Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/6889 E. 2016/3668 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasarruf yetkisi↗ kısıtlılık↗ eser sözleşmesi↗ tazminat davası↗ mirasçılık↗ ifa↗ tbk 99↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr dağıtımı↗ taahhütname↗ maddi tazminat↗ temsil↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda, davacıların miras bırakanının icracı sanatçı olarak rol aldığı dava konusu eserler bakımından davacıların bağlantılı hak sahibi oldukları, aynı hususta açılan emsal nitelikli davanın kabulüne dair kararın Yargıtay tarafından onandığı, yine bu emsal dosyada belirlenen 2.000 TL maddi tazminatın da bu davada esas alınabileceği gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, davacıların murisi ...ın icracı sanatçı olarak yer aldığı dava konusu sinema filmlerinin davalı yapımcı tarafından TV ve diğer umuma iletim kanalları kullanılarak izinsiz yayınlanmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu sinema eserleri 4110 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 12/06/1995 tarihinden önce meydana getirildiğinden, söz konusu eserlerde başrol oyuncusu olarak yer alan davacıların murisi ...ın başlangıçta icracı sanatçı olarak komşu hak sahipliği bulunmamakla birlikte, 4110 sayılı Kanun ile değişik 5846 sayılı FSEK'in 80. maddesi ile icracı sanatçılara tanınan haklar, aynı Kanun'un 21/02/2001 tarih ve 4630 sayılı Kanun ile değişik ek 2. maddesi uyarınca 12/06/1995'ten önceki icraları da kapsadığından, davacıların murisi ... davada bahsi geçen sinema eserlerinde icracı sanatçı olarak 5846 sayılı FSEK'in 80. maddesi uyarınca komşu hak sahibi olmuştur.
Öte yandan, uyuşmazlık konusu sinema eserlerinin yapımının tamamlandığı 12/06/1995 tarihinden önce yürürlükte bulunan 5846 sayılı FSEK 8. maddesi uyarınca da bir sinema eserinin sahibi onu imal ettirendir. Dolayısıyla, 5846 sayılı FSEK uyarınca eser sahibine tanınan mali ve manevi hak ve yetkileri herhangi bir sözleşme veya izne tabi olmaksızın elde eder. Bu bakımdan, somut olayın çözümünde FSEK'in 4110 ve 4630 sayılı kanunlar ile değişikliğinden önceki ve sonraki hükümlerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
4110 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki FSEK 8. maddesi uyarınca sinema eserlerinin eser sahibi için koruma süresi 20 yıl ile sınırlı iken, 4630 sayılı Kanun ile sinema eserleri hakkındaki uzatılmış koruma süresinin eser sahiplerine avdet etmesi neticesinde dava konusu filmlerin yapımcısı olan davalı şirket halen söz konusu eserler üzerinde tüm mali haklar kapsar şekilde eser sahipliği hakkına sahip bulunmaktadır.
Yukarıda da açıklandığı üzere, 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce meydana getirilen dava konusu filmlerde o tarihler itibariyle icracı sanatçı hakları mevcut olmadığından; yapımcı/eser sahibi olan davalı ile davacıların murisi olan ... arasında akdedilen sözleşme kural olarak belirli bir sonucun taahhüt edildiği işgörme sözleşmesi niteliği taşımaktadır. Bu sözleşmeler de kural olarak eser sözleşmesi (BK m.355 vd., TBK m.470 vd.) niteliğindedir (E. Gökyayla, Film Yapım Sözleşmesi, s.85, İstanbul 2015).
5846 sayılı FSEK 80/1-A maddesi 1. Bendine göre icracı sanatçının ancak eser sahibinin izniyle gerçekleştirdiği icrası üzerinde komşu hak sahipliği vardır. Yine aynı maddenin 5. bendi uyarınca da icracı sanatçılar haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme ile yapımcıya devredebilirler. Dava konusu sinema eserlerinin meydana getirilmesi esnasında taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamakla birlikte, davalı şirket ile davacıların murisi ...ın başrol oyunculuğuna ilişkin şifahi sözleşme taraflarca ifa edilip söz konusu sinema filmleri 12.06.1995 tarihinden önce meydana getirildiğine göre, film yapımcısının (imalatçının) herhangi bir sınırlama olmaksızın eserden doğan bütün mali hakları iktisap ettiği, sonradan çıkarılan 4630 S.K. ile sinema eserlerini de kapsayacak şekilde icracı sanatçılara bağlantılı hak hak sahipliği hakkı tanınmış olmasının da eser sahibi olan film yapımcısının mali haklarına herhangi bir kısıtlama getirmeyeceği, zira murisin FSEK m. 80 ile sahip olduğu mali hakları filmlerin yapımı öncesinde davalı yapımcıya uygun bir bedel karşılığında sözleşme ile devrettiği, davalı yapımcının eser sahibi olduğu ve FSEK 27/son maddesi uyarınca eser üzerindeki hakkının da 70 yıl süre ile koruma altında bulunduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda, eser sahibi olan davalının 5846 sayılı FSEK uyarınca sahip olduğu ve koruma süresi devam eden eserlerin çoğaltılması, dağıtılması, temsil ve umuma iletimden oluşan mali haklarına dayalı olarak dava konusu eserler üzerindeki mutlak hak sahipliği kapsamında tasarruf yetkisi bulunduğundan muris ... mirasçısı olan davacıların eser sahibine karşı bu filmlerin sinema salonu dışındaki gösterimleri nedeniyle FSEK 80/1 uyarınca mali hak ihlali ya da elde edilen kazançtan sözleşmeye dayalı olarak uygun bir bedel talep hakkı bulunmamaktadır.
Mahkemece emsal alınan Dairemizin 29/05/2012 tarihli 16404/9213 sayılı kararında, “davaya konu eserlerin yalnızca sinemada gösterim hakkının devredildiğinin uyuşmazlık konusu olmadığı, taraflar arasındaki devir sözleşmesine aykırı olarak adı geçen eserlerin TV ve diğer alanlarda izinsiz kullanımının maddi tazminatı gerektireceği” hususu kabul edilmiştir. Oysa, bu davaya konu uyuşmazlıkta ise davalı eser sahibi/yapımcı ile muris ... arasında gösterim hakkının sinema salonu ile sınırlı olarak devredildiğine ilişkin bir sözleşme ya da davalı tarafın bu husustaki bir kabulü bulunmadığından anılan kararın işbu davada emsal olarak değerlendirilme olanağı bulunmamaktadır.
O halde, taraflar arasında başlangıçta aktedilen sözleşmeye aykırı bir kullanımdan söz edilemeyeceği gibi, muris ... mirasçılarının dava konusu sinema eserlerini eser sahipliğinin kendisine tanıdığı mutlak ve yasal haklar kapsamında kullanan davalıdan sinemada gösterim dışındaki kullanımlar nedeniyle icracı sanatçı olarak komşu hak sahipliğinden doğan bir hak talebinde bulunamayacağı gözetilmeksizin davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru bulunmamış hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6545 E. 2016/3675 K.
Ortak:tasarruf yetkisi · eser sözleşmesi · mirasçılık · ifa · uyuşmazlık konusu · kâr dağıtımı · taahhütname · temsil · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu durumda, eser sahibi olan davalının 5846 sayılı FSEK uyarınca sahip olduğu ve koruma süresi devam eden eserlerin çoğaltılması, «dağıtılması», «temsil» ve umuma iletimden oluşan mali haklarına dayalı olarak dava konusu eserler üzerindeki mutlak hak sahipliği kapsamında «tasarruf yetkisi» bulunduğundan muris ... «mirasçısı» olan davacıların eser sahibine karşı bu filmlerin sinema salonu dışındaki gösterimleri nedeniyle FSEK 80/1 uyarınca mali hak ihlali ya da elde edilen kazançtan söz …
Öte yandan, «uyuşmazlık konusu» sinema eserlerinin yapımının tamamlandığı 12/06/1995 tarihinden önce yürürlükte bulunan 5846 sayılı FSEK 8. maddesi uyarınca da bir sinema eserinin sahibi onu imal ettirendir.
Yukarıda da açıklandığı üzere, 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce meydana getirilen dava konusu filmlerde o tarihler itibariyle icracı sanatçı hakları mevcut olmadığından; yapımcı/eser sahibi olan davalı ile davacıların murisi olan ... arasında akdedilen sözleşme kural olarak belirli bir sonucun «taahhüt» edildiği işgörme sözleşmesi niteliği taşımaktadır.
Benzer bu karardaBu durumda, eser sahibi olan davalının 5846 sayılı FSEK uyarınca sahip olduğu eserlerin çoğaltılması, «dağıtılması», «temsil» ve umuma iletimden oluşan mali haklarına dayalı olarak dava konusu eserler üzerindeki mutlak hak sahipliği kapsamında «tasarruf yetkisi» bulunduğundan muris ... «mirasçısı» olan davacıların eser sahibine karşı bu filmlerin sinema salonu dışındaki gösterimleri nedeniyle FSEK 80/1 uyarınca mali hak ihlali ya da elde edilen kazançtan söz …
Öte yandan, «uyuşmazlık konusu» sinema eserlerinin yapımının tamamlandığı 12/06/1995 tarihinden önce yürürlükte bulunan 5846 sayılı FSEK 8. maddesi uyarınca da bir sinema eserinin sahibi onu imal ettirendir.
Yukarıda da açıklandığı üzere, 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce meydana getirilen dava konusu filmlerde o tarihler itibariyle icracı sanatçı hakları mevcut olmadığından; yapımcı/eser sahibi olan davalı ile davacıların murisi olan ... arasında akdedilen sözleşme kural olarak belirli bir sonucun «taahhüt» edildiği iş görme sözleşmesi niteliği taşımaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/409 E. 2019/5485 K.
Ortak:tasarruf yetkisi · eser sözleşmesi · mirasçılık · ifa · uyuşmazlık konusu · kâr dağıtımı · taahhütname · temsil · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu durumda, eser sahibi olan davalının 5846 sayılı FSEK uyarınca sahip olduğu ve koruma süresi devam eden eserlerin çoğaltılması, «dağıtılması», «temsil» ve umuma iletimden oluşan mali haklarına dayalı olarak dava konusu eserler üzerindeki mutlak hak sahipliği kapsamında «tasarruf yetkisi» bulunduğundan muris ... «mirasçısı» olan davacıların eser sahibine karşı bu filmlerin sinema salonu dışındaki gösterimleri nedeniyle FSEK 80/1 uyarınca mali hak ihlali ya da elde edilen kazançtan söz …
Öte yandan, «uyuşmazlık konusu» sinema eserlerinin yapımının tamamlandığı 12/06/1995 tarihinden önce yürürlükte bulunan 5846 sayılı FSEK 8. maddesi uyarınca da bir sinema eserinin sahibi onu imal ettirendir.
Yukarıda da açıklandığı üzere, 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce meydana getirilen dava konusu filmlerde o tarihler itibariyle icracı sanatçı hakları mevcut olmadığından; yapımcı/eser sahibi olan davalı ile davacıların murisi olan ... arasında akdedilen sözleşme kural olarak belirli bir sonucun «taahhüt» edildiği işgörme sözleşmesi niteliği taşımaktadır.
Benzer bu karardaBu durumda, eser sahibi olan davalının 5846 sayılı FSEK uyarınca sahip olduğu eserlerin çoğaltılması, «dağıtılması», «temsil» ve umuma iletimden oluşan mali haklarına dayalı olarak dava konusu eserler üzerindeki mutlak hak sahipliği kapsamında «tasarruf yetkisi» bulunduğundan muris... «mirasçısı» olan davacıların eser sahibine karşı bu filmlerin sinema salonu dışındaki gösterimleri nedeniyle FSEK 80/1 uyarınca mali hak ihlali ya da elde edilen kazançtan söz …
Öte yandan, «uyuşmazlık konusu» sinema eserlerinin yapımının tamamlandığı 12/06/1995 tarihinden önce yürürlükte bulunan 5846 sayılı FSEK 8. maddesi uyarınca da bir sinema eserinin sahibi onu imal ettirendir.
Yukarıda da açıklandığı üzere, 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce meydana getirilen dava konusu filmlerde o tarihler itibariyle icracı sanatçı hakları mevcut olmadığından; yapımcı/eser sahibi olan davalı ile davacıların murisi olan... arasında akdedilen sözleşme kural olarak belirli bir sonucun «taahhüt» edildiği iş görme sözleşmesi niteliği taşımaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihbar olunan · ihbar · hukuki yarar · husumet · e-defter
Benzer bu karardaŞti. vekilinin 11.12.2017 tarihli temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kaydedilmediği, «ihbar olunana» karşı «husumet» yöneltilerek açılan bir dava da bulunmadığı ve mahkemece verilen kararda da ihbar olunan sıfatı ile karar başlığında gösterilmiş olup, aleyhine herhangi bir hüküm de tesis edilmediğinden, süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı gibi, hükmü temyiz etmekte «hukuki yararı» da olmadığından ihbar olunan vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı vekili ve «ihbar olunan» vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16404 E. 2012/9213 K.
Ortak:uyuşmazlık konusu · temsil
İncelediğiniz karardaÖte yandan, «uyuşmazlık konusu» sinema eserlerinin yapımının tamamlandığı 12/06/1995 tarihinden önce yürürlükte bulunan 5846 sayılı FSEK 8. maddesi uyarınca da bir sinema eserinin sahibi onu imal ettirendir.
Bu durumda, eser sahibi olan davalının 5846 sayılı FSEK uyarınca sahip olduğu ve koruma süresi devam eden eserlerin çoğaltılması, «dağıtılması», «temsil» ve umuma iletimden oluşan mali haklarına dayalı olarak dava konusu eserler üzerindeki mutlak hak sahipliği kapsamında «tasarruf yetkisi» bulunduğundan muris ... «mirasçısı» olan davacıların eser sahibine karşı bu filmlerin sinema salonu dışındaki gösterimleri nedeniyle FSEK 80/1 uyarınca mali hak ihlali ya da elde edilen kazançtan söz …
Mahkemece emsal alınan Dairemizin 29/05/2012 tarihli 16404/9213 sayılı kararında, “davaya konu eserlerin yalnızca sinemada gösterim hakkının devredildiğinin «uyuşmazlık konusu» olmadığı, taraflar arasındaki devir sözleşmesine aykırı olarak adı geçen eserlerin TV ve diğer alanlarda izinsiz kullanımının «maddi tazminatı» gerektireceği” hususu kabul edilmiştir.
Benzer bu kararda… rlaması getirilmeden Türkiye'de üretilmiş bütün eser ve icralara uygulanacağı öngörüldüğü, davaya konu eserlerin yalnızca sinemada gösterim hakkının devredildiğinin «uyuşmazlık konusu» olmadığı, bu durumda taraflar arasındaki devir sözleşmesine aykırı olarak adı geçen eserlerin, tv ve diğer alanlarda da izinsiz kullanımı nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle 2.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacıların murisinin icracı sanatçı (başrol oyuncusu) olarak yer aldığı dava konusu filmlerin «temsili» esnasında yukarıda belirtilen manevi haklarının ihlal edildiği hususu kanıtlanamadığı gibi söz konusu temsillerin BK'nun 49. maddesi anlamında «kişilik haklarına saldırı» oluşturduğundan da söz edilemeyeceği halde yazılı gerekçeyle davacılar yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarına saldırı · tahrifat · kişilik hakları · yasal faiz
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta, davacıların murisinin icracı sanatçı (başrol oyuncusu) olarak yer aldığı dava konusu filmlerin «temsili» esnasında yukarıda belirtilen manevi haklarının ihlal edildiği hususu kanıtlanamadığı gibi söz konusu temsillerin BK'nun 49. maddesi anlamında «kişilik haklarına saldırı» oluşturduğundan da söz edilemeyeceği halde yazılı gerekçeyle davacılar yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmi …
… rlaması getirilmeden Türkiye'de üretilmiş bütün eser ve icralara uygulanacağı öngörüldüğü, davaya konu eserlerin yalnızca sinemada gösterim hakkının devredildiğinin «uyuşmazlık konusu» olmadığı, bu durumda taraflar arasındaki devir sözleşmesine aykırı olarak adı geçen eserlerin, tv ve diğer alanlarda da izinsiz kullanımı nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle 2.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
2- Ancak, 5846 sayılı FSEK'nun 80/1-A(1) fıkrasına göre icracı sanatçıların manevi hakları, icralarının sahibi olarak tanıtılmak ve icralarının kendi itibarlarını zedeleyebilecek şekilde «tahrif» edilmesinin ve bozulmasının önlenmesini talep etmektir.
2 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3915 E. 2017/6598 K.
Ortak:tasarruf yetkisi · kısıtlılık · eser sözleşmesi · ifa · uyuşmazlık konusu · kâr dağıtımı · taahhütname · temsil
İncelediğiniz karardaBu durumda, eser sahibi olan davalının 5846 sayılı FSEK uyarınca sahip olduğu ve koruma süresi devam eden eserlerin çoğaltılması, «dağıtılması», «temsil» ve umuma iletimden oluşan mali haklarına dayalı olarak dava konusu eserler üzerindeki mutlak hak sahipliği kapsamında «tasarruf yetkisi» bulunduğundan muris ... «mirasçısı» olan davacıların eser sahibine karşı bu filmlerin sinema salonu dışındaki gösterimleri nedeniyle FSEK 80/1 uyarınca mali hak ihlali ya da elde edilen kazançtan söz …
… snasında taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamakla birlikte, davalı şirket ile davacıların murisi ...ın başrol oyunculuğuna ilişkin şifahi sözleşme taraflarca «ifa» edilip söz konusu sinema filmleri 12.06.1995 tarihinden önce meydana getirildiğine göre, film yapımcısının (imalatçının) herhangi bir sınırlama olmaksızın eserden doğan bütün mali hakları iktisap ettiği, sonradan çıkarılan 4630 S.K. ile sinema eserlerini de kapsayacak şekilde icracı sanatçılara bağlantılı hak hak sahipliği hakkı tanınmış olmasının da eser sahibi olan film yapımcısının mali haklarına herhangi bir «kısıtlama» getirmeyeceği, zira murisin FSEK m.
Öte yandan, «uyuşmazlık konusu» sinema eserlerinin yapımının tamamlandığı 12/06/1995 tarihinden önce yürürlükte bulunan 5846 sayılı FSEK 8. maddesi uyarınca da bir sinema eserinin sahibi onu imal ettirendir.
Benzer bu kararda5846 sayılı FSEK. uyarınca sahip olduğu ve koruma süresi devam eden eserlerin çoğaltılması, «dağıtılması», «temsil» ve umuma iletimden oluşan mali haklarına dayalı olarak dava konusu eserler üzerindeki mutlak hak sahipliği kapsamında «tasarruf yetkisi» bulunduğundan davacının, eser sahibine veya eser sahibinden lisans sözleşmesi uyarınca yayın hakkını alan davalıya karşı bu filmlerin gösterimleri nedeniyle FSEK 8 …
… nda taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamakla birlikte, dava, yapımcı ... ve Ticaret A.Ş. ile davacının başrol oyunculuğuna ilişkin şifahi sözleşme taraflarca «ifa» edilip söz konusu sinema filmleri 12.06.1995 tarihinden önce meydana getirildiğine göre, film yapımcısının (imalatçının) herhangi bir sınırlama olmaksızın eserden doğan bütün mali hakları iktisap ettiği, sonradan çıkarılan 4630 S.K. ile sinema eserlerini de kapsayacak şekilde icracı sanatçılara bağlantılı hak hak sahipliği hakkı tanınmış olmasının da eser sahibi olan film yapımcısının mali haklarına herhangi bir «kısıtlama» getirmeyeceği, zira davacının FSEK m.
… n değiştiği ve 50 yıllık ek koruma süresi ile yeni bağlantılı haklar nedeniyle ortaya çıkan mali imkanların, bu filmler üzerinde emeği olan herkese adil bir biçimde «dağıtılması» gerektiği, aldırılan bilirkişi raporunda dava konusu filmlerde, replik sayısı, filmde göründüğü süre, replik süresi, kimlerle diyalogda olduğu, oynadığı karakterlerin senaryo içindeki önemi, hikayenin kimler etrafında döndüğü ve filmin konusunun ne olduğu gibi kriterlere göre değerlendirme yapıldığında davacı ...'ın bu üç filmde de ana kadroda yer aldığı ve davacının dava konusu filmlerde başrol oyuncusu olduğu kanaatine ulaşıldığı, 1974 yılında sinema eserleri için yegane eser sahibinin yapımcı olduğu ancak yapımcının eser sahipliğinin 1994 yılında sona erdiği, bu filmlerde rol almış tüm oyuncuların aldıkları oyunculuk ücreti dışında mali hakların devri karşılığında almaları gereken bir bedel daha olması gerektiği, ancak 1995 yılı sonrası duruma göre en az % 2, en çok % 5 oranında oyuncuya tazminat ödenebileceği, dosyaya sunulan emsal sözleşmede yer alan 23 filmin 75 adet gösterim için belirlenen 1.200,00 USD+KDV esas alınmak suretiyle hesaplama yapıldığında, davacının film başına minimum 320 USD+ KDV, maksimum 800 USD+ KDV tazminat talep edebileceği, dava konusu filmler aynı dönemde benzer kadrolarla çekildiği için aralarında bir ayrıma gidilmediği, davacının, dava konunu filmlerdeki icralarına bağlı olarak, bağlantılı hak sahibi sıfatıyla film başına talep edebileceği bedelin, sadece gerçekleşen ve davaya konu edilen yayınlar için 320 USD +KDV olduğu görüşünün rapor edildiği, bu rakamın Türkiye'nin ekonomik koşulları, önceki raporlarda açıklanan rakamlarla önemli bir fark içermemesi ve emsal sözleşmedeki rakamlarla da uyumlu olması nedeniyle makul ve «hakkaniyete» uygun olduğu, % 18 KDV oranının eklenmesi sonucu bu rakamın 377.60 USD olduğu, 3 film için ise 377.60 x 3 = 1.132,80 USD olduğu, davacının icracı sanatçı oluşu ve ihlalin niteliği gözetilerek FSEK 68. maddesi gereğince takdiren 3 kat hesabıyla makul «rayiç bedelin» 3.398,40 USD olduğu, 23.12.2013 tarihi itibarıyla USD/TL kurunun 2.0945 olması nedeniyle davacının dava konusu filmlerin gerçekleşen birer yayını için talep edebileceği toplam bedelin TL cinsinden karşılığının 7.117,95 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 7.117,95 TL telif tazminatının dava tarihinden itibaren hesaplanacak «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rayiç bedel · feri müdahil · hakkaniyet · reeskont faizi
Benzer bu kararda… n değiştiği ve 50 yıllık ek koruma süresi ile yeni bağlantılı haklar nedeniyle ortaya çıkan mali imkanların, bu filmler üzerinde emeği olan herkese adil bir biçimde «dağıtılması» gerektiği, aldırılan bilirkişi raporunda dava konusu filmlerde, replik sayısı, filmde göründüğü süre, replik süresi, kimlerle diyalogda olduğu, oynadığı karakterlerin senaryo içindeki önemi, hikayenin kimler etrafında döndüğü ve filmin konusunun ne olduğu gibi kriterlere göre değerlendirme yapıldığında davacı ...'ın bu üç filmde de ana kadroda yer aldığı ve davacının dava konusu filmlerde başrol oyuncusu olduğu kanaatine ulaşıldığı, 1974 yılında sinema eserleri için yegane eser sahibinin yapımcı olduğu ancak yapımcının eser sahipliğinin 1994 yılında sona erdiği, bu filmlerde rol almış tüm oyuncuların aldıkları oyunculuk ücreti dışında mali hakların devri karşılığında almaları gereken bir bedel daha olması gerektiği, ancak 1995 yılı sonrası duruma göre en az % 2, en çok % 5 oranında oyuncuya tazminat ödenebileceği, dosyaya sunulan emsal sözleşmede yer alan 23 filmin 75 adet gösterim için belirlenen 1.200,00 USD+KDV esas alınmak suretiyle hesaplama yapıldığında, davacının film başına minimum 320 USD+ KDV, maksimum 800 USD+ KDV tazminat talep edebileceği, dava konusu filmler aynı dönemde benzer kadrolarla çekildiği için aralarında bir ayrıma gidilmediği, davacının, dava konunu filmlerdeki icralarına bağlı olarak, bağlantılı hak sahibi sıfatıyla film başına talep edebileceği bedelin, sadece gerçekleşen ve davaya konu edilen yayınlar için 320 USD +KDV olduğu görüşünün rapor edildiği, bu rakamın Türkiye'nin ekonomik koşulları, önceki raporlarda açıklanan rakamlarla önemli bir fark içermemesi ve emsal sözleşmedeki rakamlarla da uyumlu olması nedeniyle makul ve «hakkaniyete» uygun olduğu, % 18 KDV oranının eklenmesi sonucu bu rakamın 377.60 USD olduğu, 3 film için ise 377.60 x 3 = 1.132,80 USD olduğu, davacının icracı sanatçı oluşu ve ihlalin niteliği gözetilerek FSEK 68. maddesi gereğince takdiren 3 kat hesabıyla makul «rayiç bedelin» 3.398,40 USD olduğu, 23.12.2013 tarihi itibarıyla USD/TL kurunun 2.0945 olması nedeniyle davacının dava konusu filmlerin gerçekleşen birer yayını için talep edebileceği toplam bedelin TL cinsinden karşılığının 7.117,95 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 7.117,95 TL telif tazminatının dava tarihinden itibaren hesaplanacak «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı vekili, «feri müdahil» vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1637 E. 2023/3555 K.
Ortak:tasarruf yetkisi · tazminat davası · mirasçılık · kâr dağıtımı · temsil · i̇i̇k 72/son · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu durumda, eser sahibi olan davalının 5846 sayılı FSEK uyarınca sahip olduğu ve koruma süresi devam eden eserlerin çoğaltılması, «dağıtılması», «temsil» ve umuma iletimden oluşan mali haklarına dayalı olarak dava konusu eserler üzerindeki mutlak hak sahipliği kapsamında «tasarruf yetkisi» bulunduğundan muris ... «mirasçısı» olan davacıların eser sahibine karşı bu filmlerin sinema salonu dışındaki gösterimleri nedeniyle FSEK 80/1 uyarınca mali hak ihlali ya da elde edilen kazançtan söz …
80 ile sahip olduğu mali hakları filmlerin yapımı öncesinde davalı yapımcıya uygun bir bedel karşılığında sözleşme ile devrettiği, davalı yapımcının eser sahibi olduğu ve FSEK 27/«son» maddesi uyarınca eser üzerindeki hakkının da 70 yıl süre ile koruma altında bulunduğunun kabulü gerekir.
O halde, taraflar arasında başlangıçta aktedilen sözleşmeye aykırı bir kullanımdan söz edilemeyeceği gibi, muris ... «mirasçılarının» dava konusu sinema eserlerini eser sahipliğinin kendisine tanıdığı mutlak ve yasal haklar kapsamında kullanan davalıdan sinemada gösterim dışındaki kullanımlar ned …
Benzer bu kararda… remizin 17.09.2019 tarihli ve 2018/409 E., 2019/5485 K. sayılı kararı ile eser sahibi olan davalının 5846 sayılı Kanun uyarınca sahip olduğu eserlerin çoğaltılması, «dağıtılması», «temsil» ve umuma iletimden oluşan mali haklarına dayalı olarak dava konusu eserler üzerindeki mutlak hak sahipliği kapsamında «tasarruf yetkisi» bulunduğundan muris ... ... «mirasçısı» olan davacıların eser sahibine karşı bu filmlerin sinema salonu dışındaki gösterimleri 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mali hak ih …
… sahibi olmadığı, bu sebeple davalının yapımcı ile olan sözleşmeyi davacılara karşı ileri sürmesinin yasal dayanağının ortadan kalktığı, davalının icracı sanatçının «mirasçılarının» izni olmadan yayma, «temsil», çoğaltma gibi hakların izinsiz kullanımlarında ise icracı sanatçının payına düşen mali hakkı mirasçılara ödemekle yükümlü olduğu, davacıların da kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki kullanımlar nedeniyle hak talep ettiği, değişiklik sonrası dönemdeki tüm kullanımlar bakımından 5846 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi kapsamında mutlak hak sahibi oldukları, eski tarihli sözleşmeyle davacılar murisinin devrettiği hakların sadece sinema gösterim hakkından ibaret olduğu, icracı sanatçılara 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesiyle tanınan hakların devrine dair aynı Kanun’un 52 nci maddesi gereğince yazılı bir sözleşme olmadığı gibi olsa bile yeni yasal düzenlemeler karşısında hükmünün kalmadığı, zira yapım tarihinde sinema eserlerinin koruma süresi olan yirmi yıl ile sınırlı olduğu, sözleşmenin bitiminde sona erdiği, 4110 sayılı Kanun ile değiştirilen 5946 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi ile birlikte kamusal alana giren sinema eseri ve icralar üzerinde eser sahibi ile icracı lehine yeniden yetmiş yıl süreli yeni haklara vücut verildiği, 5846 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi gereğince ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına ilişkin sözleşmelerin batıl olup ileride çıkarılacak mevzuatla mali hakların kapsamının genişletilmesi veya koruma sürelerinin uzatılmasından doğacak salâhiyetlerde vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında da aynı hükümlerin geçerli olduklarının düzenlendiği, bu düzenleme ile açıkça sonraki Kanunlar ile genişletilen haklardan veya uzatılan koruma süresinden sadece eser sahiplerinin ve 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi atfı nedeniyle komşu hak sahiplerinin yararlanacağı, bunlardan «feragatin» «geçersiz» olduğu, gerek icracı sanatçı hakkının tanınmasından dolayı gerekse bunların koruma süresinin yetmiş yıla çıkarılmasından dolayı bu haklardan «münhasıran» sadece icracı sanatçı yararlanacağından sona ermiş olan eski tarihli «geçersiz sözleşme» üzerinden yapımcıya yetmiş yıl süreli sözleşmesel hak tanınmasının belirtilen «emredici» hükümler gereğince mümkün olmadığı, zira filmlerin yapım tarihinde davacılar murisi icrasını gerçekleştirirken o tarihteki sınırlı kullanım alanları ile ön görülebilir kullanım alanları dikkate alınarak oyunculuk bedelinin belirlendiği, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki her türlü kullanımın ve hakların devrinin 5846 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi gereğince düzenlenen yazılı sözleşme ile mümkün olduğu, aksine devirlerin geçersiz olduğu, icracı sanatçının mirasçıları olarak davacıların 5846 sayılı Kanun'un 68 inci madde gereğince izinsiz kullanımlar için tazminat isteme haklarının bulunduğu, toplanan deliller itibariyle televizyon kanallarındaki kullanımlarla davalının ilgisi bulunmadığından televizyon kanallarındaki kullanım yönünden davanın reddinin farklı gerekçeyle yerinde olduğu, DVD ve CD olarak kullanımda 347.668,00 TL tazminatın tespit edildiği, üç katının 1.043.052,00 TL olduğu, bilirkişilerce takdir edilen %10 oranındaki oyuncu telif bedelinin de uygun olduğu, «zamanaşımı» itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin televizyon kanallarındaki kullanımlar nedeniyle ileri sürdüğü istinaf itirazlarının esastan reddine …
… kullanımlarından ötürü davacılar tarafından, murislerinin 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi gereğince eser üzerindeki icraları kapsamında sahip olup kendilerine «miras yoluyla intikal» eden mali haklara dayalı olarak tazminat talebinde bulunulduğu, davacıların murisi ... ... ...’ın “icracı sanatçı” olduğu, belirtilen dönemde uygulanan ve güncel durumdaki değişiklikler öncesinde “…adlarının zikredilmesini...” istemek şeklinde ifade edilen manevi hak dışında herhangi bir mali hakka sahip olmadığı, sonrasında 4110 sayılı Kanun ve 4630 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler ile davacılar murisinin, 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinin birinci fıkrasının 1 inci bendinin (A) alt bendinin (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde sayılan mali hakları elde ettiği, buna göre 5846 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin beşinci fıkrası gereği eserlerdeki icralarının ilk tespit tarihlerinden itibaren yetmiş yıl süre ile koruma altında olduğu, davacılar murisinin bu hakların aslen iktisap edilmiş olmakla eser sahibi yapımcı dâhil herkese karşı ileri sürülebilen mutlak nitelikte olduğu, davacılar murisine tanınan bu mali hakların ise murisin ölümü ile 5846 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi kapsamında davacılara intikal ettiği, icraların bulunduğu sinema eserleri üzerinde ekonomik olarak faydalanma sırasında icracı sanatçının izni gerektiği, «mirasçılar» da izin verme veya yasaklama hususunda «münhasıran» hak sahibi olarak bu hakların ihlâli durumunda tecavüzün ref’i, tecavüzün men’i ve «tazminat davası» açma haklarının bulunduğu, davacıların bu haklarını, eser sahibi sayılan yapımcı ile eser sahipliğinden kaynaklanan mali hakları sözleşmeyle devralan davalıya karşı da ileri sürebilecekleri, mali hakların devrine ilişkin olarak, davacıların murisi ile eser sahibi yapımcı arasında akdedildikleri belirtilen sözleşmelerle tasarrufların yapıldığı tarihlerde mevcut olmayan mali hakların devrinin mümkün olmadığı, tasarruf anında mevcut olmayan mali hakların devrine dair sözleşme ve tasarrufların «geçersiz» olduğu, ayrıca mevcut olmayan ve bu suretle devri geçersiz olan hakların, eser sahibi tarafından üçüncü kişilere devrini içeren sözleşmelere dayalı olarak «üçüncü kişiler» tarafından gerçekleştirilen kullanımlar da 5846 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin (I) hükmü gereğince korunamayacağı, davacılar murisinin sözleşmelerin yapıldıkları tarihlerde mevcut olmayan komşu haklarının devrinin 5846 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca ayrı ayrı gösterildiği yazılı bir sözleşme mevcut olmadığı gibi davacılar murisinin icraları üzerinde sahip olmadığı komşu hakların devrini konu alan böyle bir sözleşmenin mevcudiyetinin kabulü hâlinde dahi bu sözleşme, 5846 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi gereğince geçersiz olacağı, Zira davacılar murisinin, dava konusu eserlerin yapıldıkları dönemde icrası üzerinde sadece isminin belirtilmesinden ibaret olan manevi hakkı mevcut iken bu eserlerin yapımından sonrasında yürürlüğe giren 4110 ve 4630 sayılı Kanunlarla FSEK üzerinde yapılan değişiklikler sonucu yeni haklar tanınıp bu hakların kapsamının genişletildiği, davacılar murisi ile eser sahibi yapımcı arasında akdedildiği belirtilen sözleşmeler, eserlerin sinema salonlarındaki gösterim hakkından ibaret olup davacılar murisinin icra etmiş olduğu oyunculuk ücretinin de bu kapsamda belirlendiği, günümüzde ise dava konusu sinema eserlerinin umuma iletimi ve diğer kullanım alanlarındaki gelişmeler ile eser sahipliğiyle bağlantılı haklar bakımından sağlanan yetmiş yıllık koruma süresi göz önüne alındığında, eserlerin yapım tarihlerinde beklentileri orantısız ölçüde aşan ekonomik fayda sağlanmasına dair olanaklar öngörülemediğinden anılan dönemdeki oyunculuk bedelinin tayininde de yeni ve öngörülemeyen kullanım alanlarının dikkate alınmadığı, bu nedenle davacılar murisine ödenen bedel karşılığında dava konusu sinema eserlerinin yapım tarihlerinde mevcut olmayan komşu hakların eser sahibi yapımcıya devredildiğine dair bir kabulün mevcut yasal düzenlemeler yanında somut durum itibariyle «hakkaniyete» de uygun olmayacağı, bu nedenle murisleri ... ... ...’ın başrol oyuncusu olarak icralarının bulunduğu dava konusu sinema eserlerinde tespit olunan icralarının davalı tarafından kullanımının5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi ile aynı Kanun’un ek 2 nci maddenin (II) hükmü uyarınca davacıların iznine tabi olup, davacıların 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi kapsamında tazminat talep haklarının mevcut olduğu, hâl böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen «direnme» kararı yerinde bulunarak bozma nedeni dikkate alındığında karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:miras yoluyla intikal · yargılama giderlerinin paylaştırılması · geçersiz sözleşme · husumet itirazı · ihbar olunan · emredici hüküm · direnme kararı · münhasırlık
Benzer bu kararda… sahibi olmadığı, bu sebeple davalının yapımcı ile olan sözleşmeyi davacılara karşı ileri sürmesinin yasal dayanağının ortadan kalktığı, davalının icracı sanatçının «mirasçılarının» izni olmadan yayma, «temsil», çoğaltma gibi hakların izinsiz kullanımlarında ise icracı sanatçının payına düşen mali hakkı mirasçılara ödemekle yükümlü olduğu, davacıların da kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki kullanımlar nedeniyle hak talep ettiği, değişiklik sonrası dönemdeki tüm kullanımlar bakımından 5846 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi kapsamında mutlak hak sahibi oldukları, eski tarihli sözleşmeyle davacılar murisinin devrettiği hakların sadece sinema gösterim hakkından ibaret olduğu, icracı sanatçılara 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesiyle tanınan hakların devrine dair aynı Kanun’un 52 nci maddesi gereğince yazılı bir sözleşme olmadığı gibi olsa bile yeni yasal düzenlemeler karşısında hükmünün kalmadığı, zira yapım tarihinde sinema eserlerinin koruma süresi olan yirmi yıl ile sınırlı olduğu, sözleşmenin bitiminde sona erdiği, 4110 sayılı Kanun ile değiştirilen 5946 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi ile birlikte kamusal alana giren sinema eseri ve icralar üzerinde eser sahibi ile icracı lehine yeniden yetmiş yıl süreli yeni haklara vücut verildiği, 5846 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi gereğince ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına ilişkin sözleşmelerin batıl olup ileride çıkarılacak mevzuatla mali hakların kapsamının genişletilmesi veya koruma sürelerinin uzatılmasından doğacak salâhiyetlerde vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında da aynı hükümlerin geçerli olduklarının düzenlendiği, bu düzenleme ile açıkça sonraki Kanunlar ile genişletilen haklardan veya uzatılan koruma süresinden sadece eser sahiplerinin ve 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi atfı nedeniyle komşu hak sahiplerinin yararlanacağı, bunlardan «feragatin» «geçersiz» olduğu, gerek icracı sanatçı hakkının tanınmasından dolayı gerekse bunların koruma süresinin yetmiş yıla çıkarılmasından dolayı bu haklardan «münhasıran» sadece icracı sanatçı yararlanacağından sona ermiş olan eski tarihli «geçersiz sözleşme» üzerinden yapımcıya yetmiş yıl süreli sözleşmesel hak tanınmasının belirtilen «emredici» hükümler gereğince mümkün olmadığı, zira filmlerin yapım tarihinde davacılar murisi icrasını gerçekleştirirken o tarihteki sınırlı kullanım alanları ile ön görülebilir kullanım alanları dikkate alınarak oyunculuk bedelinin belirlendiği, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki her türlü kullanımın ve hakların devrinin 5846 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi gereğince düzenlenen yazılı sözleşme ile mümkün olduğu, aksine devirlerin geçersiz olduğu, icracı sanatçının mirasçıları olarak davacıların 5846 sayılı Kanun'un 68 inci madde gereğince izinsiz kullanımlar için tazminat isteme haklarının bulunduğu, toplanan deliller itibariyle televizyon kanallarındaki kullanımlarla davalının ilgisi bulunmadığından televizyon kanallarındaki kullanım yönünden davanın reddinin farklı gerekçeyle yerinde olduğu, DVD ve CD olarak kullanımda 347.668,00 TL tazminatın tespit edildiği, üç katının 1.043.052,00 TL olduğu, bilirkişilerce takdir edilen %10 oranındaki oyuncu telif bedelinin de uygun olduğu, «zamanaşımı» itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin televizyon kanallarındaki kullanımlar nedeniyle ileri sürdüğü istinaf itirazlarının esastan reddine …
… kullanımlarından ötürü davacılar tarafından, murislerinin 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi gereğince eser üzerindeki icraları kapsamında sahip olup kendilerine «miras yoluyla intikal» eden mali haklara dayalı olarak tazminat talebinde bulunulduğu, davacıların murisi ... ... ...’ın “icracı sanatçı” olduğu, belirtilen dönemde uygulanan ve güncel durumdaki değişiklikler öncesinde “…adlarının zikredilmesini...” istemek şeklinde ifade edilen manevi hak dışında herhangi bir mali hakka sahip olmadığı, sonrasında 4110 sayılı Kanun ve 4630 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler ile davacılar murisinin, 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinin birinci fıkrasının 1 inci bendinin (A) alt bendinin (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde sayılan mali hakları elde ettiği, buna göre 5846 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin beşinci fıkrası gereği eserlerdeki icralarının ilk tespit tarihlerinden itibaren yetmiş yıl süre ile koruma altında olduğu, davacılar murisinin bu hakların aslen iktisap edilmiş olmakla eser sahibi yapımcı dâhil herkese karşı ileri sürülebilen mutlak nitelikte olduğu, davacılar murisine tanınan bu mali hakların ise murisin ölümü ile 5846 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi kapsamında davacılara intikal ettiği, icraların bulunduğu sinema eserleri üzerinde ekonomik olarak faydalanma sırasında icracı sanatçının izni gerektiği, «mirasçılar» da izin verme veya yasaklama hususunda «münhasıran» hak sahibi olarak bu hakların ihlâli durumunda tecavüzün ref’i, tecavüzün men’i ve «tazminat davası» açma haklarının bulunduğu, davacıların bu haklarını, eser sahibi sayılan yapımcı ile eser sahipliğinden kaynaklanan mali hakları sözleşmeyle devralan davalıya karşı da ileri sürebilecekleri, mali hakların devrine ilişkin olarak, davacıların murisi ile eser sahibi yapımcı arasında akdedildikleri belirtilen sözleşmelerle tasarrufların yapıldığı tarihlerde mevcut olmayan mali hakların devrinin mümkün olmadığı, tasarruf anında mevcut olmayan mali hakların devrine dair sözleşme ve tasarrufların «geçersiz» olduğu, ayrıca mevcut olmayan ve bu suretle devri geçersiz olan hakların, eser sahibi tarafından üçüncü kişilere devrini içeren sözleşmelere dayalı olarak «üçüncü kişiler» tarafından gerçekleştirilen kullanımlar da 5846 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin (I) hükmü gereğince korunamayacağı, davacılar murisinin sözleşmelerin yapıldıkları tarihlerde mevcut olmayan komşu haklarının devrinin 5846 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca ayrı ayrı gösterildiği yazılı bir sözleşme mevcut olmadığı gibi davacılar murisinin icraları üzerinde sahip olmadığı komşu hakların devrini konu alan böyle bir sözleşmenin mevcudiyetinin kabulü hâlinde dahi bu sözleşme, 5846 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi gereğince geçersiz olacağı, Zira davacılar murisinin, dava konusu eserlerin yapıldıkları dönemde icrası üzerinde sadece isminin belirtilmesinden ibaret olan manevi hakkı mevcut iken bu eserlerin yapımından sonrasında yürürlüğe giren 4110 ve 4630 sayılı Kanunlarla FSEK üzerinde yapılan değişiklikler sonucu yeni haklar tanınıp bu hakların kapsamının genişletildiği, davacılar murisi ile eser sahibi yapımcı arasında akdedildiği belirtilen sözleşmeler, eserlerin sinema salonlarındaki gösterim hakkından ibaret olup davacılar murisinin icra etmiş olduğu oyunculuk ücretinin de bu kapsamda belirlendiği, günümüzde ise dava konusu sinema eserlerinin umuma iletimi ve diğer kullanım alanlarındaki gelişmeler ile eser sahipliğiyle bağlantılı haklar bakımından sağlanan yetmiş yıllık koruma süresi göz önüne alındığında, eserlerin yapım tarihlerinde beklentileri orantısız ölçüde aşan ekonomik fayda sağlanmasına dair olanaklar öngörülemediğinden anılan dönemdeki oyunculuk bedelinin tayininde de yeni ve öngörülemeyen kullanım alanlarının dikkate alınmadığı, bu nedenle davacılar murisine ödenen bedel karşılığında dava konusu sinema eserlerinin yapım tarihlerinde mevcut olmayan komşu hakların eser sahibi yapımcıya devredildiğine dair bir kabulün mevcut yasal düzenlemeler yanında somut durum itibariyle «hakkaniyete» de uygun olmayacağı, bu nedenle murisleri ... ... ...’ın başrol oyuncusu olarak icralarının bulunduğu dava konusu sinema eserlerinde tespit olunan icralarının davalı tarafından kullanımının5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi ile aynı Kanun’un ek 2 nci maddenin (II) hükmü uyarınca davacıların iznine tabi olup, davacıların 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi kapsamında tazminat talep haklarının mevcut olduğu, hâl böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen «direnme» kararı yerinde bulunarak bozma nedeni dikkate alındığında karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili ve «ihbar olunan» vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 17.09.2019 tarih, 2018/409 E. ve 2019/5485 K. sayılı kararı ile bozulmuş, bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilâmına direnilmiş ve bu kararın da davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı yerinde bulunarak «direnme» kararı incelenmek üzere dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.12.2022 tarih, 2020/11-350 E. ve 2022/1638 K. sayılı ilâmı ile «direnme» kararının yerinde olduğuna karar verilerek bozma nedenine göre davalı vekilinin davanın esasına yönelik ve diğer temyiz itirazları incelenmediğinden davalı vekilinin temyiz itirazlarına ilişkin inceleme yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/6889 E. , 2016/3668 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...’nce verilen 26/12/2014 tarih ve 2013/148-2014/355 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22.03.2016 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi olan ...ın davalı tarafın yapımcı olduğu filmlerde icracı sanatçı olarak yer almasına rağmen filmlerin televizyon kanalına ve televizyon dışındaki yayın kanalına müvekkillerden herhangi bir izin alınmaksızın kullanıldığını, bu nedenlerle davacıların bağlantılı haklarının ihlal edildiği ileri sürerek davaya konu 18 adet filmin davalı tarafça Televizyon kanallarında gösterimine ilişkin 20.000,00 TL sinema ve televizyon kanalı dışında satıştan doğan haklarına ilişkin 10.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, davacıların aktif husumetinin bulunmadığını, icracı sanatçıların ölümüyle hakkın sona ereceğini mirasçılara intikal etmeyeceğini, üzerinden 10 sene geçtiğinden davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu filmlerin yapım tarihi nedeniyle yasaların geriye yürümeyeceğini, kanunun geriye yürütülmesi müvekkilin kazanılmış hakkını ve anayasa haklarını ihlal edeceğini ve anayasayla korunan mülkiyet hakkını ve hukuk güvenliği haklarını ihlal edeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda, davacıların miras bırakanının icracı sanatçı olarak rol aldığı dava konusu eserler bakımından davacıların bağlantılı hak sahibi oldukları, aynı hususta açılan emsal nitelikli davanın kabulüne dair kararın Yargıtay tarafından onandığı, yine bu emsal dosyada belirlenen 2.000 TL maddi tazminatın da bu davada esas alınabileceği gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, davacıların murisi ...ın icracı sanatçı olarak yer aldığı dava konusu sinema filmlerinin davalı yapımcı tarafından TV ve diğer umuma iletim kanalları kullanılarak izinsiz yayınlanmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu sinema eserleri 4110 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 12/06/1995 tarihinden önce meydana getirildiğinden, söz konusu eserlerde başrol oyuncusu olarak yer alan davacıların murisi ...ın başlangıçta icracı sanatçı olarak komşu hak sahipliği bulunmamakla birlikte, 4110 sayılı Kanun ile değişik 5846 sayılı FSEK'in 80. maddesi ile icracı sanatçılara tanınan haklar, aynı Kanun'un 21/02/2001 tarih ve 4630 sayılı Kanun ile değişik ek 2. maddesi uyarınca 12/06/1995'ten önceki icraları da kapsadığından, davacıların murisi ... davada bahsi geçen sinema eserlerinde icracı sanatçı olarak 5846 sayılı FSEK'in 80. maddesi uyarınca komşu hak sahibi olmuştur.
Öte yandan, uyuşmazlık konusu sinema eserlerinin yapımının tamamlandığı 12/06/1995 tarihinden önce yürürlükte bulunan 5846 sayılı FSEK 8. maddesi uyarınca da bir sinema eserinin sahibi onu imal ettirendir. Dolayısıyla, 5846 sayılı FSEK uyarınca eser sahibine tanınan mali ve manevi hak ve yetkileri herhangi bir sözleşme veya izne tabi olmaksızın elde eder. Bu bakımdan, somut olayın çözümünde FSEK'in 4110 ve 4630 sayılı kanunlar ile değişikliğinden önceki ve sonraki hükümlerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
4110 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki FSEK 8. maddesi uyarınca sinema eserlerinin eser sahibi için koruma süresi 20 yıl ile sınırlı iken, 4630 sayılı Kanun ile sinema eserleri hakkındaki uzatılmış koruma süresinin eser sahiplerine avdet etmesi neticesinde dava konusu filmlerin yapımcısı olan davalı şirket halen söz konusu eserler üzerinde tüm mali haklar kapsar şekilde eser sahipliği hakkına sahip bulunmaktadır.
Yukarıda da açıklandığı üzere, 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce meydana getirilen dava konusu filmlerde o tarihler itibariyle icracı sanatçı hakları mevcut olmadığından; yapımcı/eser sahibi olan davalı ile davacıların murisi olan ... arasında akdedilen sözleşme kural olarak belirli bir sonucun taahhüt edildiği işgörme sözleşmesi niteliği taşımaktadır. Bu sözleşmeler de kural olarak eser sözleşmesi (BK m.355 vd., TBK m.470 vd.) niteliğindedir (E. Gökyayla, Film Yapım Sözleşmesi, s.85, İstanbul 2015).
5846 sayılı FSEK 80/1-A maddesi 1. Bendine göre icracı sanatçının ancak eser sahibinin izniyle gerçekleştirdiği icrası üzerinde komşu hak sahipliği vardır. Yine aynı maddenin 5. bendi uyarınca da icracı sanatçılar haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme ile yapımcıya devredebilirler. Dava konusu sinema eserlerinin meydana getirilmesi esnasında taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamakla birlikte, davalı şirket ile davacıların murisi ...ın başrol oyunculuğuna ilişkin şifahi sözleşme taraflarca ifa edilip söz konusu sinema filmleri 12.06.1995 tarihinden önce meydana getirildiğine göre, film yapımcısının (imalatçının) herhangi bir sınırlama olmaksızın eserden doğan bütün mali hakları iktisap ettiği, sonradan çıkarılan 4630 S.K.
ile sinema eserlerini de kapsayacak şekilde icracı sanatçılara bağlantılı hak hak sahipliği hakkı tanınmış olmasının da eser sahibi olan film yapımcısının mali haklarına herhangi bir kısıtlama getirmeyeceği, zira murisin FSEK m. 80 ile sahip olduğu mali hakları filmlerin yapımı öncesinde davalı yapımcıya uygun bir bedel karşılığında sözleşme ile devrettiği, davalı yapımcının eser sahibi olduğu ve FSEK 27/son maddesi uyarınca eser üzerindeki hakkının da 70 yıl süre ile koruma altında bulunduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda, eser sahibi olan davalının 5846 sayılı FSEK uyarınca sahip olduğu ve koruma süresi devam eden eserlerin çoğaltılması, dağıtılması, temsil ve umuma iletimden oluşan mali haklarına dayalı olarak dava konusu eserler üzerindeki mutlak hak sahipliği kapsamında tasarruf yetkisi bulunduğundan muris ... mirasçısı olan davacıların eser sahibine karşı bu filmlerin sinema salonu dışındaki gösterimleri nedeniyle FSEK 80/1 uyarınca mali hak ihlali ya da elde edilen kazançtan sözleşmeye dayalı olarak uygun bir bedel talep hakkı bulunmamaktadır.
Mahkemece emsal alınan Dairemizin 29/05/2012 tarihli 16404/9213 sayılı kararında, “davaya konu eserlerin yalnızca sinemada gösterim hakkının devredildiğinin uyuşmazlık konusu olmadığı, taraflar arasındaki devir sözleşmesine aykırı olarak adı geçen eserlerin TV ve diğer alanlarda izinsiz kullanımının maddi tazminatı gerektireceği” hususu kabul edilmiştir. Oysa, bu davaya konu uyuşmazlıkta ise davalı eser sahibi/yapımcı ile muris ... arasında gösterim hakkının sinema salonu ile sınırlı olarak devredildiğine ilişkin bir sözleşme ya da davalı tarafın bu husustaki bir kabulü bulunmadığından anılan kararın işbu davada emsal olarak değerlendirilme olanağı bulunmamaktadır.
O halde, taraflar arasında başlangıçta aktedilen sözleşmeye aykırı bir kullanımdan söz edilemeyeceği gibi, muris ... mirasçılarının dava konusu sinema eserlerini eser sahipliğinin kendisine tanıdığı mutlak ve yasal haklar kapsamında kullanan davalıdan sinemada gösterim dışındaki kullanımlar nedeniyle icracı sanatçı olarak komşu hak sahipliğinden doğan bir hak talebinde bulunamayacağı gözetilmeksizin davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru bulunmamış hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenle davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 05/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/215919300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz