Marka hükümsüzlüğü | Sicil terkini | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5556 E. 2023/5179 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aktif husumet ehliyeti↗ aktif dava ehliyeti↗ muvazaa↗ kısıtlılık↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ sicilden terkin↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ taraf ehliyeti↗ kötü niyet↗ hukuki yarar↗ terkin↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 inci maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Köksallar Seyahat ve Turizm Tic. Ltd. Şti. markası altında yolcu taşımacılığı yapan şirketin ortağı olan müvekkilinin haberi olmadan, şirket markalarının devrine ilişkin karar dahi alınmadan, ... tarafından usulsüz ve hukuka aykırı olarak şirket adına tescilli 96/009206 sayılı Köksallar ve 2009/15012 sayılı Köksallar markasının davalı şirkete devredildiğini, açılan dava sonucunda devir işleminin iptal edildiğini, davalı şirket ortakları ... ve ...'ın haksız ve kötü niyetli olarak devraldıkları markaları yedekleme maksadıyla, dava açıldıktan sonra davaya konu marka başvurularının yapıldığını, marka tescillerinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, tescilli 2012/10617 sayılı "DK KÖKSALLAR" 2015/86629 sayılı "DK KÖKSALLAR" ve 2015/90418 sayılı " MERSİN DK KÖKSALLAR" markalarının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının dava ehliyetinin bulunmadığını, davaya konu edilen Köksallar Tur. Ltd. Şti.'nin davacı tarafın uzlaşmaz ve kötü niyetli tutumu nedeniyle çalışmasını uzun yıllardan beri fiilen sona erdiğini, "KÖKSALLAR" logosu ile müvekkiline ait "DK KÖKSALLAR" ve Mersin DK Köksallar logoları incelendiğinde, logoların marka olarak işaret ve ayırt edilebilirlik özelliği, tasarım olarak da çizgi, şekil, biçim, renk, doku, malzeme veya esneklik gibi insan duyguları ile algılanan çeşitli unsur veya özellikleri açılarından tamamen birbirinden farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.03.2018 tarihli ve 2016/835 E.- 2018/297 K. sayılı kararıyla; davalının 2012/10617 sayılı "DK KÖKSALLAR", 2015/86629 sayılı "DK KÖKSALLAR" ve 2015/90418 sayılı "MERSİN DK KÖKSALLAR" markalarının davacı markası ile benzer olduğu ve davalı markalarının tescil tarihlerinin davacının Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/209 E. sayılı dava tarihinden sonra olması nedeniyle davalı marka başvurularının kötü niyetli olduğu, kötü niyetli tescil olması nedeniyle tüm hizmetler açısından hükümsüz kılınması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) sicilinde tescilli 2012/10617 sayılı "DK KÖKSALLAR" 2015/86629 sayılı "DK KÖKSALLAR" ve 2015/90418 sayılı "MERSİN DK KÖKSALLAR" markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 27.05.2021 tarih, 2020/2211 E. ve 2021/4520 K. sayılı kararıyla 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 43 üncü maddesi uyarınca zarar gören gerçek ve tüzel kişilerin markanın hükümsüzlüğü davası açabilecekleri, zarar gören kişi kavramının, zarar gören veya zarar görme tehlikesiyle karşılaşan ya da dava konusu işareti kullanabilme olanağı haksız olarak kısıtlanan, yahut kısıtlanma riski altında olan her hangi bir gerçek veya tüzel kişiyi kapsadığı, somut olayda 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesindeki nispi red sebeplerine dayanarak zarar gören sıfatıyla dava açma hakkının davacının ortağı olduğu dava dışı şirkete ait olduğu, doktrinde 556 sayılı KHK'nın 43 üncü maddesi uyarınca zarar gören kavramının geniş yorumlanması gerektiği, ancak 556 sayılı KHK 8 inci madde anlamında nisbi red nedenlerine dayanarak açılacak hükümsüzlük sebepleri bakımından şirketlerin dava açabileceği hallerde ortakların dava açamayacağının kabul edildiği, Dairemizin görüşünün de bu yönde olduğu, açıklanan nedenlerle davacının; ortağı olduğu şirket markalarına dayanarak açtığı hükümsüzlük davasında, aktif husumet ehliyeti ve hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının aktif husumet ehliyeti ve hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın husumetten reddinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin şirket ortağı olması nedeniyle kötü niyetli tescil nedeniyle zarar gören kişi konumunda olduğunu ve aktif dava ehliyetinin bulunduğunu, zarar gören kişinin mutlaka tescilli marka sahibi olması gerekmeyeceği, davalıların kötü niyetli olduklarının ortada olduğunu, Köksallar markalarını davalı firmaya muvazaalı olarak devralan davalıların Köksallar firmasının çalışmaması için elinden geleni yaptığını ve şirketin markasını, hatta araçlarını devrettikleri için şirketi çalışamaz hale getirdiklerini, öncelikle kötü niyet hususunun değerlendirilmediğini, “DK KÖKSALLAR” ve “MERSİN DK KÖKSALLAR” ile “KÖKSALLAR” markaları karşılaştırıldığında içerdiği emtia ve sınıfların da aynı olduğu düşünüldüğünde ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarını, tüketici tarafından iltibasa sebep olacağını, ayrıca “KÖKSALLAR” markasının tanınmış olduğunu ve markaların bu sebeple de birbirinden ayırdedilmesinin zor olduğunu, haksız rekabet ve iyi niyet kuralları çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 43 üncü maddesi fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka hükümsüzlüğü | Sicil terkini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2211 E. 2021/4520 K.
Ortak:aktif husumet ehliyeti · kısıtlılık · aktif husumet · husumet ehliyeti · sicilden terkin · taraf ehliyeti · kötü niyet · hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz kararda… avası açabilecekleri, zarar gören kişi kavramının, zarar gören veya zarar görme tehlikesiyle karşılaşan ya da dava konusu işareti kullanabilme olanağı haksız olarak «kısıtlanan», yahut kısıtlanma riski altında olan her hangi bir gerçek veya tüzel kişiyi kapsadığı, somut olayda 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesindeki nispi red sebeplerine dayanarak zarar gören sıfatıyla dava açma hakkının davacının ortağı olduğu dava dışı şirkete ait olduğu, doktrinde 556 sayılı KHK'nın 43 üncü maddesi uyarınca zarar gören kavramının geniş yorumlanması gerektiği, ancak 556 sayılı KHK 8 inci madde anlamında nisbi red nedenlerine dayanarak açılacak hükümsüzlük sebepleri bakımından şirketlerin dava açabileceği hallerde ortakların dava açamayacağının kabul edildiği, Dairemizin görüşünün de bu yönde olduğu, açıklanan nedenlerle davacının; ortağı olduğu şirket markalarına dayanarak açtığı hükümsüzlük davasında, «aktif husumet ehliyeti» ve «hukuki yararı» bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddin …
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının «aktif husumet ehliyeti» ve «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın «husumetten» reddinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin şirket ortağı olması nedeniyle kötü niyetli tescil nedeniyle zarar gören kişi konumunda olduğunu ve aktif dava «ehliyetinin» bulunduğunu, zarar gören kişinin mutlaka tescilli marka sahibi olması gerekmeyeceği, davalıların kötü niyetli olduklarının ortada olduğunu, Köksallar markalarını davalı firmaya «muvazaalı» olarak devralan davalıların Köksallar firmasının çalışmaması için elinden geleni yaptığını ve şirketin markasını, hatta araçlarını devrettikleri için şirketi çalışamaz hale getirdiklerini, öncelikle «kötü niyet» hususunun değerlendirilmediğini, “DK KÖKSALLAR” ve “MERSİN DK KÖKSALLAR” ile “KÖKSALLAR” markaları karşılaştırıldığında içerdiği emtia ve sınıfların da aynı olduğu düşünüldüğünde ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarını, tüketici tarafından «iltibasa» sebep olacağını, ayrıca “KÖKSALLAR” markasının tanınmış olduğunu ve markaların bu sebeple de birbirinden ayırdedilmesinin zor olduğunu, «haksız rekabet» ve iyi niyet kuralları çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaAçıklanan nedenlerle davacının; ortağı olduğu şirket markalarına dayanarak açtığı hükümsüzlük davasında, «aktif husumet ehliyeti» ve «hukuki yararı» bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerektirmiştir.
Şti. adına tescilli 170692 no’lu “Köksallar+şekil” ve 2009/ 15012 no’lu “Köksallar Seyahat+şekil” ibareli markalarına dayanarak, «kötü niyet», benzerlik, gerçek hak sahipliği ve tanınmışlık iddiasıyla, davalı şirket adına tescilli 2012/10617 no’lu “dk köksallar” ibareli, 2015/86629 no’lu “dk köksallar” ibareli ve 2015/90418 no’lu “mersin dk köksallar”ibareli markaların hükümsüzlüğü ve «sicilden terkini» talep etmiş, ilk derece mahkemesince davacının ortağı olduğu şirket markaları ile davalı şirket markalarının benzer olduğu, davalı şirket markalarının tescilinin k …
Dava, marka hükümsüzlüğü ve «sicilden terkin» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4538 E. 2010/4453 K.
Ortak:hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz kararda… avası açabilecekleri, zarar gören kişi kavramının, zarar gören veya zarar görme tehlikesiyle karşılaşan ya da dava konusu işareti kullanabilme olanağı haksız olarak «kısıtlanan», yahut kısıtlanma riski altında olan her hangi bir gerçek veya tüzel kişiyi kapsadığı, somut olayda 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesindeki nispi red sebeplerine dayanarak zarar gören sıfatıyla dava açma hakkının davacının ortağı olduğu dava dışı şirkete ait olduğu, doktrinde 556 sayılı KHK'nın 43 üncü maddesi uyarınca zarar gören kavramının geniş yorumlanması gerektiği, ancak 556 sayılı KHK 8 inci madde anlamında nisbi red nedenlerine dayanarak açılacak hükümsüzlük sebepleri bakımından şirketlerin dava açabileceği hallerde ortakların dava açamayacağının kabul edildiği, Dairemizin görüşünün de bu yönde olduğu, açıklanan nedenlerle davacının; ortağı olduğu şirket markalarına dayanarak açtığı hükümsüzlük davasında, «aktif husumet ehliyeti» ve «hukuki yararı» bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddin …
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının «aktif husumet ehliyeti» ve «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla, «üçüncü kişinin» isteğine uygun olarak mahkeme kararının bozulması, kendisine hiçbir «hukuki yarar» sağlamayacaktır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:borcun nakli · müdahale talebi · iyiniyet kuralı · borcun üstlenilmesi · olağanüstü genel kurul · genel kurul kararının iptali · iyiniyet · eser sözleşmesi
Benzer bu kararda… poruna dayanılarak, davalı kooperatif ile S.S.Köksal Yapı Kooperatif arasındaki davada S.S.Köksal Yapı Kooperatifi yararına davalı kooperatiften (758.712,33)YTL’nın «temerrüt» faiziyle birlikte tahsiline karar verildiği, dava konusu 4 no’lu genel kurul kararı ile ikinci yüklenicinin bu «borcu üstlenmesi» ile ortaklardan taksitler halinde ve %6 faiziyle birlikte tahsil etmesi hakkında alınan kararın ortakların menfaatine olduğu, ancak aynı kararda kooperatifin doğmuş ve doğacak tüm haklarının ellerinden alınması ve ortakların menfaatlerinin yok edilmesi anlamına gelecek kısmın anasözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı kooperatifin 18.08.2007 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısının 4. gündem maddesinde alınan ve “«mahsup» yapılması” ibaresinden sonra gelen “…kooperatifin S.S.Köksal Konut Yapı Kooperatifinden olan «cezai şart» vs. alacak hakları için açılmış ve açılacak olan dava haklarının tümü ile yüklenici Yıldırımcan Ltd.Şti.’ne devretmeye, bu davaların sonuçlarından kooperatif olara …
Yine, karar sadece taraflar hakkında verilebileceğinden ve fer’i müdahil hakkında «kesin» hüküm teşkil etmeyeceğinden, fer’i «müdahale talebi» hakkında olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmeyen «üçüncü kişinin» de, lehine müdahale edilen tarafın hükme karşı temyiz yoluna başvurmaması halinde, tek başına hükmü temyiz yetkisi yoktur.
Zira, bir an için fer’i «müdahale talebi» hakkında olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmeyen «üçüncü kişinin», bu nedenle temyiz isteminin kabul edilmesi gerektiğini düşünsek bile, bozma üzerine dava dosyası mahalline gittiği zaman, müdahale isteyen kişinin bu davayı takip edip sonuçlandırmasına yine de imkan bulunmamaktadır.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, davalı kooperatif «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkin olup mahkemece dava konusu 18.08.2007 tarihli genel kurul toplantısının 4. gündem maddesiyle alınan kararın “davalı kooperatifin SS.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5556 E. , 2023/5179 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2021/202 Esas, 2021/279 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen marka hükümsüzlüğü davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 inci maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Köksallar Seyahat ve Turizm Tic. Ltd. Şti. markası altında yolcu taşımacılığı yapan şirketin ortağı olan müvekkilinin haberi olmadan, şirket markalarının devrine ilişkin karar dahi alınmadan, ... tarafından usulsüz ve hukuka aykırı olarak şirket adına tescilli 96/009206 sayılı Köksallar ve 2009/15012 sayılı Köksallar markasının davalı şirkete devredildiğini, açılan dava sonucunda devir işleminin iptal edildiğini, davalı şirket ortakları ... ve ...'ın haksız ve kötü niyetli olarak devraldıkları markaları yedekleme maksadıyla, dava açıldıktan sonra davaya konu marka başvurularının yapıldığını, marka tescillerinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, tescilli 2012/10617 sayılı "DK KÖKSALLAR" 2015/86629 sayılı "DK KÖKSALLAR" ve 2015/90418 sayılı " MERSİN DK KÖKSALLAR" markalarının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının dava ehliyetinin bulunmadığını, davaya konu edilen Köksallar Tur. Ltd. Şti.'nin davacı tarafın uzlaşmaz ve kötü niyetli tutumu nedeniyle çalışmasını uzun yıllardan beri fiilen sona erdiğini, "KÖKSALLAR" logosu ile müvekkiline ait "DK KÖKSALLAR" ve Mersin DK Köksallar logoları incelendiğinde, logoların marka olarak işaret ve ayırt edilebilirlik özelliği, tasarım olarak da çizgi, şekil, biçim, renk, doku, malzeme veya esneklik gibi insan duyguları ile algılanan çeşitli unsur veya özellikleri açılarından tamamen birbirinden farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.03.2018 tarihli ve 2016/835 E.- 2018/297 K. sayılı kararıyla; davalının 2012/10617 sayılı "DK KÖKSALLAR", 2015/86629 sayılı "DK KÖKSALLAR" ve 2015/90418 sayılı "MERSİN DK KÖKSALLAR" markalarının davacı markası ile benzer olduğu ve davalı markalarının tescil tarihlerinin davacının Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/209 E. sayılı dava tarihinden sonra olması nedeniyle davalı marka başvurularının kötü niyetli olduğu, kötü niyetli tescil olması nedeniyle tüm hizmetler açısından hükümsüz kılınması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) sicilinde tescilli 2012/10617 sayılı "DK KÖKSALLAR" 2015/86629 sayılı "DK KÖKSALLAR" ve 2015/90418 sayılı "MERSİN DK KÖKSALLAR" markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 27.05.2021 tarih, 2020/2211 E. ve 2021/4520 K. sayılı kararıyla 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 43 üncü maddesi uyarınca zarar gören gerçek ve tüzel kişilerin markanın hükümsüzlüğü davası açabilecekleri, zarar gören kişi kavramının, zarar gören veya zarar görme tehlikesiyle karşılaşan ya da dava konusu işareti kullanabilme olanağı haksız olarak kısıtlanan, yahut kısıtlanma riski altında olan her hangi bir gerçek veya tüzel kişiyi kapsadığı, somut olayda 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesindeki nispi red sebeplerine dayanarak zarar gören sıfatıyla dava açma hakkının davacının ortağı olduğu dava dışı şirkete ait olduğu, doktrinde 556 sayılı KHK'nın 43 üncü maddesi uyarınca zarar gören kavramının geniş yorumlanması gerektiği, ancak 556 sayılı KHK 8 inci madde anlamında nisbi red nedenlerine dayanarak açılacak hükümsüzlük sebepleri bakımından şirketlerin dava açabileceği hallerde ortakların dava açamayacağının kabul edildiği, Dairemizin görüşünün de bu yönde olduğu, açıklanan nedenlerle davacının;
ortağı olduğu şirket markalarına dayanarak açtığı hükümsüzlük davasında, aktif husumet ehliyeti ve hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının aktif husumet ehliyeti ve hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın husumetten reddinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin şirket ortağı olması nedeniyle kötü niyetli tescil nedeniyle zarar gören kişi konumunda olduğunu ve aktif dava ehliyetinin bulunduğunu, zarar gören kişinin mutlaka tescilli marka sahibi olması gerekmeyeceği, davalıların kötü niyetli olduklarının ortada olduğunu, Köksallar markalarını davalı firmaya muvazaalı olarak devralan davalıların Köksallar firmasının çalışmaması için elinden geleni yaptığını ve şirketin markasını, hatta araçlarını devrettikleri için şirketi çalışamaz hale getirdiklerini, öncelikle kötü niyet hususunun değerlendirilmediğini, “DK KÖKSALLAR” ve “MERSİN DK KÖKSALLAR” ile “KÖKSALLAR” markaları karşılaştırıldığında içerdiği emtia ve sınıfların da aynı olduğu düşünüldüğünde ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarını, tüketici tarafından iltibasa sebep olacağını, ayrıca “KÖKSALLAR” markasının tanınmış olduğunu ve markaların bu sebeple de birbirinden ayırdedilmesinin zor olduğunu, haksız rekabet ve iyi niyet kuralları çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 43 üncü maddesi fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine
gönderilmesine,
20.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/968046900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz