6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2308 E. 2023/4463 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefaletten dönme hesap mutabakatı cari hesap ilişkisi kat ihtarnamesi kefalet sözleşmesi hesap kat borçlu olunmadığının tespiti müşterek borçlu müteselsil kefil mutabakat ticari dava niteliği cari hesap ortaklar kurulu kararı sözleşmeden doğan dava bedelsizlik vekâlet ücreti müteselsil kefil kefalet rücu genel kredi sözleşmesi yenileme kefil protokol ticari defter esastan ret yetki geçersizlik fatura kredi sözleşmesi ihtarname ilk derece kararının kaldırılması menfi tespit yükleten (shipper) dahili dava istinaf yoluna başvurulabilirlik e-defter

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 72 · TBK — TBK 599 · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2015/234 E., 2019/513 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili ve davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.07.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...., davalı banka arasında 18.01.2006 tarihinde 300.000,00 TL limitli, 17.10.2008 tarihinde 900.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkillerinin bu kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kredi borçlusu .... ile ...Bankası A.Ş. arasında 27.09.2013 tarihinde akdedilen "Doğrudan Borçlandırma Sistemi" (DBS) yetki belgesinin de genel kredi sözleşmesinin eki ve ayrılmaz bir parçası niteliğinde olduğunu, kredi borçlusu firmanın dava dışı ana firma Eczacıbaşı Baxter Hast. Ür. A.Ş.'den aldığı malların bedellerinin ödenmesini, belirlenen limit dahilinde kesilen faturalar karşılığında DBS ile yaptığını, ....'nin ortaklar kurulu kararı ile 3 üncü şahsa devir kararı aldığını ve bu hususu ihtarname ile bankaya bildirdiğini, tedarikçi ana firma ile aralarındaki tüm yetkilendirme ve akdi ilişkinin feshedildiğini ihtaren bildirdiğini, ihtarnamede de belirtildiği gibi müvekkillerinin değişen şartlar nedeniyle kefaletten döndüklerini, buna rağmen bankanın ihtarname sonrası çok sayıda faturanın DBS sistemine girilmesi üzerine ana firmaya ödemede bulunduğunu, sistemden çıkarılma taleplerine rağmen bankanın işlem yapmasının haksız olduğunu, ana firma ile aradaki hesap mutabakatsızlığını da bildiği halde ödeme yapmasının müvekkilleri zararına olduğunu ileri sürerek kredi sözleşmelerinin bedelsiz kaldığının tespiti ile müvekkillerinin davalı tarafa 1.320.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine ve müvekkillerinin kefaletlerinin geçersizliğinin tespitine karar verilmesini talep etmiş; 02.02.2015 tarihli dilekçesinde, dava dilekçesinde dava değerini sehven 1.320.000,00 TL olarak belirttiklerini, oysa ki dava değerinin 1.014.152,13TL olduğunu belirterek, davanın 1.014.152,13.TL dava değeri üzerinden devamına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; kredi sözleşmelerinde ....'nin imzasının bulunması nedeniyle bu şirketin de davaya dahil edilmesi gerektiğini, tüm işlemlerin genel kredi sözleşmeleri ve ek sözleşme ile talimatlara uygun olarak gerçekleştirildiğini, asıl borçlunun genel kredi sözleşmesi ve genel kredi sözleşmesine bağlı ek sözleşmeler çerçevesinde kredi kullandığını, davacıların da genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil sıfatı ile imza attıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile dava dışı .... arasında düzenlenen Genel Kredi Sözleşmelerinin genel hükümlere göre düzenlenmiş, ticari nitelikte ve süresiz sözleşmeler olduğu, davacıların da sözleşmeyi kefil olarak imzaladığı, kefillerin geçerli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonra tek taraflı olarak kefaletlerini geri alamayacağı, cari hesap ilişkisinden doğan borç bakiyesinin sıfır olmasının da sonuca etkili olmadığı, davacıların kefaletinin geçerli olduğu, kaldı ki dava dışı Eczacıbaşı firması tarafından davaya konu kredi nedeniyle kesilen faturaların davacılar tarafından kefaletten döndüklerini belirtir ihtarname tarihinden önce düzenlenmiş olduğu ve bu faturaların tamamının da dava dışı .... defterlerine kayıtlı olduğu, dava dışı ....'ye kullandırılan kredi nedeniyle davacıların 1.014.152,13 TL borçlu olduklarının da mahkeme kararıyla tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kefaletten cayma beyanlarının geçerli olduğunu, kefaletten dönme iradesinden sonra kullandırılan borcun kefillere rücu edilmesinin iyi niyet kuralları ve kanunla bağdaşmadığını, ....'nin mali durumu bozulduğundan satış karar alındığını, banka nezdindeki nakdi ve gayri nakdi tüm borçların kapatılıp davalı bankaya ihtarname gönderilerek durumdan haberdar edildiğini, 1.000.000,00 TL tutarında 16 no.lu fatura diye isimlendirilen DBS girişi resmi fatura numarası olmadığını, 20.08.2014 vadeli 1.000.000,00 TL tutarında faturanın olmadığını, asıl borçlu açısından geçersiz işlemlerden kefillerin sorumlu tutulamayacağını, DBS yetki belgesinin hukuki niteliğinin hesap numaraları hakkında bilgi veren bir yetkilendirme belgesi olduğunu, kefalet sözleşmesi olmadığını, DBS yetki belgesinde yazılı bir limit ve sürenin olmadığını, eski tarihli muhasebeleşmiş başka faturaların bulunmasının kefillikten dönmeye mani olmadığını, DBS bayilik sistemine dayalı bir elektronik tahsilat yöntemi olduğunu, bayilik ilişkisinin sonlanması ile DBS'nin de sonlanacağını, davalının müvekkillerine yolladığı hesap kat ihtarında borcun neden kaynaklandığının belirtilmediğini, müvekkillerinin kat ihtarnamesinde yazan bilgiler ve bildirimlerle borç altına sokulmaya çalışıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar tarafından davalı bankaya 15.08.2014 tarihinde gönderilen ihtarname ile ....'ne olan kefaletlerini geri çektiklerini bildirdiği, dava dışı Eczacıbaşı tarafından düzenlenen faturaların DBS sistemine, davacıların kefaletlerini geri çektiklerine ilişkin ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihinden sonra 19.08.2014 tarihinde yüklendiği, davalı banka bu faturaların karşılığı olarak Eczacıbaşı firmasına 12.12.2014 tarihinde ödeme yaptığı, ödemesi yapılan faturaların kefalettin geri çekildiğinin bildirilmesinden önce düzenlendiği ve asıl borçlu ....'nin ticari defterlerine kaydedildiği, bu nedenle, davalı banka tarafından DBS sistemi ile ödenen borcun kefaletten dönülmesinden daha önceki tarihlerde doğduğunun kabul edilmesi gerektiği, davalı banka ile asıl borçlu arasındaki kredi sözleşmesi süresiz olarak düzenlendiğinden ve aralarında cari hesap şeklinde yürüyen borç ilişkisi sona ermediğinden, kefalet sözleşmesinden doğan sorumluluğun da devam ettiği, tek taraflı olarak kefaletlerin geri alınamayacağını, davacıların geçerli kefaletlerinin sonucuna katlanmaları ve sözleşmenin kendilerine yüklediği borçtan sorumlu oldukları gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve ayrıca davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davacı ... vekili ayrıca sunduğu temyiz dilekçesinde özetle; kefaletten dönme sonrası DBS sistemine yüklenen faturalardan kefillerin sorumlu olmayacağını, ihtarname tarihinde davalı bankaya hiçbir borcun kalmadığını, sisteme girilen faturalar eski tarihli olsa da kefaletin banka kredine karşı verildiğini, çok sayıda faturanın toplulaştırılarak sisteme girilemeyeceğini, ana firma Eczacıbaşı ile davalı banka arasındaki yenilenen protokolden kefillerin sorumlu olmayacağını, kefalet sözleşmeleri kapsamında DBS'nin yer almadığını, DBS için ayrı bir sözleşme varsa sunulmadığını, kefaletin DBS borçlarını kapsamadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, kefaletten dönme nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davacıların 15.08.2014 tarihli ihtarnamesi ile kefaletlerini geri çekmelerinden sonra, 19.08.2014 tarihinde DBS sistemine yüklenen faturalar nedeniyle, davalı banka tarafından 12.12.2014 tarihinde asıl borçluya kullandırılan krediden dolayı, davacıların kefaletlerinin devam edip etmediğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve iflâs Kanunu'nun 72 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 599 uncu maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ile davacı ... vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8107 E. 2012/14799 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1739 E. 2024/4259 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İhtiyati Haciz Talebi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16408 E. 2013/20759 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/2308 E.  ,  2023/4463 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/2063 Esas, 2021/1202 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2015/234 E., 2019/513 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili ve davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.07.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...., davalı banka arasında 18.01.2006 tarihinde 300.000,00 TL limitli, 17.10.2008 tarihinde 900.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkillerinin bu kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kredi borçlusu .... ile ...Bankası A.Ş. arasında 27.09.2013 tarihinde akdedilen "Doğrudan Borçlandırma Sistemi" (DBS) yetki belgesinin de genel kredi sözleşmesinin eki ve ayrılmaz bir parçası niteliğinde olduğunu, kredi borçlusu firmanın dava dışı ana firma Eczacıbaşı Baxter Hast. Ür. A.Ş.'den aldığı malların bedellerinin ödenmesini, belirlenen limit dahilinde kesilen faturalar karşılığında DBS ile yaptığını, ....'nin ortaklar kurulu kararı ile 3 üncü şahsa devir kararı aldığını ve bu hususu ihtarname ile bankaya bildirdiğini, tedarikçi ana firma ile aralarındaki tüm yetkilendirme ve akdi ilişkinin feshedildiğini ihtaren bildirdiğini, ihtarnamede de belirtildiği gibi müvekkillerinin değişen şartlar nedeniyle kefaletten döndüklerini, buna rağmen bankanın ihtarname sonrası çok sayıda faturanın DBS sistemine girilmesi üzerine ana firmaya ödemede bulunduğunu, sistemden çıkarılma taleplerine rağmen bankanın işlem yapmasının haksız olduğunu, ana firma ile aradaki hesap mutabakatsızlığını da bildiği halde ödeme yapmasının müvekkilleri zararına olduğunu ileri sürerek kredi sözleşmelerinin bedelsiz kaldığının tespiti ile müvekkillerinin davalı tarafa 1.320.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine ve müvekkillerinin kefaletlerinin geçersizliğinin tespitine karar verilmesini talep etmiş;

02. 02.2015 tarihli dilekçesinde, dava dilekçesinde dava değerini sehven 1.320.000,00 TL olarak belirttiklerini, oysa ki dava değerinin 1.014.152,13TL olduğunu belirterek, davanın 1.014.152,13.TL dava değeri üzerinden devamına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; kredi sözleşmelerinde ....'nin imzasının bulunması nedeniyle bu şirketin de davaya dahil edilmesi gerektiğini, tüm işlemlerin genel kredi sözleşmeleri ve ek sözleşme ile talimatlara uygun olarak gerçekleştirildiğini, asıl borçlunun genel kredi sözleşmesi ve genel kredi sözleşmesine bağlı ek sözleşmeler çerçevesinde kredi kullandığını, davacıların da genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil sıfatı ile imza attıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile dava dışı .... arasında düzenlenen Genel Kredi Sözleşmelerinin genel hükümlere göre düzenlenmiş, ticari nitelikte ve süresiz sözleşmeler olduğu, davacıların da sözleşmeyi kefil olarak imzaladığı, kefillerin geçerli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonra tek taraflı olarak kefaletlerini geri alamayacağı, cari hesap ilişkisinden doğan borç bakiyesinin sıfır olmasının da sonuca etkili olmadığı, davacıların kefaletinin geçerli olduğu, kaldı ki dava dışı Eczacıbaşı firması tarafından davaya konu kredi nedeniyle kesilen faturaların davacılar tarafından kefaletten döndüklerini belirtir ihtarname tarihinden önce düzenlenmiş olduğu ve bu faturaların tamamının da dava dışı ....

defterlerine kayıtlı olduğu, dava dışı ....'ye kullandırılan kredi nedeniyle davacıların 1.014.152,13 TL borçlu olduklarının da mahkeme kararıyla tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kefaletten cayma beyanlarının geçerli olduğunu, kefaletten dönme iradesinden sonra kullandırılan borcun kefillere rücu edilmesinin iyi niyet kuralları ve kanunla bağdaşmadığını, ....'nin mali durumu bozulduğundan satış karar alındığını, banka nezdindeki nakdi ve gayri nakdi tüm borçların kapatılıp davalı bankaya ihtarname gönderilerek durumdan haberdar edildiğini, 1.000.000,00 TL tutarında 16 no.lu fatura diye isimlendirilen DBS girişi resmi fatura numarası olmadığını, 20.08.2014 vadeli 1.000.000,00 TL tutarında faturanın olmadığını, asıl borçlu açısından geçersiz işlemlerden kefillerin sorumlu tutulamayacağını, DBS yetki belgesinin hukuki niteliğinin hesap numaraları hakkında bilgi veren bir yetkilendirme belgesi olduğunu, kefalet sözleşmesi olmadığını, DBS yetki belgesinde yazılı bir limit ve sürenin olmadığını, eski tarihli muhasebeleşmiş başka faturaların bulunmasının kefillikten dönmeye mani olmadığını, DBS bayilik sistemine dayalı bir elektronik tahsilat yöntemi olduğunu, bayilik ilişkisinin sonlanması ile DBS'nin de sonlanacağını, davalının müvekkillerine yolladığı hesap kat ihtarında borcun neden kaynaklandığının belirtilmediğini, müvekkillerinin kat ihtarnamesinde yazan bilgiler ve bildirimlerle borç altına sokulmaya çalışıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar tarafından davalı bankaya 15.08.2014 tarihinde gönderilen ihtarname ile ....'ne olan kefaletlerini geri çektiklerini bildirdiği, dava dışı Eczacıbaşı tarafından düzenlenen faturaların DBS sistemine, davacıların kefaletlerini geri çektiklerine ilişkin ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihinden sonra 19.08.2014 tarihinde yüklendiği, davalı banka bu faturaların karşılığı olarak Eczacıbaşı firmasına 12.12.2014 tarihinde ödeme yaptığı, ödemesi yapılan faturaların kefalettin geri çekildiğinin bildirilmesinden önce düzenlendiği ve asıl borçlu ....'nin ticari defterlerine kaydedildiği, bu nedenle, davalı banka tarafından DBS sistemi ile ödenen borcun kefaletten dönülmesinden daha önceki tarihlerde doğduğunun kabul edilmesi gerektiği, davalı banka ile asıl borçlu arasındaki kredi sözleşmesi süresiz olarak düzenlendiğinden ve aralarında cari hesap şeklinde yürüyen borç ilişkisi sona ermediğinden, kefalet sözleşmesinden doğan sorumluluğun da devam ettiği, tek taraflı olarak kefaletlerin geri alınamayacağını, davacıların geçerli kefaletlerinin sonucuna katlanmaları ve sözleşmenin kendilerine yüklediği borçtan sorumlu oldukları gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve ayrıca davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davacı ... vekili ayrıca sunduğu temyiz dilekçesinde özetle; kefaletten dönme sonrası DBS sistemine yüklenen faturalardan kefillerin sorumlu olmayacağını, ihtarname tarihinde davalı bankaya hiçbir borcun kalmadığını, sisteme girilen faturalar eski tarihli olsa da kefaletin banka kredine karşı verildiğini, çok sayıda faturanın toplulaştırılarak sisteme girilemeyeceğini, ana firma Eczacıbaşı ile davalı banka arasındaki yenilenen protokolden kefillerin sorumlu olmayacağını, kefalet sözleşmeleri kapsamında DBS'nin yer almadığını, DBS için ayrı bir sözleşme varsa sunulmadığını, kefaletin DBS borçlarını kapsamadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, kefaletten dönme nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davacıların 15.08.2014 tarihli ihtarnamesi ile kefaletlerini geri çekmelerinden sonra, 19.08.2014 tarihinde DBS sistemine yüklenen faturalar nedeniyle, davalı banka tarafından 12.12.2014 tarihinde asıl borçluya kullandırılan krediden dolayı, davacıların kefaletlerinin devam edip etmediğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve iflâs Kanunu'nun 72 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 599 uncu maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ile davacı ... vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954468800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.