Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2008 E. 2023/4725 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tenkis↗ kâr mahrumiyeti↗ ticari defter kayıtları↗ bayilik sözleşmesi↗ sözleşmeye aykırılık↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ cezai şart↗ kâr kaybı↗ protokol↗ ticari defter↗ geçersizlik↗ ıslah↗ taahhütname↗ ihtarname↗ eksik inceleme↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine dayalı cezai şart ve kâr mahrumiyeti alacağı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hâllerden hiçbirini ihtiva etmeyen aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme itirazlarının reddi gerekir.
2.Yargıtay kararının düzeltilmesi 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yargıtay, temyiz incelemesi sonucunda bozmuş olduğu bir hükmü, karar düzeltme talebi üzerine değişik gerekçe ile bozabilir.
3.Mahkemece verilen karar, Dairemizce yukarıda yazılı gerekçe ile bozulmuş ise de; taraflar arasındaki sözleşmelerin, bu sözleşmelerde öngörülen cezai şarta ilişkin hükümlerin, dosyada alınan raporların ve özellikle 04.12.2019 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinden 09.02.2011 tarihinde açılan davada, 50.000,00 USD sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan cezai şart alacağının davalı taraf bakımından fahiş olmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan kapatılan İstanbul 36. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.05.2012 tarih, 2011/269 E. ve 2012/105 K. sayılı kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, ancak bozma ilamının (1) numaralı bendinde davalı vekilinin tüm temyiz itirazları ret edilmiş, hüküm davacı yararına bozulmuştur. Davacının kazanılmış haklarına riayet edilmeksizin 37.144,36 USD üzerinden cezai şarta hükmedilmesi de doğru görülmemiş olup hükmün sadece bu nedenle bozulması gerekirken Dairemizce yazılı gerekçe ile bozulduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin bu yönden karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen bozma kararının kaldırılarak Mahkeme kararının açıklanan değişik gerekçeyle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6701 E. 2022/7982 K.
Ortak:tenkis · sözleşmeye aykırılık · cezai şart · ticari defter · e-defter
İncelediğiniz kararda3.Mahkemece verilen karar, Dairemizce yukarıda yazılı gerekçe ile bozulmuş ise de; taraflar arasındaki sözleşmelerin, bu sözleşmelerde öngörülen «cezai şarta» ilişkin hükümlerin, dosyada alınan raporların ve özellikle 04.12.2019 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinden 09.02.2011 tarihinde açılan davada, 50.000,00 USD «sözleşmeye aykırılıktan» kaynaklanan cezai şart alacağının davalı taraf bakımından fahiş olmadığı anlaşılmaktadır.
Dava, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesine» dayalı «cezai şart» ve kâr «mahrumiyeti» alacağı istemine ilişkindir.
Davacının kazanılmış haklarına riayet edilmeksizin 37.144,36 USD üzerinden «cezai şarta» hükmedilmesi de doğru görülmemiş olup hükmün sadece bu nedenle bozulması gerekirken Dairemizce yazılı gerekçe ile bozulduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin bu yönden karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen bozma kararının kaldırılarak Mahkeme kararının açıklanan değişik gerekçeyle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… ı öncesinde yapılan yargılamada tespit edildiği, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 161/3. maddesi, "Hakim, fahiş gördüğü cezaları «tenkis» ile mükelleftir." hükmünü gereği taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri, davalı şirketin «ticari defter» ve kayıtları ile özellikle dava tarihi olan 2011 yılı bilançoları dikkate alınmak suretiyle sözleşmeye ayrılıktan kaynaklı olarak 37.144,36-USD «cezai şartın» davalının mahvına sebep olmayacağı ve taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye uygun olduğu gerekçesiyle «sözleşmeye aykırılıktan» kaynaklanan 37.144,36-USD cezai şart alacağı ile tonaj ihlalinden kaynaklanan 5.000,00-USD ve kâr kaybından kaynaklanan 45.589,00-USD'nin davalılardan tahsiline ka …
… a ilamına uyularak alınan bilirkişi raporunda, bozma ilamında belirtildiği üzere dava tarihi itibariyle davalı şirketin bilançoları incelenerek, bu tarih itibariyle «cezai şart» miktarının davalı şirketin mahvına sebebiyet verip vermeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken, bu hususlar değerlendirilmeksizin, 2011 yılı bilançoları dikkate alınmak suretiyle %10 «tenkise» gidilerek belirlenen miktarın davalı şirketin mahvına sebebiyet vermeyeceğinin değerlendirilmesi doğru görülmemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/05/2012 tarih ve 2011/269 Esas, 2012/105 Karar sayılı kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ancak bozma ilamının (1) numaralı bendinde davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının ret edildiği halde davacı yararına dosyanın bozulmuş olmasına göre davacının kazanılmış haklarına riayet edilmeksizin 37.144,36 USD «cezai şarta» hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1953 E. 2022/7866 K.
Ortak:tenkis · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · sözleşmeye aykırılık · cezai şart · kâr kaybı · ıslah · taahhütname
İncelediğiniz karardaDava, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesine» dayalı «cezai şart» ve kâr «mahrumiyeti» alacağı istemine ilişkindir.
3.Mahkemece verilen karar, Dairemizce yukarıda yazılı gerekçe ile bozulmuş ise de; taraflar arasındaki sözleşmelerin, bu sözleşmelerde öngörülen «cezai şarta» ilişkin hükümlerin, dosyada alınan raporların ve özellikle 04.12.2019 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinden 09.02.2011 tarihinde açılan davada, 50.000,00 USD «sözleşmeye aykırılıktan» kaynaklanan cezai şart alacağının davalı taraf bakımından fahiş olmadığı anlaşılmaktadır.
Davacının kazanılmış haklarına riayet edilmeksizin 37.144,36 USD üzerinden «cezai şarta» hükmedilmesi de doğru görülmemiş olup hükmün sadece bu nedenle bozulması gerekirken Dairemizce yazılı gerekçe ile bozulduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin bu yönden karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen bozma kararının kaldırılarak Mahkeme kararının açıklanan değişik gerekçeyle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi’nce, davanın, «bayilik sözleşmesinin» haklı nedenle feshi nedeniyle «cezai şart» ve kâr «kaybı» alacaklarının tahsili istemine ilişkin olduğu, sözleşmeler devam ederken davalı bayinin davacı «dağıtım» şirketi haricindeki başka dağıtım şirketlerinden ürün aldığı ve tonaj «taahhütlerine» uymadığı, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmelerin davacı şirket tarafından haklı nedenle feshedildiği, sözleşmede yıllık «alım taahhüdü» ihlalinden kaynaklı ayrı bir cezai şart öngörüldüğü, ayrıca taraflar arasındaki her iki sözleşmede desözleşmeye aykırılık durumunun iki farklı cezai şarta bağlandığı, başka bir ifadeyle bu iki cezai şartın da konusunu sözleşmeye herhangi bir şekilde aykırılık oluşturduğu, davacı tarafın sadece birini talep edebileceği, bu sebeple 50.000,00 USD cezai şart talebinin reddinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 22. maddesine göre «tacir» borçlunun fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemeyeceği, ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere cezai şartın fahişliği, borçlunun ekonomik mahvına sebep olacak nitelikte ise borçlunun talebi halinde bu hususun değerlendirilmesi gerekeceği, davalıların somut olayda böyle bir savunmaları olmadığı gibi, davalıların mali durumlarının tespiti yönünde de bir inceleme yapılmadan cezai şarttan indirim yapılmasının doğru olmadığı, kabule göre ise davacının 200.000,00 USD cezai şart alacağı «tenkise» tabi tutulmuş ise de, tenkis edilen miktar üzerinden karşı taraf yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi ve tenkis edilen tutarın kabul ve red oranlarının «yargılama giderlerinin» tayininde dikkate alınmasının doğru görülmediği, sözleşmenin başlangıç tarihinin 02.03.2011 olduğu, sözleşmenin imza tarihi itibariyle yürürlüğe girdiği, sözleşmenin «fesih» tarihinin 14.08.2013 olduğu, 02.03.2011-02.03.2012 ile 02.03.2012-02.03.2013 arasındaki birinci ve ikinci bir yıllık dönemin hitamında eksik alıma ilişkin «ihtarnamenin» yada ikinci dönem başlangıcında ilk mal alış faturası üzerine geçmiş döneme yönelik eksik alınan ürün miktarından dolayı doğan cezai şart alacağının saklı tutulduğuna ilişkin «şerhin» bulunmadığı, bu sebeple davacının ilk ve ikinci döneme ilişkin cezai şart alacağı bulunmadığı, üçüncü döneme tekabül eden 02.03.2013 ile sözleşmenin feshedildiği 14.08.2013 tarihleri arasındaki dönemde davalı bayinin eksik alım yaptığı, davacının yalnızca üçüncü bir yıllık dönemden kaynaklı cezai şart alacağını talep edebileceği, «kar mahrumiyetinin» müspet zararlardan olup sözleşmede aksine hüküm bulunmaması halinde akdin feshinden sonra talep edilemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde, sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi halinde kar mahrumiyeti istenebileceğine dair bir hüküm bulunduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşme 02.03.2016 tarihinde bitecek iken 14.08.2013 tarihinde fesihle sona ermiş olduğundan davacının 14.08.2013-02.03.2016 tarihleri arasında o bölgede bayisiz kaldığı düşünülerek davacının davalı ile yaptığı sözleşmedeki miktarda akaryakıt satışından mahrum kaldığı varsayımı ile davacının kar mahrumiyeti talebinin bulunmasının mümkün olduğu, kural olarak kar mahrumiyeti miktarı hesaplanırken davacının, davalının akaryakıt satış istasyonunun bulunduğu yere çok yakın başka bir bayisi olup olmadığı ve yoksa yeni bir bayilik tesisi için ne kadar süre gerektiği konusunda «bilirkişiye inceleme» ve tespit yaptırılıp davacının başka bir bayisi varsa davalıca satılmayan ürünlerin o bayice satılacağı kabul edilerek kar mahrumiyeti talebinin reddi, eğer böyle bir bayi yoksa davacının o bölgede yeni bir bayi tesis etmesi için gerekli süre kadar davalının hizmetinden mahrum kalacağı değerlendirilip sadece bu miktar için kar mahrumiyetine hükmedilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesince yukarıda belirtilen hususlar gözetilmeden 14.08.2013-02.03.2016 döneminin tamamını kapsar şekilde davacı yararına kar mahrumiyeti alacağına hükmedilmiş ise de, istinaf eden davacının sıfatı ve usulü kazanılmış haklar göz önüne alınarak davacının bu yöndeki «istinaf sebebinin» reddi gerektiği, dava tarihinden önce davalı bayiye keşide edilen 14.08.2013 tarihli fesih ihtarnamesinde, kar mahrumiyeti ve birden çok cezai şart alacağından söz edilmesine karşın borçlu şirketten «asgari alım taahhüdünden» kaynaklı 59.536,00 USD cezai şart ve 547.655,00 USD kar mahrumiyeti alacağının ödenmesinin istendiği, bu sebeple yalnızca davaya konu asgari alım taahhüdüne dayalı cezai şart ve kar mahrumiyeti alacakları yönünden davalıların usulüne uygun «temerrüde» düşürüldüğünün kabulü gerektiği, davacının davalılara göndermiş olduğu 14.08.2013 tarihli ihtarnamenin davalılara 16.08.2013 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede «mehil» müddetinin 7 gün olduğu gözetildiğinde, davalıların temerrüdünün 24.08.2013 olarak belirlendiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, istinafa konu ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacı tarafın istasyonlu bayilik «sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan cezai şart istemi olan 50.000 USD yönünden açmış olduğu cezai şart talebine ilişkin davanın reddine, davacı tarafın eksik alım ve tonaj ihlali sebebiyle açmış olduğu davanın kabulü ile 5.000,00 USD cezai şart alacağının «temerrüt tarihi» olan 24.08.2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4a maddesi uyarınca kamu bankalarının USD cinsine uygulanacak en yüksek 1 yıl vadeli mevduat faiz oranı ile birlikte davalılardan tahsilde «mükerrer» olmamak şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafça sözleşmenin 8. maddesine göre açılan cezai şart isteminin kısmen kabulü ile 200.000, …
İlk Derece Mahkemesi’nce,taraflar arasında hem istasyonlu «bayilik sözleşmesi» hem de sözleşme adı altında iki sözleşme bulunduğu, istasyonlu bayilik sözleşmesinin 27. maddesinde bayi tarafından sözleşmeye uyulmayan her husus için 50.000,00 USD «cezai şart» talep hakkının olduğunun düzenlendiği, yine aynı tarihte imzalanan sözleşmede ise bayinin sözleşmeyi herhangi bir şekilde yerine getirmemesi halinde 200.000,00 USD’nin fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası’nın cezai şart olarak ödeneceğinin düzenlendiği, dolayısıyla bir hukuki ilişkide sözleşmeye aykırı davranışta aynı sebeplerle ihlal dahi olsa iki farklı cezai şartın düzenlendiği, bu iki cezai şartın aynı konuya ilişkin olduğu, davacının bu şekilde bir cezai şart düzenlemesinde sadece bir cezai şart talep edebileceği, bu itibarla davacının sözleşme başlığı altındaki sözleşmenin 8. maddesinde düzenlenen 200.000,00 USD cezai şartı talep edebileceği, bu bağlamda davacı tarafın istasyonlu bayilik sözleşmesi sebebiyle talep etmiş olduğu 50.000,00 USD'lik cezai şart talebinin yerinde olmadığı, davacı tarafın ikinci cezai şart talebinin eksik alım ve tonaj ihlali olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler uyarınca davalının 2011 yılından 2013 yılına kadar eksik ürün alımında bulunduğu, ancak davacının «son» dönem olan 02.03.2013 tarihi itibariyle sözleşmenin «fesih» edildiği 17.07.2013 tarihinden önceki dönemlere ilişkin eksik ürün alımı ile ilgili davalıya herhangi bir «ihtarname» çekmediği ya da cezai şart istemini saklı tutmadığı, dolayısıyla davacının sadece yeni başlayan dönem olan 02.03.2013 tarihi ile 17.07.2013 tarihi arasındaki dönemde eksik ürün alımında bulunduğu, belirtilen dönem için bilirkişiler tarafından hesaplanan cezai şart miktarının 30.008,00 USD olduğu, dolayısıyla davacının bu miktarda bir cezai şart talebinde bulunabileceği, davacı tarafından ise dava dilekçesinde 5.000,00 USD cezai şart talebinde bulunduğu, davacının belirtilen cezai şart istemine ilişkin yargılama sonuna kadar herhangi bir «ıslah» talebinde bulunmadığı anlaşılmakla davacının talebine bağlı kalmakla 5.000,00 USD cezai şarta hükmedildiği, davacı tarafça «kar mahrumiyetine» ilişkin açılan dava yönünden ise, mahkemece kabul gören bilirkişi raporuna göre davacı tarafın belirtilen dönemde uğradığı «kar kaybının» 64.013,00 TL olduğu, bunun döviz karşılığının 30.909,00 USD olduğu, davacı tarafça kar mahrumiyetine ilişkin 5.000,00 USD’nin istendiği ve ıslah yapılmadığı, bu itibarla tespit edilen kar kaybı miktarının talep edilenden fazla olduğu anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak 5.000,00 USD kâr kaybının kabul edildiği, sözleşmenin 8. maddesi uyarınca öngörülen cezai şartın 200.000,00 USD olduğu, ancak 200.000,00 USD cezai şarta hükmetmenin hem davalı şirketin hem de diğer davalı «kefilin» ekonomik mahvına neden olacağı, söz konusu cezai şarttan takdiren ve taraflar arasındaki ilişkinin niteliği gereği 80.000,00 USD indirim yapılarak 120.000,00 USD cezai şarta hükmedildiği, davalı ...'ın «kefaletinin» geçerli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı tarafın istasyonlu bayilik «sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan cezai şart istemi olan 50.000,00 USD yönünden açmış olduğu cezai şart talebine ilişkin davanın reddine, davacı tarafın eksik alım ve tonaj ihlali sebebiyle açmış olduğu davanın kabulü ile 5.000,00 USD cezai şartın dava tarihi olan 06.11.2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4a maddesi uyarınca kamu bankalarının USD cinsine uygulanacak en yüksek 1 yıl vadeli mevduat faiz oranı ile birlikte davalılardan tahsilde «mükerrer» olmamak şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafça sözleşmenin 8. maddesine göre açılan cezai şart isteminin kısmen kabulü ile 120.000, …
… ına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir. (2) Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili, davacı ile davalı şirket arasında «bayilik sözleşmelerinin» akdedildiğini, davalı bayinin başka «dağıtım» şirketlerinden alım yaptığını ve yıllık «ürün alım taahhüdünü» yerine getirmediğini, sözleşmenin haklı nedenlerle 14.08.2013 tarihinde feshedildiğini iddia ederek «cezai şart» ve «kar mahrumiyeti» alacaklarının tahsili istemi ile eldeki davayı açmış, İlk Derece Mahkemesi’nce yapılan yargılama neticesinde, 50.000,00 USD cezai şart talebine ilişkin davanın red …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ürün alım taahhütnamesi · asgari alım taahhüdü · alım taahhüdü · kar mahrumiyeti · kar kaybı · istinaf sebebi · ek mehil · mükerrerlik
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi’nce, davanın, «bayilik sözleşmesinin» haklı nedenle feshi nedeniyle «cezai şart» ve kâr «kaybı» alacaklarının tahsili istemine ilişkin olduğu, sözleşmeler devam ederken davalı bayinin davacı «dağıtım» şirketi haricindeki başka dağıtım şirketlerinden ürün aldığı ve tonaj «taahhütlerine» uymadığı, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmelerin davacı şirket tarafından haklı nedenle feshedildiği, sözleşmede yıllık «alım taahhüdü» ihlalinden kaynaklı ayrı bir cezai şart öngörüldüğü, ayrıca taraflar arasındaki her iki sözleşmede desözleşmeye aykırılık durumunun iki farklı cezai şarta bağlandığı, başka bir ifadeyle bu iki cezai şartın da konusunu sözleşmeye herhangi bir şekilde aykırılık oluşturduğu, davacı tarafın sadece birini talep edebileceği, bu sebeple 50.000,00 USD cezai şart talebinin reddinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 22. maddesine göre «tacir» borçlunun fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemeyeceği, ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere cezai şartın fahişliği, borçlunun ekonomik mahvına sebep olacak nitelikte ise borçlunun talebi halinde bu hususun değerlendirilmesi gerekeceği, davalıların somut olayda böyle bir savunmaları olmadığı gibi, davalıların mali durumlarının tespiti yönünde de bir inceleme yapılmadan cezai şarttan indirim yapılmasının doğru olmadığı, kabule göre ise davacının 200.000,00 USD cezai şart alacağı «tenkise» tabi tutulmuş ise de, tenkis edilen miktar üzerinden karşı taraf yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi ve tenkis edilen tutarın kabul ve red oranlarının «yargılama giderlerinin» tayininde dikkate alınmasının doğru görülmediği, sözleşmenin başlangıç tarihinin 02.03.2011 olduğu, sözleşmenin imza tarihi itibariyle yürürlüğe girdiği, sözleşmenin «fesih» tarihinin 14.08.2013 olduğu, 02.03.2011-02.03.2012 ile 02.03.2012-02.03.2013 arasındaki birinci ve ikinci bir yıllık dönemin hitamında eksik alıma ilişkin «ihtarnamenin» yada ikinci dönem başlangıcında ilk mal alış faturası üzerine geçmiş döneme yönelik eksik alınan ürün miktarından dolayı doğan cezai şart alacağının saklı tutulduğuna ilişkin «şerhin» bulunmadığı, bu sebeple davacının ilk ve ikinci döneme ilişkin cezai şart alacağı bulunmadığı, üçüncü döneme tekabül eden 02.03.2013 ile sözleşmenin feshedildiği 14.08.2013 tarihleri arasındaki dönemde davalı bayinin eksik alım yaptığı, davacının yalnızca üçüncü bir yıllık dönemden kaynaklı cezai şart alacağını talep edebileceği, «kar mahrumiyetinin» müspet zararlardan olup sözleşmede aksine hüküm bulunmaması halinde akdin feshinden sonra talep edilemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde, sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi halinde kar mahrumiyeti istenebileceğine dair bir hüküm bulunduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşme 02.03.2016 tarihinde bitecek iken 14.08.2013 tarihinde fesihle sona ermiş olduğundan davacının 14.08.2013-02.03.2016 tarihleri arasında o bölgede bayisiz kaldığı düşünülerek davacının davalı ile yaptığı sözleşmedeki miktarda akaryakıt satışından mahrum kaldığı varsayımı ile davacının kar mahrumiyeti talebinin bulunmasının mümkün olduğu, kural olarak kar mahrumiyeti miktarı hesaplanırken davacının, davalının akaryakıt satış istasyonunun bulunduğu yere çok yakın başka bir bayisi olup olmadığı ve yoksa yeni bir bayilik tesisi için ne kadar süre gerektiği konusunda «bilirkişiye inceleme» ve tespit yaptırılıp davacının başka bir bayisi varsa davalıca satılmayan ürünlerin o bayice satılacağı kabul edilerek kar mahrumiyeti talebinin reddi, eğer böyle bir bayi yoksa davacının o bölgede yeni bir bayi tesis etmesi için gerekli süre kadar davalının hizmetinden mahrum kalacağı değerlendirilip sadece bu miktar için kar mahrumiyetine hükmedilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesince yukarıda belirtilen hususlar gözetilmeden 14.08.2013-02.03.2016 döneminin tamamını kapsar şekilde davacı yararına kar mahrumiyeti alacağına hükmedilmiş ise de, istinaf eden davacının sıfatı ve usulü kazanılmış haklar göz önüne alınarak davacının bu yöndeki «istinaf sebebinin» reddi gerektiği, dava tarihinden önce davalı bayiye keşide edilen 14.08.2013 tarihli fesih ihtarnamesinde, kar mahrumiyeti ve birden çok cezai şart alacağından söz edilmesine karşın borçlu şirketten «asgari alım taahhüdünden» kaynaklı 59.536,00 USD cezai şart ve 547.655,00 USD kar mahrumiyeti alacağının ödenmesinin istendiği, bu sebeple yalnızca davaya konu asgari alım taahhüdüne dayalı cezai şart ve kar mahrumiyeti alacakları yönünden davalıların usulüne uygun «temerrüde» düşürüldüğünün kabulü gerektiği, davacının davalılara göndermiş olduğu 14.08.2013 tarihli ihtarnamenin davalılara 16.08.2013 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede «mehil» müddetinin 7 gün olduğu gözetildiğinde, davalıların temerrüdünün 24.08.2013 olarak belirlendiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, istinafa konu ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacı tarafın istasyonlu bayilik «sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan cezai şart istemi olan 50.000 USD yönünden açmış olduğu cezai şart talebine ilişkin davanın reddine, davacı tarafın eksik alım ve tonaj ihlali sebebiyle açmış olduğu davanın kabulü ile 5.000,00 USD cezai şart alacağının «temerrüt tarihi» olan 24.08.2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4a maddesi uyarınca kamu bankalarının USD cinsine uygulanacak en yüksek 1 yıl vadeli mevduat faiz oranı ile birlikte davalılardan tahsilde «mükerrer» olmamak şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafça sözleşmenin 8. maddesine göre açılan cezai şart isteminin kısmen kabulü ile 200.000, …
İlk Derece Mahkemesi’nce,taraflar arasında hem istasyonlu «bayilik sözleşmesi» hem de sözleşme adı altında iki sözleşme bulunduğu, istasyonlu bayilik sözleşmesinin 27. maddesinde bayi tarafından sözleşmeye uyulmayan her husus için 50.000,00 USD «cezai şart» talep hakkının olduğunun düzenlendiği, yine aynı tarihte imzalanan sözleşmede ise bayinin sözleşmeyi herhangi bir şekilde yerine getirmemesi halinde 200.000,00 USD’nin fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası’nın cezai şart olarak ödeneceğinin düzenlendiği, dolayısıyla bir hukuki ilişkide sözleşmeye aykırı davranışta aynı sebeplerle ihlal dahi olsa iki farklı cezai şartın düzenlendiği, bu iki cezai şartın aynı konuya ilişkin olduğu, davacının bu şekilde bir cezai şart düzenlemesinde sadece bir cezai şart talep edebileceği, bu itibarla davacının sözleşme başlığı altındaki sözleşmenin 8. maddesinde düzenlenen 200.000,00 USD cezai şartı talep edebileceği, bu bağlamda davacı tarafın istasyonlu bayilik sözleşmesi sebebiyle talep etmiş olduğu 50.000,00 USD'lik cezai şart talebinin yerinde olmadığı, davacı tarafın ikinci cezai şart talebinin eksik alım ve tonaj ihlali olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler uyarınca davalının 2011 yılından 2013 yılına kadar eksik ürün alımında bulunduğu, ancak davacının «son» dönem olan 02.03.2013 tarihi itibariyle sözleşmenin «fesih» edildiği 17.07.2013 tarihinden önceki dönemlere ilişkin eksik ürün alımı ile ilgili davalıya herhangi bir «ihtarname» çekmediği ya da cezai şart istemini saklı tutmadığı, dolayısıyla davacının sadece yeni başlayan dönem olan 02.03.2013 tarihi ile 17.07.2013 tarihi arasındaki dönemde eksik ürün alımında bulunduğu, belirtilen dönem için bilirkişiler tarafından hesaplanan cezai şart miktarının 30.008,00 USD olduğu, dolayısıyla davacının bu miktarda bir cezai şart talebinde bulunabileceği, davacı tarafından ise dava dilekçesinde 5.000,00 USD cezai şart talebinde bulunduğu, davacının belirtilen cezai şart istemine ilişkin yargılama sonuna kadar herhangi bir «ıslah» talebinde bulunmadığı anlaşılmakla davacının talebine bağlı kalmakla 5.000,00 USD cezai şarta hükmedildiği, davacı tarafça «kar mahrumiyetine» ilişkin açılan dava yönünden ise, mahkemece kabul gören bilirkişi raporuna göre davacı tarafın belirtilen dönemde uğradığı «kar kaybının» 64.013,00 TL olduğu, bunun döviz karşılığının 30.909,00 USD olduğu, davacı tarafça kar mahrumiyetine ilişkin 5.000,00 USD’nin istendiği ve ıslah yapılmadığı, bu itibarla tespit edilen kar kaybı miktarının talep edilenden fazla olduğu anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak 5.000,00 USD kâr kaybının kabul edildiği, sözleşmenin 8. maddesi uyarınca öngörülen cezai şartın 200.000,00 USD olduğu, ancak 200.000,00 USD cezai şarta hükmetmenin hem davalı şirketin hem de diğer davalı «kefilin» ekonomik mahvına neden olacağı, söz konusu cezai şarttan takdiren ve taraflar arasındaki ilişkinin niteliği gereği 80.000,00 USD indirim yapılarak 120.000,00 USD cezai şarta hükmedildiği, davalı ...'ın «kefaletinin» geçerli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı tarafın istasyonlu bayilik «sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan cezai şart istemi olan 50.000,00 USD yönünden açmış olduğu cezai şart talebine ilişkin davanın reddine, davacı tarafın eksik alım ve tonaj ihlali sebebiyle açmış olduğu davanın kabulü ile 5.000,00 USD cezai şartın dava tarihi olan 06.11.2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4a maddesi uyarınca kamu bankalarının USD cinsine uygulanacak en yüksek 1 yıl vadeli mevduat faiz oranı ile birlikte davalılardan tahsilde «mükerrer» olmamak şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafça sözleşmenin 8. maddesine göre açılan cezai şart isteminin kısmen kabulü ile 120.000, …
… ına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir. (2) Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili, davacı ile davalı şirket arasında «bayilik sözleşmelerinin» akdedildiğini, davalı bayinin başka «dağıtım» şirketlerinden alım yaptığını ve yıllık «ürün alım taahhüdünü» yerine getirmediğini, sözleşmenin haklı nedenlerle 14.08.2013 tarihinde feshedildiğini iddia ederek «cezai şart» ve «kar mahrumiyeti» alacaklarının tahsili istemi ile eldeki davayı açmış, İlk Derece Mahkemesi’nce yapılan yargılama neticesinde, 50.000,00 USD cezai şart talebine ilişkin davanın red …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/997 E. 2023/1392 K.
Ortak:bayilik sözleşmesi · cezai şart
İncelediğiniz karardaDava, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesine» dayalı «cezai şart» ve kâr «mahrumiyeti» alacağı istemine ilişkindir.
3.Mahkemece verilen karar, Dairemizce yukarıda yazılı gerekçe ile bozulmuş ise de; taraflar arasındaki sözleşmelerin, bu sözleşmelerde öngörülen «cezai şarta» ilişkin hükümlerin, dosyada alınan raporların ve özellikle 04.12.2019 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinden 09.02.2011 tarihinde açılan davada, 50.000,00 USD «sözleşmeye aykırılıktan» kaynaklanan cezai şart alacağının davalı taraf bakımından fahiş olmadığı anlaşılmaktadır.
Davacının kazanılmış haklarına riayet edilmeksizin 37.144,36 USD üzerinden «cezai şarta» hükmedilmesi de doğru görülmemiş olup hükmün sadece bu nedenle bozulması gerekirken Dairemizce yazılı gerekçe ile bozulduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin bu yönden karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen bozma kararının kaldırılarak Mahkeme kararının açıklanan değişik gerekçeyle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık, «bayilik sözleşmesiyle» kararlaştırılan «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2008 E. , 2023/4725 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/206 Esas, 2021/401 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
KARAR DÜZELTME İSTEYEN Taraf vekilleri
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Taraf vekilleri tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalılar arasında 28.06.2007 tarihli sözleşme, 01.10.2007 tarihli akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesi (istasyonlu bayilik sözleşmesi), 19.12.2007 tarihli ek protokol imzalandığını, taraflar arasında akdedilmiş olan 01.10.2007 tarihli istasyonlu bayilik sözleşmesi ile davalıların sözleşmede belirlenen akaryakıt istasyonunda davacıdan satın alacağı petrol ürünlerini ve davacı şirketin öngöreceği diğer malları kendi nam ve hesabına iştigal etmek suretiyle satacağı bir servis satış istasyonu işletmeyi taahhüt ettiğini, davalı şirketin Malatya 3. Noterliğinin 11.10.2010 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini iddia ederek toplamda 443.022,00 USD kâr mahrumiyeti alacaklarından fazlaya dair tüm talep hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 USD, sözleşmeye aykırılık cezai şart borcundan dolayı şimdilik 5.000,00 USD, tonaj ihlali cezai şart borcundan dolayı şimdilik 5.000,00 USD alacağın tahsilini talep etmiş, 22.03.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini sözleşmeye aykırılık cezai şart yönünden 400.000,00 USD'ye, tonaj ihlali cezai şart yönünden 5.000,00 USD'ye, kâr kaybı yönünden 45.589,00 USD'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı ile aradaki ilişkinin haklı sona erdirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerin davalı tarafça haksız olarak feshedilmiş olduğunun bozma ilamı öncesinde yapılan yargılamada tespit edildiği, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 161 inci maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen "Hakim, fahiş gördüğü cezaları tenkis ile mükelleftir." hükmü gereği davalı şirketin ticari defter ve kayıtları ile özellikle dava tarihi olan 2011 yılı bilançoları dikkate alınmak suretiyle sözleşmeye ayrılıktan kaynaklı olarak 37.144,36 USD cezai şartın davalının mahvına sebep olmayacağı ve taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye uygun olduğu gerekçesiyle sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan 37.144,36 USD cezai şart alacağı ile tonaj ihlalinden kaynaklanan 5.000,00 USD ve kâr kaybından kaynaklanan 45.589,00 USD'nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Yargıtay Kararı
Dairenin 09.11.2022 tarih, 2021/6701 E. ve 2022/7982 K. sayılı kararıyla "...
1- Mahkemece her ne kadar bozma ilamına uyulmuşsa da bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporunda, bozma ilamında belirtildiği üzere dava tarihi itibariyle davalı şirketin bilançoları incelenerek, bu tarih itibariyle cezai şart miktarının davalı şirketin mahvına sebebiyet verip vermeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken, bu hususlar değerlendirilmeksizin, 2011 yılı bilançoları dikkate alınmak suretiyle %10 tenkise gidilerek belirlenen miktarın davalı şirketin mahvına sebebiyet vermeyeceğinin değerlendirilmesi doğru görülmemiştir.
2- Kabule göre de, kapatılan İstanbul 36. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/05/2012 tarih ve 2011/269 Esas, 2012/105 Karar sayılı kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ancak bozma ilamının (1) numaralı bendinde davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının ret edildiği halde davacı yararına dosyanın bozulmuş olmasına göre davacının kazanılmış haklarına riayet edilmeksizin 37.144,36 USD cezai şarta hükmedilmesi doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
1.Davacı vekili; davalı yanın öz kaynaklarının her yıl giderek arttığının dosyadaki mevcut tüm bilirkişi raporlarında açıkça göründüğünü, öz kaynaklarının her yıl giderek arttığı gözlemlenen ve 2011 yılında öz kaynakları toplamı 2.039.592,37 TL olan bir önceki yıla göre öz kaynakları artış gösteren davalının, bozma öncesi kararda belirlenen cezai şart miktarlarının da çok üzerinde cezai şart rakamları ödeyebileceği hususunun izahtan vareste olduğunu, davalının ekonomik olarak mahvına sebep olacak nitelikte değilse cezai şartta tenkis uygulanmaması gerektiğini, davalı tarafça cezai şartın indirilmesi hususunda bir talepte bulunulmadığını ve cezai şartın ekonomik yıkıntıya neden olacak şekilde ağır ve yüksek olduğunun da savunulmadığını, alacak miktarlarının taraflarınca daha düşük bir bedele yükseltildiğini, buna rağmen yerel Mahkemece tenkise tabi tutulmasının ve bu yönde kararın bozulmasının hatalı olduğunu belirterek kararın karar düzeltmeye konu ettikleri yönlerden bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalılar vekili; eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davanın esas yönünden dayanaksız olduğunu, davacının davasına dayanak yaptığı sözleşmelerin geçersiz olduğunu, cezai şart miktar ve talebinin fahiş olduğunu, sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, intifanın kaldırılmadığını, bu sebeple sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, sözleşmenin haklı olarak feshedildiğinin davacı tarafından da kabul edildiğini belirterek davalı taraf olarak temyiz itirazlarının reddi ile onama kararı kapsamındaki kısımları ile davacı tarafın temyiz itirazlarının kabulü ile davacı yönünden verilen bozma kararı kapsamındaki kısımlarının kaldırılarak yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olması nedeni ile bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine dayalı cezai şart ve kâr mahrumiyeti alacağı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hâllerden hiçbirini ihtiva etmeyen aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme itirazlarının reddi gerekir.
2.Yargıtay kararının düzeltilmesi 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yargıtay, temyiz incelemesi sonucunda bozmuş olduğu bir hükmü, karar düzeltme talebi üzerine değişik gerekçe ile bozabilir.
3.Mahkemece verilen karar, Dairemizce yukarıda yazılı gerekçe ile bozulmuş ise de; taraflar arasındaki sözleşmelerin, bu sözleşmelerde öngörülen cezai şarta ilişkin hükümlerin, dosyada alınan raporların ve özellikle 04.12.2019 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinden 09.02.2011 tarihinde açılan davada, 50.000,00 USD sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan cezai şart alacağının davalı taraf bakımından fahiş olmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan kapatılan İstanbul 36. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.05.2012 tarih, 2011/269 E. ve 2012/105 K. sayılı kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, ancak bozma ilamının (1) numaralı bendinde davalı vekilinin tüm temyiz itirazları ret edilmiş, hüküm davacı yararına bozulmuştur.
Davacının kazanılmış haklarına riayet edilmeksizin 37.144,36 USD üzerinden cezai şarta hükmedilmesi de doğru görülmemiş olup hükmün sadece bu nedenle bozulması gerekirken Dairemizce yazılı gerekçe ile bozulduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin bu yönden karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen bozma kararının kaldırılarak Mahkeme kararının açıklanan değişik gerekçeyle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin diğer karar düzeltme itirazlarının 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,
2.Karar düzeltme istenilen Dairemiz ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.Mahkeme kararının değişik gerekçe ile BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye 187,55 TL karar düzeltme ret harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 1.581,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
Peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde davalılara iadesine,
07.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954587400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz