Genel kurul kararının iptali | Kararın kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1449 E. 2023/3801 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kayyumu↗ temsil kayyımı↗ yönetim kayyımı↗ yoklukla malul karar↗ istinaf başvurusunun reddi↗ icazet↗ sorumluluk davası↗ yokluk↗ kayyım↗ aktif dava ehliyeti↗ genel kurul kararının iptali↗ ara karar↗ dürüstlük kuralı↗ taraf ehliyeti↗ usulden reddi↗ yetki↗ yönetim kurulu kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2013/49 E., 2021/991 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 13.06.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Avukat ...... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/703 E. sayılı davanın 16.08.2007 tarihli celsesinde, ... ve ...'ın davalı şirkette mevcut olan ve bu dava ile birleşen davalara konu olan ortaklık payları üzerinde şirket ortaklarına ait hak ve yetkileri kullanmak ve bu davanın sonuçlanmasına kadar geçerli olmak üzere kayyım olarak atandığını, davalı şirketin 2008 yılı genel kurul toplantısının 01.04.2009 tarihinde yapıldığını ve genel kurulda Bilal ve ... hisselerinin kendisi tarafından temsil edildiğini, kararlara muhalefet ettiği ve tutanağa yazdırdığını, alınan kararların yasa ve ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu belirterek davalı şirketin 01.04.2009 tarihli genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine veya iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kanun hükümlerine uygun olarak oluşturulan genel kurul kararlarına yönelik işbu davanın haksız, mesnetsiz olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın, davacılar ... ve ... adına, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/703 E. sayılı dosyasında, bu dosyaya özgü ve sınırlı kayyum olarak atanan ... tarafından açıldığı, davayı açan kayyumun, genel mahiyette bir yönetim kayyumu olmayıp, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/703 E. sayılı dosya ile sınırlı temsil kayyumu olduğu, görevi Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/703 E. sayılı dosyası ile mahdut olup, eldeki dava tarihi itibariyle bu dava için ayrıca verilmiş bir kayyum kararı bulunmadığı, mahkemece 02.11.2017 tarihinde kayyuma, şirket yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılması ve açılan davalara izin verilmesinin, eldeki dava yönünden geçerli bir kayyum tayini ve izin niteliğinde olmadığı, kayyum ...’ın eldeki dava için usulüne uygun alınmış bir kayyum tayini kararı ve izni olmadan dava açması mümkün bulunmadığı, aktif dava ehliyetinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin (d) bendi gereğince dava şartlarından olup, aynı Kanun'un 115 inci maddesi gereğince yargılamanın her aşamasında ve resen nazara alınması gerektiği, bu nedenle kayyum ...’ın davacıları temsilen dava açmasının mümkün olmadığı, bu hususun aktif dava ehliyetine ilişkin eksiklik teşkil ettiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kayyum ... için verilen, Kadıköy Asliye 2. Ticaret Mahkemesinin 2005/703 E. sayılı dosyasından oybirliği ile verilen 02.11.2017 tarihli ara karar ile; "... ve ...'ın davalı Geta A.Ş.'de mevcut olan işbu dava ve birleşen davalara konu olan ortaklık payları üzerinde şirket ortaklarına ait hak ve yetkileri kullanmak ve bu davanın sonuçlanmasına kadar geçerli olmak üzere kayyum olarak atanan ...ın Türk Medeni Kanunu'nun 460 ıncı maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince kayyuma şirketin yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açması için izin ve yetki verilmesine, açılmış olan davalara da icazet verilmesine, kararın taraflara tebliğine", denildiği, bu ara karar ile, müvekkili kayyum ...'ın, sadece Kadıköy Asliye 2. Ticaret Mahkemesinin 2005/703 E. sayılı dosya yönünden geçerli, o davaya özgü ve o dava ile sınırlı temsil kayyumu olmayıp, kendisine şirketin yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açması ve açılmış olan davalar için de izin ve yetki verilmiş olması karşısında, bu yetkinin huzurdaki dava yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekirken, davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan bahisle reddedilmesi, mahkeme yetkilendirme kararına, içtihatlara ve yasalara kesin aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın genel kurul kararının yoklukla malul olduğunun tespiti veya iptali istemine ilişkin olduğu, davacılara ait payları temsilen davayı açan kayyum genel mahiyette bir yönetim kayyımı olmadığı gibi sadece atandığı dosyada görülen davaya özgü ve o davayla sınırlı temsil kayyımı olduğu gözetildiğinde; ilk derece mahkemesince verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kurul kararının yoklukla malul olduğunun tespiti veya iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5332 E. 2021/5395 K.
Ortak:yönetim kayyumu · temsil kayyımı · yönetim kayyımı · sorumluluk davası · kayyım · taraf ehliyeti · yönetim kurulu kararı · temsil
İncelediğiniz kararda… lı dosyası ile mahdut olup, eldeki dava tarihi itibariyle bu dava için ayrıca verilmiş bir kayyum kararı bulunmadığı, mahkemece 02.11.2017 tarihinde kayyuma, şirket «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açılması ve açılan davalara izin verilmesinin, eldeki dava yönünden geçerli bir kayyum tayini ve izin niteliğinde olmadığı, kayyum ...’ın eldeki dava için usulüne uygun alınmış bir kayyum tayini kararı ve izni olmadan dava açması mümkün bulunmadığı, aktif dava «ehliyetinin» 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin (d) bendi gereğince dava şartlarından olup, aynı Kanun'un 115 inci maddesi gereğince yargılamanın her aşamasında ve resen nazara alınması gerektiği, bu nedenle kayyum ...’ın davacıları «temsilen» dava açmasının mümkün olmadığı, bu hususun aktif dava ehliyetine ilişkin eksiklik teşkil ettiği gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Ticaret Mahkemesinin 2005/703 E. sayılı dosya yönünden geçerli, o davaya özgü ve o dava ile sınırlı «temsil» kayyumu olmayıp, kendisine şirketin «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açması ve açılmış olan davalar için de izin ve «yetki» verilmiş olması karşısında, bu yetkinin huzurdaki dava yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekirken, davanın aktif dava «ehliyeti» yokluğundan bahisle reddedilmesi, mahkeme yetkilendirme kararına, içtihatlara ve yasalara «kesin» aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın genel kurul kararının «yoklukla malul» olduğunun tespiti veya iptali istemine ilişkin olduğu, davacılara ait payları «temsilen» davayı açan kayyum genel mahiyette bir «yönetim kayyımı» olmadığı gibi sadece atandığı dosyada görülen davaya özgü ve o davayla sınırlı «temsil kayyımı» olduğu gözetildiğinde; ilk derece mahkemesince verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin yerinde bulunmayan «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaKeza, Dairemizin 26.06.2019 tarih 2018/1434 E 2019/4908 K sayılı ilamında da belirtildiği gibi, paydaş davacıların dava dışı Geta A.Ş. aleyhine açtıkları «yönetim kurulu» kararı ve karara bağlı gönderilen «ihtarnamenin» «hükümsüzlüğünün tespiti» davasında da anılan dosya kapsamında atanan «kayyımın», genel mahiyette bir «yönetim kayyımı» olmayıp o davaya özgü ve o davayla sınırlı «temsil kayyımı» olduğu gözetilmeksizin işin esasına girilmesi doğru görülmemiş, bozma «sebebi» yapılmıştır.
… 07 karar sayılı ilamı ile dava dışı Geta Genel Tasarım Mimarlık İnşaat ve Sanayi A.Ş'nin 174.450,00 TL zarara uğradığının belirlendiği, usulsüz kayıtlar neticesinde «şirketin zarara» uğratılmasının «yönetim kurulu» üyelerinin şahsi ve «müteselsilen sorumluluğunu» gerektirdiği, bu durumda şirket pay sahiplerinin zarara sebep verenlere karşı tazminatın şirkete ödenmesi kaydıyla «şahsi sorumluluk davası» açma hakkına sahip olduğu, davalı ...'ın usulsüz kayıtların gerçekleştiği 2005 yılında dava dışı şirketin yönetim kurulu başkanı olduğu, diğer yönetim kurulu üyele …
1-Dava, davacıların paydaşı oldukları dava dışı Geta A.Ş’nin «yönetim kurulu» başkanı ve çoğunluk pay sahibi olan davalı ...’ın iş ve eylemleri ile dava dışı «şirkete zarar» vererek davalı şirketler lehine kazanç aktardığı iddiasıyla dava dışı Geta A.Ş’nin zararının davalı ... ile davalı şirketlerden tahsili ile dava dışı Geta A.Ş’ne ödetilmesi, davalıların eylemlerinin önlenmesi, davalı ...’ın görev ve yetkilerinin kaldırılarak dava dışı şirkete «kayyım atanması» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hükümsüzlüğün tespiti · kayyım atanması · şahsi sorumluluk · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · ihtarname · dava sebebi · avans faizi
Benzer bu kararda… 07 karar sayılı ilamı ile dava dışı Geta Genel Tasarım Mimarlık İnşaat ve Sanayi A.Ş'nin 174.450,00 TL zarara uğradığının belirlendiği, usulsüz kayıtlar neticesinde «şirketin zarara» uğratılmasının «yönetim kurulu» üyelerinin şahsi ve «müteselsilen sorumluluğunu» gerektirdiği, bu durumda şirket pay sahiplerinin zarara sebep verenlere karşı tazminatın şirkete ödenmesi kaydıyla «şahsi sorumluluk davası» açma hakkına sahip olduğu, davalı ...'ın usulsüz kayıtların gerçekleştiği 2005 yılında dava dışı şirketin yönetim kurulu başkanı olduğu, diğer yönetim kurulu üyele …
Keza, Dairemizin 26.06.2019 tarih 2018/1434 E 2019/4908 K sayılı ilamında da belirtildiği gibi, paydaş davacıların dava dışı Geta A.Ş. aleyhine açtıkları «yönetim kurulu» kararı ve karara bağlı gönderilen «ihtarnamenin» «hükümsüzlüğünün tespiti» davasında da anılan dosya kapsamında atanan «kayyımın», genel mahiyette bir «yönetim kayyımı» olmayıp o davaya özgü ve o davayla sınırlı «temsil kayyımı» olduğu gözetilmeksizin işin esasına girilmesi doğru görülmemiş, bozma «sebebi» yapılmıştır.
1-Dava, davacıların paydaşı oldukları dava dışı Geta A.Ş’nin «yönetim kurulu» başkanı ve çoğunluk pay sahibi olan davalı ...’ın iş ve eylemleri ile dava dışı «şirkete zarar» vererek davalı şirketler lehine kazanç aktardığı iddiasıyla dava dışı Geta A.Ş’nin zararının davalı ... ile davalı şirketlerden tahsili ile dava dışı Geta A.Ş’ne ödetilmesi, davalıların eylemlerinin önlenmesi, davalı ...’ın görev ve yetkilerinin kaldırılarak dava dışı şirkete «kayyım atanması» istemine ilişkindir.
Yerel Mahkemece bozma ilamına uyularak, davalı ... aleyhindeki davanın kısmen kabulü ile 104.670.00 TL'nin 25.06.2010 tarihinden itibaren «avans faizi» ile adı geçen davalıdan alınarak dava dışı Geta A.Ş’ye verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı Bosfor Gemi ve Yat İnş.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1434 E. 2019/4908 K.
Ortak:temsil kayyımı · yönetim kayyımı · kayyım · yönetim kurulu kararı · temsil
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın genel kurul kararının «yoklukla malul» olduğunun tespiti veya iptali istemine ilişkin olduğu, davacılara ait payları «temsilen» davayı açan kayyum genel mahiyette bir «yönetim kayyımı» olmadığı gibi sadece atandığı dosyada görülen davaya özgü ve o davayla sınırlı «temsil kayyımı» olduğu gözetildiğinde; ilk derece mahkemesince verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin yerinde bulunmayan «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
… a ile birleşen davalara konu olan ortaklık payları üzerinde şirket ortaklarına ait hak ve yetkileri kullanmak ve bu davanın sonuçlanmasına kadar geçerli olmak üzere «kayyım» olarak atandığını, davalı şirketin 2008 yılı genel kurul toplantısının 01.04.2009 tarihinde yapıldığını ve genel kurulda Bilal ve ... hisselerinin kendisi tarafından «temsil» edildiğini, kararlara muhalefet ettiği ve tutanağa yazdırdığını, alınan kararların yasa ve ana sözleşmeye ve «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğunu belirterek davalı şirketin 01.04.2009 tarihli genel kurul kararlarının «yoklukla malul» olduğunun tespitine veya iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
… lı dosyası ile mahdut olup, eldeki dava tarihi itibariyle bu dava için ayrıca verilmiş bir kayyum kararı bulunmadığı, mahkemece 02.11.2017 tarihinde kayyuma, şirket «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açılması ve açılan davalara izin verilmesinin, eldeki dava yönünden geçerli bir kayyum tayini ve izin niteliğinde olmadığı, kayyum ...’ın eldeki dava için usulüne uygun alınmış bir kayyum tayini kararı ve izni olmadan dava açması mümkün bulunmadığı, aktif dava «ehliyetinin» 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin (d) bendi gereğince dava şartlarından olup, aynı Kanun'un 115 inci maddesi gereğince yargılamanın her aşamasında ve resen nazara alınması gerektiği, bu nedenle kayyum ...’ın davacıları «temsilen» dava açmasının mümkün olmadığı, bu hususun aktif dava ehliyetine ilişkin eksiklik teşkil ettiği gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/703 esas sayılı, davacıların, davalı şirketteki «pay sahipliklerine» ilişkin uyuşmazlıkla ilgili bir başka dava dosyası kapsamında, payların yönetimine ilişkin «kayyım» atandığı, kayyımın görevinin halen devam ettiği, bu durumda «ihtarın» da kayyıma yapılması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin hükümsüz olduğu kabul edilmiş ise de, anılan dosya kapsamında atanan kayyımın, genel mahiyette bir «yönetim kayyımı» olmayıp o davaya özgü ve o davayla sınırlı «temsil kayyımı» olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bu husus re'sen dahi bozma «sebebi» oluşturmakla davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/703 E. sayılı dosyasında «pay sahipliği» yargılama konusu olan ortakların, şirketteki payları üzerinde ortaklıklarına ait hak ve yetkileri kullanmak üzere atanıp görevi devam eden ve mahkemece tayin edilen «kayyıma» yapılmadığı, şirket ortaklarına yapıldığı, TTK 483/2. maddesindeki davet ve «ihtar» bildirim şeklinin «emredici» düzenleme olduğu, yapılan ihtarın şirket ortaklarının kendisine yapıldığı ve bu surette usule uygun yapılmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b/2 maddesi uyarınca hükmün ortadan kaldırılarak davanın kabulü ile 12/02/2015 tarihli davacıların «ıskatına» yönelik «yönetim kurulu» kararının «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verilmiştir.
1-Dava, sermaye «koyma» borcunu yerine getirmeyen ortakların «ıskat» işlemlerinin başlatılmasına dair alınan «yönetim kurulu» kararı ve karara bağlı gönderilen «ihtarnamenin» «hükümsüzlüğünün tespiti» istemine ilişkin olup; ilk derece mahkemesince dava kabul edilmiş, bölge adliye mahkemesince yazılı gerekçe ile kabul kararı kaldırılarak davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ıskat · hükümsüzlüğün tespiti · el koyma · pay sahipliği · emredici hüküm · temerrüt faizi · ihtar · ihtarname
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2005/703 E. sayılı dosyasında «pay sahipliği» yargılama konusu olan ortakların, şirketteki payları üzerinde ortaklıklarına ait hak ve yetkileri kullanmak üzere atanıp görevi devam eden ve mahkemece tayin edilen «kayyıma» yapılmadığı, şirket ortaklarına yapıldığı, TTK 483/2. maddesindeki davet ve «ihtar» bildirim şeklinin «emredici» düzenleme olduğu, yapılan ihtarın şirket ortaklarının kendisine yapıldığı ve bu surette usule uygun yapılmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b/2 maddesi uyarınca hükmün ortadan kaldırılarak davanın kabulü ile 12/02/2015 tarihli davacıların «ıskatına» yönelik «yönetim kurulu» kararının «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verilmiştir.
1-Dava, sermaye «koyma» borcunu yerine getirmeyen ortakların «ıskat» işlemlerinin başlatılmasına dair alınan «yönetim kurulu» kararı ve karara bağlı gönderilen «ihtarnamenin» «hükümsüzlüğünün tespiti» istemine ilişkin olup; ilk derece mahkemesince dava kabul edilmiş, bölge adliye mahkemesince yazılı gerekçe ile kabul kararı kaldırılarak davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/703 esas sayılı, davacıların, davalı şirketteki «pay sahipliklerine» ilişkin uyuşmazlıkla ilgili bir başka dava dosyası kapsamında, payların yönetimine ilişkin «kayyım» atandığı, kayyımın görevinin halen devam ettiği, bu durumda «ihtarın» da kayyıma yapılması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin hükümsüz olduğu kabul edilmiş ise de, anılan dosya kapsamında atanan kayyımın, genel mahiyette bir «yönetim kayyımı» olmayıp o davaya özgü ve o davayla sınırlı «temsil kayyımı» olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bu husus re'sen dahi bozma «sebebi» oluşturmakla davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; ortaklık devam ettiği sürece borcun «zamanaşımına» uğramayacağı, eşit işlem ilkesine uygun olarak kararın alındığı, TTK 482 gereği «temerrüt faizinin» de ödenmesi gerektiği, alınan kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1449 E. , 2023/3801 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/2056 Esas, HÜKÜM : Ret-Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2013/49 E., 2021/991 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 13.06.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Avukat ...... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/703 E. sayılı davanın 16.08.2007 tarihli celsesinde, ... ve ...'ın davalı şirkette mevcut olan ve bu dava ile birleşen davalara konu olan ortaklık payları üzerinde şirket ortaklarına ait hak ve yetkileri kullanmak ve bu davanın sonuçlanmasına kadar geçerli olmak üzere kayyım olarak atandığını, davalı şirketin 2008 yılı genel kurul toplantısının 01.04.2009 tarihinde yapıldığını ve genel kurulda Bilal ve ... hisselerinin kendisi tarafından temsil edildiğini, kararlara muhalefet ettiği ve tutanağa yazdırdığını, alınan kararların yasa ve ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu belirterek davalı şirketin 01.04.2009 tarihli genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine veya iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kanun hükümlerine uygun olarak oluşturulan genel kurul kararlarına yönelik işbu davanın haksız, mesnetsiz olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın, davacılar ... ve ... adına, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/703 E. sayılı dosyasında, bu dosyaya özgü ve sınırlı kayyum olarak atanan ... tarafından açıldığı, davayı açan kayyumun, genel mahiyette bir yönetim kayyumu olmayıp, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/703 E. sayılı dosya ile sınırlı temsil kayyumu olduğu, görevi Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/703 E. sayılı dosyası ile mahdut olup, eldeki dava tarihi itibariyle bu dava için ayrıca verilmiş bir kayyum kararı bulunmadığı, mahkemece 02.11.2017 tarihinde kayyuma, şirket yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılması ve açılan davalara izin verilmesinin, eldeki dava yönünden geçerli bir kayyum tayini ve izin niteliğinde olmadığı, kayyum ...’ın eldeki dava için usulüne uygun alınmış bir kayyum tayini kararı ve izni olmadan dava açması mümkün bulunmadığı, aktif dava ehliyetinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin (d) bendi gereğince dava şartlarından olup, aynı Kanun'un 115 inci maddesi gereğince yargılamanın her aşamasında ve resen nazara alınması gerektiği, bu nedenle kayyum ...’ın davacıları temsilen dava açmasının mümkün olmadığı, bu hususun aktif dava ehliyetine ilişkin eksiklik teşkil ettiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kayyum ... için verilen, Kadıköy Asliye 2. Ticaret Mahkemesinin 2005/703 E. sayılı dosyasından oybirliği ile verilen 02.11.2017 tarihli ara karar ile; "... ve ...'ın davalı Geta A.Ş.'de mevcut olan işbu dava ve birleşen davalara konu olan ortaklık payları üzerinde şirket ortaklarına ait hak ve yetkileri kullanmak ve bu davanın sonuçlanmasına kadar geçerli olmak üzere kayyum olarak atanan ...ın Türk Medeni Kanunu'nun 460 ıncı maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince kayyuma şirketin yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açması için izin ve yetki verilmesine, açılmış olan davalara da icazet verilmesine, kararın taraflara tebliğine", denildiği, bu ara karar ile, müvekkili kayyum ...'ın, sadece Kadıköy Asliye 2.
Ticaret Mahkemesinin 2005/703 E. sayılı dosya yönünden geçerli, o davaya özgü ve o dava ile sınırlı temsil kayyumu olmayıp, kendisine şirketin yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açması ve açılmış olan davalar için de izin ve yetki verilmiş olması karşısında, bu yetkinin huzurdaki dava yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekirken, davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan bahisle reddedilmesi, mahkeme yetkilendirme kararına, içtihatlara ve yasalara kesin aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın genel kurul kararının yoklukla malul olduğunun tespiti veya iptali istemine ilişkin olduğu, davacılara ait payları temsilen davayı açan kayyum genel mahiyette bir yönetim kayyımı olmadığı gibi sadece atandığı dosyada görülen davaya özgü ve o davayla sınırlı temsil kayyımı olduğu gözetildiğinde; ilk derece mahkemesince verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kurul kararının yoklukla malul olduğunun tespiti veya iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954284800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz