Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/634 E. 2023/4147 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurulu toplantıya çağırma↗ müdürün azli↗ genel kurula çağrı↗ limited şirket müdürü↗ yerleşim yeri↗ iyiniyet kuralı↗ yokluk↗ şirket merkezi mahkemesi↗ kıyasen uygulama↗ genel kurul kararının iptali↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ iyiniyet↗ şirket zararı↗ hisse devri↗ olumsuz oy↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ anonim şirket↗ limited şirket↗ kâr payı↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ ihtarname↗ yetkisizlik kararı↗ ilan↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tefenni Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/17 E., 2020/2 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette % 20 hisseye sahip olduğunu ve şirketin kuruluşundan bu yana genel müdür olarak görev yaptığını, 08.12.2017 tarihli ortaklar genel kurul kararı ile müvekkilinin müdürlük görevinden azledildiğini ve yerine hisse devri ile yeni ortak olan ...’ın yetkilendirildiğinin öğrenildiğini, genel kurula çağrının usulüne uygun olarak yapılmadığını ve kararın müvekkilinin yokluğunda alındığını, müvekkilinin müdürlük görevinden azlinin haklı bir sebebe dayanmadığını, genel kurulda alınan kararın kanun, sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek 08.12.2017 tarihli genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı süresinde davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.12.2018 tarih, 2018/113 E. ve 2018/469 K. sayılı kararı ile şirket merkezinin Karamanlı/Burdur olduğu gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliğine, Tefenni Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Tefenni Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğunun tespitine, talep halinde dosyanın yetkili olan Tefenni Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, davacı vekili dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesini istemiştir.
2. Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Tefenni Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının şirket ana sözleşmesi ile süresiz olarak müdür seçildiği, şirket sermayesinin 2000 paya ayrıldığı ve davacının 400 payının olduğu, limited şirketlerde müdürün azli ve atamasında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 616 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince karar verme yetkisinin genel kurula ait olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 617 nci maddesine göre genel kurulu toplantıya çağırma yetkisinin şirket müdüründe olduğu, toplantıya çağrı, ortakların çağrısı gibi hususlarda anonim şirkete ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanacağının düzenlendiği, anonim şirketlerde ortaklar tarafından genel kurulun toplantıya çağrılmasının düzenlendiği 6102 sayılı Kanun'un 412 nci maddesi uyarınca ilgili ortağın toplantı ve gündeme gelmesini istediği konularla ilgili olarak şirket müdürüne başvuruda bulunması gerektiği, olumsuz cevap verilmesi ya da 7 günlük süre içerisinde cevap verilmemesi halinde şirket merkezinin bulunduğu yer Ticaret Mahkemesinden toplantı yapılması için talepte bulunulması gerektiği, ortakların genel kurulu toplantıya çağırma hakkı olsa da bunu bizzat kullanamayacağı ancak müdür vasıtasıyla yahut mahkeme kararıyla bu hakkın kullanılacağı, ortakların toplantıya çağrı yapılması için şirket müdürüne ihtarname çekildiği, ancak tebligatın yapılamadığı, genel kurul toplantısı için mahkemeden de karar alınmadığı, yapılan kolluk araştırma tutanağından da belirtilen adreste başka bir şirketin faal olduğu, toplantı yapıldığı ilan olunan adresin şirketle bir ilgisinin bulunmadığı, dolayısıyla şirket genel kurulunun usulüne uygun toplanmadığı, genel kurul usulünce toplanmadığı için ortada hukuken geçerli bir genel kurul kararının bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesi dikkate alındığında toplantıya çağrının yetkisiz kişilerce yapılması durumda genel kurul kararının iptali değil yokluğunun söz konusu olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne davalı şirketin 08.12.2017 tarihli ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; halihazırda davalı şirkete yapılacak tebligat için bir yerleşim yerinin bulunmadığını, bunun da davacının işlemleri nedeniyle olduğunu, şirketin kuruluş aşamasında şirket yönetiminin davacıya bırakıldığını, ancak süreç içinde davacının usulsüz işlemleri nedeniyle davacı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının şirkete zarar vereceğinin anlaşılması üzerine toplam %80 paya sahip ortakların davacıyla iletişime geçerek genel kurul yapılması isteğinde bulunduklarını, davacının bu isteği şifahi olarak gerekçesiz olarak reddettiğini, davacıya çağrı yapılması amacıyla ihtarname gönderildiğini, toplantı kararının ticaret sicil gazetesinde de ilan edildiğini, bu suretle toplantıya çağrının usulüne uygun olarak yapıldığını, ayrıca davanın açıldığı Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen yetkisizlik kararı uyarınca müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davacının iptal kararı talep etmesine rağmen mahkemece yokluk kararı verilmesinin hukuka uygun olmadığını belirterek kararın kaldırılması ile davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince toplantıya çağrının yetkisiz kişilerce yapılması sebebiyle ortaklar kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalının bu yöndeki istinaf taleplerinin yerinde olmadığı, ancak davanın ilk açıldığı Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen yetkisizlik kararı gereğince davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu yönde hüküm kurulmamasının hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; toplantıya çağrının usulüne uygun olarak yapıldığını, davacı tarafça kararın iptali talep edildiği halde mahkemece yokluk kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketin 08.12.2017 tarihli genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 412, 616 ve 617 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/463 E. 2018/5685 K.
Ortak:genel kurula çağrı · genel kurulu toplantıya çağırma · iyiniyet kuralı · yokluk · genel kurul kararının iptali · iyiniyet · limited şirket · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz kararda… kuruluşundan bu yana genel müdür olarak görev yaptığını, 08.12.2017 tarihli ortaklar genel kurul kararı ile müvekkilinin müdürlük görevinden azledildiğini ve yerine «hisse devri» ile yeni ortak olan ...’ın yetkilendirildiğinin öğrenildiğini, «genel kurula çağrının» usulüne uygun olarak yapılmadığını ve kararın müvekkilinin yokluğunda alındığını, müvekkilinin müdürlük görevinden azlinin haklı bir «sebebe» dayanmadığını, genel kurulda alınan kararın kanun, sözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunu ileri sürerek 08.12.2017 tarihli «genel kurul kararının iptaline» karar verilmesini talep etmiştir.
… a tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının şirket ana sözleşmesi ile süresiz olarak müdür seçildiği, şirket sermayesinin 2000 paya ayrıldığı ve davacının 400 «payının» olduğu, «limited şirketlerde müdürün azli» ve atamasında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 616 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince karar verme «yetkisinin» genel kurula ait olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 617 nci maddesine göre «genel kurulu toplantıya çağırma» yetkisinin şirket müdüründe olduğu, toplantıya çağrı, ortakların çağrısı gibi hususlarda «anonim şirkete» ilişkin hükümlerin «kıyasen uygulanacağının» düzenlendiği, anonim şirketlerde ortaklar tarafından genel kurulun toplantıya çağrılmasının düzenlendiği 6102 sayılı Kanun'un 412 nci maddesi uyarınca ilgili ortağın toplantı ve gündeme gelmesini istediği konularla ilgili olarak şirket müdürüne başvuruda bulunması gerektiği, «olumsuz» cevap verilmesi ya da 7 günlük süre içerisinde cevap verilmemesi halinde «şirket merkezinin» bulunduğu yer Ticaret Mahkemesinden toplantı yapılması için talepte bulunulması gerektiği, ortakların genel kurulu toplantıya çağırma hakkı olsa da bunu bizzat kullanamayacağı ancak müdür vasıtasıyla yahut mahkeme kararıyla bu hakkın kullanılacağı, ortakların toplantıya çağrı yapılması için şirket müdürüne «ihtarname» çekildiği, ancak «tebligatın» yapılamadığı, genel kurul toplantısı için mahkemeden de karar alınmadığı, yapılan kolluk araştırma tutanağından da belirtilen adreste başka bir şirketin faal olduğu, toplantı yapıldığı «ilan» olunan adresin şirketle bir ilgisinin bulunmadığı, dolayısıyla şirket genel kurulunun usulüne uygun toplanmadığı, genel kurul usulünce toplanmadığı için ortada hukuken geçerli bir genel kurul kararının bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesi dikkate alındığında toplantıya çağrının yetkisiz kişilerce yapılması durumda «genel kurul kararının iptali» değil yokluğunun söz konusu olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne davalı şirketin 08.12.2017 tarihli «ortaklar kurulu» kararının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesince verilen «yetkisizlik» kararı uyarınca müvekkili lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiğini, davacının iptal kararı talep etmesine rağmen mahkemece «yokluk» kararı verilmesinin hukuka uygun olmadığını belirterek kararın kaldırılması ile davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; «genel kurula çağrı» işlemlerinin usule uygun yapılmamış olmasının genel kurulda alınan kararların «yoklukla malul» olduğu sonucunu doğurmayacağı, usulsüz çağrı ve bu çağrıya muhatap olan ortakların «iptal davası» açma «yetkisinin» bulunduğu, «genel kurul kararlarının iptali» için bu kararların yasaya, ana sözleşmeye ve «objektif iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunun da ispatının gerektiği, tek başına toplantıya çağrıdaki usulsüzlüğün iptal nedeni olmadığı, davacının toplantıya katılmamasının toplantı ve karar «nisabını» etkilemediği, başkaca yoklukla sakatlık iddiasının bulunmadığı, davacı tarafça başkaca iptal nedeninin iddia ve ispat edilmemiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine …
Limited şirketlerde «olağanüstü genel kurulun» toplantıya çağrılması 6102 sayılı ...'nın 617. maddesinde düzenlenmiş olup anılan düzenlemeye göre “Genel kurul müdürler tarafından toplantıya çağrılır.” Dava dosyasının incelenmesinde «genel kurula çağrı» yapan ... ve ... isimli kişilerin, 6102 sayılı ...'nın 617. maddesinde belirtilen kişilerden olmadığından bu kişilerin «genel kurulu toplantıya çağırma» yetkisi yoktur.
Dava, davalı şirketin «olağanüstü genel kurul» toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların «yoklukla malul» olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:objektif iyiniyet · yoklukla malul karar · karar nisabı · olağanüstü genel kurul · iptal davası
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; «genel kurula çağrı» işlemlerinin usule uygun yapılmamış olmasının genel kurulda alınan kararların «yoklukla malul» olduğu sonucunu doğurmayacağı, usulsüz çağrı ve bu çağrıya muhatap olan ortakların «iptal davası» açma «yetkisinin» bulunduğu, «genel kurul kararlarının iptali» için bu kararların yasaya, ana sözleşmeye ve «objektif iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunun da ispatının gerektiği, tek başına toplantıya çağrıdaki usulsüzlüğün iptal nedeni olmadığı, davacının toplantıya katılmamasının toplantı ve karar «nisabını» etkilemediği, başkaca yoklukla sakatlık iddiasının bulunmadığı, davacı tarafça başkaca iptal nedeninin iddia ve ispat edilmemiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine …
Dava, davalı şirketin «olağanüstü genel kurul» toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların «yoklukla malul» olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Limited şirketlerde «olağanüstü genel kurulun» toplantıya çağrılması 6102 sayılı ...'nın 617. maddesinde düzenlenmiş olup anılan düzenlemeye göre “Genel kurul müdürler tarafından toplantıya çağrılır.” Dava dosyasının incelenmesinde «genel kurula çağrı» yapan ... ve ... isimli kişilerin, 6102 sayılı ...'nın 617. maddesinde belirtilen kişilerden olmadığından bu kişilerin «genel kurulu toplantıya çağırma» yetkisi yoktur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/634 E. , 2023/4147 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1128 Esas, 2021/1669 Karar
HÜKÜM
Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ Tefenni Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/17 E., 2020/2 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette % 20 hisseye sahip olduğunu ve şirketin kuruluşundan bu yana genel müdür olarak görev yaptığını, 08.12.2017 tarihli ortaklar genel kurul kararı ile müvekkilinin müdürlük görevinden azledildiğini ve yerine hisse devri ile yeni ortak olan ...’ın yetkilendirildiğinin öğrenildiğini, genel kurula çağrının usulüne uygun olarak yapılmadığını ve kararın müvekkilinin yokluğunda alındığını, müvekkilinin müdürlük görevinden azlinin haklı bir sebebe dayanmadığını, genel kurulda alınan kararın kanun, sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek 08.12.2017 tarihli genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı süresinde davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.12.2018 tarih, 2018/113 E. ve 2018/469 K. sayılı kararı ile şirket merkezinin Karamanlı/Burdur olduğu gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliğine, Tefenni Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Tefenni Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğunun tespitine, talep halinde dosyanın yetkili olan Tefenni Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, davacı vekili dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesini istemiştir.
2. Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Tefenni Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının şirket ana sözleşmesi ile süresiz olarak müdür seçildiği, şirket sermayesinin 2000 paya ayrıldığı ve davacının 400 payının olduğu, limited şirketlerde müdürün azli ve atamasında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 616 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince karar verme yetkisinin genel kurula ait olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 617 nci maddesine göre genel kurulu toplantıya çağırma yetkisinin şirket müdüründe olduğu, toplantıya çağrı, ortakların çağrısı gibi hususlarda anonim şirkete ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanacağının düzenlendiği, anonim şirketlerde ortaklar tarafından genel kurulun toplantıya çağrılmasının düzenlendiği 6102 sayılı Kanun'un 412 nci maddesi uyarınca ilgili ortağın toplantı ve gündeme gelmesini istediği konularla ilgili olarak şirket müdürüne başvuruda bulunması gerektiği, olumsuz cevap verilmesi ya da 7 günlük süre içerisinde cevap verilmemesi halinde şirket merkezinin bulunduğu yer Ticaret Mahkemesinden toplantı yapılması için talepte bulunulması gerektiği, ortakların genel kurulu toplantıya çağırma hakkı olsa da bunu bizzat kullanamayacağı ancak müdür vasıtasıyla yahut mahkeme kararıyla bu hakkın kullanılacağı, ortakların toplantıya çağrı yapılması için şirket müdürüne ihtarname çekildiği, ancak tebligatın yapılamadığı, genel kurul toplantısı için mahkemeden de karar alınmadığı, yapılan kolluk araştırma tutanağından da belirtilen adreste başka bir şirketin faal olduğu, toplantı yapıldığı ilan olunan adresin şirketle bir ilgisinin bulunmadığı, dolayısıyla şirket genel kurulunun usulüne uygun toplanmadığı, genel kurul usulünce toplanmadığı için ortada hukuken geçerli bir genel kurul kararının bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesi dikkate alındığında toplantıya çağrının yetkisiz kişilerce yapılması durumda genel kurul kararının iptali değil yokluğunun söz konusu olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne davalı şirketin 08.12.2017 tarihli ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; halihazırda davalı şirkete yapılacak tebligat için bir yerleşim yerinin bulunmadığını, bunun da davacının işlemleri nedeniyle olduğunu, şirketin kuruluş aşamasında şirket yönetiminin davacıya bırakıldığını, ancak süreç içinde davacının usulsüz işlemleri nedeniyle davacı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının şirkete zarar vereceğinin anlaşılması üzerine toplam %80 paya sahip ortakların davacıyla iletişime geçerek genel kurul yapılması isteğinde bulunduklarını, davacının bu isteği şifahi olarak gerekçesiz olarak reddettiğini, davacıya çağrı yapılması amacıyla ihtarname gönderildiğini, toplantı kararının ticaret sicil gazetesinde de ilan edildiğini, bu suretle toplantıya çağrının usulüne uygun olarak yapıldığını, ayrıca davanın açıldığı Burdur 2.
Asliye Hukuk Mahkemesince verilen yetkisizlik kararı uyarınca müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davacının iptal kararı talep etmesine rağmen mahkemece yokluk kararı verilmesinin hukuka uygun olmadığını belirterek kararın kaldırılması ile davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince toplantıya çağrının yetkisiz kişilerce yapılması sebebiyle ortaklar kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalının bu yöndeki istinaf taleplerinin yerinde olmadığı, ancak davanın ilk açıldığı Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen yetkisizlik kararı gereğince davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu yönde hüküm kurulmamasının hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; toplantıya çağrının usulüne uygun olarak yapıldığını, davacı tarafça kararın iptali talep edildiği halde mahkemece yokluk kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketin 08.12.2017 tarihli genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 412, 616 ve 617 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/956576900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz