Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2168 E. 2023/5683 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
açığa imza↗ kötü niyetli iktisap↗ yazılı delil başlangıcı↗ delil başlangıcı↗ ağır kusur↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ yazılı delil↗ satış sözleşmesi↗ lehtar↗ kambiyo senedi↗ eş rızası↗ ispat yükü↗ hamil↗ keşideci↗ kamu düzeni↗ bono↗ vade↗ taşıyıcı↗ havale↗ iflas↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ kusur↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip dayanağı bononun 01.01.2017 vade tarihli, ... lehine, 29.04.2016 tanzim tarihli, 700.000,00 TL bedelli, keşidecisinin ... olduğu, davacı vekilinin, davaya konu bono altındaki imzanın müvekkili ...'a ait olduğunu beyan ederek ... tarafından sözleşmeye aykırı bir şekilde senet üzerindeki bedelin ve yazıların sözleşmeye aykırı olarak düzenlendiğini iddia ederek delil listesinde dava dışı İkram Yavuz ile müvekkili arasında geçen whatsapp yazışmaları ile İkram Yavuz'a Finansbank aracılığıyla 31.05.2016 tarihinde göndermiş olduğu 80.000,00 TL havale dekontunu ve bir takım satış sözleşmelerini delil olarak sunduğu, ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 778 inci maddesi yollamasıyla 680 inci maddesinde yer alan "Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası hamile karşı ileri sürülemez, meğer ki hamil poliçeyi kötü niyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun" düzenleme uyarınca bonoda açığa imza atılarak bono keşide edilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, beyaza imza atılmak suretiyle keşide edilen bononun, keşidecinin rızası hilafına lehtar tarafından anlaşmalara aykırı bir şekilde üzerinin doldurulduğu hususunda ispat yükünün keşideciye ait olduğu, davacı tarafça buna ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı, davacı vekilinin 04.03.2020 tarihli celsede, davaya konu bononun iddia edilen ticari ilişkiden kaynaklı olarak düzenlendiğine ve bu ticari ilişkideki anlaşmalara aykırı bir şekilde düzenlendiğine ilişkin davalının imza ve yazılarını içerir herhangi bir sözleşme bulunmadığını beyan ettiği, dava dilekçesinde delil olarak ibraz edilen belgelerin işbu dava yönünden herhangi bir hukuki niteliği olmayan dava dışı 3 üncü kişi ile yapılan whatsapp yazışma tutanakları ve dava dışı 3 üncü kişi ile düzenlenen satış sözleşmesi ve ödeme dekontu olduğu, dava dışı 3 üncü kişiye ait belgeler olduğu, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece tanık dinletme taleplerinin hiçbir gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) gereği yazılı delil başlangıcı bulunması halinde tanık dinletilmesinin mümkün olduğunu, dosyaya ibraz ettikleri İkram Yavuz'un el yazısını içerir belgenin yazılı delil başlangıcı olduğunu, mahkemece bu belgenin dikkate alınmadığını, yine mahkemece whatsapp yazışmalarının delil olarak kabul edilmediğini, oysa 6100 sayılı Kanun'un 199 uncu maddesi gereğince elektronik ortamdaki verilerin ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıların belge olarak kabul edildiğini, dava konusu olayların bir bütün olarak ele alınmadığını, müvekkili ile ... arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığının görüşme kayıtları, ekran görüntüleri ve İkram Yavuz'un kendi elyazısı yazmış olduğu yazı ile sabit olduğunu, eksik inceleme yapıldığını, müvekkilinin tefecilik tuzağına düşürülmüş olduğunu, günümüzde bu suçların kitabına uydurularak böyle işlendiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın 6100 sayılı Kanun’da belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın reddine ilişkin kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kambiyo senedine dayalı başlatılan takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 680 ve 778 inci maddeleri.
3. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13999 E. 2017/1985 K.
Ortak:kambiyo senedi · ibraz
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip dayanağı «bononun» 01.01.2017 «vade» tarihli, ... lehine, 29.04.2016 tanzim tarihli, 700.000,00 TL bedelli, «keşidecisinin» ... olduğu, davacı vekilinin, davaya konu bono altındaki imzanın müvekkili ...'a ait olduğunu beyan ederek ... tarafından sözleşmeye aykırı bir şekilde senet üzerindeki bedelin ve yazıların sözleşmeye aykırı olarak düzenlendiğini iddia ederek delil listesinde dava dışı İkram Yavuz ile müvekkili arasında geçen whatsapp yazışmaları ile İkram Yavuz'a Finansbank aracılığıyla 31.05.2016 tarihinde göndermiş olduğu 80.000,00 TL «havale» dekontunu ve bir takım «satış sözleşmelerini» delil olarak sunduğu, ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 778 inci maddesi yollamasıyla 680 inci maddesinde yer alan "Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası «hamile» karşı ileri sürülemez, meğer ki hamil poliçeyi «kötü niyetle iktisap» etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir «kusur» isnadı mümkün bulunmuş olsun" düzenleme uyarınca bonoda «açığa imza» atılarak bono keşide edilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, beyaza imza atılmak suretiyle keşide edilen bononun, keşidecinin «rızası» hilafına «lehtar» tarafından anlaşmalara aykırı bir şekilde üzerinin doldurulduğu hususunda «ispat yükünün» keşideciye ait olduğu, davacı tarafça buna ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı, davacı vekilinin 04.03.2020 tarihli celsede, davaya konu bononun iddia edilen ticari ilişkiden kaynaklı olarak düzenlendiğine ve bu ticari ilişkideki anlaşmalara aykırı bir şekilde düzenlendiğine ilişkin davalının imza ve yazılarını içerir herhangi bir sözleşme bulunmadığını beyan ettiği, dava dilekçesinde delil olarak «ibraz» edilen belgelerin işbu dava yönünden herhangi bir hukuki niteliği olmayan dava dışı 3 üncü kişi ile yapılan whatsapp yazışma tutanakları ve dava dışı 3 üncü kişi i …
… özetle; yerel mahkemece tanık dinletme taleplerinin hiçbir gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) gereği «yazılı delil başlangıcı» bulunması halinde tanık dinletilmesinin mümkün olduğunu, dosyaya «ibraz» ettikleri İkram Yavuz'un el yazısını içerir belgenin yazılı delil başlangıcı olduğunu, mahkemece bu belgenin dikkate alınmadığını, yine mahkemece whatsapp yazışmalarının delil olarak kabul edilmediğini, oysa 6100 sayılı Kanun'un 199 uncu maddesi gereğince elektronik ortamdaki verilerin ve bunlara benzer bilgi «taşıyıcıların» belge olarak kabul edildiğini, dava konusu olayların bir bütün olarak ele alınmadığını, müvekkili ile ... arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığının görüşme kayıtları, ekran görüntüleri ve İkram Yavuz'un kendi elyazısı yazmış olduğu yazı ile sabit olduğunu, «eksik inceleme» yapıldığını, müvekkilinin tefecilik tuzağına düşürülmüş olduğunu, günümüzde bu suçların kitabına uydurularak böyle işlendiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kara …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «kambiyo senedine» dayalı başlatılan takipten dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBu durum karşısında, mahkemece, imzalanmış ve kısmen doldurulmuş «çekin ibraz» esnasında eksik olan diğer zorunlu unsurları tamamlanarak «kambiyo senedi vasfını» haiz olacağı ve kambiyo senedine mahsus «zayi» iptal davasına konu olabileceği düşünülerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle istemin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, talebe konu çekin bedeli ve «keşide tarihinin» yazılı olmadığı bu haliyle zorunlu unsurları eksik çekin «kambiyo senedi vasfını» haiz olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda anılan yasa hükmü uyarınca çekin kısmen doldurulmuş ya da sadece imzalanmış olması halinde dahi tedavüle çıkarılması mümkün ve geçerli olup, bu eksiklik «çekin ibrazına» kadar tamamlanabilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çekin ibrazı · kambiyo senedi vasfı · zayi nedeniyle çek iptali · keşide tarihi · çek iptali · zayi · çek
Benzer bu karardaDava, «zayi nedeniyle çek iptali» istemine ilişkindir.
Bu durum karşısında, mahkemece, imzalanmış ve kısmen doldurulmuş «çekin ibraz» esnasında eksik olan diğer zorunlu unsurları tamamlanarak «kambiyo senedi vasfını» haiz olacağı ve kambiyo senedine mahsus «zayi» iptal davasına konu olabileceği düşünülerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle istemin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, talebe konu çekin bedeli ve «keşide tarihinin» yazılı olmadığı bu haliyle zorunlu unsurları eksik çekin «kambiyo senedi vasfını» haiz olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı vekili, iptali talep olunan çekin imzalanmış olduğunu ancak meblağı ve «keşide tarihinin» yazılı olmadığını belirtmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5213 E. 2015/12346 K.
Ortak:kambiyo senedi
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «kambiyo senedine» dayalı başlatılan takipten dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaYukarıda anılan yasa hükmü uyarınca çekin kısmen doldurulmuş ya da sadece imzalanmış olması halinde dahi, tedavüle çıkarılması mümkün ve geçerli olup, belirtilen yasal düzenlenme karşısında mahkemece, imzalanmış çekin «kambiyo senedi vasfını» haiz olduğu düşünülerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle istemin reddi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kambiyo vasfı · kambiyo senedi vasfı · zayi nedeniyle çek iptali · çek iptali · zayi · çek
Benzer bu karardaTalep, «zayi nedeniyle çek iptali» istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, talebe konu çekin zorunlu bazı kısımlarının doldurulmamış olması nedeniyle «kambiyo vasfına» haiz olmadığı, tedavüle de çıkmadığından ekonomik değer ifade etmediği bu haliyle iptal davasına konu edilemeyeceği gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir.
Yukarıda anılan yasa hükmü uyarınca çekin kısmen doldurulmuş ya da sadece imzalanmış olması halinde dahi, tedavüle çıkarılması mümkün ve geçerli olup, belirtilen yasal düzenlenme karşısında mahkemece, imzalanmış çekin «kambiyo senedi vasfını» haiz olduğu düşünülerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle istemin reddi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
-
Çek iptali | Çek iptalı | Ödeme yasağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17740 E. 2015/3428 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kıymetli evrak · çek iptali · çek
Benzer bu karardaMahkemece, TTK'nın 780. maddesi uyarınca düzenleme tarihinin çekin zorunlu unsurlarından olduğu, zorunlu unsurlardan birini içermeyen senedin «çek» («kıymetli evrak») sayılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «çek iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, 6102 sayılı TTK'nın 818/1-a-s bentleri yollamasıyla aynı Yasa'nın 680. madde hükmü uyarınca bir çekin kısmen doldurulmuş ya da sadece imzalanmış olması halinde, tedavüle çıkarılması mümkün ve geçerli olup, böyle bir çekin 757. madde uyarınca iptalinin istenmesinde yasaya aykırılık yoktur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2168 E. , 2023/5683 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafça müvekkili aleyhine Gaziantep 13. İcra Müdürlüğünün 2017/101717 sayılı dosyası ile 700.000,00 TL bedelli bonodan kaynaklı icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığını, müvekkilinin dava dışı Fatih Akçakale ile 2016 yılı Nisan ayında o tarihte 150.000,00 TL'ye tekabül eden 1.434,44 gr altını dava dışı İkram Yavuz'dan borç aldığını, İkram Yavuz'un el yazılı hesabında da bu miktarın yer aldığını, İkram Yavuz'un devlet memuru olduğunu ve ticaret yasağı olduğundan icra takibinde alacaklı görülen ve akrabası olan ... üzerinden bu tür alışverişler yaptığını, icra takibine konu var olduğu iddia edilen alacağın sebebinin esasen müvekkili ile dava dışı İkram Yavuz arasındaki alışverişe dayandığını, İkram Yavuz'dan alınan bu paranın 90.000,00 TL'sinin müvekkili adına 60.000,00 TL'sinin müvekkilinin arkadaşı olan Fatih Akçakale adına alındığını, müvekkilinin aldığı 90.000,00 TL'nin geri ödemesinin 100.000,00 TL olarak kararlaştırıldığını, İkram Yavuz'un bu anlaşma karşılığında müvekkiline boş bir senet imzalattığını, yapılan anlaşma gereği müvekkilinin 31.05.2016 tarihinde İkram Yavuz'a 80.000,00 TL ödediğini, müvekkilinin arkadaşı olan Fatih Akçakale'nin ise 60.000,00 TL parayı 70.000,00 TL olarak ödemeyi kabul ettiğini, o dönem müvekkilinin tanıdığı olan Fatih Akçakale'ye olan güvene istinaden boş senede yalnızca müvekkilinin imza attığını, ancak bu tarihten sonra Fatih Akçakale ile müvekkilinin arasının bozulduğunu, Fatih'in Akçakale'nin borcunu ödemeden kayıplara karıştığını, müvekkilinin yaşadığı maddi sıkıntılar nedeniyle HITACHI marka iş makinasını değerinden çok düşük bir meblağ ile Fatih Akçakale'nin gayri resmi ortağı olduğu Atasu Sıhhi Tesisat İnş.
Yapı Malz. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye sattığını, iş makinasi için ödenecek bedel içinde Fatih Akçakale'nin kalan 20.000,00 TL borcunun da olduğunu, yani bu miktarın dava dışı şirket tarafından üstelenildiğini, dava dışı şirketin ödemeleri yapmadığını, bahse konu aracın, müvekkilinin durumu düzeldiğinde alınacağından, başkasına satılmaması konusunda anlaşılmasına rağmen İkram Yavuz'un akrabasına satıldığını, daha sonra İkram Yavuz'un bu aracı 14.04.2017 tarihinde müvekkiline bedelini alarak devrettiğini, müvekkili ile İkram Yavuz arasındaki dava dilekçesi ekinde sunulan Whatsapp görüşme kayıtlarında da görüleceği üzere 100.000,00 TL ödemeyi 80.000,00 TL'sini banka yoluyla 20.000,00 TL'sini araç satışı yoluyla İkram Yavuz'a müvekkilinin ödediğini, imzalamış olduğu senedi geri istediğini ancak senedin teslim edilmediğini, senette yalnızca imzanın müvekkiline ait olduğunu, kalan yerlerin başkası tarafından doldurulduğunu, borcun olmadığına bir diğer delaletin ise senedin vade tarihi olduğunu, senedin vade tarihinin 01.01.2017 tarihi olduğunu, İkram Yavuz'un resmiyette Kadri Yavuz adına olan ancak esasen kendi namı hesabına geçirdiği iş makinasının devrini 14.04.2017 tarihinde müvekkiline devrettiğini, böyle bir borç söz konusu olsaydı, senedin vade tarihinden çok sonra müvekkiline araç devri yapılmayacağını, icra dosyasına ödenen 15.000,00 TL'nin doğrudan İkram Yavuz adına yapıldığını, bu ödemenin de müvekkili ile davalı arasında alacak borç ilişkisi olmadığını gösterdiğini ileri sürerek takip konusu bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, bononun iptaline ve %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, takibe konu senedin şarta veya sözleşmeye bağlanmamış mücerret bir alacak olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen ilişkilerin üçüncü kişiyle yapılan işlemler olduğunu savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip dayanağı bononun 01.01.2017 vade tarihli, ... lehine, 29.04.2016 tanzim tarihli, 700.000,00 TL bedelli, keşidecisinin ... olduğu, davacı vekilinin, davaya konu bono altındaki imzanın müvekkili ...'a ait olduğunu beyan ederek ... tarafından sözleşmeye aykırı bir şekilde senet üzerindeki bedelin ve yazıların sözleşmeye aykırı olarak düzenlendiğini iddia ederek delil listesinde dava dışı İkram Yavuz ile müvekkili arasında geçen whatsapp yazışmaları ile İkram Yavuz'a Finansbank aracılığıyla 31.05.2016 tarihinde göndermiş olduğu 80.000,00 TL havale dekontunu ve bir takım satış sözleşmelerini delil olarak sunduğu, ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 778 inci maddesi yollamasıyla 680 inci maddesinde yer alan "Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası hamile karşı ileri sürülemez, meğer ki hamil poliçeyi kötü niyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun" düzenleme uyarınca bonoda açığa imza atılarak bono keşide edilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, beyaza imza atılmak suretiyle keşide edilen bononun, keşidecinin rızası hilafına lehtar tarafından anlaşmalara aykırı bir şekilde üzerinin doldurulduğu hususunda ispat yükünün keşideciye ait olduğu, davacı tarafça buna ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı, davacı vekilinin 04.03.2020 tarihli celsede, davaya konu bononun iddia edilen ticari ilişkiden kaynaklı olarak düzenlendiğine ve bu ticari ilişkideki anlaşmalara aykırı bir şekilde düzenlendiğine ilişkin davalının imza ve yazılarını içerir herhangi bir sözleşme bulunmadığını beyan ettiği, dava dilekçesinde delil olarak ibraz edilen belgelerin işbu dava yönünden herhangi bir hukuki niteliği olmayan dava dışı 3 üncü kişi ile yapılan whatsapp yazışma tutanakları ve dava dışı 3 üncü kişi ile düzenlenen satış sözleşmesi ve ödeme dekontu olduğu, dava dışı 3 üncü kişiye ait belgeler olduğu, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece tanık dinletme taleplerinin hiçbir gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) gereği yazılı delil başlangıcı bulunması halinde tanık dinletilmesinin mümkün olduğunu, dosyaya ibraz ettikleri İkram Yavuz'un el yazısını içerir belgenin yazılı delil başlangıcı olduğunu, mahkemece bu belgenin dikkate alınmadığını, yine mahkemece whatsapp yazışmalarının delil olarak kabul edilmediğini, oysa 6100 sayılı Kanun'un 199 uncu maddesi gereğince elektronik ortamdaki verilerin ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıların belge olarak kabul edildiğini, dava konusu olayların bir bütün olarak ele alınmadığını, müvekkili ile ...
arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığının görüşme kayıtları, ekran görüntüleri ve İkram Yavuz'un kendi elyazısı yazmış olduğu yazı ile sabit olduğunu, eksik inceleme yapıldığını, müvekkilinin tefecilik tuzağına düşürülmüş olduğunu, günümüzde bu suçların kitabına uydurularak böyle işlendiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın 6100 sayılı Kanun’da belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın reddine ilişkin kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kambiyo senedine dayalı başlatılan takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 680 ve 778 inci maddeleri.
3. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/964286700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz