İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6516 E. 2024/1570 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
resmi senet↗ ipotek akit tablosu↗ rehnin paraya çevrilmesi↗ ipoteğin kaldırılması↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ icra inkâr tazminatı↗ yemin delili↗ ticari defter ve kayıtlar↗ bayilik sözleşmesi↗ yemin↗ muacceliyet↗ ipotek↗ icra takibine itiraz↗ kötü niyet tazminatı↗ mahsup↗ kötü niyet↗ ticari defter↗ iflas↗ terkin↗ ihtarname↗ teminat↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı kanun) 67 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları.
3. Değerlendirme
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5866 E. 2023/5363 K.
Ortak:resmi senet · rehnin paraya çevrilmesi · ipoteğin kaldırılması · ipoteğin paraya çevrilmesi · yemin delili · bayilik sözleşmesi · yemin · muacceliyet · İtirazın iptali, İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaDava, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen «ipotek» sözleşmesinin bir azami meblağ ipoteği olduğu, «rehnin paraya çevrilmesi» için borcun «muaccel» hale gelmesi gerektiği, davacı tarafça davalılara gönderilen 15.10.2010 tarihli ihtarla borcun muaccel olduğunun kabul edildiği, davacının takip tarihi itibariyle «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapmasının usul ve yasaya uygun olduğu, bilirkişilerce taraf «defterleri» üzerinde yapılan inceleme ve düzenlenen rapora göre davacının toplamda 51.658,12 TL alacağı olduğu, ancak davacı lehine verilen ve bedeli nakden ödenmek suretiyle «terkin» edilen ipotek ödemesinin kayıtlarda yer almadığı, «resmi senet» ile terkin edilen ipoteğe ilişkin olarak davalılarca yapılan 80.000,00 TL'lik ödemenin davacının «ticari defterlerine» göre alacaklı göründüğü 51.658,12 TL'lik tutardan «mahsup» edildiğinde davacının herhangi bir alacağının kalmadığının anlaşıldığı, ipotek terkin belgesindeki 80.000,00 TL bedelli ödeme konusunda davacı tarafa «yemin deliline» dayanıp dayanmadığının hatırlatıldığı ancak davacı tarafından yemin deliline başvurma hakkının kullanılmayacağının açıkça ifade edildiği, davacı takibinde haksız ise de kötü niyetli olarka takibe giriştiği hususunun davalılar tarafından ispat edilemediği ve bu yönde dosya kapsamında bir delil de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, yasal şartları oluşmadığından davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece 15.10.2015 tarih, 2014/429 E. ve 2015/638 K. sayılı kararı ile taraflar arasında düzenlenen «ipotek» sözleşmesinin bir azami meblağ ipoteği olduğu, «rehnin paraya çevrilmesi» için borcun «muaccel» hale gelmesi gerektiği, davacı tarafça davalılara gönderilen 15.10.2010 tarihli ihtarla borcun muaccel olduğu, davacının takip tarihi itibariyle «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapmasının usul ve yasaya uygun olduğu, davacının toplamda 51.658,12 TL alacağı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kabul edilen «asıl alacak» üzerinden takip tarihi nazara alınarak % 40 oranında hesaplanan icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, reddedilen kısım yönünden takibin kötü niyetli yapıldı …
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığı halde «ipoteğin kaldırıldığını», 80.000,00 TL'lik ödeme yapılsaydı müvekkilinin «ticari defter» ve kayıtlarına işleneceğini, biirkişi raporunda da ödeme yapılmadığının görüldüğünü, mahkemece bozma kapsamında araştırma yapılmadığını, bozma kararından sonra alınan bilirkişi raporunda da müvekkili alacağının 51.658,12 TL olarak tespit edildiğini, davalının ödeme yaptığı iddiasını ispatlayamadığı, bu konuda belge sunmadığı, 80.000,00 TL'lik ödeme konusunda «yemin deliline» dayanılmayacağı mahkemeye bildirilmiş olmakla mahkemece müvekkilin lehine olan dosyada mevcut diğer delillerin değerlendirilerek karar verilmesi istenilmiş ise de …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alacağın likit olması · itirazın iptali davası · alacağın temliki · kötüniyet tazminatı · ispat yükü · iptal davası · temlik · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaBozma Kararı Dairemizin 30.11.2016 tarih, 2016/329 E. ve 2016/15348 K. sayılı kararıyla dava konusu ipoteğin davacı ile davalı şirket arasındaki «bayilik sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın «teminatı» olarak verildiği, mahkemece yaptırılan «bilirkişi incelemesinde» davacının davalı şirketten alacağı olduğunun belirlendiği ancak davalının söz konusu alacağa karşılık «alacağın temliki» ve 3 üncü kişi bayii aracılığıyla ödemeler yapıldığını ileri sürdüğü, bu konudaki belgeleri dosyaya «ibraz» ettiği, gerek bilirkişilerce gerekse mahkemece bu ödeme iddia ve belgeleri üzerinde durulmadığı, «eksik inceleme» ile karar verildiğine işaret edilerek bozulmuştur.
… arafın davacıya olan borcunu 2007 yılında ödediği, buna rağmen davacının ödeme tarihinden çok sonra aynı alacak için icra takibi başlatıp, borçlunun itirazı üzerine «itirazın iptali davası» açma yoluna gittiği, yapılan icra takibinin iyi niyetli olmadığı anlaşıldığından davalılar lehine «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kötü niyet tazminatının reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davalı tarafın «kötüniyet tazminatı» talebinin ise davacının icra takibine girişmesinde haksız olduğu ancak davacının «kötü niyeti» ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Anılan düzenlemeye göre borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve «alacağın likit olması» halinde istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına; alacak likit olsun veya olmasın böyle bir alacağa dayalı takibin haksız ve kötü niyetli olması halinde ise istem varsa, borçlu lehine «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesi gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15196 E. 2013/12751 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik · yasal faiz
Benzer bu kararda2010/1375 K. sayılı ilamı ile bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, değişen faiz oranlarına göre «denetime elverişli» olarak yapılan hesaplama sonunda ödenmesi gereken toplam faiz miktarının 66.641,67 TL olarak tespit edildiği, davacının fazla ödediği faiz miktarının 29.658,33 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 29.658,33 TL'nin ödeme tarihi olan 19/07/2007 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6516 E. , 2024/1570 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/951 Esas, 2022/371 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
KARAR DÜZELTME İSTEYEN Davacı vekili
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan bayilik sözleşmesi kapsamındaki borçların teminatı olarak şirket yetkilisi davalıya ait taşınmaz üzerinde 100.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, davalı şirketin sözleşmeye aykırı davranarak borçlarını ödememesi üzerine davalılara ihtarname keşide edildiğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibin davalıların itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve davalılar aleyhine %40 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; takibe konu ipoteğin teminat ipoteği olduğunu, davacının öncelikle müvekkili şirket ile arasındaki sözleşme gereğince genel mahkemede dava açarak alacağı miktar olarak belirlemesi gerektiğini, alacak belirlenmeden ipotek akit tablosuna dayanarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapılmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkilinin muaccel olmuş bir borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini ve davacı aleyhine %40 oranında tazminata hükmedilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak; taraflar arasında düzenlenen ipotek sözleşmesinin bir azami meblağ ipoteği olduğu, rehnin paraya çevrilmesi için borcun muaccel hale gelmesi gerektiği, davacı tarafça davalılara gönderilen 15.10.2010 tarihli ihtarla borcun muaccel olduğunun kabul edildiği, davacının takip tarihi itibariyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmasının usul ve yasaya uygun olduğu, bilirkişilerce taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme ve düzenlenen rapora göre davacının toplamda 51.658,12 TL alacağı olduğu, ancak davacı lehine verilen ve bedeli nakden ödenmek suretiyle terkin edilen ipotek ödemesinin kayıtlarda yer almadığı, resmi senet ile terkin edilen ipoteğe ilişkin olarak davalılarca yapılan 80.000,00 TL'lik ödemenin davacının ticari defterlerine göre alacaklı göründüğü 51.658,12 TL'lik tutardan mahsup edildiğinde davacının herhangi bir alacağının kalmadığının anlaşıldığı, ipotek terkin belgesindeki 80.000,00 TL bedelli ödeme konusunda davacı tarafa yemin deliline dayanıp dayanmadığının hatırlatıldığı ancak davacı tarafından yemin deliline başvurma hakkının kullanılmayacağının açıkça ifade edildiği, davacı takibinde haksız ise de kötü niyetli olarka takibe giriştiği hususunun davalılar tarafından ispat edilemediği ve bu yönde dosya kapsamında bir delil de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, yasal şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Yargıtay Kararı
Dairenin 27.09.2023 tarihli ve 2022/5866 E., 2023/5363 K. sayılı kararıyla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davalılar lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kötü niyet tazminatının reddine karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulmasına karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı vekili; müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığı halde ipoteğin kaldırıldığını, 80.000,00 TL'lik ödeme yapılsaydı müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarına işleneceğini, bilirkişi raporunda da ödeme yapılmadığının görüldüğünü, mahkemece bozma kapsamında araştırma yapılmadığını, bozma kararından sonra alınan bilirkişi raporunda da müvekkili alacağının 51.658,12 TL olarak tespit edildiğini, davalının ödeme yaptığı iddiasını ispatlayamadığı, bu konuda belge sunmadığı, 80.000,00 TL'lik ödeme konusunda yemin deliline dayanılmayacağı mahkemeye bildirilmiş olmakla mahkemece müvekkilin lehine olan dosyada mevcut diğer delillerin değerlendirilerek karar verilmesi istenilmiş ise de itirazlarının reddedildiğini, dosyadaki delillerle alacağın ispatlandığını, kötü niyet tazminatının haksız olduğunu, takip başlatıldığı tarih itibariyle müvekkilinin alacaklı olduğunu, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek;
kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı kanun) 67 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları.
3. Değerlendirme
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,
Aşağıda yazılı 328,85 TL karar düzeltme ret harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 2.505,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1124385500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz