Marka hükümsüzlüğü | Markanın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1766 E. 2023/5513 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
münhasırlık↗ marka hakkına tecavüz↗ esastan ret↗ ayırt edicilik↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkkale 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/295 E., 2019/398 K.
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Ankara'nın Kalecik İlçesinde "..." ibareli tescilli markasıyla şarap üreten bir şirket olduğunu, müvekkilinin 2014 yılından bu yana Kırıkkale İli'nin Merkez ... Köyü'nün yerel bir üzüm çeşidi olan ... üzümünden, "... Winehouse" ismini kullanarak şarap üretmekte ve satmakta olduğunu, davalının 17.04.2018 tarihinde "..." ismini 33 üncü sınıfta 2017/103114 tescil numarasıyla kendi adına tescil ettirdiğini, müvekkilinin "..." ismi kullanımının, davacının markasının tescilinden çok daha önceye dayandığını, bu durumu ispatlayan 2014, 2015, 2016, 2017 yıllarına ait faturaların, resmi evrakların, yazılı ve görsel basında çıkan haberlerin olduğunu, öncelikle bu nedenden dolayı davalının markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinin zorunlu bulunduğunu ayrıca "..." isminin vasıf, cins ve coğrafi kaynak belirten bir isim olduğunu, üzümün cinsini, vasfını, coğrafi kaynağını belirttiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin (c) bendi uyarınca bu türden ibareleri münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin tescilinin mutlak ret nedeni bulunduğunu, müvekkilinin de 2014 yılından beri bu ibareyi adına tescilli "..." markasıyla birlikte kullandığını ve kullanmaya devam etmek istediğini ileri sürerek davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "..." markasını Türkiye'de kullanmaya yetkili kişi olduğunu, "..." markasının 03.04.1986 başvuru ve 31.12.1986 tescil tarihi olarak müvekkilinin dedesi "... ve Ortakları" adına 86/91096 tescil numarasıyla şarap sınıfında tescilli bulunduğunu, davacının "..." ismini kendi adına tescilli markaymış gibi sattığı alkollü içecek ürünlerinde bilerek ve iltibas yaratmak amacıyla kullandığını, tescil edilmiş bir markayı kullanma hakkının münhasıran sahibine ait olduğunu, müvekkilinin "..." markasıyla şarapçılık mesleğini kuşaktan kuşağa geçen bir meslek olarak icra ettiğini, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalının "..." markasını önceden kullanan, aleniyet kazandıran, meşhur ve maruf kılan taraf olduğunu, bu nedenle aynın Kanun maddesinin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerinin uygulanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükümsüzlük talebine konu olan 2017/103114 sayılı markada yer alan ... ibaresinin bir üzüm çeşidinin ismi olduğu, bu şekilde piyasada yaygın olarak bilindiği, akademik çalışmalara konu edildiği ve bu üzüm çeşidinin özellikle şarap üretiminde kullanılan bir üzüm çeşidi olduğu, ayrıca bu ibarenin tescil kapsamındaki mallar bakımından işletmesel (ticari) kaynak gösterme, yani markasal ayırt edicilik niteliğini de haiz olmadığı, hükümsüzlük talebine konu marka bakımından 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile 25 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına Türk Patent Enstitüsü'nde 2017/103114 numarası ile tescilli "..." markasının hükümsüzlüğüne, Türk Patent Enstitüsü sicilinden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin "..." markasını Türkiye'de kullanmaya tek yetkili kişi olduğunu, "..." markasının 03.04.1986 başvuru, 31.12.1986 tescil tarihi olarak müvekkilinin dedesi "... ve Ortakları" adına 91096 numarasıyla şarap sınıfına tescilli bulunduğunu, davacının "..." ismini kendi adına tescilli markaymış gibi sattığı alkollü içecek ürünlerinde bilerek ve iltibas yaratmak amacıyla kullandığını, bu durumun müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturacağını, "..." markasını önceden kullanan, aleniyet kazandıran, meşhur ve maruf kılan tarafın davacı değil müvekkili olduğunu, bazı üzüm çeşitlerinin marka olarak tescil edilmiş olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..." ibaresinin bir üzüm çeşidinin ismi olduğu, bu şekilde piyasada yaygın olarak bilindiği, akademik çalışmalara konu edildiği ve bu üzüm çeşidinin özellikle şarap üretiminde kullanılan bir üzüm çeşidi olduğu, dolayısıyla mahkemece davalının 2017/103114 sayılı markasının, tescil kapsamında yer alan mallar bakımından ürünün cinsini, çeşidini, vasfını ve diğer karakteristik özelliklerini gösteren açıklamalar kapsamına girdiği, ayrıca bu ibarenin tescil kapsamındaki mallar bakımından işletmesel (ticari) kaynak gösterme, yani markasal ayırt edicilik niteliğini de haiz olmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile 25 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi, 6769 sayılı Kanun'un beşinci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile 25 inci maddesinin birinci fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/216 E. 2024/3980 K.
Ortak:ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… 96 tescil numarasıyla şarap sınıfında tescilli bulunduğunu, davacının "..." ismini kendi adına tescilli markaymış gibi sattığı alkollü içecek ürünlerinde bilerek ve «iltibas» yaratmak amacıyla kullandığını, tescil edilmiş bir markayı kullanma hakkının «münhasıran» sahibine ait olduğunu, müvekkilinin "..." markasıyla şarapçılık mesleğini kuşaktan kuşağa geçen bir meslek olarak icra ettiğini, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddes …
… ikle şarap üretiminde kullanılan bir üzüm çeşidi olduğu, ayrıca bu ibarenin tescil kapsamındaki mallar bakımından işletmesel (ticari) kaynak gösterme, yani markasal «ayırt edicilik» niteliğini de haiz olmadığı, hükümsüzlük talebine konu marka bakımından 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile 25 inci m …
… dına 91096 numarasıyla şarap sınıfına tescilli bulunduğunu, davacının "..." ismini kendi adına tescilli markaymış gibi sattığı alkollü içecek ürünlerinde bilerek ve «iltibas» yaratmak amacıyla kullandığını, bu durumun müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» oluşturacağını, "..." markasını önceden kullanan, aleniyet kazandıran, meşhur ve maruf kılan tarafın davacı değil müvekkili olduğunu, bazı üzüm çeşitlerinin marka …
Benzer bu karardaCEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında «uyuşmazlık konusu» mallar yönünden «iltibas» bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… kullandığı ürünleri sattığını, davacının şarap üretimi yapmadığını, davacının ailesiyle ilgili markanın "HASAN DEDE" değil "Hasandede Şarapları" olduğunu, markanın «yenilenmemesi» nedeniyle 2006 yılında iptal edildiğini, böylece ibarenin başkaları tarafından serbestçe kullanılabileceğini, ayrıca markaların da benzer olmadığını, müvekkilinin "VİNTARA" ibareli logosunun «ayırt ediciliği» sağladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
… çeşidini, vasfını ve diğer karakteristik özelliklerini gösteren açıklamalar kapsamına girdiği, ayrıca bu ibarenin işletmesel (ticari) kaynak gösterme, yani markasal «ayırt edicilik» niteliğini de haiz olmadığı, bu tür ibareler herkesin kullanımına açık olup tek başına marka olarak kullanılamayacakları, nitekim Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi S …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yenileme · uyuşmazlık konusu · kâr dağıtımı · haksız rekabet · dahili dava
Benzer bu kararda… larak reddedildiğini, oysa başvurunun müvekkilinin markasına ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, onun serisi olarak algılanacağını ve ilişkilendirilme ihtimali «dahil» karıştırılma ihtimaline neden olacağını, markanın tescil edilmesi halinde müvekkilinin eskiye dayalı kullanımından kaynaklanan hakkının zarar göreceğini, başvurunun kötü niyetli olduğunu, ibarenin 33. sınıf ürünler üzerinde üzüm çeşidi olarak gösterilmesine bir itirazları olmadığını, ancak davalının marka etiketlerinde "HASAN DEDE" ibaresini öne çıkardığını, “HASAN DEDE” markasının 1986 yılında müvekkilinin dedesi ... ve Ortakları adına 91096 tescil numarasıyla şarap sınıfına tescilli olduğunu, ancak 10 yıllık koruma süresinden sonra «yenilenmesinin» ihmal edildiğini ileri sürerek itirazlarının reddine dair YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
… af dilekçesinde özetle; müvekkilinin "HASAN DEDE" markasını Türkiye'de kullanmaya yetkili kişi olduğunu, müvekkilinin akrabalarının 30-40 yıldır ticari olarak şarap «dağıtım» ve satışı yaptığını, dava şirketin ise 2014 yılından beri bu ibareyi kullandığını, müvekkilinin şarap üretimi yaptığının belgelerle sabit olduğunu, davalının kullanımının 2017 yılından önce «haksız rekabet», 2017'den sonra ise markaya tecavüz oluşturduğunu, taraf markalarının benzer olduğunu, davalının dava konusu ibareyi etiket ve reklamlarında öne çıkararak kullandı …
CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında «uyuşmazlık konusu» mallar yönünden «iltibas» bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… kullandığı ürünleri sattığını, davacının şarap üretimi yapmadığını, davacının ailesiyle ilgili markanın "HASAN DEDE" değil "Hasandede Şarapları" olduğunu, markanın «yenilenmemesi» nedeniyle 2006 yılında iptal edildiğini, böylece ibarenin başkaları tarafından serbestçe kullanılabileceğini, ayrıca markaların da benzer olmadığını, müvekkilinin "VİNTARA" ibareli logosunun «ayırt ediciliği» sağladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
-
Markaya tecavüzün tespiti | Men'i | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/981 E. 2023/3869 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · iltibas
İncelediğiniz kararda… dına 91096 numarasıyla şarap sınıfına tescilli bulunduğunu, davacının "..." ismini kendi adına tescilli markaymış gibi sattığı alkollü içecek ürünlerinde bilerek ve «iltibas» yaratmak amacıyla kullandığını, bu durumun müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» oluşturacağını, "..." markasını önceden kullanan, aleniyet kazandıran, meşhur ve maruf kılan tarafın davacı değil müvekkili olduğunu, bazı üzüm çeşitlerinin marka …
… 96 tescil numarasıyla şarap sınıfında tescilli bulunduğunu, davacının "..." ismini kendi adına tescilli markaymış gibi sattığı alkollü içecek ürünlerinde bilerek ve «iltibas» yaratmak amacıyla kullandığını, tescil edilmiş bir markayı kullanma hakkının «münhasıran» sahibine ait olduğunu, müvekkilinin "..." markasıyla şarapçılık mesleğini kuşaktan kuşağa geçen bir meslek olarak icra ettiğini, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddes …
Benzer bu kararda… de bir kullanım niteliği taşıdığı, VİNKARA asli unsurlu markasına ilişkin fiili markasal kullanımının, davacının 2017/103144 sayılı "HASAN DEDE" ibareli markası ile «iltibas» yaratmadığı ve markaya tecavüz oluşturmadığı, buna göre «marka hakkına tecavüzün» ve «haksız rekabetin» kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ndan beri bir üzüm çeşidi olan "Hasan Dede" üzümünden şarap üretip sattığını, "HASANDEDE" ibaresini her zaman tescilli "VİNKARA" markasıyla birlikte kullandığı için «iltibasın» bulunmadığını, müvekkilinin bu ibareyi, davacının marka tescilinden çok daha önce kullandığını, bir üzüm çeşidinin adı olan "HASAN DEDE" ibaresinin marka olarak tescil edilemeyeceğini, davacının «şikayeti» üzerinde ilgili cumhuriyet savcılığınca «kovuşturmaya yer olmadığına» karar verildiğini, markaya tecavüz ve «haksız rekabetin» bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece hukuki ilkeler gözetilmeden, «eksik araştırma» ve yanılgılı değerlendirme sonucunda karar verildiğini, müvekkilinin "HASAN DEDE" markasını Türkiye’de kullanmaya yetkili kişi olduğunu, bu markanın 31.12.1986 tarihinde müvekkilinin dedesi ve ortakları adına tescil edildiğini, «son» olarak da 14.11.2017 tarihinde müvekkilinin bu markayı adına tescil ettirdiğini, davalının 2014 yılından beri müvekkili adına tescilli markayı kullanarak şarap üretip sattığını, davalının bu kullanımlarının, müvekkilinin 2017'den önce tescilsiz olarak kullandığı, "HASAN DEDE" markası yönünden «haksız rekabet», 2017 yılındaki marka tescilinden itibaren de markaya tecavüz oluşturduğunu, davalının herhangi bir «yetki sözleşmesi» veya yasal bir gerekçe olmaksızın, müvekkilinin markasını kullandığını, markaya ait ürünlerin taklitlerini yaptığını ve "HASAN DEDE" markasını, logosunu «taşıyan» ürünleri ticaret hayatına sunduğunu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıklananın aksine müvekkilinin bu marka altında üretim de yaptığını,"HASAN DEDE" ibaresinin, başka firmalarca üzüm cinsi belirtmek amacıyla yazıldığında etiketin arka tarafına yazılmasına karşın davalı şirketçe kendi markası olan "VİNKARA" ibaresinden bile büyük puntolarla ve dikkat çekecek şekilde en üste yazılmasının da «marka hakkına tecavüzü» gösterdiğini, "HASAN DEDE" ibaresinin davalı tarafça markasal nitelikte kullanıldığını, bunun da müvekkili markası ile karıştırılmaya yol açacağını, müvekkilinin s …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik araştırma · yetki sözleşmesi · kovuşturmaya yer olmadığına dair karar · re'sen gözetilme · şikayet · yetki · taşıyan · ilan
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece hukuki ilkeler gözetilmeden, «eksik araştırma» ve yanılgılı değerlendirme sonucunda karar verildiğini, müvekkilinin "HASAN DEDE" markasını Türkiye’de kullanmaya yetkili kişi olduğunu, bu markanın 31.12.1986 tarihinde müvekkilinin dedesi ve ortakları adına tescil edildiğini, «son» olarak da 14.11.2017 tarihinde müvekkilinin bu markayı adına tescil ettirdiğini, davalının 2014 yılından beri müvekkili adına tescilli markayı kullanarak şarap üretip sattığını, davalının bu kullanımlarının, müvekkilinin 2017'den önce tescilsiz olarak kullandığı, "HASAN DEDE" markası yönünden «haksız rekabet», 2017 yılındaki marka tescilinden itibaren de markaya tecavüz oluşturduğunu, davalının herhangi bir «yetki sözleşmesi» veya yasal bir gerekçe olmaksızın, müvekkilinin markasını kullandığını, markaya ait ürünlerin taklitlerini yaptığını ve "HASAN DEDE" markasını, logosunu «taşıyan» ürünleri ticaret hayatına sunduğunu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıklananın aksine müvekkilinin bu marka altında üretim de yaptığını,"HASAN DEDE" ibaresinin, başka firmalarca üzüm cinsi belirtmek amacıyla yazıldığında etiketin arka tarafına yazılmasına karşın davalı şirketçe kendi markası olan "VİNKARA" ibaresinden bile büyük puntolarla ve dikkat çekecek şekilde en üste yazılmasının da «marka hakkına tecavüzü» gösterdiğini, "HASAN DEDE" ibaresinin davalı tarafça markasal nitelikte kullanıldığını, bunun da müvekkili markası ile karıştırılmaya yol açacağını, müvekkilinin s …
… ndan beri bir üzüm çeşidi olan "Hasan Dede" üzümünden şarap üretip sattığını, "HASANDEDE" ibaresini her zaman tescilli "VİNKARA" markasıyla birlikte kullandığı için «iltibasın» bulunmadığını, müvekkilinin bu ibareyi, davacının marka tescilinden çok daha önce kullandığını, bir üzüm çeşidinin adı olan "HASAN DEDE" ibaresinin marka olarak tescil edilemeyeceğini, davacının «şikayeti» üzerinde ilgili cumhuriyet savcılığınca «kovuşturmaya yer olmadığına» karar verildiğini, markaya tecavüz ve «haksız rekabetin» bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… etiketlerinde, iş yerlerinde, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında kullandığını, bu durumun müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturduğunu, söz konusu kullanım nedeniyle davalı yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunduklarını ileri sürerek, davalının, müvekkiline ait "HASAN DEDE" markasına vaki tecavüzün tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, 1.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, hükmün «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re'«sen gözetilecek» sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
-
Marka Tescil Reddi Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4375 E. 2019/5704 K.
Ortak:ayırt edicilik · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz kararda… ikle şarap üretiminde kullanılan bir üzüm çeşidi olduğu, ayrıca bu ibarenin tescil kapsamındaki mallar bakımından işletmesel (ticari) kaynak gösterme, yani markasal «ayırt edicilik» niteliğini de haiz olmadığı, hükümsüzlük talebine konu marka bakımından 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile 25 inci m …
… ik özelliklerini gösteren açıklamalar kapsamına girdiği, ayrıca bu ibarenin tescil kapsamındaki mallar bakımından işletmesel (ticari) kaynak gösterme, yani markasal «ayırt edicilik» niteliğini de haiz olmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile 25 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında hüküms …
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; başvuru markasının soyut «ayırt ediciliği» haiz olduğu ve tescilinin 556 sayılı KHK’nın 7/1-a bendine aykırı olmadığı, ancak dava konusu kurum kararıyla reddedilen mal ve hizmetler bakımından coğrafi kaynak belirttiği, markanın tescilinin 556 sayılı KHK’nın 7/1-c bendine aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
2- Kabule göre de, Dairemizin emsal 26.11.1999 tarih 5790/9590 sayılı kararında “.. tek başına «ayırt ediciliği» bulunmayan sözcüklerin yanına ayırt edici nitelikteki sözcüklerin eklenmesi ve genelde ya isim tamlaması veya sıfat tamlaması şeklinde ortaya çıkan ve yeni bir anlam ifade eden sözcükler grubunun marka olarak tescil edilmesinin yasanın düzenlenme amacına daha uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet · dava sebebi
Benzer bu kararda… ece mahkemesi kararı kaldırılarak, KHK'nın 7/1-c maddesi yanında, 7/1-a ve 7/1-f maddeleri uyarınca da davanın reddine karar verilmesi olmamış bu husus re'sen bozma «sebebi» yapılmıştır.
Bu durumda, marka koruması, markanın asli ve tali unsurlarıyla bir bütün olarak sağlayacak olup, asli unsuru oluşturan coğrafi yer adı konusunda marka sahibine inhisari hak sağlayacak ve başvuru «kötüniyetli» yapılmadığı sürece başkalarının da aynı coğrafi yer adını farklı bir takım eklerle marka olarak tescil ettirmesi mümkün olacaktır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1766 E. , 2023/5513 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/533 Esas, 2021/1560 Karar
HÜKÜM
Esastan ret; davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ Kırıkkale 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/295 E., 2019/398 K.
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Ankara'nın Kalecik İlçesinde "..." ibareli tescilli markasıyla şarap üreten bir şirket olduğunu, müvekkilinin 2014 yılından bu yana Kırıkkale İli'nin Merkez ... Köyü'nün yerel bir üzüm çeşidi olan ... üzümünden, "... Winehouse" ismini kullanarak şarap üretmekte ve satmakta olduğunu, davalının 17.04.2018 tarihinde "..." ismini 33 üncü sınıfta 2017/103114 tescil numarasıyla kendi adına tescil ettirdiğini, müvekkilinin "..." ismi kullanımının, davacının markasının tescilinden çok daha önceye dayandığını, bu durumu ispatlayan 2014, 2015, 2016, 2017 yıllarına ait faturaların, resmi evrakların, yazılı ve görsel basında çıkan haberlerin olduğunu, öncelikle bu nedenden dolayı davalının markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinin zorunlu bulunduğunu ayrıca "..." isminin vasıf, cins ve coğrafi kaynak belirten bir isim olduğunu, üzümün cinsini, vasfını, coğrafi kaynağını belirttiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin (c) bendi uyarınca bu türden ibareleri münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin tescilinin mutlak ret nedeni bulunduğunu, müvekkilinin de 2014 yılından beri bu ibareyi adına tescilli "..." markasıyla birlikte kullandığını ve kullanmaya devam etmek istediğini ileri sürerek davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "..." markasını Türkiye'de kullanmaya yetkili kişi olduğunu, "..." markasının 03.04.1986 başvuru ve 31.12.1986 tescil tarihi olarak müvekkilinin dedesi "... ve Ortakları" adına 86/91096 tescil numarasıyla şarap sınıfında tescilli bulunduğunu, davacının "..." ismini kendi adına tescilli markaymış gibi sattığı alkollü içecek ürünlerinde bilerek ve iltibas yaratmak amacıyla kullandığını, tescil edilmiş bir markayı kullanma hakkının münhasıran sahibine ait olduğunu, müvekkilinin "..." markasıyla şarapçılık mesleğini kuşaktan kuşağa geçen bir meslek olarak icra ettiğini, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalının "..." markasını önceden kullanan, aleniyet kazandıran, meşhur ve maruf kılan taraf olduğunu, bu nedenle aynın Kanun maddesinin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerinin uygulanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükümsüzlük talebine konu olan 2017/103114 sayılı markada yer alan ... ibaresinin bir üzüm çeşidinin ismi olduğu, bu şekilde piyasada yaygın olarak bilindiği, akademik çalışmalara konu edildiği ve bu üzüm çeşidinin özellikle şarap üretiminde kullanılan bir üzüm çeşidi olduğu, ayrıca bu ibarenin tescil kapsamındaki mallar bakımından işletmesel (ticari) kaynak gösterme, yani markasal ayırt edicilik niteliğini de haiz olmadığı, hükümsüzlük talebine konu marka bakımından 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile 25 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına Türk Patent Enstitüsü'nde 2017/103114 numarası ile tescilli "..." markasının hükümsüzlüğüne, Türk Patent Enstitüsü sicilinden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin "..." markasını Türkiye'de kullanmaya tek yetkili kişi olduğunu, "..." markasının 03.04.1986 başvuru, 31.12.1986 tescil tarihi olarak müvekkilinin dedesi "... ve Ortakları" adına 91096 numarasıyla şarap sınıfına tescilli bulunduğunu, davacının "..." ismini kendi adına tescilli markaymış gibi sattığı alkollü içecek ürünlerinde bilerek ve iltibas yaratmak amacıyla kullandığını, bu durumun müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturacağını, "..." markasını önceden kullanan, aleniyet kazandıran, meşhur ve maruf kılan tarafın davacı değil müvekkili olduğunu, bazı üzüm çeşitlerinin marka olarak tescil edilmiş olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..." ibaresinin bir üzüm çeşidinin ismi olduğu, bu şekilde piyasada yaygın olarak bilindiği, akademik çalışmalara konu edildiği ve bu üzüm çeşidinin özellikle şarap üretiminde kullanılan bir üzüm çeşidi olduğu, dolayısıyla mahkemece davalının 2017/103114 sayılı markasının, tescil kapsamında yer alan mallar bakımından ürünün cinsini, çeşidini, vasfını ve diğer karakteristik özelliklerini gösteren açıklamalar kapsamına girdiği, ayrıca bu ibarenin tescil kapsamındaki mallar bakımından işletmesel (ticari) kaynak gösterme, yani markasal ayırt edicilik niteliğini de haiz olmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile 25 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi, 6769 sayılı Kanun'un beşinci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile 25 inci maddesinin birinci fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954672700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz