Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5017 E. 2023/4753 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bedelsizlik defi↗ şahsi defi↗ ihdas nedeni↗ nakden kaydı↗ talil↗ avalist↗ aval↗ temel ilişki↗ tanık beyanı↗ pasif husumet ehliyeti↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ alacağın temliki↗ ticari defter kayıtları↗ lehtar↗ bedelsizlik↗ husumet ehliyeti↗ şikayet↗ maddi hata↗ ikrar↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ pasif husumet↗ hamil↗ bono↗ temlik↗ taraf ehliyeti↗ kötü niyet↗ ticari defter↗ geçersizlik↗ iflas↗ taahhütname↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ dahili dava↗ teminat↗ teslim↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 09.06.2015 tarih, 2011/255 E. ve 2015/415 K. sayılı kararı ile incelenen ceza dosyaları ve tanık beyanlarına göre icra takibinin dayanağı olan senedin davacılar tarafından davalı ...'nin akrabası olan ...'dan alınan borç karşılığı verilen senet olduğu, borcun ödenmesine rağmen senedin iade edilmeyerek lehtar kısmına davalı ...'nin ismi yazılarak icra takibine konulduğu, anılan davalının ekonomik durumunun iyi olmadığı, takibe konu alacağın dava tarihinden önce dava dışı ...'ın kardeşine temlik edilmesinin de davacı iddialarını doğruladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
1.Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 21.04.2016 tarih, 2015/15951 E. ve 2016/6981 K. sayılı kararıyla dava tarihinden önce 30.05.2011 tarihinde dava konusu icra takibine konu alacak davalı ... tarafından ...'a temlik edildiği, davalı ...'nin icra takibinde alacaklı sıfatı bulunmadığından icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti talebiyle açılan davada da pasif husumet ehliyeti bulunmadığı, Mahkemece, davanın tarafı olmadığı halde dahili davalı olarak gösterilen ... aleyhine hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu, kabul şekline göre de, davacı taraf, boş olan senedin sonradan doldurulduğu, borcun ödendiği iddiası ile iş bu menfi tespit davasını açtığı, anılan iddia karşısında ispat yükünün davacıda olduğu, Mahkemece davacının varsa yazılı delilleri üzerinde durulup değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken tanık beyanlarına üstünlük tanınarak yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğuna işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuş, davacılar vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 19.04.2018 tarih, 2016/17005 E. ve 2018/2209 K sayılı kararıyla Hatay 3. İcra Dairesinin 2008/3608 E. sayılı takip dosyasında, davalılardan ... davacılar hakkında kambiyo senetlerine mahsus yol ile takip başlattığı, bu dosyada takip konusu yaptığı alacağını 30.05.2011 tarihinde diğer davalı ...’a temlik ettiği, takip dosyasında veya dava dosyasında temlikin dava tarihinden önce davacılara bildirildiğine dair bir veri bulunmadığı, eldeki dava davalı ...’ye karşı 02.06.2011 tarihinde açıldığı, davalı ... vekilinin alacağın temlik edildiğini bildirir şekilde cevap dilekçesi sunmasından sonra, davacılar vekilince sunulan 31.10.2011 tarihli dilekçe ile davanın temlik alan ...’a karşı devam ettirilmesi istenildiği, davacılar vekilinin işbu dilekçesinin 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca maddi hataya dayalı taraf değişikliği olarak kabul edilip, yargılamaya yalnızca davalı ... hakkında devam edilmesi ve onun hakkında bir hüküm kurulması gerektiği, kabule göre ise, takip ve dava konusu bono nakden kaydını taşıdığı, davacılar dava konusu bononun alınan borç para karşılığı tanzim edildiğini iddia ettiği, bononun lehtarı ve dava konusu alacağı temlik eden ... ise 06.06.2010 tarihinde poliste ve 30.06.2011 tarihinde Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/171 E. sayılı dava dosyasında vermiş olduğu ifadesinde işbu dava konusu bononun düzenlenme sebebine ilişkin beyanlarda bulunduğu, Mahkemece dava konusu bononun lehtarı adı geçen ...’nin işbu beyanlarının bononun ihdas nedeninin talili niteliğinde olup olmadığı yönünden değerlendirilip, buna göre ispat yükü belirlenerek, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermek gerektiğine işaret edilerek Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 21.04.2016 tarih, 2015/15951 E. ve 2016/6981 K. sayılı bozma ilamının kaldırılarak, hükmün açıklanan değişik sebeplerle bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip ve dava konusu bono nakden kaydını taşıdığı, davacılar dava konusu bononun alınan borç para karşılığı tanzim edildiğini iddia ettiği, bononun lehtarı ve dava konusu alacağı temlik eden ... ise 06.06.2010 tarihinde poliste ve 30.06.2011 tarihinde Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/171 E. sayılı dava dosyasında vermiş olduğu ifadesinde işbu dava konusu bononun düzenlenme sebebinin tohum ve gübre alışverişinden kaynaklandığını beyan ettiği, üzerinde "nakden" ibaresi yer almasına rağmen, davalı tarafça senedin mal karşılığı nedeniyle düzenlendiği savunulduğundan, bu savunma ile birlikte davalının senet metnini talil etmiş olduğu, alacağın varlığını ve dayandığı temel ilişkinin senettekinden farklı olduğunu iddia eden alacaklı davalı tarafın, kendi dayanağı olan senetteki sebepten ayrılarak başka bir iddia ortaya atması nedeniyle ispat yükünün yer değiştirdiği, davalı senet metnini talil ettiği için ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı tarafça davacıya mal verilmesi karşılığında bono düzenlendiği iddia edilmiş ise de davaya konu senedin Ertuğrul Kayıboyu Çırçır ve Prese Tekstil Ticaret Ltd. Şti.'nin ticari defter ve kayıtlarında yer almadığı, taraflar arasında süregelen ticari ilişki mevcut olduğundan yalnızca davaya konu senede ilişkin davacı tarafa tohum ve gübre teslim edildiğinin davalı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın davalı ... yönünden kabulüne icra takip dosyasının dayanağı olan bono nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, diğer davalı ... hakkında hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiş karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; ...'nin 06.06.2010 tarihinde poliste ve 30.06.2011 tarihinde Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/171 E. sayılı dava dosyasında vermiş olduğu ifadesinde işbu dava konusu bononun düzenlenme sebebine ilişkin beyanları, dava konusu bononun ihdas nedeninin talili niteliğinde olmadığını ve ispat yükünün davalıya geçmediğini, dava dilekçesinde, ceza dosyasında ve vergi müfettişlerine verilen beyanların tamamında davacı borçlular borç para aldıklarını ve fakat ödediklerini ısrarla vurguladığını, davacılar temel ilişkinin ve ticari ilişkinin hiç doğmadığını ve taraflar arasında borç ilişkisinin bulunmadığını değil, temel ilişkinin var olduğunu ve bu temel ilişkinin para ilişkisi olduğunu ileri sürdüğünü ve sonuç olarak da bu para ilişkisinden kaynaklanan borcun ise ödendiğini iddia ettiğini, bu durumda artık ispat yükü ödeme yaptığını ileri süren davacılara ait olduğunu, davacıların şikayet dilekçesindeki beyanları, soruşturma sırasındaki beyanları, davacılar aleyhine iftira suçundan dolayı açılan davadaki beyanları dikkate alındığında dava konusu bonunun lehtara hiç verilmediğine dair iddialarının gerçeğe aykırılığını ikrar ettiklerini ve sırf bu sebeplerle ispat yükünün davacılarda olduğunu, bilirkişi tarafından düzenlenen 17.10.2021 tarihli bilirkişi raporundaki sonuçlara göre; Ertuğrul Kayıboyu Çırçır ve Prese Tekstil Ticaret Ltd. Şti’nin ticari defter ve kayıtlarında icra takibine konu edilen senedin kaydına rastlanılmamış olması, senedin takip ve tahsil edilemeyeceği ve geçersiz olduğu anlamına gelmeyeceğini, her aşamada farklı beyan ve ifadelerde bulunan ve çıkar çatışması sebebiyle birden fazla kez birbiriyle çelişen bir çok beyanda bulunan ...'nin bu beyanlarının, şirkette oluşan çıkar çatışması sebebiyle hükme esas alınması hukuki güvenliğe uygun olmadığını, zira şirket ortağı olan ve sorunlu olarak şirketten ayrılan ...'nin sonraki birbiriyle çelişen davranış ve beyanları sebebiyle ispat yükünün davalıya geçmeyeceğini, gerekçeli kararda yer alan "...taraflar arasında süregelen ticari ilişki mevcut olduğundan yalnızca davaya konu senede ilişkin davacı tarafa tohum ve gübre teslim edildiğinin davalı tarafça ispatlanamadığı kanaati hasıl olduğu..." şeklindeki gerekçede de hukuki isabet bulunmadığını, bilirkişi raporunda da ve yine vergi müfettişleri tarafından düzenlenen vergi tekniği raporunda da, taraflar arasındaki tohum ve gübre alışverişine ilişkin kayıtlar net olarak yer aldığını, bilirkişi raporunda somut olarak saptanan mal alışverişi Mahkeme tarafından değerlendirilmediğini ve hukuka aykırı olarak davanın kabulüne karar verildiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacıların icra takibine dayanak teşkil eden bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ilişkin menfi tespit davasıdır.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 19.04.2018 tarih, 2016/17005 E. ve 2018/2209 K. sayılı karar düzeltmesi incelemesi sonucunda verilen bozma ilamında "Hatay 3. İcra Dairesi’nin 2008/3608 esas sayılı takip dosyasında, davalılardan ... davacılar hakkında kambiyo senetlerine mahsus yol ile takip başlatmış, iş bu dosyada takip konusu yaptığı alacağını 30.05.2011 tarihinde diğer davalı ...’a temlik etmiştir. Takip dosyasında veya dava dosyasında temlikin dava tarihinden önce davacılara bildirildiğine dair bir veri bulunmamaktadır. Eldeki dava davalı ...’ye karşı 02.06.2011 tarihinde açılmış, davalı ... vekilinin alacağın temlik edildiğini bildirir şekilde cevap dilekçesi sunmasından sonra, davacılar vekilince sunulan 31.10.2011 tarihli dilekçe ile davanın temlik alan ...’a karşı devam ettirilmesi istenilmiştir. Davacılar vekilinin iş bu dilekçesinin HMK.’nun 124. maddesinin 3. fıkrası uyarınca maddi hataya dayalı taraf değişikliği olarak kabul edilip, yargılamaya yalnızca davalı ... hakkında devam edilmesi ve onun hakkında bir hüküm kurulması gerekmektedir. Mahkemece her iki davalı hakkında yargılamaya devam edilmesi doğru görülmemiştir." denilerek bozma yapılmıştır. Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen davalı ... hakkında yargılamaya devam edilip her iki davalı hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3.Dava konusu takibin dayanağı bonoda davacı ... avalisttir. 6100 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki düzenleme sebebiyle bonolar hakkında da uygulanacağı kabul edilen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 702 nci maddesinin ikinci fıkrasında "Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir." hükmünü amirdir.
4.Somut uyuşmazlık bakımından avalist olduğu ve tahhüdünün geçerli olduğu anlaşılan davacı ...'nin senedin bedelsiz kaldığı yönündeki iddiası asıl borçluya ait şahsi defi niteliğinde olduğundan bedelsizliğe yönelik defiyi hamil olan davalıya karşı ileri süremeyeceği kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile bu davalı ... yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4043 E. 2021/3823 K.
Ortak:talil · ispat yükü · menfi tespit
İncelediğiniz kararda… 16 tarih, 2015/15951 E. ve 2016/6981 K. sayılı kararıyla dava tarihinden önce 30.05.2011 tarihinde dava konusu icra takibine konu alacak davalı ... tarafından ...'a «temlik» edildiği, davalı ...'nin icra takibinde alacaklı sıfatı bulunmadığından icra takibi nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» talebiyle açılan davada da «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığı, Mahkemece, davanın tarafı olmadığı halde «dahili» davalı olarak gösterilen ... aleyhine hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu, kabul şekline göre de, davacı taraf, boş olan senedin sonradan doldurulduğu, borcun ödendiği iddiası ile iş bu «menfi tespit» davasını açtığı, anılan iddia karşısında «ispat yükünün» davacıda olduğu, Mahkemece davacının varsa yazılı delilleri üzerinde durulup değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «tanık beyanlarına» üstünlük tanınarak yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğuna işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuş, davacılar vekilince karar dü …
Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/171 E. sayılı dava dosyasında vermiş olduğu ifadesinde işbu dava konusu «bononun» düzenlenme «sebebine» ilişkin beyanlarda bulunduğu, Mahkemece dava konusu bononun «lehtarı» adı geçen ...’nin işbu beyanlarının bononun «ihdas nedeninin» «talili» niteliğinde olup olmadığı yönünden değerlendirilip, buna göre «ispat yükü» belirlenerek, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermek gerektiğine işaret edilerek Yargıtay (Kapatılan) 19.
Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/171 E. sayılı dava dosyasında vermiş olduğu ifadesinde işbu dava konusu «bononun» düzenlenme «sebebinin» tohum ve gübre alışverişinden kaynaklandığını beyan ettiği, üzerinde "nakden" ibaresi yer almasına rağmen, davalı tarafça senedin mal karşılığı nedeniyle düzenlendiği savunulduğundan, bu savunma ile birlikte davalının senet metnini «talil» etmiş olduğu, alacağın varlığını ve dayandığı «temel ilişkinin» senettekinden farklı olduğunu iddia eden alacaklı davalı tarafın, kendi dayanağı olan senetteki sebepten ayrılarak başka bir iddia ortaya atması nedeniyle «ispat yükünün» yer değiştirdiği, davalı senet metnini talil ettiği için ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı tarafça davacıya mal verilmesi karşılığında bono düzenlendiği …
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; «kambiyo senedine» karşı «menfi tespit» isteminin yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği ve «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu, davalı ...'nun senet metnini «talil» mahiyetinde beyanı bulunmadığı, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalı ... lehine tazminata karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usuli kazanılmış hak · kambiyo senedi · kazanılmış hak
Benzer bu karardaBu husus davacı lehine «usuli kazanılmış hak» oluşturduğundan mahkemece davanın, ... yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken bu davalı yönündende reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; «kambiyo senedine» karşı «menfi tespit» isteminin yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği ve «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu, davalı ...'nun senet metnini «talil» mahiyetinde beyanı bulunmadığı, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalı ... lehine tazminata karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1851 E. 2025/770 K.
Ortak:ihdas nedeni · talil · avalist · aval · borçlu olunmadığının tespiti · lehtar · kötü niyet tazminatı · ispat yükü · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaAsliye Ceza Mahkemesinin 2011/171 E. sayılı dava dosyasında vermiş olduğu ifadesinde işbu dava konusu «bononun» düzenlenme «sebebine» ilişkin beyanlarda bulunduğu, Mahkemece dava konusu bononun «lehtarı» adı geçen ...’nin işbu beyanlarının bononun «ihdas nedeninin» «talili» niteliğinde olup olmadığı yönünden değerlendirilip, buna göre «ispat yükü» belirlenerek, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermek gerektiğine işaret edilerek Yargıtay (Kapatılan) 19.
Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/171 E. sayılı dava dosyasında vermiş olduğu ifadesinde işbu dava konusu «bononun» düzenlenme «sebebine» ilişkin beyanları, dava konusu bononun «ihdas nedeninin» «talili» niteliğinde olmadığını ve «ispat yükünün» davalıya geçmediğini, dava dilekçesinde, ceza dosyasında ve vergi müfettişlerine verilen beyanların tamamında davacı borçlular borç para aldıklarını ve fakat ödediklerini ısrarla vurguladığını, davacılar «temel ilişkinin» ve ticari ilişkinin hiç doğmadığını ve taraflar arasında borç ilişkisinin bulunmadığını değil, temel ilişkinin var olduğunu ve bu temel ilişkinin para ilişkisi olduğunu ileri sürdüğünü ve sonuç olarak da bu para ilişkisinden kaynaklanan borcun ise ödendiğini iddia ettiğini, bu durumda artık ispat yükü ödeme yaptığını ileri süren davacılara ait olduğunu, davacıların «şikayet» dilekçesindeki beyanları, soruşturma sırasındaki beyanları, davacılar aleyhine iftira suçundan dolayı açılan davadaki beyanları dikkate alındığında dava konusu bonunun «lehtara» hiç verilmediğine dair iddialarının gerçeğe aykırılığını «ikrar» ettiklerini ve sırf bu sebeplerle ispat yükünün davacılarda olduğunu, bilirkişi tarafından düzenlenen 17.10.2021 tarihli bilirkişi raporundaki sonuçlara göre; Ertu …
… 16 tarih, 2015/15951 E. ve 2016/6981 K. sayılı kararıyla dava tarihinden önce 30.05.2011 tarihinde dava konusu icra takibine konu alacak davalı ... tarafından ...'a «temlik» edildiği, davalı ...'nin icra takibinde alacaklı sıfatı bulunmadığından icra takibi nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» talebiyle açılan davada da «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığı, Mahkemece, davanın tarafı olmadığı halde «dahili» davalı olarak gösterilen ... aleyhine hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu, kabul şekline göre de, davacı taraf, boş olan senedin sonradan doldurulduğu, borcun ödendiği iddiası ile iş bu «menfi tespit» davasını açtığı, anılan iddia karşısında «ispat yükünün» davacıda olduğu, Mahkemece davacının varsa yazılı delilleri üzerinde durulup değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «tanık beyanlarına» üstünlük tanınarak yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğuna işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuş, davacılar vekilince karar dü …
Benzer bu karardaBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu senette «keşide yerinin» bulunmadığı, bu haliyle senedin «adi senet» hükmünde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle «aval» veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle davacı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı şahıs yönünden yapılan değerlendirmede; takip dayanağı senet adi senet vasfında olsa bile «bonoya» ilişkin «talil» ve «ispat yükünün» adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, somut olayda dayanak senet üzerinde "Malen" «kaydının» bulunduğu, davalı yanca senetteki "Malen" kaydının talil edildiği, gerek bu nedenle gerekse senedin «kambiyo vasfı» bulunmaması nedeniyle ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde bulunduğu, davalı tarafından davacıya borç verildiği hususunu ispata yarar şekilde dosya kapsamına geçerli bir delil «ibraz» edilemediği, cevap dilekçesinde açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığı, bu davacı yönünden açılan davanın da kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği, davalının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu, gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davacıların icra takip dosyasından borçlu olmadıklarının tespitine, davacıların «kötüniyet tazminatı» talebinin kabulü ile «asıl alacak» miktarının %20'si oranında (80.000,00 TL) kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz e …
B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Taraflar arasında «teminat senedi» olduğu iddia edilen, üzerinde ''«malen'' kaydı» bulunan senetten dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin davada yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafından senedin ''nakden'' olarak «talil» edilmesi sebebiyle «ispat yükünün» yer değiştirdiği, davalının davacıdan alacaklı olduğunu «tanık delili» ile ispat ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, senet üzerinde «keşide yerinin» bulunmaması nedeniyle «bono» vasfını yitirdiği, «adi senet» niteliğinde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle «aval» veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, senet adi senet vasfında olsa bile bonoya ilişkin «talil» ve «ispat yükünün» adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, «senedin talil» edilmesi sebebiyle ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu ve davalının davacıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davacıların dava konusu senetten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve davalılar aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:senedin talili · adi senet · malen kaydı · kambiyo vasfı · tanık delili · keşide yeri · yazılı delil başlangıcı · imza inkarı
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, senet «lehtarı» olan davalının senet üzerindeki «malen kaydını» «talil» ederek senedin nakden yani davacı tarafa verdiği borca istinaden düzenlendiğini iddia ederek «senedi talil» ettiği, davacı tarafça «imzası inkar» edilmemiş olan dava konusu senedin «yazılı delil başlangıcı» kabul edildiği, talil eden davalının davacı taraf ile aralarındaki temel hukuki ilişkiyi tanık «dahil» her türlü delille ispat edebileceği, bu kapsamda davalı tanıklarının dinlenildiği, tanık beyanlarından davacının gerek kendisine ait, gerekse anne/babasına ait TL, altın, döviz borcunu davacı tarafa ait olup sonradan kamulaştırılmış olduğu bildirilen otel yapımı sırasında davacıya verdiği, ayrıca davalının davacı şirkette «şirket müdürü» olarak çalışmış olup ücretini de alamadığı, dava konusu olan «bononun» davalı tarafından davacıya verilen borç ve davacı şirketteki çalışmaları karşılığı hak kazandığı ücrete ilişkin olduğu, davacı tarafın dava konusu senetteki imza v …
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu senette «keşide yerinin» bulunmadığı, bu haliyle senedin «adi senet» hükmünde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle «aval» veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle davacı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı şahıs yönünden yapılan değerlendirmede; takip dayanağı senet adi senet vasfında olsa bile «bonoya» ilişkin «talil» ve «ispat yükünün» adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, somut olayda dayanak senet üzerinde "Malen" «kaydının» bulunduğu, davalı yanca senetteki "Malen" kaydının talil edildiği, gerek bu nedenle gerekse senedin «kambiyo vasfı» bulunmaması nedeniyle ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde bulunduğu, davalı tarafından davacıya borç verildiği hususunu ispata yarar şekilde dosya kapsamına geçerli bir delil «ibraz» edilemediği, cevap dilekçesinde açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığı, bu davacı yönünden açılan davanın da kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği, davalının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu, gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davacıların icra takip dosyasından borçlu olmadıklarının tespitine, davacıların «kötüniyet tazminatı» talebinin kabulü ile «asıl alacak» miktarının %20'si oranında (80.000,00 TL) kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz e …
Bölge Adliye Mahkemesince, senet üzerinde «keşide yerinin» bulunmaması nedeniyle «bono» vasfını yitirdiği, «adi senet» niteliğinde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle «aval» veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, senet adi senet vasfında olsa bile bonoya ilişkin «talil» ve «ispat yükünün» adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, «senedin talil» edilmesi sebebiyle ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu ve davalının davacıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davacıların dava konusu senetten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve davalılar aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Taraflar arasında «teminat senedi» olduğu iddia edilen, üzerinde ''«malen'' kaydı» bulunan senetten dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin davada yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafından senedin ''nakden'' olarak «talil» edilmesi sebebiyle «ispat yükünün» yer değiştirdiği, davalının davacıdan alacaklı olduğunu «tanık delili» ile ispat ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5017 E. , 2023/4753 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2018/422 Esas, 2022/108 Karar
HÜKÜM
Davalı ... yönünden davanın kabulü; davalı ... yönünden hüküm tesisine yer olmadığı
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın davalı ... yönünden davanın kabulüne, davalı ... yönünden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 59.950,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 inci maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin dava dışı ...'dan aldıkları borç para karşılığında boş senet verdiklerini, borcun ödenmesine rağmen senedin iade edilmediğini, davalı ...'den alınan borç para karşılığında da senet verdiklerini, borcun ödendiğini, davalının iade ettiği senedin davalıya verilen senet olmadığını anladıklarını, müvekkilleri aleyhine başlatılan icra takibine konu senedin dava dışı ...'a verilen senet olduğunu, konu hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek müvekkillerinin takip nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalılar aleyhine başlatılan icra takibine konu alacağın 30.05.2011 tarihli temliknameyle ...'a temlik edildiğini, davalının pasif husumetinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2- Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davada ispat yükünün davacılarda olduğunu, davacıların para alınması karşılığı verilen bononun geri alınmadığını iddia ettiğini, davacıların ceza soruşturmasında ve dava dilekçesinde birbiriyle çelişen beyanlarının olduğunu, davacıların iddiasını yazılı delille kanıtlamak zorunda olduğunu savunarak davanın reddini ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 09.06.2015 tarih, 2011/255 E. ve 2015/415 K. sayılı kararı ile incelenen ceza dosyaları ve tanık beyanlarına göre icra takibinin dayanağı olan senedin davacılar tarafından davalı ...'nin akrabası olan ...'dan alınan borç karşılığı verilen senet olduğu, borcun ödenmesine rağmen senedin iade edilmeyerek lehtar kısmına davalı ...'nin ismi yazılarak icra takibine konulduğu, anılan davalının ekonomik durumunun iyi olmadığı, takibe konu alacağın dava tarihinden önce dava dışı ...'ın kardeşine temlik edilmesinin de davacı iddialarını doğruladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
1.Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 21.04.2016 tarih, 2015/15951 E. ve 2016/6981 K. sayılı kararıyla dava tarihinden önce 30.05.2011 tarihinde dava konusu icra takibine konu alacak davalı ... tarafından ...'a temlik edildiği, davalı ...'nin icra takibinde alacaklı sıfatı bulunmadığından icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti talebiyle açılan davada da pasif husumet ehliyeti bulunmadığı, Mahkemece, davanın tarafı olmadığı halde dahili davalı olarak gösterilen ... aleyhine hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu, kabul şekline göre de, davacı taraf, boş olan senedin sonradan doldurulduğu, borcun ödendiği iddiası ile iş bu menfi tespit davasını açtığı, anılan iddia karşısında ispat yükünün davacıda olduğu, Mahkemece davacının varsa yazılı delilleri üzerinde durulup değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken tanık beyanlarına üstünlük tanınarak yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğuna işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuş, davacılar vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 19.04.2018 tarih, 2016/17005 E. ve 2018/2209 K sayılı kararıyla Hatay 3. İcra Dairesinin 2008/3608 E. sayılı takip dosyasında, davalılardan ... davacılar hakkında kambiyo senetlerine mahsus yol ile takip başlattığı, bu dosyada takip konusu yaptığı alacağını 30.05.2011 tarihinde diğer davalı ...’a temlik ettiği, takip dosyasında veya dava dosyasında temlikin dava tarihinden önce davacılara bildirildiğine dair bir veri bulunmadığı, eldeki dava davalı ...’ye karşı 02.06.2011 tarihinde açıldığı, davalı ... vekilinin alacağın temlik edildiğini bildirir şekilde cevap dilekçesi sunmasından sonra, davacılar vekilince sunulan 31.10.2011 tarihli dilekçe ile davanın temlik alan ...’a karşı devam ettirilmesi istenildiği, davacılar vekilinin işbu dilekçesinin 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca maddi hataya dayalı taraf değişikliği olarak kabul edilip, yargılamaya yalnızca davalı ...
hakkında devam edilmesi ve onun hakkında bir hüküm kurulması gerektiği, kabule göre ise, takip ve dava konusu bono nakden kaydını taşıdığı, davacılar dava konusu bononun alınan borç para karşılığı tanzim edildiğini iddia ettiği, bononun lehtarı ve dava konusu alacağı temlik eden ... ise 06.06.2010 tarihinde poliste ve 30.06.2011 tarihinde Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/171 E. sayılı dava dosyasında vermiş olduğu ifadesinde işbu dava konusu bononun düzenlenme sebebine ilişkin beyanlarda bulunduğu, Mahkemece dava konusu bononun lehtarı adı geçen ...’nin işbu beyanlarının bononun ihdas nedeninin talili niteliğinde olup olmadığı yönünden değerlendirilip, buna göre ispat yükü belirlenerek, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermek gerektiğine işaret edilerek Yargıtay (Kapatılan) 19.
Hukuk Dairesinin 21.04.2016 tarih, 2015/15951 E. ve 2016/6981 K. sayılı bozma ilamının kaldırılarak, hükmün açıklanan değişik sebeplerle bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip ve dava konusu bono nakden kaydını taşıdığı, davacılar dava konusu bononun alınan borç para karşılığı tanzim edildiğini iddia ettiği, bononun lehtarı ve dava konusu alacağı temlik eden ... ise 06.06.2010 tarihinde poliste ve 30.06.2011 tarihinde Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/171 E. sayılı dava dosyasında vermiş olduğu ifadesinde işbu dava konusu bononun düzenlenme sebebinin tohum ve gübre alışverişinden kaynaklandığını beyan ettiği, üzerinde "nakden" ibaresi yer almasına rağmen, davalı tarafça senedin mal karşılığı nedeniyle düzenlendiği savunulduğundan, bu savunma ile birlikte davalının senet metnini talil etmiş olduğu, alacağın varlığını ve dayandığı temel ilişkinin senettekinden farklı olduğunu iddia eden alacaklı davalı tarafın, kendi dayanağı olan senetteki sebepten ayrılarak başka bir iddia ortaya atması nedeniyle ispat yükünün yer değiştirdiği, davalı senet metnini talil ettiği için ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı tarafça davacıya mal verilmesi karşılığında bono düzenlendiği iddia edilmiş ise de davaya konu senedin Ertuğrul Kayıboyu Çırçır ve Prese Tekstil Ticaret Ltd.
Şti.'nin ticari defter ve kayıtlarında yer almadığı, taraflar arasında süregelen ticari ilişki mevcut olduğundan yalnızca davaya konu senede ilişkin davacı tarafa tohum ve gübre teslim edildiğinin davalı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın davalı ... yönünden kabulüne icra takip dosyasının dayanağı olan bono nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, diğer davalı ... hakkında hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiş karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; ...'nin 06.06.2010 tarihinde poliste ve 30.06.2011 tarihinde Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/171 E. sayılı dava dosyasında vermiş olduğu ifadesinde işbu dava konusu bononun düzenlenme sebebine ilişkin beyanları, dava konusu bononun ihdas nedeninin talili niteliğinde olmadığını ve ispat yükünün davalıya geçmediğini, dava dilekçesinde, ceza dosyasında ve vergi müfettişlerine verilen beyanların tamamında davacı borçlular borç para aldıklarını ve fakat ödediklerini ısrarla vurguladığını, davacılar temel ilişkinin ve ticari ilişkinin hiç doğmadığını ve taraflar arasında borç ilişkisinin bulunmadığını değil, temel ilişkinin var olduğunu ve bu temel ilişkinin para ilişkisi olduğunu ileri sürdüğünü ve sonuç olarak da bu para ilişkisinden kaynaklanan borcun ise ödendiğini iddia ettiğini, bu durumda artık ispat yükü ödeme yaptığını ileri süren davacılara ait olduğunu, davacıların şikayet dilekçesindeki beyanları, soruşturma sırasındaki beyanları, davacılar aleyhine iftira suçundan dolayı açılan davadaki beyanları dikkate alındığında dava konusu bonunun lehtara hiç verilmediğine dair iddialarının gerçeğe aykırılığını ikrar ettiklerini ve sırf bu sebeplerle ispat yükünün davacılarda olduğunu, bilirkişi tarafından düzenlenen 17.10.2021 tarihli bilirkişi raporundaki sonuçlara göre;
Ertuğrul Kayıboyu Çırçır ve Prese Tekstil Ticaret Ltd. Şti’nin ticari defter ve kayıtlarında icra takibine konu edilen senedin kaydına rastlanılmamış olması, senedin takip ve tahsil edilemeyeceği ve geçersiz olduğu anlamına gelmeyeceğini, her aşamada farklı beyan ve ifadelerde bulunan ve çıkar çatışması sebebiyle birden fazla kez birbiriyle çelişen bir çok beyanda bulunan ...'nin bu beyanlarının, şirkette oluşan çıkar çatışması sebebiyle hükme esas alınması hukuki güvenliğe uygun olmadığını, zira şirket ortağı olan ve sorunlu olarak şirketten ayrılan ...'nin sonraki birbiriyle çelişen davranış ve beyanları sebebiyle ispat yükünün davalıya geçmeyeceğini, gerekçeli kararda yer alan "...taraflar arasında süregelen ticari ilişki mevcut olduğundan yalnızca davaya konu senede ilişkin davacı tarafa tohum ve gübre teslim edildiğinin davalı tarafça ispatlanamadığı kanaati hasıl olduğu..." şeklindeki gerekçede de hukuki isabet bulunmadığını, bilirkişi raporunda da ve yine vergi müfettişleri tarafından düzenlenen vergi tekniği raporunda da, taraflar arasındaki tohum ve gübre alışverişine ilişkin kayıtlar net olarak yer aldığını, bilirkişi raporunda somut olarak saptanan mal alışverişi Mahkeme tarafından değerlendirilmediğini ve hukuka aykırı olarak davanın kabulüne karar verildiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacıların icra takibine dayanak teşkil eden bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ilişkin menfi tespit davasıdır.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 19.04.2018 tarih, 2016/17005 E. ve 2018/2209 K. sayılı karar düzeltmesi incelemesi sonucunda verilen bozma ilamında "Hatay 3. İcra Dairesi’nin 2008/3608 esas sayılı takip dosyasında, davalılardan ... davacılar hakkında kambiyo senetlerine mahsus yol ile takip başlatmış, iş bu dosyada takip konusu yaptığı alacağını 30.05.2011 tarihinde diğer davalı ...’a temlik etmiştir. Takip dosyasında veya dava dosyasında temlikin dava tarihinden önce davacılara bildirildiğine dair bir veri bulunmamaktadır. Eldeki dava davalı ...’ye karşı 02.06.2011 tarihinde açılmış, davalı ... vekilinin alacağın temlik edildiğini bildirir şekilde cevap dilekçesi sunmasından sonra, davacılar vekilince sunulan 31.10.2011 tarihli dilekçe ile davanın temlik alan ...’a karşı devam ettirilmesi istenilmiştir.
Davacılar vekilinin iş bu dilekçesinin HMK.’nun 124. maddesinin 3. fıkrası uyarınca maddi hataya dayalı taraf değişikliği olarak kabul edilip, yargılamaya yalnızca davalı ... hakkında devam edilmesi ve onun hakkında bir hüküm kurulması gerekmektedir. Mahkemece her iki davalı hakkında yargılamaya devam edilmesi doğru görülmemiştir." denilerek bozma yapılmıştır. Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen davalı ... hakkında yargılamaya devam edilip her iki davalı hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3.Dava konusu takibin dayanağı bonoda davacı ... avalisttir. 6100 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki düzenleme sebebiyle bonolar hakkında da uygulanacağı kabul edilen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 702 nci maddesinin ikinci fıkrasında "Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir." hükmünü amirdir.
4.Somut uyuşmazlık bakımından avalist olduğu ve tahhüdünün geçerli olduğu anlaşılan davacı ...'nin senedin bedelsiz kaldığı yönündeki iddiası asıl borçluya ait şahsi defi niteliğinde olduğundan bedelsizliğe yönelik defiyi hamil olan davalıya karşı ileri süremeyeceği kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile bu davalı ... yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
07.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954605300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz