Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4378 E. 2023/4078 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 394↗ sektör teamülü↗ işçi-işveren ilişkisi↗ ihbar tazminatı↗ kıdem tazminatı↗ işçilik alacakları↗ prim alacağı↗ huzur hakkı↗ temsil yetkisi↗ şirket müdürlüğü↗ teamül↗ esas sözleşme↗ şirketin tasfiyesi↗ kıyasen uygulama↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ ticari defter kayıtları↗ vekâlet ücreti↗ ek prim↗ kesin süre↗ oy yasağı↗ fesih↗ ihbar↗ limited şirket↗ ticari defter↗ görevsizlik kararı↗ ticaret sicili↗ yetki↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ harç↗ yetkisizlik kararı↗ dava sebebi↗ avans faizi↗ temsil↗ kesin hüküm↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, Limited Şirket Müdürünün mali haklarının tahsili istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda bu konuda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte anonim ortaklıkta yönetim kurulunun mali haklarını düzenleyen TTK 394 maddesi hükümlerinin limited ortaklıklarda da dikkate alınması ve en azından kıyasen uygulanması gereklidir. Somut uyuşmazlıkta dava başlangıçta iş mahkemesinde, kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret, prim, fazla mesai, hafta tatili ve yıllık izin alacaklarının tahsili istemi ile açılmış olup yerel mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince, davacının mali hak taleplerinin iş hukuku mevzuatından kaynaklanmadığı, ticaret mahkemelerinin davaya bakmaya görevli olduğuna işaret edilerek karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile davacının ücret ve kıdem tazminatı alacağının tahsiline fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Oysa kesinleşen 9. Hukuk Dairesinin bozma ilamında da vurgulandığı üzere davacının talepleri 6102 sayılı Kanun'un 394 üncü maddesinde düzenlenen, yöneticinin mali haklarına ilişkin olup, bu madde gereğince, tutarı esas sözleşme veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı, ikramiye, prim, yıllık kârdan pay ve ücret ödenebilir. 6102 sayılı Kanun'un 370 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yönetim yetkisinin yönetim kurulu tarafından, müdür olarak üçüncü kişilere devri mümkün olup, şirket yönetimince şirkete müdür atanması durumunda da, sözleşmede açıkca öngörülmese veya herhangi bir sözleşme olmaması durumunda dahi şirket müdürlerine de aynı şekilde anılan mali hakların ödenmesi mümkündür. Bu durumda 6102 sayılı Kanun'un 394 üncü maddesinde belirtilen mali haklar yönünden işçilik hukukundan ayrı olarak davacının görev yaptığı dönemde, şirketin işlem hacmi, kârlılık durumu, davacının fiilen icra ettiği faaliyetler de dikkate alınarak değerlendirme yapmak üzere taraflara ispat hakkının tanınması, ispata yarar delil sunulmaması halinde Anayasa'nın 18 inci maddesindeki angarya yasağı dikkate alınarak uygun bir alacağa hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1502 E. 2013/18520 K.
Ortak:ihbar tazminatı · kıdem tazminatı · işçilik alacakları · ihbar · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta dava başlangıçta iş mahkemesinde, kıdem ve «ihbar tazminatları» ile ücret, «prim», fazla mesai, hafta tatili ve yıllık izin alacaklarının tahsili istemi ile açılmış olup yerel mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın temyizi üzerine Yargıtay 9.
Hukuk Dairesince, davacının mali hak taleplerinin iş hukuku mevzuatından kaynaklanmadığı, ticaret mahkemelerinin davaya bakmaya «görevli» olduğuna işaret edilerek karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile davacının ücret ve «kıdem tazminatı» alacağının tahsiline fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaYıllık ücretli izin ve fazla mesai alacağından yasa gereği «son» işveren sorumlu olup, «ihbar tazminatından» da iş akdine son veren işveren sorumludur.
2-Dava, iş akdi feshedilen dava dışı işçiye, davacı tarafından mahkeme kararına dayalı olarak ödenen kıdem ve «ihbar tazminatları», yıllık izin ücreti ile fazla çalışma ücreti, «vekalet ücreti», yargılama ve takip giderlerinin davalı alt işverenlerden faiziyle birlikte rücuan tahsili istemine ilişkindir.
İş mahkemelerinde görülen davalar da işçilerin «kıdem tazminatı» alacağı iş akitlerinin sona erdiği tarihteki «son» ücrete göre ve tüm alt işverenlerin yanında çalıştıkları süreler de dikkate alınarak hesaplanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderleri · hizmet sözleşmesi · ifa · yasal faiz · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalılar arasında asıl -alt iş veren ilişkisi olduğu, taraflar arasındaki «hizmet sözleşmelerine» göre davacı tarafça işçiye ödenen «işçilik alacaklarının» ve ferilerinin davalı alt işverenler tarafından ödenmesi gerektiği gerekçesiyle 14.682,04 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
2-Dava, iş akdi feshedilen dava dışı işçiye, davacı tarafından mahkeme kararına dayalı olarak ödenen kıdem ve «ihbar tazminatları», yıllık izin ücreti ile fazla çalışma ücreti, «vekalet ücreti», yargılama ve takip giderlerinin davalı alt işverenlerden faiziyle birlikte rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Dava dışı işçinin mümeyyiz davalı yanında çalıştığı, mümeyyiz davalının davacı tarafından açılan ihaleyi kazanarak «son» alt işveren olarak hizmet «ifa» ettiği dosya kapsamıyla da sabittir.
Bu durumda, davacının «kıdem tazminatları» ile kıdem tazminatlarına isabet eden faiz ve «yargılama giderleri» karşılığı yaptığı ödemelerin mümeyyiz davalı alt işverenin dava dışı işçiyi çalıştırdıkları sürelere isabet eden kısmının hesaplanmak suretiyle mümeyyiz davalı alt işverenin kıdem tazminatlarına ilişkin sorumluluğunun tespit edilmesi gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/5027 E. 2019/2127 K.
Ortak:ihbar tazminatı · kıdem tazminatı · huzur hakkı · işçilik alacakları · esas sözleşme · ihbar · yönetim kurulu kararı · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaHukuk Dairesinin bozma ilamında da vurgulandığı üzere davacının talepleri 6102 sayılı Kanun'un 394 üncü maddesinde düzenlenen, yöneticinin mali haklarına ilişkin olup, bu madde gereğince, tutarı «esas sözleşme» veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla «yönetim kurulu» üyelerine «huzur hakkı», ikramiye, «prim», yıllık kârdan pay ve ücret ödenebilir.
Somut uyuşmazlıkta dava başlangıçta iş mahkemesinde, kıdem ve «ihbar tazminatları» ile ücret, «prim», fazla mesai, hafta tatili ve yıllık izin alacaklarının tahsili istemi ile açılmış olup yerel mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın temyizi üzerine Yargıtay 9.
Hukuk Dairesince, davacının mali hak taleplerinin iş hukuku mevzuatından kaynaklanmadığı, ticaret mahkemelerinin davaya bakmaya «görevli» olduğuna işaret edilerek karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile davacının ücret ve «kıdem tazminatı» alacağının tahsiline fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… emece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının davalı şirkette 100 pay hisse sahibi olduğu ve yönetici pozisyonunda genel müdür yardımcısı, genel müdür ve «yönetim kurulu» başkanı sıfatları ile çalıştığı, davacının davalı şirkette işveren vekili statüsünde bulunduğu, 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca işçi vasfını taşımadığı, davalı şirkette hissedar olan davacının aynı zamanda işçi sıfatı ile fazla mesai ve diğer taleplerinin değerlendirilme imkanının olmadığı, davacının yönetici sıfatı ile çalışma saatlerini kendisinin tespit etmesi nedeni ile fazla çalışma, hafta tatili ve yıllık izin ücretlerinin talebinin yerinde olmadığı, TTK 394. maddesi gereğince «huzur hakkı» veya ücretin ancak «esas sözleşme» veya genel kurul kararı ile verileceği, davacının maaş artışına ilişkin genel kurul kararı olmadığı, davacının iş akti işine özen göstermemesi ve mali hakları konusunda tek başına karar alması nedeniyle 4857 sayılı İş Kanununun 25/II-e maddesi gereğince haklı nedenle fesh edildiğinden kıdem-«ihbar tazminatı» talep edemeyeceği, ücret alacağının bulunmadığı, davacının ticaret hukukuna dayalı alacak veya hak talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veri …
Ancak davacı «işçilik alacaklarının» yanı sıra genel müdür yardımcısı sıfatıyla hizmet akdine dayalı olarak çalışması nedeniyle 2013 yılı Ekim ayına ait ücretinin ödenmediğini ileri sürerek 18.000 TL ücret talebinde de bulunmuştur.Mahkemece «bilirkişi incelemesi» yaptırılmış, bilirkişi raporunda 30.07.2013 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile davacıya emeklerinin karşılığı olarak 6.000,00 TL «huzur hakkı» ödenmesine karar verildiği ve huzur hakkının Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş olmakla ücrete «dahil» edilemeyeceği belirlenmiş olup, davacının ücretinin net 7.000,00 TL, brüt 9.791,58 TL olabileceği bildirilmiş ancak davacının ücret alacağının ödenip ödenmediği hususunda belirleme yapılmadığı gibi davacının en «son» aldığı ücret yönünden mahkemece dinlenen tanıkların beyanları da değerlendirilmemiştir.
2-Dava, davalı şirkette genel müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının «hizmet akdinin» haksız feshedildiği iddiasıyla «kıdem tazminatı», «ihbar tazminatı», yıllık izin, fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil, hafta tatili ve ücret alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet akdi · ispat külfeti · bilirkişi incelemesi · eksik inceleme · dahili dava
Benzer bu karardaAncak davacı «işçilik alacaklarının» yanı sıra genel müdür yardımcısı sıfatıyla hizmet akdine dayalı olarak çalışması nedeniyle 2013 yılı Ekim ayına ait ücretinin ödenmediğini ileri sürerek 18.000 TL ücret talebinde de bulunmuştur.Mahkemece «bilirkişi incelemesi» yaptırılmış, bilirkişi raporunda 30.07.2013 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile davacıya emeklerinin karşılığı olarak 6.000,00 TL «huzur hakkı» ödenmesine karar verildiği ve huzur hakkının Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş olmakla ücrete «dahil» edilemeyeceği belirlenmiş olup, davacının ücretinin net 7.000,00 TL, brüt 9.791,58 TL olabileceği bildirilmiş ancak davacının ücret alacağının ödenip ödenmediği hususunda belirleme yapılmadığı gibi davacının en «son» aldığı ücret yönünden mahkemece dinlenen tanıkların beyanları da değerlendirilmemiştir.
Bu durumda mahkemece öncelikle davacının dava konusu ettiği 2013 yılı Ekim ayı ücret alacağının miktarı belirlenip, ücretin ödendiğinin «ispat külfetinin» de davalıda olduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Dava, davalı şirkette genel müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının «hizmet akdinin» haksız feshedildiği iddiasıyla «kıdem tazminatı», «ihbar tazminatı», yıllık izin, fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil, hafta tatili ve ücret alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4378 E. , 2023/4078 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/57 Esas, 2021/557 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Benelüx Diamods isimli şirketin 2004/Mart tarihinde İstanbul'daki mücevher fuarına, sonrasında İsviçre Basel fuarına katıldığını ve en son Türkiye'de şirketin kurulması ile işlerin takibi ve şirketin kurulmasının ardından şirkette işe devam etmesi için anlaşıldığını, müvekkilinin davalı şirket nezdinde 01.03.2004 tarihinde çalışmaya başladığını, iş akdine 03.08.2011 tarihinde haksız şekilde son verildiğini, son ücretinin net 3.000,00 euro olduğunu, 2011 yılının 6.,7., ve 8. aylarına ait aylık ücretlerini alamadığını, kıdem ve ihbar tazminatının ödenmediğini, yıllık izinlerini kullanamadığını, hafta sonlarında çalışmalarının karşılığının ödenmediğini, mücevher sektöründe çalışanlara yıllık satış ciroları üzerinden %3 oranında prim ödenmesi teamülünün olduğunu, davalı şirketinde vaadi olmasına karşın yapılan satışlar üzerinden ödenmesi gereken primlerin ödenmediğini, 01.03.2004 tarihinden 2005/7 dönemine kadar sigortası yapılmaksızın çalıştırıldığını, bu nedenle daha düşük emekli aylığı aldığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret, prim, fazla mesai, hafta tatili ve yıllık izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile Benelüks isimli şirketin hiçbir hukuki ilişkisinin bulunmadığını, davacının, Hollanda’dan gelen müdürün yabancı olmasından istifade ederek bankaya götürüp bir takım imzalar attırdığını ve parayı müdür alıyormuş gibi yaparak kendi çantasına aldığını, parayı müdüre vermemesi ve şirkete iade etmemesi üzerine suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının şirketin parasına el koymak suçundan kurtulmak amacıyla bu davayı ikame ettiğini, davacının şirketten alacağının bulunmadığını, uhdesinde bulundurduğu paranın aslında şirketin kendisine ödemeye hazır olduğu yasal alacağı olan 2.623,00 TL olduğunu, bunun haricinde kanunen hiçbir alacağının bulunmadığını, davacının genel müdür olması nedeniyle tüm kayıtları istediği gibi tuttuğunu, tüm izinlerini kullandığını, giriş çıkış saatleri ve izinleri bakımından kimseye danışmadığını, davacıya borcun bulunmadığını, alacağı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
İstanbul 4. İş Mahkemesinin 28.05.2015 tarih, 2012/594 E. ve 2015/298 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 11.02.2019 tarih, 2015/29926 E. ve 2019/3208 K. sayılı kararında, davalı şirketin 03.03.2009 tarihli ortaklar kurulu kararına göre davacı ile dava dışı ... isimli kişinin 3 yıl süreyle şirketi temsile yetkili müdür olarak atandıkları, buna göre, işçiye özgü şahsi bağımlılık unsurunun somut olayda gerçekleşmediği, şirketi doğrudan temsil eden davacının konumunun iş kanunu kapsamında değerlendirilemeyeceği, davaya bakma görevinin ticaret mahkemesine ait olduğu gözetilmeden işin esasına girilerek karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 02.06.2005 tarihinde kurulduğu, 24.06.2005 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davacı ...'in, şirketi her konuda en geniş yetki ile temsil yetkisi ile 3 yıl için şirket müdürlüğüne seçildiği, 03.03.2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile yine davacının dava dışı ... ile birlikte 3 yıl süre ile şirket müdürlüğüne atandığı, 10.08.2011 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davalı şirketin tasfiye haline girmesine, şirket müdürü olan davacının tasfiyeye kadar olan işlemlerinden dolayı ibrasına karar verildiği, davacının, davalı şirkette 24.06.2005 tarihinden itibaren ortaklar kurulu kararıyla seçilen şirketi temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü olduğu, işçi ve işveren sıfatı aynı kişide birleşemeyeceğinden taraflar arasındaki ilişkinin iş hukuku kapsamında hizmet ilişkisi olmadığı, davalı şirketin tasfiyeye girmesi nedeni ile davacının 30.07.2011 itibari ile görevine son verildiği, ticaret sicil kayıtlarına göre, davalı şirket tarafından davacıya görev yaptığı dönem içerisinde maaş ve davacının diğer taleplerine ilişkin ödeme yapılmasına yönelik herhangi bir karar alınmadığı, davacının iddiasının 3.000,00 euro net maaş aldığına yönelik olduğu, ancak davacı tarafça bu ücretin elden alındığının beyan edilerek verilen kesin süreye rağmen bu hususta ispata yarar bir delil sunulmadığı, görevsiz Mahkemece dinlenilen davalı tanığı Hayrettin Dereli'nin beyanında "...
Son olarak kendisine verilen bilgiler üzerinden davacının tazminatlarını hesapladığını, tasfiye memurunun bunu ödeyeceklerini söylediği" beyanında bulunduğu, davalı şirket ortağı ...z vekili tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/52918 soruşturma sayılı dosyasına sunulan dilekçe ile "...davacının alabileceği azami kıdem tazminatı miktarının 16.391,10 TL olduğu, ayrıca işveren firmanın davacıya 8 haftalık ücret borcunun bulunduğu ve miktarının 13.648,00 TL olduğu, Tasfiye Halinde Arcadia Pırlanta San. ve Tic. Ltd. Şti.nin davacıya olan borcunun toplam 30.039,10 TL olduğu" beyanında bulunduğu, dolayısıyla her ne kadar davalı şirket tarafından davacıya görev yaptığı dönem içerisinde maaş ve davacının diğer taleplerine ilişkin ödeme yapılmasına yönelik herhangi bir karar alınmamış ise de ceza dosyasına sunulan dilekçe ile davalı şirket ortağı tarafından davacının 13.648,00 TL ücret alacağı ve 16.391,10 TL kıdem tazminatı olmak üzere 30.039,10 TL alacaklı olduğunu beyan edildiği, davalı tanığının beyanlarının da bu hususu doğrular mahiyette olduğu, davalı şirkete verilen kesin süreye rağmen ticari defter ve kayıtların sunulmadığı, davalı tarafça bu bedellerin davacıya ödendiğine dair her hangi bir delil sunulmadığı, bu hali ile davacı tarafın davalı şirketten 13.648,00 TL ücret alacağı ve 16.391,10 TL kıdem tazminatı alacağı olduğunu ispat ettiği, fazlaya dair isteme konu edilen tutarların ödenmesi gerektiğine dair ispata yarar bir delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ücret alacağından kaynaklı 13.648,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kıdem tazminatı alacağından kaynaklı 16.391,10 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketteki çalışmasının işçi statüsünde olduğunu, davalı şirketin yabancı sermayeli ve ortaklarının yabancı olmasından dolayı müvekkilinin fiili durum gereği temsilci olarak atandığını ancak sonrasında bir temsilci daha eklenerek yetkinin müşterek hale geldiğini, müvekkiline gönderilen fesih bildiriminde kıdem ve ihbar tazminatının hesaba gönderileceğinin yazıldığını, bu hali ile taraflar arasındaki işçi işveren ilişkisinin teyit edilmiş olduğundan, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti, fazla mesai gibi diğer taleplerin reddine dair kararın doğru olmadığını, prim ödemelerine dair taleplerinin, davalı defterleri sunulmadığından incelenmediğini, bu taleplerinin değerlendirilmediğini, kıdem tazminatı hesabının hatalı olduğunu, davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kıdem tazminatının iş hukuku mevzuatı kapsamında bir tazminat türü olduğunu, bozma ilamı ile sabit olduğu üzere davacının konumunun iş kanunu kapsamında değerlendirilemeyeceğini, ticaret mahkemesinde görülen davada kıdem tazminatına hükmedilemeyeceğini, Mahkemece hükme gerekçe gösterilen, müvekkilinin savcılık aşamasında vermiş olduğu beyanının eksik alıntılandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı işyerinde şirket müdürü olarak çalışan davacının, iş akdinin haksız yere feshedildiği iddiasıyla ücret alacağı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve sair işçilik alacakları ile sektör teamülünde olduğu belirtilen prim alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 370 ve 394 üncü maddeleri.
2. T.C. Anayasası'nın (Anayasa)18 inci maddesi.
3. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30.11.2022 tarih, 2021/3181 E. ve 2022/8502 K. sayılı kararı.
3. Değerlendirme
Dava, Limited Şirket Müdürünün mali haklarının tahsili istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda bu konuda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte anonim ortaklıkta yönetim kurulunun mali haklarını düzenleyen TTK 394 maddesi hükümlerinin limited ortaklıklarda da dikkate alınması ve en azından kıyasen uygulanması gereklidir. Somut uyuşmazlıkta dava başlangıçta iş mahkemesinde, kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret, prim, fazla mesai, hafta tatili ve yıllık izin alacaklarının tahsili istemi ile açılmış olup yerel mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince, davacının mali hak taleplerinin iş hukuku mevzuatından kaynaklanmadığı, ticaret mahkemelerinin davaya bakmaya görevli olduğuna işaret edilerek karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile davacının ücret ve kıdem tazminatı alacağının tahsiline fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Oysa kesinleşen 9. Hukuk Dairesinin bozma ilamında da vurgulandığı üzere davacının talepleri 6102 sayılı Kanun'un 394 üncü maddesinde düzenlenen, yöneticinin mali haklarına ilişkin olup, bu madde gereğince, tutarı esas sözleşme veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı, ikramiye, prim, yıllık kârdan pay ve ücret ödenebilir. 6102 sayılı Kanun'un 370 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yönetim yetkisinin yönetim kurulu tarafından, müdür olarak üçüncü kişilere devri mümkün olup, şirket yönetimince şirkete müdür atanması durumunda da, sözleşmede açıkca öngörülmese veya herhangi bir sözleşme olmaması durumunda dahi şirket müdürlerine de aynı şekilde anılan mali hakların ödenmesi mümkündür.
Bu durumda 6102 sayılı Kanun'un 394 üncü maddesinde belirtilen mali haklar yönünden işçilik hukukundan ayrı olarak davacının görev yaptığı dönemde, şirketin işlem hacmi, kârlılık durumu, davacının fiilen icra ettiği faaliyetler de dikkate alınarak değerlendirme yapmak üzere taraflara ispat hakkının tanınması, ispata yarar delil sunulmaması halinde Anayasa'nın 18 inci maddesindeki angarya yasağı dikkate alınarak uygun bir alacağa hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
1-6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 394 üncü maddesi gereği yöneticinin mali hak talep edebilmesi için bu hususun esas sözleşmede hüküm altına alınmış olması veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olması gerekir.
2-Somut olayda davayı yöneticiye mali hak verileceğine dair ne esas sözleşmede bir düzenleme var ne de bu konuda alınmış bir genel kurul kararı bulunmaktadır.
3-Hal böyle olunca davacı yöneticinin 6102 sayılı Kanun'un 394 üncü maddesi gereği davalıdan mali hak talep etmesi de mümkün olmadığından angarya yasağı kapsamında uygun bir miktar isteyebileceği yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/955917600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz