Iskat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/1434 E. 2019/4908 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['6102/482']
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ıskat↗ temsil kayyımı↗ yönetim kayyımı↗ hükümsüzlüğün tespiti↗ el koyma↗ pay sahipliği↗ kayyım↗ emredici hüküm↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ yönetim kurulu kararı↗ ihtarname↗ dava sebebi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ temsil↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; ortaklık devam ettiği sürece borcun zamanaşımına uğramayacağı, eşit işlem ilkesine uygun olarak kararın alındığı, TTK 482 gereği temerrüt faizinin de ödenmesi gerektiği, alınan kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, Kadıköy 24. Noterliği kanalıyla 12/02/2015 tarihinde TTK 483/2 maddesi uyarınca davacılara yapılan ihtarın, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/703 E. sayılı dosyasında pay sahipliği yargılama konusu olan ortakların, şirketteki payları üzerinde ortaklıklarına ait hak ve yetkileri kullanmak üzere atanıp görevi devam eden ve mahkemece tayin edilen kayyıma yapılmadığı, şirket ortaklarına yapıldığı, TTK 483/2. maddesindeki davet ve ihtar bildirim şeklinin emredici düzenleme olduğu, yapılan ihtarın şirket ortaklarının kendisine yapıldığı ve bu surette usule uygun yapılmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b/2 maddesi uyarınca hükmün ortadan kaldırılarak davanın kabulü ile 12/02/2015 tarihli davacıların ıskatına yönelik yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, sermaye koyma borcunu yerine getirmeyen ortakların ıskat işlemlerinin başlatılmasına dair alınan yönetim kurulu kararı ve karara bağlı gönderilen ihtarnamenin hükümsüzlüğünün tespiti istemine ilişkin olup; ilk derece mahkemesince dava kabul edilmiş, bölge adliye mahkemesince yazılı gerekçe ile kabul kararı kaldırılarak davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacılara yapılan ihtarın, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/703 esas sayılı, davacıların, davalı şirketteki pay sahipliklerine ilişkin uyuşmazlıkla ilgili bir başka dava dosyası kapsamında, payların yönetimine ilişkin kayyım atandığı, kayyımın görevinin halen devam ettiği, bu durumda ihtarın da kayyıma yapılması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin hükümsüz olduğu kabul edilmiş ise de, anılan dosya kapsamında atanan kayyımın, genel mahiyette bir yönetim kayyımı olmayıp o davaya özgü ve o davayla sınırlı temsil kayyımı olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bu husus re'sen dahi bozma sebebi oluşturmakla davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin yukarıdaki bent dışında sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/696 E. 2014/3260 K.
Ortak:kayyım
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2005/703 E. sayılı dosyasında «pay sahipliği» yargılama konusu olan ortakların, şirketteki payları üzerinde ortaklıklarına ait hak ve yetkileri kullanmak üzere atanıp görevi devam eden ve mahkemece tayin edilen «kayyıma» yapılmadığı, şirket ortaklarına yapıldığı, TTK 483/2. maddesindeki davet ve «ihtar» bildirim şeklinin «emredici» düzenleme olduğu, yapılan ihtarın şirket ortaklarının kendisine yapıldığı ve bu surette usule uygun yapılmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b/2 maddesi uyarınca hükmün ortadan kaldırılarak davanın kabulü ile 12/02/2015 tarihli davacıların «ıskatına» yönelik «yönetim kurulu» kararının «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/703 esas sayılı, davacıların, davalı şirketteki «pay sahipliklerine» ilişkin uyuşmazlıkla ilgili bir başka dava dosyası kapsamında, payların yönetimine ilişkin «kayyım» atandığı, kayyımın görevinin halen devam ettiği, bu durumda «ihtarın» da kayyıma yapılması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin hükümsüz olduğu kabul edilmiş ise de, anılan dosya kapsamında atanan kayyımın, genel mahiyette bir «yönetim kayyımı» olmayıp o davaya özgü ve o davayla sınırlı «temsil kayyımı» olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bu husus re'sen dahi bozma «sebebi» oluşturmakla davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalı şirket «kayyımı» tarafından temyiz edilen karar, Dairemizin 11/10/2013 günlü kararında yazılı gerekçelerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2078 E. 2022/7771 K.
Ortak:kayyım
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2005/703 E. sayılı dosyasında «pay sahipliği» yargılama konusu olan ortakların, şirketteki payları üzerinde ortaklıklarına ait hak ve yetkileri kullanmak üzere atanıp görevi devam eden ve mahkemece tayin edilen «kayyıma» yapılmadığı, şirket ortaklarına yapıldığı, TTK 483/2. maddesindeki davet ve «ihtar» bildirim şeklinin «emredici» düzenleme olduğu, yapılan ihtarın şirket ortaklarının kendisine yapıldığı ve bu surette usule uygun yapılmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b/2 maddesi uyarınca hükmün ortadan kaldırılarak davanın kabulü ile 12/02/2015 tarihli davacıların «ıskatına» yönelik «yönetim kurulu» kararının «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/703 esas sayılı, davacıların, davalı şirketteki «pay sahipliklerine» ilişkin uyuşmazlıkla ilgili bir başka dava dosyası kapsamında, payların yönetimine ilişkin «kayyım» atandığı, kayyımın görevinin halen devam ettiği, bu durumda «ihtarın» da kayyıma yapılması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin hükümsüz olduğu kabul edilmiş ise de, anılan dosya kapsamında atanan kayyımın, genel mahiyette bir «yönetim kayyımı» olmayıp o davaya özgü ve o davayla sınırlı «temsil kayyımı» olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bu husus re'sen dahi bozma «sebebi» oluşturmakla davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, dava konusu 3, 4, 5 ve 7 numaralı gündem maddeleri yönünden davanın kabulüne, 6 numaralı gündem maddesi ve davalı şirkete «kayyım atanması» yönünden davanın reddine dair verilen kararın taraf vekillerince istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, aynı gerekçe ile taraf vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kayyım atanması
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, dava konusu 3, 4, 5 ve 7 numaralı gündem maddeleri yönünden davanın kabulüne, 6 numaralı gündem maddesi ve davalı şirkete «kayyım atanması» yönünden davanın reddine dair verilen kararın taraf vekillerince istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, aynı gerekçe ile taraf vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8074 E. 2018/888 K.
Ortak:kayyım
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2005/703 E. sayılı dosyasında «pay sahipliği» yargılama konusu olan ortakların, şirketteki payları üzerinde ortaklıklarına ait hak ve yetkileri kullanmak üzere atanıp görevi devam eden ve mahkemece tayin edilen «kayyıma» yapılmadığı, şirket ortaklarına yapıldığı, TTK 483/2. maddesindeki davet ve «ihtar» bildirim şeklinin «emredici» düzenleme olduğu, yapılan ihtarın şirket ortaklarının kendisine yapıldığı ve bu surette usule uygun yapılmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b/2 maddesi uyarınca hükmün ortadan kaldırılarak davanın kabulü ile 12/02/2015 tarihli davacıların «ıskatına» yönelik «yönetim kurulu» kararının «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/703 esas sayılı, davacıların, davalı şirketteki «pay sahipliklerine» ilişkin uyuşmazlıkla ilgili bir başka dava dosyası kapsamında, payların yönetimine ilişkin «kayyım» atandığı, kayyımın görevinin halen devam ettiği, bu durumda «ihtarın» da kayyıma yapılması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin hükümsüz olduğu kabul edilmiş ise de, anılan dosya kapsamında atanan kayyımın, genel mahiyette bir «yönetim kayyımı» olmayıp o davaya özgü ve o davayla sınırlı «temsil kayyımı» olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bu husus re'sen dahi bozma «sebebi» oluşturmakla davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… % 4, ...'ın % 4, ...'ın % 3 oranında şirket hissedarı olduğunun tespitine, davalı şirketin yönetim ve genel kurullarına katılmak amacı ile serbest muhasebeci ...... «kayyım tayinine» dair verilen kararın davalılar vekillerince temyizi üzerine asıl davada verilen karar Dairemizce onanmış, birleşen davada verilen karar davalılar yararına bozulmuş …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kayyım tayini
Benzer bu kararda… % 4, ...'ın % 4, ...'ın % 3 oranında şirket hissedarı olduğunun tespitine, davalı şirketin yönetim ve genel kurullarına katılmak amacı ile serbest muhasebeci ...... «kayyım tayinine» dair verilen kararın davalılar vekillerince temyizi üzerine asıl davada verilen karar Dairemizce onanmış, birleşen davada verilen karar davalılar yararına bozulmuş …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/1434 E. , 2019/4908 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/06/2017 tarih ve 2015/393 E- 2017/809 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 31/01/2018 tarih ve 2017/758 E- 2018/90 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi ...
tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacıların davalı şirkette %39,50 oranında hissesi bulunduğunu, davalı şirketin yöneticilerinin amacının davacıların hissesini ele geçirmek olduğunu, davalı şirketin yönetim kurulunun 12/02/2015 tarihli toplantısında 11 yıl önceki sermaye artırımıyla ilgili davacılar hakkında ıskat işlemi başlatılması kararı aldığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, bu konuda davacılara 12/02/2015 tarihinde ayrı ayrı ihtarname keşide edildiğini, 1 aylık ödeme süresi verildiğini, bu ihtarnamelerin muhatabının davacılar olmadığını, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/703 esas sayılı dosyası üzerinden verdiği kararda davacılar ... ve ...'ın davalı şirkette mevcut olan ortaklık payları üzerindeki hak ve yetkileri kullanmak üzere ...'ın kayyım olarak atanmasına karar verildiğini, kararda kayyımın görev süresinin dava sonuna kadar belirlendiğini, davanın henüz sonuçlanmadığını, hisse temsil kayyımı olduğu halde asillere gönderilen ihtarnamelerin ve davalı şirketin 12/02/2015 tarihli yönetim kurulu kararının hükümsüz olduğunun tespiti ve iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacılara ihbarname gönderildiğini, davacı asillerin sermaye koyma borcunu yerine getirmediğini, eksiksiz ve tam bir ödeme yapmadığını, sermaye koyma borcunun temerrüt faizinin de ödenmesinin gerektiğini, ödenmediği takdirde ıskat kararı alınabileceğini, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/184 Esas, 2012/753 Karar sayılı kararın davacıya sermaye koyma borcundan kurtarmayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; ortaklık devam ettiği sürece borcun zamanaşımına uğramayacağı, eşit işlem ilkesine uygun olarak kararın alındığı, TTK 482 gereği temerrüt faizinin de ödenmesi gerektiği, alınan kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, Kadıköy 24. Noterliği kanalıyla 12/02/2015 tarihinde TTK 483/2 maddesi uyarınca davacılara yapılan ihtarın, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/703 E. sayılı dosyasında pay sahipliği yargılama konusu olan ortakların, şirketteki payları üzerinde ortaklıklarına ait hak ve yetkileri kullanmak üzere atanıp görevi devam eden ve mahkemece tayin edilen kayyıma yapılmadığı, şirket ortaklarına yapıldığı, TTK 483/2. maddesindeki davet ve ihtar bildirim şeklinin emredici düzenleme olduğu, yapılan ihtarın şirket ortaklarının kendisine yapıldığı ve bu surette usule uygun yapılmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b/2 maddesi uyarınca hükmün ortadan kaldırılarak davanın kabulü ile 12/02/2015 tarihli davacıların ıskatına yönelik yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, sermaye koyma borcunu yerine getirmeyen ortakların ıskat işlemlerinin başlatılmasına dair alınan yönetim kurulu kararı ve karara bağlı gönderilen ihtarnamenin hükümsüzlüğünün tespiti istemine ilişkin olup; ilk derece mahkemesince dava kabul edilmiş, bölge adliye mahkemesince yazılı gerekçe ile kabul kararı kaldırılarak davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacılara yapılan ihtarın, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/703 esas sayılı, davacıların, davalı şirketteki pay sahipliklerine ilişkin uyuşmazlıkla ilgili bir başka dava dosyası kapsamında, payların yönetimine ilişkin kayyım atandığı, kayyımın görevinin halen devam ettiği, bu durumda ihtarın da kayyıma yapılması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin hükümsüz olduğu kabul edilmiş ise de, anılan dosya kapsamında atanan kayyımın, genel mahiyette bir yönetim kayyımı olmayıp o davaya özgü ve o davayla sınırlı temsil kayyımı olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bu husus re'sen dahi bozma sebebi oluşturmakla davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin yukarıdaki bent dışında sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine,
26/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/517376100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz