Kararın kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/37 E. 2023/3072 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmenin nitelendirilmesi↗ likit alacak↗ cari hesap ilişkisi↗ bilirkişi raporları arasında çelişki↗ ayıp↗ davanın konusu↗ cari hesap↗ eser sözleşmesi↗ ticari faiz↗ kesinlik sınırı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ maddi tazminat↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/393 E., 2019/156 K.
BİRLEŞEN DAVA : Bakırköy 4. Ticaret Mahkemesinin 2017/387 E.
Taraflar arasındaki tazminat ve itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Asıl davada reddedilen ve temyize konu edilen manevi tazminat miktarı 5.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi 07.10.2021 itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kalmakta olup asıl davada davacı vekilinin manevi tazminat isteminin reddi kararına yönelik temyiz isteminin açıklanan bu sebeple reddi gerekmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.05.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı birleşen davada davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalıdan satın alınan ipleklerle üretilen ve müşteriye satılan kumaşların boyamaya gönderildiğini ve gizli ayıbın ortaya çıktığını ileri sürerek 471.900,96 TL maddi tazminat ve 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
2.Davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya sattığı iplik bedellerine ilişkin faturalardan ve buna bağlı olarak bakiye cari hesap ilişkisinden kaynaklanan borcun tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde; malın ayıplı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı vekili birleşen davada cevap dilekçesinde; malın ayıplı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada dava konusu ipliklerin ayıplı olmadığı, birleşen davada ise takibe konu bedelin ödenmediğinin iki tarafın da kabulünde olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile itirazın iptaline, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Asıl davada davacı - birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hazırlanma usulünün hatalı olduğunu, ayıbın ancak ham kumaş üzerinde inceleme yapılarak tespit edilebileceğini, bilirkişi heyetinin boyanmış kumaşlar üzerinde inceleme yaptığını, boyama sonra kumaşta hata olduğunun herkesin kabulünde olduğunu, bu hatanın kaynağınının tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı- asıl davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra inkar tazminatı taleplerinin reddinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın düzeltilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin satımdan kaynaklı olduğu, Mahkemece ilişkinin eser sözleşmesi olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığı ancak bu husus istinaf sebeplerinin incelenmesinde sonucu etkileyecek nitelikte olmadığından bunun istinaf yargılamasında düzeltildiği, Mahkemece bilirkişi raporu içeriğindeki teknik tespitler ile tarafların sunduğu deliller ışığında ve gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu, birleşen davada alacağının faturaya dayalı likit alacak olduğu, kabul edilen asıl alacak tutarı üzerinden davacı lehine inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle inkar tazminatı talebinin reddinin yerinde olmadığı gerekçesi ile asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince birleşen davaya ilişkin olarak verilen hükmün icra inkar tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile takibe vaki itirazın iptali ile takibin aynen devamına, likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle 30.541,56 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı - birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplere ek olarak, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava ayıp nedeniyle uğranılan zararın tahsili, birleşen dava ise faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup asıl davada davacı - birleşen davada davalı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3720 E. 2022/7633 K.
Ortak:ayıp · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava «ayıp» nedeniyle uğranılan zararın tahsili, birleşen dava ise faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali ve «icra inkar tazminatının» tahsili istemlerine ilişkindir.
2.Davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya sattığı iplik bedellerine ilişkin faturalardan ve buna bağlı olarak bakiye «cari hesap ilişkisinden» kaynaklanan borcun tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini ve «icra inkar tazminatına» hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada «dava konusu» ipliklerin ayıplı olmadığı, birleşen davada ise takibe konu bedelin ödenmediğinin iki tarafın da kabulünde olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile itirazın iptaline, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİzmir Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalının «ayıp ihbarını» e-posta yoluyla yaptığı, bunun usule uygun olmadığı, davacı adına düzenlenen «reklamasyon faturasının» iade edildiğini, ayıbın davacı tarafından kabul edilmediği, «tacirler» arasındaki sözleşmenin sonlandırlmasına ilişkin ayıp ihbarının «şekil şartlarının» TTK’da düzenlendiğini, süresinde ve şekil şartlarına uygun olmayan ayıp ihbarına hukuki sonuç doğurmayacağı gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesini doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulüne itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddi kararı, bölge adliye mahkemesince kaldırılarak, davanın kabulüne, itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu ipliklerin davalıya 20.10.2014 tarihinde «teslim» edildiği, davalının iplikleri, kumaş üretiminde kullanması sonucu bir kısım kumaşlarda bükülme oluştuğu, davalının bu durumu ipliklerin kumaş haline getirilmesi sonucu öğrendiği, davalı tarafından davacıya ipliklerin ayıplı olduğuna dair 03.11.2014 tarihinde e-posta yoluyla «ayıp» ihbarında bulunulduğu, dava konusu ipliklerin ayıplı bulunduğu ve ayıbın «gizli ayıp» niteliğinde olduğu, TBK’nın 223 ve TTK'nın 23/1-c maddesi birlikte değerlendirildiğinde davalının süresi içinde ayıp ihbarında bulunduğu, davacının gizli ayıplı ipliklerin bedelini davalıdan isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın ve davalının «kötüniyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:reklamasyon faturası · aleyhe bozma yasağı · gizli ayıp · ayıp ihbarı · re'sen gözetilme · şekil şartı · kötüniyet tazminatı · oy yasağı
Benzer bu karardaİzmir Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalının «ayıp ihbarını» e-posta yoluyla yaptığı, bunun usule uygun olmadığı, davacı adına düzenlenen «reklamasyon faturasının» iade edildiğini, ayıbın davacı tarafından kabul edilmediği, «tacirler» arasındaki sözleşmenin sonlandırlmasına ilişkin ayıp ihbarının «şekil şartlarının» TTK’da düzenlendiğini, süresinde ve şekil şartlarına uygun olmayan ayıp ihbarına hukuki sonuç doğurmayacağı gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesini doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulüne itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu ipliklerin davalıya 20.10.2014 tarihinde «teslim» edildiği, davalının iplikleri, kumaş üretiminde kullanması sonucu bir kısım kumaşlarda bükülme oluştuğu, davalının bu durumu ipliklerin kumaş haline getirilmesi sonucu öğrendiği, davalı tarafından davacıya ipliklerin ayıplı olduğuna dair 03.11.2014 tarihinde e-posta yoluyla «ayıp» ihbarında bulunulduğu, dava konusu ipliklerin ayıplı bulunduğu ve ayıbın «gizli ayıp» niteliğinde olduğu, TBK’nın 223 ve TTK'nın 23/1-c maddesi birlikte değerlendirildiğinde davalının süresi içinde ayıp ihbarında bulunduğu, davacının gizli ayıplı ipliklerin bedelini davalıdan isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın ve davalının «kötüniyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Kamu düzeni «aleyhe bozma yasağı» kuralının istisnalarındandır.
Harç, «kamu düzenine» ilişkin olduğundan re'«sen gözetilmesi» gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1643 E. 2023/1468 K.
Ortak:ayıp
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava «ayıp» nedeniyle uğranılan zararın tahsili, birleşen dava ise faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali ve «icra inkar tazminatının» tahsili istemlerine ilişkindir.
Benzer bu karardaBozma Kararı Dairemizin 06.03.2019 tarih, 2017/5435 E. ve 2019/1440 K. sayılı kararıyla davacı alıcının ayıplı mallara ilişkin gizli ayıbı öğrendiği tarih tespit edilerek «ayıp ihbarının» davalıya hemen bildirilip bildirilmediği incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ayıbın «gizli ayıp» olduğu, ayıp ortaya çıktıktan hemen sonra «ayıp ihbarının» yapıldığı, davalı tarafa verilen 170.000,00 ve 100.000,00 TL bedelli çekler nedeniyle davacının davalıya toplamda 65.534,46 TL borçlu olduğu, reddedilen miktar üzerinden davalı lehine hükmedilebilecek tazminat yönünden verilen «ihtiyati tedbirin» çeklerin ödenmemesi şeklinde verildiği, bu şekildeki tedbirin 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi kapsamında bir tedbir olmaması n …
… avada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kumaşların doğrudan boyama işlemine tabi tutulmasının doğru olmadığını, önceden test edilmesi gerektiğini, zamanında «ayıp» bildirimi yapılmadığını, şekle uygun «ayıp ihbarının» da olmadığını, raporun da yeterli incelemeye dayalı hazırlanmadığını, tüm ürünler incelenerek raporun hazırlanması gerektiğini, tazminat talebinin reddinin hatalı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gizli ayıp · ayıp ihbarı · ihtiyati tedbir · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · ihbar · teslim
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ayıbın «gizli ayıp» olduğu, ayıp ortaya çıktıktan hemen sonra «ayıp ihbarının» yapıldığı, davalı tarafa verilen 170.000,00 ve 100.000,00 TL bedelli çekler nedeniyle davacının davalıya toplamda 65.534,46 TL borçlu olduğu, reddedilen miktar üzerinden davalı lehine hükmedilebilecek tazminat yönünden verilen «ihtiyati tedbirin» çeklerin ödenmemesi şeklinde verildiği, bu şekildeki tedbirin 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi kapsamında bir tedbir olmaması n …
… espit edildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hemen satıcıya bildirimde bulunulması gerektiği, «teslim» ve boyama işlemlerinden 1 ay 6 gün sonrasında yapılan «ihbarın» ''hemen'' kavramı içine girmediği, ihbarın süresinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 06.03.2019 tarih, 2017/5435 E. ve 2019/1440 K. sayılı kararıyla davacı alıcının ayıplı mallara ilişkin gizli ayıbı öğrendiği tarih tespit edilerek «ayıp ihbarının» davalıya hemen bildirilip bildirilmediği incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
… ettiklerini, ancak isteklerinin karşılanmadığını, ürünleri yurtdışına satacaklarını, yurtiçi piyasası dikkate alınarak değerlendirme yapılmasının doğru olmadığını, «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8169 E. 2022/9016 K.
Ortak:ayıp
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava «ayıp» nedeniyle uğranılan zararın tahsili, birleşen dava ise faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali ve «icra inkar tazminatının» tahsili istemlerine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; davalı yanca davacıya satılan ürünlerdeki ayıbın «gizli ayıp» niteliğinde olduğu, davacı tarafça ayıplı ürünler kullanılmak sureti ile üretilen kumaşların 3. kişi alıcıya satılması sonrasında 3. kişi alıcı şirket tarafından kumaşların ayıplı olması nedeni ile davacıya iade edildiği, iade sonrasında da ürünlerin derhal 07/01/2013 tarihli «fatura» ile davalı tarafa iade edildiği, iadenin zaman geçmeksizin ayıp anlaşılır anlaşılmaz derhal yapıldığı, TBK'nın 231/1. ve 6762 sayılı TTK'nın 25/4. maddesinde öngörülen süreler de «ihbarın» yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, 9.658,44 TL nin 15/02/2013 «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:gizli ayıp · usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak · ihbar · bilirkişi incelemesi · fatura · avans faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; davalı yanca davacıya satılan ürünlerdeki ayıbın «gizli ayıp» niteliğinde olduğu, davacı tarafça ayıplı ürünler kullanılmak sureti ile üretilen kumaşların 3. kişi alıcıya satılması sonrasında 3. kişi alıcı şirket tarafından kumaşların ayıplı olması nedeni ile davacıya iade edildiği, iade sonrasında da ürünlerin derhal 07/01/2013 tarihli «fatura» ile davalı tarafa iade edildiği, iadenin zaman geçmeksizin ayıp anlaşılır anlaşılmaz derhal yapıldığı, TBK'nın 231/1. ve 6762 sayılı TTK'nın 25/4. maddesinde öngörülen süreler de «ihbarın» yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, 9.658,44 TL nin 15/02/2013 «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Bu durumda, Dairemiz bozma kararı kapsamında usulüne uygun «bilirkişi incelemesi» yapılamadığı ve davacının davasını ispatlayamadığı, bozma kararına uyulmakla davalı yararına «usulü kazanılmış hak» oluştuğu da nazara alındığında davanın reddine karar verilmesi gerekirken özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/37 E. , 2023/3072 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1048 Esas, 2021/1211 Karar
HÜKÜM
Asıl dava ret, Birleşen dava kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/393 E., 2019/156 K.
BİRLEŞEN DAVA
Bakırköy 4. Ticaret Mahkemesinin 2017/387 E.
Taraflar arasındaki tazminat ve itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Asıl davada reddedilen ve temyize konu edilen manevi tazminat miktarı 5.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi 07.10.2021 itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kalmakta olup asıl davada davacı vekilinin manevi tazminat isteminin reddi kararına yönelik temyiz isteminin açıklanan bu sebeple reddi gerekmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.05.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı birleşen davada davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalıdan satın alınan ipleklerle üretilen ve müşteriye satılan kumaşların boyamaya gönderildiğini ve gizli ayıbın ortaya çıktığını ileri sürerek 471.900,96 TL maddi tazminat ve 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
2.Davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya sattığı iplik bedellerine ilişkin faturalardan ve buna bağlı olarak bakiye cari hesap ilişkisinden kaynaklanan borcun tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde; malın ayıplı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı vekili birleşen davada cevap dilekçesinde; malın ayıplı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada dava konusu ipliklerin ayıplı olmadığı, birleşen davada ise takibe konu bedelin ödenmediğinin iki tarafın da kabulünde olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile itirazın iptaline, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Asıl davada davacı - birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hazırlanma usulünün hatalı olduğunu, ayıbın ancak ham kumaş üzerinde inceleme yapılarak tespit edilebileceğini, bilirkişi heyetinin boyanmış kumaşlar üzerinde inceleme yaptığını, boyama sonra kumaşta hata olduğunun herkesin kabulünde olduğunu, bu hatanın kaynağınının tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı- asıl davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra inkar tazminatı taleplerinin reddinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın düzeltilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin satımdan kaynaklı olduğu, Mahkemece ilişkinin eser sözleşmesi olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığı ancak bu husus istinaf sebeplerinin incelenmesinde sonucu etkileyecek nitelikte olmadığından bunun istinaf yargılamasında düzeltildiği, Mahkemece bilirkişi raporu içeriğindeki teknik tespitler ile tarafların sunduğu deliller ışığında ve gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu, birleşen davada alacağının faturaya dayalı likit alacak olduğu, kabul edilen asıl alacak tutarı üzerinden davacı lehine inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle inkar tazminatı talebinin reddinin yerinde olmadığı gerekçesi ile asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince birleşen davaya ilişkin olarak verilen hükmün icra inkar tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile takibe vaki itirazın iptali ile takibin aynen devamına, likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle 30.541,56 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı - birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplere ek olarak, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava ayıp nedeniyle uğranılan zararın tahsili, birleşen dava ise faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup asıl davada davacı - birleşen davada davalı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Asıl davada davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyizi yönünden; temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/966034800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz