YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1188 E. 2023/4775 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istinaf incelemesi↗ iptal davası↗ uyuşmazlık konusu↗ esastan ret↗ ayırt edicilik↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/443 E., 2020/12 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “yemen kahvesi” ibareli 2013/49390, 2016/75595, 2017/106068 ve 2017/89281 sayılı marka tescillerinin bulunduğunu, davalının “AZİZ BEY YEMEN KAHVESİ” ibareli 2017/108922 sayılı marka başvurusunun, müvekkilinin markaları ile iltibas yarattığını, davalının kötü niyetli olduğunu, buna rağmen başvuruya itirazlarının 2018-M-8552 sayılı YİDK kararı ile reddedildiğini ileri sürerek, davalı TPMK YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi uyarınca coğrafi kaynak belirten işaret ve adlandırmaların ayırt ediciliğinin bulunmadığını, "Yemen Kahvesi" şeklindeki ibarenin de bu kapsamda bulunduğunu, davacı markasının asıl unsurunun “Tahsin Ağa”, müvekkilinin markasının asıl unsurunun ise “Aziz Bey” olduğunu, bu nedenle markalar arasında herhangi bir benzerliğin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2017/108922 sayılı marka ile davacı yanın dayanak markalarının 43. sınıf hizmetlerde birebir aynı emtiaları kapsadıkları, markaları oluşturan işaretlerin bütünsel anlamda birbirleri ile benzer algılar yarattıkları, bu benzerliğin işaretler arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi uyarınca, başvuru kapsamındaki tüm emtialar bakımından karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimaline neden olacak düzeyde bulunduğu, davacının markalarının tanınmış olmadığı, davalı başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, TPMK YİDK'nın kararının iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne
karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı TPMK vekili istinaf dilekçesinde özetle; kurum kararının hukuka uygun olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı şahıs vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların markaları arasındaki tek ortak unsurun, ayırt edici vasfı bulunmayan "YEMEN KAHVESİ" ibaresi olduğunu, Yemen'in başta "mocha" türü olmak üzere kahveyle meşhur bir yer olduğunu, kaldı ki "kahve" ibaresinin de uyuşmazlık konusu emtia bakımından ayırt ediciliğinin olmadığını, bu nedenle tarafların markaları arasında benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların markaları arasında benzerlik bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı şahıs vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6543 E. 2023/1082 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminattan muafiyet · yabancılık teminatı · karşılıklılık esası · ihtarat · muafiyet · dava şartı yokluğu · kesin süre · usulden reddi
Benzer bu kararda… arihli Dostluk Anlaşması'nın yürürlüğe girdiğine delalet eden işlem hakkında belgelere rastlanılmadığı ve buna göre Anlaşma'nın hâlen yürürlükte bulunduğuna ilişkin «kesin» bir tespitte bulunulamayacağının bildirildiği, 5718 sayılı Kanun'un 48 inci maddesi gereğince takdir edilen «teminatın» yatırılması için davacı vekiline «ihtarat» yapılarak «kesin süre» verildiği, verilen kesin süre içerisinde teminatın yatırılmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
… ı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince 5718 sayılı Kanun'un 48 inci maddesi gereğince fiili karşılıklılık ve anlaşma tespit edilemediğinden davacı vekiline «ihtarat» yapılarak «yabancılık teminatı» yatırması için «kesin süre» verildiği, verilen kesin süre içerisinde teminatın yatırılmadığı anlaşıldığından Mahkemece davanın «usulden reddine» karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının mukim olduğu Yemen Devleti ve Ülkemiz arasında 5718 sayılı Kanun'un 48 inci maddesinde düzenlenen «teminattan muafiyetine» dair sözleşme ya da fiili karşılıklılık bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «karşılıklılık esası» uyarınca taraf ülke vatandaşlarının «teminat» yatırmaktan muaf olduklarını, İlk Derece Mahkemesince ilgili yerlere müzekkere yazılmasına rağmen Yemen ile olan Dostluk Anlaşması'nın yürürlükte olduğuna dair «kesin» bir tespit yapılamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, kararın yerinde olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak davanın …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4761 E. 2024/875 K.
Ortak:uyuşmazlık konusu · iltibas
İncelediğiniz kararda… 8 ve 2017/89281 sayılı marka tescillerinin bulunduğunu, davalının “AZİZ BEY YEMEN KAHVESİ” ibareli 2017/108922 sayılı marka başvurusunun, müvekkilinin markaları ile «iltibas» yarattığını, davalının kötü niyetli olduğunu, buna rağmen başvuruya itirazlarının 2018-M-8552 sayılı YİDK kararı ile reddedildiğini ileri sürerek, davalı TPMK YİDK …
… rt edici vasfı bulunmayan "YEMEN KAHVESİ" ibaresi olduğunu, Yemen'in başta "mocha" türü olmak üzere kahveyle meşhur bir yer olduğunu, kaldı ki "kahve" ibaresinin de «uyuşmazlık konusu» emtia bakımından «ayırt ediciliğinin» olmadığını, bu nedenle tarafların markaları arasında benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının «istinaf incelemesi» yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaYEMENLER HOLDİNG" ibareli başvuru ile davalı Şirkete ait redde mesnet "..." ibareli markalar arasında başvurunun reddedildiği ve «uyuşmazlık konusu» olan mal ve hizmetler yönünden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca «iltibas» koşullarının oluştuğu, davacının dava konusu başvuru yönünden «müktesep hak» teşkil ettiğini ileri sürdüğü 2007/57724 sayılı markasının asli unsuru olan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da muhafaza edildiği ancak dava konusu başvuruda "..." ibaresinin yazım ve tertip tarzı itibariyle davalı şirketin redde mesnet markalarına yakınlaşma çabası ve iltibas tehlikesi içerdiği için davacının müktesep hak müessesesinden faydalanamayacağı, bu itibarla ilk derece mahkemesinin bahsi geçen davacı markasının müktesep hak teşkil etmediği kabulünde bir isabetsizlik görülmediği, gerekçesiyle davacı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf başvurusunun reddi · müktesep hak
Benzer bu karardaYEMENLER HOLDİNG" ibareli başvuru ile davalı Şirkete ait redde mesnet "..." ibareli markalar arasında başvurunun reddedildiği ve «uyuşmazlık konusu» olan mal ve hizmetler yönünden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca «iltibas» koşullarının oluştuğu, davacının dava konusu başvuru yönünden «müktesep hak» teşkil ettiğini ileri sürdüğü 2007/57724 sayılı markasının asli unsuru olan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da muhafaza edildiği ancak dava konusu başvuruda "..." ibaresinin yazım ve tertip tarzı itibariyle davalı şirketin redde mesnet markalarına yakınlaşma çabası ve iltibas tehlikesi içerdiği için davacının müktesep hak müessesesinden faydalanamayacağı, bu itibarla ilk derece mahkemesinin bahsi geçen davacı markasının müktesep hak teşkil etmediği kabulünde bir isabetsizlik görülmediği, gerekçesiyle davacı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
… gerek şekil unsurlarının farklılık arz etmesi ve tertip tarzlarının da farklı olmaları nedeniyle davacının 2007/27386 sayılı markasının dava konusu başvuru yönünden «müktesep hak» teşkil etmeyeceği, dava konusu YİDK kararının yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3911 E. 2019/1106 K.
Ortak:ayırt edicilik
İncelediğiniz kararda… irket vekili cevap dilekçesinde; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi uyarınca coğrafi kaynak belirten işaret ve adlandırmaların «ayırt ediciliğinin» bulunmadığını, "Yemen Kahvesi" şeklindeki ibarenin de bu kapsamda bulunduğunu, davacı markasının asıl unsurunun “Tahsin Ağa”, müvekkilinin markasının asıl unsurunu …
… rt edici vasfı bulunmayan "YEMEN KAHVESİ" ibaresi olduğunu, Yemen'in başta "mocha" türü olmak üzere kahveyle meşhur bir yer olduğunu, kaldı ki "kahve" ibaresinin de «uyuşmazlık konusu» emtia bakımından «ayırt ediciliğinin» olmadığını, bu nedenle tarafların markaları arasında benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının «istinaf incelemesi» yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… k yiyecek ve içecek sağlanması hizmetini tanımladığı, bu haliyle ortalama alıcıların anılan ibarelere veya işaret işletmesel köken atfetmeyeceklerinden herhangi bir «ayırt ediciliğinin» bulunmadığı, anılan işarette markasal olarak asıl ve ayırt edici unsurun “...
… şareti gördüklerinde anılan mal ve hizmetler bakımından bu şekilde algılayacakları, davacının başvurunun reddi üzerine gerçekleştirdiği itiraz aşamasında kullanımla «ayırt edicilik» vakıasına dayanmadığı, bu sebeple anılan iddianın yargılama aşamasında ileri sürülmesi ve ./.. «tahkikinin» mümkün bulunmadığı, kaldı ki bu yönde zaten kanıt bulunmadığı, buna karşın başvuru kapsamında olup da reddedilen diğer mal ve hizmetler yönünden işaretin tanımlayı …
… şareti gördüklerinde anılan mal ve hizmetler bakımından bu şekilde algılayacakları, davacının başvurunun reddi üzerine gerçekleştirdiği itiraz aşamasında kullanımla «ayırt edicilik» vakıasına dayanmadığı, bu sebeple anılan iddianın yargılama aşamasında ileri sürülmesi ve «tahkikinin» mümkün bulunmadığı, kaldı ki bu yönde zaten kanıt bulunmadığı, buna karşın başvuru kapsamında olup da reddedilen diğer mal ve hizmetler yönünden işaretin tanımlayı …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişli rapor · yerleşim yeri · tahkikat · münhasırlık · denetime elverişlilik
Benzer bu kararda… manın yer almadığı bilirkişi heyetinden alınan rapor uyarınca karar verilmesi doğru olmayıp, aralarında fiili hizmet sınıfında bir uzmanın da bulunduğu bir heyetten «denetime elverişli rapor» alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. ...- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin …
Kahvesi" ibareli olduğu, bilinen şehir veya «yerleşim yeri» isimlerinin başvuru kapsamında bulunan ürün ve hizmetlerle ilgili bir bilinirliği yoksa kullanılacağı ürün ve hizmetlere atıf yapar şekilde marka olarak tescilinin mümkün bulunduğu, ...
… şareti gördüklerinde anılan mal ve hizmetler bakımından bu şekilde algılayacakları, davacının başvurunun reddi üzerine gerçekleştirdiği itiraz aşamasında kullanımla «ayırt edicilik» vakıasına dayanmadığı, bu sebeple anılan iddianın yargılama aşamasında ileri sürülmesi ve ./.. «tahkikinin» mümkün bulunmadığı, kaldı ki bu yönde zaten kanıt bulunmadığı, buna karşın başvuru kapsamında olup da reddedilen diğer mal ve hizmetler yönünden işaretin tanımlayı …
… şareti gördüklerinde anılan mal ve hizmetler bakımından bu şekilde algılayacakları, davacının başvurunun reddi üzerine gerçekleştirdiği itiraz aşamasında kullanımla «ayırt edicilik» vakıasına dayanmadığı, bu sebeple anılan iddianın yargılama aşamasında ileri sürülmesi ve «tahkikinin» mümkün bulunmadığı, kaldı ki bu yönde zaten kanıt bulunmadığı, buna karşın başvuru kapsamında olup da reddedilen diğer mal ve hizmetler yönünden işaretin tanımlayı …
3 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7648 E. 2022/2589 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:istinaf başvurusunun reddi · marka hakkına tecavüz · ortalama tüketici · haksız rekabet
Benzer bu kararda… a tescile engelinin bulunmadığı, karşı davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacı-karşı davalı vekilinin asıl davaya yönelik «istinaf başvurusunun reddine», karşı davaya yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, davacı markasının 43. sınıfta lokantacılık hizmet sınıfında hükümsüzlüğüne karar verilmekle, markaya tecavüz ve «haksız rekabete» ilişkin asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Asıl dava; «marka hakkına tecavüzün» tespiti, önlenmesi, durdurulması, maddi ve manevi tazminat; karşı dava ise; markanın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
Bununla birlikte bir markanın tanımlayıcı niteliği olup olmadığı da marka başvurusuna konu hizmetler yönünden «ortalama tüketici» kitlesinin genel özellikleri ve bakış açısı dikkate alınarak belirlenmelidir.
… arar verilmiş ise de Mahkemece öncelikle ek bilirkişi raporu almak suretiyle, markanın köken olarak dayandığı coğrafi bölgeden bağımsız olarak, ülkemiz içerisindeki «ortalama tüketici» kitlesinin genelinin Türkçe'de bilinen bir anlamı olmayan ve yabancı kökenli bir sözcük olduğu anlaşılan “HADRAMOUT” ibaresini bir restoran veya kafe tarzı hizmet …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7955 E. 2022/2940 K.
Ortak:ayırt edicilik · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz kararda… irket vekili cevap dilekçesinde; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi uyarınca coğrafi kaynak belirten işaret ve adlandırmaların «ayırt ediciliğinin» bulunmadığını, "Yemen Kahvesi" şeklindeki ibarenin de bu kapsamda bulunduğunu, davacı markasının asıl unsurunun “Tahsin Ağa”, müvekkilinin markasının asıl unsurunu …
… rt edici vasfı bulunmayan "YEMEN KAHVESİ" ibaresi olduğunu, Yemen'in başta "mocha" türü olmak üzere kahveyle meşhur bir yer olduğunu, kaldı ki "kahve" ibaresinin de «uyuşmazlık konusu» emtia bakımından «ayırt ediciliğinin» olmadığını, bu nedenle tarafların markaları arasında benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının «istinaf incelemesi» yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… tarihinde tescil edildiği, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 40. maddesi gereğince 03/09/2015 tarihinden itibaren on yıl müddetle «yenilendiği», Tescili 29/11/2016 tarihinde sicile kayıt edilen markanın, 30/01/2017 tarih ve 445 sayılı Resmi Marka Gazetesinde yayınlandığı, Marka hukuku açısından tecavüzün söz konusu olabilmesi için; tescilli marka ile «üçüncü kişi» tarafından kullanılan işaret arasında ve tescilli markanın kapsamında yer alan mallar ve hizmetlerle işaretinin üzerinde kullanıldığı mallar ve hizmetler arasında aynılık, ayırt edilemeyecek derece benzerlik veya ilişkilendirme ihtimali de «dahil» olmak üzere karıştırma ihtimali yaratacak derecede benzerliğin bulunmasının gerektiği, taraflara ait markalar dikkate alındığında, mal hizmet aynılığı benzerliğinin bulunduğu, bununla birlikte davacının tescilli markasının sadece "HARPUT DİBEK KAHVESİ" "HARPUT DİBEK" kelimelerinden oluştuğu, davalının markasının ise şekille birlikte "HARPUT KÜRSÜBAŞI", "HARPUT KÜRSÜBAŞI ÇEDENE KAHVESİ", "KÜRSÜBAŞI" ibarelerinden oluştuğu, kelime unsurlarının harf karakteri ve yazılış biçimi, figür unsuru dikkate alındığında markalar arasında ayniyet/benzerlik ya da karıştırılma ihtimalinin doğmayacağı, davacının markasının "HARPUT, DİBEK" kelimelerinden oluştuğu, HARPUT'un bir coğrafi yer adı olduğu, 6769 sayılı Kanun'un 5/1-ç maddesi gereğince "ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları «münhasıran» yada esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği" hükmünün yer aldığı, Harput ibaresinin Elazığ'ın eski adı olarak bilindiği ve halen Elazığ'a bağlı bir mahalle olduğu, çok eski bir «yerleşim yeri» olduğu, bu haliyle söz konusu ibarenin «ayırt edicilik» unsurunu taşımadığı, ayrıca böyle bir ibarenin bir kişinin tekeline bırakılamayacağı, DİBEK ibaresinin de; yine tanımlayıcı bir ifade olup, ayırt edilecek bir nitelik olmadığı, kahvenin bir yapılış şekli olduğu, tanımlayıcı bir mahiyette bulunduğu, asli unsur veya yan unsur olarak değerlendirilemeyeceği, tanımlayıcı nitelikteki böyle bir ibarenin de marka olarak tekele konu edilemeyeceği, taraflardan davacının markasının otuzuncu sınıfta kayıtlı " Harput Dibek Kahvesi", davalının markasının ise otuzuncu sınıfta kayıtlı "Harput Kürsübaşı Çedene Kahvesi ve Harput Kürsübaşı Dibek Kahvesi" olarak kayıtlı olduğu, Harput ve Dibek kelimelerinin yerleşim yeri ve ürünün yapılış şeklini gösteren ibareler oldukları, marka olarak değerlendirilemeyecekleri ve bir kişinin kullanımına tahsis edilmeyecekleri, bu hususlar dikkate alındığında «marka hakkına tecavüzden» söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Bölge Adliye Mahkemesince mahkemenin hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "Harput" ve "Dibek" ibarelerinin dava konusu tescilli markada yer almasının davacının kullanım tekeline verilmesi olarak değerlendirilemeyeceği, ayrıca söz konusu ibarelerin davacının kullanımı ile «ayırt edicilik» kazanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yerleşim yeri · münhasırlık · üçüncü kişi · yenileme · marka hakkına tecavüz · eksik inceleme · dahili dava · ibraz
Benzer bu kararda… tarihinde tescil edildiği, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 40. maddesi gereğince 03/09/2015 tarihinden itibaren on yıl müddetle «yenilendiği», Tescili 29/11/2016 tarihinde sicile kayıt edilen markanın, 30/01/2017 tarih ve 445 sayılı Resmi Marka Gazetesinde yayınlandığı, Marka hukuku açısından tecavüzün söz konusu olabilmesi için; tescilli marka ile «üçüncü kişi» tarafından kullanılan işaret arasında ve tescilli markanın kapsamında yer alan mallar ve hizmetlerle işaretinin üzerinde kullanıldığı mallar ve hizmetler arasında aynılık, ayırt edilemeyecek derece benzerlik veya ilişkilendirme ihtimali de «dahil» olmak üzere karıştırma ihtimali yaratacak derecede benzerliğin bulunmasının gerektiği, taraflara ait markalar dikkate alındığında, mal hizmet aynılığı benzerliğinin bulunduğu, bununla birlikte davacının tescilli markasının sadece "HARPUT DİBEK KAHVESİ" "HARPUT DİBEK" kelimelerinden oluştuğu, davalının markasının ise şekille birlikte "HARPUT KÜRSÜBAŞI", "HARPUT KÜRSÜBAŞI ÇEDENE KAHVESİ", "KÜRSÜBAŞI" ibarelerinden oluştuğu, kelime unsurlarının harf karakteri ve yazılış biçimi, figür unsuru dikkate alındığında markalar arasında ayniyet/benzerlik ya da karıştırılma ihtimalinin doğmayacağı, davacının markasının "HARPUT, DİBEK" kelimelerinden oluştuğu, HARPUT'un bir coğrafi yer adı olduğu, 6769 sayılı Kanun'un 5/1-ç maddesi gereğince "ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları «münhasıran» yada esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği" hükmünün yer aldığı, Harput ibaresinin Elazığ'ın eski adı olarak bilindiği ve halen Elazığ'a bağlı bir mahalle olduğu, çok eski bir «yerleşim yeri» olduğu, bu haliyle söz konusu ibarenin «ayırt edicilik» unsurunu taşımadığı, ayrıca böyle bir ibarenin bir kişinin tekeline bırakılamayacağı, DİBEK ibaresinin de; yine tanımlayıcı bir ifade olup, ayırt edilecek bir nitelik olmadığı, kahvenin bir yapılış şekli olduğu, tanımlayıcı bir mahiyette bulunduğu, asli unsur veya yan unsur olarak değerlendirilemeyeceği, tanımlayıcı nitelikteki böyle bir ibarenin de marka olarak tekele konu edilemeyeceği, taraflardan davacının markasının otuzuncu sınıfta kayıtlı " Harput Dibek Kahvesi", davalının markasının ise otuzuncu sınıfta kayıtlı "Harput Kürsübaşı Çedene Kahvesi ve Harput Kürsübaşı Dibek Kahvesi" olarak kayıtlı olduğu, Harput ve Dibek kelimelerinin yerleşim yeri ve ürünün yapılış şeklini gösteren ibareler oldukları, marka olarak değerlendirilemeyecekleri ve bir kişinin kullanımına tahsis edilmeyecekleri, bu hususlar dikkate alındığında «marka hakkına tecavüzden» söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «marka hakkına tecavüzün» tespiti, meni; maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkesince de davacı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içerisinde bulunan tespit raporu sadece somut olayın tespitine ilişkin olup, soruşturma dosyasında ise davacı vekilinin davalının kullanımına ilişkin olduğunu belirtip dilekçe ekinde «ibraz» ettiği görseller bulunmaktadır.
… larına tecavüz oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi hususunda alanında uzman bilirkişi kurulu oluşturularak rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve uygun olmayan gerekçeyle karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/6107 E. 2010/2028 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ordino · kur farkı · sorumluluk sınırı · sorumluluk sınırlaması · sınırlı sorumluluk · gerçek zarar · acente · ciro
Benzer bu kararda… isinin, taşıma senedinde emrine düzenlendiği belirtilen Yemen Bankası'nın haber verilecek olarak belirtilen alıcı firmadan mal bedelini tahsil edip, belgeyi alıcıya «ciro» etmesi veya «teslim» emri, «ordino» veya serbest bırakma yazısı vermesi sonrasında, davalının bu belgeleri görüp, malı teslim etmesi gerekirken, «ihbar» tarafı olan firmaya malı bu belgeleri aramadan teslim etmekle kusurlu olduğu, Yemen Ofisine davalının bu yönde yazılı uyarıda da bulunduğu, davacının mülkiyeti kaybettiği, mal bedelini tahsil edemediği ve zarara uğradığı, zararın kesinleştiği, eşyanın gerçekte teslim almaya yetkili olan banka yerine, ihbar firmasına teslim ile Varşova Konvansiyonu'nun 26/1 koşullarının davalı aleyhine oluştuğu, «sınırlı sorumluluk» kuralının kusurlu teslimde uygulanamayacağı, diğer davalının taşıma senedinde «acente» sıfatıyla imzası bulunduğu ve kusurlu teslimle bir ilgisinin de bulunmadığı, «kur farkının» istenemeyeceği, mal bedelinin likit olduğu gerekçesiyle, davanın davalılardan THY bakımından kısmen kabulüne («icra inkar tazminatı» yönünden oyçokluğu ile) ile karar verilmiştir.
4 sayılı Montreal Protokolü ile değiştirilen Varşova Antlaşmasının 24/2 nci maddesinde yük taşımasında hukuki dayanağı ne olursa olsun tazminat davasında «taşıyıcının» bu konvansiyonun şartlarına ve «sorumluluk sınırlamasına» tabi olduğu açıkça düzenlendiğinden, aynı konvansiyonun 22/6 maddesinde yük taşıması ile ilgili yazılı sorumluluk sınırlamasının somut olaya uygulanması, karar tarihine en yakın SDR kuruna göre «sorumluluk sınırın» belirlenmesi, emtianın değerinden daha düşük olarak talep edilen meblağın takip tarihindeki TL karşılığına göre belirlenmesi gereken gerek zarar ile bunun karşılaştırılması, «gerçek zarar» sorumluluk sınırının altında ise ona, şayet üzerinde ise sorumluluk sınırına hükmedilmesi gerekirken, kusurlu «teslimde» «sınırlı sorumluluk» kuralının uygulanamayacağı, bu hali konvansiyonun düzenlenmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Diğer yandan, dava tazminat istemine ilişkin olup, «gerçek zararın» belirlenmesi ve «sınırlı sorumluluk» miktarından aşağıda kalırsa ona hükmedilmesi gerekeceğinden, dava konusu tazminat alacağının önceden belirlenebilirlik, hesap edilebilirlik ve bilinebilirlik niteliğinin bulunmadığı gözetilerek, mahkemece «icra inkar tazminatı» isteminin reddi gerekirken, mal bedelinin likit olduğu gerekçesiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1188 E. , 2023/4775 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/391 Esas, 2021/1480 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/443 E., 2020/12 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “yemen kahvesi” ibareli 2013/49390, 2016/75595, 2017/106068 ve 2017/89281 sayılı marka tescillerinin bulunduğunu, davalının “AZİZ BEY YEMEN KAHVESİ” ibareli 2017/108922 sayılı marka başvurusunun, müvekkilinin markaları ile iltibas yarattığını, davalının kötü niyetli olduğunu, buna rağmen başvuruya itirazlarının 2018-M-8552 sayılı YİDK kararı ile reddedildiğini ileri sürerek, davalı TPMK YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi uyarınca coğrafi kaynak belirten işaret ve adlandırmaların ayırt ediciliğinin bulunmadığını, "Yemen Kahvesi" şeklindeki ibarenin de bu kapsamda bulunduğunu, davacı markasının asıl unsurunun “Tahsin Ağa”, müvekkilinin markasının asıl unsurunun ise “Aziz Bey” olduğunu, bu nedenle markalar arasında herhangi bir benzerliğin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2017/108922 sayılı marka ile davacı yanın dayanak markalarının 43. sınıf hizmetlerde birebir aynı emtiaları kapsadıkları, markaları oluşturan işaretlerin bütünsel anlamda birbirleri ile benzer algılar yarattıkları, bu benzerliğin işaretler arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi uyarınca, başvuru kapsamındaki tüm emtialar bakımından karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimaline neden olacak düzeyde bulunduğu, davacının markalarının tanınmış olmadığı, davalı başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, TPMK YİDK'nın kararının iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne
karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı TPMK vekili istinaf dilekçesinde özetle; kurum kararının hukuka uygun olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı şahıs vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların markaları arasındaki tek ortak unsurun, ayırt edici vasfı bulunmayan "YEMEN KAHVESİ" ibaresi olduğunu, Yemen'in başta "mocha" türü olmak üzere kahveyle meşhur bir yer olduğunu, kaldı ki "kahve" ibaresinin de uyuşmazlık konusu emtia bakımından ayırt ediciliğinin olmadığını, bu nedenle tarafların markaları arasında benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların markaları arasında benzerlik bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı şahıs vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/971315200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz