Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3924 E. 2023/5067 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 5 yıllık
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
münfesih şirket↗ zorunlu hasım↗ ticaret sicilinden re'sen terkin↗ ödeme emri tebliği↗ münfesihlik↗ re'sen terkin↗ ihya davası↗ ödeme emri↗ tebliğ tarihi↗ ticaret sicilinden terkin↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ yasal hasım↗ tebligat kanunu m.35↗ şirketin tasfiyesi↗ ticaret sicili tescili↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ vekâlet ücreti↗ sicilden terkin↗ yargılama giderleri↗ ipotek↗ ihya↗ üçüncü kişi↗ tasfiye memuru↗ tüzel kişilik↗ hak düşürücü süre↗ temlik↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ limited şirket↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ terkin↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/169 E., 2022/559 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; […]A.Ş.'nin Babaoğlu Tekstil İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden alacağı için...adına kayıtlı taşınmaza […]A.Ş. lehine ipotek konulduğunu, Babaoğlu Tekstil İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine dava dışı temlik eden […]A.Ş. tarafından Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2008/2262 E. sayılı dosyasıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla, Ankara 20. İcra Müdürlüğü'nün 2011/219 E. (2021/14965 Yeni Esas) sayılı dosyasıyla da ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığını, söz konusu alacakların müvekkiline temlik edildiğini, ipotekli taşınmazın satışı için yeniden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılacağından, ödeme emrinin tebliğ edileceği ilgililer için yapılan sorgulamada şirketin sicil kaydının 23.01.2014 tarihinde kapatıldığı ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrası uyarınca sicilden terkin edildiğinin anlaşıldığını ileri sürerek, söz konusu ilamsız icra dosyasından taşınmazın satışının yapılabilmesi ve gerekli tebligatların yapılarak ipotekli taşınmazın satışına ilişkin yeniden icra takip işlemlerinin yapılabilmesi için şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Sicil Müdürlüğü temsilcisi cevap dilekçesinde; ihya davası terkin tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığından zamanaşımı itirazını ileri sürdüklerini, dava dışı şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’sen terkin edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle münfesih olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiğini ve (d) bendinde “18.05.2004 tarih ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 10 uncu ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, yasal hasım olduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen şirketin sicil kayıtlarındaki adresine tebligat çıkarıldığı, tebligatın bila ikmal döndüğü, 07.10.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan yapıldığı ve 23.01.2014 tarihinde şirketin terkin edildiğinin anlaşıldığı, ihyası istenen şirkete gönderilen tebligat yapılamamış ise de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasındaki usul dairesinde ilan tarihine göre tebliğ tarihi belirleneceğinden ve davalı ... Sicil Memurluğu, davada yasal hasım olduğundan yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, Babaoğlu Tekstil İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2008/2226 E. ve Ankara 20. İcra Müdürlüğü'nün 2021/14965 E. (2011/219 Eski Esas) sayılı takip dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, tasfiye işlemlerini yapmak üzere şirket ortaklarından İbrahim Zafer Babaoğlu'nun tasfiye memuru olarak atanmasına ve ek tasfiye işlemlerinin anılan tasfiye memuru tarafından yerine getirilmesine, ihya kararının kesinleşmesi sonrasında ticaret sicilde tescil ve ticaret sicil gazetesinde ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirket, borçları ödenmeden tasfiye edilemeyeceğinden ilamsız icra dosyasında taşınmazın satış işlemlerinin yapılabilmesi ve yeniden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilmesi için taraf teşkilinin sağlanması gerektiğinden, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak Babaoğlu Tekstil İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin tüzel kişiliğinin 6102 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri uyarınca sınırlanmaksızın ihyasına, davalı aleyhine yargılama giderleri ile vekâlet ücretine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususunun kanunda tahdidi olarak sayılan hallerden olmadığı, terkin işleminin usulsüz olduğu, işbu dava, ihyası istenilen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 10.11.2021 tarihinde açılmış ise de, mal varlığı olduğundan somut olayda uygulanması gereken hak düşürücü sürenin 10 yıl olduğu, bu sürenin geçmediği, şirketin tam ihyasının gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, Babaoğlu Tekstil İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, karar kesinleştiğinde Ankara Ticaret Sicili'ne tescili ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil ve ilanına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu şirketin 23.01.2014 tarihinde re'sen terkin edildiği, hak düşürücü sürenin 23.01.2019 tarihinde dolduğu, 08.03.2022 tarihinde açılan işbu davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, şirketin son adresine tebligat yapıldığından tebligat ulaşmasa dahi yapılan ilan Tebligat Kanunu uyarınca yapılmış bir tebligat sayılacağından yapılan ihtarların hukuka uygun olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ek tasfiye kararı verilmesi ve tasfiye memuru atanması gerektiğini, yasadan doğan zorunlu hasım olduklarından aleyhlerine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi, 547 nci maddesinin ikinci fıkrası, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinin (d) bendi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı temsilcisinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında ticaret sicilinden terkin edilen şirketin ek tasfiyesi (ihya) istemine ilişkindir.
Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, terkin edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında üçüncü kişiler tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi onbeşinci fıkrasına istinaden açılan ihya davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen Ankara 20. İcra Müdürlüğünün 2011/219 E. (2021/14965 Yeni Esas) sayılı dosyasıyla ve yeni açılacak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyasıyla sınırlı olmak üzere ihyasına (ek tasfiyesine), tasfiye memuru atanmasına, keyfiyetin tescil ve ilanına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde Bölge Adliye Mahkemesince şirketin tümden ihyasına karar verilmesi ve tasfiye memuru atanmaması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1003 E. 2024/1841 K.
Ortak:ödeme emri tebliği · münfesihlik · re'sen terkin · ihya davası · ödeme emri · tebliğ tarihi · ipoteğin paraya çevrilmesi · yasal hasım · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı 5 yıllık · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicil Müdürlüğü «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya davası» «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığından «zamanaşımı» itirazını ileri sürdüklerini, dava dışı şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiğini ve (d) bendinde “18.05.2004 tarih ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 10 uncu ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İcra Müdürlüğü'nün 2011/219 E. (2021/14965 Yeni Esas) sayılı dosyasıyla da ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığını, söz konusu alacakların müvekkiline «temlik» edildiğini, «ipotekli» taşınmazın satışı için yeniden «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapılacağından, «ödeme emrinin tebliğ» edileceği ilgililer için yapılan sorgulamada şirketin sicil «kaydının» 23.01.2014 tarihinde kapatıldığı ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrası uyarınca «sicilden terkin» edildiğinin anlaşıldığını ileri sürerek, söz konusu ilamsız icra dosyasından taşınmazın satışının yapılabilmesi ve gerekli «tebligatların» yapılarak ipotekli taşınmazın satışına ilişkin yeniden icra takip işlemlerinin yapılabilmesi için şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
İcra Müdürlüğü'nün 2008/2262 E. sayılı dosyasıyla «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla, Ankara 20.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.06.2022 tarihli, 2022/169 E. ve 2022/559 K. sayılı kararı ile «ihyası» istenen şirketin sicil kayıtlarındaki adresine «tebligat» çıkarıldığı, tebligatın bila ikmal döndüğü, 07.10.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» yapıldığı ve 23.01.2014 tarihinde şirketin «terkin» edildiğinin anlaşıldığı, ihyası istenen şirkete gönderilen tebligat yapılamamış ise de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasındaki usul dairesinde ilan tarihine göre «tebliğ tarihi» belirleneceğinden ve davalı ...
Sicil Memurluğu, davada «yasal hasım» olduğundan «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, Babaoğlu Tekstil İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin Ankara 22.
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi «sebebi» ile silinme hususunun kanunda tahdidi olarak sayılan hallerden olmadığı, terkin işleminin usulsüz olduğu, işbu dava, ihyası istenilen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 10.11.2021 tarihinde açılmış ise de, mal varlığı olduğundan somut olayda uygulanması gereken hak düşürücü sürenin 10 yıl olduğu, bu sürenin geçmediği, şirketin tam ihyasının gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, Babaoğlu Tekstil İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, karar kesinleştiğinde Ankara Ticaret Sicili'ne tescili ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil ve «ilanına», «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davalıya yükletilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kazanılmış hak
Benzer bu karardaTemyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6691 E. 2023/1278 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · yargılama giderleri · ihya · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicil Müdürlüğü «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya davası» «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığından «zamanaşımı» itirazını ileri sürdüklerini, dava dışı şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiğini ve (d) bendinde “18.05.2004 tarih ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 10 uncu ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi «sebebi» ile silinme hususunun kanunda tahdidi olarak sayılan hallerden olmadığı, terkin işleminin usulsüz olduğu, işbu dava, ihyası istenilen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 10.11.2021 tarihinde açılmış ise de, mal varlığı olduğundan somut olayda uygulanması gereken hak düşürücü sürenin 10 yıl olduğu, bu sürenin geçmediği, şirketin tam ihyasının gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, Babaoğlu Tekstil İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, karar kesinleştiğinde Ankara Ticaret Sicili'ne tescili ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil ve «ilanına», «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davalıya yükletilmesine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… cevap dilekçesinde; söz konusu şirketin 23.10.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi hükmüne uygun olarak resen «sicilden terkin» edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek «tasfiye» ile tasfiye olunarak şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, bu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve «yasal hasım» konumunda olan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilememesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sırasında kayıtlı davanın «derdest» olduğu, anılan şirketin sicilden resen terkininin aynı zamanda geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına da aykırılık teşkil ettiği, esasen «ihyası» istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olarak dosyada yer alan «ticaret sicili» kayıtlarına göre ihyası istenen şirket halen faal iken davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan, İlk Derece Mahkemesince şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» şirketin ihyasına karar verilmesinde ve usulsüz terkin işlemini gerçekleştiren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtarat · zayi belgesi · resen terkin · yargılama giderlerinden sorumluluk · maddi hata · zayi · derdestlik · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sayılı dosyası üzerinden yargılaması devam eden «derdest» davasının olduğu, bu nedenle davacının davayı açmakta «hukuki yararı» bulunduğu 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebepleri sınırlı olarak sayıldığı, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 inci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu haliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, ...
… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 30.12.2012 tarih ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan «münfesih» olmasına veya sayılmasına rağmen «tasfiye» edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 1 inci maddesinin d bendi "18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." ifadesi ile Kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlediği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde tahdidi olarak sayılan silinme sebepleri arasında yer almayan «ihyası» istenen şirketin oda kaydının silinmesine dayanılarak davalı tarafından söz konusu «terkin» işleminin gerçekleştirilmesi anılan Kanun maddesine açıkça aykırı olduğu, yapılan işlemler geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule göre de yerine getirilmediği, terkin işlemi nedeniyle şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişilere «ihtar» gönderilmediği, terkin işleminin gerçekleştiği tarihte ihyası istenen şirket tarafından 10.06.2014 tarihinde «zayi belgesi» verilmesi istemiyle Ankara 4.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sayılı dosyası üzerinden devam eden «derdest» davasının bulunduğunu, yargılama sırasında şirketin ihyasının istenilmesi için süre verildiğini ileri sürerek ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/257 E. 2024/1352 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · yargılama giderleri · ihya · üçüncü kişi · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicil Müdürlüğü «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya davası» «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığından «zamanaşımı» itirazını ileri sürdüklerini, dava dışı şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiğini ve (d) bendinde “18.05.2004 tarih ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 10 uncu ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi «sebebi» ile silinme hususunun kanunda tahdidi olarak sayılan hallerden olmadığı, terkin işleminin usulsüz olduğu, işbu dava, ihyası istenilen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 10.11.2021 tarihinde açılmış ise de, mal varlığı olduğundan somut olayda uygulanması gereken hak düşürücü sürenin 10 yıl olduğu, bu sürenin geçmediği, şirketin tam ihyasının gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, Babaoğlu Tekstil İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, karar kesinleştiğinde Ankara Ticaret Sicili'ne tescili ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil ve «ilanına», «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davalıya yükletilmesine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaCEVAP Davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya» davasının «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığını, dava dışı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edilmiş ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32’nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, «terkin» edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında «üçüncü kişiler» tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına istinaden açılan «ihya» davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek «tasfiye» niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen dava dosyası ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına ve «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · kıdem tazminatı · rücuen tahsil · alacak davası · ihtar · hukuki yarar · yetki
Benzer bu kararda… n yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... sicil müdürlüğünce 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden re'«sen terkin» edildiği, nitekim ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise adresin kapalı olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, öte yandan terkin işleminin 5174 Kanun’un 10 ncu maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü bendi kapsamında yapıldığı, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi «sebebi» ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından dava konusu terkin işleminin de hukuka uygun olmadığı, davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, şirketin hukuka aykırı olarak terkin edildiğinden dava açılmasına sebebiyet veren kurum aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şirketin ihyasına karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Turkal Temizlik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketi işçilerinden E.B. ve D.T. tarafından «kıdem tazminatı» ve yıllık izin ücreti alacağı için müvekkil idare aleyhine dava açıldığını, D.T. tarafından açılan dava sonucu Ankara 15.
İş Mahkemesinin 05.04.2021 tarih ve 2017/711 E., 2021/364 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, işbu davalar sonucunda müvekkili idare tarafından dava dışı işçilere ödenen miktarın «rücuen tahsili» amacıyla müvekkili tarafından Ankara 21.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/353 E. sayılı dosyasında dava dışı yüklenici Turkal Temizlik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketinin aleyhine «alacak davası» açıldığını, Ankara 21.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1409 E. 2023/1902 K.
Ortak:zorunlu hasım · münfesihlik · re'sen terkin · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · ticaret sicili tescili · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicil Müdürlüğü «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya davası» «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığından «zamanaşımı» itirazını ileri sürdüklerini, dava dışı şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiğini ve (d) bendinde “18.05.2004 tarih ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 10 uncu ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı «temsilcisi» temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu şirketin 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, «hak düşürücü sürenin» 23.01.2019 tarihinde dolduğu, 08.03.2022 tarihinde açılan işbu davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, şirketin «son» adresine «tebligat» yapıldığından tebligat ulaşmasa dahi yapılan «ilan» Tebligat Kanunu uyarınca yapılmış bir tebligat sayılacağından yapılan ihtarların hukuka uygun olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ek «tasfiye» kararı verilmesi ve «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, yasadan doğan «zorunlu hasım» olduklarından aleyhlerine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… lat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re’sen «ticaret sicilinden terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiği ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin de bu kapsamda olduğunu, davada «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; iki ay içinde bildirimde bulunulmadığı takdirde «münfesih» sayılacağı ilanen bildirilen şirketin, süresi içinde başvuruda bulunulmadığı için 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılan «ilan» ile sicilden re'«sen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin ek «tasfiye» kararı vermesi gerekmesine rağmen 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrasını göz ardı ederek ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru» atamadan direkt olarak «ihya» kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduklarından aleyhlerine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davayı açmak için 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte i …
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» etmesi işleminin usulsüz olduğu, ihyasına karar verilen şirketin icra dosyasıyla sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dava, ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 17.06.2021 tarihinde açılmış ise de davalı ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtarat · derdestlik
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebeplerinin sınırlı olarak sayıldığı, 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu ve 32 nci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki geçici 7 nci maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu haliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin uygulanmış olması sebebiyle geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, “..."nin ihyasına, «ihyanın» «ticaret siciline tescil» ve Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına», dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; iki ay içinde bildirimde bulunulmadığı takdirde «münfesih» sayılacağı ilanen bildirilen şirketin, süresi içinde başvuruda bulunulmadığı için 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılan «ilan» ile sicilden re'«sen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin ek «tasfiye» kararı vermesi gerekmesine rağmen 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrasını göz ardı ederek ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru» atamadan direkt olarak «ihya» kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduklarından aleyhlerine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davayı açmak için 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte i …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1565 E. 2024/2662 K.
Ortak:zorunlu hasım · münfesihlik · re'sen terkin · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · ticaret sicili tescili · şirketin ihyası · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicil Müdürlüğü «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya davası» «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığından «zamanaşımı» itirazını ileri sürdüklerini, dava dışı şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiğini ve (d) bendinde “18.05.2004 tarih ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 10 uncu ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı «temsilcisi» temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu şirketin 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, «hak düşürücü sürenin» 23.01.2019 tarihinde dolduğu, 08.03.2022 tarihinde açılan işbu davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, şirketin «son» adresine «tebligat» yapıldığından tebligat ulaşmasa dahi yapılan «ilan» Tebligat Kanunu uyarınca yapılmış bir tebligat sayılacağından yapılan ihtarların hukuka uygun olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ek «tasfiye» kararı verilmesi ve «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, yasadan doğan «zorunlu hasım» olduklarından aleyhlerine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 30.12.2012 tarihinde 28513 sayılı Resmi Gazete'de "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğ" yayınlandığını, Tebliğin 5 inci maddesinde; Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiği ve (d) bendinde "16.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." kapsamında «resen terkin» edildiğini, dava konusu şirketin Geçici 7.maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını belirterek davanın süre yönünden «usulden reddine» karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanmasına», davada «yasal hasım» olduklarından tarafları aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticaret sicil» kayıtlarına göre yapılan işlemlerin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 4/a fıkrasındaki usule göre yerine getirilmediği, silinme işlemi nedeniyle şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişilere «ihtar» gönderilmediği gibi, davalı ... sicil müdürlüğünce «ihyası» istenilen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilme sebebiyle silinmesinin kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı tarafın «ihya davası» açmakta hukuki yarararının bulunduğu, yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğundan dava açmak için aranan 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda aranmayacağı gerekçeleriyle davanın kabulüne,....
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kat karşılığı inşaat sözleşmesi · resen terkin · re'sen gözetilme · yeniden tescil · derdestlik · usulden reddi · ihtar · taahhütname
Benzer bu karardaEmlak İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında «kat karşılığı inşaat sözleşmesi» imzalandığını, «ihyası» istenen şirketin sözleşmede belirtilen inşaatı sözleşmenin yapıldığı tarih itibari ile 18 ay içinde bitirip iskan ruhsatı alarak sözleşmede kararlaştırılan daireleri müvekkile «teslim» etmeyi «taahhüt» ettiğini, ancak taahhütlerine uymadığını ve inşaatı yarım bıraktığını, müvekkilince nama ifaya izin talepli dava açtığını ve davanın Ankara 15.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/7 E. sayılı dosyası ile «derdest» olduğunu, davalı şirketin sicil «kaydının» 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi gereğince 23.01.2014 tarihinde «resen terkin» edildiğini ileri sürerek ...
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 30.12.2012 tarihinde 28513 sayılı Resmi Gazete'de "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğ" yayınlandığını, Tebliğin 5 inci maddesinde; Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiği ve (d) bendinde "16.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." kapsamında «resen terkin» edildiğini, dava konusu şirketin Geçici 7.maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını belirterek davanın süre yönünden «usulden reddine» karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanmasına», davada «yasal hasım» olduklarından tarafları aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticaret sicil» kayıtlarına göre yapılan işlemlerin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 4/a fıkrasındaki usule göre yerine getirilmediği, silinme işlemi nedeniyle şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişilere «ihtar» gönderilmediği gibi, davalı ... sicil müdürlüğünce «ihyası» istenilen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilme sebebiyle silinmesinin kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı tarafın «ihya davası» açmakta hukuki yarararının bulunduğu, yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğundan dava açmak için aranan 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda aranmayacağı gerekçeleriyle davanın kabulüne,....
… i ve Ticaret Limited Şirketinin Ankara 15.Asliye Hukuk Mahkemesinde 2023/7 E. sayılı dosyasının sonuçlandırılması ile sınırlı olmak üzere ihyasına, Ticaret Siciline «yeniden tescil» ve «ilan» edilmesine, «ihya» «sebebine» göre «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, ihyası istenen şirketin terkininde davalı sicil kusurlu olup işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı sicil aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6660 E. 2024/38 K.
Ortak:münfesihlik · yasal hasım · şirketin ihyası · ihya · hak düşürücü süre · kaldırma ve yeniden hüküm · yargılama gideri · ticaret sicili · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicil Müdürlüğü «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya davası» «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığından «zamanaşımı» itirazını ileri sürdüklerini, dava dışı şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiğini ve (d) bendinde “18.05.2004 tarih ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 10 uncu ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi «sebebi» ile silinme hususunun kanunda tahdidi olarak sayılan hallerden olmadığı, terkin işleminin usulsüz olduğu, işbu dava, ihyası istenilen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 10.11.2021 tarihinde açılmış ise de, mal varlığı olduğundan somut olayda uygulanması gereken hak düşürücü sürenin 10 yıl olduğu, bu sürenin geçmediği, şirketin tam ihyasının gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, Babaoğlu Tekstil İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, karar kesinleştiğinde Ankara Ticaret Sicili'ne tescili ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil ve «ilanına», «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davalıya yükletilmesine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın yasal «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığını, dava dışı şirketin 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesindeki prosedüre uygun bir şekilde kapatıldığını, nitekim sonradan açılan davadan kurumun haberdar olmasının mümkün olmadığını, «tasfiye» nedeninin dava dışı şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini, «ihya» kararının, «alacak davası» ile sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, anılan Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye karar verilerek tasfiye memurunun atanması gerekirken bunların gerçekleşmediğini, «ticaret sicili müdürlüğü» aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ihya» davasının «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığını, dava dışı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde «ticaret sicilinden resen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 ... maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edilmiş ve (d) bendinde 18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5714 sayılı Kanun) 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatiflerin müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicilinden resen terkin · işçilik alacakları · resen terkin · yeniden tescil · ticaret sicili müdürlüğü · rücuen tazminat · tazminat davası · derdestlik
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesinin 2022/100 E. sayılı dosyası ile «rücuen tazminat davası» açıldığını, bu davada ...
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ihya» davasının «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığını, dava dışı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde «ticaret sicilinden resen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 ... maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edilmiş ve (d) bendinde 18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5714 sayılı Kanun) 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatiflerin müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/100 E. sayılı dosyasında açılan tazminat davasının «tasfiye» aşamasında «derdest» olduğu, bu davaya ilişkin alacağın tasfiye edilmesi için 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesine göre sicilden «kaydı» silinen şirketin «yeniden tescilinin» talep edilebileceği, böylelikle dava tarihi itibarıyla davacının dava açmakta haklı olduğu, davalının, şirkete karşı açılmış davanın derdest olmasına rağmen tasfiye işlemlerini hukuka aykırı olarak sonuçlandırılması nedeniyle işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına ve konusuz kalması nedeni ile karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından dava dışı işçiye mahkeme kararı uyarınca ödenen «işçilik alacakları» ve ferilerinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte ilgili firmalardan mahkemece tespit edilecek sorumlulukları oranında tahsili istemiyle Elazığ 5.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6185 E. 2023/7038 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin tasfiyesi · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · yargılama giderleri · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicil Müdürlüğü «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya davası» «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığından «zamanaşımı» itirazını ileri sürdüklerini, dava dışı şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiğini ve (d) bendinde “18.05.2004 tarih ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 10 uncu ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Sicil Memurluğu, davada «yasal hasım» olduğundan «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, Babaoğlu Tekstil İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin Ankara 22.
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi «sebebi» ile silinme hususunun kanunda tahdidi olarak sayılan hallerden olmadığı, terkin işleminin usulsüz olduğu, işbu dava, ihyası istenilen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 10.11.2021 tarihinde açılmış ise de, mal varlığı olduğundan somut olayda uygulanması gereken hak düşürücü sürenin 10 yıl olduğu, bu sürenin geçmediği, şirketin tam ihyasının gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, Babaoğlu Tekstil İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, karar kesinleştiğinde Ankara Ticaret Sicili'ne tescili ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil ve «ilanına», «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davalıya yükletilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... plakalı aracın malikinin, 23.10.2014 tarihinde «tasfiye» aşaması gerçekleştirilmeksizin resen «sicilden terkin» edilen «ihyası» istenen şirket olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan şirketlere ilişkin olarak aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca şirketi yetkili kimselere yapılması gereken «ihtaratın» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığından terkin işleminin hatalı olduğu, yine aynı maddenin onbeşinci fıkrası uyarınca tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirketin ortaya çıkabilecek «malvarlığının», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra Hazineye intikal edeceği, ve ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde Mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, ihyası istenilen şirketin «münfesihliğe» ilişkin durumunun ortadan kalkmamış olması ve mevcut olayda ihyası istenen şirketin mal varlığı bulunduğundan 10 yıllık sürenin de geçmediği hususu dikkate alındığında, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği sadece şirketin üzerine kayıtlı olan araç ile sınırlı olmak üzere «şirketin ihyası» gerektiği, davalı ...
İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda «kaydı» silinmiş sayılır” düzenlemesine yer verildiği, 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5 ... maddesinin (d) bendinde, "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler..." denilerek Kanun'da olmayan bir hâlin tebliğ ile düzenlendiği, oysa ki 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin tadadi olduğu ve 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde; "01.07.2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki «tasfiye» usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen «şirketin tasfiyesinin» 6102 sayılı Kanun hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceğinin belirtildiği, dolayısıyla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran ... bir tasfiye yöntemi getirildiği, tadadi nitelikteki bu haller dışındaki durumlarda geçici 7 nci maddeye göre değil 6102 sayılı Kanun veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uygun tasfiye yapılacağı, kanunda sayılan haller dışında bir «sebebe» dayalı re'«sen terkin» işlemi yapılamayacağından terkin işleminin hukuka aykırı olduğundan tasfiyeyle sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi, «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, ancak davacı talebinin şirket adına kayıtlı aracın tasfiyesiyle «sınırlı ihya» ve ek tasfiye talep ettiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, şirket üzerinde mal varlığı bulunması halinde 10 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanacağı, şirketin terkin tarihi ve dava tarihi dikkate alındığında bu sürenin geçmediği, aksi olsa dahi geçici 7 nci madde kapsamında olmayan şirket hakkında hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sicil Müdürlüğü her ne kadar «yasal hasım» olsa da «terkin» işlemi usulsüz olduğundan «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Logart Yazılım Danışmanlık Bilgisayar Eğitim Gıda Reklam İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin üzerine kayıtlı ... plakalı araç ile ilgili sınırlı olmak üzere ihyasına, şirkete 40...10 T.C. kimlik numaralı ...'ın «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · sınırlı ihya · infisah · yediemin · ihtarat · resen terkin · yargılama giderlerinden sorumluluk · ek tasfiye işlemleri
Benzer bu karardaŞti.nin «tasfiye işlemleri» aşamasında firma adına kayıtlı aracın «yedieminde» bulunduğunu, şirket hakkında «resen terk» işlemi uygulandığından araçla ilgili herhangi bir işlem yapılamadığını, halen şirket adına kayıtlı aracın yedieminden çıkarılması ve tasarrufta bulunulabilmesi için sicilden resen terkin edilen şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması gerektiğini belirterek Logart Yazılım Danışmanlık Ltd.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin, «münfesih» sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan «ihtar» ve «ilan» üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, «infisah» «sebebinin» 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odaca «kaydı» silinenler olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 ... maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin «yetkisine» tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle «ihtarının usule» aykırı olduğundan terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, öte yandan 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, "Oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla «ticaret sicil» kaydının resen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna «ihbarda» bulunulur.
Şti.'nin ek tasfiyesine, müvekkilinin veya mahkemece uygun görülecek başkaca bir kimsenin «tasfiye işlemleri» için yetkilendirilmesine, kararın tescil ve «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... plakalı aracın malikinin, 23.10.2014 tarihinde «tasfiye» aşaması gerçekleştirilmeksizin resen «sicilden terkin» edilen «ihyası» istenen şirket olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan şirketlere ilişkin olarak aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca şirketi yetkili kimselere yapılması gereken «ihtaratın» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığından terkin işleminin hatalı olduğu, yine aynı maddenin onbeşinci fıkrası uyarınca tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirketin ortaya çıkabilecek «malvarlığının», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra Hazineye intikal edeceği, ve ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde Mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, ihyası istenilen şirketin «münfesihliğe» ilişkin durumunun ortadan kalkmamış olması ve mevcut olayda ihyası istenen şirketin mal varlığı bulunduğundan 10 yıllık sürenin de geçmediği hususu dikkate alındığında, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği sadece şirketin üzerine kayıtlı olan araç ile sınırlı olmak üzere «şirketin ihyası» gerektiği, davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1619 E. 2023/2041 K.
Ortak:münfesih şirket · münfesihlik · re'sen terkin · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · ticaret sicili tescili · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicil Müdürlüğü «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya davası» «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığından «zamanaşımı» itirazını ileri sürdüklerini, dava dışı şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiğini ve (d) bendinde “18.05.2004 tarih ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 10 uncu ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı «temsilcisi» temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu şirketin 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, «hak düşürücü sürenin» 23.01.2019 tarihinde dolduğu, 08.03.2022 tarihinde açılan işbu davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, şirketin «son» adresine «tebligat» yapıldığından tebligat ulaşmasa dahi yapılan «ilan» Tebligat Kanunu uyarınca yapılmış bir tebligat sayılacağından yapılan ihtarların hukuka uygun olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ek «tasfiye» kararı verilmesi ve «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, yasadan doğan «zorunlu hasım» olduklarından aleyhlerine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin sicilden re'«sen terkin» edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesinde belirtilen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 27.06.2022 tarihinde açıldığı, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolduğu, ancak terkin işlemi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak yapılmadığından usulsüz terkin işlemi sebebiyle dava tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin gözetilmediği, «münfesih şirketin» 5174 sayılı Kanuna göre odadan «kaydı» silinmesi «sebebi» ile 23.01.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen «ticaret sicil» kaydının silindiği, İlk Derece Mahkemesince, davacı kurum tarafından ihyası istenen şirket aleyhine açılan rücuan alacak davasında taraf teşkilinin sağlanması gerektiğinden şirketin ihyasının istenilmesinde «hukuki yararının» bulunduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca müdürlük tarafından yapılacak tebliğin şirketin kayıtlı son adresine ve «temsil» ve ilzama yetkili kişilere yapılması gerektiği açıklanmış olmasına rağmen davalı müdürlük tarafından Turelsan Elektronik Tic.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilen «limited şirketin ihyası» istemiyle açılan davada, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, bu davanın ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığı anlaşılmış ise de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında «resen terkin» işleminin yapılması karşısında yasada öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanamayacağı, davalı ...
Sicil Müdürlüğü tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilerek bu davanın açılmasına sebebiyet vermiş olduğundan davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı iken re'sen terkin edilen Turelsan Elektronik Ticaret Limited Şirketinin «tüzel kişiliğinin ihyası» ile «ticaret siciline tesciline», bu kararın Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:amme alacağı · tüzel kişiliğin ihyası · resen terkin · hukuki menfaat · derdestlik · alacak davası · ihtar · hukuki yarar
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra davanın açıldığını, aynı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onikinci fıkrası gözetildiğinde davacı kurumun bu «ihya» davasını açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «limited şirket» ortaklarının silinme tarihinden önceki «amme alacağına» ilişkin sorumluluklarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun (6183 sayılı Kanun) kapsamında devam ettiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ihyası istenen şirkete usulüne uygun olarak «ihtarın» şirketin taşınmış olması nedeniyle iade edildiğini, usulüne uygun olarak «ilan» yoluyla ihtarın yapıldığını, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek tasfiyeye karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanması» gerekirken şirketin ihyasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mevzuat hükümlerine uygun olarak şirketin re'sen «sicilden terkin» edildiğini, «yasal hasım» olan müvekkili aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilen «limited şirketin ihyası» istemiyle açılan davada, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, bu davanın ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığı anlaşılmış ise de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında «resen terkin» işleminin yapılması karşısında yasada öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanamayacağı, davalı ...
İş Mahkemesinin 2016/208 E. sayılı «derdest» olan rücuan «alacak davası» bulunduğundan, davalı sicil tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olarak «ihya» istemine konu şirketin terkinine karar verilmesinin de doğru olmadığı, bu durumda, davalı ...
Sicil Müdürlüğü tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilerek bu davanın açılmasına sebebiyet vermiş olduğundan davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı iken re'sen terkin edilen Turelsan Elektronik Ticaret Limited Şirketinin «tüzel kişiliğinin ihyası» ile «ticaret siciline tesciline», bu kararın Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3924 E. , 2023/5067 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/378 Esas, 2023/651 Karar
HÜKÜM
Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/169 E., 2022/559 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; […]A.Ş.'nin Babaoğlu Tekstil İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden alacağı için...adına kayıtlı taşınmaza […]A.Ş. lehine ipotek konulduğunu, Babaoğlu Tekstil İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine dava dışı temlik eden […]A.Ş. tarafından Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2008/2262 E. sayılı dosyasıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla, Ankara 20. İcra Müdürlüğü'nün 2011/219 E. (2021/14965 Yeni Esas) sayılı dosyasıyla da ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığını, söz konusu alacakların müvekkiline temlik edildiğini, ipotekli taşınmazın satışı için yeniden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılacağından, ödeme emrinin tebliğ edileceği ilgililer için yapılan sorgulamada şirketin sicil kaydının 23.01.2014 tarihinde kapatıldığı ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrası uyarınca sicilden terkin edildiğinin anlaşıldığını ileri sürerek, söz konusu ilamsız icra dosyasından taşınmazın satışının yapılabilmesi ve gerekli tebligatların yapılarak ipotekli taşınmazın satışına ilişkin yeniden icra takip işlemlerinin yapılabilmesi için şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Sicil Müdürlüğü temsilcisi cevap dilekçesinde; ihya davası terkin tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığından zamanaşımı itirazını ileri sürdüklerini, dava dışı şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’sen terkin edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle münfesih olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiğini ve (d) bendinde “18.05.2004 tarih ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 10 uncu ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, yasal hasım olduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen şirketin sicil kayıtlarındaki adresine tebligat çıkarıldığı, tebligatın bila ikmal döndüğü, 07.10.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan yapıldığı ve 23.01.2014 tarihinde şirketin terkin edildiğinin anlaşıldığı, ihyası istenen şirkete gönderilen tebligat yapılamamış ise de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasındaki usul dairesinde ilan tarihine göre tebliğ tarihi belirleneceğinden ve davalı ... Sicil Memurluğu, davada yasal hasım olduğundan yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, Babaoğlu Tekstil İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin Ankara 22.
İcra Müdürlüğü'nün 2008/2226 E. ve Ankara 20. İcra Müdürlüğü'nün 2021/14965 E. (2011/219 Eski Esas) sayılı takip dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, tasfiye işlemlerini yapmak üzere şirket ortaklarından İbrahim Zafer Babaoğlu'nun tasfiye memuru olarak atanmasına ve ek tasfiye işlemlerinin anılan tasfiye memuru tarafından yerine getirilmesine, ihya kararının kesinleşmesi sonrasında ticaret sicilde tescil ve ticaret sicil gazetesinde ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirket, borçları ödenmeden tasfiye edilemeyeceğinden ilamsız icra dosyasında taşınmazın satış işlemlerinin yapılabilmesi ve yeniden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilmesi için taraf teşkilinin sağlanması gerektiğinden, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak Babaoğlu Tekstil İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin tüzel kişiliğinin 6102 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri uyarınca sınırlanmaksızın ihyasına, davalı aleyhine yargılama giderleri ile vekâlet ücretine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususunun kanunda tahdidi olarak sayılan hallerden olmadığı, terkin işleminin usulsüz olduğu, işbu dava, ihyası istenilen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 10.11.2021 tarihinde açılmış ise de, mal varlığı olduğundan somut olayda uygulanması gereken hak düşürücü sürenin 10 yıl olduğu, bu sürenin geçmediği, şirketin tam ihyasının gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, Babaoğlu Tekstil İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, karar kesinleştiğinde Ankara Ticaret Sicili'ne tescili ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil ve ilanına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu şirketin 23.01.2014 tarihinde re'sen terkin edildiği, hak düşürücü sürenin 23.01.2019 tarihinde dolduğu, 08.03.2022 tarihinde açılan işbu davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, şirketin son adresine tebligat yapıldığından tebligat ulaşmasa dahi yapılan ilan Tebligat Kanunu uyarınca yapılmış bir tebligat sayılacağından yapılan ihtarların hukuka uygun olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ek tasfiye kararı verilmesi ve tasfiye memuru atanması gerektiğini, yasadan doğan zorunlu hasım olduklarından aleyhlerine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi, 547 nci maddesinin ikinci fıkrası, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinin (d) bendi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı temsilcisinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında ticaret sicilinden terkin edilen şirketin ek tasfiyesi (ihya) istemine ilişkindir.
Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, terkin edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında üçüncü kişiler tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi onbeşinci fıkrasına istinaden açılan ihya davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen Ankara 20. İcra Müdürlüğünün 2011/219 E. (2021/14965 Yeni Esas) sayılı dosyasıyla ve yeni açılacak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyasıyla sınırlı olmak üzere ihyasına (ek tasfiyesine), tasfiye memuru atanmasına, keyfiyetin tescil ve ilanına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde Bölge Adliye Mahkemesince şirketin tümden ihyasına karar verilmesi ve tasfiye memuru atanmaması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı temsilcisinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954556200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz