6102TTK Türk Ticaret Kanunu

YİDK kararının iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1023 E. 2023/4018 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hakkın kötüye kullanılması ticaret unvanı uyuşmazlık konusu kaldırma ve yeniden hüküm yetki ayırt edicilik ilk derece kararının kaldırılması ilan dava sebebi fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi yükleten (shipper) dahili dava iltibas istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: HMK · SMK — SMK 6

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2018/460 E., 2019/531 K.

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı TPMK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2017/95218 sayılı "doğa sigorta" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun ilanına davalı Şirket tarafından "DOĞA" asıl unsurlu markalara dayalı olarak itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca, davalı Şirket adına tescilli 2010/28470 sayılı "DOĞA KOLEJİ+şekil" ibareli marka müvekkili başvurusu arasında iltibas tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle başvurunun reddine karar verildiğini, müvekkilinin bu karara yaptığı itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin kurulduğu 2013 yılından bu yana sigortacılık alanında hizmet verdiğini, aynı zamanda unvanı olan "Doğa Sigorta" ibaresini markasal olarak kullandığını, 2013/61678, 2013/61683 ve 2016/15360 sayılı marka tescillerinin bulunduğunu, müvekkilinin başvurusu ile redde mesnet gösterilen markanın birbirinden farklı olduklarını, markalar arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, müvekkilinin markasının sigortacılık hizmetlerinde redde mesnet markanın ise eğitim hizmetlerinde kullanıldığını, her iki hizmetin alıcısının da bilinçli tüketici olduğunu, dolayısıyla markaları karıştırmayacaklarını, müvekkilinin marka başvurusuna itiraz eden davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptaline, başvurunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; redde mesnet 2010/28470 sayılı markanın da bulunduğu toplam 95 markanın Doğa Şirketler Grubu Holding A.Ş’den müvekkili tarafından devralındığını, davalının devreden şirket ile aralarındaki idari/ekonomik bağlantı nedeniyle markanın müvekkiline devredildiğinden haberdar olmamasının mümkün olmadığını, bu nedenle hakkını kötüye kullanan tarafın davacı olduğunu, taraf markaları arasında iltibas yaratacak şekilde benzerlik bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca iltibasa sebebiyet verebileceği, bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için belirtilen şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise uyuşmazlık konusu markalar açısından davalı tarafından tanınmışlığa ilişkin deliller sunulmadığı gibi davacının başvurusunun, davalı markası açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceğinin, markanın itibarına zarar verebileceğinin ispatlanamadığı, davacının başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflara ait markaların benzer olmadıklarını, müvekkili başvurusuna yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, nitekim dosyada mevcut bilirkişi raporunda da bu hususun tespit edildiğini, markalar arası benzerlik değerlendirmesinde hedef tüketici kitlesinin dikkat ve bilinç düzeyinin dikkate alınmasının gerektiğini, somut olayda da markaların hitap ettikleri tüketicilerin yüksek seviyede bir algı ve ayırt etme gücüne sahip olduklarından ve markalarla sunulan hizmetler nitelikli hizmetler olduklarından markaların karıştırılmayacağını, müvekkilinin ticaret unvanının esas unsurunun "DOĞA SİGORTA" olması sebebi ile dava konusu başvurunun tescil edilmesinin gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarında ortak olarak yer alan "DOĞA" ibaresinin düşük seviyede ayırt ediciliğe sahip olduğu, başvuru konusu işaretin davalı şirketin redde mesnet markasında bulunan mesajı ifade etmediği gibi aksine davacı başvurusuna konu "doğa sigorta" ibaresinde tamamen davacı şirketin iştigal konusuna yollama yapıldığı, başvuru kapsamındaki 36. sınıf hizmetlerin hitap ettiği ortalama düzeydeki tüketici kesiminin dikkat ve özen düzeyi de gözetildiğinde, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, dava konusu başvurunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesi talep edilmiş ise de mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetki bulunmadığı ve tescil işleminin idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuç olduğu, bu talebin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, TPMK YİDK kararının iptaline, davacı vekilinin, marka başvurusunun tescil işlemlerinin devamına yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TPMK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; markanın bütününün dikkate alınması gerektiğini, genel izlenim benzer olduğunu, Kurum kararı yerinde olmasına rağmen davanın kabulüne karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası.

2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı TPMK vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • YİDK kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2468 E. 2020/605 K.

    Ortak: · YİDK kararının iptali

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

  • YİDK kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2468 E. 2020/605 K.

    Ortak: · YİDK kararının iptali

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

  • YİDK kararının iptali | Marka tescili

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6301 E. 2023/1009 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Haksız Rekabetin Tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3490 E. 2012/5906 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/1023 E.  ,  2023/4018 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/179 Esas, 2021/1185 Karar

HÜKÜM

Kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2018/460 E., 2019/531 K.

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı TPMK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2017/95218 sayılı "doğa sigorta" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun ilanına davalı Şirket tarafından "DOĞA" asıl unsurlu markalara dayalı olarak itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca, davalı Şirket adına tescilli 2010/28470 sayılı "DOĞA KOLEJİ+şekil" ibareli marka müvekkili başvurusu arasında iltibas tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle başvurunun reddine karar verildiğini, müvekkilinin bu karara yaptığı itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin kurulduğu 2013 yılından bu yana sigortacılık alanında hizmet verdiğini, aynı zamanda unvanı olan "Doğa Sigorta" ibaresini markasal olarak kullandığını, 2013/61678, 2013/61683 ve 2016/15360 sayılı marka tescillerinin bulunduğunu, müvekkilinin başvurusu ile redde mesnet gösterilen markanın birbirinden farklı olduklarını, markalar arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, müvekkilinin markasının sigortacılık hizmetlerinde redde mesnet markanın ise eğitim hizmetlerinde kullanıldığını, her iki hizmetin alıcısının da bilinçli tüketici olduğunu, dolayısıyla markaları karıştırmayacaklarını, müvekkilinin marka başvurusuna itiraz eden davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptaline, başvurunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; redde mesnet 2010/28470 sayılı markanın da bulunduğu toplam 95 markanın Doğa Şirketler Grubu Holding A.Ş’den müvekkili tarafından devralındığını, davalının devreden şirket ile aralarındaki idari/ekonomik bağlantı nedeniyle markanın müvekkiline devredildiğinden haberdar olmamasının mümkün olmadığını, bu nedenle hakkını kötüye kullanan tarafın davacı olduğunu, taraf markaları arasında iltibas yaratacak şekilde benzerlik bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca iltibasa sebebiyet verebileceği, bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için belirtilen şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise uyuşmazlık konusu markalar açısından davalı tarafından tanınmışlığa ilişkin deliller sunulmadığı gibi davacının başvurusunun, davalı markası açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceğinin, markanın itibarına zarar verebileceğinin ispatlanamadığı, davacının başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflara ait markaların benzer olmadıklarını, müvekkili başvurusuna yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, nitekim dosyada mevcut bilirkişi raporunda da bu hususun tespit edildiğini, markalar arası benzerlik değerlendirmesinde hedef tüketici kitlesinin dikkat ve bilinç düzeyinin dikkate alınmasının gerektiğini, somut olayda da markaların hitap ettikleri tüketicilerin yüksek seviyede bir algı ve ayırt etme gücüne sahip olduklarından ve markalarla sunulan hizmetler nitelikli hizmetler olduklarından markaların karıştırılmayacağını, müvekkilinin ticaret unvanının esas unsurunun "DOĞA SİGORTA" olması sebebi ile dava konusu başvurunun tescil edilmesinin gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarında ortak olarak yer alan "DOĞA" ibaresinin düşük seviyede ayırt ediciliğe sahip olduğu, başvuru konusu işaretin davalı şirketin redde mesnet markasında bulunan mesajı ifade etmediği gibi aksine davacı başvurusuna konu "doğa sigorta" ibaresinde tamamen davacı şirketin iştigal konusuna yollama yapıldığı, başvuru kapsamındaki 36. sınıf hizmetlerin hitap ettiği ortalama düzeydeki tüketici kesiminin dikkat ve özen düzeyi de gözetildiğinde, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, dava konusu başvurunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesi talep edilmiş ise de mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetki bulunmadığı ve tescil işleminin idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuç olduğu, bu talebin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, TPMK YİDK kararının iptaline, davacı vekilinin, marka başvurusunun tescil işlemlerinin devamına yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TPMK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; markanın bütününün dikkate alınması gerektiğini, genel izlenim benzer olduğunu, Kurum kararı yerinde olmasına rağmen davanın kabulüne karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası.

2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı TPMK vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954370300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.