Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1637 E. 2023/3555 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
miras yoluyla intikal↗ yargılama giderlerinin paylaştırılması↗ tasarruf yetkisi↗ geçersiz sözleşme↗ husumet itirazı↗ ihbar olunan↗ emredici hüküm↗ direnme kararı↗ münhasırlık↗ hakkaniyet↗ tazminat davası↗ mirasçılık↗ üçüncü kişi↗ dürüstlük kuralı↗ muvafakat↗ kâr kaybı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kâr dağıtımı↗ ihbar↗ feragat↗ yargılama gideri↗ geçersizlik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/145 E., 2016/137 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili ve ihbar olunan vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 17.09.2019 tarih, 2018/409 E. ve 2019/5485 K. sayılı kararı ile bozulmuş, bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilâmına direnilmiş ve bu kararın da davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.12.2022 tarih, 2020/11-350 E. ve 2022/1638 K. sayılı ilâmı ile direnme kararının yerinde olduğuna karar verilerek bozma nedenine göre davalı vekilinin davanın esasına yönelik ve diğer temyiz itirazları incelenmediğinden davalı vekilinin temyiz itirazlarına ilişkin inceleme yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu tarafından dosya Dairemize gönderilmiş olmakla Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ... ... 'ın oyunculuğunu üstlendiği ve dava dilekçesinde isimleri tek tek sayılan kırk beş adet filmin yapımcısı olan davalının halen başta televizyon kanallarına olmak üzere filmlerin satışını yaparak gelir elde ettiğini, aynı filmleri CD ve DVD olarak da sattığını, murislerinin bu filmlerdeki icrasından dolayı sadece sinema gösterimi için ücret aldığını, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun (5846 sayılı Kanun) 80 inci maddesi gereğince eser sahibinin hakları ile bağlantılı haklar kapsamında icracı sanatçı sıfatıyla sahip olduğu haklar karşılığında bugüne kadar murislerine yahut ölümünden sonra kendilerine hiçbir ödeme yapılmadığını, icracı sanatçının filmler üzerinde eser sahibinin yanında komşu haklara sahip olduğunu, aynı Kanun’un 52 nci maddesi gereğine eserlerden doğan hakların kullanımının ancak yazılı olarak devredilebileceğini, dava konusu filmlerden elde edilen gelirlerde sinema gösterimi dışında elde edilen gelirlerin de dikkate alınması ve icracı sanatçıya da bu kapsamda ödeme yapılması gerektiğini ileri sürerek hesaplanan payın üç katı tutarı tazminata hükmedilmesine, dava konusu filmlerin televizyonlarda gösterilmesinden kaynaklanan haklar karşılığı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL, filmlerin sinema ve televizyon kanalları dışında satışından doğan haklar karşılığında sağlanan gelirlerden dolayı da 10.000,00 TL olmak üzere 30.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunarak davaya konu sinema eserlerinin 1995 yılı öncesine ait sinema eseri olduğunu, davacıların sonraki tarihli bir kanun değişikliğinden hareketle geçmişe yönelik talepte bulunduklarını, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, 4110 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine İlişkin Kanun (4110 sayılı Kanun) ile yapılan değişiklikten önce meydana getirilen filmlerde o tarihler itibariyle icracı sanatçı haklarının mevcut olmadığını, bunun yanında davacıların murisinin icracı sanatçı olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin dava konusu filmlerin yapımcısı olmadığını, murisin şifahi sözleşme ile oyunculuk haklarını devrettiğini ve müvekkilinin haklarının 5846 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinin son fıkrası gereğince eserin yetmiş yıl süre ile koruma altında bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.09.2016 tarih, 2013/145 E. ve 2016/137 K. sayılı kararı ile muris ... ...ın yer almış olduğu filmlerin en eskisinin 1975, en yenisinin ise 1990 tarihli olduğu, 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi ile 16.11.1997 tarihli ve 23172 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Eser Sahiplerinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği’nin 4 üncü maddesinin (b) fıkrası gereğince davacılar murisinin icracı sanatçı olduğu, 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce icracı sanatçı olan kimselere isminin belirtilmesi manevi hakkı ile sınırlı sayıda mali hak tanındığı, bu durumda sinema eserinin sinema salonlarında gösterimi "temsil", televizyonlarda yayını ise aynı hakkı yanında "çoğaltma" işlemini gerekli kıldığı için değişiklikten önceki 81 inci madde anlamında davacılar murisinden başrol oynadığı sinema eserlerinin "temsili çoğaltma (yayma) ve yayını" için muvafakat alınması gerektiği, bu muvafakatin alınarak ücretinin ödendiği, davacıların murislerinden dolayı 1995 yılından önceki sinema eserlerine ilişkin dava konusu filmlerin televizyon kanallarında ve sinema gösterimi dışındaki satışlara dayalı olarak tazminat talep edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.10.2017 tarih, 2016/71 E. ve 2017/3073 K. sayılı kararı ile filmlerin yapıldığı tarihlerde eser sahibinin yapımcı olduğu, ancak icracı oyuncu haklarının kendisine verilmediği ve yapımcının haklarının icracı sanatçı haklarını kapsamadığı, davalının sinema eserlerini yapımcıdan devralan üçüncü kişilerden devraldığı, yapımcının hak sahipliği bulunmadığından davalının da hak sahibi olmadığı, bu sebeple davalının yapımcı ile olan sözleşmeyi davacılara karşı ileri sürmesinin yasal dayanağının ortadan kalktığı, davalının icracı sanatçının mirasçılarının izni olmadan yayma, temsil, çoğaltma gibi hakların izinsiz kullanımlarında ise icracı sanatçının payına düşen mali hakkı mirasçılara ödemekle yükümlü olduğu, davacıların da kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki kullanımlar nedeniyle hak talep ettiği, değişiklik sonrası dönemdeki tüm kullanımlar bakımından 5846 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi kapsamında mutlak hak sahibi oldukları, eski tarihli sözleşmeyle davacılar murisinin devrettiği hakların sadece sinema gösterim hakkından ibaret olduğu, icracı sanatçılara 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesiyle tanınan hakların devrine dair aynı Kanun’un 52 nci maddesi gereğince yazılı bir sözleşme olmadığı gibi olsa bile yeni yasal düzenlemeler karşısında hükmünün kalmadığı, zira yapım tarihinde sinema eserlerinin koruma süresi olan yirmi yıl ile sınırlı olduğu, sözleşmenin bitiminde sona erdiği, 4110 sayılı Kanun ile değiştirilen 5946 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi ile birlikte kamusal alana giren sinema eseri ve icralar üzerinde eser sahibi ile icracı lehine yeniden yetmiş yıl süreli yeni haklara vücut verildiği, 5846 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi gereğince ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına ilişkin sözleşmelerin batıl olup ileride çıkarılacak mevzuatla mali hakların kapsamının genişletilmesi veya koruma sürelerinin uzatılmasından doğacak salâhiyetlerde vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında da aynı hükümlerin geçerli olduklarının düzenlendiği, bu düzenleme ile açıkça sonraki Kanunlar ile genişletilen haklardan veya uzatılan koruma süresinden sadece eser sahiplerinin ve 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi atfı nedeniyle komşu hak sahiplerinin yararlanacağı, bunlardan feragatin geçersiz olduğu, gerek icracı sanatçı hakkının tanınmasından dolayı gerekse bunların koruma süresinin yetmiş yıla çıkarılmasından dolayı bu haklardan münhasıran sadece icracı sanatçı yararlanacağından sona ermiş olan eski tarihli geçersiz sözleşme üzerinden yapımcıya yetmiş yıl süreli sözleşmesel hak tanınmasının belirtilen emredici hükümler gereğince mümkün olmadığı, zira filmlerin yapım tarihinde davacılar murisi icrasını gerçekleştirirken o tarihteki sınırlı kullanım alanları ile ön görülebilir kullanım alanları dikkate alınarak oyunculuk bedelinin belirlendiği, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki her türlü kullanımın ve hakların devrinin 5846 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi gereğince düzenlenen yazılı sözleşme ile mümkün olduğu, aksine devirlerin geçersiz olduğu, icracı sanatçının mirasçıları olarak davacıların 5846 sayılı Kanun'un 68 inci madde gereğince izinsiz kullanımlar için tazminat isteme haklarının bulunduğu, toplanan deliller itibariyle televizyon kanallarındaki kullanımlarla davalının ilgisi bulunmadığından televizyon kanallarındaki kullanım yönünden davanın reddinin farklı gerekçeyle yerinde olduğu, DVD ve CD olarak kullanımda 347.668,00 TL tazminatın tespit edildiği, üç katının 1.043.052,00 TL olduğu, bilirkişilerce takdir edilen %10 oranındaki oyuncu telif bedelinin de uygun olduğu, zamanaşımı itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin televizyon kanallarındaki kullanımlar nedeniyle ileri sürdüğü istinaf itirazlarının esastan reddine, diğer kullanımlar yönünden ileri sürülen istinaf itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararını kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, 1.043.052,00 TL alacağın tespitiyle bu kalemlere ilişkin taleple sınırlı olarak 10.000,00 TL'nin davalıdan alınarak miras payları oranında davacılara verilmesine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve ihbar olunan ... Bir Video ve Film Yapım Dağıtım Sanat Ürünleri İşl. Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 17.09.2019 tarihli ve 2018/409 E., 2019/5485 K. sayılı kararı ile eser sahibi olan davalının 5846 sayılı Kanun uyarınca sahip olduğu eserlerin çoğaltılması, dağıtılması, temsil ve umuma iletimden oluşan mali haklarına dayalı olarak dava konusu eserler üzerindeki mutlak hak sahipliği kapsamında tasarruf yetkisi bulunduğundan muris ... ... mirasçısı olan davacıların eser sahibine karşı bu filmlerin sinema salonu dışındaki gösterimleri 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mali hak ihlali ya da elde edilen kazançtan sözleşmeye dayalı olarak uygun bir bedel talep hakkı bulunmadığı, davalının, gerek yapımcısı olduğu gerekse de mali haklarını eser sahibi olan diğer film yapımcılarından usulüne uygun biçimde devraldığı filmler yönünden hukuka aykırı bir kullanımından söz edilemeyeceği gibi, muris ... ... mirasçılarının dava konusu sinema eserlerini eser sahipliğinin kendisine tanıdığı mutlak ve yasal haklar kapsamında kullanan davalıdan icracı sanatçı olarak komşu hak sahipliğinden doğan bir hak talebinde bulunamayacağı gözetilmeksizin davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının doğru bulunmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozularak dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki gerekçeyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1995 yılı öncesi yapımlar nedeniyle müvekkilinin hak sahibi olduğunu, 1995 yılında yapılan kanuni değişikliklerin geriye yürütülemeyeceğini, bu durumun hukuki güvenlik ilkesini zedeleyeceğini, işlem temelinin sarsılması prensibinin uygulanamayacağını, uzun süre sessiz kalan davacıların hak kaybına uğradığını, mahkemenin re'sen bandrol sayılarının tespitini talep edemeyeceğini, sinema filmlerinin tüm gösterim haklarının devredildiğini, TV ve kaset teknolojisinin öngörülemeyen gelişmeler olarak değerlendirilemeyeceği, icracı oyuncu için belirlenen %10 telif tazminatının fahiş olduğunu, emsal alınan sözleşmenin 1999 yılına ait olduğunu, bu konuda adil bir denkleştirme yapılması gerektiğini, yargılama giderlerinin paylaştırılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Dairemizin İnceleme Kararı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
D.Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.12.2022 tarih, 2020/11-350 E. ve 2022/1638 K. sayılı ilâmı ile davacıların murisi ... ... ...’ın dava dilekçesinde belirtilen ve en eskisi 1975, en yenisi 1990 yılında meydana getirilen sinema eserlerinde başrol oyuncusu olarak yer aldığı, davalı tarafından eser sahibi olan yapımcıdan devralınan ve eser sahipliğinden kaynaklanan mali haklardan doğan yetkilerle anılan sinema eserlerinin VCD ve DVD gibi mecralarda kullanımlarının gerçekleştirildiği, davalının bu kullanımlarından ötürü davacılar tarafından, murislerinin 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi gereğince eser üzerindeki icraları kapsamında sahip olup kendilerine miras yoluyla intikal eden mali haklara dayalı olarak tazminat talebinde bulunulduğu, davacıların murisi ... ... ...’ın “icracı sanatçı” olduğu, belirtilen dönemde uygulanan ve güncel durumdaki değişiklikler öncesinde “…adlarının zikredilmesini...” istemek şeklinde ifade edilen manevi hak dışında herhangi bir mali hakka sahip olmadığı, sonrasında 4110 sayılı Kanun ve 4630 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler ile davacılar murisinin, 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinin birinci fıkrasının 1 inci bendinin (A) alt bendinin (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde sayılan mali hakları elde ettiği, buna göre 5846 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin beşinci fıkrası gereği eserlerdeki icralarının ilk tespit tarihlerinden itibaren yetmiş yıl süre ile koruma altında olduğu, davacılar murisinin bu hakların aslen iktisap edilmiş olmakla eser sahibi yapımcı dâhil herkese karşı ileri sürülebilen mutlak nitelikte olduğu, davacılar murisine tanınan bu mali hakların ise murisin ölümü ile 5846 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi kapsamında davacılara intikal ettiği, icraların bulunduğu sinema eserleri üzerinde ekonomik olarak faydalanma sırasında icracı sanatçının izni gerektiği, mirasçılar da izin verme veya yasaklama hususunda münhasıran hak sahibi olarak bu hakların ihlâli durumunda tecavüzün ref’i, tecavüzün men’i ve tazminat davası açma haklarının bulunduğu, davacıların bu haklarını, eser sahibi sayılan yapımcı ile eser sahipliğinden kaynaklanan mali hakları sözleşmeyle devralan davalıya karşı da ileri sürebilecekleri, mali hakların devrine ilişkin olarak, davacıların murisi ile eser sahibi yapımcı arasında akdedildikleri belirtilen sözleşmelerle tasarrufların yapıldığı tarihlerde mevcut olmayan mali hakların devrinin mümkün olmadığı, tasarruf anında mevcut olmayan mali hakların devrine dair sözleşme ve tasarrufların geçersiz olduğu, ayrıca mevcut olmayan ve bu suretle devri geçersiz olan hakların, eser sahibi tarafından üçüncü kişilere devrini içeren sözleşmelere dayalı olarak üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen kullanımlar da 5846 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin (I) hükmü gereğince korunamayacağı, davacılar murisinin sözleşmelerin yapıldıkları tarihlerde mevcut olmayan komşu haklarının devrinin 5846 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca ayrı ayrı gösterildiği yazılı bir sözleşme mevcut olmadığı gibi davacılar murisinin icraları üzerinde sahip olmadığı komşu hakların devrini konu alan böyle bir sözleşmenin mevcudiyetinin kabulü hâlinde dahi bu sözleşme, 5846 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi gereğince geçersiz olacağı, Zira davacılar murisinin, dava konusu eserlerin yapıldıkları dönemde icrası üzerinde sadece isminin belirtilmesinden ibaret olan manevi hakkı mevcut iken bu eserlerin yapımından sonrasında yürürlüğe giren 4110 ve 4630 sayılı Kanunlarla FSEK üzerinde yapılan değişiklikler sonucu yeni haklar tanınıp bu hakların kapsamının genişletildiği, davacılar murisi ile eser sahibi yapımcı arasında akdedildiği belirtilen sözleşmeler, eserlerin sinema salonlarındaki gösterim hakkından ibaret olup davacılar murisinin icra etmiş olduğu oyunculuk ücretinin de bu kapsamda belirlendiği, günümüzde ise dava konusu sinema eserlerinin umuma iletimi ve diğer kullanım alanlarındaki gelişmeler ile eser sahipliğiyle bağlantılı haklar bakımından sağlanan yetmiş yıllık koruma süresi göz önüne alındığında, eserlerin yapım tarihlerinde beklentileri orantısız ölçüde aşan ekonomik fayda sağlanmasına dair olanaklar öngörülemediğinden anılan dönemdeki oyunculuk bedelinin tayininde de yeni ve öngörülemeyen kullanım alanlarının dikkate alınmadığı, bu nedenle davacılar murisine ödenen bedel karşılığında dava konusu sinema eserlerinin yapım tarihlerinde mevcut olmayan komşu hakların eser sahibi yapımcıya devredildiğine dair bir kabulün mevcut yasal düzenlemeler yanında somut durum itibariyle hakkaniyete de uygun olmayacağı, bu nedenle murisleri ... ... ...’ın başrol oyuncusu olarak icralarının bulunduğu dava konusu sinema eserlerinde tespit olunan icralarının davalı tarafından kullanımının5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi ile aynı Kanun’un ek 2 nci maddenin (II) hükmü uyarınca davacıların iznine tabi olup, davacıların 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi kapsamında tazminat talep haklarının mevcut olduğu, hâl böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararı yerinde bulunarak bozma nedeni dikkate alındığında karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
E. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; 12.06.1995 tarihinden önce meydana getirilen dava konusu sinema eserlerinin başrol oyuncusu ve bu suretle icracı sanatçı niteliğini haiz olan davacılar murisi ile anılan sinema eserleri üzerinde eser sahipliğine dayalı olarak hak sahibi olan yapımcı arasında, eserlerin yapım tarihinde akdedilen sözleşmeler ile davacılar murisinin 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi kapsamında icracı sanatçı sıfatıyla komşu hak sahipliğine dayalı olarak elde ettiği mali hakların devredildiğinin kabul edilip edilemeyeceği, buradan varılacak sonuca göre murisleri icracı sanatçı olan davacıların eser sahibi/devralan davalıdan dava konusu sinema eserlerinin sinema salonu dışındaki gösterimleri nedeniyle 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi kapsamında komşu/bağlantılı hak sahipliğine dayalı olarak tazminat talebinde bulunup bulunamayacakları noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
5846 sayılı Kanun'un 8, 27, 51, 52, 54, 63, 68 ve 80 inci maddeleri ile 82 nci maddesinin beşinci fırkası ve ek 2 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6545 E. 2016/3675 K.
Ortak:tasarruf yetkisi · mirasçılık · kâr dağıtımı · temsil · i̇i̇k 72/son · Tazminat
İncelediğiniz kararda… remizin 17.09.2019 tarihli ve 2018/409 E., 2019/5485 K. sayılı kararı ile eser sahibi olan davalının 5846 sayılı Kanun uyarınca sahip olduğu eserlerin çoğaltılması, «dağıtılması», «temsil» ve umuma iletimden oluşan mali haklarına dayalı olarak dava konusu eserler üzerindeki mutlak hak sahipliği kapsamında «tasarruf yetkisi» bulunduğundan muris ... ... «mirasçısı» olan davacıların eser sahibine karşı bu filmlerin sinema salonu dışındaki gösterimleri 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mali hak ih …
… sahibi olmadığı, bu sebeple davalının yapımcı ile olan sözleşmeyi davacılara karşı ileri sürmesinin yasal dayanağının ortadan kalktığı, davalının icracı sanatçının «mirasçılarının» izni olmadan yayma, «temsil», çoğaltma gibi hakların izinsiz kullanımlarında ise icracı sanatçının payına düşen mali hakkı mirasçılara ödemekle yükümlü olduğu, davacıların da kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki kullanımlar nedeniyle hak talep ettiği, değişiklik sonrası dönemdeki tüm kullanımlar bakımından 5846 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi kapsamında mutlak hak sahibi oldukları, eski tarihli sözleşmeyle davacılar murisinin devrettiği hakların sadece sinema gösterim hakkından ibaret olduğu, icracı sanatçılara 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesiyle tanınan hakların devrine dair aynı Kanun’un 52 nci maddesi gereğince yazılı bir sözleşme olmadığı gibi olsa bile yeni yasal düzenlemeler karşısında hükmünün kalmadığı, zira yapım tarihinde sinema eserlerinin koruma süresi olan yirmi yıl ile sınırlı olduğu, sözleşmenin bitiminde sona erdiği, 4110 sayılı Kanun ile değiştirilen 5946 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi ile birlikte kamusal alana giren sinema eseri ve icralar üzerinde eser sahibi ile icracı lehine yeniden yetmiş yıl süreli yeni haklara vücut verildiği, 5846 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi gereğince ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına ilişkin sözleşmelerin batıl olup ileride çıkarılacak mevzuatla mali hakların kapsamının genişletilmesi veya koruma sürelerinin uzatılmasından doğacak salâhiyetlerde vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında da aynı hükümlerin geçerli olduklarının düzenlendiği, bu düzenleme ile açıkça sonraki Kanunlar ile genişletilen haklardan veya uzatılan koruma süresinden sadece eser sahiplerinin ve 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi atfı nedeniyle komşu hak sahiplerinin yararlanacağı, bunlardan «feragatin» «geçersiz» olduğu, gerek icracı sanatçı hakkının tanınmasından dolayı gerekse bunların koruma süresinin yetmiş yıla çıkarılmasından dolayı bu haklardan «münhasıran» sadece icracı sanatçı yararlanacağından sona ermiş olan eski tarihli «geçersiz sözleşme» üzerinden yapımcıya yetmiş yıl süreli sözleşmesel hak tanınmasının belirtilen «emredici» hükümler gereğince mümkün olmadığı, zira filmlerin yapım tarihinde davacılar murisi icrasını gerçekleştirirken o tarihteki sınırlı kullanım alanları ile ön görülebilir kullanım alanları dikkate alınarak oyunculuk bedelinin belirlendiği, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki her türlü kullanımın ve hakların devrinin 5846 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi gereğince düzenlenen yazılı sözleşme ile mümkün olduğu, aksine devirlerin geçersiz olduğu, icracı sanatçının mirasçıları olarak davacıların 5846 sayılı Kanun'un 68 inci madde gereğince izinsiz kullanımlar için tazminat isteme haklarının bulunduğu, toplanan deliller itibariyle televizyon kanallarındaki kullanımlarla davalının ilgisi bulunmadığından televizyon kanallarındaki kullanım yönünden davanın reddinin farklı gerekçeyle yerinde olduğu, DVD ve CD olarak kullanımda 347.668,00 TL tazminatın tespit edildiği, üç katının 1.043.052,00 TL olduğu, bilirkişilerce takdir edilen %10 oranındaki oyuncu telif bedelinin de uygun olduğu, «zamanaşımı» itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin televizyon kanallarındaki kullanımlar nedeniyle ileri sürdüğü istinaf itirazlarının esastan reddine …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «husumet itirazında» bulunarak davaya konu sinema eserlerinin 1995 yılı öncesine ait sinema eseri olduğunu, davacıların sonraki tarihli bir kanun değişikliğinden hareketle geçmişe yönelik talepte bulunduklarını, dava konusu taleplerin «zamanaşımına» uğradığını ve «dürüstlük kuralı» ile bağdaşmadığını, 4110 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine İlişkin Kanun (4110 sayılı Kanun) ile yapılan değişiklikten önce meydana getirilen filmlerde o tarihler itibariyle icracı sanatçı haklarının mevcut olmadığını, bunun yanında davacıların murisinin icracı sanatçı olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin dava konusu filmlerin yapımcısı olmadığını, murisin şifahi sözleşme ile oyunculuk haklarını devrettiğini ve müvekkilinin haklarının 5846 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinin «son» fıkrası gereğince eserin yetmiş yıl süre ile koruma altında bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, eser sahibi olan davalının 5846 sayılı FSEK uyarınca sahip olduğu eserlerin çoğaltılması, «dağıtılması», «temsil» ve umuma iletimden oluşan mali haklarına dayalı olarak dava konusu eserler üzerindeki mutlak hak sahipliği kapsamında «tasarruf yetkisi» bulunduğundan muris ... «mirasçısı» olan davacıların eser sahibine karşı bu filmlerin sinema salonu dışındaki gösterimleri nedeniyle FSEK 80/1 uyarınca mali hak ihlali ya da elde edilen kazançtan söz …
80 ile sahip olduğu mali hakları davalı yapımcıya/devralana uygun bir bedel karşılığında sözleşme ile devrettiği ve davalı yapımcının/devralanın aynı zamanda eser sahibi olduğu, FSEK 27/«son» maddesi uyarınca eser üzerindeki hakkının da 70 yıl süre ile koruma altında bulunduğunun kabulü gerekir.
… rını eser sahibi olan diğer film yapımcılarından usulüne uygun biçimde devraldığı filmler yönünden hukuka aykırı bir kullanımından söz edilemeyeceği gibi, muris ... «mirasçılarının» dava konusu sinema eserlerini eser sahipliğinin kendisine tanıdığı mutlak ve yasal haklar kapsamında kullanan davalıdan icracı sanatçı olarak komşu hak sahipliğind …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:eser sözleşmesi · ifa · uyuşmazlık konusu · taahhütname
Benzer bu karardaÖte yandan, «uyuşmazlık konusu» sinema eserlerinin yapımının tamamlandığı 12/06/1995 tarihinden önce yürürlükte bulunan 5846 sayılı FSEK 8. maddesi uyarınca da bir sinema eserinin sahibi onu imal ettirendir.
Yukarıda da açıklandığı üzere, 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce meydana getirilen dava konusu filmlerde o tarihler itibariyle icracı sanatçı hakları mevcut olmadığından; yapımcı/eser sahibi olan davalı ile davacıların murisi olan ... arasında akdedilen sözleşme kural olarak belirli bir sonucun «taahhüt» edildiği iş görme sözleşmesi niteliği taşımaktadır.
Bu sözleşmeler de kural olarak «eser sözleşmesi» (BK m.355 vd., TBK m.470 vd.) niteliğindedir (E.
Dava konusu sinema eserlerinin meydana getirilmesi esnasında taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamakla birlikte, davalı şirket/film yapımcıları ile davacıların murisi ...'ın başrol oyunculuğuna ilişkin şifahi sözleşme taraflarca «ifa» edilip söz konusu sinema filmleri meydana getirildiğine göre, artık murisin FSEK m.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/409 E. 2019/5485 K.
Ortak:tasarruf yetkisi · ihbar olunan · mirasçılık · kâr dağıtımı · ihbar · temsil · husumet · i̇i̇k 72/son · dava şartı · Tazminat
İncelediğiniz kararda… remizin 17.09.2019 tarihli ve 2018/409 E., 2019/5485 K. sayılı kararı ile eser sahibi olan davalının 5846 sayılı Kanun uyarınca sahip olduğu eserlerin çoğaltılması, «dağıtılması», «temsil» ve umuma iletimden oluşan mali haklarına dayalı olarak dava konusu eserler üzerindeki mutlak hak sahipliği kapsamında «tasarruf yetkisi» bulunduğundan muris ... ... «mirasçısı» olan davacıların eser sahibine karşı bu filmlerin sinema salonu dışındaki gösterimleri 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mali hak ih …
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili ve «ihbar olunan» vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 17.09.2019 tarih, 2018/409 E. ve 2019/5485 K. sayılı kararı ile bozulmuş, bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilâmına direnilmiş ve bu kararın da davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı yerinde bulunarak «direnme» kararı incelenmek üzere dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «husumet itirazında» bulunarak davaya konu sinema eserlerinin 1995 yılı öncesine ait sinema eseri olduğunu, davacıların sonraki tarihli bir kanun değişikliğinden hareketle geçmişe yönelik talepte bulunduklarını, dava konusu taleplerin «zamanaşımına» uğradığını ve «dürüstlük kuralı» ile bağdaşmadığını, 4110 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine İlişkin Kanun (4110 sayılı Kanun) ile yapılan değişiklikten önce meydana getirilen filmlerde o tarihler itibariyle icracı sanatçı haklarının mevcut olmadığını, bunun yanında davacıların murisinin icracı sanatçı olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin dava konusu filmlerin yapımcısı olmadığını, murisin şifahi sözleşme ile oyunculuk haklarını devrettiğini ve müvekkilinin haklarının 5846 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinin «son» fıkrası gereğince eserin yetmiş yıl süre ile koruma altında bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, eser sahibi olan davalının 5846 sayılı FSEK uyarınca sahip olduğu eserlerin çoğaltılması, «dağıtılması», «temsil» ve umuma iletimden oluşan mali haklarına dayalı olarak dava konusu eserler üzerindeki mutlak hak sahipliği kapsamında «tasarruf yetkisi» bulunduğundan muris... «mirasçısı» olan davacıların eser sahibine karşı bu filmlerin sinema salonu dışındaki gösterimleri nedeniyle FSEK 80/1 uyarınca mali hak ihlali ya da elde edilen kazançtan söz …
Şti. vekilinin 11.12.2017 tarihli temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kaydedilmediği, «ihbar olunana» karşı «husumet» yöneltilerek açılan bir dava da bulunmadığı ve mahkemece verilen kararda da ihbar olunan sıfatı ile karar başlığında gösterilmiş olup, aleyhine herhangi bir hüküm de tesis edilmediğinden, süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı gibi, hükmü temyiz etmekte «hukuki yararı» da olmadığından ihbar olunan vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı vekili ve «ihbar olunan» vekili temyiz etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eser sözleşmesi · ifa · uyuşmazlık konusu · hukuki yarar · taahhütname · e-defter
Benzer bu karardaŞti. vekilinin 11.12.2017 tarihli temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kaydedilmediği, «ihbar olunana» karşı «husumet» yöneltilerek açılan bir dava da bulunmadığı ve mahkemece verilen kararda da ihbar olunan sıfatı ile karar başlığında gösterilmiş olup, aleyhine herhangi bir hüküm de tesis edilmediğinden, süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı gibi, hükmü temyiz etmekte «hukuki yararı» da olmadığından ihbar olunan vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Öte yandan, «uyuşmazlık konusu» sinema eserlerinin yapımının tamamlandığı 12/06/1995 tarihinden önce yürürlükte bulunan 5846 sayılı FSEK 8. maddesi uyarınca da bir sinema eserinin sahibi onu imal ettirendir.
Yukarıda da açıklandığı üzere, 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce meydana getirilen dava konusu filmlerde o tarihler itibariyle icracı sanatçı hakları mevcut olmadığından; yapımcı/eser sahibi olan davalı ile davacıların murisi olan... arasında akdedilen sözleşme kural olarak belirli bir sonucun «taahhüt» edildiği iş görme sözleşmesi niteliği taşımaktadır.
Bu sözleşmeler de kural olarak «eser sözleşmesi» (BK m.355 vd., TBK m.470 vd.) niteliğindedir (E.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6889 E. 2016/3668 K.
Ortak:tasarruf yetkisi · tazminat davası · mirasçılık · kâr dağıtımı · temsil · i̇i̇k 72/son · Tazminat
İncelediğiniz kararda… remizin 17.09.2019 tarihli ve 2018/409 E., 2019/5485 K. sayılı kararı ile eser sahibi olan davalının 5846 sayılı Kanun uyarınca sahip olduğu eserlerin çoğaltılması, «dağıtılması», «temsil» ve umuma iletimden oluşan mali haklarına dayalı olarak dava konusu eserler üzerindeki mutlak hak sahipliği kapsamında «tasarruf yetkisi» bulunduğundan muris ... ... «mirasçısı» olan davacıların eser sahibine karşı bu filmlerin sinema salonu dışındaki gösterimleri 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mali hak ih …
… sahibi olmadığı, bu sebeple davalının yapımcı ile olan sözleşmeyi davacılara karşı ileri sürmesinin yasal dayanağının ortadan kalktığı, davalının icracı sanatçının «mirasçılarının» izni olmadan yayma, «temsil», çoğaltma gibi hakların izinsiz kullanımlarında ise icracı sanatçının payına düşen mali hakkı mirasçılara ödemekle yükümlü olduğu, davacıların da kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki kullanımlar nedeniyle hak talep ettiği, değişiklik sonrası dönemdeki tüm kullanımlar bakımından 5846 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi kapsamında mutlak hak sahibi oldukları, eski tarihli sözleşmeyle davacılar murisinin devrettiği hakların sadece sinema gösterim hakkından ibaret olduğu, icracı sanatçılara 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesiyle tanınan hakların devrine dair aynı Kanun’un 52 nci maddesi gereğince yazılı bir sözleşme olmadığı gibi olsa bile yeni yasal düzenlemeler karşısında hükmünün kalmadığı, zira yapım tarihinde sinema eserlerinin koruma süresi olan yirmi yıl ile sınırlı olduğu, sözleşmenin bitiminde sona erdiği, 4110 sayılı Kanun ile değiştirilen 5946 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi ile birlikte kamusal alana giren sinema eseri ve icralar üzerinde eser sahibi ile icracı lehine yeniden yetmiş yıl süreli yeni haklara vücut verildiği, 5846 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi gereğince ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına ilişkin sözleşmelerin batıl olup ileride çıkarılacak mevzuatla mali hakların kapsamının genişletilmesi veya koruma sürelerinin uzatılmasından doğacak salâhiyetlerde vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında da aynı hükümlerin geçerli olduklarının düzenlendiği, bu düzenleme ile açıkça sonraki Kanunlar ile genişletilen haklardan veya uzatılan koruma süresinden sadece eser sahiplerinin ve 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi atfı nedeniyle komşu hak sahiplerinin yararlanacağı, bunlardan «feragatin» «geçersiz» olduğu, gerek icracı sanatçı hakkının tanınmasından dolayı gerekse bunların koruma süresinin yetmiş yıla çıkarılmasından dolayı bu haklardan «münhasıran» sadece icracı sanatçı yararlanacağından sona ermiş olan eski tarihli «geçersiz sözleşme» üzerinden yapımcıya yetmiş yıl süreli sözleşmesel hak tanınmasının belirtilen «emredici» hükümler gereğince mümkün olmadığı, zira filmlerin yapım tarihinde davacılar murisi icrasını gerçekleştirirken o tarihteki sınırlı kullanım alanları ile ön görülebilir kullanım alanları dikkate alınarak oyunculuk bedelinin belirlendiği, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki her türlü kullanımın ve hakların devrinin 5846 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi gereğince düzenlenen yazılı sözleşme ile mümkün olduğu, aksine devirlerin geçersiz olduğu, icracı sanatçının mirasçıları olarak davacıların 5846 sayılı Kanun'un 68 inci madde gereğince izinsiz kullanımlar için tazminat isteme haklarının bulunduğu, toplanan deliller itibariyle televizyon kanallarındaki kullanımlarla davalının ilgisi bulunmadığından televizyon kanallarındaki kullanım yönünden davanın reddinin farklı gerekçeyle yerinde olduğu, DVD ve CD olarak kullanımda 347.668,00 TL tazminatın tespit edildiği, üç katının 1.043.052,00 TL olduğu, bilirkişilerce takdir edilen %10 oranındaki oyuncu telif bedelinin de uygun olduğu, «zamanaşımı» itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin televizyon kanallarındaki kullanımlar nedeniyle ileri sürdüğü istinaf itirazlarının esastan reddine …
… kullanımlarından ötürü davacılar tarafından, murislerinin 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi gereğince eser üzerindeki icraları kapsamında sahip olup kendilerine «miras yoluyla intikal» eden mali haklara dayalı olarak tazminat talebinde bulunulduğu, davacıların murisi ... ... ...’ın “icracı sanatçı” olduğu, belirtilen dönemde uygulanan ve güncel durumdaki değişiklikler öncesinde “…adlarının zikredilmesini...” istemek şeklinde ifade edilen manevi hak dışında herhangi bir mali hakka sahip olmadığı, sonrasında 4110 sayılı Kanun ve 4630 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler ile davacılar murisinin, 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinin birinci fıkrasının 1 inci bendinin (A) alt bendinin (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde sayılan mali hakları elde ettiği, buna göre 5846 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin beşinci fıkrası gereği eserlerdeki icralarının ilk tespit tarihlerinden itibaren yetmiş yıl süre ile koruma altında olduğu, davacılar murisinin bu hakların aslen iktisap edilmiş olmakla eser sahibi yapımcı dâhil herkese karşı ileri sürülebilen mutlak nitelikte olduğu, davacılar murisine tanınan bu mali hakların ise murisin ölümü ile 5846 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi kapsamında davacılara intikal ettiği, icraların bulunduğu sinema eserleri üzerinde ekonomik olarak faydalanma sırasında icracı sanatçının izni gerektiği, «mirasçılar» da izin verme veya yasaklama hususunda «münhasıran» hak sahibi olarak bu hakların ihlâli durumunda tecavüzün ref’i, tecavüzün men’i ve «tazminat davası» açma haklarının bulunduğu, davacıların bu haklarını, eser sahibi sayılan yapımcı ile eser sahipliğinden kaynaklanan mali hakları sözleşmeyle devralan davalıya karşı da ileri sürebilecekleri, mali hakların devrine ilişkin olarak, davacıların murisi ile eser sahibi yapımcı arasında akdedildikleri belirtilen sözleşmelerle tasarrufların yapıldığı tarihlerde mevcut olmayan mali hakların devrinin mümkün olmadığı, tasarruf anında mevcut olmayan mali hakların devrine dair sözleşme ve tasarrufların «geçersiz» olduğu, ayrıca mevcut olmayan ve bu suretle devri geçersiz olan hakların, eser sahibi tarafından üçüncü kişilere devrini içeren sözleşmelere dayalı olarak «üçüncü kişiler» tarafından gerçekleştirilen kullanımlar da 5846 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin (I) hükmü gereğince korunamayacağı, davacılar murisinin sözleşmelerin yapıldıkları tarihlerde mevcut olmayan komşu haklarının devrinin 5846 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca ayrı ayrı gösterildiği yazılı bir sözleşme mevcut olmadığı gibi davacılar murisinin icraları üzerinde sahip olmadığı komşu hakların devrini konu alan böyle bir sözleşmenin mevcudiyetinin kabulü hâlinde dahi bu sözleşme, 5846 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi gereğince geçersiz olacağı, Zira davacılar murisinin, dava konusu eserlerin yapıldıkları dönemde icrası üzerinde sadece isminin belirtilmesinden ibaret olan manevi hakkı mevcut iken bu eserlerin yapımından sonrasında yürürlüğe giren 4110 ve 4630 sayılı Kanunlarla FSEK üzerinde yapılan değişiklikler sonucu yeni haklar tanınıp bu hakların kapsamının genişletildiği, davacılar murisi ile eser sahibi yapımcı arasında akdedildiği belirtilen sözleşmeler, eserlerin sinema salonlarındaki gösterim hakkından ibaret olup davacılar murisinin icra etmiş olduğu oyunculuk ücretinin de bu kapsamda belirlendiği, günümüzde ise dava konusu sinema eserlerinin umuma iletimi ve diğer kullanım alanlarındaki gelişmeler ile eser sahipliğiyle bağlantılı haklar bakımından sağlanan yetmiş yıllık koruma süresi göz önüne alındığında, eserlerin yapım tarihlerinde beklentileri orantısız ölçüde aşan ekonomik fayda sağlanmasına dair olanaklar öngörülemediğinden anılan dönemdeki oyunculuk bedelinin tayininde de yeni ve öngörülemeyen kullanım alanlarının dikkate alınmadığı, bu nedenle davacılar murisine ödenen bedel karşılığında dava konusu sinema eserlerinin yapım tarihlerinde mevcut olmayan komşu hakların eser sahibi yapımcıya devredildiğine dair bir kabulün mevcut yasal düzenlemeler yanında somut durum itibariyle «hakkaniyete» de uygun olmayacağı, bu nedenle murisleri ... ... ...’ın başrol oyuncusu olarak icralarının bulunduğu dava konusu sinema eserlerinde tespit olunan icralarının davalı tarafından kullanımının5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi ile aynı Kanun’un ek 2 nci maddenin (II) hükmü uyarınca davacıların iznine tabi olup, davacıların 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi kapsamında tazminat talep haklarının mevcut olduğu, hâl böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen «direnme» kararı yerinde bulunarak bozma nedeni dikkate alındığında karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, eser sahibi olan davalının 5846 sayılı FSEK uyarınca sahip olduğu ve koruma süresi devam eden eserlerin çoğaltılması, «dağıtılması», «temsil» ve umuma iletimden oluşan mali haklarına dayalı olarak dava konusu eserler üzerindeki mutlak hak sahipliği kapsamında «tasarruf yetkisi» bulunduğundan muris ... «mirasçısı» olan davacıların eser sahibine karşı bu filmlerin sinema salonu dışındaki gösterimleri nedeniyle FSEK 80/1 uyarınca mali hak ihlali ya da elde edilen kazançtan söz …
80 ile sahip olduğu mali hakları filmlerin yapımı öncesinde davalı yapımcıya uygun bir bedel karşılığında sözleşme ile devrettiği, davalı yapımcının eser sahibi olduğu ve FSEK 27/«son» maddesi uyarınca eser üzerindeki hakkının da 70 yıl süre ile koruma altında bulunduğunun kabulü gerekir.
O halde, taraflar arasında başlangıçta aktedilen sözleşmeye aykırı bir kullanımdan söz edilemeyeceği gibi, muris ... «mirasçılarının» dava konusu sinema eserlerini eser sahipliğinin kendisine tanıdığı mutlak ve yasal haklar kapsamında kullanan davalıdan sinemada gösterim dışındaki kullanımlar ned …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kısıtlılık · eser sözleşmesi · ifa · uyuşmazlık konusu · taahhütname · maddi tazminat
Benzer bu kararda… snasında taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamakla birlikte, davalı şirket ile davacıların murisi ...ın başrol oyunculuğuna ilişkin şifahi sözleşme taraflarca «ifa» edilip söz konusu sinema filmleri 12.06.1995 tarihinden önce meydana getirildiğine göre, film yapımcısının (imalatçının) herhangi bir sınırlama olmaksızın eserden doğan bütün mali hakları iktisap ettiği, sonradan çıkarılan 4630 S.K. ile sinema eserlerini de kapsayacak şekilde icracı sanatçılara bağlantılı hak hak sahipliği hakkı tanınmış olmasının da eser sahibi olan film yapımcısının mali haklarına herhangi bir «kısıtlama» getirmeyeceği, zira murisin FSEK m.
Mahkemece emsal alınan Dairemizin 29/05/2012 tarihli 16404/9213 sayılı kararında, “davaya konu eserlerin yalnızca sinemada gösterim hakkının devredildiğinin «uyuşmazlık konusu» olmadığı, taraflar arasındaki devir sözleşmesine aykırı olarak adı geçen eserlerin TV ve diğer alanlarda izinsiz kullanımının «maddi tazminatı» gerektireceği” hususu kabul edilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda, davacıların miras bırakanının icracı sanatçı olarak rol aldığı dava konusu eserler bakımından davacıların bağlantılı hak sahibi oldukları, aynı hususta açılan emsal nitelikli davanın kabulüne dair kararın Yargıtay tarafından onandığı, yine bu emsal dosyada belirlenen 2.000 TL «maddi tazminatın» da bu davada esas alınabileceği gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Öte yandan, «uyuşmazlık konusu» sinema eserlerinin yapımının tamamlandığı 12/06/1995 tarihinden önce yürürlükte bulunan 5846 sayılı FSEK 8. maddesi uyarınca da bir sinema eserinin sahibi onu imal ettirendir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16404 E. 2012/9213 K.
Ortak:temsil
İncelediğiniz kararda… nce icracı sanatçı olan kimselere isminin belirtilmesi manevi hakkı ile sınırlı sayıda mali hak tanındığı, bu durumda sinema eserinin sinema salonlarında gösterimi "«temsil»", televizyonlarda yayını ise aynı hakkı yanında "çoğaltma" işlemini gerekli kıldığı için değişiklikten önceki 81 inci madde anlamında davacılar murisinden başrol oynadığı sinema eserlerinin "temsili çoğaltma (yayma) ve yayını" için «muvafakat» alınması gerektiği, bu muvafakatin alınarak ücretinin ödendiği, davacıların murislerinden dolayı 1995 yılından önceki sinema eserlerine ilişkin dava konusu filmler …
… sahibi olmadığı, bu sebeple davalının yapımcı ile olan sözleşmeyi davacılara karşı ileri sürmesinin yasal dayanağının ortadan kalktığı, davalının icracı sanatçının «mirasçılarının» izni olmadan yayma, «temsil», çoğaltma gibi hakların izinsiz kullanımlarında ise icracı sanatçının payına düşen mali hakkı mirasçılara ödemekle yükümlü olduğu, davacıların da kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki kullanımlar nedeniyle hak talep ettiği, değişiklik sonrası dönemdeki tüm kullanımlar bakımından 5846 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi kapsamında mutlak hak sahibi oldukları, eski tarihli sözleşmeyle davacılar murisinin devrettiği hakların sadece sinema gösterim hakkından ibaret olduğu, icracı sanatçılara 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesiyle tanınan hakların devrine dair aynı Kanun’un 52 nci maddesi gereğince yazılı bir sözleşme olmadığı gibi olsa bile yeni yasal düzenlemeler karşısında hükmünün kalmadığı, zira yapım tarihinde sinema eserlerinin koruma süresi olan yirmi yıl ile sınırlı olduğu, sözleşmenin bitiminde sona erdiği, 4110 sayılı Kanun ile değiştirilen 5946 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi ile birlikte kamusal alana giren sinema eseri ve icralar üzerinde eser sahibi ile icracı lehine yeniden yetmiş yıl süreli yeni haklara vücut verildiği, 5846 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi gereğince ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına ilişkin sözleşmelerin batıl olup ileride çıkarılacak mevzuatla mali hakların kapsamının genişletilmesi veya koruma sürelerinin uzatılmasından doğacak salâhiyetlerde vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında da aynı hükümlerin geçerli olduklarının düzenlendiği, bu düzenleme ile açıkça sonraki Kanunlar ile genişletilen haklardan veya uzatılan koruma süresinden sadece eser sahiplerinin ve 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi atfı nedeniyle komşu hak sahiplerinin yararlanacağı, bunlardan «feragatin» «geçersiz» olduğu, gerek icracı sanatçı hakkının tanınmasından dolayı gerekse bunların koruma süresinin yetmiş yıla çıkarılmasından dolayı bu haklardan «münhasıran» sadece icracı sanatçı yararlanacağından sona ermiş olan eski tarihli «geçersiz sözleşme» üzerinden yapımcıya yetmiş yıl süreli sözleşmesel hak tanınmasının belirtilen «emredici» hükümler gereğince mümkün olmadığı, zira filmlerin yapım tarihinde davacılar murisi icrasını gerçekleştirirken o tarihteki sınırlı kullanım alanları ile ön görülebilir kullanım alanları dikkate alınarak oyunculuk bedelinin belirlendiği, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki her türlü kullanımın ve hakların devrinin 5846 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi gereğince düzenlenen yazılı sözleşme ile mümkün olduğu, aksine devirlerin geçersiz olduğu, icracı sanatçının mirasçıları olarak davacıların 5846 sayılı Kanun'un 68 inci madde gereğince izinsiz kullanımlar için tazminat isteme haklarının bulunduğu, toplanan deliller itibariyle televizyon kanallarındaki kullanımlarla davalının ilgisi bulunmadığından televizyon kanallarındaki kullanım yönünden davanın reddinin farklı gerekçeyle yerinde olduğu, DVD ve CD olarak kullanımda 347.668,00 TL tazminatın tespit edildiği, üç katının 1.043.052,00 TL olduğu, bilirkişilerce takdir edilen %10 oranındaki oyuncu telif bedelinin de uygun olduğu, «zamanaşımı» itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin televizyon kanallarındaki kullanımlar nedeniyle ileri sürdüğü istinaf itirazlarının esastan reddine …
… remizin 17.09.2019 tarihli ve 2018/409 E., 2019/5485 K. sayılı kararı ile eser sahibi olan davalının 5846 sayılı Kanun uyarınca sahip olduğu eserlerin çoğaltılması, «dağıtılması», «temsil» ve umuma iletimden oluşan mali haklarına dayalı olarak dava konusu eserler üzerindeki mutlak hak sahipliği kapsamında «tasarruf yetkisi» bulunduğundan muris ... ... «mirasçısı» olan davacıların eser sahibine karşı bu filmlerin sinema salonu dışındaki gösterimleri 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mali hak ih …
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta, davacıların murisinin icracı sanatçı (başrol oyuncusu) olarak yer aldığı dava konusu filmlerin «temsili» esnasında yukarıda belirtilen manevi haklarının ihlal edildiği hususu kanıtlanamadığı gibi söz konusu temsillerin BK'nun 49. maddesi anlamında «kişilik haklarına saldırı» oluşturduğundan da söz edilemeyeceği halde yazılı gerekçeyle davacılar yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmi …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarına saldırı · tahrifat · kişilik hakları · uyuşmazlık konusu · yasal faiz
Benzer bu kararda… rlaması getirilmeden Türkiye'de üretilmiş bütün eser ve icralara uygulanacağı öngörüldüğü, davaya konu eserlerin yalnızca sinemada gösterim hakkının devredildiğinin «uyuşmazlık konusu» olmadığı, bu durumda taraflar arasındaki devir sözleşmesine aykırı olarak adı geçen eserlerin, tv ve diğer alanlarda da izinsiz kullanımı nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle 2.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacıların murisinin icracı sanatçı (başrol oyuncusu) olarak yer aldığı dava konusu filmlerin «temsili» esnasında yukarıda belirtilen manevi haklarının ihlal edildiği hususu kanıtlanamadığı gibi söz konusu temsillerin BK'nun 49. maddesi anlamında «kişilik haklarına saldırı» oluşturduğundan da söz edilemeyeceği halde yazılı gerekçeyle davacılar yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmi …
2- Ancak, 5846 sayılı FSEK'nun 80/1-A(1) fıkrasına göre icracı sanatçıların manevi hakları, icralarının sahibi olarak tanıtılmak ve icralarının kendi itibarlarını zedeleyebilecek şekilde «tahrif» edilmesinin ve bozulmasının önlenmesini talep etmektir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3915 E. 2017/6598 K.
Ortak:tasarruf yetkisi · hakkaniyet · kâr dağıtımı · temsil · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… remizin 17.09.2019 tarihli ve 2018/409 E., 2019/5485 K. sayılı kararı ile eser sahibi olan davalının 5846 sayılı Kanun uyarınca sahip olduğu eserlerin çoğaltılması, «dağıtılması», «temsil» ve umuma iletimden oluşan mali haklarına dayalı olarak dava konusu eserler üzerindeki mutlak hak sahipliği kapsamında «tasarruf yetkisi» bulunduğundan muris ... ... «mirasçısı» olan davacıların eser sahibine karşı bu filmlerin sinema salonu dışındaki gösterimleri 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mali hak ih …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «husumet itirazında» bulunarak davaya konu sinema eserlerinin 1995 yılı öncesine ait sinema eseri olduğunu, davacıların sonraki tarihli bir kanun değişikliğinden hareketle geçmişe yönelik talepte bulunduklarını, dava konusu taleplerin «zamanaşımına» uğradığını ve «dürüstlük kuralı» ile bağdaşmadığını, 4110 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine İlişkin Kanun (4110 sayılı Kanun) ile yapılan değişiklikten önce meydana getirilen filmlerde o tarihler itibariyle icracı sanatçı haklarının mevcut olmadığını, bunun yanında davacıların murisinin icracı sanatçı olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin dava konusu filmlerin yapımcısı olmadığını, murisin şifahi sözleşme ile oyunculuk haklarını devrettiğini ve müvekkilinin haklarının 5846 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinin «son» fıkrası gereğince eserin yetmiş yıl süre ile koruma altında bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… nce icracı sanatçı olan kimselere isminin belirtilmesi manevi hakkı ile sınırlı sayıda mali hak tanındığı, bu durumda sinema eserinin sinema salonlarında gösterimi "«temsil»", televizyonlarda yayını ise aynı hakkı yanında "çoğaltma" işlemini gerekli kıldığı için değişiklikten önceki 81 inci madde anlamında davacılar murisinden başrol oynadığı sinema eserlerinin "temsili çoğaltma (yayma) ve yayını" için «muvafakat» alınması gerektiği, bu muvafakatin alınarak ücretinin ödendiği, davacıların murislerinden dolayı 1995 yılından önceki sinema eserlerine ilişkin dava konusu filmler …
Benzer bu kararda5846 sayılı FSEK. uyarınca sahip olduğu ve koruma süresi devam eden eserlerin çoğaltılması, «dağıtılması», «temsil» ve umuma iletimden oluşan mali haklarına dayalı olarak dava konusu eserler üzerindeki mutlak hak sahipliği kapsamında «tasarruf yetkisi» bulunduğundan davacının, eser sahibine veya eser sahibinden lisans sözleşmesi uyarınca yayın hakkını alan davalıya karşı bu filmlerin gösterimleri nedeniyle FSEK 8 …
… n değiştiği ve 50 yıllık ek koruma süresi ile yeni bağlantılı haklar nedeniyle ortaya çıkan mali imkanların, bu filmler üzerinde emeği olan herkese adil bir biçimde «dağıtılması» gerektiği, aldırılan bilirkişi raporunda dava konusu filmlerde, replik sayısı, filmde göründüğü süre, replik süresi, kimlerle diyalogda olduğu, oynadığı karakterlerin senaryo içindeki önemi, hikayenin kimler etrafında döndüğü ve filmin konusunun ne olduğu gibi kriterlere göre değerlendirme yapıldığında davacı ...'ın bu üç filmde de ana kadroda yer aldığı ve davacının dava konusu filmlerde başrol oyuncusu olduğu kanaatine ulaşıldığı, 1974 yılında sinema eserleri için yegane eser sahibinin yapımcı olduğu ancak yapımcının eser sahipliğinin 1994 yılında sona erdiği, bu filmlerde rol almış tüm oyuncuların aldıkları oyunculuk ücreti dışında mali hakların devri karşılığında almaları gereken bir bedel daha olması gerektiği, ancak 1995 yılı sonrası duruma göre en az % 2, en çok % 5 oranında oyuncuya tazminat ödenebileceği, dosyaya sunulan emsal sözleşmede yer alan 23 filmin 75 adet gösterim için belirlenen 1.200,00 USD+KDV esas alınmak suretiyle hesaplama yapıldığında, davacının film başına minimum 320 USD+ KDV, maksimum 800 USD+ KDV tazminat talep edebileceği, dava konusu filmler aynı dönemde benzer kadrolarla çekildiği için aralarında bir ayrıma gidilmediği, davacının, dava konunu filmlerdeki icralarına bağlı olarak, bağlantılı hak sahibi sıfatıyla film başına talep edebileceği bedelin, sadece gerçekleşen ve davaya konu edilen yayınlar için 320 USD +KDV olduğu görüşünün rapor edildiği, bu rakamın Türkiye'nin ekonomik koşulları, önceki raporlarda açıklanan rakamlarla önemli bir fark içermemesi ve emsal sözleşmedeki rakamlarla da uyumlu olması nedeniyle makul ve «hakkaniyete» uygun olduğu, % 18 KDV oranının eklenmesi sonucu bu rakamın 377.60 USD olduğu, 3 film için ise 377.60 x 3 = 1.132,80 USD olduğu, davacının icracı sanatçı oluşu ve ihlalin niteliği gözetilerek FSEK 68. maddesi gereğince takdiren 3 kat hesabıyla makul «rayiç bedelin» 3.398,40 USD olduğu, 23.12.2013 tarihi itibarıyla USD/TL kurunun 2.0945 olması nedeniyle davacının dava konusu filmlerin gerçekleşen birer yayını için talep edebileceği toplam bedelin TL cinsinden karşılığının 7.117,95 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 7.117,95 TL telif tazminatının dava tarihinden itibaren hesaplanacak «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
80. ile sahip olduğu mali hakları filmlerin yapımı öncesinde yapımcıya uygun bir bedel karşılığında sözleşme ile devrettiği, yapımcının eser sahibi olduğu ve FSEK 27/«son» maddesi uyarınca eser üzerindeki hakkının da 70 yıl süre ile koruma altında bulunduğunun kabulü gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rayiç bedel · kısıtlılık · feri müdahil · eser sözleşmesi · reeskont faizi · ifa · uyuşmazlık konusu · taahhütname
Benzer bu kararda… n değiştiği ve 50 yıllık ek koruma süresi ile yeni bağlantılı haklar nedeniyle ortaya çıkan mali imkanların, bu filmler üzerinde emeği olan herkese adil bir biçimde «dağıtılması» gerektiği, aldırılan bilirkişi raporunda dava konusu filmlerde, replik sayısı, filmde göründüğü süre, replik süresi, kimlerle diyalogda olduğu, oynadığı karakterlerin senaryo içindeki önemi, hikayenin kimler etrafında döndüğü ve filmin konusunun ne olduğu gibi kriterlere göre değerlendirme yapıldığında davacı ...'ın bu üç filmde de ana kadroda yer aldığı ve davacının dava konusu filmlerde başrol oyuncusu olduğu kanaatine ulaşıldığı, 1974 yılında sinema eserleri için yegane eser sahibinin yapımcı olduğu ancak yapımcının eser sahipliğinin 1994 yılında sona erdiği, bu filmlerde rol almış tüm oyuncuların aldıkları oyunculuk ücreti dışında mali hakların devri karşılığında almaları gereken bir bedel daha olması gerektiği, ancak 1995 yılı sonrası duruma göre en az % 2, en çok % 5 oranında oyuncuya tazminat ödenebileceği, dosyaya sunulan emsal sözleşmede yer alan 23 filmin 75 adet gösterim için belirlenen 1.200,00 USD+KDV esas alınmak suretiyle hesaplama yapıldığında, davacının film başına minimum 320 USD+ KDV, maksimum 800 USD+ KDV tazminat talep edebileceği, dava konusu filmler aynı dönemde benzer kadrolarla çekildiği için aralarında bir ayrıma gidilmediği, davacının, dava konunu filmlerdeki icralarına bağlı olarak, bağlantılı hak sahibi sıfatıyla film başına talep edebileceği bedelin, sadece gerçekleşen ve davaya konu edilen yayınlar için 320 USD +KDV olduğu görüşünün rapor edildiği, bu rakamın Türkiye'nin ekonomik koşulları, önceki raporlarda açıklanan rakamlarla önemli bir fark içermemesi ve emsal sözleşmedeki rakamlarla da uyumlu olması nedeniyle makul ve «hakkaniyete» uygun olduğu, % 18 KDV oranının eklenmesi sonucu bu rakamın 377.60 USD olduğu, 3 film için ise 377.60 x 3 = 1.132,80 USD olduğu, davacının icracı sanatçı oluşu ve ihlalin niteliği gözetilerek FSEK 68. maddesi gereğince takdiren 3 kat hesabıyla makul «rayiç bedelin» 3.398,40 USD olduğu, 23.12.2013 tarihi itibarıyla USD/TL kurunun 2.0945 olması nedeniyle davacının dava konusu filmlerin gerçekleşen birer yayını için talep edebileceği toplam bedelin TL cinsinden karşılığının 7.117,95 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 7.117,95 TL telif tazminatının dava tarihinden itibaren hesaplanacak «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
… nda taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamakla birlikte, dava, yapımcı ... ve Ticaret A.Ş. ile davacının başrol oyunculuğuna ilişkin şifahi sözleşme taraflarca «ifa» edilip söz konusu sinema filmleri 12.06.1995 tarihinden önce meydana getirildiğine göre, film yapımcısının (imalatçının) herhangi bir sınırlama olmaksızın eserden doğan bütün mali hakları iktisap ettiği, sonradan çıkarılan 4630 S.K. ile sinema eserlerini de kapsayacak şekilde icracı sanatçılara bağlantılı hak hak sahipliği hakkı tanınmış olmasının da eser sahibi olan film yapımcısının mali haklarına herhangi bir «kısıtlama» getirmeyeceği, zira davacının FSEK m.
Kararı, davacı vekili, davalı vekili, «feri müdahil» vekili temyiz etmiştir.
2016/3668 K. sayıkı kararında da benimsendiği üzere; «uyuşmazlık konusu» sinema eserleri 4110 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 12/06/1995 tarihinden önce meydana getirildiğinden, söz konusu eserlerde başrol oyuncusu olarak yer alan dav …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2640 E. 2015/7361 K.
Ortak:muvafakat
İncelediğiniz kararda… nce icracı sanatçı olan kimselere isminin belirtilmesi manevi hakkı ile sınırlı sayıda mali hak tanındığı, bu durumda sinema eserinin sinema salonlarında gösterimi "«temsil»", televizyonlarda yayını ise aynı hakkı yanında "çoğaltma" işlemini gerekli kıldığı için değişiklikten önceki 81 inci madde anlamında davacılar murisinden başrol oynadığı sinema eserlerinin "temsili çoğaltma (yayma) ve yayını" için «muvafakat» alınması gerektiği, bu muvafakatin alınarak ücretinin ödendiği, davacıların murislerinden dolayı 1995 yılından önceki sinema eserlerine ilişkin dava konusu filmler …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının 19.11.2013 tarihli celsede manevi tazminat talebini geri aldığı, davalılarca geri alma istemine «muvafakat» verildiği, dava konusu reklam filminin 5846 sayılı yasanın 5. maddesi anlamında sinema eseri mahiyetinde bulunduğu, aynı yasanın 80. maddesi uyarınca icracı sanatçı olan davacının komşu hak sahibi olarak dava «ehliyetinin» bulunduğu, davacının FSEK 68. maddesi uyarınca 2012-2013 yıllarına ilişkin 1.000,00 TL ücret talep edebileceği, gerekçesiyle 3.000,00 TL «maddi tazminatın» yayının tespit edildiği en önceki tarih olan 25.7.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, HMK'nın 123. maddesi uyarınca geri alma nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:eksik araştırma · eş rızası · taraf ehliyeti · maddi tazminat · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının 19.11.2013 tarihli celsede manevi tazminat talebini geri aldığı, davalılarca geri alma istemine «muvafakat» verildiği, dava konusu reklam filminin 5846 sayılı yasanın 5. maddesi anlamında sinema eseri mahiyetinde bulunduğu, aynı yasanın 80. maddesi uyarınca icracı sanatçı olan davacının komşu hak sahibi olarak dava «ehliyetinin» bulunduğu, davacının FSEK 68. maddesi uyarınca 2012-2013 yıllarına ilişkin 1.000,00 TL ücret talep edebileceği, gerekçesiyle 3.000,00 TL «maddi tazminatın» yayının tespit edildiği en önceki tarih olan 25.7.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, HMK'nın 123. maddesi uyarınca geri alma nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Dava, davacının icracı sanatçı olarak rol aldığı reklam filminin davacının «rızası» dışında televizyon kanallarında yayınlatılmasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
… filminin 2005 yılında, bir yıllık gösterim karşılığı ücret ödenerek çekildiği, söz konusu reklam filminin 2006-2013 yılları arasında bedel ödenmeksizin ve davacının «rızası» dışında televizyon kanallarında gösterildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, müzekkkere cevapları uyarınca sadece iki yıllık izinsiz gösteriminin ispat …
… edilecek bilgiler uyarınca bilirkişilerden ek rapor veya oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak işin esasına ilişkin karar verilmesi gerekirken «eksik araştırmayla» yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1637 E. , 2023/3555 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2914 Esas, 2020/34 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul-direnme
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2013/145 E., 2016/137 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili ve ihbar olunan vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 17.09.2019 tarih, 2018/409 E. ve 2019/5485 K. sayılı kararı ile bozulmuş, bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilâmına direnilmiş ve bu kararın da davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.12.2022 tarih, 2020/11-350 E. ve 2022/1638 K. sayılı ilâmı ile direnme kararının yerinde olduğuna karar verilerek bozma nedenine göre davalı vekilinin davanın esasına yönelik ve diğer temyiz itirazları incelenmediğinden davalı vekilinin temyiz itirazlarına ilişkin inceleme yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu tarafından dosya Dairemize gönderilmiş olmakla Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ... ... 'ın oyunculuğunu üstlendiği ve dava dilekçesinde isimleri tek tek sayılan kırk beş adet filmin yapımcısı olan davalının halen başta televizyon kanallarına olmak üzere filmlerin satışını yaparak gelir elde ettiğini, aynı filmleri CD ve DVD olarak da sattığını, murislerinin bu filmlerdeki icrasından dolayı sadece sinema gösterimi için ücret aldığını, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun (5846 sayılı Kanun) 80 inci maddesi gereğince eser sahibinin hakları ile bağlantılı haklar kapsamında icracı sanatçı sıfatıyla sahip olduğu haklar karşılığında bugüne kadar murislerine yahut ölümünden sonra kendilerine hiçbir ödeme yapılmadığını, icracı sanatçının filmler üzerinde eser sahibinin yanında komşu haklara sahip olduğunu, aynı Kanun’un 52 nci maddesi gereğine eserlerden doğan hakların kullanımının ancak yazılı olarak devredilebileceğini, dava konusu filmlerden elde edilen gelirlerde sinema gösterimi dışında elde edilen gelirlerin de dikkate alınması ve icracı sanatçıya da bu kapsamda ödeme yapılması gerektiğini ileri sürerek hesaplanan payın üç katı tutarı tazminata hükmedilmesine, dava konusu filmlerin televizyonlarda gösterilmesinden kaynaklanan haklar karşılığı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL, filmlerin sinema ve televizyon kanalları dışında satışından doğan haklar karşılığında sağlanan gelirlerden dolayı da 10.000,00 TL olmak üzere 30.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunarak davaya konu sinema eserlerinin 1995 yılı öncesine ait sinema eseri olduğunu, davacıların sonraki tarihli bir kanun değişikliğinden hareketle geçmişe yönelik talepte bulunduklarını, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, 4110 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine İlişkin Kanun (4110 sayılı Kanun) ile yapılan değişiklikten önce meydana getirilen filmlerde o tarihler itibariyle icracı sanatçı haklarının mevcut olmadığını, bunun yanında davacıların murisinin icracı sanatçı olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin dava konusu filmlerin yapımcısı olmadığını, murisin şifahi sözleşme ile oyunculuk haklarını devrettiğini ve müvekkilinin haklarının 5846 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinin son fıkrası gereğince eserin yetmiş yıl süre ile koruma altında bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.09.2016 tarih, 2013/145 E. ve 2016/137 K. sayılı kararı ile muris ... ...ın yer almış olduğu filmlerin en eskisinin 1975, en yenisinin ise 1990 tarihli olduğu, 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi ile 16.11.1997 tarihli ve 23172 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Eser Sahiplerinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği’nin 4 üncü maddesinin (b) fıkrası gereğince davacılar murisinin icracı sanatçı olduğu, 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce icracı sanatçı olan kimselere isminin belirtilmesi manevi hakkı ile sınırlı sayıda mali hak tanındığı, bu durumda sinema eserinin sinema salonlarında gösterimi "temsil", televizyonlarda yayını ise aynı hakkı yanında "çoğaltma" işlemini gerekli kıldığı için değişiklikten önceki 81 inci madde anlamında davacılar murisinden başrol oynadığı sinema eserlerinin "temsili çoğaltma (yayma) ve yayını" için muvafakat alınması gerektiği, bu muvafakatin alınarak ücretinin ödendiği, davacıların murislerinden dolayı 1995 yılından önceki sinema eserlerine ilişkin dava konusu filmlerin televizyon kanallarında ve sinema gösterimi dışındaki satışlara dayalı olarak tazminat talep edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.10.2017 tarih, 2016/71 E. ve 2017/3073 K. sayılı kararı ile filmlerin yapıldığı tarihlerde eser sahibinin yapımcı olduğu, ancak icracı oyuncu haklarının kendisine verilmediği ve yapımcının haklarının icracı sanatçı haklarını kapsamadığı, davalının sinema eserlerini yapımcıdan devralan üçüncü kişilerden devraldığı, yapımcının hak sahipliği bulunmadığından davalının da hak sahibi olmadığı, bu sebeple davalının yapımcı ile olan sözleşmeyi davacılara karşı ileri sürmesinin yasal dayanağının ortadan kalktığı, davalının icracı sanatçının mirasçılarının izni olmadan yayma, temsil, çoğaltma gibi hakların izinsiz kullanımlarında ise icracı sanatçının payına düşen mali hakkı mirasçılara ödemekle yükümlü olduğu, davacıların da kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki kullanımlar nedeniyle hak talep ettiği, değişiklik sonrası dönemdeki tüm kullanımlar bakımından 5846 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi kapsamında mutlak hak sahibi oldukları, eski tarihli sözleşmeyle davacılar murisinin devrettiği hakların sadece sinema gösterim hakkından ibaret olduğu, icracı sanatçılara 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesiyle tanınan hakların devrine dair aynı Kanun’un 52 nci maddesi gereğince yazılı bir sözleşme olmadığı gibi olsa bile yeni yasal düzenlemeler karşısında hükmünün kalmadığı, zira yapım tarihinde sinema eserlerinin koruma süresi olan yirmi yıl ile sınırlı olduğu, sözleşmenin bitiminde sona erdiği, 4110 sayılı Kanun ile değiştirilen 5946 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi ile birlikte kamusal alana giren sinema eseri ve icralar üzerinde eser sahibi ile icracı lehine yeniden yetmiş yıl süreli yeni haklara vücut verildiği, 5846 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi gereğince ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına ilişkin sözleşmelerin batıl olup ileride çıkarılacak mevzuatla mali hakların kapsamının genişletilmesi veya koruma sürelerinin uzatılmasından doğacak salâhiyetlerde vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında da aynı hükümlerin geçerli olduklarının düzenlendiği, bu düzenleme ile açıkça sonraki Kanunlar ile genişletilen haklardan veya uzatılan koruma süresinden sadece eser sahiplerinin ve 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi atfı nedeniyle komşu hak sahiplerinin yararlanacağı, bunlardan feragatin geçersiz olduğu, gerek icracı sanatçı hakkının tanınmasından dolayı gerekse bunların koruma süresinin yetmiş yıla çıkarılmasından dolayı bu haklardan münhasıran sadece icracı sanatçı yararlanacağından sona ermiş olan eski tarihli geçersiz sözleşme üzerinden yapımcıya yetmiş yıl süreli sözleşmesel hak tanınmasının belirtilen emredici hükümler gereğince mümkün olmadığı, zira filmlerin yapım tarihinde davacılar murisi icrasını gerçekleştirirken o tarihteki sınırlı kullanım alanları ile ön görülebilir kullanım alanları dikkate alınarak oyunculuk bedelinin belirlendiği, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki her türlü kullanımın ve hakların devrinin 5846 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi gereğince düzenlenen yazılı sözleşme ile mümkün olduğu, aksine devirlerin geçersiz olduğu, icracı sanatçının mirasçıları olarak davacıların 5846 sayılı Kanun'un 68 inci madde gereğince izinsiz kullanımlar için tazminat isteme haklarının bulunduğu, toplanan deliller itibariyle televizyon kanallarındaki kullanımlarla davalının ilgisi bulunmadığından televizyon kanallarındaki kullanım yönünden davanın reddinin farklı gerekçeyle yerinde olduğu, DVD ve CD olarak kullanımda 347.668,00 TL tazminatın tespit edildiği, üç katının 1.043.052,00 TL olduğu, bilirkişilerce takdir edilen %10 oranındaki oyuncu telif bedelinin de uygun olduğu, zamanaşımı itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin televizyon kanallarındaki kullanımlar nedeniyle ileri sürdüğü istinaf itirazlarının esastan reddine, diğer kullanımlar yönünden ileri sürülen istinaf itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararını kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, 1.043.052,00 TL alacağın tespitiyle bu kalemlere ilişkin taleple sınırlı olarak 10.000,00 TL'nin davalıdan alınarak miras payları oranında davacılara verilmesine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve ihbar olunan ... Bir Video ve Film Yapım Dağıtım Sanat Ürünleri İşl. Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 17.09.2019 tarihli ve 2018/409 E., 2019/5485 K. sayılı kararı ile eser sahibi olan davalının 5846 sayılı Kanun uyarınca sahip olduğu eserlerin çoğaltılması, dağıtılması, temsil ve umuma iletimden oluşan mali haklarına dayalı olarak dava konusu eserler üzerindeki mutlak hak sahipliği kapsamında tasarruf yetkisi bulunduğundan muris ... ... mirasçısı olan davacıların eser sahibine karşı bu filmlerin sinema salonu dışındaki gösterimleri 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mali hak ihlali ya da elde edilen kazançtan sözleşmeye dayalı olarak uygun bir bedel talep hakkı bulunmadığı, davalının, gerek yapımcısı olduğu gerekse de mali haklarını eser sahibi olan diğer film yapımcılarından usulüne uygun biçimde devraldığı filmler yönünden hukuka aykırı bir kullanımından söz edilemeyeceği gibi, muris ...
... mirasçılarının dava konusu sinema eserlerini eser sahipliğinin kendisine tanıdığı mutlak ve yasal haklar kapsamında kullanan davalıdan icracı sanatçı olarak komşu hak sahipliğinden doğan bir hak talebinde bulunamayacağı gözetilmeksizin davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının doğru bulunmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozularak dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki gerekçeyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1995 yılı öncesi yapımlar nedeniyle müvekkilinin hak sahibi olduğunu, 1995 yılında yapılan kanuni değişikliklerin geriye yürütülemeyeceğini, bu durumun hukuki güvenlik ilkesini zedeleyeceğini, işlem temelinin sarsılması prensibinin uygulanamayacağını, uzun süre sessiz kalan davacıların hak kaybına uğradığını, mahkemenin re'sen bandrol sayılarının tespitini talep edemeyeceğini, sinema filmlerinin tüm gösterim haklarının devredildiğini, TV ve kaset teknolojisinin öngörülemeyen gelişmeler olarak değerlendirilemeyeceği, icracı oyuncu için belirlenen %10 telif tazminatının fahiş olduğunu, emsal alınan sözleşmenin 1999 yılına ait olduğunu, bu konuda adil bir denkleştirme yapılması gerektiğini, yargılama giderlerinin paylaştırılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Dairemizin İnceleme Kararı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
D.Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.12.2022 tarih, 2020/11-350 E. ve 2022/1638 K. sayılı ilâmı ile davacıların murisi ... ... ...’ın dava dilekçesinde belirtilen ve en eskisi 1975, en yenisi 1990 yılında meydana getirilen sinema eserlerinde başrol oyuncusu olarak yer aldığı, davalı tarafından eser sahibi olan yapımcıdan devralınan ve eser sahipliğinden kaynaklanan mali haklardan doğan yetkilerle anılan sinema eserlerinin VCD ve DVD gibi mecralarda kullanımlarının gerçekleştirildiği, davalının bu kullanımlarından ötürü davacılar tarafından, murislerinin 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi gereğince eser üzerindeki icraları kapsamında sahip olup kendilerine miras yoluyla intikal eden mali haklara dayalı olarak tazminat talebinde bulunulduğu, davacıların murisi ...
... ...’ın “icracı sanatçı” olduğu, belirtilen dönemde uygulanan ve güncel durumdaki değişiklikler öncesinde “…adlarının zikredilmesini...” istemek şeklinde ifade edilen manevi hak dışında herhangi bir mali hakka sahip olmadığı, sonrasında 4110 sayılı Kanun ve 4630 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler ile davacılar murisinin, 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinin birinci fıkrasının 1 inci bendinin (A) alt bendinin (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde sayılan mali hakları elde ettiği, buna göre 5846 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin beşinci fıkrası gereği eserlerdeki icralarının ilk tespit tarihlerinden itibaren yetmiş yıl süre ile koruma altında olduğu, davacılar murisinin bu hakların aslen iktisap edilmiş olmakla eser sahibi yapımcı dâhil herkese karşı ileri sürülebilen mutlak nitelikte olduğu, davacılar murisine tanınan bu mali hakların ise murisin ölümü ile 5846 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi kapsamında davacılara intikal ettiği, icraların bulunduğu sinema eserleri üzerinde ekonomik olarak faydalanma sırasında icracı sanatçının izni gerektiği, mirasçılar da izin verme veya yasaklama hususunda münhasıran hak sahibi olarak bu hakların ihlâli durumunda tecavüzün ref’i, tecavüzün men’i ve tazminat davası açma haklarının bulunduğu, davacıların bu haklarını, eser sahibi sayılan yapımcı ile eser sahipliğinden kaynaklanan mali hakları sözleşmeyle devralan davalıya karşı da ileri sürebilecekleri, mali hakların devrine ilişkin olarak, davacıların murisi ile eser sahibi yapımcı arasında akdedildikleri belirtilen sözleşmelerle tasarrufların yapıldığı tarihlerde mevcut olmayan mali hakların devrinin mümkün olmadığı, tasarruf anında mevcut olmayan mali hakların devrine dair sözleşme ve tasarrufların geçersiz olduğu, ayrıca mevcut olmayan ve bu suretle devri geçersiz olan hakların, eser sahibi tarafından üçüncü kişilere devrini içeren sözleşmelere dayalı olarak üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen kullanımlar da 5846 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin (I) hükmü gereğince korunamayacağı, davacılar murisinin sözleşmelerin yapıldıkları tarihlerde mevcut olmayan komşu haklarının devrinin 5846 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca ayrı ayrı gösterildiği yazılı bir sözleşme mevcut olmadığı gibi davacılar murisinin icraları üzerinde sahip olmadığı komşu hakların devrini konu alan böyle bir sözleşmenin mevcudiyetinin kabulü hâlinde dahi bu sözleşme, 5846 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi gereğince geçersiz olacağı, Zira davacılar murisinin, dava konusu eserlerin yapıldıkları dönemde icrası üzerinde sadece isminin belirtilmesinden ibaret olan manevi hakkı mevcut iken bu eserlerin yapımından sonrasında yürürlüğe giren 4110 ve 4630 sayılı Kanunlarla FSEK üzerinde yapılan değişiklikler sonucu yeni haklar tanınıp bu hakların kapsamının genişletildiği, davacılar murisi ile eser sahibi yapımcı arasında akdedildiği belirtilen sözleşmeler, eserlerin sinema salonlarındaki gösterim hakkından ibaret olup davacılar murisinin icra etmiş olduğu oyunculuk ücretinin de bu kapsamda belirlendiği, günümüzde ise dava konusu sinema eserlerinin umuma iletimi ve diğer kullanım alanlarındaki gelişmeler ile eser sahipliğiyle bağlantılı haklar bakımından sağlanan yetmiş yıllık koruma süresi göz önüne alındığında, eserlerin yapım tarihlerinde beklentileri orantısız ölçüde aşan ekonomik fayda sağlanmasına dair olanaklar öngörülemediğinden anılan dönemdeki oyunculuk bedelinin tayininde de yeni ve öngörülemeyen kullanım alanlarının dikkate alınmadığı, bu nedenle davacılar murisine ödenen bedel karşılığında dava konusu sinema eserlerinin yapım tarihlerinde mevcut olmayan komşu hakların eser sahibi yapımcıya devredildiğine dair bir kabulün mevcut yasal düzenlemeler yanında somut durum itibariyle hakkaniyete de uygun olmayacağı, bu nedenle murisleri ...
... ...’ın başrol oyuncusu olarak icralarının bulunduğu dava konusu sinema eserlerinde tespit olunan icralarının davalı tarafından kullanımının5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi ile aynı Kanun’un ek 2 nci maddenin (II) hükmü uyarınca davacıların iznine tabi olup, davacıların 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi kapsamında tazminat talep haklarının mevcut olduğu, hâl böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararı yerinde bulunarak bozma nedeni dikkate alındığında karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
E. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık;
12. 06.1995 tarihinden önce meydana getirilen dava konusu sinema eserlerinin başrol oyuncusu ve bu suretle icracı sanatçı niteliğini haiz olan davacılar murisi ile anılan sinema eserleri üzerinde eser sahipliğine dayalı olarak hak sahibi olan yapımcı arasında, eserlerin yapım tarihinde akdedilen sözleşmeler ile davacılar murisinin 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi kapsamında icracı sanatçı sıfatıyla komşu hak sahipliğine dayalı olarak elde ettiği mali hakların devredildiğinin kabul edilip edilemeyeceği, buradan varılacak sonuca göre murisleri icracı sanatçı olan davacıların eser sahibi/devralan davalıdan dava konusu sinema eserlerinin sinema salonu dışındaki gösterimleri nedeniyle 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi kapsamında komşu/bağlantılı hak sahipliğine dayalı olarak tazminat talebinde bulunup bulunamayacakları noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
5846 sayılı Kanun'un 8, 27, 51, 52, 54, 63, 68 ve 80 inci maddeleri ile 82 nci maddesinin beşinci fırkası ve ek 2 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/950245300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz