Markaya tecavüzün tespiti | Men'i | Tazminat | Marka hakkına tecavüz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/9144 E. 2023/3687 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tahkikat↗ ticari faiz↗ hakkaniyet↗ derdestlik↗ kamu düzeni↗ marka hakkına tecavüz↗ kâr kaybı↗ maddi ve manevi tazminat↗ havale↗ esastan ret↗ fatura↗ sulh↗ ıslah↗ kötüniyet↗ taşıyan↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2016/201 E., 2019/129 K.
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "Cenk" ana unsurlu 27 adet markanın sahibi olduğunu, bu markalarla 1982'den bu yana eşarp ve yazma ürettiğini, markalarını taşıyan eşarp ve yazmalar sektöründe lider konumunda olduğunu, davalının ise bu sektörde kendi yaptığı ya da fason olarak ürettirdiği ürünlerin toptan ve perakende satışını yaptığını, davalının müvekkiline ait markalar adı altında piyasada uzun yıllardır eşarp ve yazma ürettiğini, ürettirdiğini, ve toptan /perakende olarak ticaretini yaptığını, bu hususun kendileri ve bu sektördeki birçok işletme tarafından bilindiğini, en son olarak bu hususun yapılan soruşturmalarda da tespit edildiğini, Gaziantep 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/1127 D.İş sayılı arama kararıyla Öz İpek Tektsil isimli işyerinde yapılan aramada müvekkiline ait markaların taklit olarak kullanıldığını, satışa hazır 752 adet ürün bulunduğunu, Bursa 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/698 D.İş sayılı arama kararıyla Şık Apre Boya Teks. San Tic. A.Ş.'ye ait fabrikada yapılan aramada müvekkiline ait markalar adı altında üretilmiş onbinlerce metre yazma, baskı kalıbı ve kartela dahil toplam 56.893 adet bulunduğunu, İnegöl Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/445 D.İş sayılı arama kararıyla Üç Hilal Tekstil isimli işyerinde yapılan aramada müvekkiline ait markalar adı altında satışa hazır 29.212 adet ürün bulunduğunu, davalı ...'ın müvekkiline ait markaları taklit ederek üretip sattığını, müvekkilinin tecavüz nedeniyle uğradığı zararının 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 66 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine göre " marka hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanını kullanılması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre" hesaplanmasını talep ettiğini belirterek davacının marka haklarına tecavüzünün tespitini, durdurulmasına ve tekrarının önlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi 100.000,00 TL manevi zararının en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.01.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 38.784,72 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı adına kayıtlı markaların tamamının ana unsurunun cenk kelimesi olmadığını, asıl markası olan "cenk dilekci" markasının dışında kalan markalarını ise fiilen kullanmadığını, davacı tarafça 20 adet marka ile üretim yapılıyormuş gibi iddia ile tazminat talep edilmesinin kötüniyetli olduğunu, somut olaydaki uyuşmazlığın davacı tarafın "cenk dilekci" markası ile müvekkiline ait "İncecik Orijinal" markası arasındaki uyuşmazlık olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen savcılık dosyalarının davacı tarafın iddiasının ispata elverişsiz olduğunu, soruşturma dosyalarında ele geçirilen ürünlerin, müvekkiline ait "İncecik Orijinal" markası ile üretilen ürünler olduğunu, müvekkilinin bu marka ile ürün üretmesinde usul ve hukuka aykırı olan hiçbir durumun olmadığını, dava dilekçesinde ele geçirilen ürünlerin sanki "cenk dilekçi" markalı ürünlermiş gibi iddiada bulunduğunu ve kötüniyeti devam ettiğini, davalı markası olan İncecik Orijinal markası ile davacının esas markası olan "cenk dilekci" markası arasında iltibasa neden olacak bir durum olup olmadığı ve müvekkili markasının iptal edilip edilmeyeceği hususunun mahkemenin 2016/82 sayılı dosyası ile tahkik edildiğini, bu davanın halen derdest olduğunu iş bu davanın karara bağlanabilmesi için de mutlaka Mahkemenin 2016/82 E. sayılı dosyasının neticesinin beklenilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket adına 2007/16906 sicil numaralı 25. sınıf - "cenk dilekci", 2010/02904 tescil numarası ile 23 ve 24. sınıfta "cenk dilekci şekil", 2010/07740 tescil numarası ile "cenk dilekci life şekil", 2010/83890 - "cenk şekil" 2010/83897 - "cenklife" 2011/22057- " "cenk dilekci" adına tescilli olduğu, davalının davacının tescilli markalarına tecavüzü nedeniyle hakkında soruşturma yapıldığı, Gaziantep 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/293 E. 2016/452 E. ve Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/367 E. sırasında kayıtlı ceza davalarının açıldığı, 07.04.2017 havale tarihli bilirkişi raporunda davalının davacının tescilli markalarını aynen taklit ederek piyasaya sunduğu, davalının ürettiği ürünlerinde davacının tescilli markasına benzer olduğu, benzerlik koşulunun gerçekleştiği, davalının eylemlerinin 556 sayılı KHK'nın 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 61 inci maddesinin (a) bendine aykırılık teşkil ettiğinin belirtildiği, somut olayda davalının ceza davalarına konu olan davacı şirketin tescilli markalarının izinsiz kullanması ve piyasaya sürmesi eyleminin davacının markadan doğan haklarına tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacıya ait " 2012/112038 tescil numaralı Cenk Dilekçi, 2010/83890 Cenk +Şekil " markalarının iltibas yaratan ürünlerin davalı tarafından satışı ve üretiminin davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine ve durdurulmasına, 30.807,65 TL maddi tazminat, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hükmedilen maddi tazminatın yanlış ve eksik hesaplandığını, mahkeme kararına esas alınan 16.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda sadece dosyadaki yakalanan ve sunulan faturadaki ürün adedi hesaplanmak suretiyle davalının elde edeceği muhtemel gelirin hesaplandığını, ancak bunun hatalı olduğunu, hesaplanması gerekenin tecavüz olmasaydı davacının elde edeceği muhtemel gelir olacağını, bilirkişi raporunda belirtilen 86857 adet yakalan sahte ürün ve sunulan faturada belirtilen 22.490 metre gibi çok büyük miktarlarda tecavüzün bulunduğunu gösterir somut delillerle, davacının muhtemel gelir kaybının hesaplanması gerektiğini, bu kadar çok sayıda yakalan ürünlerin ve sunulan örnek faturanın, tecavüzün ne denli büyük miktarlarda gerçekleştiğini gösterdiğini, bu tecavüzlerin sadece yapılan aramalarda yakalanan ürünlerle ya da sunulan faturayla sınırlı olamayacağını, yıllardır ve daha fazla miktarlarda devam ettiğinin varsayılması gerektiğini, yapılacak hesaplamanın 86857 ürün tahdidiyle değil, bu sayı ve fatura baz alınmak suretiyle muhtemel gelir kaybının hesaplanması şeklinde olması gerektiğini, yakalanan ve sunulan faturadaki ürün miktarı düşünüldüğünde, bu tecavüzün de sadece aramalarda yakalananlarla sınırlı olamayacağı da hesaba katıldığında, müvekkil şirketin elde edebileceği muhtemel gelirin çok çok daha fazla olacağını, bu nedenlerle hesaplanan rakamların kabulünün mümkün olmadığını, hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğunu, davalının tecavüz eylemlerini meslek haline getirmiş olması ve büyük oranda haksız kazanç elde ediyor olması, davacı markalarında oluşturduğu telafisi olmayan güven kaybı, tüketicilere sahte ürünleri orijinal diyerek sattığı, davacı markalarının uzun yıllarda oluşturduğu tüketici memnuniyetini yüksek oranda sarstığı ve yok ettiği göz önüne alınarak, talep ettikleri manevi tazminat miktarının kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece yeterli inceleme yapılmadan ve itirazları dikkate alınmadan müvekkili aleyhine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili İncicenk Orijinal markasının adına kayıt ve tescil edildiğini, hukuka uygun tescil işlemini yargılama aşamasında belirttiklerini, mahkemece bu durum değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, üstelik müvekkilinin markasının İncicenk Orijinal iken, mahkemece ele geçirilen ürünlerin sanki cenk dilekçi markalı ürünlermiş gibi hüküm kurulduğunu, davacı tarafça, kendi adına tescilli markaların tamamının ana unsurunun "cenk" olmadığını, davacı tarafın asıl markası olan "cenk dilekci" markasının dışında kalan diğer markaların ise fiilen kullanılmayan markalar olduğunu, bizzat davacı tarafın Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/82 E. sayılı dosyasında da belirttiği üzere gerçek ve asıl markası olan "cenk dilekci" markasını koruyabilmek için alınmış marka olduğunu, yargılama sırasında alınan bilirkişi heyeti raporunda Cumhuriyet Başsavcılıklarınca el konulan ürünler için de zarar hesap edildiğini, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda müvekkiline ait ticari kayıtlarda yapılan incelemeye göre davacının zararı 7.977,07 TL olarak hesap edildiğini, eğer savcılık dosyası ile yakalanan ürünler yakalanmamış olsaydı zararın 38.784,72 TL olacağı belirtildiğini, zira Gaziantep, Bursa ve İnegöl Cumhuriyet Başsavcılıklarının yürüttüğü soruşturma kapsamında toplam 86.857 adet ürün ele geçirildiğini, öncelikle bu ürünlere el konulmuş olduğunu, müvekkili tarafından kesinlikle satışa arz edilmediğini, piyasaya sürülmeyen mallar nedeniyle davacının zarara uğradığının kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, toplanan delillere ve özellikle Dairece de usul ve yasaya uygun görülen bilirkişi kurulu raporuna göre davalının kendi adına tescilli markası olmakla birlikte dava konusu ürünlerde kendi markasını tescil edildiği şekilde kullanmayıp davacı adına tescilli markayı taklit ederek kullanmak suretiyle davacının marka hakkına tecavüz ettiğinin sabit olduğu, bu nedenle davacının markaya tecavüzün önlenmesini, markaya tecavüzden kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazminini talep edebileceği, buna göre mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, takdir edilen manevi tazminatın somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun olduğu, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece taraflarınca belirtilen hususlarda inceleme yapılmadığını ileri sürerek istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 61 inci maddesinin (a) bendi, 9 uncu maddesi, 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/9000 E. 2023/3349 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… ekci" markasının dışında kalan markalarını ise fiilen kullanmadığını, davacı tarafça 20 adet marka ile üretim yapılıyormuş gibi iddia ile tazminat talep edilmesinin «kötüniyetli» olduğunu, somut olaydaki uyuşmazlığın davacı tarafın "cenk dilekci" markası ile müvekkiline ait "İncecik Orijinal" markası arasındaki uyuşmazlık olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen savcılık dosyalarının davacı tarafın iddiasının ispata elverişsiz olduğunu, soruşturma dosyalarında ele geçirilen ürünlerin, müvekkiline ait "İncecik Orijinal" markası ile üretilen ürünler olduğunu, müvekkilinin bu marka ile ürün üretmesinde usul ve hukuka aykırı olan hiçbir durumun olmadığını, dava dilekçesinde ele geçirilen ürünlerin sanki "cenk dilekçi" markalı ürünlermiş gibi iddiada bulunduğunu ve kötüniyeti devam ettiğini, davalı markası olan İncecik Orijinal markası ile davacının esas markası olan "cenk dilekci" markası arasında «iltibasa» neden olacak bir durum olup olmadığı ve müvekkili markasının iptal edilip edilmeyeceği hususunun mahkemenin 2016/82 sayılı dosyası ile «tahkik» edildiğini, bu davanın halen «derdest» olduğunu iş bu davanın karara bağlanabilmesi için de mutlaka Mahkemenin 2016/82 E. sayılı dosyasının neticesinin beklenilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine …
Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/367 E. sırasında kayıtlı ceza davalarının açıldığı, 07.04.2017 «havale» tarihli bilirkişi raporunda davalının davacının tescilli markalarını aynen taklit ederek piyasaya sunduğu, davalının ürettiği ürünlerinde davacının tescilli markasına benzer olduğu, benzerlik koşulunun gerçekleştiği, davalının eylemlerinin 556 sayılı KHK'nın 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 61 inci maddesinin (a) bendine aykırılık teşkil ettiğinin belirtildiği, somut olayda davalının ceza davalarına konu olan davacı şirketin tescilli markalarının izinsiz kullanması ve piyasaya sürmesi eyleminin davacının markadan doğan haklarına tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacıya ait " 2012/112038 tescil numaralı Cenk Dilekçi, 2010/83890 Cenk +Şekil " markalarının «iltibas» yaratan ürünlerin davalı tarafından satışı ve üretiminin davacının «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine ve durdurulmasına, 30.807,65 TL «maddi tazminat», 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… Sınai Mülkiyet Kanunu' nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı ve 25 inci maddesinin (b) bendi anlamında karıştırılma tehlikesi bulunduğu, ortalama algıya sahip tüketicileri «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik söz konusu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2017/40763 tescil numaralı "CEVK" markasının hükümsüzlüğüne …
… ile marka başvurusunun reddini gerektiren sebeplerin varlığı halinde markanın hükümsüzlüğünün talep edilmesinin mümkün olduğu, dava konusu taraf markaları arasında «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğunun Dairece usul ve yasaya uygun görülen bilirkişi raporu ile belirlenmiş olduğu, Mahkemece davanın kabulü ile davalı adı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:el koyma · şikayet · bilirkişi incelemesi · ortalama tüketici · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… lit ettiğini, bu konuda daha önce kendisi hakkında birçok yasal işlem yapıldığını, taklit markaların iptal edildiğini ve benzer marka başvurularının reddedildiğini, «şikayetler» üzerine yapılan ceza soruşturmaları neticesinde arama ve el «koyma» kararı ile birçok satışa hazır ürün yakalandığını, soruşturmalar aşamasında yapılan «bilirkişi incelemeleri» ile ürünlerin taklit olduğunun tespit edildiğini, soruşturmalar sonucu davalar açıldığını ve davalı hakkında cezalar verildiğini, davalı adına tescilli bir başka m …
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "CEVK" markası için yapılan başvuruya yapılan «ilan» neticesinde itiraz gelmeyerek markanın müvekkili adına kayıt ve tescilinin yapıldığını, mahkemece bu husus üzerinde durulmadan hüküm kurulduğunu, davacının markasının "Cenk Dilekçi" olduğunu, davacı taraf adına bu marka dışında da markalar olup, bizzat davacı tarafın gerçek ve asıl markası olan "Cenk Dilekçi" markasını koruyabilmek için alınmış bir marka olduğunu, davacı tarafın yaklaşık 25 adet markayı daha adına tescil ettirerek piyasada «haksız rekabete» yol açtığını, davacı tarafından tescil ettirdiği bu markalarla piyasada ürün üretilmediğini, bu nedenle gerekli incelemenin "CEVK" markası ile "Cenk Dilekçi" marka …
… ile marka başvurusunun reddini gerektiren sebeplerin varlığı halinde markanın hükümsüzlüğünün talep edilmesinin mümkün olduğu, dava konusu taraf markaları arasında «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğunun Dairece usul ve yasaya uygun görülen bilirkişi raporu ile belirlenmiş olduğu, Mahkemece davanın kabulü ile davalı adı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3489 E. 2024/5651 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki menfaat · davanın konusu · ara karar · ispat yükü · yenileme · kaldırma ve yeniden hüküm · hukuki yarar · yetki
Benzer bu kararda… ni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edileceği, anılan Kanun'un 26 ncı maddesinde kullanmama nedeniyle markanın iptaline karar verme «yetkisinin» TÜRKPATENT'e ait olduğu düzenlendiği, ancak bu hükmün 6769 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kanun'un yayım tarihinden itibaren 7 yıl sonra yürürlüğe gireceği için 6769 sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesine göre, anılan Kanun'un 26 ncı madde hükmü yürürlüğe girene kadar, iptal yetkisi, anılan maddedeki usul ve esaslara göre mahkemeler tarafından kullanılacağı, somut olayda, davacı tarafından, davalıya ait, 04.10.2004 tescil tarihli, 2004/32203 nolu CENK SPOR ibareli markanın 25.sınıf yönünden, 5 yıldan fazla süre ile kullanılmadığının iddia edildiği, 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinde, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan, tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz «ara» verilen markanın iptaline karar verileceğinin düzenlendiği, bu madde gereğince davalının markasını kullanım külfetinin bulunduğu, davacının da, tescilli markanın kapsamıyla aynı alanda ticari faaliyette bulunması nedeniyle, bu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunup, kullanmama nedenine dayalı işbu davada, «dava konusu» markayı kullandığını «ispat yükünün» davalı tarafa ait olduğu, davalıya ait markanın 2004 yılında tescil edildiği ve 2014 yılında 10 yıl süreyle «yenilendiği», davalı tarafından adına tescilli olan markanın internet üzerinden yapılan reklam ve satışlar ile kesintisiz olarak kullanıldığı savunulmuş ise de, buna ilişkin olarak sunulan belgelerin, markanın fiilen kullanıldığının ispatına elverişli olmadığı, dava tarihinden geriye doğru beş yıl boyunca markanın, ülke çapında kesintisiz olarak kullanıldığının davalı tarafından ispatlanamadığı, markanın yenilenmiş olmasının 5 yıl boyunca kesintisiz kullanım yönünden süreye etkisi bulunmadığı, bu nedenle, İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılarak, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davalı adına TÜRKPATENT 2004/32203 sayılı "Cenk Spor" ibareli markanın, tescil ettirilmiş olduğu 25 inci sınıftaki emtiaları …
… iz dilekçesinde özetle; müvekkilin markasını aralıksız ve kesintisiz kullandığını, davacının davaya açmaya yetkili ilgililerden olmadığını, davacının davayı açmakta «hukuki menfaatinin» bulunmadığını, müvekkilinin markasını 10 yıl süre ile «yenilediğini», bunun da davacının markasını kullanma ve geliştirme amacında olduğunun göstergesi olduğunu, reklam ve satışlarını internette yasal bir şekilde yaptığını belirtere …
… hkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 9 ve 26 ncı maddeleri gereğince markaların iptal «yetkisinin» Türk Patent ve Marka Kurumu'na (TÜRKPATENT) verildiği, ancak anılı Kanun'un 191/3, 192/1-a ve geçici 4 üncü maddesi gereğince 26 ncı madde yürürlüğe girene kadar iptal davalarında 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) uygulanmasına devam edileceğinden somut olaya (mülga) 556 sayılı KHK'nın 14 ve 42/1-c maddesin uygulanmasının gerektiği, 6769 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinin ise yasanın yayımı tarihinden (10.01.2017) 7 yıl sonra, yani 10.01.2024 tarihinde yürürlüğe gireceğini, 24.07.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 09.04.2014 tarih 2013/147 E. ve 2014/75 K. sayılı kararı ile 556 sayılı KHK’nın 42/1-c maddesinin iptaline; ve yine 06.01.2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.12.2016 tarihli 2016/148 E. ve 2016/189 K. sayılı kararı ile 556 sayılı KHK’nın 14. maddesinin iptaline karar verildiğini, kullanmama nedeniyle hükümsüzlük davalarında 26 ncı madde yürürlüğe girmediği için bu «yetkinin» TÜRKPATENT tarafından kullanılamadığını, yine, 556 sayılı KHK'nın 14 ve 42/1-c maddesi de Anayasa Mahkemesince iptal edildiği için iptal yetkisinin artık mahkeme t …
… bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz «ara» verilen markanın iptaline karar verilir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12606 E. 2012/19528 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · maddi tazminat
İncelediğiniz karardaA.Ş.'ye ait fabrikada yapılan aramada müvekkiline ait markalar adı altında üretilmiş onbinlerce metre yazma, baskı kalıbı ve kartela «dahil» toplam 56.893 adet bulunduğunu, İnegöl Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/445 D.İş sayılı arama kararıyla Üç Hilal Tekstil isimli işyerinde yapılan aramada müvekkiline ait markalar adı altında satışa hazır 29.212 adet ürün bulunduğunu, davalı ...'ın müvekkiline ait markaları taklit ederek üretip sattığını, müvekkilinin tecavüz nedeniyle uğradığı zararının 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 66 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine göre " «marka hakkına tecavüz» edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanını kullanılması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre" hesaplanmasını talep ettiğini belirterek davacının marka haklarına tecavüzünün tespitini, durdurulmasına ve tekrarının önlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi 100.000,00 TL manevi zararının en yüksek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.01.2019 tarihli «ıslah» dilekçesi ile «maddi tazminat» talebini 38.784,72 TL'ye yükseltmiştir.
Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/367 E. sırasında kayıtlı ceza davalarının açıldığı, 07.04.2017 «havale» tarihli bilirkişi raporunda davalının davacının tescilli markalarını aynen taklit ederek piyasaya sunduğu, davalının ürettiği ürünlerinde davacının tescilli markasına benzer olduğu, benzerlik koşulunun gerçekleştiği, davalının eylemlerinin 556 sayılı KHK'nın 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 61 inci maddesinin (a) bendine aykırılık teşkil ettiğinin belirtildiği, somut olayda davalının ceza davalarına konu olan davacı şirketin tescilli markalarının izinsiz kullanması ve piyasaya sürmesi eyleminin davacının markadan doğan haklarına tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacıya ait " 2012/112038 tescil numaralı Cenk Dilekçi, 2010/83890 Cenk +Şekil " markalarının «iltibas» yaratan ürünlerin davalı tarafından satışı ve üretiminin davacının «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine ve durdurulmasına, 30.807,65 TL «maddi tazminat», 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «marka hakkına tecavüz» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi kök-ek raporlarına göre, davacının «marka hakkına tecavüz» davasının kabulüne, davalının müdahalesinin önlenmesine; ispatlanamayan «maddi tazminat» davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, 556 KHK’nun 66/2-a maddesi gereğince, «marka hakkına tecavüz» edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanın kullanması (kullanılması) ile elde edeceği muhtemel gelire göre «maddi tazminat» talebinde bulunmuş olup, mahkemece davalının 2006-2007 yıllarına ait tüm «defter» ve kayıtlarının «ibrazı» için davacı tarafa 20 gün «kesin süre» verilmiş, bu süre içinde bu belgeler ibraz edilmediği için davacının maddi tazminat talebi bakımından davanın reddine karar verilmiştir.
2- ) Ancak, dava «marka hakkına tecavüz» sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kesin süre · ticari defter · ibraz · kesin hüküm · e-defter
Benzer bu karardaÖte yandan, aynı konuda davalı yan vekiline verilen «kesin süreye» rağmen davalının ilgilisi bulunduğu anlaşılan işletmeye ait «ticari defter» ve kayıtların dosyaya «ibrazı» sağlanmamıştır.
Davacı vekili, 556 KHK’nun 66/2-a maddesi gereğince, «marka hakkına tecavüz» edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanın kullanması (kullanılması) ile elde edeceği muhtemel gelire göre «maddi tazminat» talebinde bulunmuş olup, mahkemece davalının 2006-2007 yıllarına ait tüm «defter» ve kayıtlarının «ibrazı» için davacı tarafa 20 gün «kesin süre» verilmiş, bu süre içinde bu belgeler ibraz edilmediği için davacının maddi tazminat talebi bakımından davanın reddine karar verilmiştir.
Öncelikle belirtilmek gerekir ki, davalı tarafın ticari kayıt ve «defterlerinin» sunulması için davacı yan vekiline süre ve/veya «kesin süre» verilmesi usule uygun olmayıp kesin süreye uyulmamasının davacı aleyhine sonuç doğurması söz konusu değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/9144 E. , 2023/3687 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2396 Esas, 2021/1575 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2016/201 E., 2019/129 K.
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "Cenk" ana unsurlu 27 adet markanın sahibi olduğunu, bu markalarla 1982'den bu yana eşarp ve yazma ürettiğini, markalarını taşıyan eşarp ve yazmalar sektöründe lider konumunda olduğunu, davalının ise bu sektörde kendi yaptığı ya da fason olarak ürettirdiği ürünlerin toptan ve perakende satışını yaptığını, davalının müvekkiline ait markalar adı altında piyasada uzun yıllardır eşarp ve yazma ürettiğini, ürettirdiğini, ve toptan /perakende olarak ticaretini yaptığını, bu hususun kendileri ve bu sektördeki birçok işletme tarafından bilindiğini, en son olarak bu hususun yapılan soruşturmalarda da tespit edildiğini, Gaziantep 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/1127 D.İş sayılı arama kararıyla Öz İpek Tektsil isimli işyerinde yapılan aramada müvekkiline ait markaların taklit olarak kullanıldığını, satışa hazır 752 adet ürün bulunduğunu, Bursa 3.
Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/698 D.İş sayılı arama kararıyla Şık Apre Boya Teks. San Tic. A.Ş.'ye ait fabrikada yapılan aramada müvekkiline ait markalar adı altında üretilmiş onbinlerce metre yazma, baskı kalıbı ve kartela dahil toplam 56.893 adet bulunduğunu, İnegöl Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/445 D.İş sayılı arama kararıyla Üç Hilal Tekstil isimli işyerinde yapılan aramada müvekkiline ait markalar adı altında satışa hazır 29.212 adet ürün bulunduğunu, davalı ...'ın müvekkiline ait markaları taklit ederek üretip sattığını, müvekkilinin tecavüz nedeniyle uğradığı zararının 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 66 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine göre " marka hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanını kullanılması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre" hesaplanmasını talep ettiğini belirterek davacının marka haklarına tecavüzünün tespitini, durdurulmasına ve tekrarının önlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi 100.000,00 TL manevi zararının en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.01.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 38.784,72 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı adına kayıtlı markaların tamamının ana unsurunun cenk kelimesi olmadığını, asıl markası olan "cenk dilekci" markasının dışında kalan markalarını ise fiilen kullanmadığını, davacı tarafça 20 adet marka ile üretim yapılıyormuş gibi iddia ile tazminat talep edilmesinin kötüniyetli olduğunu, somut olaydaki uyuşmazlığın davacı tarafın "cenk dilekci" markası ile müvekkiline ait "İncecik Orijinal" markası arasındaki uyuşmazlık olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen savcılık dosyalarının davacı tarafın iddiasının ispata elverişsiz olduğunu, soruşturma dosyalarında ele geçirilen ürünlerin, müvekkiline ait "İncecik Orijinal" markası ile üretilen ürünler olduğunu, müvekkilinin bu marka ile ürün üretmesinde usul ve hukuka aykırı olan hiçbir durumun olmadığını, dava dilekçesinde ele geçirilen ürünlerin sanki "cenk dilekçi" markalı ürünlermiş gibi iddiada bulunduğunu ve kötüniyeti devam ettiğini, davalı markası olan İncecik Orijinal markası ile davacının esas markası olan "cenk dilekci" markası arasında iltibasa neden olacak bir durum olup olmadığı ve müvekkili markasının iptal edilip edilmeyeceği hususunun mahkemenin 2016/82 sayılı dosyası ile tahkik edildiğini, bu davanın halen derdest olduğunu iş bu davanın karara bağlanabilmesi için de mutlaka Mahkemenin 2016/82 E.
sayılı dosyasının neticesinin beklenilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket adına 2007/16906 sicil numaralı 25. sınıf - "cenk dilekci", 2010/02904 tescil numarası ile 23 ve 24. sınıfta "cenk dilekci şekil", 2010/07740 tescil numarası ile "cenk dilekci life şekil", 2010/83890 - "cenk şekil" 2010/83897 - "cenklife" 2011/22057- " "cenk dilekci" adına tescilli olduğu, davalının davacının tescilli markalarına tecavüzü nedeniyle hakkında soruşturma yapıldığı, Gaziantep 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/293 E. 2016/452 E. ve Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/367 E. sırasında kayıtlı ceza davalarının açıldığı, 07.04.2017 havale tarihli bilirkişi raporunda davalının davacının tescilli markalarını aynen taklit ederek piyasaya sunduğu, davalının ürettiği ürünlerinde davacının tescilli markasına benzer olduğu, benzerlik koşulunun gerçekleştiği, davalının eylemlerinin 556 sayılı KHK'nın 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 61 inci maddesinin (a) bendine aykırılık teşkil ettiğinin belirtildiği, somut olayda davalının ceza davalarına konu olan davacı şirketin tescilli markalarının izinsiz kullanması ve piyasaya sürmesi eyleminin davacının markadan doğan haklarına tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacıya ait " 2012/112038 tescil numaralı Cenk Dilekçi, 2010/83890 Cenk +Şekil " markalarının iltibas yaratan ürünlerin davalı tarafından satışı ve üretiminin davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine ve durdurulmasına, 30.807,65 TL maddi tazminat, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hükmedilen maddi tazminatın yanlış ve eksik hesaplandığını, mahkeme kararına esas alınan 16.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda sadece dosyadaki yakalanan ve sunulan faturadaki ürün adedi hesaplanmak suretiyle davalının elde edeceği muhtemel gelirin hesaplandığını, ancak bunun hatalı olduğunu, hesaplanması gerekenin tecavüz olmasaydı davacının elde edeceği muhtemel gelir olacağını, bilirkişi raporunda belirtilen 86857 adet yakalan sahte ürün ve sunulan faturada belirtilen 22.490 metre gibi çok büyük miktarlarda tecavüzün bulunduğunu gösterir somut delillerle, davacının muhtemel gelir kaybının hesaplanması gerektiğini, bu kadar çok sayıda yakalan ürünlerin ve sunulan örnek faturanın, tecavüzün ne denli büyük miktarlarda gerçekleştiğini gösterdiğini, bu tecavüzlerin sadece yapılan aramalarda yakalanan ürünlerle ya da sunulan faturayla sınırlı olamayacağını, yıllardır ve daha fazla miktarlarda devam ettiğinin varsayılması gerektiğini, yapılacak hesaplamanın 86857 ürün tahdidiyle değil, bu sayı ve fatura baz alınmak suretiyle muhtemel gelir kaybının hesaplanması şeklinde olması gerektiğini, yakalanan ve sunulan faturadaki ürün miktarı düşünüldüğünde, bu tecavüzün de sadece aramalarda yakalananlarla sınırlı olamayacağı da hesaba katıldığında, müvekkil şirketin elde edebileceği muhtemel gelirin çok çok daha fazla olacağını, bu nedenlerle hesaplanan rakamların kabulünün mümkün olmadığını, hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğunu, davalının tecavüz eylemlerini meslek haline getirmiş olması ve büyük oranda haksız kazanç elde ediyor olması, davacı markalarında oluşturduğu telafisi olmayan güven kaybı, tüketicilere sahte ürünleri orijinal diyerek sattığı, davacı markalarının uzun yıllarda oluşturduğu tüketici memnuniyetini yüksek oranda sarstığı ve yok ettiği göz önüne alınarak, talep ettikleri manevi tazminat miktarının kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece yeterli inceleme yapılmadan ve itirazları dikkate alınmadan müvekkili aleyhine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili İncicenk Orijinal markasının adına kayıt ve tescil edildiğini, hukuka uygun tescil işlemini yargılama aşamasında belirttiklerini, mahkemece bu durum değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, üstelik müvekkilinin markasının İncicenk Orijinal iken, mahkemece ele geçirilen ürünlerin sanki cenk dilekçi markalı ürünlermiş gibi hüküm kurulduğunu, davacı tarafça, kendi adına tescilli markaların tamamının ana unsurunun "cenk" olmadığını, davacı tarafın asıl markası olan "cenk dilekci" markasının dışında kalan diğer markaların ise fiilen kullanılmayan markalar olduğunu, bizzat davacı tarafın Gaziantep 3.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/82 E. sayılı dosyasında da belirttiği üzere gerçek ve asıl markası olan "cenk dilekci" markasını koruyabilmek için alınmış marka olduğunu, yargılama sırasında alınan bilirkişi heyeti raporunda Cumhuriyet Başsavcılıklarınca el konulan ürünler için de zarar hesap edildiğini, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda müvekkiline ait ticari kayıtlarda yapılan incelemeye göre davacının zararı 7.977,07 TL olarak hesap edildiğini, eğer savcılık dosyası ile yakalanan ürünler yakalanmamış olsaydı zararın 38.784,72 TL olacağı belirtildiğini, zira Gaziantep, Bursa ve İnegöl Cumhuriyet Başsavcılıklarının yürüttüğü soruşturma kapsamında toplam 86.857 adet ürün ele geçirildiğini, öncelikle bu ürünlere el konulmuş olduğunu, müvekkili tarafından kesinlikle satışa arz edilmediğini, piyasaya sürülmeyen mallar nedeniyle davacının zarara uğradığının kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, toplanan delillere ve özellikle Dairece de usul ve yasaya uygun görülen bilirkişi kurulu raporuna göre davalının kendi adına tescilli markası olmakla birlikte dava konusu ürünlerde kendi markasını tescil edildiği şekilde kullanmayıp davacı adına tescilli markayı taklit ederek kullanmak suretiyle davacının marka hakkına tecavüz ettiğinin sabit olduğu, bu nedenle davacının markaya tecavüzün önlenmesini, markaya tecavüzden kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazminini talep edebileceği, buna göre mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, takdir edilen manevi tazminatın somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun olduğu, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece taraflarınca belirtilen hususlarda inceleme yapılmadığını ileri sürerek istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 61 inci maddesinin (a) bendi, 9 uncu maddesi, 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954248500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz