihine kadar «keşidecinin» ve «avalistlerin» davalılar, «lehtarın» müvekkili olduğu, beş adet «çek» ile değiştirileceğini, aksi takdirde davalılar tarafından müvekkiline 750.000,00 TL «cezai şart» ödeneceğinin düzenlendiğini, davalılar tarafından 13.12.2018 tarihli ödeme protokolü gereğince bonoların çeklerle değiştirilmediğini, bunun üzerine davalılara «ihtarname» keşide edildiğini, «ihtara» rağmen davalıların üzerlerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve cezai şartı ödemediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şi …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «protokolde» 5 adet «bononun» 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet «çek» ile değiştirilmesi gerekirken değiştirilmediği ve söz konusu tarihten sonra bonolardan bir tanesinin 4 adet çek ile değiştirildiği, değiştirme işlemi yapılırken davacı tarafından protokolden kaynaklı «cezai şart» haklının saklı tutulmadığı, mevcut protokoldeki cezai şartın 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki cezai şartlardan olduğu, davacı tarafından 16.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen «ifa» esnasında cezai şarta yönelik hakkın saklı tutulmaması, ifanın çekincesiz bir şekilde kabul edilmesi, protokolde her bir bono yönünden değil tüm bonolar yönünden tek bir cezai şartın kararlaştırılması, tek bir bono yönünden çekincesiz bir kabulün dahi cezai şart hakkını tamamen ortadan kaldıracağı, ifayı «ihtirazı kayıt» koymadan kabul eden davacı şirketin protokol hükümleri uyarınca cezai şart alacağını talep edemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan r …
İhtirazi kayıt ileri sürülmeden ifanın kabul edilemeyeceği ihtarında «ihtirazi kayıt» sayılmayacağı sonucuna varıldığında istenemeyecek olan «cezai şart», sadece süresinden sonra «ifa» edilen 200.000,00 TL'lik «bonoya» isabet eden cezai şart miktarı kadar olmalıdır.
Benzer bu kararda… yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesi için takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce «çekince (ihtirazi kayıt») bildirilmesine veya «ihtar» çekilmesine bağlı olduğu, bunlar yapılmadan müteakip yılın ifasının gerçekleşmesi halinde artık bir önceki yıla ait ceza koşulunun istenilemeyeceği, çekince konulması ve «ihtarname» çekilmesi durumlarında ceza koşulunun istenebileceğinin kuşkusuz olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen hüküm, «emredici» nitelikte olmadığından tarafların «sözleşme serbestisi» ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabileceği, somut olayda açıklanan ilkeler çerçevesinde davacının «cezai şart» talep etme hakkı bulunmadığı anlaşılmış olup, mahkemece belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesinin yazıldığı şekilde değiştirilmesi gerektiğinden bahisle istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında kurulan hüküm ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ceza koşulunu isteme hakkının saklı tutulması («çekince, ihtirazı kayıt» konulması), yenilik doğuran bir irade beyanı olup «ifa» anında açıkça yapılmalıdır.
Noterliğince düzenlenen 05.09.2014 günlü «ihtarname» ile sözleşme ve ekinde imzalanan «taahhütname» gereğince kâr «mahrumiyetini» davalıdan talep ettiği, bu şekilde 2015 yılındaki akaryakıt «teslimi» için «ihtirazı kayıt» koymak sureti ile bu yıla ilişkin olarak «cezai şartı» talep etme hakkını kazandığı, yine 24.08.2016 tarihli noter ihtarnamesi ile de çekince koyduğu, kaldı ki çekince koymaması halinde de davalının «son» dönemde taahhütten daha fazla miktarda ürün almaması halinde son yıla ait eksik alım nedeni ile cezai şart talebinde bulunabileceği (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:asgari alım taahhüdü · ceza koşulu · alım taahhüdü · akaryakıt bayilik sözleşmesi · gecikme cezası · sözleşme serbestisi · emredici hüküm · kâr mahrumiyeti
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 05.07.2012 tarihli «akaryakıt bayilik sözleşmesi» kapsamında davalı yanca «asgari alım taahhüdünde» bulunulmasına rağmen sözleşme süresi içerisinde bu taahhüde riayet edilmediğini ileri sürerek, kâr «mahrumiyetinden» kaynaklanan şimdilik 10.000,00 TL’nin Ankara 53.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından sözleşme kapsamında «asgari alım taahhüdü» yerine getirilmemesine karşın davacı tarafından mal verilmeye devam edildiğini, davacı yanın kâr «mahrumiyeti» talebinde bulunamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça sözleşme kapsamında «asgari alım taahhüdü» yerine getirilmemesine karşın davacı yanca mal verilmeye devam edilmesi karşısında davacının kâr «mahrumiyeti» talebinde bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «bayilik sözleşmesi» kapsamında «asgari alım taahhüdüne» aykırılık nedeniyle kâr «mahrumiyeti» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8403 E. 2021/7158 K.
Ortak:ifaya ekli cezai şart · ifaya ekli ceza · cezai şart · ifa
İncelediğiniz karardaProtokolde bu «cezai şart» «ifaya ekli cezai şart» niteliğindedir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 13.11.2018 tarihli ödeme «protokolü» başlıklı belgeye göre davalılar tarafından davacıya 5 adet «bononun» verildiği, söz konusu bononun 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet «çek» ile değiştirilmesinin kararlaştırıldığı, söz konusu tarihe kadar bonolar çek ile değiştirilmez ise 750.000,00 TL «cezai şartın» ödeneceğinin kararlaştırıldığı, somut olayda söz konusu bonoların 31.12.2018 tarihine kadar davalılar tarafından çek ile değiştirilmediği ancak söz konusu tarihten sonra davacı şirketin «temsilcisi» olan .... tarafından 16.05.2019 tarihinde 15.06.2019 tarihli bonoya ilişkin 4 adet çekin alındığına dair bir belge verildiği, anılan belgede cezai şarta yönelik hakların saklı tutulduğuna dair herhangi bir ibarenin bulunmadığı, senedin davacı şirket temsilcisi tarafından davalılara iade edildiği, davalılar tarafından da söz konusu senedin iade alındığına ilişkin cevap dilekçelerinin ekinde senet suretlerini ve 16.05.2019 tarihli belgenin sunulduğu, davalılar tarafından sunulan 16.05.2019 tarihli belgenin davacı tarafından da cevaba cevap dilekçesinde kabul edildiği ve bu kabuller çerçevesinde mevcut dosya değerlendirildiğinde, protokolde 5 adet bononun 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet çek ile değiştirilmesi gerekirken değiştirilmediği ve söz konusu tarihten sonra bonolardan bir tanesinin 4 adet çek ile değiştirildiği, değiştirme işlemi yapılırken davacı tarafından protokolden kaynaklı cezai şart hakkını saklı tutmadığı, mevcut protokoldeki cezai şartın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki cezai şartlardan olduğu, davacı tarafından 16.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen «ifa» esnasında cezai şarta yönelik hakkın saklı tutulmaması, ifanın çekincesiz bir şekilde kabul edilmesi, protokolde her bir bono yönünden değil tüm bonolar yönünden t …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «protokolde» 5 adet «bononun» 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet «çek» ile değiştirilmesi gerekirken değiştirilmediği ve söz konusu tarihten sonra bonolardan bir tanesinin 4 adet çek ile değiştirildiği, değiştirme işlemi yapılırken davacı tarafından protokolden kaynaklı «cezai şart» haklının saklı tutulmadığı, mevcut protokoldeki cezai şartın 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki cezai şartlardan olduğu, davacı tarafından 16.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen «ifa» esnasında cezai şarta yönelik hakkın saklı tutulmaması, ifanın çekincesiz bir şekilde kabul edilmesi, protokolde her bir bono yönünden değil tüm bonolar yönünden tek bir cezai şartın kararlaştırılması, tek bir bono yönünden çekincesiz bir kabulün dahi cezai şart hakkını tamamen ortadan kaldıracağı, ifayı «ihtirazı kayıt» koymadan kabul eden davacı şirketin protokol hükümleri uyarınca cezai şart alacağını talep edemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan r …
Benzer bu karardaKarşı davada taraflar arasında düzenlenen sözleşmede kararlaştırılan «cezai şart» TBK 179/2. maddesi kapsamında «ifaya ekli cezai şart» niteliğinde olmakla, bu cezai şartın istenmesi için «ifa» gecikmeli olarak yapılması durumunda dahi ihtirazı kayıtla ifanın kabul edilmesi gerekir.
2-Asıl dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali, karşı dava, aynı sözleşmeye dayalı «cezai şart» alacağının tahsili ile fazladan ödenen taşıma ücretinin «istirdadı», bu mümkün olmazsa asıl davada hükmedilecek tazminattan mahsubu istemine ilişkindir.
Bu durum karşısında nakliye faturaları gönderilip «faturalar itirazsız» «ticari deftere» kaydedildiğinden artık davacının bu yöne ilişkin olarak «sevk irsaliyelerinin» verilmediğini belirterek «cezai şart» istemesi mümkün değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:faturaya itiraz · takas-mahsup · sevk irsaliyesi · irsaliye · takas · reeskont faizi · taşıma sözleşmesi · mahsup
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada davalı tarafın «takas mahsup» isteğinin reddi ile asıl davanın kısmen kabulüne, İzmir 17.
Bu durum karşısında nakliye faturaları gönderilip «faturalar itirazsız» «ticari deftere» kaydedildiğinden artık davacının bu yöne ilişkin olarak «sevk irsaliyelerinin» verilmediğini belirterek «cezai şart» istemesi mümkün değildir.
İcra Müdürlüğü’nün 2009/23778 sayılı dosyasında davalının 43.811,78 TL «asıl alacak» miktarına yönelik itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, davacı vekilinin fazlaya ilişkin isteminin reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, 43.000,00 TL alacağın karşı dava tarihi olan 23/03/2010 tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, karşı davacı vekilinin fazlaya ilişkin isteğinin reddine karar verilmiştir.
2-Asıl dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali, karşı dava, aynı sözleşmeye dayalı «cezai şart» alacağının tahsili ile fazladan ödenen taşıma ücretinin «istirdadı», bu mümkün olmazsa asıl davada hükmedilecek tazminattan mahsubu istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8403 E. 2021/7158 K.
Ortak:ifaya ekli cezai şart · ifaya ekli ceza · cezai şart · ifa
İncelediğiniz karardaProtokolde bu «cezai şart» «ifaya ekli cezai şart» niteliğindedir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 13.11.2018 tarihli ödeme «protokolü» başlıklı belgeye göre davalılar tarafından davacıya 5 adet «bononun» verildiği, söz konusu bononun 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet «çek» ile değiştirilmesinin kararlaştırıldığı, söz konusu tarihe kadar bonolar çek ile değiştirilmez ise 750.000,00 TL «cezai şartın» ödeneceğinin kararlaştırıldığı, somut olayda söz konusu bonoların 31.12.2018 tarihine kadar davalılar tarafından çek ile değiştirilmediği ancak söz konusu tarihten sonra davacı şirketin «temsilcisi» olan .... tarafından 16.05.2019 tarihinde 15.06.2019 tarihli bonoya ilişkin 4 adet çekin alındığına dair bir belge verildiği, anılan belgede cezai şarta yönelik hakların saklı tutulduğuna dair herhangi bir ibarenin bulunmadığı, senedin davacı şirket temsilcisi tarafından davalılara iade edildiği, davalılar tarafından da söz konusu senedin iade alındığına ilişkin cevap dilekçelerinin ekinde senet suretlerini ve 16.05.2019 tarihli belgenin sunulduğu, davalılar tarafından sunulan 16.05.2019 tarihli belgenin davacı tarafından da cevaba cevap dilekçesinde kabul edildiği ve bu kabuller çerçevesinde mevcut dosya değerlendirildiğinde, protokolde 5 adet bononun 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet çek ile değiştirilmesi gerekirken değiştirilmediği ve söz konusu tarihten sonra bonolardan bir tanesinin 4 adet çek ile değiştirildiği, değiştirme işlemi yapılırken davacı tarafından protokolden kaynaklı cezai şart hakkını saklı tutmadığı, mevcut protokoldeki cezai şartın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki cezai şartlardan olduğu, davacı tarafından 16.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen «ifa» esnasında cezai şarta yönelik hakkın saklı tutulmaması, ifanın çekincesiz bir şekilde kabul edilmesi, protokolde her bir bono yönünden değil tüm bonolar yönünden t …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «protokolde» 5 adet «bononun» 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet «çek» ile değiştirilmesi gerekirken değiştirilmediği ve söz konusu tarihten sonra bonolardan bir tanesinin 4 adet çek ile değiştirildiği, değiştirme işlemi yapılırken davacı tarafından protokolden kaynaklı «cezai şart» haklının saklı tutulmadığı, mevcut protokoldeki cezai şartın 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki cezai şartlardan olduğu, davacı tarafından 16.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen «ifa» esnasında cezai şarta yönelik hakkın saklı tutulmaması, ifanın çekincesiz bir şekilde kabul edilmesi, protokolde her bir bono yönünden değil tüm bonolar yönünden tek bir cezai şartın kararlaştırılması, tek bir bono yönünden çekincesiz bir kabulün dahi cezai şart hakkını tamamen ortadan kaldıracağı, ifayı «ihtirazı kayıt» koymadan kabul eden davacı şirketin protokol hükümleri uyarınca cezai şart alacağını talep edemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan r …
Benzer bu karardaKarşı davada taraflar arasında düzenlenen sözleşmede kararlaştırılan «cezai şart» TBK 179/2. maddesi kapsamında «ifaya ekli cezai şart» niteliğinde olmakla, bu cezai şartın istenmesi için «ifa» gecikmeli olarak yapılması durumunda dahi ihtirazı kayıtla ifanın kabul edilmesi gerekir.
2-Asıl dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali, karşı dava, aynı sözleşmeye dayalı «cezai şart» alacağının tahsili ile fazladan ödenen taşıma ücretinin «istirdadı», bu mümkün olmazsa asıl davada hükmedilecek tazminattan mahsubu istemine ilişkindir.
Bu durum karşısında nakliye faturaları gönderilip «faturalar itirazsız» «ticari deftere» kaydedildiğinden artık davacının bu yöne ilişkin olarak «sevk irsaliyelerinin» verilmediğini belirterek «cezai şart» istemesi mümkün değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:faturaya itiraz · takas-mahsup · sevk irsaliyesi · irsaliye · takas · reeskont faizi · taşıma sözleşmesi · mahsup
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada davalı tarafın «takas mahsup» isteğinin reddi ile asıl davanın kısmen kabulüne, İzmir 17.
Bu durum karşısında nakliye faturaları gönderilip «faturalar itirazsız» «ticari deftere» kaydedildiğinden artık davacının bu yöne ilişkin olarak «sevk irsaliyelerinin» verilmediğini belirterek «cezai şart» istemesi mümkün değildir.
İcra Müdürlüğü’nün 2009/23778 sayılı dosyasında davalının 43.811,78 TL «asıl alacak» miktarına yönelik itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, davacı vekilinin fazlaya ilişkin isteminin reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, 43.000,00 TL alacağın karşı dava tarihi olan 23/03/2010 tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, karşı davacı vekilinin fazlaya ilişkin isteğinin reddine karar verilmiştir.
2-Asıl dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali, karşı dava, aynı sözleşmeye dayalı «cezai şart» alacağının tahsili ile fazladan ödenen taşıma ücretinin «istirdadı», bu mümkün olmazsa asıl davada hükmedilecek tazminattan mahsubu istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2799 E. 2023/6263 K.
Ortak:ifaya ekli ceza · ihtirazi kayıt · cezai şart · ifa · ihtar · ihtarname · teslim
İncelediğiniz kararda… Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı gerçek kişilerin ortağı olduğu davalı şirketin müvekkiline olan 886.615,49 TL borcu için 13.11.2018 tarihli ödeme «protokolü» yapıldığını, anılan protokol gereğince müvekkili şirkete davalıların borçlu olduğu borca karşılık beş ayrı «bono» verildiğini, ödeme protokolünde borçlular tarafından verilen senetlerin 31.12.2018 tarihine kadar «keşidecinin» ve «avalistlerin» davalılar, «lehtarın» müvekkili olduğu, beş adet «çek» ile değiştirileceğini, aksi takdirde davalılar tarafından müvekkiline 750.000,00 TL «cezai şart» ödeneceğinin düzenlendiğini, davalılar tarafından 13.12.2018 tarihli ödeme protokolü gereğince bonoların çeklerle değiştirilmediğini, bunun üzerine davalılara «ihtarname» keşide edildiğini, «ihtara» rağmen davalıların üzerlerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve cezai şartı ödemediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şi …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «protokolde» 5 adet «bononun» 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet «çek» ile değiştirilmesi gerekirken değiştirilmediği ve söz konusu tarihten sonra bonolardan bir tanesinin 4 adet çek ile değiştirildiği, değiştirme işlemi yapılırken davacı tarafından protokolden kaynaklı «cezai şart» haklının saklı tutulmadığı, mevcut protokoldeki cezai şartın 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki cezai şartlardan olduğu, davacı tarafından 16.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen «ifa» esnasında cezai şarta yönelik hakkın saklı tutulmaması, ifanın çekincesiz bir şekilde kabul edilmesi, protokolde her bir bono yönünden değil tüm bonolar yönünden tek bir cezai şartın kararlaştırılması, tek bir bono yönünden çekincesiz bir kabulün dahi cezai şart hakkını tamamen ortadan kaldıracağı, ifayı «ihtirazı kayıt» koymadan kabul eden davacı şirketin protokol hükümleri uyarınca cezai şart alacağını talep edemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan r …
İlk Derece Mahkemesince bu değişim ve «teslim» sırasında «cezai şarta» ilişkin «ihtirazi kayıt» ileri sürülmediğinden ve «protokolde» tüm «bonolar» yönünden tek cezai şart kararlaştırıldığından cezai şart istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacının 02.01.2019 tarihli Ankara 18.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «akaryakıt bayilik sözleşmelerinde» (veya sözleşme eki «taahhütnamelerde») yer alan "yıllık «asgari alım taahhüdüne» uymama halinde öngörülen «ceza koşulu» («cezai şart») hükümlerinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin ikinci fıkrası) «ifaya ekli ceza» koşulu (cezai şart) niteliğinde olduğu, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebileceği, 6098 sayılı Kanun'un borcun belirlenen zamanda veya yerde «ifa» edilmemesi hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, «ifaya eklenen ceza koşulu» niteliğinde olacağına dair bir «karine» koyduğu, bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin birinci fıkrasının uygulanacağı, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü «emredici» yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan tarafların, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabileceği, eğer alacaklı ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse veya alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya «sözleşmeden doğan» edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu istemeyeceği, taahhütnamenin 2 nci maddesinde kâr «mahrumiyetinden» söz edilmiş ise de içerdiği yaptırımlar itibari ile asgari alım taahhüdünün ihlaline ilişkin özel cezai şart düzenlemesi olduğu, somut olayda davalı şirketin başka bir şirketten petrol ürünü aldığı ileri sürülmemiş olması ve ayrıca sair bir ihlal vakıası gerçekleştirdiği ispat edilmemiş olmasına göre 2 nci maddede belirtilen ve hesap yöntemi de açıkça gösterilen cezai şartın istenebileceği gözetilerek davacının sözleşmenin ilk iki yılı içinde herhangi bir «ihtirazi kayıt» koymaksızın mal «teslim» etmek suretiyle davalıda haklı bir güven oluşturarak sözleşmeyi fiili durumda devam etme iradesini ortaya koyduğu, yine «son» dönemde de (2015) ayrıca bir «ihtar» çekmeksizin mal teslimine devam ettiği görülerek mevcut delil durumuna göre davanın tamamen reddine karar verilmesi yerinde görülmüş ise de davayı nitelendirmede hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesini doğru olmadığı, davalılardan gerçek kişi «kefil» yönünden 15.07.2013 tarihli «kefaletnamenin» 6093 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi hükmünde belirtilen «müteselsil kefalet» ibaresinin el yazısıyla yazılmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi hükmü gereğince de eş «muvafakati» alınmadığı, geçerli bir «kefalet sözleşmesinden» bahsedilemeyeceğinden bahisle reddine karar verilmesi doğru ise de dava konusu olayda davacının talebi cezai şart alacağının tahsiline ilişkin olup koşullarının oluşmadığının kabulü ile davalı şirket yönünden davanın reddine karar vermek gerekirken, mahkemece gerekçe kısmında davacının talebinin kâr mahrumiyeti olduğu şeklinde nitelemede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği, davalılar vekilinin vekâlet ücreti yönünden istinaf istemlerine gelince; davalı şirket aleyhine açılan davanın cezai şart talep edilemeyeceği sözleşmede belirlenen koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle, diğer davalı aleyhine açılan davanın ise kefalet akdinin geçerli olmaması gerekçesiyle reddedilmişken karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) 3/2 maddesi gereği hakkındaki dava ret edilen davalı şirket yararına ayrı, diğer davalı gerçek kişi yararına ayrı «vekalet ücreti takdiri» gerekirken tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kald …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirket imzalamış olduğu «taahhütnamenin» ikinci maddesi uyarınca yıllık 525 ton beyaz ürün satın almayı taahhüt etmiş olmasına rağmen, sözleşmenin imzalanmasından sonra dosyada mevcut bilirkişi raporlarında saptandığı üzere yıllık alması gereken miktarda ürün almadığını, kâr «mahrumiyetine» ilişkin taleplerinde borcun gereği gibi «ifa» edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğunu, davadaki taleplerinin kâr mahrumiyeti olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesi kararında «cezai şart» olarak değerlendirilmesinin yerinde olmadığını, müvekkili şirketin sözleşme süresi içerisinde davalı tarafa eksik ürün alımı sebebiyle «ihtarname» göndererek, eş değer ifade ile «ihtirazı kayıt (çekince») öne sürerek ürün vermeye devam ettiğini, ihtirazı kayıt (çekince) yükümlülüğünü de yerine getiren davacı müvekkilinin eksik alımlardan kaynaklı kâr mahrumiyetinin, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla, sözleşme tarihinden dava tarihine kadar ödenmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesi tarafından dava tarihi itibarı ile 3 yıllık sürenin dolmadığı bu nedenle taahhütte belirtilen şekilde kâr «kaybının» talep edilemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmesininde usul ve kanuna aykırı olduğunu, diğer davalının «kefaletinin» de geçerli olduğunu, davanın reddini kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın reddine karar verilmesi halinde davalılar vekili lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «akaryakıt bayilik sözleşmesinde» (sözleşme eki «asgari alım taahhüdünde») öngörülen yıllık asgari «ürün alımı taahhüdüne» aykırı davranıldığı iddiasına dayalı «cezai şart» alacağı istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtirazi kayıt/çekince · ifaya eklenen ceza koşulu · ürün alım taahhütnamesi · asgari alım taahhüdü · ceza koşulu · alım taahhüdü · akaryakıt bayilik sözleşmesi · müteselsil kefalet
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «akaryakıt bayilik sözleşmelerinde» (veya sözleşme eki «taahhütnamelerde») yer alan "yıllık «asgari alım taahhüdüne» uymama halinde öngörülen «ceza koşulu» («cezai şart») hükümlerinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin ikinci fıkrası) «ifaya ekli ceza» koşulu (cezai şart) niteliğinde olduğu, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebileceği, 6098 sayılı Kanun'un borcun belirlenen zamanda veya yerde «ifa» edilmemesi hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, «ifaya eklenen ceza koşulu» niteliğinde olacağına dair bir «karine» koyduğu, bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin birinci fıkrasının uygulanacağı, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü «emredici» yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan tarafların, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabileceği, eğer alacaklı ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse veya alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya «sözleşmeden doğan» edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu istemeyeceği, taahhütnamenin 2 nci maddesinde kâr «mahrumiyetinden» söz edilmiş ise de içerdiği yaptırımlar itibari ile asgari alım taahhüdünün ihlaline ilişkin özel cezai şart düzenlemesi olduğu, somut olayda davalı şirketin başka bir şirketten petrol ürünü aldığı ileri sürülmemiş olması ve ayrıca sair bir ihlal vakıası gerçekleştirdiği ispat edilmemiş olmasına göre 2 nci maddede belirtilen ve hesap yöntemi de açıkça gösterilen cezai şartın istenebileceği gözetilerek davacının sözleşmenin ilk iki yılı içinde herhangi bir «ihtirazi kayıt» koymaksızın mal «teslim» etmek suretiyle davalıda haklı bir güven oluşturarak sözleşmeyi fiili durumda devam etme iradesini ortaya koyduğu, yine «son» dönemde de (2015) ayrıca bir «ihtar» çekmeksizin mal teslimine devam ettiği görülerek mevcut delil durumuna göre davanın tamamen reddine karar verilmesi yerinde görülmüş ise de davayı nitelendirmede hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesini doğru olmadığı, davalılardan gerçek kişi «kefil» yönünden 15.07.2013 tarihli «kefaletnamenin» 6093 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi hükmünde belirtilen «müteselsil kefalet» ibaresinin el yazısıyla yazılmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi hükmü gereğince de eş «muvafakati» alınmadığı, geçerli bir «kefalet sözleşmesinden» bahsedilemeyeceğinden bahisle reddine karar verilmesi doğru ise de dava konusu olayda davacının talebi cezai şart alacağının tahsiline ilişkin olup koşullarının oluşmadığının kabulü ile davalı şirket yönünden davanın reddine karar vermek gerekirken, mahkemece gerekçe kısmında davacının talebinin kâr mahrumiyeti olduğu şeklinde nitelemede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği, davalılar vekilinin vekâlet ücreti yönünden istinaf istemlerine gelince; davalı şirket aleyhine açılan davanın cezai şart talep edilemeyeceği sözleşmede belirlenen koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle, diğer davalı aleyhine açılan davanın ise kefalet akdinin geçerli olmaması gerekçesiyle reddedilmişken karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) 3/2 maddesi gereği hakkındaki dava ret edilen davalı şirket yararına ayrı, diğer davalı gerçek kişi yararına ayrı «vekalet ücreti takdiri» gerekirken tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kald …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «akaryakıt bayilik sözleşmesinde» (sözleşme eki «asgari alım taahhüdünde») öngörülen yıllık asgari «ürün alımı taahhüdüne» aykırı davranıldığı iddiasına dayalı «cezai şart» alacağı istemine ilişkindir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen ek «taahhütname» gereği, «asgari alım taahhüdünü» yerine getirmediğini, kâr «mahrumiyetinden» kaynaklanan alacağa karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, diğer davalının da «kefaletinin» geçerli bulunduğunu, «kefalet limitinin» belli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirket imzalamış olduğu «taahhütnamenin» ikinci maddesi uyarınca yıllık 525 ton beyaz ürün satın almayı taahhüt etmiş olmasına rağmen, sözleşmenin imzalanmasından sonra dosyada mevcut bilirkişi raporlarında saptandığı üzere yıllık alması gereken miktarda ürün almadığını, kâr «mahrumiyetine» ilişkin taleplerinde borcun gereği gibi «ifa» edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğunu, davadaki taleplerinin kâr mahrumiyeti olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesi kararında «cezai şart» olarak değerlendirilmesinin yerinde olmadığını, müvekkili şirketin sözleşme süresi içerisinde davalı tarafa eksik ürün alımı sebebiyle «ihtarname» göndererek, eş değer ifade ile «ihtirazı kayıt (çekince») öne sürerek ürün vermeye devam ettiğini, ihtirazı kayıt (çekince) yükümlülüğünü de yerine getiren davacı müvekkilinin eksik alımlardan kaynaklı kâr mahrumiyetinin, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla, sözleşme tarihinden dava tarihine kadar ödenmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesi tarafından dava tarihi itibarı ile 3 yıllık sürenin dolmadığı bu nedenle taahhütte belirtilen şekilde kâr «kaybının» talep edilemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmesininde usul ve kanuna aykırı olduğunu, diğer davalının «kefaletinin» de geçerli olduğunu, davanın reddini kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın reddine karar verilmesi halinde davalılar vekili lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3580 E. , 2024/5330 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1240 Esas, 2023/377 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/317 E., 2019/738 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı gerçek kişilerin ortağı olduğu davalı şirketin müvekkiline olan 886.615,49 TL borcu için 13.11.2018 tarihli ödeme protokolü yapıldığını, anılan protokol gereğince müvekkili şirkete davalıların borçlu olduğu borca karşılık beş ayrı bono verildiğini, ödeme protokolünde borçlular tarafından verilen senetlerin 31.12.2018 tarihine kadar keşidecinin ve avalistlerin davalılar, lehtarın müvekkili olduğu, beş adet çek ile değiştirileceğini, aksi takdirde davalılar tarafından müvekkiline 750.000,00 TL cezai şart ödeneceğinin düzenlendiğini, davalılar tarafından 13.12.2018 tarihli ödeme protokolü gereğince bonoların çeklerle değiştirilmediğini, bunun üzerine davalılara ihtarname keşide edildiğini, ihtara rağmen davalıların üzerlerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve cezai şartı ödemediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde;
15. 05.2019 tarihli bononun 4 adet çek ile ödendiğini, davacının çekince ileri sürmeden bu ödemeyi kabul etmiş olması nedeniyle cezai şart alacağını talep etmesinin hakkaniyetle bağdaşmayacağını, cezai şartın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 13.11.2018 tarihli ödeme protokolü başlıklı belgeye göre davalılar tarafından davacıya 5 adet bononun verildiği, söz konusu bononun 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet çek ile değiştirilmesinin kararlaştırıldığı, söz konusu tarihe kadar bonolar çek ile değiştirilmez ise 750.000,00 TL cezai şartın ödeneceğinin kararlaştırıldığı, somut olayda söz konusu bonoların 31.12.2018 tarihine kadar davalılar tarafından çek ile değiştirilmediği ancak söz konusu tarihten sonra davacı şirketin temsilcisi olan .... tarafından 16.05.2019 tarihinde 15.06.2019 tarihli bonoya ilişkin 4 adet çekin alındığına dair bir belge verildiği, anılan belgede cezai şarta yönelik hakların saklı tutulduğuna dair herhangi bir ibarenin bulunmadığı, senedin davacı şirket temsilcisi tarafından davalılara iade edildiği, davalılar tarafından da söz konusu senedin iade alındığına ilişkin cevap dilekçelerinin ekinde senet suretlerini ve 16.05.2019 tarihli belgenin sunulduğu, davalılar tarafından sunulan 16.05.2019 tarihli belgenin davacı tarafından da cevaba cevap dilekçesinde kabul edildiği ve bu kabuller çerçevesinde mevcut dosya değerlendirildiğinde, protokolde 5 adet bononun 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet çek ile değiştirilmesi gerekirken değiştirilmediği ve söz konusu tarihten sonra bonolardan bir tanesinin 4 adet çek ile değiştirildiği, değiştirme işlemi yapılırken davacı tarafından protokolden kaynaklı cezai şart hakkını saklı tutmadığı, mevcut protokoldeki cezai şartın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki cezai şartlardan olduğu, davacı tarafından 16.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen ifa esnasında cezai şarta yönelik hakkın saklı tutulmaması, ifanın çekincesiz bir şekilde kabul edilmesi, protokolde her bir bono yönünden değil tüm bonolar yönünden tek bir cezai şartın kararlaştırılması, tek bir bono yönünden çekincesiz bir kabulün dahi cezai şart hakkını tamamen ortadan kaldıracağı, davacının davasının davalı tarafından 16.05.2019 tarihindeki ifanın çekincesiz bir şekilde kabul edilmesi nedeniyle 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince cezai şart isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 13.11.2018 tarihli ödeme protokolünde "borçlular tarafından verilen bu beş adet bononun beş adet çek ile değiştirileceği aksi takdirde davalılar tarafından müvekkil şirkete 750.000,00 TL cezai şart ödeneceği" düzenlendiğini, bunun üzerine, davalılar tarafından 31.12.2018 tarihine kadar protokolde kendilerine yüklenen yükümlülük yerine getirilmediğini ve davalılar 5 adet bonoyu çeklerle değiştirmediğini, davalılar tarafından sadece bonolardan 15.05.2019 vade tarihli 200.000,00 TL bedelli bonoya karşılık olarak 16.05.2019 tarihinde çek verildiğini, bunun dışında diğer 13.11.2018 tarihli protokolde belirlenen 4 adet bono çeklerle değiştirilmediği gibi bu bonolara ilişkin davalılardan herhangi bir ödeme de yapılmadığını, 15.08.2019 ve 15.09.2018 vadeli bonolar için icra takibine girişildiğini,13.11.2018 tarihli ödeme protokolünde davalıların edimini yerine getirmediğini, davalılar tarafından bonoların çeklerle değiştirilmediği gibi bonolara ilişkin herhangi bir ödeme de yapılmadığını, ayrıca müvekkil şirketin 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasında belirtildiği şekilde cezai şarttan açıkça feragati veya ifayı çekincesiz olarak kabulünün de söz konusu olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile protokolde 5 adet bononun 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet çek ile değiştirilmesi gerekirken değiştirilmediği ve söz konusu tarihten sonra bonolardan bir tanesinin 4 adet çek ile değiştirildiği, değiştirme işlemi yapılırken davacı tarafından protokolden kaynaklı cezai şart haklının saklı tutulmadığı, mevcut protokoldeki cezai şartın 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki cezai şartlardan olduğu, davacı tarafından 16.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen ifa esnasında cezai şarta yönelik hakkın saklı tutulmaması, ifanın çekincesiz bir şekilde kabul edilmesi, protokolde her bir bono yönünden değil tüm bonolar yönünden tek bir cezai şartın kararlaştırılması, tek bir bono yönünden çekincesiz bir kabulün dahi cezai şart hakkını tamamen ortadan kaldıracağı, ifayı ihtirazı kayıt koymadan kabul eden davacı şirketin protokol hükümleri uyarınca cezai şart alacağını talep edemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası
3. Değerlendirme
1.Dava taraflar arasındaki 13.11.2018 tarihli protokol uyarınca uyarınca belirlenen cezai şartın tahsili istemine ilişkindir. "Ödeme Protokolü" başlıklı protokolde, 5 adet toplam 886.615,49 TL bedelli 15.05.2019 - 15.09.2019 vadeli 5 adet bononun davacıya verileceği ve borçluların bu beş adet bonoyu 31.12.2019 tarihine kadar aynı vadeli 5 adet çek ile değiştirecekleri, bonoların çeklerle değiştirilmezse borçlular tarafından 750.000,00 TL ödeneceği kararlaştırılmıştır. Protokolde bu cezai şart ifaya ekli cezai şart niteliğindedir. İfaya ekli cezai şartın istenebilmesi için asıl edimin ifası sırasında cezai şarta ilişkin talep hakkının saklı tutulması, ifanın ihtirazi kayıtla kabulü gerekir.
2. Davacının 16.05.2019 tarihinde 15.05.2019 vadeli, 200.000,00 TL bedelli bonoyu, 2020 tarihli 4 adet 50.000,00 TL bedelli çekler verilerek teslim aldığı, bu suretle ilk bononun protokolde kararlaştırılan tarihten sonra 4 adet çekle değiştirildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince bu değişim ve teslim sırasında cezai şarta ilişkin ihtirazi kayıt ileri sürülmediğinden ve protokolde tüm bonolar yönünden tek cezai şart kararlaştırıldığından cezai şart istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacının 02.01.2019 tarihli Ankara 18. Noteliğinin 0021 yevmiye no.lu ihtarnamesi ile davaya konu protokolden bahsedilerek 13.11.2018 keşide tarihli bonoların çeklerle değiştirilmediği ve 750.000,00 TL cezai şartın davacıya ödenmesi gerektiğini talep ettiği ve 750.000,00 TL cezai şartın ödenmesi için tebliğden itibaren 7 gün süre verildiği anlaşılmaktadır.
Davalılar tarafından bu ihtarnameye 11.01.2019 tarihli cevabi ihtarname ile cevap verilmiştir. Böylece davacının ihtarnamesinin davalılara tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu ihtarnameden ve protokolde kararlaştırılan tarihten sonra ilk bono için 4 adet çekle değiştirme 16.05.2019 tarihinde yapılmış olmakla, İlk Derece Mahkemesince ihtarnamenin bu değiştirme tarihinden önce ihtirazi kayıt beyanı niteliğinde olup olmadığı değerlendirilmeksizin karar verilmesi eksik incelemeye dayalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3.Ayrıca kabulüne göre, İlk Derece Mahkemesinin tüm senetler için cezai şart kararlaştırıldığı ve ihtirazi kayıt olmadığından tüm cezai şartın istenemeyeceğine ilişkin gerekçesi de yerinde olmamıştır. İhtirazi kayıt ileri sürülmeden ifanın kabul edilemeyeceği ihtarında ihtirazi kayıt sayılmayacağı sonucuna varıldığında istenemeyecek olan cezai şart, sadece süresinden sonra ifa edilen 200.000,00 TL'lik bonoya isabet eden cezai şart miktarı kadar olmalıdır. Bu nedenle de kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.06.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurulları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına katılmamaktayım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1077464100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz