Markanın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/933 E. 2023/4143 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iyiniyet↗ dürüstlük kuralı↗ hak düşürücü süre↗ kâr kaybı↗ kötü niyet↗ hukuki yarar↗ esastan ret↗ ortalama tüketici↗ kötüniyet↗ ayırt edicilik↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/241 E., 2017/255 K.
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tanınmış ''PUMA'' kelimesinin, sıçrayan kedi ve yan şerit şeklinin Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde ve uluslararası alanda tescilli markaları bulunduğunu, davalı tarafından tescil edilen 2004/04438 sayılı şekil markasının müvekkiline ait şekil markası ile 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun'un (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalı markasının aynı/benzer sınıflarda tescilli olduğunu, müvekkilinin tanınmış şekil markasından davalının haberdar olmamasının mümkün olmadığını ve davalının marka tescilinde kötüniyetli hareket ettiğini, davalının markasını ciddi şekilde kullanmadığını ileri sürerek davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, markalar arasında benzerlik bulunmadığını, davacının markalarının zayıf markalar olduğunu, ayırt ediciliği bulunmadığını, davacının dava açmakta kötü niyetli olduğunu, davayı baskı aracı olarak kullandığını, müvekkilinin markayı kullanmadığı iddiasının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafa ait çok sayıda şekil markasının bulunduğu, davacı markalarının sektörde tanınmış olduğu, Uluslararası Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WIPO) nezdinde tescilli çatal şeklindeki markasının şekil markası olarak birebir tersi şeklinde davalı tarafından aynı sınıf ve emtialar için tescil edildiği, ortalama tüketici nezdinde bağlantı kurularak seri markalar şeklinde algılanabileceği ve iltibasa neden olacağı, taraf markalarının şekil olarak benzer algılanabileceği, tescil kötü niyete dayalı ise 5 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı, davacı ve davalı tarafların aynı sektörde olması nedeniyle davacıya ait çok sayıda tanınmış şekil markasının davalı tarafından bilindiğinin kabulü gerektiği, davacıya ait markanın ters şekilde ve benzer şekilde tescilinin iyiniyet ile bağdaşmayacağı, davalı tarafın tescilde kötüniyetli hareket ettiği gerekçesiyle davalı tarafa ait 2004/04438 sayılı şekil markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava açmak için 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının müvekkiline ait markanın tesciline ve kullanımına sessiz kaldığını, müvekkilinin kötü niyetinin bulunmadığını ve kötü niyetin ispat edilemediğini, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, davacının markasını tescilli hali ile değil farklı bir şekilde kullandığını, davacının şekil markalarının tasarımsal yönden hiçbir özelliğinin olmadığını, dava dilekçesinde yer alan ve davacıya ait olduğu iddia edilen birçok logo markasının PUMA kelime markası ile de bir bağlantısının bulunmadığını, PUMA ve benzeri logo markalarının doktrinde zayıf markalar olarak kabul edildiğini, zayıf logo markalarını ayırt edici kılan şeyin kelime markaları ile birlikte kullanılması olduğunu, ayrıca kelime markası olmaksızın sırf şekil markasının yer aldığı spor ayakkabıların orta düzeyde bilgilenmiş bir spor ayakkabı alıcısı tarafından hiçbir şekilde Puma marka ayakkabı diye satın alınmayacağını belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın WIPO nezdinde 599703 tescil numaralı kayıtta yer alan çatal şeklindeki marka görselinin davalı markası olan çatal şeklinin ters yöndeki hali olduğu, sadece yön itibariyle oluşturulan bu farklılığın ortalama tüketici tarafından algılanabilecek bir farklılık oluşturmadığı, taraf markalarının benzer sınıflarda tescilli olduğu, özellikle davacı markasının sahip olduğu yüksek tanınmışlık düzeyi dikkate alındığında, davalı markasının davacı markası ile iltibas oluşturabileceği, davalının aynı sektörde davacı markasını bilmemesinin mümkün olmadığı, buna rağmen benzer markasal kullanımda bulunmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu, bu nedenle davalının kötüniyetli hareket ettiği, kötü niyetin varlığı halinde sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığından iltibas oluşmayacağını, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını ve davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı adına tescilli şekil markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Tasarımın tecavüzün tespiti | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3373 E. 2023/7801 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… latı (WIPO) nezdinde tescilli çatal şeklindeki markasının şekil markası olarak birebir tersi şeklinde davalı tarafından aynı sınıf ve emtialar için tescil edildiği, «ortalama tüketici» nezdinde bağlantı kurularak seri markalar şeklinde algılanabileceği ve «iltibasa» neden olacağı, taraf markalarının şekil olarak benzer algılanabileceği, tescil «kötü niyete» dayalı ise 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanmayacağı, davacı ve davalı tarafların aynı sektörde olması nedeniyle davacıya ait çok sayıda tanınmış şekil markasının davalı tarafından bilindiğinin kabulü gerektiği, davacıya ait markanın ters şekilde ve benzer şekilde tescilinin «iyiniyet» ile bağdaşmayacağı, davalı tarafın tescilde «kötüniyetli» hareket ettiği gerekçesiyle davalı tarafa ait 2004/04438 sayılı şekil markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
… alı kayıtta yer alan çatal şeklindeki marka görselinin davalı markası olan çatal şeklinin ters yöndeki hali olduğu, sadece yön itibariyle oluşturulan bu farklılığın «ortalama tüketici» tarafından algılanabilecek bir farklılık oluşturmadığı, taraf markalarının benzer sınıflarda tescilli olduğu, özellikle davacı markasının sahip olduğu yüksek tanınmışlık düzeyi dikkate alındığında, davalı markasının davacı markası ile «iltibas» oluşturabileceği, davalının aynı sektörde davacı markasını bilmemesinin mümkün olmadığı, buna rağmen benzer markasal kullanımda bulunmasının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, bu nedenle davalının «kötüniyetli» hareket ettiği, «kötü niyetin» varlığı halinde sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» ilişkin «hak düşürücü sürenin» uygulanmayacağı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığından «iltibas» oluşmayacağını, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını ve davacının sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… Ayakkabı" ibaresini kullandığını, bu eylemi ile haksız kar elde ettiğini, müvekkil adına tescilli 2016/07122 numaralı tasarıma tecavüz teşkil ettiği ve aynı zamanda «haksız rekabet» oluşturduğundan bu eylemlerin devamı halinde müvekkil nezdinde büyük zarar doğması olasılığının mevcut olduğunu, müvekkilinin «tescilli tasarımları» ile dava konusu ürünlerin, hem taban, hem de taban ve gövde olarak «iltibas» yaratacak şekilde benzer olduğunu ileri sürerek davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, davalı eyleminin müvekkiline ait 2016/07122 sayılı t …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:talep aşımı · tescilsiz tasarım · kaldırma ve yeniden hüküm · havale · ıslah · maddi tazminat · yasal faiz · haksız rekabet
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacı adına «tescilli tasarımın» aynısını internet üzerinden satışa sunduğu, internet sitesinde sayfa başında dahi "Puma Ayakkabı" olarak tanıtımın yapıldığı, davacı tarafça internet üzerinden verilen siparişin davalı tarafça karşılanarak ürün gönderildiği ve böylece davalı tarafın davacının tasarım haklarına tecavüzü ve «haksız rekabetinin» ... olduğu, her ne kadar davalı ticari kayıtlarında kaç adet ürün sattığının tespiti mümkün olmamış ise de tarafların sosyal ve ekonomik durumu, ürünün özelliği nazara alınarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 ve 51 ... maddeleri uyarınca, davacı tarafça talep edilen 20.000,00 TL «maddi tazminat» tutarının uygun ve yeterli görüldüğü, yine ihlalin niteliği, tarafların ekonomik durumları ve manevi tazminatın amacı gözetilerek, davacı yararına 10.000,00 TL manevi tazminat takdir edildiği, dava dilekçesinde faizin niteliği belirtilmediğinden, «yasal faize» hükmedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacı adına tescilli 2016/07122 tescil no.lu tasarımdan ... haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tesp …
Davacı vekili 02.04.2019 «havale» tarihli dilekçesi ile, 1.000,00 TL olan «maddi tazminat» talebini, 20.000,00 TL olarak «ıslah» etmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle ve davacının 1.000,00 TL manevi tazminat talebi olmasına karşın «talep aşımı» yapılarak karar verildiğini, «yasal faizin» «ıslah» tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
… Ayakkabı" ibaresini kullandığını, bu eylemi ile haksız kar elde ettiğini, müvekkil adına tescilli 2016/07122 numaralı tasarıma tecavüz teşkil ettiği ve aynı zamanda «haksız rekabet» oluşturduğundan bu eylemlerin devamı halinde müvekkil nezdinde büyük zarar doğması olasılığının mevcut olduğunu, müvekkilinin «tescilli tasarımları» ile dava konusu ürünlerin, hem taban, hem de taban ve gövde olarak «iltibas» yaratacak şekilde benzer olduğunu ileri sürerek davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, davalı eyleminin müvekkiline ait 2016/07122 sayılı t …
-
Tasarım Tescil Belgesinin Hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18637 E. 2014/7421 K.
Ortak:ortalama tüketici · iltibas
İncelediğiniz kararda… latı (WIPO) nezdinde tescilli çatal şeklindeki markasının şekil markası olarak birebir tersi şeklinde davalı tarafından aynı sınıf ve emtialar için tescil edildiği, «ortalama tüketici» nezdinde bağlantı kurularak seri markalar şeklinde algılanabileceği ve «iltibasa» neden olacağı, taraf markalarının şekil olarak benzer algılanabileceği, tescil «kötü niyete» dayalı ise 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanmayacağı, davacı ve davalı tarafların aynı sektörde olması nedeniyle davacıya ait çok sayıda tanınmış şekil markasının davalı tarafından bilindiğinin kabulü gerektiği, davacıya ait markanın ters şekilde ve benzer şekilde tescilinin «iyiniyet» ile bağdaşmayacağı, davalı tarafın tescilde «kötüniyetli» hareket ettiği gerekçesiyle davalı tarafa ait 2004/04438 sayılı şekil markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
… alı kayıtta yer alan çatal şeklindeki marka görselinin davalı markası olan çatal şeklinin ters yöndeki hali olduğu, sadece yön itibariyle oluşturulan bu farklılığın «ortalama tüketici» tarafından algılanabilecek bir farklılık oluşturmadığı, taraf markalarının benzer sınıflarda tescilli olduğu, özellikle davacı markasının sahip olduğu yüksek tanınmışlık düzeyi dikkate alındığında, davalı markasının davacı markası ile «iltibas» oluşturabileceği, davalının aynı sektörde davacı markasını bilmemesinin mümkün olmadığı, buna rağmen benzer markasal kullanımda bulunmasının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, bu nedenle davalının «kötüniyetli» hareket ettiği, «kötü niyetin» varlığı halinde sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» ilişkin «hak düşürücü sürenin» uygulanmayacağı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… 56 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun'un (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, «ortalama tüketici» nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalı markasının aynı/benzer sınıflarda tescilli olduğunu, müvekkilinin tanınmış şekil markasından davalının haberdar olmamasının mümkün olmadığını ve davalının marka tescilinde «kötüniyetli» hareket ettiğini, davalının markasını ciddi şekilde kullanmadığını ileri sürerek davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… ının şekil markalarının, spor ayakkabısının yan kısmında büyük şekilde kullanımının, davacı tarafın tescilli tanınmış yan şerit marka ve logoları ile biçim yönünden «ortalama tüketici» nezdinde «iltibas» oluşturur şekilde benzerlik taşıdığı, ancak aynı şekil markasının ayakkabı üzerinde küçük şekilde kullanımının benzerlik taşımadığı, TPE nezdinde şekil ve logonun tescili boyuta göre yapılmadığından, davalının küçük şekilde kullanımının tesciline uygun kullanım olduğu, davalının büyük şekilde kullanımının ise bu «davanın konusu» olmayıp markaya tecavüz davasıyla incelenebileceğini gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar vermiştir.
… içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve «dava konusu» hükümsüzlüğü istenen 2008/26494 ve 2008/55381 sayılı markaların davacı adına tescilli markalarla «iltibas» yaratacak derecede benzer olmadıklarının belirlenmiş bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, davalının tescilli markasını farklı bir şekilde kullanmasının davacı markaları ile «iltibas» oluşturduğu hususu dosyadaki bilirkişi raporlarında bildirilmiş ise de, mahkemece bu hususta açılmış «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» davası bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:davanın konusu · olumsuz oy · marka hakkına tecavüz · haksız rekabet
Benzer bu karardaOysa, dava dilekçesinde davalının tescilli markalarını «iltibas» oluşturacak şekilde kullanımı nedeniyle markaya tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturduğundan bahisle tecavüzün önlenmesi talep edildiği gibi, yukarıda da belirtildiği üzere dosyaya sunulan deliller üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda da «dava konusu» markaların tescil olunduğu şekilden farklı kullanımının davacının «marka hakkına tecavüz» oluşturacağı mütalaa edilmiştir.
2-Ancak, davalının tescilli markasını farklı bir şekilde kullanmasının davacı markaları ile «iltibas» oluşturduğu hususu dosyadaki bilirkişi raporlarında bildirilmiş ise de, mahkemece bu hususta açılmış «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» davası bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Bu durumda, aynı zamanda tescilli markanın tescil edildiği halinden farklı kullanılmasının «marka hakkına tecavüz» oluşturduğu iddiasıyla 556 sayılı KHK'nin 9. ve 61. maddelerine dayalı bir uyuşmazlık bulunduğu da dikkate alınarak bu hususta olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmesi gerekirken marka hakkına tecavüze yönelik bir dava bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu yönden …
… ının şekil markalarının, spor ayakkabısının yan kısmında büyük şekilde kullanımının, davacı tarafın tescilli tanınmış yan şerit marka ve logoları ile biçim yönünden «ortalama tüketici» nezdinde «iltibas» oluşturur şekilde benzerlik taşıdığı, ancak aynı şekil markasının ayakkabı üzerinde küçük şekilde kullanımının benzerlik taşımadığı, TPE nezdinde şekil ve logonun tescili boyuta göre yapılmadığından, davalının küçük şekilde kullanımının tesciline uygun kullanım olduğu, davalının büyük şekilde kullanımının ise bu «davanın konusu» olmayıp markaya tecavüz davasıyla incelenebileceğini gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar vermiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1442 E. 2023/4834 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… latı (WIPO) nezdinde tescilli çatal şeklindeki markasının şekil markası olarak birebir tersi şeklinde davalı tarafından aynı sınıf ve emtialar için tescil edildiği, «ortalama tüketici» nezdinde bağlantı kurularak seri markalar şeklinde algılanabileceği ve «iltibasa» neden olacağı, taraf markalarının şekil olarak benzer algılanabileceği, tescil «kötü niyete» dayalı ise 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanmayacağı, davacı ve davalı tarafların aynı sektörde olması nedeniyle davacıya ait çok sayıda tanınmış şekil markasının davalı tarafından bilindiğinin kabulü gerektiği, davacıya ait markanın ters şekilde ve benzer şekilde tescilinin «iyiniyet» ile bağdaşmayacağı, davalı tarafın tescilde «kötüniyetli» hareket ettiği gerekçesiyle davalı tarafa ait 2004/04438 sayılı şekil markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
… alı kayıtta yer alan çatal şeklindeki marka görselinin davalı markası olan çatal şeklinin ters yöndeki hali olduğu, sadece yön itibariyle oluşturulan bu farklılığın «ortalama tüketici» tarafından algılanabilecek bir farklılık oluşturmadığı, taraf markalarının benzer sınıflarda tescilli olduğu, özellikle davacı markasının sahip olduğu yüksek tanınmışlık düzeyi dikkate alındığında, davalı markasının davacı markası ile «iltibas» oluşturabileceği, davalının aynı sektörde davacı markasını bilmemesinin mümkün olmadığı, buna rağmen benzer markasal kullanımda bulunmasının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, bu nedenle davalının «kötüniyetli» hareket ettiği, «kötü niyetin» varlığı halinde sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» ilişkin «hak düşürücü sürenin» uygulanmayacağı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… 56 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun'un (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, «ortalama tüketici» nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalı markasının aynı/benzer sınıflarda tescilli olduğunu, müvekkilinin tanınmış şekil markasından davalının haberdar olmamasının mümkün olmadığını ve davalının marka tescilinde «kötüniyetli» hareket ettiğini, davalının markasını ciddi şekilde kullanmadığını ileri sürerek davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… ğını, ürünler arasında benzerlik de bulunmadığını, müvekkilinin ZUMA markası için kullandığı logo ile davalı logosunun karşılaştırılmasında benzerlik bulunmadığını, «ortalama tüketici» kitlesi tarafından karıştırılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin tüm ayakkabılarında, ayakkabı kutularında ve tanıtımlarında "ZUMA SHOES PREMİUM SNEAKERS" ibaresini ve davacı marka ile «ayırt ediciliği» sağlayan "Z" harfinin baskınlığından faydalanarak tasarlanan logosunu ön plana çıkararak kullandığını, ayakkabılarında "ZUMA" markasını altın/gümüş renkli metal kabartma olarak el yapımı olan ayakkabılara sonradan işlediğini, davacının ise ürettiği bütün ürünlerinde PUMA hayvanından oluşan logo ya da «form» strip olarak adlandırılan yan şerit logo ile birlikte "Puma" markasını ürünlerin kumaşına damgalamak suretiyle kullandığını, «uyuşmazlık konusu» markalar arasında kavramsal benzerlik bulunmadığı gibi sesçil ve görsel benzerliğin de olmadığını, "Z" ve "P" harflerinin sesçil olarak benzemediklerini belirterek …
… bulunmamakla birlikte, davacı markasından tek harfinin (P/Z) farklı olduğu, davalı tarafça, Z harfinin alfabenin baskın harflerinden biri olduğu ve davalı markasına «ayırt edicilik» kazandırdığı ileri sürülmüş ise de davalı markasının davacının tanınmış olduğu 25 inci sınıf emtialarda tescilli oluşu, markanın ilk harf dışındaki diğer harflerinin aynı oluşu, görsel ve işitsel olarak benzer olması nedeniyle «iltibas» riski ve davacı markasının tanınmışlığından yararlanma ihtimali arttığından, İlk Derece Mahkemesinin kararı yerinde bulunarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunu …
… UMA SHOES PREMIUM SNEAKERS ibaresinin kullanıldığını, ayırt edici özelliğe sahip olan Z harfinin baskınlığından hareketle tasarlanan logonun ön plana çıkarıldığını, «ortalama tüketiciler» tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ba formu · sicilden terkin · uyuşmazlık konusu · terkin
Benzer bu kararda… ğını, ürünler arasında benzerlik de bulunmadığını, müvekkilinin ZUMA markası için kullandığı logo ile davalı logosunun karşılaştırılmasında benzerlik bulunmadığını, «ortalama tüketici» kitlesi tarafından karıştırılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin tüm ayakkabılarında, ayakkabı kutularında ve tanıtımlarında "ZUMA SHOES PREMİUM SNEAKERS" ibaresini ve davacı marka ile «ayırt ediciliği» sağlayan "Z" harfinin baskınlığından faydalanarak tasarlanan logosunu ön plana çıkararak kullandığını, ayakkabılarında "ZUMA" markasını altın/gümüş renkli metal kabartma olarak el yapımı olan ayakkabılara sonradan işlediğini, davacının ise ürettiği bütün ürünlerinde PUMA hayvanından oluşan logo ya da «form» strip olarak adlandırılan yan şerit logo ile birlikte "Puma" markasını ürünlerin kumaşına damgalamak suretiyle kullandığını, «uyuşmazlık konusu» markalar arasında kavramsal benzerlik bulunmadığı gibi sesçil ve görsel benzerliğin de olmadığını, "Z" ve "P" harflerinin sesçil olarak benzemediklerini belirterek …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı tarafından tescil ettirilen "ZUMA" ibareli markanın hükümsüzlüğü ile «sicilden terkini» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/933 E. , 2023/4143 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/717 Esas, 2021/1588 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/241 E., 2017/255 K.
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tanınmış ''PUMA'' kelimesinin, sıçrayan kedi ve yan şerit şeklinin Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde ve uluslararası alanda tescilli markaları bulunduğunu, davalı tarafından tescil edilen 2004/04438 sayılı şekil markasının müvekkiline ait şekil markası ile 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun'un (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalı markasının aynı/benzer sınıflarda tescilli olduğunu, müvekkilinin tanınmış şekil markasından davalının haberdar olmamasının mümkün olmadığını ve davalının marka tescilinde kötüniyetli hareket ettiğini, davalının markasını ciddi şekilde kullanmadığını ileri sürerek davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, markalar arasında benzerlik bulunmadığını, davacının markalarının zayıf markalar olduğunu, ayırt ediciliği bulunmadığını, davacının dava açmakta kötü niyetli olduğunu, davayı baskı aracı olarak kullandığını, müvekkilinin markayı kullanmadığı iddiasının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafa ait çok sayıda şekil markasının bulunduğu, davacı markalarının sektörde tanınmış olduğu, Uluslararası Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WIPO) nezdinde tescilli çatal şeklindeki markasının şekil markası olarak birebir tersi şeklinde davalı tarafından aynı sınıf ve emtialar için tescil edildiği, ortalama tüketici nezdinde bağlantı kurularak seri markalar şeklinde algılanabileceği ve iltibasa neden olacağı, taraf markalarının şekil olarak benzer algılanabileceği, tescil kötü niyete dayalı ise 5 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı, davacı ve davalı tarafların aynı sektörde olması nedeniyle davacıya ait çok sayıda tanınmış şekil markasının davalı tarafından bilindiğinin kabulü gerektiği, davacıya ait markanın ters şekilde ve benzer şekilde tescilinin iyiniyet ile bağdaşmayacağı, davalı tarafın tescilde kötüniyetli hareket ettiği gerekçesiyle davalı tarafa ait 2004/04438 sayılı şekil markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava açmak için 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının müvekkiline ait markanın tesciline ve kullanımına sessiz kaldığını, müvekkilinin kötü niyetinin bulunmadığını ve kötü niyetin ispat edilemediğini, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, davacının markasını tescilli hali ile değil farklı bir şekilde kullandığını, davacının şekil markalarının tasarımsal yönden hiçbir özelliğinin olmadığını, dava dilekçesinde yer alan ve davacıya ait olduğu iddia edilen birçok logo markasının PUMA kelime markası ile de bir bağlantısının bulunmadığını, PUMA ve benzeri logo markalarının doktrinde zayıf markalar olarak kabul edildiğini, zayıf logo markalarını ayırt edici kılan şeyin kelime markaları ile birlikte kullanılması olduğunu, ayrıca kelime markası olmaksızın sırf şekil markasının yer aldığı spor ayakkabıların orta düzeyde bilgilenmiş bir spor ayakkabı alıcısı tarafından hiçbir şekilde Puma marka ayakkabı diye satın alınmayacağını belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın WIPO nezdinde 599703 tescil numaralı kayıtta yer alan çatal şeklindeki marka görselinin davalı markası olan çatal şeklinin ters yöndeki hali olduğu, sadece yön itibariyle oluşturulan bu farklılığın ortalama tüketici tarafından algılanabilecek bir farklılık oluşturmadığı, taraf markalarının benzer sınıflarda tescilli olduğu, özellikle davacı markasının sahip olduğu yüksek tanınmışlık düzeyi dikkate alındığında, davalı markasının davacı markası ile iltibas oluşturabileceği, davalının aynı sektörde davacı markasını bilmemesinin mümkün olmadığı, buna rağmen benzer markasal kullanımda bulunmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu, bu nedenle davalının kötüniyetli hareket ettiği, kötü niyetin varlığı halinde sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığından iltibas oluşmayacağını, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını ve davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı adına tescilli şekil markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1003520700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz