Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5378 E. 2023/5100 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aracılık çerçeve sözleşmesi↗ çerçeve sözleşme↗ delil değerlendirmesi↗ sermaye piyasası kanunu↗ mutabakat↗ gerçek zarar↗ temerrüt tarihi↗ hisse senedi↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ kâr dağıtımı↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 10.09.2015 tarih, 2009/500 E. ve 2015/1074 K. sayılı kararı ile taraflar arasında "Sermaye Piyasası Araçları Alım Satımına Aracılık Çerçeve Sözleşmesi" imzalandığı, sözleşmenin 17 nci maddesinde telefonla veya şifahi olarak verilen talimatların işleme konulacağının belirtildiği, davacı tarafından 17.08.2009 tarihinde telefon ile davalı aracı kuruma işlem yapılmaması hususunda talimat verildiği, ancak davalı aracı kurum tarafından davacının bu talimatına aykırı olarak işlem gerçekleştirildiği ve bu işlemler sonucunda davacının toplam 52.181,74 TL zararının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 52.181,74 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 24.01.2017 tarih, 2016/12103 E. ve 2017/452 K. sayılı kararı ile davanın, davacının talimatı dışında davalı aracı kurum tarafından yapılan işlemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, mahkemece davacının talimatlarına aykırı olarak işlem gerçekleştirildiği ve bu işlemler sonucunda davacının toplam 52.181,74 TL zararının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verildiği, mahkemece hükme esas alınan 25.03.2011 tarihli bilirkişi raporunda davacının imzası bulunan 22.05.2009 tarihli hesap ekstresi tarihi itibariyle davacıya ait hisse senedi portföy değerinin belirlendiği, hisse senedi portföy yapısının aynen korunması halinde dava tarihine kadar ulaşabileceği öngörülen değer hesaplanmak suretiyle bu miktar ile 22.05.2009 tarihli hisse senedi portföy değeri arasındaki farkın davacının zararı olarak hesaplandığı, bu hesaplama yöntemi doğru olmadığı, dosyada mevcut davalı kurum işlemleri hakkında düzenlenen SPK raporunda davacının talimatı olmaksızın yapılan işlemlerin belirlendiği, bu durumda, mahkemece dosyadaki mevcut deliller değerlendirilmek suretiyle mutabakat tarihi olan 22.05.2009 tarihi ile davacı portföyünün başka bir aracı kuruma devredildiği tarihe kadar davacının talimatı ve onayı olmadan yapılan işlemlerin belirlenip her bir işlem nedeniyle davacının zararının bulunup bulunmadığı tespit edilerek hesaplama yapılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gereğine işaret edilerek karar davalı yararına bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan 12.04.2022 tarihli bilirkişi raporuyla, taraflar arasında "Sermaye Piyasası Araçları Alım Satımına Aracılık Çerçeve Sözleşmesi"nin imzalandığı, bu sözleşme kapsamında hesap açıldığı, sözleşme ile tarafların Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat gereğince menkul kıymet olarak kabul edilen hisse senetleri, hazine bonoları, banka bonoları gibi sermaye piyasası yatırım araçlarının kıymetler borsasında ve borsa dışında alım satımının yapılması için davalının aracılık yapması hususunda mutabık kaldıkları, sözleşmenin 17 nci maddesinde "telefonla veya şifahi olarak verilen talimatların işleme konulacağının" belirtildiği, davacı tarafından 17.08.2009 tarihinde telefon ile davalı aracı kuruma "işlem yapılmaması" hususunda talimat verildiği, ancak davalı tarafından taraflar arasında mutabakat bulunan 22.05.2009 tarihi ile portföyün başka bir aracı kuruma devredildiği 02.09.2009 tarihi arasında davacının bilgi ve talimatı olmadan 6 adet işlem gerçekleştirildiği, bu işlemlerin 2 tanesinde davacının toplam 525,00 TL zarar ettiğinin tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 525,00 TL'nin 01.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişilerin, Yargıtay bozma kararını hatalı değerlendirerek portföyün devredildiği zamana kadar oluşan zararın bulunup bulunmadığı yönünde hesaplama yaptığını, oysa Yargıtay bozma kararında "mutabakat tarihi ile, portföyün başka kuruma devredildiği ana kadar gerçekleşen usulsüz işlemlerin tespiti" gerektiğinin bildirildiğini, mutabakat tarihi ile, portföyün başka kuruma devredildiği tarih aralığının öneminin, sadece bu iki tarih arasında gerçekleşen usulsüz işlemlerin tespiti bakımından olduğunu, davacının uğradığı zararın ise, söz konusu iki tarih ile sınırlı olmayıp, iki tarih arasında gerçekleşen eylemler nedeniyle uğranılan zarar olduğunu, zararın eylemden sonra da devam etmesi durumunda, bunun uğranılan gerçek zarar olarak değerlendirmeye alınması gerektiğini, bozma kararına göre, mutabakat tarihi ile, portföyün devrine kadar oluşacak usulsüz satışların belirlenmesi ve zararın bu eylemler baz alınarak hesaplanması gerektiğini, TTKOM hisselerinin iki tarih aralığında usulsüz olarak elden çıkartıldığını, usulsüz olarak elden çıkarılmamış olsaydı, müvekkilinin dağıtılan temettüye hak kazanacağını, hükme esas alınan raporda bilirkişilerin kar ve zararı hesaplarken, usulsüz emirle alınan hisseler nedeniyle davacının kar veya zarar edip etmediğini işlem bazında değerlendirdiklerini, bunun hatalı bir zarar hesaplama yaklaşımı olduğunu, bu satışlar olmasaydı, davacının dava tarihi itibari ile portföy değerinin ne olacağının hesaplanması gerektiğini, sadece usulsüz işlemler tespit edilerek, bu işlemler olmasaydı, portföy değeri ne olurdu, bunun hesabının yapılması gerektiğini, bilirkişiler Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) raporunun 12. sayfasına göre davacı tarafından hiç onay verilmediği belirtilen toplam 5 işlem için hesaplama yaptıklarını, "asgari emir unsurlarını taşımadığı" için esasında yok sayılan onlarca emri hiç gözetmediklerini, hükme esas alınan bilirkişi raporunu, bilirkişilerden ...'ın imzalamamış olduğunu, bu bilirkişinin imzası bulunmadan hazırlanan raporun usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının talimatı dışında davalı aracı kurum tarafından yapılan işlemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 55 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12103 E. 2017/452 K.
Ortak:delil değerlendirmesi · mutabakat · hisse senedi · avans faizi · temerrüt
İncelediğiniz kararda… ildiği, mahkemece hükme esas alınan 25.03.2011 tarihli bilirkişi raporunda davacının imzası bulunan 22.05.2009 tarihli hesap ekstresi tarihi itibariyle davacıya ait «hisse senedi» portföy değerinin belirlendiği, hisse senedi portföy yapısının aynen korunması halinde dava tarihine kadar ulaşabileceği öngörülen değer hesaplanmak suretiyle bu miktar ile 22.05.2009 tarihli hisse senedi portföy değeri arasındaki farkın davacının zararı olarak hesaplandığı, bu hesaplama yöntemi doğru olmadığı, dosyada mevcut davalı kurum işlemleri hakkında düzenlenen SPK raporunda davacının talimatı olmaksızın yapılan işlemlerin belirlendiği, bu durumda, mahkemece dosyadaki mevcut «deliller değerlendirilmek» suretiyle «mutabakat» tarihi olan 22.05.2009 tarihi ile davacı portföyünün başka bir aracı kuruma devredildiği tarihe kadar davacının talimatı ve onayı olmadan yapılan işlemlerin belirl …
… a aykırı olarak işlem gerçekleştirildiği ve bu işlemler sonucunda davacının toplam 52.181,74 TL zararının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 52.181,74 TL’nin «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
… i, davacı tarafından 17.08.2009 tarihinde telefon ile davalı aracı kuruma "işlem yapılmaması" hususunda talimat verildiği, ancak davalı tarafından taraflar arasında «mutabakat» bulunan 22.05.2009 tarihi ile portföyün başka bir aracı kuruma devredildiği 02.09.2009 tarihi arasında davacının bilgi ve talimatı olmadan 6 adet işlem gerçekleştirildiği, bu işlemlerin 2 tanesinde davacının toplam 525,00 TL zarar ettiğinin tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 525,00 TL'nin 01.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… a aykırı olarak işlem gerçekleştirildiği ve bu işlemler sonucunda davacının toplam 52.181,74.TL zararının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 52.181,74.TL’nin «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece dosyadaki mevcut «deliller değerlendirilmek» suretiyle «mutabakat» tarihi olan 22.05.2009 tarihi ile davacı portföyünün başka bir aracı kuruma devredildiği tarihe kadar davacının talimatı ve onayı olmadan yapılan işlemlerin belirl …
Mahkemece hükme esas alınan 25.03.2011 tarihli bilirkişi raporunda davacının imzası bulunan 22.05.2009 tarihli hesap ekstresi tarihi itibariyle davacıya ait «hisse senedi» portföy değeri belirlenmiş, hisse senedi portföy yapısının aynen korunması halinde dava tarihine kadar ulaşabileceği öngörülen değer hesaplanmak suretiyle bu miktar ile 22.05.2009 tarihli hisse senedi portföy değeri arasındaki fark davacının zararı olarak hesaplanmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2925 E. 2019/2635 K.
Ortak:avans faizi · temerrüt
İncelediğiniz kararda… a aykırı olarak işlem gerçekleştirildiği ve bu işlemler sonucunda davacının toplam 52.181,74 TL zararının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 52.181,74 TL’nin «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
… i, davacı tarafından 17.08.2009 tarihinde telefon ile davalı aracı kuruma "işlem yapılmaması" hususunda talimat verildiği, ancak davalı tarafından taraflar arasında «mutabakat» bulunan 22.05.2009 tarihi ile portföyün başka bir aracı kuruma devredildiği 02.09.2009 tarihi arasında davacının bilgi ve talimatı olmadan 6 adet işlem gerçekleştirildiği, bu işlemlerin 2 tanesinde davacının toplam 525,00 TL zarar ettiğinin tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 525,00 TL'nin 01.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulü ile 52.181,74.TL’nin «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12426 E. 2011/7188 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşteri portföyü · ticari işletme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının yaptığı işin devir ettiği işletmenin iştigal konusu ile aynı olmadığı, aynı olsa bile devredilen «ticari işletmenin» «müşteri portföyünü» etkileyecek nitelikte olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7542 E. 2014/16209 K.
Ortak:Tazminat
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarının ihlali · portföy tazminatı · haksız fesih · ipoteğin kaldırılması · iyiniyet kuralı · acentelik sözleşmesi · kişilik hakları · iyiniyet
Benzer bu kararda… mece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşme hükümlerine uygun olarak ve geçerli bir biçimde feshedilen «acentelik sözleşmesi» nedeniyle davacının «kişilik haklarının ihlale» uğradığından bahsedilemeyeceğinden manevi tazminat talebinin yasal koşullarının oluşmadığı ve yine davacının talep ettiği «portföy tazminatına» hak kazandığını ispat edemediği gerekçesiyle, maddi ve manevi tazminat talebine yönelik davanın reddine, davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmaması nedeniyle «teminat» «ipoteğinin kaldırılması» gerekmekte ise de, dava sırasında davalı sigorta şirketi tarafından ipoteğin kaldırılmış olduğu anlaşılmakla konusu kalmayan bu talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 19/2 maddesi uyarınca davalının herhangi bir sebep göstermeksizin «acentelik sözleşmesini» «fesih» hakkına sahip olması nedeniyle bu hakkı kullanmasının «haksız fesih» oluşturmayacağı kabul edilmiş ise de, sözleşme ile davalıya tanınan bu hakkın da yasaya ve «iyiniyet kurallarına» uygun bir şekilde kullanılması gerekmektedir.
Bu nedenle, sözleşmenin 19/2 maddesine göre davalının «fesih» «yetkisini» kullanmasının açıkça hak ihlali olup olmadığının, başka bir deyişle sözleşmedeki bu hükme dayalı olarak yapılan fesih bildirimi ve kullanılan fesih hakkının yasa ve «iyiniyet kurallarına» göre haklı sebeplere dayalı bir kullanım niteliğinde bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, sadece işbu sözleşme hükmüne dayalı olarak herhangi bir sebep …
1-Dava, davalı sigorta şirketi tarafından «acentelik sözleşmesinin» sebepsiz feshedildiği iddiasına dayalı olarak açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davacının tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5378 E. , 2023/5100 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/399 Esas, 2022/547 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında Sermaye Piyasası Alım Satımına Aracılık Çerçeve Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye istinaden daha sonra davalı aracı kurumun müvekkilinin talimatı olmadan hukuka aykırı olarak yapmış olduğu borsa ve sermaye işlemlerinden dolayı müvekkilinin maddi zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 30.09.2009 tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili, 01.04.2011 tarihli dilekçe ile talep sonucunu 52.181,74 TL'ye çıkarmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talimatlarına aykırı bir işlem yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 10.09.2015 tarih, 2009/500 E. ve 2015/1074 K. sayılı kararı ile taraflar arasında "Sermaye Piyasası Araçları Alım Satımına Aracılık Çerçeve Sözleşmesi" imzalandığı, sözleşmenin 17 nci maddesinde telefonla veya şifahi olarak verilen talimatların işleme konulacağının belirtildiği, davacı tarafından 17.08.2009 tarihinde telefon ile davalı aracı kuruma işlem yapılmaması hususunda talimat verildiği, ancak davalı aracı kurum tarafından davacının bu talimatına aykırı olarak işlem gerçekleştirildiği ve bu işlemler sonucunda davacının toplam 52.181,74 TL zararının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 52.181,74 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 24.01.2017 tarih, 2016/12103 E. ve 2017/452 K. sayılı kararı ile davanın, davacının talimatı dışında davalı aracı kurum tarafından yapılan işlemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, mahkemece davacının talimatlarına aykırı olarak işlem gerçekleştirildiği ve bu işlemler sonucunda davacının toplam 52.181,74 TL zararının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verildiği, mahkemece hükme esas alınan 25.03.2011 tarihli bilirkişi raporunda davacının imzası bulunan 22.05.2009 tarihli hesap ekstresi tarihi itibariyle davacıya ait hisse senedi portföy değerinin belirlendiği, hisse senedi portföy yapısının aynen korunması halinde dava tarihine kadar ulaşabileceği öngörülen değer hesaplanmak suretiyle bu miktar ile 22.05.2009 tarihli hisse senedi portföy değeri arasındaki farkın davacının zararı olarak hesaplandığı, bu hesaplama yöntemi doğru olmadığı, dosyada mevcut davalı kurum işlemleri hakkında düzenlenen SPK raporunda davacının talimatı olmaksızın yapılan işlemlerin belirlendiği, bu durumda, mahkemece dosyadaki mevcut deliller değerlendirilmek suretiyle mutabakat tarihi olan 22.05.2009 tarihi ile davacı portföyünün başka bir aracı kuruma devredildiği tarihe kadar davacının talimatı ve onayı olmadan yapılan işlemlerin belirlenip her bir işlem nedeniyle davacının zararının bulunup bulunmadığı tespit edilerek hesaplama yapılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gereğine işaret edilerek karar davalı yararına bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan 12.04.2022 tarihli bilirkişi raporuyla, taraflar arasında "Sermaye Piyasası Araçları Alım Satımına Aracılık Çerçeve Sözleşmesi"nin imzalandığı, bu sözleşme kapsamında hesap açıldığı, sözleşme ile tarafların Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat gereğince menkul kıymet olarak kabul edilen hisse senetleri, hazine bonoları, banka bonoları gibi sermaye piyasası yatırım araçlarının kıymetler borsasında ve borsa dışında alım satımının yapılması için davalının aracılık yapması hususunda mutabık kaldıkları, sözleşmenin 17 nci maddesinde "telefonla veya şifahi olarak verilen talimatların işleme konulacağının" belirtildiği, davacı tarafından 17.08.2009 tarihinde telefon ile davalı aracı kuruma "işlem yapılmaması" hususunda talimat verildiği, ancak davalı tarafından taraflar arasında mutabakat bulunan 22.05.2009 tarihi ile portföyün başka bir aracı kuruma devredildiği 02.09.2009 tarihi arasında davacının bilgi ve talimatı olmadan 6 adet işlem gerçekleştirildiği, bu işlemlerin 2 tanesinde davacının toplam 525,00 TL zarar ettiğinin tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 525,00 TL'nin 01.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişilerin, Yargıtay bozma kararını hatalı değerlendirerek portföyün devredildiği zamana kadar oluşan zararın bulunup bulunmadığı yönünde hesaplama yaptığını, oysa Yargıtay bozma kararında "mutabakat tarihi ile, portföyün başka kuruma devredildiği ana kadar gerçekleşen usulsüz işlemlerin tespiti" gerektiğinin bildirildiğini, mutabakat tarihi ile, portföyün başka kuruma devredildiği tarih aralığının öneminin, sadece bu iki tarih arasında gerçekleşen usulsüz işlemlerin tespiti bakımından olduğunu, davacının uğradığı zararın ise, söz konusu iki tarih ile sınırlı olmayıp, iki tarih arasında gerçekleşen eylemler nedeniyle uğranılan zarar olduğunu, zararın eylemden sonra da devam etmesi durumunda, bunun uğranılan gerçek zarar olarak değerlendirmeye alınması gerektiğini, bozma kararına göre, mutabakat tarihi ile, portföyün devrine kadar oluşacak usulsüz satışların belirlenmesi ve zararın bu eylemler baz alınarak hesaplanması gerektiğini, TTKOM hisselerinin iki tarih aralığında usulsüz olarak elden çıkartıldığını, usulsüz olarak elden çıkarılmamış olsaydı, müvekkilinin dağıtılan temettüye hak kazanacağını, hükme esas alınan raporda bilirkişilerin kar ve zararı hesaplarken, usulsüz emirle alınan hisseler nedeniyle davacının kar veya zarar edip etmediğini işlem bazında değerlendirdiklerini, bunun hatalı bir zarar hesaplama yaklaşımı olduğunu, bu satışlar olmasaydı, davacının dava tarihi itibari ile portföy değerinin ne olacağının hesaplanması gerektiğini, sadece usulsüz işlemler tespit edilerek, bu işlemler olmasaydı, portföy değeri ne olurdu, bunun hesabının yapılması gerektiğini, bilirkişiler Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) raporunun 12.
sayfasına göre davacı tarafından hiç onay verilmediği belirtilen toplam 5 işlem için hesaplama yaptıklarını, "asgari emir unsurlarını taşımadığı" için esasında yok sayılan onlarca emri hiç gözetmediklerini, hükme esas alınan bilirkişi raporunu, bilirkişilerden ...'ın imzalamamış olduğunu, bu bilirkişinin imzası bulunmadan hazırlanan raporun usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının talimatı dışında davalı aracı kurum tarafından yapılan işlemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 55 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
19.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954370800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz