Marka hükümsüzlüğü | Sicil terkini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2211 E. 2021/4520 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aktif husumet ehliyeti↗ kısıtlılık↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ sicilden terkin↗ taraf ehliyeti↗ kötü niyet↗ hukuki yarar↗ terkin↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 2012/10617 sayılı "DK KÖKSALLAR", 2015/86629 sayılı "DK KÖKSALLAR" ve 2015/90418 sayılı "MERSİN DK KÖKSALLAR" markalarının davacı markası ile benzer olduğu ve davalı markalarının tescil tarihlerinin davacının Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/209 E. sayılı dava tarihinden sonra olması nedeniyle davalı marka başvurularının kötü niyetli olduğu, kötü niyetli tescil olması nedeniyle tüm hizmetler açısından hükümsüz kılınması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalı adına TPMK sicilinde tescilli 2012/10617 sayılı "DK KÖKSALLAR" 2015/86629 sayılı "DK KÖKSALLAR" ve 2015/90418 sayılı "MERSİN DK KÖKSALLAR" markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkin istemine ilişkindir. Davacı, ortağı olduğu Köksallar Turizm Ltd. Şti. adına tescilli 170692 no’lu “Köksallar+şekil” ve 2009/ 15012 no’lu “Köksallar Seyahat+şekil” ibareli markalarına dayanarak, kötü niyet, benzerlik, gerçek hak sahipliği ve tanınmışlık iddiasıyla, davalı şirket adına tescilli 2012/10617 no’lu “dk köksallar” ibareli, 2015/86629 no’lu “dk köksallar” ibareli ve 2015/90418 no’lu “mersin dk köksallar”ibareli markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talep etmiş, ilk derece mahkemesince davacının ortağı olduğu şirket markaları ile davalı şirket markalarının benzer olduğu, davalı şirket markalarının tescilinin kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, karar verilmiş davalının istinaf başvurusuda, Bölge Adliye Mahkemesince esastan, reddedilmiştir.
556 sayılı KHK'nın 43. maddesi uyarınca zarar gören gerçek ve tüzel kişiler markanın hükümsüzlüğü davası açabilirler. Zarar gören kişi kavramı, zarar gören veya zarar görme tehlikesiyle karşılaşan ya da dava konusu işareti kullanabilme olanağı haksız olarak kısıtlanan, yahut kısıtlanma riski altında olan her hangi bir gerçek veya tüzel kişiyi kapsar. Somut olayda 556 sayılı KHK'nın 8.maddesindeki nispi red sebeplerine dayanarak zarar gören sıfatıyla dava açma hakkı davacının ortağı olduğu dava dışı şirkete aittir. Doktrinde 556 sayılı KHK'nın 43. maddesi uyarınca zarar gören kavramının geniş yorumlanması gerektiği, ancak KHK m.8 anlamında nisbi red nedenlerine dayanarak açılacak hükümsüzlük sebepleri bakımından şirketlerin dava açabileceği hallerde ortakların dava açamayacağı kabul edilmekte olup, Dairemizin görüşü de bu yöndedir. Açıklanan nedenlerle davacının; ortağı olduğu şirket markalarına dayanarak açtığı hükümsüzlük davasında, aktif husumet ehliyeti ve hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka hükümsüzlüğü | Sicil terkini | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5556 E. 2023/5179 K.
Ortak:aktif husumet ehliyeti · kısıtlılık · aktif husumet · husumet ehliyeti · sicilden terkin · taraf ehliyeti · kötü niyet · hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz karardaAçıklanan nedenlerle davacının; ortağı olduğu şirket markalarına dayanarak açtığı hükümsüzlük davasında, «aktif husumet ehliyeti» ve «hukuki yararı» bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerektirmiştir.
Şti. adına tescilli 170692 no’lu “Köksallar+şekil” ve 2009/ 15012 no’lu “Köksallar Seyahat+şekil” ibareli markalarına dayanarak, «kötü niyet», benzerlik, gerçek hak sahipliği ve tanınmışlık iddiasıyla, davalı şirket adına tescilli 2012/10617 no’lu “dk köksallar” ibareli, 2015/86629 no’lu “dk köksallar” ibareli ve 2015/90418 no’lu “mersin dk köksallar”ibareli markaların hükümsüzlüğü ve «sicilden terkini» talep etmiş, ilk derece mahkemesince davacının ortağı olduğu şirket markaları ile davalı şirket markalarının benzer olduğu, davalı şirket markalarının tescilinin k …
Dava, marka hükümsüzlüğü ve «sicilden terkin» istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… avası açabilecekleri, zarar gören kişi kavramının, zarar gören veya zarar görme tehlikesiyle karşılaşan ya da dava konusu işareti kullanabilme olanağı haksız olarak «kısıtlanan», yahut kısıtlanma riski altında olan her hangi bir gerçek veya tüzel kişiyi kapsadığı, somut olayda 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesindeki nispi red sebeplerine dayanarak zarar gören sıfatıyla dava açma hakkının davacının ortağı olduğu dava dışı şirkete ait olduğu, doktrinde 556 sayılı KHK'nın 43 üncü maddesi uyarınca zarar gören kavramının geniş yorumlanması gerektiği, ancak 556 sayılı KHK 8 inci madde anlamında nisbi red nedenlerine dayanarak açılacak hükümsüzlük sebepleri bakımından şirketlerin dava açabileceği hallerde ortakların dava açamayacağının kabul edildiği, Dairemizin görüşünün de bu yönde olduğu, açıklanan nedenlerle davacının; ortağı olduğu şirket markalarına dayanarak açtığı hükümsüzlük davasında, «aktif husumet ehliyeti» ve «hukuki yararı» bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddin …
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının «aktif husumet ehliyeti» ve «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın «husumetten» reddinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin şirket ortağı olması nedeniyle kötü niyetli tescil nedeniyle zarar gören kişi konumunda olduğunu ve aktif dava «ehliyetinin» bulunduğunu, zarar gören kişinin mutlaka tescilli marka sahibi olması gerekmeyeceği, davalıların kötü niyetli olduklarının ortada olduğunu, Köksallar markalarını davalı firmaya «muvazaalı» olarak devralan davalıların Köksallar firmasının çalışmaması için elinden geleni yaptığını ve şirketin markasını, hatta araçlarını devrettikleri için şirketi çalışamaz hale getirdiklerini, öncelikle «kötü niyet» hususunun değerlendirilmediğini, “DK KÖKSALLAR” ve “MERSİN DK KÖKSALLAR” ile “KÖKSALLAR” markaları karşılaştırıldığında içerdiği emtia ve sınıfların da aynı olduğu düşünüldüğünde ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarını, tüketici tarafından «iltibasa» sebep olacağını, ayrıca “KÖKSALLAR” markasının tanınmış olduğunu ve markaların bu sebeple de birbirinden ayırdedilmesinin zor olduğunu, «haksız rekabet» ve iyi niyet kuralları çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:muvazaa · kazanılmış hak · haksız rekabet · iltibas
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın «husumetten» reddinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin şirket ortağı olması nedeniyle kötü niyetli tescil nedeniyle zarar gören kişi konumunda olduğunu ve aktif dava «ehliyetinin» bulunduğunu, zarar gören kişinin mutlaka tescilli marka sahibi olması gerekmeyeceği, davalıların kötü niyetli olduklarının ortada olduğunu, Köksallar markalarını davalı firmaya «muvazaalı» olarak devralan davalıların Köksallar firmasının çalışmaması için elinden geleni yaptığını ve şirketin markasını, hatta araçlarını devrettikleri için şirketi çalışamaz hale getirdiklerini, öncelikle «kötü niyet» hususunun değerlendirilmediğini, “DK KÖKSALLAR” ve “MERSİN DK KÖKSALLAR” ile “KÖKSALLAR” markaları karşılaştırıldığında içerdiği emtia ve sınıfların da aynı olduğu düşünüldüğünde ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarını, tüketici tarafından «iltibasa» sebep olacağını, ayrıca “KÖKSALLAR” markasının tanınmış olduğunu ve markaların bu sebeple de birbirinden ayırdedilmesinin zor olduğunu, «haksız rekabet» ve iyi niyet kuralları çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4538 E. 2010/4453 K.
Ortak:hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz karardaAçıklanan nedenlerle davacının; ortağı olduğu şirket markalarına dayanarak açtığı hükümsüzlük davasında, «aktif husumet ehliyeti» ve «hukuki yararı» bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla, «üçüncü kişinin» isteğine uygun olarak mahkeme kararının bozulması, kendisine hiçbir «hukuki yarar» sağlamayacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borcun nakli · müdahale talebi · iyiniyet kuralı · borcun üstlenilmesi · olağanüstü genel kurul · genel kurul kararının iptali · iyiniyet · eser sözleşmesi
Benzer bu kararda… poruna dayanılarak, davalı kooperatif ile S.S.Köksal Yapı Kooperatif arasındaki davada S.S.Köksal Yapı Kooperatifi yararına davalı kooperatiften (758.712,33)YTL’nın «temerrüt» faiziyle birlikte tahsiline karar verildiği, dava konusu 4 no’lu genel kurul kararı ile ikinci yüklenicinin bu «borcu üstlenmesi» ile ortaklardan taksitler halinde ve %6 faiziyle birlikte tahsil etmesi hakkında alınan kararın ortakların menfaatine olduğu, ancak aynı kararda kooperatifin doğmuş ve doğacak tüm haklarının ellerinden alınması ve ortakların menfaatlerinin yok edilmesi anlamına gelecek kısmın anasözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı kooperatifin 18.08.2007 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısının 4. gündem maddesinde alınan ve “«mahsup» yapılması” ibaresinden sonra gelen “…kooperatifin S.S.Köksal Konut Yapı Kooperatifinden olan «cezai şart» vs. alacak hakları için açılmış ve açılacak olan dava haklarının tümü ile yüklenici Yıldırımcan Ltd.Şti.’ne devretmeye, bu davaların sonuçlarından kooperatif olara …
Yine, karar sadece taraflar hakkında verilebileceğinden ve fer’i müdahil hakkında «kesin» hüküm teşkil etmeyeceğinden, fer’i «müdahale talebi» hakkında olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmeyen «üçüncü kişinin» de, lehine müdahale edilen tarafın hükme karşı temyiz yoluna başvurmaması halinde, tek başına hükmü temyiz yetkisi yoktur.
Zira, bir an için fer’i «müdahale talebi» hakkında olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmeyen «üçüncü kişinin», bu nedenle temyiz isteminin kabul edilmesi gerektiğini düşünsek bile, bozma üzerine dava dosyası mahalline gittiği zaman, müdahale isteyen kişinin bu davayı takip edip sonuçlandırmasına yine de imkan bulunmamaktadır.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, davalı kooperatif «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkin olup mahkemece dava konusu 18.08.2007 tarihli genel kurul toplantısının 4. gündem maddesiyle alınan kararın “davalı kooperatifin SS.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15450 E. 2014/16262 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2211 E. , 2021/4520 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.03.2018 tarih ve 2016/835 E- 2018/297 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nce verilen 01.11.2019 tarih ve 2018/970 E- 2019/1208 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Köksallar Seyahat ve Turizm Tic. Ltd. Şti. markası altında yolcu taşımacılığı yapan şirketin ortağı olan müvekkilinin haberi olmadan, şirket markalarının devrine ilişkin karar dahi alınmadan, ...tarafından usulsüz ve hukuka aykırı olarak şirket adına tescilli 96/009206 sayılı Köksallar ve 2009/15012 sayılı Köksallar markasının davalı şirkete devredildiğini, açılan dava sonucunda devir işlemin iptal edildiğini, davalı şirket ortakları ... ve ...'ın haksız ve kötü niyetli olarak devraldıkları markaları yedekleme maksadıyla, dava açıldıktan sonra davaya konu marka başvurularının yapıldığını, marka tescillerinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescilli 2012/10617 sayılı "DK KÖKSALLAR" 2015/86629 sayılı "DK KÖKSALLAR" ve 2015/90418 sayılı " MERSİN DK KÖKSALLAR" markalarının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının dava ehliyetinin bulunmadığını, davaya konu edilen Köksallar Tur. Ltd. Şti.'nin davacı tarafın uzlaşmaz ve kötü niyetli tutumu nedeniyle çalışmasını uzun yıllardan beri fiilen sona erdiğini, "KÖKSALLAR " logosu ile müvekkiline ait " DK KÖKSALLAR" ve Mersin DK Köksallar logoları incelendiğinde, logoların marka olarak işaret ve ayırt edilebilirlik özelliği, tasarım olarak da çizgi, şekil, biçim, renk, doku, malzeme veya esneklik gibi insan duyguları ile algılanan çeşitli unsur veya özellikleri açılarından tamamen birbirinden farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 2012/10617 sayılı "DK KÖKSALLAR", 2015/86629 sayılı "DK KÖKSALLAR" ve 2015/90418 sayılı "MERSİN DK KÖKSALLAR" markalarının davacı markası ile benzer olduğu ve davalı markalarının tescil tarihlerinin davacının Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/209 E. sayılı dava tarihinden sonra olması nedeniyle davalı marka başvurularının kötü niyetli olduğu, kötü niyetli tescil olması nedeniyle tüm hizmetler açısından hükümsüz kılınması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalı adına TPMK sicilinde tescilli 2012/10617 sayılı "DK KÖKSALLAR" 2015/86629 sayılı "DK KÖKSALLAR" ve 2015/90418 sayılı "MERSİN DK KÖKSALLAR" markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkin istemine ilişkindir. Davacı, ortağı olduğu Köksallar Turizm Ltd. Şti. adına tescilli 170692 no’lu “Köksallar+şekil” ve 2009/ 15012 no’lu “Köksallar Seyahat+şekil” ibareli markalarına dayanarak, kötü niyet, benzerlik, gerçek hak sahipliği ve tanınmışlık iddiasıyla, davalı şirket adına tescilli 2012/10617 no’lu “dk köksallar” ibareli, 2015/86629 no’lu “dk köksallar” ibareli ve 2015/90418 no’lu “mersin dk köksallar”ibareli markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talep etmiş, ilk derece mahkemesince davacının ortağı olduğu şirket markaları ile davalı şirket markalarının benzer olduğu, davalı şirket markalarının tescilinin kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, karar verilmiş davalının istinaf başvurusuda, Bölge Adliye Mahkemesince esastan, reddedilmiştir.
556 sayılı KHK'nın 43. maddesi uyarınca zarar gören gerçek ve tüzel kişiler markanın hükümsüzlüğü davası açabilirler. Zarar gören kişi kavramı, zarar gören veya zarar görme tehlikesiyle karşılaşan ya da dava konusu işareti kullanabilme olanağı haksız olarak kısıtlanan, yahut kısıtlanma riski altında olan her hangi bir gerçek veya tüzel kişiyi kapsar. Somut olayda 556 sayılı KHK'nın 8.maddesindeki nispi red sebeplerine dayanarak zarar gören sıfatıyla dava açma hakkı davacının ortağı olduğu dava dışı şirkete aittir. Doktrinde 556 sayılı KHK'nın 43. maddesi uyarınca zarar gören kavramının geniş yorumlanması gerektiği, ancak KHK m.8 anlamında nisbi red nedenlerine dayanarak açılacak hükümsüzlük sebepleri bakımından şirketlerin dava açabileceği hallerde ortakların dava açamayacağı kabul edilmekte olup, Dairemizin görüşü de bu yöndedir.
Açıklanan nedenlerle davacının; ortağı olduğu şirket markalarına dayanarak açtığı hükümsüzlük davasında, aktif husumet ehliyeti ve hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine,
27.05.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/670729000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz