Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/8107 E. 2012/14799 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hesabın kat edilmesi↗ bildirim yükümlülüğü↗ hesap kat ihtarnamesi↗ kat ihtarnamesi↗ hesap kat↗ muacceliyet↗ üçüncü kişi↗ fatura↗ ihtarname↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacı ile davalı arasında "Doğrudan Borçlandırma Sistemi" sözleşmesi imzalandığı, davalının, davacının müşterisi olan dava dışı Canpa Ltd.Şti.'ye sattığı mallar karşılığı olarak düzenlediği faturaların bedellerini Canpa Ltd. Şti.'nin hesabından, hesabın müsait olmaması halinde kredisinden ödemeyi üstlendiği, dava dışı mal alıcısı Canpa Ltd. Şti.'nin davalı bankadan kullandığı kredi ile ilgili olarak ödemelerini aksatması üzerine kredi hesabının 09.06.2009 tarihinde kat edildiği, bu tarih itibariyle DBS sistemine fatura girişinin yapılmasının mümkün olmadığı, davacı şirketin dava konusu yaptığı bir adet faturanın 09.06.2009 tarihli olduğu, diğer faturaların ise, müşterinin hesabının kat edildiği tarihten önce düzenlendiği, davacı şirketin faturaları düzenleme tarihinde DBS sistemine aktarması gerekirken aktarmadığı, davalı bankanın mal alıcısının hesabının katedildiğini davacıya bildirme yükümlülüğünün bulunmadığı, hesabın kat edilmesi ile DBS sistemine fatura girişinin mümkün olmadığı, dolayısıyla davalı bankayı dava konusu faturaların bedellerinden sorumlu tutmanın mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kanıtlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, taraflar arasındaki doğrudan borçlandırma sistemi sözleşmesi gereği, davacının mal sattığı üçüncü kişiler aleyhine düzenlenen fatura bedellerinin, davalı banka tarafından üçüncü kişilere ait mevduat hesaplarından veya üçüncü kişiler adına açılan kredi hesaplarından ödenmesi gerektiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 24.03.2008 tarihinde "Doğrudan Borçlandırma Sistemi Sözleşmesi" düzenlendiği, bu sözleşmenin 4.2 maddesine göre, bankanın, müşterilere tahsis edilen kredi limitlerinde artış, azalış veya iptal olması halinde, bu işlemi davacıya bildirmesi gerektiğinin belirtildiği; 6.1. maddesinde, müşterinin kredi limitinin banka tarafından iptal edilmesi halinde veya bankanın krediyi re'sen katederek muaccel kılması durumunda iptalin gerçekleştiği tarihten önce bankaya gönderilmiş ve banka tarafından kabul edilerek sisteme yüklenmiş fatura bedellerinin banka tarafından kredi limiti dahilinde ödeneceğinin düzenlendiği; 6.2. maddesinde ise, kredi limitinin iptali halinde sisteme hiçbir şekilde fatura kabul edilmeyeceğinin ve iptal tarihi itibariyle bankanın ödeme yükümlülüğünün sona ereceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.
Somut olayda davalı tarafından, dava dışı Canpa Gıda Paz. Ltd. Şti. adına açılan kredinin 09.06.2009 tarihinde katedilerek bu şirkete ihtarname gönderildiği, davacı tarafından Canpa Gıda Paz. Ltd. Şti. adına düzenlenen faturaların 09.05.2009 tarihi ile 09.06.2009 tarihleri arasında düzenlendiği belirlenmiştir. Her ne kadar davacı tarafından, Canpa Gıda Paz. Ltd. Şti. aleyhine düzenlenen ve hesap kat ihtarnamesinin düzenlendiği tarihten önceye ait fatura bedellerinin fatura tarihlerinde sisteme girildiği veya davalıya gönderildiği ispat edilememişse de, davalı bankanın da kabulünde olduğu üzere, davacıya sözleşme gereği Canpa Gıda Paz. Ltd. Şti.'nin kredi limitinin iptaline ilişkin bildirimde bulunulmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından Canpa Gıda Paz. Ltd. Şti. aleyhine düzenlenen 09.06.2009 tarihli faturanın davalı tarafından hesap kat ihtarnamesinin düzenlendiği, dolayısıyla dava dışı şirketin kredi limitinin iptal edildiği tarihe ait olduğu,
.../...
2011/8107
2012/14799
S.3
davacıya herhangi bir bildirim de yapılmadığı dikkate alındığında, 09.06.2009 tarihli faturadan dolayı davalının ödeme yükümlülüğünün bulunup bulunmadığının tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu konuda eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2308 E. 2023/4463 K.
Ortak:kat ihtarnamesi · hesap kat · fatura · ihtarname
İncelediğiniz karardaŞti. aleyhine düzenlenen ve «hesap kat ihtarnamesinin» düzenlendiği tarihten önceye ait «fatura» bedellerinin fatura tarihlerinde sisteme girildiği veya davalıya gönderildiği ispat edilememişse de, davalı bankanın da kabulünde olduğu üzere, davacıya sözleşme gereği Canpa Gıda Paz.
Şti. aleyhine düzenlenen 09.06.2009 tarihli faturanın davalı tarafından «hesap kat ihtarnamesinin» düzenlendiği, dolayısıyla dava dışı şirketin kredi limitinin iptal edildiği tarihe ait olduğu, .../...
… avalı bankadan kullandığı kredi ile ilgili olarak ödemelerini aksatması üzerine kredi hesabının 09.06.2009 tarihinde kat edildiği, bu tarih itibariyle DBS sistemine «fatura» girişinin yapılmasının mümkün olmadığı, davacı şirketin dava konusu yaptığı bir adet faturanın 09.06.2009 tarihli olduğu, diğer faturaların ise, müşterinin hesabının kat edildiği tarihten önce düzenlendiği, davacı şirketin faturaları düzenleme tarihinde DBS sistemine aktarması gerekirken aktarmadığı, davalı bankanın mal alıcısının hesabının katedildiğini davacıya «bildirme yükümlülüğünün» bulunmadığı, «hesabın kat edilmesi» ile DBS sistemine fatura girişinin mümkün olmadığı, dolayısıyla davalı bankayı dava konusu faturaların bedellerinden sorumlu tutmanın mümkün olmadığı gerekçesiyle …
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin «kefaletten» cayma beyanlarının geçerli olduğunu, «kefaletten dönme» iradesinden sonra kullandırılan borcun kefillere «rücu» edilmesinin iyi niyet kuralları ve kanunla bağdaşmadığını, ....'nin mali durumu bozulduğundan satış karar alındığını, banka nezdindeki nakdi ve gayri nakdi tüm borçların kapatılıp davalı bankaya «ihtarname» gönderilerek durumdan haberdar edildiğini, 1.000.000,00 TL tutarında 16 no.lu «fatura» diye isimlendirilen DBS girişi resmi fatura numarası olmadığını, 20.08.2014 vadeli 1.000.000,00 TL tutarında faturanın olmadığını, asıl borçlu açısından «geçersiz» işlemlerden kefillerin sorumlu tutulamayacağını, DBS «yetki» belgesinin hukuki niteliğinin hesap numaraları hakkında bilgi veren bir yetkilendirme belgesi olduğunu, «kefalet sözleşmesi» olmadığını, DBS yetki belgesinde yazılı bir limit ve sürenin olmadığını, eski tarihli muhasebeleşmiş başka faturaların bulunmasının kefillikten dönmeye mani olmadığını, DBS bayilik sistemine dayalı bir elektronik tahsilat yöntemi olduğunu, bayilik ilişkisinin sonlanması ile DBS'nin de sonlanacağını, davalının müvekkillerine yolladığı «hesap kat» ihtarında borcun neden kaynaklandığının belirtilmediğini, müvekkillerinin «kat ihtarnamesinde» yazan bilgiler ve bildirimlerle borç altına sokulmaya çalışıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
A.Ş.'den aldığı malların bedellerinin ödenmesini, belirlenen limit dahilinde kesilen faturalar karşılığında DBS ile yaptığını, ....'nin «ortaklar kurulu» kararı ile 3 üncü şahsa devir kararı aldığını ve bu hususu «ihtarname» ile bankaya bildirdiğini, tedarikçi ana firma ile aralarındaki tüm yetkilendirme ve akdi ilişkinin feshedildiğini ihtaren bildirdiğini, ihtarnamede de belirtildiği gibi müvekkillerinin değişen şartlar nedeniyle «kefaletten» döndüklerini, buna rağmen bankanın ihtarname sonrası çok sayıda faturanın DBS sistemine girilmesi üzerine ana firmaya ödemede bulunduğunu, sistemden çıkarılma taleplerine rağmen bankanın işlem yapmasının haksız olduğunu, ana firma ile aradaki «hesap mutabakatsızlığını» da bildiği halde ödeme yapmasının müvekkilleri zararına olduğunu ileri sürerek «kredi sözleşmelerinin» «bedelsiz» kaldığının tespiti ile müvekkillerinin davalı tarafa 1.320.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine ve müvekkillerinin kefaletlerinin «geçersizliğinin» tespitine karar verilmesini talep etmiş; 02.02.2015 tarihli dilekçesinde, dava dilekçesinde dava değerini sehven 1.320.000,00 TL olarak belirttiklerini, oysa ki da …
… nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile dava dışı .... arasında düzenlenen Genel Kredi Sözleşmelerinin genel hükümlere göre düzenlenmiş, «ticari nitelikte» ve süresiz sözleşmeler olduğu, davacıların da sözleşmeyi «kefil» olarak imzaladığı, kefillerin geçerli bir «kefalet sözleşmesinin» kurulmasından sonra tek taraflı olarak kefaletlerini geri alamayacağı, «cari hesap ilişkisinden» doğan borç bakiyesinin sıfır olmasının da sonuca etkili olmadığı, davacıların kefaletinin geçerli olduğu, kaldı ki dava dışı Eczacıbaşı firması tarafından davaya konu kredi nedeniyle kesilen faturaların davacılar tarafından kefaletten döndüklerini belirtir «ihtarname» tarihinden önce düzenlenmiş olduğu ve bu faturaların tamamının da dava dışı .... «defterlerine» kayıtlı olduğu, dava dışı ....'ye kullandırılan kredi nedeniyle davacıların 1.014.152,13 TL borçlu olduklarının da mahkeme kararıyla tespit edildiği gerekçesiyle d …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kefaletten dönme · hesap mutabakatı · cari hesap ilişkisi · kefalet sözleşmesi · borçlu olunmadığının tespiti · mutabakat · ticari dava niteliği · cari hesap
Benzer bu kararda… nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile dava dışı .... arasında düzenlenen Genel Kredi Sözleşmelerinin genel hükümlere göre düzenlenmiş, «ticari nitelikte» ve süresiz sözleşmeler olduğu, davacıların da sözleşmeyi «kefil» olarak imzaladığı, kefillerin geçerli bir «kefalet sözleşmesinin» kurulmasından sonra tek taraflı olarak kefaletlerini geri alamayacağı, «cari hesap ilişkisinden» doğan borç bakiyesinin sıfır olmasının da sonuca etkili olmadığı, davacıların kefaletinin geçerli olduğu, kaldı ki dava dışı Eczacıbaşı firması tarafından davaya konu kredi nedeniyle kesilen faturaların davacılar tarafından kefaletten döndüklerini belirtir «ihtarname» tarihinden önce düzenlenmiş olduğu ve bu faturaların tamamının da dava dışı .... «defterlerine» kayıtlı olduğu, dava dışı ....'ye kullandırılan kredi nedeniyle davacıların 1.014.152,13 TL borçlu olduklarının da mahkeme kararıyla tespit edildiği gerekçesiyle d …
A.Ş.'den aldığı malların bedellerinin ödenmesini, belirlenen limit dahilinde kesilen faturalar karşılığında DBS ile yaptığını, ....'nin «ortaklar kurulu» kararı ile 3 üncü şahsa devir kararı aldığını ve bu hususu «ihtarname» ile bankaya bildirdiğini, tedarikçi ana firma ile aralarındaki tüm yetkilendirme ve akdi ilişkinin feshedildiğini ihtaren bildirdiğini, ihtarnamede de belirtildiği gibi müvekkillerinin değişen şartlar nedeniyle «kefaletten» döndüklerini, buna rağmen bankanın ihtarname sonrası çok sayıda faturanın DBS sistemine girilmesi üzerine ana firmaya ödemede bulunduğunu, sistemden çıkarılma taleplerine rağmen bankanın işlem yapmasının haksız olduğunu, ana firma ile aradaki «hesap mutabakatsızlığını» da bildiği halde ödeme yapmasının müvekkilleri zararına olduğunu ileri sürerek «kredi sözleşmelerinin» «bedelsiz» kaldığının tespiti ile müvekkillerinin davalı tarafa 1.320.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine ve müvekkillerinin kefaletlerinin «geçersizliğinin» tespitine karar verilmesini talep etmiş; 02.02.2015 tarihli dilekçesinde, dava dilekçesinde dava değerini sehven 1.320.000,00 TL olarak belirttiklerini, oysa ki da …
İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin «kefaletten» cayma beyanlarının geçerli olduğunu, «kefaletten dönme» iradesinden sonra kullandırılan borcun kefillere «rücu» edilmesinin iyi niyet kuralları ve kanunla bağdaşmadığını, ....'nin mali durumu bozulduğundan satış karar alındığını, banka nezdindeki nakdi ve gayri nakdi tüm borçların kapatılıp davalı bankaya «ihtarname» gönderilerek durumdan haberdar edildiğini, 1.000.000,00 TL tutarında 16 no.lu «fatura» diye isimlendirilen DBS girişi resmi fatura numarası olmadığını, 20.08.2014 vadeli 1.000.000,00 TL tutarında faturanın olmadığını, asıl borçlu açısından «geçersiz» işlemlerden kefillerin sorumlu tutulamayacağını, DBS «yetki» belgesinin hukuki niteliğinin hesap numaraları hakkında bilgi veren bir yetkilendirme belgesi olduğunu, «kefalet sözleşmesi» olmadığını, DBS yetki belgesinde yazılı bir limit ve sürenin olmadığını, eski tarihli muhasebeleşmiş başka faturaların bulunmasının kefillikten dönmeye mani olmadığını, DBS bayilik sistemine dayalı bir elektronik tahsilat yöntemi olduğunu, bayilik ilişkisinin sonlanması ile DBS'nin de sonlanacağını, davalının müvekkillerine yolladığı «hesap kat» ihtarında borcun neden kaynaklandığının belirtilmediğini, müvekkillerinin «kat ihtarnamesinde» yazan bilgiler ve bildirimlerle borç altına sokulmaya çalışıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar tarafından davalı bankaya 15.08.2014 tarihinde gönderilen «ihtarname» ile ....'ne olan «kefaletlerini» geri çektiklerini bildirdiği, dava dışı Eczacıbaşı tarafından düzenlenen faturaların DBS sistemine, davacıların kefaletlerini geri çektiklerine ilişkin ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihinden sonra 19.08.2014 tarihinde yüklendiği, davalı banka bu faturaların karşılığı olarak Eczacıbaşı firmasına 12.12.2014 tarihinde ödeme yaptığı, ödemesi yapılan faturaların kefalettin geri çekildiğinin bildirilmesinden önce düzenlendiği ve asıl borçlu ....'nin «ticari defterlerine» kaydedildiği, bu nedenle, davalı banka tarafından DBS sistemi ile ödenen borcun kefaletten dönülmesinden daha önceki tarihlerde doğduğunun kabul edilmesi gerektiği, davalı banka ile asıl borçlu arasındaki «kredi sözleşmesi» süresiz olarak düzenlendiğinden ve aralarında «cari hesap» şeklinde yürüyen borç ilişkisi sona ermediğinden, «kefalet sözleşmesinden doğan» sorumluluğun da devam ettiği, tek taraflı olarak kefaletlerin geri alınamayacağını, davacıların geçerli kefaletlerinin sonucuna katlanmaları ve sözleşmenin kendile …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4581 E. 2019/4377 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5017 E. 2017/3880 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari avans faizi · husumet yokluğu · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · cy/cy kaydı · avans faizi · karar verilmesine yer olmadığına · husumet
Benzer bu karardaA.Ş. adlı şirketteki bir kısım hisselerini satın aldığı, ancak şirket muhasebe kayıtlarında davacının söz konusu şirkete para ödediğine ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, taraflar arasında hukuki sonuç doğuracak biçimde sahih bir «ortaklık ilişkisinin» mevcut olmadığı, somut olayda para toplama amacının güdüldüğü, davalıların bu durumu bilip birlikte hareket ettikleri, davacının zararından davalı şirket ve şirket yöneticisinin de «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacıyla davalı ...A.Ş. arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, 47.913,75 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
A.Ş. hakkında açılan davanın «husumet yokluğundan» reddine dair verilen karar davacı tarafça temyiz edilmeksizin kesinlemiş olup mahkemece yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin davalı ... ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/8107 E. , 2012/14799 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
VEKİLİ Av. R.......
VEKİLİ Av. T...
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/04/2011 tarih ve 2010/103-2011/182 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka ile "Doğrudan Borçlandırma Sistemi" sözleşmesi akdettiğini, çek, senet gibi borçlandırma araçları yerine satılan mal karşılığı borç tahsilatının elektronik ortamda gerçekleştirildiğini, bankanın, firma ile yaptığı sözleşmeye istinaden mal alımından kaynaklanan ve firmaya borcu bulunan müşterilerini DBS hizmetinden yararlandırarak firmadan satın aldıkları mal bedellerine ilişkin fatura tutarlarını müşteri hesabından alarak firma hesabına yatırdıklarını, bu sözleşmeye istinaden davalı bankanın uygun gördüğü davacı şirketin müşterilerine müvekkili şirketten alacağı malların bedellerinin ödenmesi amacıyla kullanabilecekleri DBS kredi limiti tahsis edeceğini, davalı bankanın sözleşmenin 4.
maddesinde de belirtildiği gibi müşterilerinin önce mevduat hesaplarını tarayarak fatura tutarını tahsil edip bakiye yetersiz ise kredi limitinden fatura tutarını karşılayacağını, davalı bankanın müşterisine kullandırdığı kredi limitinde azalış, artış ya da iptal işlemi yapılması durumunda sözleşme gereğince müvekkili şirkete bildirmekle yükümlü olduğunu, davalı bankanın müşterilerinden olan Canpa Gıda Pazarlama Ltd. Şti.'nin kredi limitinde değişiklik yaptığını bildirmesi gerektiği halde bildirmediğini, müvekkilinin Canpa Gıda Pazarlama Ltd. Şti.'ye mal satışı yaptığını, bu satışlara ilişkin düzenlediği faturaların karşılığını ise davalı bankanın haksız olarak ödemediğini, davalı bankanın davacı ile yapmış olduğu DBS sözleşmesine aykırı davrandığını, kredi limitini iptal ettiği konusundaki bildirimi süresi içerisinde yapmadığını ve sonrasında da hiç bir gerekçe göstermeden ödemesi gereken faturalar bedeli 37.950,00 TL'nı ödemeyerek müvekkiline zarar verdiğini, müvekkilinin, müşterisinin kredi limitinin kapandığından habersiz mal satışı yaptığını ileri sürerek 37.950,00 TL alacağın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, DBS sözleşmesi gereği davacının talebinin yerinde olmadığını, dava dışı Canpa Gıda ve Pazarlama Ltd. Şti.'nin kredi hesabının kat edildiğini, kredi limitinin iptal edildiği tarihten sonra sisteme hiçbir şekilde fatura kabul etmediğini, sözleşme hükümlerine göre iptal tarihi itibariyle bankanın ödeme yükümlülüğünün sona erdiğini, bildirme yükümlülüğü olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
.../...
2011/8107
2012/14799
S.2
Mahkemece, davacı ile davalı arasında "Doğrudan Borçlandırma Sistemi" sözleşmesi imzalandığı, davalının, davacının müşterisi olan dava dışı Canpa Ltd.Şti.'ye sattığı mallar karşılığı olarak düzenlediği faturaların bedellerini Canpa Ltd. Şti.'nin hesabından, hesabın müsait olmaması halinde kredisinden ödemeyi üstlendiği, dava dışı mal alıcısı Canpa Ltd. Şti.'nin davalı bankadan kullandığı kredi ile ilgili olarak ödemelerini aksatması üzerine kredi hesabının 09.06.2009 tarihinde kat edildiği, bu tarih itibariyle DBS sistemine fatura girişinin yapılmasının mümkün olmadığı, davacı şirketin dava konusu yaptığı bir adet faturanın 09.06.2009 tarihli olduğu, diğer faturaların ise, müşterinin hesabının kat edildiği tarihten önce düzenlendiği, davacı şirketin faturaları düzenleme tarihinde DBS sistemine aktarması gerekirken aktarmadığı, davalı bankanın mal alıcısının hesabının katedildiğini davacıya bildirme yükümlülüğünün bulunmadığı, hesabın kat edilmesi ile DBS sistemine fatura girişinin mümkün olmadığı, dolayısıyla davalı bankayı dava konusu faturaların bedellerinden sorumlu tutmanın mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kanıtlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, taraflar arasındaki doğrudan borçlandırma sistemi sözleşmesi gereği, davacının mal sattığı üçüncü kişiler aleyhine düzenlenen fatura bedellerinin, davalı banka tarafından üçüncü kişilere ait mevduat hesaplarından veya üçüncü kişiler adına açılan kredi hesaplarından ödenmesi gerektiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 24.03.2008 tarihinde "Doğrudan Borçlandırma Sistemi Sözleşmesi" düzenlendiği, bu sözleşmenin 4.2 maddesine göre, bankanın, müşterilere tahsis edilen kredi limitlerinde artış, azalış veya iptal olması halinde, bu işlemi davacıya bildirmesi gerektiğinin belirtildiği;
6. 1. maddesinde, müşterinin kredi limitinin banka tarafından iptal edilmesi halinde veya bankanın krediyi re'sen katederek muaccel kılması durumunda iptalin gerçekleştiği tarihten önce bankaya gönderilmiş ve banka tarafından kabul edilerek sisteme yüklenmiş fatura bedellerinin banka tarafından kredi limiti dahilinde ödeneceğinin düzenlendiği;
6. 2. maddesinde ise, kredi limitinin iptali halinde sisteme hiçbir şekilde fatura kabul edilmeyeceğinin ve iptal tarihi itibariyle bankanın ödeme yükümlülüğünün sona ereceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.
Somut olayda davalı tarafından, dava dışı Canpa Gıda Paz. Ltd. Şti. adına açılan kredinin 09.06.2009 tarihinde katedilerek bu şirkete ihtarname gönderildiği, davacı tarafından Canpa Gıda Paz. Ltd. Şti. adına düzenlenen faturaların 09.05.2009 tarihi ile 09.06.2009 tarihleri arasında düzenlendiği belirlenmiştir. Her ne kadar davacı tarafından, Canpa Gıda Paz. Ltd. Şti. aleyhine düzenlenen ve hesap kat ihtarnamesinin düzenlendiği tarihten önceye ait fatura bedellerinin fatura tarihlerinde sisteme girildiği veya davalıya gönderildiği ispat edilememişse de, davalı bankanın da kabulünde olduğu üzere, davacıya sözleşme gereği Canpa Gıda Paz. Ltd. Şti.'nin kredi limitinin iptaline ilişkin bildirimde bulunulmadığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından Canpa Gıda Paz. Ltd. Şti. aleyhine düzenlenen 09.06.2009 tarihli faturanın davalı tarafından hesap kat ihtarnamesinin düzenlendiği, dolayısıyla dava dışı şirketin kredi limitinin iptal edildiği tarihe ait olduğu,
.../...
2011/8107
2012/14799
S.3
davacıya herhangi bir bildirim de yapılmadığı dikkate alındığında, 09.06.2009 tarihli faturadan dolayı davalının ödeme yükümlülüğünün bulunup bulunmadığının tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu konuda eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
09/10/2012 KH
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063210300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz