Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2308 E. 2023/4463 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefaletten dönme↗ hesap mutabakatı↗ cari hesap ilişkisi↗ kat ihtarnamesi↗ kefalet sözleşmesi↗ hesap kat↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ mutabakat↗ ticari dava niteliği↗ cari hesap↗ ortaklar kurulu kararı↗ sözleşmeden doğan dava↗ bedelsizlik↗ vekâlet ücreti↗ müteselsil kefil↗ kefalet↗ rücu↗ genel kredi sözleşmesi↗ yenileme↗ kefil↗ protokol↗ ticari defter↗ esastan ret↗ yetki↗ geçersizlik↗ fatura↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/234 E., 2019/513 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili ve davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.07.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...., davalı banka arasında 18.01.2006 tarihinde 300.000,00 TL limitli, 17.10.2008 tarihinde 900.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkillerinin bu kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kredi borçlusu .... ile ...Bankası A.Ş. arasında 27.09.2013 tarihinde akdedilen "Doğrudan Borçlandırma Sistemi" (DBS) yetki belgesinin de genel kredi sözleşmesinin eki ve ayrılmaz bir parçası niteliğinde olduğunu, kredi borçlusu firmanın dava dışı ana firma Eczacıbaşı Baxter Hast. Ür. A.Ş.'den aldığı malların bedellerinin ödenmesini, belirlenen limit dahilinde kesilen faturalar karşılığında DBS ile yaptığını, ....'nin ortaklar kurulu kararı ile 3 üncü şahsa devir kararı aldığını ve bu hususu ihtarname ile bankaya bildirdiğini, tedarikçi ana firma ile aralarındaki tüm yetkilendirme ve akdi ilişkinin feshedildiğini ihtaren bildirdiğini, ihtarnamede de belirtildiği gibi müvekkillerinin değişen şartlar nedeniyle kefaletten döndüklerini, buna rağmen bankanın ihtarname sonrası çok sayıda faturanın DBS sistemine girilmesi üzerine ana firmaya ödemede bulunduğunu, sistemden çıkarılma taleplerine rağmen bankanın işlem yapmasının haksız olduğunu, ana firma ile aradaki hesap mutabakatsızlığını da bildiği halde ödeme yapmasının müvekkilleri zararına olduğunu ileri sürerek kredi sözleşmelerinin bedelsiz kaldığının tespiti ile müvekkillerinin davalı tarafa 1.320.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine ve müvekkillerinin kefaletlerinin geçersizliğinin tespitine karar verilmesini talep etmiş; 02.02.2015 tarihli dilekçesinde, dava dilekçesinde dava değerini sehven 1.320.000,00 TL olarak belirttiklerini, oysa ki dava değerinin 1.014.152,13TL olduğunu belirterek, davanın 1.014.152,13.TL dava değeri üzerinden devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kredi sözleşmelerinde ....'nin imzasının bulunması nedeniyle bu şirketin de davaya dahil edilmesi gerektiğini, tüm işlemlerin genel kredi sözleşmeleri ve ek sözleşme ile talimatlara uygun olarak gerçekleştirildiğini, asıl borçlunun genel kredi sözleşmesi ve genel kredi sözleşmesine bağlı ek sözleşmeler çerçevesinde kredi kullandığını, davacıların da genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil sıfatı ile imza attıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile dava dışı .... arasında düzenlenen Genel Kredi Sözleşmelerinin genel hükümlere göre düzenlenmiş, ticari nitelikte ve süresiz sözleşmeler olduğu, davacıların da sözleşmeyi kefil olarak imzaladığı, kefillerin geçerli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonra tek taraflı olarak kefaletlerini geri alamayacağı, cari hesap ilişkisinden doğan borç bakiyesinin sıfır olmasının da sonuca etkili olmadığı, davacıların kefaletinin geçerli olduğu, kaldı ki dava dışı Eczacıbaşı firması tarafından davaya konu kredi nedeniyle kesilen faturaların davacılar tarafından kefaletten döndüklerini belirtir ihtarname tarihinden önce düzenlenmiş olduğu ve bu faturaların tamamının da dava dışı .... defterlerine kayıtlı olduğu, dava dışı ....'ye kullandırılan kredi nedeniyle davacıların 1.014.152,13 TL borçlu olduklarının da mahkeme kararıyla tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kefaletten cayma beyanlarının geçerli olduğunu, kefaletten dönme iradesinden sonra kullandırılan borcun kefillere rücu edilmesinin iyi niyet kuralları ve kanunla bağdaşmadığını, ....'nin mali durumu bozulduğundan satış karar alındığını, banka nezdindeki nakdi ve gayri nakdi tüm borçların kapatılıp davalı bankaya ihtarname gönderilerek durumdan haberdar edildiğini, 1.000.000,00 TL tutarında 16 no.lu fatura diye isimlendirilen DBS girişi resmi fatura numarası olmadığını, 20.08.2014 vadeli 1.000.000,00 TL tutarında faturanın olmadığını, asıl borçlu açısından geçersiz işlemlerden kefillerin sorumlu tutulamayacağını, DBS yetki belgesinin hukuki niteliğinin hesap numaraları hakkında bilgi veren bir yetkilendirme belgesi olduğunu, kefalet sözleşmesi olmadığını, DBS yetki belgesinde yazılı bir limit ve sürenin olmadığını, eski tarihli muhasebeleşmiş başka faturaların bulunmasının kefillikten dönmeye mani olmadığını, DBS bayilik sistemine dayalı bir elektronik tahsilat yöntemi olduğunu, bayilik ilişkisinin sonlanması ile DBS'nin de sonlanacağını, davalının müvekkillerine yolladığı hesap kat ihtarında borcun neden kaynaklandığının belirtilmediğini, müvekkillerinin kat ihtarnamesinde yazan bilgiler ve bildirimlerle borç altına sokulmaya çalışıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar tarafından davalı bankaya 15.08.2014 tarihinde gönderilen ihtarname ile ....'ne olan kefaletlerini geri çektiklerini bildirdiği, dava dışı Eczacıbaşı tarafından düzenlenen faturaların DBS sistemine, davacıların kefaletlerini geri çektiklerine ilişkin ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihinden sonra 19.08.2014 tarihinde yüklendiği, davalı banka bu faturaların karşılığı olarak Eczacıbaşı firmasına 12.12.2014 tarihinde ödeme yaptığı, ödemesi yapılan faturaların kefalettin geri çekildiğinin bildirilmesinden önce düzenlendiği ve asıl borçlu ....'nin ticari defterlerine kaydedildiği, bu nedenle, davalı banka tarafından DBS sistemi ile ödenen borcun kefaletten dönülmesinden daha önceki tarihlerde doğduğunun kabul edilmesi gerektiği, davalı banka ile asıl borçlu arasındaki kredi sözleşmesi süresiz olarak düzenlendiğinden ve aralarında cari hesap şeklinde yürüyen borç ilişkisi sona ermediğinden, kefalet sözleşmesinden doğan sorumluluğun da devam ettiği, tek taraflı olarak kefaletlerin geri alınamayacağını, davacıların geçerli kefaletlerinin sonucuna katlanmaları ve sözleşmenin kendilerine yüklediği borçtan sorumlu oldukları gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve ayrıca davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davacı ... vekili ayrıca sunduğu temyiz dilekçesinde özetle; kefaletten dönme sonrası DBS sistemine yüklenen faturalardan kefillerin sorumlu olmayacağını, ihtarname tarihinde davalı bankaya hiçbir borcun kalmadığını, sisteme girilen faturalar eski tarihli olsa da kefaletin banka kredine karşı verildiğini, çok sayıda faturanın toplulaştırılarak sisteme girilemeyeceğini, ana firma Eczacıbaşı ile davalı banka arasındaki yenilenen protokolden kefillerin sorumlu olmayacağını, kefalet sözleşmeleri kapsamında DBS'nin yer almadığını, DBS için ayrı bir sözleşme varsa sunulmadığını, kefaletin DBS borçlarını kapsamadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kefaletten dönme nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davacıların 15.08.2014 tarihli ihtarnamesi ile kefaletlerini geri çekmelerinden sonra, 19.08.2014 tarihinde DBS sistemine yüklenen faturalar nedeniyle, davalı banka tarafından 12.12.2014 tarihinde asıl borçluya kullandırılan krediden dolayı, davacıların kefaletlerinin devam edip etmediğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve iflâs Kanunu'nun 72 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 599 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ile davacı ... vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8107 E. 2012/14799 K.
Ortak:kat ihtarnamesi · hesap kat · fatura · ihtarname
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin «kefaletten» cayma beyanlarının geçerli olduğunu, «kefaletten dönme» iradesinden sonra kullandırılan borcun kefillere «rücu» edilmesinin iyi niyet kuralları ve kanunla bağdaşmadığını, ....'nin mali durumu bozulduğundan satış karar alındığını, banka nezdindeki nakdi ve gayri nakdi tüm borçların kapatılıp davalı bankaya «ihtarname» gönderilerek durumdan haberdar edildiğini, 1.000.000,00 TL tutarında 16 no.lu «fatura» diye isimlendirilen DBS girişi resmi fatura numarası olmadığını, 20.08.2014 vadeli 1.000.000,00 TL tutarında faturanın olmadığını, asıl borçlu açısından «geçersiz» işlemlerden kefillerin sorumlu tutulamayacağını, DBS «yetki» belgesinin hukuki niteliğinin hesap numaraları hakkında bilgi veren bir yetkilendirme belgesi olduğunu, «kefalet sözleşmesi» olmadığını, DBS yetki belgesinde yazılı bir limit ve sürenin olmadığını, eski tarihli muhasebeleşmiş başka faturaların bulunmasının kefillikten dönmeye mani olmadığını, DBS bayilik sistemine dayalı bir elektronik tahsilat yöntemi olduğunu, bayilik ilişkisinin sonlanması ile DBS'nin de sonlanacağını, davalının müvekkillerine yolladığı «hesap kat» ihtarında borcun neden kaynaklandığının belirtilmediğini, müvekkillerinin «kat ihtarnamesinde» yazan bilgiler ve bildirimlerle borç altına sokulmaya çalışıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
A.Ş.'den aldığı malların bedellerinin ödenmesini, belirlenen limit dahilinde kesilen faturalar karşılığında DBS ile yaptığını, ....'nin «ortaklar kurulu» kararı ile 3 üncü şahsa devir kararı aldığını ve bu hususu «ihtarname» ile bankaya bildirdiğini, tedarikçi ana firma ile aralarındaki tüm yetkilendirme ve akdi ilişkinin feshedildiğini ihtaren bildirdiğini, ihtarnamede de belirtildiği gibi müvekkillerinin değişen şartlar nedeniyle «kefaletten» döndüklerini, buna rağmen bankanın ihtarname sonrası çok sayıda faturanın DBS sistemine girilmesi üzerine ana firmaya ödemede bulunduğunu, sistemden çıkarılma taleplerine rağmen bankanın işlem yapmasının haksız olduğunu, ana firma ile aradaki «hesap mutabakatsızlığını» da bildiği halde ödeme yapmasının müvekkilleri zararına olduğunu ileri sürerek «kredi sözleşmelerinin» «bedelsiz» kaldığının tespiti ile müvekkillerinin davalı tarafa 1.320.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine ve müvekkillerinin kefaletlerinin «geçersizliğinin» tespitine karar verilmesini talep etmiş; 02.02.2015 tarihli dilekçesinde, dava dilekçesinde dava değerini sehven 1.320.000,00 TL olarak belirttiklerini, oysa ki da …
… nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile dava dışı .... arasında düzenlenen Genel Kredi Sözleşmelerinin genel hükümlere göre düzenlenmiş, «ticari nitelikte» ve süresiz sözleşmeler olduğu, davacıların da sözleşmeyi «kefil» olarak imzaladığı, kefillerin geçerli bir «kefalet sözleşmesinin» kurulmasından sonra tek taraflı olarak kefaletlerini geri alamayacağı, «cari hesap ilişkisinden» doğan borç bakiyesinin sıfır olmasının da sonuca etkili olmadığı, davacıların kefaletinin geçerli olduğu, kaldı ki dava dışı Eczacıbaşı firması tarafından davaya konu kredi nedeniyle kesilen faturaların davacılar tarafından kefaletten döndüklerini belirtir «ihtarname» tarihinden önce düzenlenmiş olduğu ve bu faturaların tamamının da dava dışı .... «defterlerine» kayıtlı olduğu, dava dışı ....'ye kullandırılan kredi nedeniyle davacıların 1.014.152,13 TL borçlu olduklarının da mahkeme kararıyla tespit edildiği gerekçesiyle d …
Benzer bu karardaŞti. aleyhine düzenlenen ve «hesap kat ihtarnamesinin» düzenlendiği tarihten önceye ait «fatura» bedellerinin fatura tarihlerinde sisteme girildiği veya davalıya gönderildiği ispat edilememişse de, davalı bankanın da kabulünde olduğu üzere, davacıya sözleşme gereği Canpa Gıda Paz.
Şti. aleyhine düzenlenen 09.06.2009 tarihli faturanın davalı tarafından «hesap kat ihtarnamesinin» düzenlendiği, dolayısıyla dava dışı şirketin kredi limitinin iptal edildiği tarihe ait olduğu, .../...
… avalı bankadan kullandığı kredi ile ilgili olarak ödemelerini aksatması üzerine kredi hesabının 09.06.2009 tarihinde kat edildiği, bu tarih itibariyle DBS sistemine «fatura» girişinin yapılmasının mümkün olmadığı, davacı şirketin dava konusu yaptığı bir adet faturanın 09.06.2009 tarihli olduğu, diğer faturaların ise, müşterinin hesabının kat edildiği tarihten önce düzenlendiği, davacı şirketin faturaları düzenleme tarihinde DBS sistemine aktarması gerekirken aktarmadığı, davalı bankanın mal alıcısının hesabının katedildiğini davacıya «bildirme yükümlülüğünün» bulunmadığı, «hesabın kat edilmesi» ile DBS sistemine fatura girişinin mümkün olmadığı, dolayısıyla davalı bankayı dava konusu faturaların bedellerinden sorumlu tutmanın mümkün olmadığı gerekçesiyle …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hesabın kat edilmesi · bildirim yükümlülüğü · hesap kat ihtarnamesi · muacceliyet · üçüncü kişi · eksik inceleme
Benzer bu kararda… avalı bankadan kullandığı kredi ile ilgili olarak ödemelerini aksatması üzerine kredi hesabının 09.06.2009 tarihinde kat edildiği, bu tarih itibariyle DBS sistemine «fatura» girişinin yapılmasının mümkün olmadığı, davacı şirketin dava konusu yaptığı bir adet faturanın 09.06.2009 tarihli olduğu, diğer faturaların ise, müşterinin hesabının kat edildiği tarihten önce düzenlendiği, davacı şirketin faturaları düzenleme tarihinde DBS sistemine aktarması gerekirken aktarmadığı, davalı bankanın mal alıcısının hesabının katedildiğini davacıya «bildirme yükümlülüğünün» bulunmadığı, «hesabın kat edilmesi» ile DBS sistemine fatura girişinin mümkün olmadığı, dolayısıyla davalı bankayı dava konusu faturaların bedellerinden sorumlu tutmanın mümkün olmadığı gerekçesiyle …
2-Dava, taraflar arasındaki doğrudan borçlandırma sistemi sözleşmesi gereği, davacının mal sattığı «üçüncü kişiler» aleyhine düzenlenen «fatura» bedellerinin, davalı banka tarafından üçüncü kişilere ait mevduat hesaplarından veya üçüncü kişiler adına açılan kredi hesaplarından ödenmesi gerektiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
… ıya bildirmesi gerektiğinin belirtildiği; 6.1. maddesinde, müşterinin kredi limitinin banka tarafından iptal edilmesi halinde veya bankanın krediyi re'sen katederek «muaccel» kılması durumunda iptalin gerçekleştiği tarihten önce bankaya gönderilmiş ve banka tarafından kabul edilerek sisteme yüklenmiş «fatura» bedellerinin banka tarafından kredi limiti dahilinde ödeneceğinin düzenlendiği; 6.2. maddesinde ise, kredi limitinin iptali halinde sisteme hiçbir şekilde fatura k …
Şti. aleyhine düzenlenen ve «hesap kat ihtarnamesinin» düzenlendiği tarihten önceye ait «fatura» bedellerinin fatura tarihlerinde sisteme girildiği veya davalıya gönderildiği ispat edilememişse de, davalı bankanın da kabulünde olduğu üzere, davacıya sözleşme gereği Canpa Gıda Paz.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1739 E. 2024/4259 K.
Ortak:kefaletten dönme · kefalet sözleşmesi · müteselsil kefil · kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi · ihtarname
İncelediğiniz kararda… avalı banka arasında 18.01.2006 tarihinde 300.000,00 TL limitli, 17.10.2008 tarihinde 900.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkillerinin bu «kredi sözleşmelerini» müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladıklarını, kredi borçlusu .... ile ...Bankası A.Ş. arasında 27.09.2013 tarihinde akdedilen "Doğrudan Borçlandırma Sistemi" (DBS) «yetki» belgesinin de «genel kredi sözleşmesinin» eki ve ayrılmaz bir parçası niteliğinde olduğunu, kredi borçlusu firmanın dava dışı ana firma Eczacıbaşı Baxter Hast.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «kredi sözleşmelerinde» ....'nin imzasının bulunması nedeniyle bu şirketin de davaya «dahil» edilmesi gerektiğini, tüm işlemlerin «genel kredi sözleşmeleri» ve ek sözleşme ile talimatlara uygun olarak gerçekleştirildiğini, asıl borçlunun genel kredi sözleşmesi ve genel kredi sözleşmesine bağlı ek sözleşmeler çerçevesinde kredi kullandığını, davacıların da genel kredi sözleşmesine «müteselsil kefil» sıfatı ile imza attıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
… nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile dava dışı .... arasında düzenlenen Genel Kredi Sözleşmelerinin genel hükümlere göre düzenlenmiş, «ticari nitelikte» ve süresiz sözleşmeler olduğu, davacıların da sözleşmeyi «kefil» olarak imzaladığı, kefillerin geçerli bir «kefalet sözleşmesinin» kurulmasından sonra tek taraflı olarak kefaletlerini geri alamayacağı, «cari hesap ilişkisinden» doğan borç bakiyesinin sıfır olmasının da sonuca etkili olmadığı, davacıların kefaletinin geçerli olduğu, kaldı ki dava dışı Eczacıbaşı firması tarafından davaya konu kredi nedeniyle kesilen faturaların davacılar tarafından kefaletten döndüklerini belirtir «ihtarname» tarihinden önce düzenlenmiş olduğu ve bu faturaların tamamının da dava dışı .... «defterlerine» kayıtlı olduğu, dava dışı ....'ye kullandırılan kredi nedeniyle davacıların 1.014.152,13 TL borçlu olduklarının da mahkeme kararıyla tespit edildiği gerekçesiyle d …
Benzer bu karardaA.Ş. lehine «genel kredi sözleşmesine» istinaden doğrudan borçlandırma hesabı, business «ticari kredi» kartı, BCH ticari hesap v.s. açılarak krediler kullandırıldığını, sözleşmelere , ..., ... ve ...'nun «müteselsil kefil» olduklarını, kefillerden....'nun 13.02.2018 tarihinde vefat ettiğini ve ..., ..., ... ve ...'nun yasal «mirasçıları» olduğunu, ..., ... ve ...'nun aynı zamanda genel kredi sözleşmelerinde bizzat kefil olduklarından bu kişilerin hem «kefaleti» hemde mirasçı olarak sorumlu olduklarını, ...'nun .... mirasçısı olması nedeniyle sorumlu olduğunu, asıl borçlu şirkete Kayseri 1.
Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl borçlu ...'ın mali durumunun «kötüleştiğini» öğrenen müvekkili «kefiller» tarafından 02.09.2019 tarihinde «kefaletten» dönmeye ilişkin «ihtarname» gönderildiğini, bu tarihten sonra oluşan borçlar nedeni ile kefillere müracaatın mümkün olmadığını, bu tarihten sonra oluşan borçlar yönünden ise anılan şirket hakkında «konkordato» kararı verildiğinden adi alacaklılar için faizsiz konkordato projesi uyarınca «ödeme planı» itibarıyla ödeme imkanı, «rehin» ile güvence altına alınmış alacaklar yönünden de «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapılarak alacağın tahsili yollarının açık olduğunu, müteveffa Şükrü «mirasçılarından» Firdevs'in müteveffa tarafından imzalanan «kefalet sözleşmesinden» mirasçılığı nedeni ile sorumlu tutulsa bile daha sonradan imzalanan (23.03.2018 tarihinde 4.000.000 TL tutarlı bir GKS) sözleşmeden dolayı kullandırılan kredilerde …
A.Ş arasında imzalanan 29.11.2016 tarihli «genel kredi sözleşmesine» «kefil» olduklarını, kefillerden ...'nun 13.02.2018 tarihinde vefat ettiğini, müteveffa Şükrü'nün vefatından sonra taraflar yeniden bir araya gelerek 23.03.2018 tarihinde 4.000.000,00 TL tutarlı bir genel kredi sözleşmesi imzaladıklarını, bu sözleşmeye de bu kez ... (T.C....), ... (T.C. ....), ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:konkordato geçici mühlet · konkordato mühleti · geçici mühlet · konkordato · depo talebi · rehnin paraya çevrilmesi · ödeme planı · istinaf sebebi
Benzer bu karardaA.Ş. içerisinde bulunduğu ekonomik darboğazı aşabilmek için 07.12.2018 tarihinde mahkemeden «konkordato geçici mühlet» kararı aldığını, asıl borçlu ...'ın mali durumunun «kötüleştiğini» öğrenen müvekkilleri 02.09.2019 tarihinde Kayseri 2.
A.Ş. hakkında «konkordato» kararı verildiğinden adi alacaklılar için faizsiz konkordato projesi uyarınca «ödeme planı» itibarıyla ödeme imkanı «rehin» ile güvence altına alınmış alacaklar yönünden de «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapılarak alacağın tahsili yolları açık olduğu, davacı banka tarafından davaya konu edilen alacaklar «genel kredi sözleşmesine» dayanıyorsa konkordato kararı almış asıl borçlu ...
Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl borçlu ...'ın mali durumunun «kötüleştiğini» öğrenen müvekkili «kefiller» tarafından 02.09.2019 tarihinde «kefaletten» dönmeye ilişkin «ihtarname» gönderildiğini, bu tarihten sonra oluşan borçlar nedeni ile kefillere müracaatın mümkün olmadığını, bu tarihten sonra oluşan borçlar yönünden ise anılan şirket hakkında «konkordato» kararı verildiğinden adi alacaklılar için faizsiz konkordato projesi uyarınca «ödeme planı» itibarıyla ödeme imkanı, «rehin» ile güvence altına alınmış alacaklar yönünden de «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapılarak alacağın tahsili yollarının açık olduğunu, müteveffa Şükrü «mirasçılarından» Firdevs'in müteveffa tarafından imzalanan «kefalet sözleşmesinden» mirasçılığı nedeni ile sorumlu tutulsa bile daha sonradan imzalanan (23.03.2018 tarihinde 4.000.000 TL tutarlı bir GKS) sözleşmeden dolayı kullandırılan kredilerde …
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/886 E. sayılı dosyası ile «konkordato mühleti» verildiğinden icra takip dosyasında yer verilmediğini, kredi taksitlerinin gününde ödenmemesi nedeniyle borcun tamamının «muaccel» hale geldiğini, ve 16.12.2019 tarihi itibariyle hesapların kat edilerek Beyoğlu 48.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16408 E. 2013/20759 K.
Ortak:müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · kefalet · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… avalı banka arasında 18.01.2006 tarihinde 300.000,00 TL limitli, 17.10.2008 tarihinde 900.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkillerinin bu «kredi sözleşmelerini» müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladıklarını, kredi borçlusu .... ile ...Bankası A.Ş. arasında 27.09.2013 tarihinde akdedilen "Doğrudan Borçlandırma Sistemi" (DBS) «yetki» belgesinin de «genel kredi sözleşmesinin» eki ve ayrılmaz bir parçası niteliğinde olduğunu, kredi borçlusu firmanın dava dışı ana firma Eczacıbaşı Baxter Hast.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «kredi sözleşmelerinde» ....'nin imzasının bulunması nedeniyle bu şirketin de davaya «dahil» edilmesi gerektiğini, tüm işlemlerin «genel kredi sözleşmeleri» ve ek sözleşme ile talimatlara uygun olarak gerçekleştirildiğini, asıl borçlunun genel kredi sözleşmesi ve genel kredi sözleşmesine bağlı ek sözleşmeler çerçevesinde kredi kullandığını, davacıların da genel kredi sözleşmesine «müteselsil kefil» sıfatı ile imza attıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
A.Ş.'den aldığı malların bedellerinin ödenmesini, belirlenen limit dahilinde kesilen faturalar karşılığında DBS ile yaptığını, ....'nin «ortaklar kurulu» kararı ile 3 üncü şahsa devir kararı aldığını ve bu hususu «ihtarname» ile bankaya bildirdiğini, tedarikçi ana firma ile aralarındaki tüm yetkilendirme ve akdi ilişkinin feshedildiğini ihtaren bildirdiğini, ihtarnamede de belirtildiği gibi müvekkillerinin değişen şartlar nedeniyle «kefaletten» döndüklerini, buna rağmen bankanın ihtarname sonrası çok sayıda faturanın DBS sistemine girilmesi üzerine ana firmaya ödemede bulunduğunu, sistemden çıkarılma taleplerine rağmen bankanın işlem yapmasının haksız olduğunu, ana firma ile aradaki «hesap mutabakatsızlığını» da bildiği halde ödeme yapmasının müvekkilleri zararına olduğunu ileri sürerek «kredi sözleşmelerinin» «bedelsiz» kaldığının tespiti ile müvekkillerinin davalı tarafa 1.320.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine ve müvekkillerinin kefaletlerinin «geçersizliğinin» tespitine karar verilmesini talep etmiş; 02.02.2015 tarihli dilekçesinde, dava dilekçesinde dava değerini sehven 1.320.000,00 TL olarak belirttiklerini, oysa ki da …
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Talep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · ipotek · ihtiyati haciz · haciz · teminat
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; ...'ın borca karşılık «ipotek» verdiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2308 E. , 2023/4463 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2063 Esas, 2021/1202 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/234 E., 2019/513 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili ve davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.07.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...., davalı banka arasında 18.01.2006 tarihinde 300.000,00 TL limitli, 17.10.2008 tarihinde 900.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkillerinin bu kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kredi borçlusu .... ile ...Bankası A.Ş. arasında 27.09.2013 tarihinde akdedilen "Doğrudan Borçlandırma Sistemi" (DBS) yetki belgesinin de genel kredi sözleşmesinin eki ve ayrılmaz bir parçası niteliğinde olduğunu, kredi borçlusu firmanın dava dışı ana firma Eczacıbaşı Baxter Hast. Ür. A.Ş.'den aldığı malların bedellerinin ödenmesini, belirlenen limit dahilinde kesilen faturalar karşılığında DBS ile yaptığını, ....'nin ortaklar kurulu kararı ile 3 üncü şahsa devir kararı aldığını ve bu hususu ihtarname ile bankaya bildirdiğini, tedarikçi ana firma ile aralarındaki tüm yetkilendirme ve akdi ilişkinin feshedildiğini ihtaren bildirdiğini, ihtarnamede de belirtildiği gibi müvekkillerinin değişen şartlar nedeniyle kefaletten döndüklerini, buna rağmen bankanın ihtarname sonrası çok sayıda faturanın DBS sistemine girilmesi üzerine ana firmaya ödemede bulunduğunu, sistemden çıkarılma taleplerine rağmen bankanın işlem yapmasının haksız olduğunu, ana firma ile aradaki hesap mutabakatsızlığını da bildiği halde ödeme yapmasının müvekkilleri zararına olduğunu ileri sürerek kredi sözleşmelerinin bedelsiz kaldığının tespiti ile müvekkillerinin davalı tarafa 1.320.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine ve müvekkillerinin kefaletlerinin geçersizliğinin tespitine karar verilmesini talep etmiş;
02. 02.2015 tarihli dilekçesinde, dava dilekçesinde dava değerini sehven 1.320.000,00 TL olarak belirttiklerini, oysa ki dava değerinin 1.014.152,13TL olduğunu belirterek, davanın 1.014.152,13.TL dava değeri üzerinden devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kredi sözleşmelerinde ....'nin imzasının bulunması nedeniyle bu şirketin de davaya dahil edilmesi gerektiğini, tüm işlemlerin genel kredi sözleşmeleri ve ek sözleşme ile talimatlara uygun olarak gerçekleştirildiğini, asıl borçlunun genel kredi sözleşmesi ve genel kredi sözleşmesine bağlı ek sözleşmeler çerçevesinde kredi kullandığını, davacıların da genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil sıfatı ile imza attıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile dava dışı .... arasında düzenlenen Genel Kredi Sözleşmelerinin genel hükümlere göre düzenlenmiş, ticari nitelikte ve süresiz sözleşmeler olduğu, davacıların da sözleşmeyi kefil olarak imzaladığı, kefillerin geçerli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonra tek taraflı olarak kefaletlerini geri alamayacağı, cari hesap ilişkisinden doğan borç bakiyesinin sıfır olmasının da sonuca etkili olmadığı, davacıların kefaletinin geçerli olduğu, kaldı ki dava dışı Eczacıbaşı firması tarafından davaya konu kredi nedeniyle kesilen faturaların davacılar tarafından kefaletten döndüklerini belirtir ihtarname tarihinden önce düzenlenmiş olduğu ve bu faturaların tamamının da dava dışı ....
defterlerine kayıtlı olduğu, dava dışı ....'ye kullandırılan kredi nedeniyle davacıların 1.014.152,13 TL borçlu olduklarının da mahkeme kararıyla tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kefaletten cayma beyanlarının geçerli olduğunu, kefaletten dönme iradesinden sonra kullandırılan borcun kefillere rücu edilmesinin iyi niyet kuralları ve kanunla bağdaşmadığını, ....'nin mali durumu bozulduğundan satış karar alındığını, banka nezdindeki nakdi ve gayri nakdi tüm borçların kapatılıp davalı bankaya ihtarname gönderilerek durumdan haberdar edildiğini, 1.000.000,00 TL tutarında 16 no.lu fatura diye isimlendirilen DBS girişi resmi fatura numarası olmadığını, 20.08.2014 vadeli 1.000.000,00 TL tutarında faturanın olmadığını, asıl borçlu açısından geçersiz işlemlerden kefillerin sorumlu tutulamayacağını, DBS yetki belgesinin hukuki niteliğinin hesap numaraları hakkında bilgi veren bir yetkilendirme belgesi olduğunu, kefalet sözleşmesi olmadığını, DBS yetki belgesinde yazılı bir limit ve sürenin olmadığını, eski tarihli muhasebeleşmiş başka faturaların bulunmasının kefillikten dönmeye mani olmadığını, DBS bayilik sistemine dayalı bir elektronik tahsilat yöntemi olduğunu, bayilik ilişkisinin sonlanması ile DBS'nin de sonlanacağını, davalının müvekkillerine yolladığı hesap kat ihtarında borcun neden kaynaklandığının belirtilmediğini, müvekkillerinin kat ihtarnamesinde yazan bilgiler ve bildirimlerle borç altına sokulmaya çalışıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar tarafından davalı bankaya 15.08.2014 tarihinde gönderilen ihtarname ile ....'ne olan kefaletlerini geri çektiklerini bildirdiği, dava dışı Eczacıbaşı tarafından düzenlenen faturaların DBS sistemine, davacıların kefaletlerini geri çektiklerine ilişkin ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihinden sonra 19.08.2014 tarihinde yüklendiği, davalı banka bu faturaların karşılığı olarak Eczacıbaşı firmasına 12.12.2014 tarihinde ödeme yaptığı, ödemesi yapılan faturaların kefalettin geri çekildiğinin bildirilmesinden önce düzenlendiği ve asıl borçlu ....'nin ticari defterlerine kaydedildiği, bu nedenle, davalı banka tarafından DBS sistemi ile ödenen borcun kefaletten dönülmesinden daha önceki tarihlerde doğduğunun kabul edilmesi gerektiği, davalı banka ile asıl borçlu arasındaki kredi sözleşmesi süresiz olarak düzenlendiğinden ve aralarında cari hesap şeklinde yürüyen borç ilişkisi sona ermediğinden, kefalet sözleşmesinden doğan sorumluluğun da devam ettiği, tek taraflı olarak kefaletlerin geri alınamayacağını, davacıların geçerli kefaletlerinin sonucuna katlanmaları ve sözleşmenin kendilerine yüklediği borçtan sorumlu oldukları gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve ayrıca davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davacı ... vekili ayrıca sunduğu temyiz dilekçesinde özetle; kefaletten dönme sonrası DBS sistemine yüklenen faturalardan kefillerin sorumlu olmayacağını, ihtarname tarihinde davalı bankaya hiçbir borcun kalmadığını, sisteme girilen faturalar eski tarihli olsa da kefaletin banka kredine karşı verildiğini, çok sayıda faturanın toplulaştırılarak sisteme girilemeyeceğini, ana firma Eczacıbaşı ile davalı banka arasındaki yenilenen protokolden kefillerin sorumlu olmayacağını, kefalet sözleşmeleri kapsamında DBS'nin yer almadığını, DBS için ayrı bir sözleşme varsa sunulmadığını, kefaletin DBS borçlarını kapsamadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kefaletten dönme nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davacıların 15.08.2014 tarihli ihtarnamesi ile kefaletlerini geri çekmelerinden sonra, 19.08.2014 tarihinde DBS sistemine yüklenen faturalar nedeniyle, davalı banka tarafından 12.12.2014 tarihinde asıl borçluya kullandırılan krediden dolayı, davacıların kefaletlerinin devam edip etmediğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve iflâs Kanunu'nun 72 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 599 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ile davacı ... vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954468800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz