YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/2468 E. 2020/605 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayırt edicilik↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı yana ait 2010/28470 ve 2013/11679 sayılı “DOĞA” esas unsurunu içerir markalar ile davacı yana ait dava konusu 2013/53146 sayılı “DOĞATARIM” ibareli markanın yayına çıkan emtia yönünden aynı veya benzer oldukları, işaretler arasında da görsel, fonetik ve anlamsal olarak yüksek düzeyde benzerliklerin mevcut olduğu, her ne kadar 01. ve 31. sınıf ile 05. sınıf malların hitap ettikleri tüketici kitleleri farklı algı ve bilinç düzeyine sahip tüketiciler iseler de işaretler arasındaki benzerliğin her iki tüketici kitlesi nezdinde de iltibas ihtimalini doğuracağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
...Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tescil başvurusunun reddi kararına yapılan itirazı reddi ile ilgili YİDK kararının iptali talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı şirketin markalarında yer alan “DOĞA” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük seviyede olduğu, davacının başvuru işaretinin davalı şirketin markalarında bulunan mesajlardan hiçbirini ifade etmediği, aksine davacı başvurusuna konu "DOGA TARIM" ibaresinde, tamamen şirketin iştigal konusuna yollama yapıldığı, davalı markalarıyla işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı, davalı şirketin “DOĞA” ibaresini içeren markasının tanınmış olmadığı, aksine “DOĞA KOLEJİ” ibareli markasının belli seviyede eğitim ve öğretim hizmetleri bakımından ilgili sektörde belli bir bilinilirliğinin bulunduğu, ancak somut olayda başvuru markasının tescil kapsamı itibariyle KHK'nın 8/4. maddesindeki risklerin doğmayacak olması nedeniyle davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
YİDK kararının iptali 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2468 E. 2020/605 K.
Ortak:ayırt edicilik · iltibas · YİDK kararının iptali
İncelediğiniz kararda… hitap ettikleri tüketici kitleleri farklı algı ve bilinç düzeyine sahip tüketiciler iseler de işaretler arasındaki benzerliğin her iki tüketici kitlesi nezdinde de «iltibas» ihtimalini doğuracağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalı şirketin markalarında yer alan “DOĞA” ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük seviyede olduğu, davacının başvuru işaretinin davalı şirketin markalarında bulunan mesajlardan hiçbirini ifade etmediği, aksine davacı başvurusuna konu "DOGA …
Benzer bu kararda… hitap ettikleri tüketici kitleleri farklı algı ve bilinç düzeyine sahip tüketiciler iseler de işaretler arasındaki benzerliğin her iki tüketici kitlesi nezdinde de «iltibas» ihtimalini doğuracağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalı şirketin markalarında yer alan “DOĞA” ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük seviyede olduğu, davacının başvuru işaretinin davalı şirketin markalarında bulunan mesajlardan hiçbirini ifade etmediği, aksine davacı başvurusuna konu "DOGA …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1023 E. 2023/4018 K.
Ortak:ayırt edicilik · iltibas · YİDK kararının iptali
İncelediğiniz kararda… hitap ettikleri tüketici kitleleri farklı algı ve bilinç düzeyine sahip tüketiciler iseler de işaretler arasındaki benzerliğin her iki tüketici kitlesi nezdinde de «iltibas» ihtimalini doğuracağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalı şirketin markalarında yer alan “DOĞA” ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük seviyede olduğu, davacının başvuru işaretinin davalı şirketin markalarında bulunan mesajlardan hiçbirini ifade etmediği, aksine davacı başvurusuna konu "DOGA …
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarında ortak olarak yer alan "DOĞA" ibaresinin düşük seviyede «ayırt ediciliğe» sahip olduğu, başvuru konusu işaretin davalı şirketin redde mesnet markasında bulunan mesajı ifade etmediği gibi aksine davacı başvurusuna konu "doğa sigorta" ibaresinde tamamen davacı şirketin iştigal konusuna yollama yapıldığı, başvuru kapsamındaki 36. sınıf hizmetlerin hitap ettiği ortalama düzeydeki tüketici kesiminin dikkat ve özen düzeyi de gözetildiğinde, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, dava konusu başvurunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesi talep edilmiş ise de mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir «yetki» bulunmadığı ve tescil işleminin idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuç olduğu, bu talebin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, TPMK YİDK kararının iptaline, davacı vekilinin, marka başvurusunun tescil işlemlerinin devamına yönelik talebini …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2017/95218 sayılı "doğa sigorta" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun «ilanına» davalı Şirket tarafından "DOĞA" asıl unsurlu markalara dayalı olarak itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca, davalı Şirket adına tescilli 2010/28470 sayılı "DOĞA KOLEJİ+şekil" ibareli marka müvekkili başvurusu arasında «iltibas» tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle başvurunun reddine karar verildiğini, müvekkilinin bu karara yaptığı itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin kurulduğu 2013 yılından bu yana sigortacılık alanında hizmet verdiğini, aynı zamanda unvanı olan "Doğa Sigorta" ibaresini markasal olarak kullandığını, 2013/61678, 2013/61683 ve 2016/15360 sayılı marka tescillerinin bulunduğunu, müvekkilinin başvurusu ile redde mesnet gösterilen markanın birbirinden farklı olduklarını, markalar arasında ilişkilendirme ihtimali de «dahil» karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, müvekkilinin markasının sigortacılık hizmetlerinde redde mesnet markanın ise eğitim hizmetlerinde kullanıldığını, her iki …
CEVAP 1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hakkın kötüye kullanılması · ticaret unvanı · uyuşmazlık konusu · kaldırma ve yeniden hüküm · yetki · ilan · dava sebebi · dahili dava
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2017/95218 sayılı "doğa sigorta" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun «ilanına» davalı Şirket tarafından "DOĞA" asıl unsurlu markalara dayalı olarak itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca, davalı Şirket adına tescilli 2010/28470 sayılı "DOĞA KOLEJİ+şekil" ibareli marka müvekkili başvurusu arasında «iltibas» tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle başvurunun reddine karar verildiğini, müvekkilinin bu karara yaptığı itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin kurulduğu 2013 yılından bu yana sigortacılık alanında hizmet verdiğini, aynı zamanda unvanı olan "Doğa Sigorta" ibaresini markasal olarak kullandığını, 2013/61678, 2013/61683 ve 2016/15360 sayılı marka tescillerinin bulunduğunu, müvekkilinin başvurusu ile redde mesnet gösterilen markanın birbirinden farklı olduklarını, markalar arasında ilişkilendirme ihtimali de «dahil» karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, müvekkilinin markasının sigortacılık hizmetlerinde redde mesnet markanın ise eğitim hizmetlerinde kullanıldığını, her iki …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflara ait markaların benzer olmadıklarını, müvekkili başvurusuna yeterli «ayırt ediciliğin» sağlandığını, nitekim dosyada mevcut bilirkişi raporunda da bu hususun tespit edildiğini, markalar arası benzerlik değerlendirmesinde hedef tüketici kitlesinin dikkat ve bilinç düzeyinin dikkate alınmasının gerektiğini, somut olayda da markaların hitap ettikleri tüketicilerin yüksek seviyede bir algı ve ayırt etme gücüne sahip olduklarından ve markalarla sunulan hizmetler nitelikli hizmetler olduklarından markaların karıştırılmayacağını, müvekkilinin «ticaret unvanının» esas unsurunun "DOĞA SİGORTA" olması «sebebi» ile dava konusu başvurunun tescil edilmesinin gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiş …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarında ortak olarak yer alan "DOĞA" ibaresinin düşük seviyede «ayırt ediciliğe» sahip olduğu, başvuru konusu işaretin davalı şirketin redde mesnet markasında bulunan mesajı ifade etmediği gibi aksine davacı başvurusuna konu "doğa sigorta" ibaresinde tamamen davacı şirketin iştigal konusuna yollama yapıldığı, başvuru kapsamındaki 36. sınıf hizmetlerin hitap ettiği ortalama düzeydeki tüketici kesiminin dikkat ve özen düzeyi de gözetildiğinde, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, dava konusu başvurunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesi talep edilmiş ise de mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir «yetki» bulunmadığı ve tescil işleminin idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuç olduğu, bu talebin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, TPMK YİDK kararının iptaline, davacı vekilinin, marka başvurusunun tescil işlemlerinin devamına yönelik talebini …
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3490 E. 2012/5906 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
YİDK kararının iptali | Marka tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6301 E. 2023/1009 K.
Ortak:ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… hitap ettikleri tüketici kitleleri farklı algı ve bilinç düzeyine sahip tüketiciler iseler de işaretler arasındaki benzerliğin her iki tüketici kitlesi nezdinde de «iltibas» ihtimalini doğuracağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalı şirketin markalarında yer alan “DOĞA” ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük seviyede olduğu, davacının başvuru işaretinin davalı şirketin markalarında bulunan mesajlardan hiçbirini ifade etmediği, aksine davacı başvurusuna konu "DOGA …
Benzer bu karardaHukuk Dairesinin 21.01.2020 tarih, 2019/2468 E. ve 2020/605 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere düşük seviyede «ayırt ediciliğe» sahip olduğu, başvuru konusu işaretin, davalı şirketin redde mesnet markasında bulunan mesajı ifade etmediği gibi aksine davacı başvurusuna konu "DOGA SİGORTA" ibaresinde, tamamen davacı şirketin iştigal konusuna yollama yapıldığı, davalı şirket markasıyla işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da dava konusu başvuruda yer almadığı, başvuru kapsamındaki 36. sınıf hizmetlerin hitap ettiği ortalama düzeydeki tüketici kesiminin dikkat ve özen düzeyi de gözetildiğinde, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «ortalama tüketiciler» nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davacı vekilinin, marka başvurusunun tescil işlemlerinin devamına yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.
… MESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca «iltibasa» sebebiyet verebileceği, bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, «uyuşmazlık konusu» markalar açısından davalı tarafından tanınmışlığa ilişkin deliller sunulmadığı gibi davacının başvurusunun, davalı markası açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle h …
… Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında benzer olmadıklarını, aksi yöndeki mahkeme değerlendirmesinin hatalı olduğunu, müvekkiliin başvurusuna yeterli «ayırt ediciliğin» sağlandığını, dosyada mevcut bilirkişi raporunda da bu hususun tespit edildiğini, markalar arası benzerlik değerlendirmesinde hedef tüketici kitlesinin dikkat ve bilinç düzeyinin dikkate alınmasının gerektiğini, somut olayda da markaların hitap ettikleri tüketiciler yüksek seviyede algı ve ayırt etme gücüne sahip olduklarından ve markalarla sunulan hizmetler nitelikli hizmetler olduğundan markaların karıştırılmayacağını, müvekkilinin «ticaret unvanının» esas unsurunun "DOĞA SİGORTA" olması «sebebi» ile 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası uyarınca dava konusu başvurunun tescil edilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · uyuşmazlık konusu · kaldırma ve yeniden hüküm · ortalama tüketici · dava sebebi · dahili dava
Benzer bu kararda… Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında benzer olmadıklarını, aksi yöndeki mahkeme değerlendirmesinin hatalı olduğunu, müvekkiliin başvurusuna yeterli «ayırt ediciliğin» sağlandığını, dosyada mevcut bilirkişi raporunda da bu hususun tespit edildiğini, markalar arası benzerlik değerlendirmesinde hedef tüketici kitlesinin dikkat ve bilinç düzeyinin dikkate alınmasının gerektiğini, somut olayda da markaların hitap ettikleri tüketiciler yüksek seviyede algı ve ayırt etme gücüne sahip olduklarından ve markalarla sunulan hizmetler nitelikli hizmetler olduğundan markaların karıştırılmayacağını, müvekkilinin «ticaret unvanının» esas unsurunun "DOĞA SİGORTA" olması «sebebi» ile 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası uyarınca dava konusu başvurunun tescil edilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının …
Hukuk Dairesinin 21.01.2020 tarih, 2019/2468 E. ve 2020/605 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere düşük seviyede «ayırt ediciliğe» sahip olduğu, başvuru konusu işaretin, davalı şirketin redde mesnet markasında bulunan mesajı ifade etmediği gibi aksine davacı başvurusuna konu "DOGA SİGORTA" ibaresinde, tamamen davacı şirketin iştigal konusuna yollama yapıldığı, davalı şirket markasıyla işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da dava konusu başvuruda yer almadığı, başvuru kapsamındaki 36. sınıf hizmetlerin hitap ettiği ortalama düzeydeki tüketici kesiminin dikkat ve özen düzeyi de gözetildiğinde, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «ortalama tüketiciler» nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davacı vekilinin, marka başvurusunun tescil işlemlerinin devamına yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.
… MESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca «iltibasa» sebebiyet verebileceği, bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, «uyuşmazlık konusu» markalar açısından davalı tarafından tanınmışlığa ilişkin deliller sunulmadığı gibi davacının başvurusunun, davalı markası açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle h …
… in hemen hemen birbirinin aynısı olup, genel görünümleri ve bir bütün olarak bakıldığında markaların, görsel, işitsel ve kavramsal açıdan ilişkilendirme ihtimali de «dahil» olmak üzere karıştırılma ihtimaline neden olacak şekilde benzerliğe sahip olduğu, gerek başvuru markasında, gerekse redde mesnet markalarda asıl unsurun "doğa" ibaresi olduğu, başvuru markasında «ayırt ediciliğe» katkı sağlayabilecek derecede farklı/güçlü unsurların mevcut olmadığı, ibarelerin benzerliği ile birlikte, başvuru markasının kapsamındaki hizmetlerin redde mesnet …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/2468 E. , 2020/605 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada ...1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/11/2016 tarih ve 2015/85 E.- 2016/269 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair ...Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 07/03/2019 tarih ve 2018/867 E.- 2019/246 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “DOĞATARIM+ŞEKİL” ibareli markanın 01, 05 ve 31. sınıflardaki mal/hizmetlerde adına tescili için 2013/53146 sayı ile davalı Kurum nezdinde başvuruda bulunduğunu, davalı şirketin başvurularına itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından markalar arasında iltibas oluşmamasına markaların aynı sınıf ve emtiaları ihtiva etmemesine rağmen davalı şirket itirazının kabul edilerek tescil başvurusunun reddine karar verildiğini, bu karara karşı yapılan itirazın ise YİDK’in 11/11/2014 tarih 2014-M-15318 sayılı kararı ile reddedildiğini, müvekkilinin 24/10/1994 tarihinden itibaren ticari faaliyetini “DOĞA TARIM” ticaret unvanı ile aralıksız sürdürdüğünü, bu tarihten itibaren hem ticaret unvanı hem de marka olarak kullanılan “DOĞA TARIM” ibaresi üzerinde müvekkilinin önceye dayalı üstün hakkı, eskiye dayalı kullanım hakkı bulunduğunu, bu ibarenin tarım sektöründe bilinen, tanınan ve güvenilir bir marka haline geldiğini, “www.dogatarim.com” alan adının da müvekkiline ait olup aralıksız kullanıldığını, şirketin tescil tarihinin 10/10/1994 ve “DOĞA TARIM” ibaresi ile oda kayıt tarihinin ise 11/10/1994 tarihleri olduğunu, bu unvan ile ithalat ve ihracat yapıldığını, T.C.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan alınan tüm tescil belgelerinin de “DOĞA TARIM” ibaresini ihtiva edecek şekilde alındığını, redde mesnet yapılan 2010/28470 sayılı “DOĞA KOLEJİ BİR DOĞA NESLİ YETİŞİYOR BAŞARI=DOĞA+ŞEKİL” ve 2013/11679 sayılı “DOĞA HOSPİTAL” markaları ile ortak emtialar bulunmadığı gibi ortalama düzeyde tüketici kitlesi tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, görsel işitsel ve tertip düzeni açısından birbirinden farklı olduğunu, müvekkilin markasının eğitim sektörüne hitap etmediğini, mal ve hizmetlerin birbiri ile ilişkilendirilemeyeceğini, davalıların müvekkilinin kullanımlarına uzun süredir sessiz kalmaları sebebiyle itirazlarının kötü niyetli olduğunu, davalı Kurum kayıtlarında “DOĞA” ibaresini taşıyan bir çok kayıt bulunduğunu, markalar arasında seri marka algısı bulunmadığını, müvekkilinin “DOĞA TARIM” ibaresi üzerinde kazanılmış hakkının olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 11/11/2014 tarih 2014-M-15318 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili, davacının markasında yer alan bir kısım emtiaların aynı veya aynı tür olanlarının redde mesnet markaların mal/hizmet listesinde yer aldığını, başvuru markası ve redde mesnet markaların oluşturuluş şekli, renk kombinasyonları, yazı boyutları ve grafik özellikleri incelendiğinde markaların esas unsurunun “DOĞA” ibaresi olduğunu, bu itibarla markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal algı bakımından ayniyet ve/veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, başvuru konusu işaret üzerinde başvuru tarihinden önce elde edilmiş herhangi bir hak bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacının ticaret unvanının daha önceki tarihte tesciline dayalı olarak öncelikli kullanımının olduğu iddiasına itibar edilemeyeceğini, bu tür bir tescilin marka niteliğinde olduğunun kabul edilemeyeceğini, marka ve ticaret unvanının farklı müesseseler olduğunu, davacının dosyaya sunduğu kayıtların davacının “DOĞATARIM” ibaresini marka olarak kullandığını göstermeyeceğini, müvekkilinin markaları ile davacı markasının orta seviyede tüketici nezdinde iltibas teşkil ettiğini, müvekkili adına tescil edilen her markanın tescil edildiği sınıfta kesintisiz şekilde kullanıldığını, davacının markasının tescili halinde ortala tüketici kitlesinin marka kapsamındaki ürünlerin ve marka sahibi davacının müvekkili şirket ile bağlantılı olduğunu düşüneceğini, ayrıca davacının müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız yararlanması durumu söz konusu olabileceğini, müvekkilinin tescilli markalarının tescilde öncelik prensibi gereği davacının haksız marka başvurusuna karşı korunması gerektiğini, davacının aslen sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğradığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı yana ait 2010/28470 ve 2013/11679 sayılı “DOĞA” esas unsurunu içerir markalar ile davacı yana ait dava konusu 2013/53146 sayılı “DOĞATARIM” ibareli markanın yayına çıkan emtia yönünden aynı veya benzer oldukları, işaretler arasında da görsel, fonetik ve anlamsal olarak yüksek düzeyde benzerliklerin mevcut olduğu, her ne kadar 01. ve 31. sınıf ile 05. sınıf malların hitap ettikleri tüketici kitleleri farklı algı ve bilinç düzeyine sahip tüketiciler iseler de işaretler arasındaki benzerliğin her iki tüketici kitlesi nezdinde de iltibas ihtimalini doğuracağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
...Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tescil başvurusunun reddi kararına yapılan itirazı reddi ile ilgili YİDK kararının iptali talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı şirketin markalarında yer alan “DOĞA” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük seviyede olduğu, davacının başvuru işaretinin davalı şirketin markalarında bulunan mesajlardan hiçbirini ifade etmediği, aksine davacı başvurusuna konu "DOGA TARIM" ibaresinde, tamamen şirketin iştigal konusuna yollama yapıldığı, davalı markalarıyla işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı, davalı şirketin “DOĞA” ibaresini içeren markasının tanınmış olmadığı, aksine “DOĞA KOLEJİ” ibareli markasının belli seviyede eğitim ve öğretim hizmetleri bakımından ilgili sektörde belli bir bilinilirliğinin bulunduğu, ancak somut olayda başvuru markasının tescil kapsamı itibariyle KHK'nın 8/4.
maddesindeki risklerin doğmayacak olması nedeniyle davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587167700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz