Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1442 E. 2023/4834 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ba formu↗ sicilden terkin↗ uyuşmazlık konusu↗ esastan ret↗ ortalama tüketici↗ terkin↗ ayırt edicilik↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/498 E., 2018/336 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine hükmolunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne; dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1924 yılında Almanya'da kurulan dünyaca ünlü PUMA markasının sahibi olduğunu ve bu markanın Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde 99392, 78463, 78675 ve 116987 numaraları ile tescil ettirildiğini, yine T/000258 numarasıyla tanınmış markalar listesine kaydedildiğini, davalının ise 2015/74719 sayılı ZUMA markasının sahibi olduğunu, her iki markanın da 25 inci sınıfta ayak giysilerinde tescil edildiklerini, birbirlerine ayniyet derecesinde benzediklerini, markaların ürün üzerindeki kullanış şekillerinin dahi aynı olduğunu, kaldı ki ZUMA kelimesinin bir anlam da barındırmadığını, davalı yanca PUMA markasının tanınmışlığından haksız şekilde yararlanılmak sureti ile kötü niyetli hareket edildiğini ileri sürerek davalı adına tescilli 2015/74719 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça kullanılan ve markanın ön plana çıkmasına sebep olan Puma hayvanının görselinden oluşan logonun, PUMA markasının en önemli ayrıntısı olduğunu, dolayısıyla sözcükten çok logonun ön planda tutulduğunu, müvekkilince PUMA markasına ve logosuna atıf yapılmadığını, ZUMA markasının TPMK sicilinde yayınlandığı sırada itirazda bulunmayan davacının kötü niyetli olduğunu, davalının ZUMA ve ZUMA Shoes markaları altında %100 deri ve el yapımı, özgün sıra dışı tasarımlara sahip, yerli fashion sneakers tarzı ayakkabılar ürettiğini, internet üzerinden tanıtımlar yaptığını, müvekkilinin ürünlerinde ZUMA SHOES PREMIUM SNEAKERS ibaresinin kullanıldığını, ayırt edici özelliğe sahip olan Z harfinin baskınlığından hareketle tasarlanan logonun ön plana çıkarıldığını, ortalama tüketiciler tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sektör bilirkişisi tarafından, markaların ürünler üzerindeki kullanım şekilleri, etiketlerin rengi ve baskı tekniği, her iki markanın logolarının farklı olması nedeniyle markalar arasında karıştırılmaya yol açacak derecede benzerlik bulunmadığına dair görüş bildirilmişse de markaların benzerliği değerlendirilirken ürün üzerindeki kullanım şeklinin önemli olmadığı, markaların sicilde tescilli oldukları şekillerin incelenmesi gerektiği, zira marka sahibinin tescilli markasını tescilli olduğu biçimde kullanma hakkının mevcut olduğu, ürün üzerindeki kullanımın her zaman değiştirilmesinin mümkün olduğu, tescilli oldukları şekliyle yapılan karşılaştırmada, her iki markanın da iki hece ve dört harften oluştuğu ve benzer harf karakteri ve rengi ile yazıldığı, her ikisinde de "uma" harflerinin yer aldığı, davacının markasının ilk harfinin "P", davalının markasının ilk harfinin ise "Z" olması dışında markalar arasında başkaca bir farkın bulunmadığı, her ne kadar davacının puma şeklinde logosu olduğu ve ürünler üzerinde bu logonun da kullanıldığı, bu nedenle markaların benzer olmadığı savunulmuşsa da davacının "PUMA" esas unsurlu tüm markalarında puma şeklinin mevcut olmadığı, markaların işitsel ve görsel benzerliğinin bulunduğu, markalar arasında kavramsal bir benzerlik mevcut değilse de benzerlik değerlendirilmesinde, görsel, işitsel ve kavramsal benzerliğin bir arada bulunması gerekmediği, davacının markasının tanınmış marka olduğu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesinin 1 inci ve 4 üncü fıkralarında yer alan hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, davalıya ait 2015/74719 numaralı "ZUMA" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece çelişkili bilirkişi raporları ile gerekçe oluşturulmasının hukuka aykırı olduğunu, sektör bilirkişisi tarafından markalar arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığı belirtilirken, marka bilirkişisince ZUMA ve PUMA marklarının karıştırılma ihtimalinin bulunduğu yönünde görüş bildirildiği, çelişkinin giderilmesi amacına yönelik olarak yeniden bilirkişi raporu aldırılmasının gerektiğini, müvekkilinin davacıya ait markayı taklit etme ve tanınmış markadan faydalanma kastının olmadığını, ürünler arasında benzerlik de bulunmadığını, müvekkilinin ZUMA markası için kullandığı logo ile davalı logosunun karşılaştırılmasında benzerlik bulunmadığını, ortalama tüketici kitlesi tarafından karıştırılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin tüm ayakkabılarında, ayakkabı kutularında ve tanıtımlarında "ZUMA SHOES PREMİUM SNEAKERS" ibaresini ve davacı marka ile ayırt ediciliği sağlayan "Z" harfinin baskınlığından faydalanarak tasarlanan logosunu ön plana çıkararak kullandığını, ayakkabılarında "ZUMA" markasını altın/gümüş renkli metal kabartma olarak el yapımı olan ayakkabılara sonradan işlediğini, davacının ise ürettiği bütün ürünlerinde PUMA hayvanından oluşan logo ya da form strip olarak adlandırılan yan şerit logo ile birlikte "Puma" markasını ürünlerin kumaşına damgalamak suretiyle kullandığını, uyuşmazlık konusu markalar arasında kavramsal benzerlik bulunmadığı gibi sesçil ve görsel benzerliğin de olmadığını, "Z" ve "P" harflerinin sesçil olarak benzemediklerini belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının incelenmesinde, marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen 03.11.2017 tarihli ilk rapor ve 07.08.2018 tarihli ikinci rapordaki sektör bilirkişisinin görüşünde, taraf markalarının tescil belgelerinin değil, tarafların markaları ve logolarının ürünler üzerindeki kullanımlarının dikkate alınarak markaların benzer olmadığı sonucuna ulaşıldığı, somut olaydaki davanın konusunun ise markaya tecavüz değil, marka hükümsüzlüğüne ilişkin olduğu, markaların fiili kullanımlarının değil tescil belgelerinin dikkate alınmasının gerektiği, zaman içerisinde davalının fiilen kullanımını değiştirmesi mümkün olup, markanın kullanıldığı şekliyle değerlendirme yapılmasının hatalı sonuçlara ulaşılmasına yol açabileceği, "PUMA" markasının ve logosunun tanınmış marka olduğu tarafların ve mahkemenin kabulünde olup, davacı tarafça marka ve logo birlikte kullanıldığı gibi, sözcük markasının tek başına da kullanıldığı, hükümsüzlüğe konu ZUMA ibaresinin ise bir anlamı bulunmamakla birlikte, davacı markasından tek harfinin (P/Z) farklı olduğu, davalı tarafça, Z harfinin alfabenin baskın harflerinden biri olduğu ve davalı markasına ayırt edicilik kazandırdığı ileri sürülmüş ise de davalı markasının davacının tanınmış olduğu 25 inci sınıf emtialarda tescilli oluşu, markanın ilk harf dışındaki diğer harflerinin aynı oluşu, görsel ve işitsel olarak benzer olması nedeniyle iltibas riski ve davacı markasının tanınmışlığından yararlanma ihtimali arttığından, İlk Derece Mahkemesinin kararı yerinde bulunarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı tarafından tescil ettirilen "ZUMA" ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/933 E. 2023/4143 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… ğını, ürünler arasında benzerlik de bulunmadığını, müvekkilinin ZUMA markası için kullandığı logo ile davalı logosunun karşılaştırılmasında benzerlik bulunmadığını, «ortalama tüketici» kitlesi tarafından karıştırılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin tüm ayakkabılarında, ayakkabı kutularında ve tanıtımlarında "ZUMA SHOES PREMİUM SNEAKERS" ibaresini ve davacı marka ile «ayırt ediciliği» sağlayan "Z" harfinin baskınlığından faydalanarak tasarlanan logosunu ön plana çıkararak kullandığını, ayakkabılarında "ZUMA" markasını altın/gümüş renkli metal kabartma olarak el yapımı olan ayakkabılara sonradan işlediğini, davacının ise ürettiği bütün ürünlerinde PUMA hayvanından oluşan logo ya da «form» strip olarak adlandırılan yan şerit logo ile birlikte "Puma" markasını ürünlerin kumaşına damgalamak suretiyle kullandığını, «uyuşmazlık konusu» markalar arasında kavramsal benzerlik bulunmadığı gibi sesçil ve görsel benzerliğin de olmadığını, "Z" ve "P" harflerinin sesçil olarak benzemediklerini belirterek …
… bulunmamakla birlikte, davacı markasından tek harfinin (P/Z) farklı olduğu, davalı tarafça, Z harfinin alfabenin baskın harflerinden biri olduğu ve davalı markasına «ayırt edicilik» kazandırdığı ileri sürülmüş ise de davalı markasının davacının tanınmış olduğu 25 inci sınıf emtialarda tescilli oluşu, markanın ilk harf dışındaki diğer harflerinin aynı oluşu, görsel ve işitsel olarak benzer olması nedeniyle «iltibas» riski ve davacı markasının tanınmışlığından yararlanma ihtimali arttığından, İlk Derece Mahkemesinin kararı yerinde bulunarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunu …
… UMA SHOES PREMIUM SNEAKERS ibaresinin kullanıldığını, ayırt edici özelliğe sahip olan Z harfinin baskınlığından hareketle tasarlanan logonun ön plana çıkarıldığını, «ortalama tüketiciler» tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Benzer bu kararda… latı (WIPO) nezdinde tescilli çatal şeklindeki markasının şekil markası olarak birebir tersi şeklinde davalı tarafından aynı sınıf ve emtialar için tescil edildiği, «ortalama tüketici» nezdinde bağlantı kurularak seri markalar şeklinde algılanabileceği ve «iltibasa» neden olacağı, taraf markalarının şekil olarak benzer algılanabileceği, tescil «kötü niyete» dayalı ise 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanmayacağı, davacı ve davalı tarafların aynı sektörde olması nedeniyle davacıya ait çok sayıda tanınmış şekil markasının davalı tarafından bilindiğinin kabulü gerektiği, davacıya ait markanın ters şekilde ve benzer şekilde tescilinin «iyiniyet» ile bağdaşmayacağı, davalı tarafın tescilde «kötüniyetli» hareket ettiği gerekçesiyle davalı tarafa ait 2004/04438 sayılı şekil markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
… alı kayıtta yer alan çatal şeklindeki marka görselinin davalı markası olan çatal şeklinin ters yöndeki hali olduğu, sadece yön itibariyle oluşturulan bu farklılığın «ortalama tüketici» tarafından algılanabilecek bir farklılık oluşturmadığı, taraf markalarının benzer sınıflarda tescilli olduğu, özellikle davacı markasının sahip olduğu yüksek tanınmışlık düzeyi dikkate alındığında, davalı markasının davacı markası ile «iltibas» oluşturabileceği, davalının aynı sektörde davacı markasını bilmemesinin mümkün olmadığı, buna rağmen benzer markasal kullanımda bulunmasının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, bu nedenle davalının «kötüniyetli» hareket ettiği, «kötü niyetin» varlığı halinde sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» ilişkin «hak düşürücü sürenin» uygulanmayacağı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… 56 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun'un (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, «ortalama tüketici» nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalı markasının aynı/benzer sınıflarda tescilli olduğunu, müvekkilinin tanınmış şekil markasından davalının haberdar olmamasının mümkün olmadığını ve davalının marka tescilinde «kötüniyetli» hareket ettiğini, davalının markasını ciddi şekilde kullanmadığını ileri sürerek davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iyiniyet · dürüstlük kuralı · hak düşürücü süre · kâr kaybı · kötü niyet · hukuki yarar · kötüniyet
Benzer bu kararda… alı kayıtta yer alan çatal şeklindeki marka görselinin davalı markası olan çatal şeklinin ters yöndeki hali olduğu, sadece yön itibariyle oluşturulan bu farklılığın «ortalama tüketici» tarafından algılanabilecek bir farklılık oluşturmadığı, taraf markalarının benzer sınıflarda tescilli olduğu, özellikle davacı markasının sahip olduğu yüksek tanınmışlık düzeyi dikkate alındığında, davalı markasının davacı markası ile «iltibas» oluşturabileceği, davalının aynı sektörde davacı markasını bilmemesinin mümkün olmadığı, buna rağmen benzer markasal kullanımda bulunmasının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, bu nedenle davalının «kötüniyetli» hareket ettiği, «kötü niyetin» varlığı halinde sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» ilişkin «hak düşürücü sürenin» uygulanmayacağı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… latı (WIPO) nezdinde tescilli çatal şeklindeki markasının şekil markası olarak birebir tersi şeklinde davalı tarafından aynı sınıf ve emtialar için tescil edildiği, «ortalama tüketici» nezdinde bağlantı kurularak seri markalar şeklinde algılanabileceği ve «iltibasa» neden olacağı, taraf markalarının şekil olarak benzer algılanabileceği, tescil «kötü niyete» dayalı ise 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanmayacağı, davacı ve davalı tarafların aynı sektörde olması nedeniyle davacıya ait çok sayıda tanınmış şekil markasının davalı tarafından bilindiğinin kabulü gerektiği, davacıya ait markanın ters şekilde ve benzer şekilde tescilinin «iyiniyet» ile bağdaşmayacağı, davalı tarafın tescilde «kötüniyetli» hareket ettiği gerekçesiyle davalı tarafa ait 2004/04438 sayılı şekil markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava açmakta «hukuki yararı» bulunmadığını, «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, markalar arasında benzerlik bulunmadığını, davacının markalarının zayıf markalar olduğunu, «ayırt ediciliği» bulunmadığını, davacının dava açmakta kötü niyetli olduğunu, davayı baskı aracı olarak kullandığını, müvekkilinin markayı kullanmadığı iddiasının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava açmak için 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, davacının müvekkiline ait markanın tesciline ve kullanımına sessiz kaldığını, müvekkilinin «kötü niyetinin» bulunmadığını ve kötü niyetin ispat edilemediğini, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, davacının markasını tescilli hali ile değil farklı bir şekilde …
-
Tasarımın tecavüzün tespiti | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3373 E. 2023/7801 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… bulunmamakla birlikte, davacı markasından tek harfinin (P/Z) farklı olduğu, davalı tarafça, Z harfinin alfabenin baskın harflerinden biri olduğu ve davalı markasına «ayırt edicilik» kazandırdığı ileri sürülmüş ise de davalı markasının davacının tanınmış olduğu 25 inci sınıf emtialarda tescilli oluşu, markanın ilk harf dışındaki diğer harflerinin aynı oluşu, görsel ve işitsel olarak benzer olması nedeniyle «iltibas» riski ve davacı markasının tanınmışlığından yararlanma ihtimali arttığından, İlk Derece Mahkemesinin kararı yerinde bulunarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunu …
Benzer bu kararda… Ayakkabı" ibaresini kullandığını, bu eylemi ile haksız kar elde ettiğini, müvekkil adına tescilli 2016/07122 numaralı tasarıma tecavüz teşkil ettiği ve aynı zamanda «haksız rekabet» oluşturduğundan bu eylemlerin devamı halinde müvekkil nezdinde büyük zarar doğması olasılığının mevcut olduğunu, müvekkilinin «tescilli tasarımları» ile dava konusu ürünlerin, hem taban, hem de taban ve gövde olarak «iltibas» yaratacak şekilde benzer olduğunu ileri sürerek davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, davalı eyleminin müvekkiline ait 2016/07122 sayılı t …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:talep aşımı · tescilsiz tasarım · kaldırma ve yeniden hüküm · havale · ıslah · maddi tazminat · yasal faiz · haksız rekabet
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacı adına «tescilli tasarımın» aynısını internet üzerinden satışa sunduğu, internet sitesinde sayfa başında dahi "Puma Ayakkabı" olarak tanıtımın yapıldığı, davacı tarafça internet üzerinden verilen siparişin davalı tarafça karşılanarak ürün gönderildiği ve böylece davalı tarafın davacının tasarım haklarına tecavüzü ve «haksız rekabetinin» ... olduğu, her ne kadar davalı ticari kayıtlarında kaç adet ürün sattığının tespiti mümkün olmamış ise de tarafların sosyal ve ekonomik durumu, ürünün özelliği nazara alınarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 ve 51 ... maddeleri uyarınca, davacı tarafça talep edilen 20.000,00 TL «maddi tazminat» tutarının uygun ve yeterli görüldüğü, yine ihlalin niteliği, tarafların ekonomik durumları ve manevi tazminatın amacı gözetilerek, davacı yararına 10.000,00 TL manevi tazminat takdir edildiği, dava dilekçesinde faizin niteliği belirtilmediğinden, «yasal faize» hükmedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacı adına tescilli 2016/07122 tescil no.lu tasarımdan ... haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tesp …
Davacı vekili 02.04.2019 «havale» tarihli dilekçesi ile, 1.000,00 TL olan «maddi tazminat» talebini, 20.000,00 TL olarak «ıslah» etmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle ve davacının 1.000,00 TL manevi tazminat talebi olmasına karşın «talep aşımı» yapılarak karar verildiğini, «yasal faizin» «ıslah» tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
… Ayakkabı" ibaresini kullandığını, bu eylemi ile haksız kar elde ettiğini, müvekkil adına tescilli 2016/07122 numaralı tasarıma tecavüz teşkil ettiği ve aynı zamanda «haksız rekabet» oluşturduğundan bu eylemlerin devamı halinde müvekkil nezdinde büyük zarar doğması olasılığının mevcut olduğunu, müvekkilinin «tescilli tasarımları» ile dava konusu ürünlerin, hem taban, hem de taban ve gövde olarak «iltibas» yaratacak şekilde benzer olduğunu ileri sürerek davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, davalı eyleminin müvekkiline ait 2016/07122 sayılı t …
-
Marka tecavüzü | Tazminat | Tecavüzün tespiti | Tecavüzün önlenmesi | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1092 E. 2023/4475 K.
Ortak:ba formu · ortalama tüketici · iltibas
İncelediğiniz kararda… ğını, ürünler arasında benzerlik de bulunmadığını, müvekkilinin ZUMA markası için kullandığı logo ile davalı logosunun karşılaştırılmasında benzerlik bulunmadığını, «ortalama tüketici» kitlesi tarafından karıştırılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin tüm ayakkabılarında, ayakkabı kutularında ve tanıtımlarında "ZUMA SHOES PREMİUM SNEAKERS" ibaresini ve davacı marka ile «ayırt ediciliği» sağlayan "Z" harfinin baskınlığından faydalanarak tasarlanan logosunu ön plana çıkararak kullandığını, ayakkabılarında "ZUMA" markasını altın/gümüş renkli metal kabartma olarak el yapımı olan ayakkabılara sonradan işlediğini, davacının ise ürettiği bütün ürünlerinde PUMA hayvanından oluşan logo ya da «form» strip olarak adlandırılan yan şerit logo ile birlikte "Puma" markasını ürünlerin kumaşına damgalamak suretiyle kullandığını, «uyuşmazlık konusu» markalar arasında kavramsal benzerlik bulunmadığı gibi sesçil ve görsel benzerliğin de olmadığını, "Z" ve "P" harflerinin sesçil olarak benzemediklerini belirterek …
… UMA SHOES PREMIUM SNEAKERS ibaresinin kullanıldığını, ayırt edici özelliğe sahip olan Z harfinin baskınlığından hareketle tasarlanan logonun ön plana çıkarıldığını, «ortalama tüketiciler» tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
… bulunmamakla birlikte, davacı markasından tek harfinin (P/Z) farklı olduğu, davalı tarafça, Z harfinin alfabenin baskın harflerinden biri olduğu ve davalı markasına «ayırt edicilik» kazandırdığı ileri sürülmüş ise de davalı markasının davacının tanınmış olduğu 25 inci sınıf emtialarda tescilli oluşu, markanın ilk harf dışındaki diğer harflerinin aynı oluşu, görsel ve işitsel olarak benzer olması nedeniyle «iltibas» riski ve davacı markasının tanınmışlığından yararlanma ihtimali arttığından, İlk Derece Mahkemesinin kararı yerinde bulunarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunu …
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya ait olduğu bildirilen 157102,78675, 78112 ve 77865 sayılı markaların süresinde «yenilenmediğinden» marka sınıfına girmediğini, davanın «yetkisiz» mahkemede açıldığını, müvekkilinin toptan satışını yapmakta olduğu ayakkabı modelleri üzerinde yer alan logoların kontrlarına ve şekillerine bakıldığında genel «form» itibariyle şekillerin birbirine benzemediğinin görüleceğini, dolayısıyla «iltibas» durumunun söz konusu olmadığını, davacının tazminat talebinin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ayrıca müvekkilinin ayakkabıyı tasarlayan ya da üreticisi olmadı …
… ının aynı ya da ayırt edici kadar benzerinin kullanıldığı, dava konusu kullanımların ayakkabılar üzerindeki konumu, şekillerin kullanılış biçimi dikkate alındığında «ortalama tüketici» nezdinde davacı tarafa ait şekil markaları arasında bağlantı kurulma ve «iltibas» yaratmaya müsait olduğu, kullanım şeklinin ayırt edilmeyecek derecede benzer olduğundan söz konusu kullanımın markaya yönelik tecavüz olduğu, söz konusu ayakkabıların internet üzerinde satışa sunulduğu ve ticari amaçla kullanım söz konusu olduğu, ticari amaçlı kullanımın markaya tecavüz anlamına geleceği, davacı lisans hakkına göre «maddi tazminat» talebinde bulunduğu ancak davalı taraf tarafından ne kadar ürün satıldığı söz konusu ürünlerin kodlarına göre belirleme yapılması mümkün olmadığı, davacının sunduğu lisans anlaşması söz konusu sabit en az değere göre olduğu, davalı faaliyetlerine göre aynı büyüklükte bir işletme söz konusu olmadığından ve lisans bedeline dayalı tam olarak belirleme yapılması mümkün olmadığından Türk Borçlar Kanunu hükümleri gereği zararın tam olarak tespit edilemediği hallerde hakim mevcut halin şartlarına göre zararı tespit edeceğine ilişkin düzenleme gereği davacıya ait markanın değeri, davalının kullanımı, kullanımın birden fazla ürüne ilişkin olması dikkate alınarak «hakkaniyet» gereği 20.000,00 TL maddi tazminatın uygun olacağı ve 1.000,00 TL manevi tazminata karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının kullanımının markaya tecavüz olduğunun tespitine, ürünlerin satışının engellenmesine, 20.000,00 TL maddi, 1.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
… de ettiğini, davalının internet sitesi üzerinden satış yaptığını, davaya konu ayakkabıların fotoğraflarıyla müvekkiline ait tescilli markaların karşılaştırıldığında «iltibas» bulunduğunu, davalının bu eylemlerinin bilinçli ve kasıtlı olduğunu, ayrıca dava konusu ürünler ile müvekkilinin ürünleri arasında seri marka algısı oluştuğunu ileri sürerek davalının eyleminin markaya tecavüz olduğunun tespitine, tecavüzünün önlenmesine, şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 1.000,00 TL manevi tazminata, internet sitesinde davaya konu ayakkabıların satışa arz edildiği sayfaların kapatılmasına ve kararın «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:savunmanın genişletilmesi yasağı · ticari defter kayıtları · hakkaniyet · oy yasağı · yenileme · marka hakkına tecavüz · ticari defter · havale
Benzer bu kararda… tanınmış marka olmayacağını, farklı markada bir ürünü sadece şekil benzerliği nedeniyle PUMA marka ayakkabılarla karıştırılması söz konusu olmayacağını, müvekkilin «ticari defter kayıtlarında» dava konusu ürünlerin satışının yapıldığına ilişkin bir «fatura» olmadığından bu ürünlere dayanarak lisans sözleşmesine göre tazminat hakkı bulunmadığını, davacının iddia ve «savunmanın genişletilmesi yasağının» başladığı zamana kadar lisans bedeline ilişkin olarak herhangi bir talebi olmadığını, davacının dava dilekçesinde sadece «maddi tazminat» talep etmesinin yeterli olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
… inin 2016/2871 E., 2017/1592 K. sayılı kararı ile bozulduğunu, söz konusu kararda dava konusu ayakkabılar üzerinde kullanılan işaretlerin yeteri kadar özgün olduğu, «ortalama tüketici» nezdinde karıştırılma ihtimalinin olmadığı yönünde olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde sadece «maddi tazminat» demekle yetindiğini, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesi gereğince seçimlik hakkı bulunan davacının bu seçimini açıkça belirtmemiş olması «sebebi» ile davacını maddi tazminat hususunda talebinin sonradan lisansa göre tazminat olarak değiştirmesinin iddia ve «savunmanın genişletilmesi yasağına» aykırı olduğunu, tazminata hak kazanmış olsa dahi ilk talebi ile bağlı kalınmasının hukuka uygun olacağını, davacı tarafın markasının izinsiz kullanımı söz konusu …
Davacı vekili 17.11.2016 «havale» tarihli «ıslah» dilekçesiyle «maddi tazminat» talebini 30.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya ait olduğu bildirilen 157102,78675, 78112 ve 77865 sayılı markaların süresinde «yenilenmediğinden» marka sınıfına girmediğini, davanın «yetkisiz» mahkemede açıldığını, müvekkilinin toptan satışını yapmakta olduğu ayakkabı modelleri üzerinde yer alan logoların kontrlarına ve şekillerine bakıldığında genel «form» itibariyle şekillerin birbirine benzemediğinin görüleceğini, dolayısıyla «iltibas» durumunun söz konusu olmadığını, davacının tazminat talebinin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ayrıca müvekkilinin ayakkabıyı tasarlayan ya da üreticisi olmadı …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1442 E. , 2023/4834 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/559 Esas, 2021/2182 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/498 E., 2018/336 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine hükmolunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne; dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1924 yılında Almanya'da kurulan dünyaca ünlü PUMA markasının sahibi olduğunu ve bu markanın Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde 99392, 78463, 78675 ve 116987 numaraları ile tescil ettirildiğini, yine T/000258 numarasıyla tanınmış markalar listesine kaydedildiğini, davalının ise 2015/74719 sayılı ZUMA markasının sahibi olduğunu, her iki markanın da 25 inci sınıfta ayak giysilerinde tescil edildiklerini, birbirlerine ayniyet derecesinde benzediklerini, markaların ürün üzerindeki kullanış şekillerinin dahi aynı olduğunu, kaldı ki ZUMA kelimesinin bir anlam da barındırmadığını, davalı yanca PUMA markasının tanınmışlığından haksız şekilde yararlanılmak sureti ile kötü niyetli hareket edildiğini ileri sürerek davalı adına tescilli 2015/74719 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça kullanılan ve markanın ön plana çıkmasına sebep olan Puma hayvanının görselinden oluşan logonun, PUMA markasının en önemli ayrıntısı olduğunu, dolayısıyla sözcükten çok logonun ön planda tutulduğunu, müvekkilince PUMA markasına ve logosuna atıf yapılmadığını, ZUMA markasının TPMK sicilinde yayınlandığı sırada itirazda bulunmayan davacının kötü niyetli olduğunu, davalının ZUMA ve ZUMA Shoes markaları altında %100 deri ve el yapımı, özgün sıra dışı tasarımlara sahip, yerli fashion sneakers tarzı ayakkabılar ürettiğini, internet üzerinden tanıtımlar yaptığını, müvekkilinin ürünlerinde ZUMA SHOES PREMIUM SNEAKERS ibaresinin kullanıldığını, ayırt edici özelliğe sahip olan Z harfinin baskınlığından hareketle tasarlanan logonun ön plana çıkarıldığını, ortalama tüketiciler tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sektör bilirkişisi tarafından, markaların ürünler üzerindeki kullanım şekilleri, etiketlerin rengi ve baskı tekniği, her iki markanın logolarının farklı olması nedeniyle markalar arasında karıştırılmaya yol açacak derecede benzerlik bulunmadığına dair görüş bildirilmişse de markaların benzerliği değerlendirilirken ürün üzerindeki kullanım şeklinin önemli olmadığı, markaların sicilde tescilli oldukları şekillerin incelenmesi gerektiği, zira marka sahibinin tescilli markasını tescilli olduğu biçimde kullanma hakkının mevcut olduğu, ürün üzerindeki kullanımın her zaman değiştirilmesinin mümkün olduğu, tescilli oldukları şekliyle yapılan karşılaştırmada, her iki markanın da iki hece ve dört harften oluştuğu ve benzer harf karakteri ve rengi ile yazıldığı, her ikisinde de "uma" harflerinin yer aldığı, davacının markasının ilk harfinin "P", davalının markasının ilk harfinin ise "Z" olması dışında markalar arasında başkaca bir farkın bulunmadığı, her ne kadar davacının puma şeklinde logosu olduğu ve ürünler üzerinde bu logonun da kullanıldığı, bu nedenle markaların benzer olmadığı savunulmuşsa da davacının "PUMA" esas unsurlu tüm markalarında puma şeklinin mevcut olmadığı, markaların işitsel ve görsel benzerliğinin bulunduğu, markalar arasında kavramsal bir benzerlik mevcut değilse de benzerlik değerlendirilmesinde, görsel, işitsel ve kavramsal benzerliğin bir arada bulunması gerekmediği, davacının markasının tanınmış marka olduğu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesinin 1 inci ve 4 üncü fıkralarında yer alan hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, davalıya ait 2015/74719 numaralı "ZUMA" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece çelişkili bilirkişi raporları ile gerekçe oluşturulmasının hukuka aykırı olduğunu, sektör bilirkişisi tarafından markalar arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığı belirtilirken, marka bilirkişisince ZUMA ve PUMA marklarının karıştırılma ihtimalinin bulunduğu yönünde görüş bildirildiği, çelişkinin giderilmesi amacına yönelik olarak yeniden bilirkişi raporu aldırılmasının gerektiğini, müvekkilinin davacıya ait markayı taklit etme ve tanınmış markadan faydalanma kastının olmadığını, ürünler arasında benzerlik de bulunmadığını, müvekkilinin ZUMA markası için kullandığı logo ile davalı logosunun karşılaştırılmasında benzerlik bulunmadığını, ortalama tüketici kitlesi tarafından karıştırılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin tüm ayakkabılarında, ayakkabı kutularında ve tanıtımlarında "ZUMA SHOES PREMİUM SNEAKERS" ibaresini ve davacı marka ile ayırt ediciliği sağlayan "Z" harfinin baskınlığından faydalanarak tasarlanan logosunu ön plana çıkararak kullandığını, ayakkabılarında "ZUMA" markasını altın/gümüş renkli metal kabartma olarak el yapımı olan ayakkabılara sonradan işlediğini, davacının ise ürettiği bütün ürünlerinde PUMA hayvanından oluşan logo ya da form strip olarak adlandırılan yan şerit logo ile birlikte "Puma" markasını ürünlerin kumaşına damgalamak suretiyle kullandığını, uyuşmazlık konusu markalar arasında kavramsal benzerlik bulunmadığı gibi sesçil ve görsel benzerliğin de olmadığını, "Z" ve "P" harflerinin sesçil olarak benzemediklerini belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının incelenmesinde, marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen 03.11.2017 tarihli ilk rapor ve 07.08.2018 tarihli ikinci rapordaki sektör bilirkişisinin görüşünde, taraf markalarının tescil belgelerinin değil, tarafların markaları ve logolarının ürünler üzerindeki kullanımlarının dikkate alınarak markaların benzer olmadığı sonucuna ulaşıldığı, somut olaydaki davanın konusunun ise markaya tecavüz değil, marka hükümsüzlüğüne ilişkin olduğu, markaların fiili kullanımlarının değil tescil belgelerinin dikkate alınmasının gerektiği, zaman içerisinde davalının fiilen kullanımını değiştirmesi mümkün olup, markanın kullanıldığı şekliyle değerlendirme yapılmasının hatalı sonuçlara ulaşılmasına yol açabileceği, "PUMA" markasının ve logosunun tanınmış marka olduğu tarafların ve mahkemenin kabulünde olup, davacı tarafça marka ve logo birlikte kullanıldığı gibi, sözcük markasının tek başına da kullanıldığı, hükümsüzlüğe konu ZUMA ibaresinin ise bir anlamı bulunmamakla birlikte, davacı markasından tek harfinin (P/Z) farklı olduğu, davalı tarafça, Z harfinin alfabenin baskın harflerinden biri olduğu ve davalı markasına ayırt edicilik kazandırdığı ileri sürülmüş ise de davalı markasının davacının tanınmış olduğu 25 inci sınıf emtialarda tescilli oluşu, markanın ilk harf dışındaki diğer harflerinin aynı oluşu, görsel ve işitsel olarak benzer olması nedeniyle iltibas riski ve davacı markasının tanınmışlığından yararlanma ihtimali arttığından, İlk Derece Mahkemesinin kararı yerinde bulunarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı tarafından tescil ettirilen "ZUMA" ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/971334600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz