Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/4538 E. 2010/4453 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borcun nakli↗ müdahale talebi↗ fer'i müdahale↗ iyiniyet kuralı↗ borcun üstlenilmesi↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ iyiniyet↗ eser sözleşmesi↗ cezai şart↗ ipotek↗ üçüncü kişi↗ olumsuz oy↗ mahsup↗ fer'i müdahil↗ hukuki yarar↗ taşıyan↗ yetkisizlik kararı↗ temerrüt↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı kooperatif ile S.S.Köksal Yapı Kooperatif arasındaki davada S.S.Köksal Yapı Kooperatifi yararına davalı kooperatiften (758.712,33)YTL’nın temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verildiği, dava konusu 4 no’lu genel kurul kararı ile ikinci yüklenicinin bu borcu üstlenmesi ile ortaklardan taksitler halinde ve %6 faiziyle birlikte tahsil etmesi hakkında alınan kararın ortakların menfaatine olduğu, ancak aynı kararda kooperatifin doğmuş ve doğacak tüm haklarının ellerinden alınması ve ortakların menfaatlerinin yok edilmesi anlamına gelecek kısmın anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı kooperatifin 18.08.2007 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının 4. gündem maddesinde alınan ve “mahsup yapılması” ibaresinden sonra gelen “…kooperatifin S.S.Köksal Konut Yapı Kooperatifinden olan cezai şart vs. alacak hakları için açılmış ve açılacak olan dava haklarının tümü ile yüklenici Yıldırımcan Ltd.Şti.’ne devretmeye, bu davaların sonuçlarından kooperatif olarak hiçbir şey talep etmemeye” ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile davacı yanında müdahale talep eden ... temyiz etmiştir.
1- HUMK.’nun 57. maddesi uyarınca fer’i müdahil sadece lehine müdahalede bulunduğu tarafın yardımcısı olup, lehine katıldığı tarafla birlikte hareket eder. Buna göre, fer’i müdahil ancak lehine müdahale ettiği tarafın iradesine uygun olan usul işlemlerini yapabilir. Ayrıca hüküm, lehine müdahale edilen taraf hakkında verileceğinden, bu hükme karşı temyiz yoluna başvurma yetkisi de doğal olarak sadece asıl tarafa aittir. Lehine müdahale edilen taraf hükme karşı temyiz yoluna başvurmazsa, lehine katıldığı tarafla birlikte hareket etmek zorunda olan fer’i müdahilin yalnız başına hükmü temyiz yetkisi yoktur. Yine, karar sadece taraflar hakkında verilebileceğinden ve fer’i müdahil hakkında kesin hüküm teşkil etmeyeceğinden, fer’i müdahale talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeyen üçüncü kişinin de, lehine müdahale edilen tarafın hükme karşı temyiz yoluna başvurmaması halinde, tek başına hükmü temyiz yetkisi yoktur. Zira, bir an için fer’i müdahale talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeyen üçüncü kişinin, bu nedenle temyiz isteminin kabul edilmesi gerektiğini düşünsek bile, bozma üzerine dava dosyası mahalline gittiği zaman, müdahale isteyen kişinin bu davayı takip edip sonuçlandırmasına yine de imkan bulunmamaktadır. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi müdahale isteğinde bulunan tarafın, lehine iltihak ettiği tarafla birlikte hareketi zorunlu olduğuna, asıl taraf kararı temyiz etmediğine ve bu suretle onun yönünden mahkeme kararı kesinleştiğine göre, artık üçüncü kişinin bu davayı tek başına takip etmesi imkansız hale gelmiş bulunmaktadır. Bu itibarla, üçüncü kişinin isteğine uygun olarak mahkeme kararının bozulması, kendisine hiçbir hukuki yarar sağlamayacaktır.
Somut uyuşmazlıkta ise mahkeme kararı lehine müdahale talep edilen davacı tarafından temyiz edilmemiştir. Bu durum karşısında, davacı yanında müdahale talebinde bulunan ...’un temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, davalı kooperatif genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup mahkemece dava konusu 18.08.2007 tarihli genel kurul toplantısının 4. gündem maddesiyle alınan kararın “davalı kooperatifin SS. Köksal Yapı Kooperatifinden olan cezai şart vs. alacakları için açılmış ve açılacak olan dava haklarının tümü ile yüklenici Yıldırımca Ltd. Şti.’ne devredilmesine, bu davaların sonuçlarından kooperatif olarak hiçbir şey talep etmemeye” ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Oysa somut uyuşmazlıkta dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davalı kooperatifin önce dava dışı SS. Köksal Yapı Kooperatifi ile bir eser sözleşmesi imzaladığı, bu sözleşmenin davalı kooperatifçe haklı nedenlerle feshedildiği, eser sözleşmesinin tarafları arasındaki dava ve karşı davalarda her iki tarafın da birbirinden alacaklarının bulunduğunun belirlendiği, daha sonra davalı kooperatif yönetim kurulunca verilen yetkiye dayanılarak dava dışı Yıldırımca Ltd. Şti. ile ikinci bir eser sözleşmesi imzalandığı anlaşılmaktadır. Dava konusu genel kurul kararının konusunu oluşturmasa da anılan işlem ve sözleşmelerin davalı kooperatifin yararına olup olmadığının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, bunun ise kooperatif genel kurulunun görev ve yetkisinde bulunduğu açıktır.
Somut uyuşmazlıkta ise 4. gündem maddesi ile SS. Köksallar Kooperatifi’nin alacağının (2.072.048,11) YTL. olarak sabitlenip borcun Yıldırımca Ltd. Şti. tarafından ödenmesine ve davalı kooperatif taşınmazları üzerindeki SS. Köksallar Kooperatifi lehine olan ipoteklerin kaldırılarak yerine Yıldırımca Ltd. Şti. yararına ipotek tesis edilmesine, (2.072.048,11) YTL.’nı davalı kooperatif ortaklarının 01.01.2008 tarihinden itibaren yıllık %5 faizle ve 15 eşit taksitle Yıldırımca Ltd. Şti.’ne ödemesine, davalı kooperatif ile SS. Köksallar Kooperatifi arasındaki davanın davalı kooperatif yararına bozulması halinde Yıldırımca Ltd. Şti.’ne ödenecek miktardan mahkeme kararındaki indirim kadar mahsup yapılmasına, davalı kooperatifin SS. Köksallar Kooperatifi’nden olan alacakları için açtığı ve açacağı dava haklarının tümüyle Yıldırımca Ltd. Şti.’ne devredilmesine ve bu davaların sonuçlarından davalı kooperatifçe herhangi bir şey talep edilmemesine, anılan tüm bu konularda yönetim kurulunun yüklenici ile sözleşme yapıp ipotek vermeye yetkili kılınmasına karar verilmiştir.
Dolayısıyla dava konusu 4. gündem maddesinde davalı kooperatif genel kurulunca (2.072.048,11) YTL.’nın dava dışı SS. Köksallar Kooperatifi’ne ve borcun nakli halinde Yıldırımca Ltd. Şti.’ne ne şekilde ödeneceği tartışılmış, sonuçta Yıldırımca Ltd. Şti.’nin borcu üstlenip davalı kooperatif ortaklarına ödeme avantajları sağlamasının karşılığında, 4. maddede belirtilen diğer haklar ile birlikte davalı kooperatifin SS. Köksallar Kooperatifi’ne olan dava hakları tümüyle Yıldırımca Ltd. Şti.’ne devredilmiştir. Bu durumda dava konusu 4. maddenin bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiği, her bir şartın diğerine bağlanmış olduğu ve birisinin iptali halinde diğer şartların da tartışmalı hale geleceği açıktır.
Bu durum karşısında mahkemece, dava konusu genel kurul toplantısının 4. gündem maddesinde davalı kooperatif ile dava dışı Yıldırımca Ltd. Şti. arasında yapılacak sözleşme şartlarının kararlaştırıldığı, bu konunun genel kurulun görev ve yetkisinde bulunduğu, sözleşme şartlarının ancak bir bütün halinde değerlendirilebileceği, somut uyuşmazlık yönünden bu şartların bir kısmının iptal edilmesinin mümkün olmadığı gibi giderek genel kurulun iradesine mahkeme tarafından müdahale edilmesi anlamını taşıyacağı kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde dava konusu genel kurul kararının bir kısmının iptaline karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka hükümsüzlüğü | Sicil terkini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2211 E. 2021/4520 K.
Ortak:hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz karardaBu itibarla, «üçüncü kişinin» isteğine uygun olarak mahkeme kararının bozulması, kendisine hiçbir «hukuki yarar» sağlamayacaktır.
Benzer bu karardaAçıklanan nedenlerle davacının; ortağı olduğu şirket markalarına dayanarak açtığı hükümsüzlük davasında, «aktif husumet ehliyeti» ve «hukuki yararı» bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet ehliyeti · kısıtlılık · aktif husumet · husumet ehliyeti · sicilden terkin · taraf ehliyeti · kötü niyet · terkin
Benzer bu karardaAçıklanan nedenlerle davacının; ortağı olduğu şirket markalarına dayanarak açtığı hükümsüzlük davasında, «aktif husumet ehliyeti» ve «hukuki yararı» bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerektirmiştir.
Şti. adına tescilli 170692 no’lu “Köksallar+şekil” ve 2009/ 15012 no’lu “Köksallar Seyahat+şekil” ibareli markalarına dayanarak, «kötü niyet», benzerlik, gerçek hak sahipliği ve tanınmışlık iddiasıyla, davalı şirket adına tescilli 2012/10617 no’lu “dk köksallar” ibareli, 2015/86629 no’lu “dk köksallar” ibareli ve 2015/90418 no’lu “mersin dk köksallar”ibareli markaların hükümsüzlüğü ve «sicilden terkini» talep etmiş, ilk derece mahkemesince davacının ortağı olduğu şirket markaları ile davalı şirket markalarının benzer olduğu, davalı şirket markalarının tescilinin k …
Dava, marka hükümsüzlüğü ve «sicilden terkin» istemine ilişkindir.
Zarar gören kişi kavramı, zarar gören veya zarar görme tehlikesiyle karşılaşan ya da dava konusu işareti kullanabilme olanağı haksız olarak «kısıtlanan», yahut kısıtlanma riski altında olan her hangi bir gerçek veya tüzel kişiyi kapsar.
-
Marka hükümsüzlüğü | Sicil terkini | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5556 E. 2023/5179 K.
Ortak:hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz karardaBu itibarla, «üçüncü kişinin» isteğine uygun olarak mahkeme kararının bozulması, kendisine hiçbir «hukuki yarar» sağlamayacaktır.
Benzer bu kararda… avası açabilecekleri, zarar gören kişi kavramının, zarar gören veya zarar görme tehlikesiyle karşılaşan ya da dava konusu işareti kullanabilme olanağı haksız olarak «kısıtlanan», yahut kısıtlanma riski altında olan her hangi bir gerçek veya tüzel kişiyi kapsadığı, somut olayda 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesindeki nispi red sebeplerine dayanarak zarar gören sıfatıyla dava açma hakkının davacının ortağı olduğu dava dışı şirkete ait olduğu, doktrinde 556 sayılı KHK'nın 43 üncü maddesi uyarınca zarar gören kavramının geniş yorumlanması gerektiği, ancak 556 sayılı KHK 8 inci madde anlamında nisbi red nedenlerine dayanarak açılacak hükümsüzlük sebepleri bakımından şirketlerin dava açabileceği hallerde ortakların dava açamayacağının kabul edildiği, Dairemizin görüşünün de bu yönde olduğu, açıklanan nedenlerle davacının; ortağı olduğu şirket markalarına dayanarak açtığı hükümsüzlük davasında, «aktif husumet ehliyeti» ve «hukuki yararı» bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddin …
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının «aktif husumet ehliyeti» ve «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet ehliyeti · muvazaa · kısıtlılık · aktif husumet · husumet ehliyeti · sicilden terkin · kazanılmış hak · taraf ehliyeti
Benzer bu kararda… avası açabilecekleri, zarar gören kişi kavramının, zarar gören veya zarar görme tehlikesiyle karşılaşan ya da dava konusu işareti kullanabilme olanağı haksız olarak «kısıtlanan», yahut kısıtlanma riski altında olan her hangi bir gerçek veya tüzel kişiyi kapsadığı, somut olayda 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesindeki nispi red sebeplerine dayanarak zarar gören sıfatıyla dava açma hakkının davacının ortağı olduğu dava dışı şirkete ait olduğu, doktrinde 556 sayılı KHK'nın 43 üncü maddesi uyarınca zarar gören kavramının geniş yorumlanması gerektiği, ancak 556 sayılı KHK 8 inci madde anlamında nisbi red nedenlerine dayanarak açılacak hükümsüzlük sebepleri bakımından şirketlerin dava açabileceği hallerde ortakların dava açamayacağının kabul edildiği, Dairemizin görüşünün de bu yönde olduğu, açıklanan nedenlerle davacının; ortağı olduğu şirket markalarına dayanarak açtığı hükümsüzlük davasında, «aktif husumet ehliyeti» ve «hukuki yararı» bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddin …
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının «aktif husumet ehliyeti» ve «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın «husumetten» reddinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin şirket ortağı olması nedeniyle kötü niyetli tescil nedeniyle zarar gören kişi konumunda olduğunu ve aktif dava «ehliyetinin» bulunduğunu, zarar gören kişinin mutlaka tescilli marka sahibi olması gerekmeyeceği, davalıların kötü niyetli olduklarının ortada olduğunu, Köksallar markalarını davalı firmaya «muvazaalı» olarak devralan davalıların Köksallar firmasının çalışmaması için elinden geleni yaptığını ve şirketin markasını, hatta araçlarını devrettikleri için şirketi çalışamaz hale getirdiklerini, öncelikle «kötü niyet» hususunun değerlendirilmediğini, “DK KÖKSALLAR” ve “MERSİN DK KÖKSALLAR” ile “KÖKSALLAR” markaları karşılaştırıldığında içerdiği emtia ve sınıfların da aynı olduğu düşünüldüğünde ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarını, tüketici tarafından «iltibasa» sebep olacağını, ayrıca “KÖKSALLAR” markasının tanınmış olduğunu ve markaların bu sebeple de birbirinden ayırdedilmesinin zor olduğunu, «haksız rekabet» ve iyi niyet kuralları çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının dava «ehliyetinin» bulunmadığını, davaya konu edilen Köksallar Tur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/4538 E. , 2010/4453 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.06.2008 tarih ve 2007/486-2008/333 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ile davacı yanında müdahale talep eden ... tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, ortağı bulunduğu davalı kooperatifin inşaat işlerinin davı dışı S.S.Köksal Yapı Kooperatifi’ne verildiğini, bir süre sonra sözleşmenin feshedildiğini ve davalı ile anılan yüklenici arasındaki davaların halen devam ettiğini, davalı kooperatifçe ihaleye gidilmeden yine dava dışı Yıldırımcan Ltd.Şti. ile çok daha aleyhe şartlar içeren yeni bir sözleşme imzalandığını, dava konusu 18.08.2007 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının 4. gündem maddesi ile davalı kooperatifçe S.S.Köksal Yapı Kooperatifi aleyhine açılmış ve açılacak tüm davalardan kazanılmış ve kazanılacak bedellerin Yıldırımcan Ltd.Şti.’ne devrine karar verilerek hukuka ve yasaya aykırı davranıldığını ileri sürerek, alınan kararın iptalini talep ve dava etmiştir.
..., ... ve ..., davacı yanında davaya müdahale talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili, müvekkilinin dava dışı S.S.Köksal Yapı Kooperatifi’ne 18.08.2007 tarihi itibariyle (2.072.047,11)YTL borcunun bulunduğunu, Yıldırımcan Ltd.Şti.’nin bu borcu üstlenmesi karşılığında dava konusu kararın alındığını, ayrıca anılan borcun Yıldırımcan Ltd.Şti.’ne yıllık %5 faizle ve 15 taksitle ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkili kooperatif ortaklarının anılan borcu başka türlü ödeyemeyeceği dikkate alınırsa bu kararın ortakların yararına olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı kooperatif ile S.S.Köksal Yapı Kooperatif arasındaki davada S.S.Köksal Yapı Kooperatifi yararına davalı kooperatiften (758.712,33)YTL’nın temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verildiği, dava konusu 4 no’lu genel kurul kararı ile ikinci yüklenicinin bu borcu üstlenmesi ile ortaklardan taksitler halinde ve %6 faiziyle birlikte tahsil etmesi hakkında alınan kararın ortakların menfaatine olduğu, ancak aynı kararda kooperatifin doğmuş ve doğacak tüm haklarının ellerinden alınması ve ortakların menfaatlerinin yok edilmesi anlamına gelecek kısmın anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı kooperatifin 18.08.2007 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının 4.
gündem maddesinde alınan ve “mahsup yapılması” ibaresinden sonra gelen “…kooperatifin S.S.Köksal Konut Yapı Kooperatifinden olan cezai şart vs. alacak hakları için açılmış ve açılacak olan dava haklarının tümü ile yüklenici Yıldırımcan Ltd.Şti.’ne devretmeye, bu davaların sonuçlarından kooperatif olarak hiçbir şey talep etmemeye” ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile davacı yanında müdahale talep eden ... temyiz etmiştir.
1- HUMK.’nun 57. maddesi uyarınca fer’i müdahil sadece lehine müdahalede bulunduğu tarafın yardımcısı olup, lehine katıldığı tarafla birlikte hareket eder. Buna göre, fer’i müdahil ancak lehine müdahale ettiği tarafın iradesine uygun olan usul işlemlerini yapabilir. Ayrıca hüküm, lehine müdahale edilen taraf hakkında verileceğinden, bu hükme karşı temyiz yoluna başvurma yetkisi de doğal olarak sadece asıl tarafa aittir. Lehine müdahale edilen taraf hükme karşı temyiz yoluna başvurmazsa, lehine katıldığı tarafla birlikte hareket etmek zorunda olan fer’i müdahilin yalnız başına hükmü temyiz yetkisi yoktur. Yine, karar sadece taraflar hakkında verilebileceğinden ve fer’i müdahil hakkında kesin hüküm teşkil etmeyeceğinden, fer’i müdahale talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeyen üçüncü kişinin de, lehine müdahale edilen tarafın hükme karşı temyiz yoluna başvurmaması halinde, tek başına hükmü temyiz yetkisi yoktur.
Zira, bir an için fer’i müdahale talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeyen üçüncü kişinin, bu nedenle temyiz isteminin kabul edilmesi gerektiğini düşünsek bile, bozma üzerine dava dosyası mahalline gittiği zaman, müdahale isteyen kişinin bu davayı takip edip sonuçlandırmasına yine de imkan bulunmamaktadır. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi müdahale isteğinde bulunan tarafın, lehine iltihak ettiği tarafla birlikte hareketi zorunlu olduğuna, asıl taraf kararı temyiz etmediğine ve bu suretle onun yönünden mahkeme kararı kesinleştiğine göre, artık üçüncü kişinin bu davayı tek başına takip etmesi imkansız hale gelmiş bulunmaktadır. Bu itibarla, üçüncü kişinin isteğine uygun olarak mahkeme kararının bozulması, kendisine hiçbir hukuki yarar sağlamayacaktır.
Somut uyuşmazlıkta ise mahkeme kararı lehine müdahale talep edilen davacı tarafından temyiz edilmemiştir. Bu durum karşısında, davacı yanında müdahale talebinde bulunan ...’un temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, davalı kooperatif genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup mahkemece dava konusu 18.08.2007 tarihli genel kurul toplantısının 4. gündem maddesiyle alınan kararın “davalı kooperatifin SS. Köksal Yapı Kooperatifinden olan cezai şart vs. alacakları için açılmış ve açılacak olan dava haklarının tümü ile yüklenici Yıldırımca Ltd. Şti.’ne devredilmesine, bu davaların sonuçlarından kooperatif olarak hiçbir şey talep etmemeye” ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Oysa somut uyuşmazlıkta dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davalı kooperatifin önce dava dışı SS. Köksal Yapı Kooperatifi ile bir eser sözleşmesi imzaladığı, bu sözleşmenin davalı kooperatifçe haklı nedenlerle feshedildiği, eser sözleşmesinin tarafları arasındaki dava ve karşı davalarda her iki tarafın da birbirinden alacaklarının bulunduğunun belirlendiği, daha sonra davalı kooperatif yönetim kurulunca verilen yetkiye dayanılarak dava dışı Yıldırımca Ltd. Şti. ile ikinci bir eser sözleşmesi imzalandığı anlaşılmaktadır. Dava konusu genel kurul kararının konusunu oluşturmasa da anılan işlem ve sözleşmelerin davalı kooperatifin yararına olup olmadığının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, bunun ise kooperatif genel kurulunun görev ve yetkisinde bulunduğu açıktır.
Somut uyuşmazlıkta ise 4. gündem maddesi ile SS. Köksallar Kooperatifi’nin alacağının (2.072.048,11) YTL. olarak sabitlenip borcun Yıldırımca Ltd. Şti. tarafından ödenmesine ve davalı kooperatif taşınmazları üzerindeki SS. Köksallar Kooperatifi lehine olan ipoteklerin kaldırılarak yerine Yıldırımca Ltd. Şti. yararına ipotek tesis edilmesine, (2.072.048,11) YTL.’nı davalı kooperatif ortaklarının 01.01.2008 tarihinden itibaren yıllık %5 faizle ve 15 eşit taksitle Yıldırımca Ltd. Şti.’ne ödemesine, davalı kooperatif ile SS. Köksallar Kooperatifi arasındaki davanın davalı kooperatif yararına bozulması halinde Yıldırımca Ltd. Şti.’ne ödenecek miktardan mahkeme kararındaki indirim kadar mahsup yapılmasına, davalı kooperatifin SS.
Köksallar Kooperatifi’nden olan alacakları için açtığı ve açacağı dava haklarının tümüyle Yıldırımca Ltd. Şti.’ne devredilmesine ve bu davaların sonuçlarından davalı kooperatifçe herhangi bir şey talep edilmemesine, anılan tüm bu konularda yönetim kurulunun yüklenici ile sözleşme yapıp ipotek vermeye yetkili kılınmasına karar verilmiştir.
Dolayısıyla dava konusu 4. gündem maddesinde davalı kooperatif genel kurulunca (2.072.048,11) YTL.’nın dava dışı SS. Köksallar Kooperatifi’ne ve borcun nakli halinde Yıldırımca Ltd. Şti.’ne ne şekilde ödeneceği tartışılmış, sonuçta Yıldırımca Ltd. Şti.’nin borcu üstlenip davalı kooperatif ortaklarına ödeme avantajları sağlamasının karşılığında, 4. maddede belirtilen diğer haklar ile birlikte davalı kooperatifin SS. Köksallar Kooperatifi’ne olan dava hakları tümüyle Yıldırımca Ltd. Şti.’ne devredilmiştir. Bu durumda dava konusu 4. maddenin bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiği, her bir şartın diğerine bağlanmış olduğu ve birisinin iptali halinde diğer şartların da tartışmalı hale geleceği açıktır.
Bu durum karşısında mahkemece, dava konusu genel kurul toplantısının 4. gündem maddesinde davalı kooperatif ile dava dışı Yıldırımca Ltd. Şti. arasında yapılacak sözleşme şartlarının kararlaştırıldığı, bu konunun genel kurulun görev ve yetkisinde bulunduğu, sözleşme şartlarının ancak bir bütün halinde değerlendirilebileceği, somut uyuşmazlık yönünden bu şartların bir kısmının iptal edilmesinin mümkün olmadığı gibi giderek genel kurulun iradesine mahkeme tarafından müdahale edilmesi anlamını taşıyacağı kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde dava konusu genel kurul kararının bir kısmının iptaline karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı yanında müdahale talebinde bulunan ...’un temyiz isteminin REDDİNE, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı kooperatif yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden fer'i müdahil ...'dan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 26.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1017398600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz