Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3754 E. 2023/4746 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasfiye usulü↗ 5174 sayılı kanun↗ rücu davası↗ gerekçeli kararın tebliği↗ resen terkin↗ re'sen terkin↗ ihya davası↗ hukuki menfaat↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ sicilden terkin↗ rücuen tazminat↗ ihya↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ tasfiye memuru↗ rücu↗ hak düşürücü süre↗ ihtar↗ hukuki yarar↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.11.2021 tarihli ve 2021/539 E., 2021/137 K. sayılı kararıyla; davacının şirketin ihyasını istemekte hukuki yararının bulunduğu, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin birinci fıkrasındaki yasal koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Yeşil ve Mavi Metal Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti.'nin Sakarya 3. İş Mahkemesinin 2020/118 E. sayılı dosyası ve bu dosyadan verilecek hükmün icrası ile sınırlı olarak ihyasına ve sicile tesciline, şirketin ortağı ve son yetkilisi olduğu anlaşılan ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde tasfiye memuru istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 10.06.2022 tarihli ve 2022/868 E.,2022/1255 K. sayılı kararıyla; Sakarya 3. İş Mahkemesinin 2020/118 E. sayılı dosyası üzerinden 20.07.2020 tarihinde ihyası istenen şirkete yönelik açılan rücu davası sebebiyle hukuki menfaati bulunan davacı tarafından eldeki davanın 30.09.2021 tarihinde açıldığı, ihyası istenen şirkete ait ticaret sicil kayıtlarına göre şirketin 13.08.2015 tarihinde sicilden resen terkin edildiği, bu halde İlk Derece Mahkemesince ihya istemine yönelik davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmaması nedeniyle davanın hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, tasfiye memurunun istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 12.12.2022 tarih, 2022/6857 E. ve 2022/8914 K. sayılı kararıyla 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü maddesinin (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmesi gerekirken, doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan suretiyle yapılması usule aykırı olmakla birlikte, davalı ...'nce ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu da Kanunda tadadi olarak sayılan hallerden bulunmadığı, 5174 sayılı Kanun'a göre oda kaydının silinmesine ilişkin yapılan işlem özel kanunla konulmuş özel bir tasfiye usulü olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen sicilden terkin işlemine uygulanamayacağı, dolayısıyla, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca 5 yıllık dava açma süresi dolmuş ise de, davalı ... Sicili Müdürlüğü'nün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından Kanunda öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanması mümkün olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü maddesinin (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmesi gerekirken, doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan suretiyle yapılması usule aykırı olmakla, davalı ... Sicili Müdürlüğü'nce ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu da Kanunda tadadi olarak sayılan hallerden bulunmadığı, 5174 sayılı Kanun'a göre oda kaydının silinmesine ilişkin yapılan işlem özel kanunla konulmuş özel bir tasfiye usulü olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen sicilden terkin işlemine uygulanamayacağı, dolayısıyla, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca 5 yıllık dava açma süresi dolmuş ise de, davalı ...'nün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından Kanunda öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanması mümkün olmadığı, davacının ihya davası açmakta hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle tasfiye memurunun istinaf başvurusunun esastan reddine, davanın kabulüne şirketin Sakarya 3. İş Mahkemesinin 2020/118 E. sayılı dosyası ve bu dosyadan hükmün icrası ile sınırlı olarak ihyasına, ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına, karar kesinleştiğinde bir suretinin gereği için Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde tasfiye memuru vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Tasfiye memuru vekili temyiz dilekçesinde özetle; ihya davasında basit yargılama usulünün uygulanamayacağını, tasfiye memuru müvekkilinin yargılamadan gerekçeli kararın tebliği ile haberdar olduğunu, davada savunma yapamadığını, davanın yasal süresi içerisinde açılmadığını, davacının davada hukuki yararının bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 5174 sayılı Kanun uyarınca oda kaydı silinen ve bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden terkinine karar verilen şirketin ihyasına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi hükmü.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6857 E. 2022/8914 K.
Ortak:tasfiye usulü · rücu davası · resen terkin · re'sen terkin · ihya davası · hukuki menfaat · sicilden terkin · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaSicili Müdürlüğü'nce «ihyası» istenen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» ile silinme hususu da Kanunda tadadi olarak sayılan hallerden bulunmadığı, 5174 sayılı Kanun'a göre oda «kaydının» silinmesine ilişkin yapılan işlem özel kanunla konulmuş özel bir «tasfiye usulü» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen «sicilden terkin» işlemine uygulanamayacağı, dolayısıyla, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca 5 yıllık dava açma süresi dolmuş ise de, davalı ...'nün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından Kanunda öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanması mümkün olmadığı, davacının «ihya davası» açmakta «hukuki yararının» bulunduğu gerekçesiyle tasfiye memurunun istinaf başvurusunun esastan reddine, davanın kabulüne şirketin Sakarya 3.
İş Mahkemesinin 2020/118 E. sayılı dosyası üzerinden 20.07.2020 tarihinde «ihyası» istenen şirkete yönelik açılan «rücu davası» sebebiyle «hukuki menfaati» bulunan davacı tarafından eldeki davanın 30.09.2021 tarihinde açıldığı, ihyası istenen şirkete ait «ticaret sicil» kayıtlarına göre şirketin 13.08.2015 tarihinde sicilden «resen terkin» edildiği, bu halde İlk Derece Mahkemesince ihya istemine yönelik davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılmaması nedeniyle davanın hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, «tasfiye» memurunun istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizin 12.12.2022 tarih, 2022/6857 E. ve 2022/8914 K. sayılı kararıyla 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü maddesinin (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmesi gerekirken, doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ilan» suretiyle yapılması usule aykırı olmakla birlikte, davalı ...'nce «ihyası» istenen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» ile silinme hususu da Kanunda tadadi olarak sayılan hallerden bulunmadığı, 5174 sayılı Kanun'a göre oda «kaydının» silinmesine ilişkin yapılan işlem özel kanunla konulmuş özel bir «tasfiye usulü» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen «sicilden terkin» işlemine uygulanamayacağı, dolayısıyla, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca 5 yıllık dava açma süresi dolmuş ise de, davalı ...
Benzer bu karardaİş Mahkemesinin 2020/118 esası üzerinden 20/07/2020 tarihinde «ihyası» istenen şirkete yönelik açılan «rücu davası» sebebiyle «hukuki menfaati» bulunan davacı tarafından eldeki davanın 30/09/2021 tarihinde açıldığı, ihyası istenen şirkete ait «ticaret sicil» kayıtlarına göre şirketin 13/08/2015 tarihinde sicilden «resen terkin» edildiği, bu halde, mahkemece ihya istemine yönelik davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılmaması nedeniyle davanın hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, «tasfiye» memurunun ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, …
Ancak, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4/a bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmesi gerekirken, doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ilan» suretiyle yapılması usule aykırı olmakla birlikte, davalı ...'nce «ihyası» istenen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» ile silinme hususu da kanunda tadadi olarak sayılan hallerden bulunmamaktadır.
5174 Sayılı TOBB Kanununa göre oda «kaydının» silinmesine ilişkin yapılan işlem özel kanunla konulmuş özel bir «tasfiye usulü» olup, TTK'nın geçici 7. maddesinde öngörülen «sicilden terkin» işlemine uygulanamaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1394 E. 2023/1520 K.
Ortak:rücu davası · re'sen terkin · ihya davası · hukuki menfaat · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicili Müdürlüğü'nce «ihyası» istenen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» ile silinme hususu da Kanunda tadadi olarak sayılan hallerden bulunmadığı, 5174 sayılı Kanun'a göre oda «kaydının» silinmesine ilişkin yapılan işlem özel kanunla konulmuş özel bir «tasfiye usulü» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen «sicilden terkin» işlemine uygulanamayacağı, dolayısıyla, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca 5 yıllık dava açma süresi dolmuş ise de, davalı ...'nün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından Kanunda öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanması mümkün olmadığı, davacının «ihya davası» açmakta «hukuki yararının» bulunduğu gerekçesiyle tasfiye memurunun istinaf başvurusunun esastan reddine, davanın kabulüne şirketin Sakarya 3.
İş Mahkemesinin 2020/118 E. sayılı dosyası üzerinden 20.07.2020 tarihinde «ihyası» istenen şirkete yönelik açılan «rücu davası» sebebiyle «hukuki menfaati» bulunan davacı tarafından eldeki davanın 30.09.2021 tarihinde açıldığı, ihyası istenen şirkete ait «ticaret sicil» kayıtlarına göre şirketin 13.08.2015 tarihinde sicilden «resen terkin» edildiği, bu halde İlk Derece Mahkemesince ihya istemine yönelik davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılmaması nedeniyle davanın hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, «tasfiye» memurunun istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizin 12.12.2022 tarih, 2022/6857 E. ve 2022/8914 K. sayılı kararıyla 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü maddesinin (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmesi gerekirken, doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ilan» suretiyle yapılması usule aykırı olmakla birlikte, davalı ...'nce «ihyası» istenen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» ile silinme hususu da Kanunda tadadi olarak sayılan hallerden bulunmadığı, 5174 sayılı Kanun'a göre oda «kaydının» silinmesine ilişkin yapılan işlem özel kanunla konulmuş özel bir «tasfiye usulü» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen «sicilden terkin» işlemine uygulanamayacağı, dolayısıyla, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca 5 yıllık dava açma süresi dolmuş ise de, davalı ...
Benzer bu kararda… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, «ihyası» istenen şirketin sicilden 23.10.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 26.05.2021 tarihinde açıldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Müdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» ile silinme hususu Kanun'da tadadi olarak sayılan hâllerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, eldeki davada 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolmuş ise de davalı ...
Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan şirkete bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından yasada öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, öte yandan, davacı tarafından daha önce aynı «şirketin ihya» edilmesi talebiyle açtığı davanın kabulüne dair kararın Yargıtay denetiminden henüz geçmediği ve kesinleşmediği dikkate alındığında davacının işbu davada «hukuki yararının» bulunduğu, davalının usulsüz «terkin» işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, İlk Derece Mahkemesinin davanın hak düşürücü süre nedeniyle «usulden reddi» kararında isabet görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisine, buna göre davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 61215 sicil numarasında kayıtlı iken «sicilden terkin» edilen Yakıtsan Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · infisah · münfesihlik · geçici 7. madde · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · dava şartı yokluğu · kaldırma ve yeniden hüküm
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep olunan Yakıtsan Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Limited Şirketi'nin «münfesih» sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan «ihtar» ve ilân üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği, «ihtarnamede» «infisah» «sebebi» olarak 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odaca «kaydı» silinenler olarak yer aldığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde «tasfiye» ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, somut uyuşmazlıkta ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi, belge veya tebligat dosyaya sunulmadığı gibi ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın adresin kapalı olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilân suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, öte yandan 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, "Oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla «ticaret sicil» kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna «ihbarda» bulunulur.
… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, «ihyası» istenen şirketin sicilden 23.10.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 26.05.2021 tarihinde açıldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda «kaydı» silinmiş sayılır” düzenlemesine yer verildiği, 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim Ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 1 inci maddesinin (d) bendinde, "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler..." denilerek Kanun'da olmayan bir hâlin tebliğ ile düzenlendiği, oysa ki 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin tadadi olduğu ve Kanun'un geçici maddesine göre istisnai «tasfiye» usulüne tabi olacağını belirtmediği bir hâlin ikincil bir düzenleme ile «geçici madde» kapsamına alınamayacağı, davalı ...
Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan şirkete bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından yasada öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, öte yandan, davacı tarafından daha önce aynı «şirketin ihya» edilmesi talebiyle açtığı davanın kabulüne dair kararın Yargıtay denetiminden henüz geçmediği ve kesinleşmediği dikkate alındığında davacının işbu davada «hukuki yararının» bulunduğu, davalının usulsüz «terkin» işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, İlk Derece Mahkemesinin davanın hak düşürücü süre nedeniyle «usulden reddi» kararında isabet görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisine, buna göre davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 61215 sicil numarasında kayıtlı iken «sicilden terkin» edilen Yakıtsan Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/257 E. 2024/1352 K.
Ortak:re'sen terkin · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · ihtar · hukuki yarar · tebligat · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaDairemizin 12.12.2022 tarih, 2022/6857 E. ve 2022/8914 K. sayılı kararıyla 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü maddesinin (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmesi gerekirken, doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ilan» suretiyle yapılması usule aykırı olmakla birlikte, davalı ...'nce «ihyası» istenen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» ile silinme hususu da Kanunda tadadi olarak sayılan hallerden bulunmadığı, 5174 sayılı Kanun'a göre oda «kaydının» silinmesine ilişkin yapılan işlem özel kanunla konulmuş özel bir «tasfiye usulü» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen «sicilden terkin» işlemine uygulanamayacağı, dolayısıyla, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca 5 yıllık dava açma süresi dolmuş ise de, davalı ...
Sicili Müdürlüğü'nce «ihyası» istenen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» ile silinme hususu da Kanunda tadadi olarak sayılan hallerden bulunmadığı, 5174 sayılı Kanun'a göre oda «kaydının» silinmesine ilişkin yapılan işlem özel kanunla konulmuş özel bir «tasfiye usulü» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen «sicilden terkin» işlemine uygulanamayacağı, dolayısıyla, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca 5 yıllık dava açma süresi dolmuş ise de, davalı ...'nün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından Kanunda öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanması mümkün olmadığı, davacının «ihya davası» açmakta «hukuki yararının» bulunduğu gerekçesiyle tasfiye memurunun istinaf başvurusunun esastan reddine, davanın kabulüne şirketin Sakarya 3.
Temyiz Sebepleri Tasfiye memuru vekili temyiz dilekçesinde özetle; «ihya» davasında basit yargılama usulünün uygulanamayacağını, «tasfiye memuru» müvekkilinin yargılamadan «gerekçeli kararın tebliği» ile haberdar olduğunu, davada savunma yapamadığını, davanın yasal süresi içerisinde açılmadığını, davacının davada «hukuki yararının» bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… n yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... sicil müdürlüğünce 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden re'«sen terkin» edildiği, nitekim ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise adresin kapalı olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, öte yandan terkin işleminin 5174 Kanun’un 10 ncu maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü bendi kapsamında yapıldığı, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi «sebebi» ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından dava konusu terkin işleminin de hukuka uygun olmadığı, davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, şirketin hukuka aykırı olarak terkin edildiğinden dava açılmasına sebebiyet veren kurum aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şirketin ihyasına karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı «temsilcisi» temyiz dilekçesinde özetle; öncelikle davanın «hukuki yarar» yokluğundan ret edilmesi gerektiğini, ihtarların usulüne uygun yapıldığını, ek «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, «terkinin» mevzuat hükümlerine göre yapıldığını, aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, «terkin» edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında «üçüncü kişiler» tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına istinaden açılan «ihya» davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek «tasfiye» niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen dava dosyası ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına ve «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · kıdem tazminatı · münfesihlik · yasal hasım · rücuen tahsil · yargılama giderleri · üçüncü kişi · alacak davası
Benzer bu karardaCEVAP Davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya» davasının «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığını, dava dışı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edilmiş ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32’nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Turkal Temizlik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketi işçilerinden E.B. ve D.T. tarafından «kıdem tazminatı» ve yıllık izin ücreti alacağı için müvekkil idare aleyhine dava açıldığını, D.T. tarafından açılan dava sonucu Ankara 15.
İş Mahkemesinin 05.04.2021 tarih ve 2017/711 E., 2021/364 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, işbu davalar sonucunda müvekkili idare tarafından dava dışı işçilere ödenen miktarın «rücuen tahsili» amacıyla müvekkili tarafından Ankara 21.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/353 E. sayılı dosyasında dava dışı yüklenici Turkal Temizlik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketinin aleyhine «alacak davası» açıldığını, Ankara 21.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3754 E. , 2023/4746 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/575 Esas, 2023/521 Karar
HÜKÜM
Davanın kabulü
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen şirketin ihyası davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak tasfiye memuru vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafından dava dışı Yeşil Mavi Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine rücuen tazminat davasının açıldığını, yargılama sırasında şirketin sicilden terkin edildiğinin anlaşılmasının üzerine Mahkemece şirketin ihyası davası açılması için süre verildiğini ileri sürerek Sakarya Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlıyken sicilden ticaret terkin edilen Yeşil Mavi Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı şirketin 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 14 üncü maddesine göre aidat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ayrıca aynı kanuna göre adresini bildirmediği ve gerekli belgeleri de ibraz etmediğini, şirkete oda kaydının silineceğinin ihtarına rağmen her hangi bir müracaatta bulunulmadığını, bu nedenle üyenin kaydının meclis kararıyla silindiğini ve durumun Ticaret Sicili Müdürlüğüne bildirildiğini, Ticaret Sicili Müdürlüğünce şirkete yapılan tebligatlardan da sonuç alınamayınca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinin verdiği yetkiye istinaden şirketin sicilden kaydının resen terkin edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.11.2021 tarihli ve 2021/539 E., 2021/137 K. sayılı kararıyla; davacının şirketin ihyasını istemekte hukuki yararının bulunduğu, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin birinci fıkrasındaki yasal koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Yeşil ve Mavi Metal Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti.'nin Sakarya 3. İş Mahkemesinin 2020/118 E. sayılı dosyası ve bu dosyadan verilecek hükmün icrası ile sınırlı olarak ihyasına ve sicile tesciline, şirketin ortağı ve son yetkilisi olduğu anlaşılan ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde tasfiye memuru istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 10.06.2022 tarihli ve 2022/868 E.,2022/1255 K. sayılı kararıyla; Sakarya 3. İş Mahkemesinin 2020/118 E. sayılı dosyası üzerinden 20.07.2020 tarihinde ihyası istenen şirkete yönelik açılan rücu davası sebebiyle hukuki menfaati bulunan davacı tarafından eldeki davanın 30.09.2021 tarihinde açıldığı, ihyası istenen şirkete ait ticaret sicil kayıtlarına göre şirketin 13.08.2015 tarihinde sicilden resen terkin edildiği, bu halde İlk Derece Mahkemesince ihya istemine yönelik davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmaması nedeniyle davanın hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, tasfiye memurunun istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 12.12.2022 tarih, 2022/6857 E. ve 2022/8914 K. sayılı kararıyla 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü maddesinin (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmesi gerekirken, doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan suretiyle yapılması usule aykırı olmakla birlikte, davalı ...'nce ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu da Kanunda tadadi olarak sayılan hallerden bulunmadığı, 5174 sayılı Kanun'a göre oda kaydının silinmesine ilişkin yapılan işlem özel kanunla konulmuş özel bir tasfiye usulü olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen sicilden terkin işlemine uygulanamayacağı, dolayısıyla, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca 5 yıllık dava açma süresi dolmuş ise de, davalı ...
Sicili Müdürlüğü'nün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından Kanunda öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanması mümkün olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü maddesinin (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmesi gerekirken, doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan suretiyle yapılması usule aykırı olmakla, davalı ... Sicili Müdürlüğü'nce ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu da Kanunda tadadi olarak sayılan hallerden bulunmadığı, 5174 sayılı Kanun'a göre oda kaydının silinmesine ilişkin yapılan işlem özel kanunla konulmuş özel bir tasfiye usulü olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen sicilden terkin işlemine uygulanamayacağı, dolayısıyla, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca 5 yıllık dava açma süresi dolmuş ise de, davalı ...'nün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından Kanunda öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanması mümkün olmadığı, davacının ihya davası açmakta hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle tasfiye memurunun istinaf başvurusunun esastan reddine, davanın kabulüne şirketin Sakarya 3.
İş Mahkemesinin 2020/118 E. sayılı dosyası ve bu dosyadan hükmün icrası ile sınırlı olarak ihyasına, ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına, karar kesinleştiğinde bir suretinin gereği için Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde tasfiye memuru vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Tasfiye memuru vekili temyiz dilekçesinde özetle; ihya davasında basit yargılama usulünün uygulanamayacağını, tasfiye memuru müvekkilinin yargılamadan gerekçeli kararın tebliği ile haberdar olduğunu, davada savunma yapamadığını, davanın yasal süresi içerisinde açılmadığını, davacının davada hukuki yararının bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 5174 sayılı Kanun uyarınca oda kaydı silinen ve bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden terkinine karar verilen şirketin ihyasına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi hükmü.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tasfiye memuru vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/971316500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz