Şirketin feshi ve tasfiyesi | Ortaklığın giderilmesi | Şirketin feshini ve tasfiyesini | Şirketin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2452 E. 2023/6066 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilirkişi raporu çelişkisi↗ nispi harç↗ güven ilişkisi↗ çıkma payı↗ limited şirket ortaklığı↗ istinaf sebebi↗ rayiç değer↗ haklı sebep↗ kâr payı dağıtımı↗ ortaklıktan çıkarılma↗ aaüt↗ istinaf başvurusunun reddi↗ nispi vekalet ücreti↗ şirketin feshi↗ avukatlık asgari ücret tarifesi↗ vekalet ücreti takdiri↗ malvarlığına ilişkin dava↗ kira sözleşmesi↗ maktu vekalet ücreti↗ pasif husumet yokluğu↗ muacceliyet↗ derdestlik↗ denetime elverişlilik↗ pasif husumet↗ fesih↗ husumet yokluğu↗ kâr dağıtımı↗ ortaklık ilişkisi↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ kâr payı↗ harç↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin kardeşler arasında kurulu bir şirket olduğu, davacının kötü yönetim nedeniyle şirketin feshini talep ettiği, dinlenen tanıklar ve dosyaya giren evraklar değerlendirildiğinde, dosyada taraf vekillerinin itirazları sonrası en son hazırlanan bilirkişi raporunda davacının ortaklık payının 112.053,58 TL olduğunun tespit edildiği, raporun hükme esas alınabilecek şekilde denetime elverişli olduğu, davacının şirket ortaklığının devamında hukuki bir yarar kalmadığı, davacının şirket ortaklığından ayrılmasına kanaat getirildiği gerekçesiyle davalı gerçek kişiler aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket aleyhine açılan davanın ise kabulü ile davacının ortaklık payı ödenerek şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ortaklar arasında ciddi anlaşmazlık ve husumet bulunması, çeşitli davalar açılması, suç isnadında bulunulması, hatta çekişmelerin fiziksel şiddete varması, güven ilişkisinin zedelenmesi, ortaklara haksız menfaat sağlanması, mali hakları ihlali, şirketin devamlı zarar etmesi ve amacını gerçekleştirmesine imkan kalmaması, pay sahiplerinin bilgi ve belge alma haklarını kullanamaması ve şirketin kötü yönetilmesinin ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren nedenler olarak kabul edildiğini, şirketin kurulduğu tarihten itibaren genel kurul kararı almadıklarını, müvekkili ile davalı ortaklar arasında malvarlığına ilişkin ciddi sorunlar söz konusu olup bunlara ilişkin dava ve icra takiplerinin derdest olduğunu, müvekkili toplantılara katılıp imza atmamasına rağmen toplantılara katılarak kararlara imza atmış gibi gösterildiğini, şirkete ait taşınır ve taşınmazların müvekkiline bilgi verilmeden satılması veya bunlar üzerinde tasarrufta bulunulmasının ortaklar arasında olması gereken güven ilişkisini tamamen ortadan kaldırdığını, şirketin kurulmasından bu yana hiç bir hissedara şirketin mali durumu hakkında bilgi ve belge verilmediğini, kâr-zarar konusunda da bilgi verilmediği gibi kâr payı da ödenmediğini, şirket kötü yönetilerek her geçen yıl daha fazla borçlandığını, şirketin feshi yerine ortağın şirketten çıkarılmasına karar verilmesi için haklı sebebin çok ağır olmamasının gerektiğini, ancak şirketin feshi için birden fazla haklı sebep bulunduğunu, bu nedenle ortaklıktan çıkarılma yerine şirketin feshine karar verilmesinin gerektiğini, 13.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda öz varlıkların hesaplanmasında üretim makinelerinin toplam değerinin 69.062,53 TL olarak gösterildiğini, ancak dosyaya sunulan 05.11.2015 tarihli makine mühendisi bilirkişi raporunda üretim makinelerinin değerinin 1.005.000,00 TL olarak gösterildiğini, bu haliyle bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, 5 yıl önceki değerleri içeren raporlara atıfta bulunulması ve hesaplamaların eski raporlara dayandırılması nedeniyle bu raporlara dayanılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı şirket ile davalılar .... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece müvekkili şirket kiracı olup kiralayan şirkete ait makine, teçhizat ve demirbaşlar sanki müvekkili şirkete aitmiş gibi değerlendirme yapılarak şirket değerinin çok üstünde bir değer esas alınarak hüküm verildiğini, rapordaki 250*1000 değirmen vals topu (4 adet), 250*800 değirmen vals topu (4 adet), phönümatik katındaki makinalar (bir grup), elek katı makinaları, yıkama katı makineleri, helezon aktarıcıları 3 adet, çelik silo 3 adet, kurutma dik ambar 3 adet, 40 tonluk kantar, yağ çıkarma makineleri, çöp sensörü ve forkfliftin şirkete ait olmadığını, tespit edilen kıymetlerin de gerçek değerden çok uzak olduğunu, yine raporda geçen Doblo marka aracın uzun yıllar önce satıldığını, davanın niteliği gereği davacı yararına maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi harç ve nispi vekalet ücretinin hüküm altına alınmasının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca davalı lehine de maktu vekalet ücreti takdirinin gerektiğini, diğer yandan davalı gerçek kişiler hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesine ve ayrıca ... da kendisini farklı bir vekille temsil ettirmesine rağmen her davalı için ayrı ayrı maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin tüm ortakları kardeş olup hisse devirleri sonucunda davacı ile davalı ...'ın ortak oldukları, davacının ortaklık payının şirket sermayesinin %20'sine isabet ettiği, tarafların kabulünde olduğu üzere davacı ile diğer ortak ve kardeşleri arasında görülen ortaklığın giderilmesi davası nedeniyle husumet bulunduğu, yine davalı şirketin kuruluşundan bu yana 2014 yılı hariç genel kurul toplantısı yapılmadığı ve ortaklara kâr payı dağıtılmadığı, açıklanan tespitler doğrultusunda haklı sebebin gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, ancak davalı şirketin faaliyetine devam ettiği, şirkete ait fabrikanın faal olduğu, bu durumda ekonomik faaliyetini sürdüren davalı şirketin devamında yarar bulunduğundan mahkemece fesih yerine ortaklıktan çıkarılmaya karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, çıkma payının belirlenmesinde hissenin kaydi-nominal değerlerinin esas alınamayacağı, şirketin mal varlığının değerinin belirlenmesinde karar tarihine en yakın rayiç değerlerinin esas alınması gerektiği, zira ayrılma alacağının, mahkemenin karar tarihinde muaccel hale geldiği, bu kapsamda somut olayda karar tarihine en yakın olarak tespit edilen 31.12.2017 tarihli mali tablo değerlerinin esas alınmasının yerinde görüldüğü, davalılar vekili tarafından şirkete ait fabrikada bulunan bir kısım makine ve teçhizatın şirkete ait olmayıp kiralık olduğu ileri sürülse de fabrikadan kurulu bulunan teçhizatlara ilişkin olarak bir kira sözleşmesi veya başkaca bir delilin ileri sürülmediği, hükme esas alınan kök ve ek raporda maddi duran varlıkların şirket kayıtlarında yer alan ve şirkete ait olanların değerleri esas alınmış olduğundan, makine mühendisi bilirkişi raporuyla bir çelişkiden söz edilmesinin de mümkün olmadığı, ayrıca davalılar vekili tarafından belirtilen ve şirket tarafından satılmış olan Fiat Doblo aracın hariç tutularak hesaplama yapıldığı, yine çıkma payının tespit edildiği tarih ile karar tarihi arasındaki süre uzun olmayıp makul olduğundan taraf vekillerinin çıkma payına yönelik istinaf sebeblerinin yerinde görülmediği, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 3/2 maddesi uyarınca birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde ret sebebi ortak olan davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte olup, mahkemece haklarındaki dava husumet yönünden reddedilen gerçek kişi davalılar aleyhine bir vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu, ancak dava şirketin feshi istemine ilişkin olup, mahkemenin takdiri ile uygun çözüm olarak davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına ve ayrılma akçesine hükmedildiğinden, davanın maktu harca ve dolayısıyla maktu avukatlık ücretine tabi olduğu gözetilmeden davalı şirket aleyhine nispi harç ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalılar ..., ..., ..., ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirketin fesih talebinin reddi ile davacı ...'ın Lüleburgaz Ticaret Müdürlüğünün 3469 sicil numarasında kayıtlı Durmaz Kardeşler Un Tarım Ürünleri İnş. Madencilik İthalat ve İhracat Sanayi Ticaret Limited Şirketi ortaklığından çıkartılmasına, davacının ortaklık payı karşılığı 112.053,58 TL'nin karar tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, limited şirketin haklı nedenle feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6466 E. 2014/12372 K.
Ortak:avans faizi
İncelediğiniz karardaMadencilik İthalat ve İhracat Sanayi Ticaret Limited Şirketi ortaklığından çıkartılmasına, davacının ortaklık «payı» karşılığı 112.053,58 TL'nin karar tarihinden itibaren «avans faizi» işletilerek davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle mahkemece, davacının talep ettiği faiz oranlarını geçmemek koşuluyla «avans faizine» hükmedilmesi gerekirken, «yasal faize» hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız kullanım bedeli · teslim tutanağı · maddi hata · protokol · yasal faiz · karar verilmesine yer olmadığına · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada, davalının ödemeleri aksatması nedeniyle taraflar arasındaki «protokol» gereği davalının fabrika üzerinde haksız kullanımının başladığı, fabrikayı boşaltması ve kendisine protokol eki tutanakla «teslim» edilen makine ve teçhizatı bankaya teslim yükümlülüğün doğduğu, davaya konu fabrika binası ve 22/10/2012 tarihli «teslim tutanağından» belirtilen makina ve teçhizat dava tarihinden sonra teslim edildiğinden bunlar yönünden davanın konusunun kalmadığı, eksik teslim edilen makine ve teçhizatın davacıya teslimi gerektiği, birleşen davalar yönünden ise, hesaplanan «haksız kullanım bedellerinin» davalıdan tahsili gerektiği, belirlenen haksız kullanım bedellerinin tahakkuk dönemi sonu itibarıyla «yasal faiz» yürütülebileceği gerekçesiyle, asıl davada, teslim edilen fabrika, makine ve teçhizat yönünden konusu kalmayan davanın esasına dair karar «verilmesine yer olmadığına», eksik teslim edildiği anlaşılan makine ve teçhizatın davacıya teslimine, birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve karar başlığında birleşen davaların esas numaralarının hatalı yazılmasının «maddi hataya» müstenit olup mahallinde her zaman düzeltilebilecek olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Bu nedenle mahkemece, davacının talep ettiği faiz oranlarını geçmemek koşuluyla «avans faizine» hükmedilmesi gerekirken, «yasal faize» hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
-
Limited şirkette ortaklıktan çıkma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13727 E. 2017/1861 K.
Ortak:limited şirket ortaklığı · limited şirket · kâr payı
İncelediğiniz kararda… KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin kardeşler arasında kurulu bir şirket olduğu, davacının kötü yönetim nedeniyle «şirketin feshini» talep ettiği, dinlenen tanıklar ve dosyaya giren evraklar değerlendirildiğinde, dosyada taraf vekillerinin itirazları sonrası en «son» hazırlanan bilirkişi raporunda davacının ortaklık «payının» 112.053,58 TL olduğunun tespit edildiği, raporun hükme esas alınabilecek şekilde «denetime elverişli» olduğu, davacının şirket ortaklığının devamında hukuki bir yarar kalmadığı, davacının şirket ortaklığından ayrılmasına kanaat getirildiği gerekçesiyle davalı gerçek kişiler aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı şirket aleyhine açılan davanın ise kabulü ile davacının ortaklık payı ödenerek şirket «ortaklığından çıkarılmasına» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ortaklar arasında ciddi anlaşmazlık ve «husumet» bulunması, çeşitli davalar açılması, suç isnadında bulunulması, hatta çekişmelerin fiziksel şiddete varması, «güven ilişkisinin» zedelenmesi, ortaklara haksız menfaat sağlanması, mali hakları ihlali, şirketin devamlı zarar etmesi ve amacını gerçekleştirmesine imkan kalmaması, pay sahiplerinin bilgi ve belge alma haklarını kullanamaması ve şirketin kötü yönetilmesinin «ortaklık ilişkisini» çekilmez hale getiren nedenler olarak kabul edildiğini, şirketin kurulduğu tarihten itibaren genel kurul kararı almadıklarını, müvekkili ile davalı ortaklar arasında «malvarlığına» ilişkin ciddi sorunlar söz konusu olup bunlara ilişkin dava ve icra takiplerinin «derdest» olduğunu, müvekkili toplantılara katılıp imza atmamasına rağmen toplantılara katılarak kararlara imza atmış gibi gösterildiğini, şirkete ait taşınır ve taşınmazların müvekkiline bilgi verilmeden satılması veya bunlar üzerinde tasarrufta bulunulmasının ortaklar arasında olması gereken güven ilişkisini tamamen ortadan kaldırdığını, şirketin kurulmasından bu yana hiç bir hissedara şirketin mali durumu hakkında bilgi ve belge verilmediğini, kâr-zarar konusunda da bilgi verilmediği gibi kâr «payı» da ödenmediğini, şirket kötü yönetilerek her geçen yıl daha fazla borçlandığını, «şirketin feshi» yerine ortağın şirketten çıkarılmasına karar verilmesi için haklı «sebebin» çok ağır olmamasının gerektiğini, ancak şirketin feshi için birden fazla «haklı sebep» bulunduğunu, bu nedenle «ortaklıktan çıkarılma» yerine şirketin feshine karar verilmesinin gerektiğini, 13.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda öz varlıkların hesaplanmasında üretim makinelerinin toplam değerinin 69.062,53 TL olarak gösterildiğini, ancak dosyaya sunulan 05.11.2015 tarihli makine mühendisi bilirkişi raporunda üretim makinelerinin değerinin 1.005.000,00 TL olarak gösterildiğini, bu haliyle «bilirkişi raporlarının çelişkili» olduğunu, 5 yıl önceki değerleri içeren raporlara atıfta bulunulması ve hesaplamaların eski raporlara dayandırılması nedeniyle bu raporlara dayanılarak karar veril …
… rih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin tüm ortakları kardeş olup hisse devirleri sonucunda davacı ile davalı ...'ın ortak oldukları, davacının ortaklık «payının» şirket sermayesinin %20'sine isabet ettiği, tarafların kabulünde olduğu üzere davacı ile diğer ortak ve kardeşleri arasında görülen ortaklığın giderilmesi davası nedeniyle «husumet» bulunduğu, yine davalı şirketin kuruluşundan bu yana 2014 yılı hariç genel kurul toplantısı yapılmadığı ve ortaklara kâr «payı dağıtılmadığı», açıklanan tespitler doğrultusunda haklı «sebebin» gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, ancak davalı şirketin faaliyetine devam ettiği, şirkete ait fabrikanın faal olduğu, bu durumda ekonomik faaliyetini sürdüren davalı şirketin devamında yarar bulunduğundan mahkemece «fesih» yerine «ortaklıktan çıkarılmaya» karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, «çıkma payının» belirlenmesinde hissenin «kaydi»-nominal değerlerinin esas alınamayacağı, şirketin mal varlığının değerinin belirlenmesinde karar tarihine en yakın «rayiç değerlerinin» esas alınması gerektiği, zira ayrılma alacağının, mahkemenin karar tarihinde «muaccel» hale geldiği, bu kapsamda somut olayda karar tarihine en yakın olarak tespit edilen 31.12.2017 tarihli mali tablo değerlerinin esas alınmasının yerinde görüldüğü, davalılar vekili tarafından şirkete ait fabrikada bulunan bir kısım makine ve teçhizatın şirkete ait olmayıp kiralık olduğu ileri sürülse de fabrikadan kurulu bulunan teçhizatlara ilişkin olarak bir «kira sözleşmesi» veya başkaca bir delilin ileri sürülmediği, hükme esas alınan kök ve ek raporda maddi duran varlıkların şirket kayıtlarında yer alan ve şirkete ait olanların değerleri esas alınmış olduğundan, makine mühendisi bilirkişi raporuyla bir çelişkiden söz edilmesinin de mümkün olmadığı, ayrıca davalılar vekili tarafından belirtilen ve şirket tarafından satılmış olan Fiat Doblo aracın hariç tutularak hesaplama yapıldığı, yine çıkma payının tespit edildiği tarih ile karar tarihi arasındaki süre uzun olmayıp makul olduğundan taraf vekillerinin çıkma payına yönelik «istinaf sebeblerinin» yerinde görülmediği, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 3/2 maddesi uyarınca birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde ret sebebi ortak olan davalılar lehine tek «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekmekte olup, mahkemece haklarındaki dava husumet yönünden reddedilen gerçek kişi davalılar aleyhine bir vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu, ancak dava «şirketin feshi» istemine ilişkin olup, mahkemenin takdiri ile uygun çözüm olarak davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına ve ayrılma akçesine hükmedildiğinden, davanın maktu harca ve dolayısıyla maktu avukatlık ücretine tabi olduğu gözetilmeden davalı şirket aleyhine «nispi harç» ve «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine», davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalılar ..., ..., ..., ... hakkında açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı şirketin fesih talebinin reddi ile davacı ...'ın Lüleburgaz Ticaret Müdürlüğünün 3469 sicil numarasında kayıtlı Durmaz Kardeşler Un Tarım …
Benzer bu karardaDava, davacının ortağı olduğu «limited şirket ortaklığından çıkma» ve ortaklık «payı alacağının» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirkette ortaklıktan çıkma · ortaklıktan çıkma · kâr payı alacağı · ıslah
Benzer bu karardaDava, davacının ortağı olduğu «limited şirket ortaklığından çıkma» ve ortaklık «payı alacağının» tahsili istemine ilişkindir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, dosyada bilirkişi raporu alınmasından sonra davacının davasını bilirkişi raporunda belirlenen miktar üzerinden «ıslah» etmesine ve bu miktarı davalıların kabul etmesine göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2452 E. , 2023/6066 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki şirketin feshi ve tasfiyesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın gerçek kişiler yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın gerçek kişiler yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Durmaz Kard... Ltd. Şti.'nin 5 ortağından birisi olduğunu, şirketin 05.06.2003 yılında kurulduğunu, kurulduğundan beri müvekkilinin hiç bir toplantıya çağırılmadığını, kararlara imza atmadığını, faaliyetinden, kâr-zarar, borç hesaplarından bilgi verilmediğini, şirketin aktif olarak Ahmetbey Kasabasında un fabrikası çalıştırdığı, müvekkilinin şirket ortaklarına güven duymadığını, husumetin uzun zamandan beri devam ettiğini, uzlaşmazlığın ciddi boyutlara ulaştığını, bu nedenle şirketin devam ve amacına ulaşmasına engel teşkil ettiğini, davalı şirketin aşırı borçlanmakta olup gayrimenkulleri üzerine bir çok haciz konulduğunu ileri sürerek davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket ile davalılar Nurettin ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından tasfiyesi istenen şirket ile davalı gösterilen şirketin iki ayrı şirket olduğunu, ailevi nedenlerle kardeşler arasındaki küslükler nedeniyle davacının davet edilmesine rağmen şirketten uzaklaştığını, taraflar arasındaki ortaklığın giderilmesi davası nedeniyle davacının kızarak bu davayı açtığını, müvekkillerinin şirketi yaşatmak istediklerini, tasfiyenin üretimin durmasına ve şirketin iflasına neden olacağını savunarak davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacının şirketten çıkarılmasına karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı ... duruşmadaki beyanında; şirketin müdürü olduğunu, ortakların kardeş olmaları nedeniyle resmi toplantıları yapmadıklarını, yapılan toplantıların kayıtlara işlenmediğini, şirketin aktif olarak çalıştığını, 2014 yılı haziran ayında yaptıkları resmi toplantıya davacının da katıldığını, davacıya toplantılara katılması konusunda telefonla haber verildiğini, şirketin geliriyle ortaklara taşınmaz alındığını, kârın bu şekilde dağıtıldığını beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin kardeşler arasında kurulu bir şirket olduğu, davacının kötü yönetim nedeniyle şirketin feshini talep ettiği, dinlenen tanıklar ve dosyaya giren evraklar değerlendirildiğinde, dosyada taraf vekillerinin itirazları sonrası en son hazırlanan bilirkişi raporunda davacının ortaklık payının 112.053,58 TL olduğunun tespit edildiği, raporun hükme esas alınabilecek şekilde denetime elverişli olduğu, davacının şirket ortaklığının devamında hukuki bir yarar kalmadığı, davacının şirket ortaklığından ayrılmasına kanaat getirildiği gerekçesiyle davalı gerçek kişiler aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket aleyhine açılan davanın ise kabulü ile davacının ortaklık payı ödenerek şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ortaklar arasında ciddi anlaşmazlık ve husumet bulunması, çeşitli davalar açılması, suç isnadında bulunulması, hatta çekişmelerin fiziksel şiddete varması, güven ilişkisinin zedelenmesi, ortaklara haksız menfaat sağlanması, mali hakları ihlali, şirketin devamlı zarar etmesi ve amacını gerçekleştirmesine imkan kalmaması, pay sahiplerinin bilgi ve belge alma haklarını kullanamaması ve şirketin kötü yönetilmesinin ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren nedenler olarak kabul edildiğini, şirketin kurulduğu tarihten itibaren genel kurul kararı almadıklarını, müvekkili ile davalı ortaklar arasında malvarlığına ilişkin ciddi sorunlar söz konusu olup bunlara ilişkin dava ve icra takiplerinin derdest olduğunu, müvekkili toplantılara katılıp imza atmamasına rağmen toplantılara katılarak kararlara imza atmış gibi gösterildiğini, şirkete ait taşınır ve taşınmazların müvekkiline bilgi verilmeden satılması veya bunlar üzerinde tasarrufta bulunulmasının ortaklar arasında olması gereken güven ilişkisini tamamen ortadan kaldırdığını, şirketin kurulmasından bu yana hiç bir hissedara şirketin mali durumu hakkında bilgi ve belge verilmediğini, kâr-zarar konusunda da bilgi verilmediği gibi kâr payı da ödenmediğini, şirket kötü yönetilerek her geçen yıl daha fazla borçlandığını, şirketin feshi yerine ortağın şirketten çıkarılmasına karar verilmesi için haklı sebebin çok ağır olmamasının gerektiğini, ancak şirketin feshi için birden fazla haklı sebep bulunduğunu, bu nedenle ortaklıktan çıkarılma yerine şirketin feshine karar verilmesinin gerektiğini, 13.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda öz varlıkların hesaplanmasında üretim makinelerinin toplam değerinin 69.062,53 TL olarak gösterildiğini, ancak dosyaya sunulan 05.11.2015 tarihli makine mühendisi bilirkişi raporunda üretim makinelerinin değerinin 1.005.000,00 TL olarak gösterildiğini, bu haliyle bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, 5 yıl önceki değerleri içeren raporlara atıfta bulunulması ve hesaplamaların eski raporlara dayandırılması nedeniyle bu raporlara dayanılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı şirket ile davalılar .... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece müvekkili şirket kiracı olup kiralayan şirkete ait makine, teçhizat ve demirbaşlar sanki müvekkili şirkete aitmiş gibi değerlendirme yapılarak şirket değerinin çok üstünde bir değer esas alınarak hüküm verildiğini, rapordaki 250*1000 değirmen vals topu (4 adet), 250*800 değirmen vals topu (4 adet), phönümatik katındaki makinalar (bir grup), elek katı makinaları, yıkama katı makineleri, helezon aktarıcıları 3 adet, çelik silo 3 adet, kurutma dik ambar 3 adet, 40 tonluk kantar, yağ çıkarma makineleri, çöp sensörü ve forkfliftin şirkete ait olmadığını, tespit edilen kıymetlerin de gerçek değerden çok uzak olduğunu, yine raporda geçen Doblo marka aracın uzun yıllar önce satıldığını, davanın niteliği gereği davacı yararına maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi harç ve nispi vekalet ücretinin hüküm altına alınmasının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca davalı lehine de maktu vekalet ücreti takdirinin gerektiğini, diğer yandan davalı gerçek kişiler hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesine ve ayrıca ...
da kendisini farklı bir vekille temsil ettirmesine rağmen her davalı için ayrı ayrı maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin tüm ortakları kardeş olup hisse devirleri sonucunda davacı ile davalı ...'ın ortak oldukları, davacının ortaklık payının şirket sermayesinin %20'sine isabet ettiği, tarafların kabulünde olduğu üzere davacı ile diğer ortak ve kardeşleri arasında görülen ortaklığın giderilmesi davası nedeniyle husumet bulunduğu, yine davalı şirketin kuruluşundan bu yana 2014 yılı hariç genel kurul toplantısı yapılmadığı ve ortaklara kâr payı dağıtılmadığı, açıklanan tespitler doğrultusunda haklı sebebin gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, ancak davalı şirketin faaliyetine devam ettiği, şirkete ait fabrikanın faal olduğu, bu durumda ekonomik faaliyetini sürdüren davalı şirketin devamında yarar bulunduğundan mahkemece fesih yerine ortaklıktan çıkarılmaya karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, çıkma payının belirlenmesinde hissenin kaydi-nominal değerlerinin esas alınamayacağı, şirketin mal varlığının değerinin belirlenmesinde karar tarihine en yakın rayiç değerlerinin esas alınması gerektiği, zira ayrılma alacağının, mahkemenin karar tarihinde muaccel hale geldiği, bu kapsamda somut olayda karar tarihine en yakın olarak tespit edilen 31.12.2017 tarihli mali tablo değerlerinin esas alınmasının yerinde görüldüğü, davalılar vekili tarafından şirkete ait fabrikada bulunan bir kısım makine ve teçhizatın şirkete ait olmayıp kiralık olduğu ileri sürülse de fabrikadan kurulu bulunan teçhizatlara ilişkin olarak bir kira sözleşmesi veya başkaca bir delilin ileri sürülmediği, hükme esas alınan kök ve ek raporda maddi duran varlıkların şirket kayıtlarında yer alan ve şirkete ait olanların değerleri esas alınmış olduğundan, makine mühendisi bilirkişi raporuyla bir çelişkiden söz edilmesinin de mümkün olmadığı, ayrıca davalılar vekili tarafından belirtilen ve şirket tarafından satılmış olan Fiat Doblo aracın hariç tutularak hesaplama yapıldığı, yine çıkma payının tespit edildiği tarih ile karar tarihi arasındaki süre uzun olmayıp makul olduğundan taraf vekillerinin çıkma payına yönelik istinaf sebeblerinin yerinde görülmediği, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 3/2 maddesi uyarınca birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde ret sebebi ortak olan davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte olup, mahkemece haklarındaki dava husumet yönünden reddedilen gerçek kişi davalılar aleyhine bir vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu, ancak dava şirketin feshi istemine ilişkin olup, mahkemenin takdiri ile uygun çözüm olarak davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına ve ayrılma akçesine hükmedildiğinden, davanın maktu harca ve dolayısıyla maktu avukatlık ücretine tabi olduğu gözetilmeden davalı şirket aleyhine nispi harç ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalılar ..., ..., ..., ...
hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirketin fesih talebinin reddi ile davacı ...'ın Lüleburgaz Ticaret Müdürlüğünün 3469 sicil numarasında kayıtlı Durmaz Kardeşler Un Tarım Ürünleri İnş. Madencilik İthalat ve İhracat Sanayi Ticaret Limited Şirketi ortaklığından çıkartılmasına, davacının ortaklık payı karşılığı 112.053,58 TL'nin karar tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, limited şirketin haklı nedenle feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/963642400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz