Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2913 E. 2023/3435 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret sicilinden resen terkin↗ hizmet tespiti davası↗ münfesihlik↗ resen terkin↗ re'sen terkin↗ ihya davası↗ ek mehil↗ hukuki menfaat↗ yasal hasım↗ malvarlığına ilişkin dava↗ sermaye artırımı↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ vekâlet ücreti↗ sicilden terkin↗ hakkaniyet↗ tespit davası↗ dava şartı yokluğu↗ derdestlik↗ ihya↗ kesin süre↗ tasfiye memuru↗ tüzel kişilik↗ hak düşürücü süre↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ anonim şirket↗ usulden reddi↗ ihtar↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ yetki↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/360 E., 2021/694 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Cesan Ceraskal San. ve Tic. A.Ş. aleyhinde Anadolu 18. İş Mahkemesinin 2020/259 E. sayılı dosyası ile hizmet tespiti davası açtığını ancak yargılama sırasında şirketin ticaret sicilinden resen terkin edildiğinin öğrenildiğini, taraflarına taraf teşkilinin sağlanması amacıyla ihya davası açılması için mehil verildiğini ileri sürerek Cesan Ceraskal San. ve Tic. A.Ş.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin TTK md 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün resen terkin işlemi, 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesi ve 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ” kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, 31.07.2013 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiğini, ticaret sicilinden 31.07.2013 tarihinde re’sen terkin edilen şirketin ihyası talebinin kabulünün mümkün olmadığını, re’sen terkin tarihi üzerinden beş yıl geçmekle şirketin ihyasına karar verilemeyeceğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, yasal hasım konumunda bulunan müvekkil aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin sicil kaydının TTK geçici 7 nci maddesi kapsamında 31.07.2013 tarihinde re'sen terkin edildiğinin anlaşıldığı, işbu davanın açılış tarihinin ise 30.03.2021 olduğu göz önünde bulundurulduğunda TTK ile TK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair 6335 ayılı Kanun ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen geçici 7 nci maddenin 15 nci bendinde "Ticaret Sicilinden kaydı silinen şirket ve kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket ve kooperatifin ihyasını isteyebilir" hükmü göz önünde bulundurulduğunda silinme tarihinden dava açılma tarihine kadar 5 yıldan fazla sürenin dolduğunu, TTK'nın geçici 7/2. maddesine göre, davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz hükmü bulunsa da, işbu davanın açılış sebebi olan İstanbul Anadolu 18. İş Mahkemesinin 2020/259 E. sayılı dosyasının dava açılış tarihinin ise 07.09.2020 tarihi olup, işbu tarihin şirketin terkin tarihinden sonrasına denk geldiği, dolayısıyla da yasal hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmadığı, aynı mahiyetteki Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/288 E., 2020/1181 K. sayılı ilamı da nazara alındığında davacının, davalı ... Sicil Müdürlüğü aleyhine açtığı davasının reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği, Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tasfiyede eksik kalan hususların varlığı halinde ticaret sicilinden silinmenin tüzel kişiliği sona erdirmiş olmayacağının kabulü gerektiği, geçici 7 nci madde kapsamına giren şirketlerin yanlış tespitine dayanarak ya da maddede öngörülen usule uyulmadan gerçekleştirilen ticaret sicilinden silinmelerde ilgili ticaret sicil müdürlüğünün hukuka aykırı terkini söz konusu olduğunu, Yerel Mahkeme gerekli incelemeleri yapmadan davanın reddine karra verdiğini, öncelikle resen terkinin TTK hükümlerine uyularak mı yapılıp yapılmadığının kontrolü gerektiğini, ancak eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası talep edilen Cesan Ceraskal Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin TTK'nın geçici 7 nci maddesi uyarınca 31.07.2013 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından sermayenin arttırılmaması sebebiyle sicilden re'sen terkin edildiği, davacı tarafından İstanbul Andolu 18. İş Mahkemesinin 2020/259 E. sayılı dosyası ile ihyası istenen şirkete karşı hizmet tespiti davası açıldığı, davanın derdest olduğu, ilgili dosyada davacıya, adı geçen şirketin ihyası için dava açmak üzere kesin süre ve yetki verildiğinin anlaşıldığı davacının, derdest davada taraf teşkilinin saplanabilmesi ve yargılamanın yürütülmesini temini bakımından ihya talep etmekte hukuki yararının mevcut olduğu, TTK'nın geçici 7 nci maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil müdürlüğü tarafından şirket veya kooperatifin sicil kaydı re'sen terkin edilmekle birlikte, bu işlemden önce TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine, sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ve ilan edilmek üzere aynı gün Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü'ne ihtar gönderilmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta şirketin, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce 31.07.2013 tarihinde sicilden terkin edildiği, Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan yapıldığı, ancak şirkete ve yetkilisine tebligat yapıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığı, celbedilen sicil dosyasın içerisinde de tebliğe ilişkin belge bulunmadığının anlaşıldığı, yapılan terkin işlemi, TTK'nın geçici 7/4 fıkrasındaki usule uygun olmadığından, geçici 7/15 fıkrasında düzenlenen ve terkinden itibaren işlemeye başlayacağı öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin somut dava yönünden uygulanmasının mümkün olmadığı, Mahkemece bu husus gözden kaçırılarak davanın hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle reddi yerinde olmadığı davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun yerinde bulunduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kabulü Cesan Ceraskal Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin
İstanbul Anadolu 18. İş Mahkemesinin 2020/259 E. sayılı dava dosyasının yütürülmesi ve müteakip işlemlerin yapılması amacı ile sınırlı olmak üzere ihyasına, şirketin ihyasına ilişkin karar kesinleştiğinde ticaret sicilinde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu şirketi re'sen terkin etmesine ilişkin işlemlerinin hukuka uygun olduğunu, dava konusu olayda, müvekkilin re’sen terkine ilişkin işlemlerinde hiçbir eksiklik olmadığından ve dava konusu re’sen terkin işlemi, re’sen terkin işlemlerine ilişkin geçici 7 nci madde ve buna ilişkin ikincil mevzuata uygun bulunduğundan; kanun gereği işlem tesis etmesi zorunlu olan müvekkil aleyhine, sayın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından karar verilerek, müvekkil aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu, müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından, dava konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde, (dava konusu) ilgili şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu, re’sen terkin kapsamına giren dava konusu şirkete mevzuat gereğince ve buna uygun bildirimler (ihtar) gönderildiğini ve şirketin sicil kayıtlarındaki adreslerine gönderilen ihtar yazıları, adreste tanınmamaları gerekçesi ile iade edildiğini, mevzuat gereğince yapılması gereken tebligatlar eksiksiz yapıldığını firmaya yollanan ihtar 29.04.2013'te adreste tanınmadığı için iade edildiğini, mevzuat gereğince yapılması gereken tebligatların eksiksiz yapıldığını, müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu ayrıca, dava konusu şirketin terkin edileceği hususu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu geçici m.7/f.4-a kapsamında bu kapsama giren tüm şirketlerle birlikte Ticaret Sicil Gazetesinde ilan da edildiğini, sermaye artırım yükümlülüğünü yerine getirmeyen dava konusu şirkete tasfiye memuru atanmamasının da hukuka aykırı olduğunu, ileri sürerek ve re'sen göz önüne alınacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden resen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden resen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının son cümlesi uyarınca, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler. Düzenlenen beş yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup terkin işlemlerinin Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından kanunda aranan nitelikte yapılmaması, eksik ya da hatalı işlemler sonucunda terkinin yapılması halinde bu durum hak düşürücü süreye etkili değildir. Somut olayda ihyası talep edilen şirket, 31.07.2013 tarihinde terkin edilmiş olup ihyaya konu davanın 07.09.2020 tarihinde ihya davasının ise 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 30.03.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Davanın, hak düşürücü süreden sonra açılmış olması nedeniyle Kanunda düzenlenen ihya sebeplerinden hiçbirisinin dinlenme imkânı bulunmamakta olup davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/91 E. 2016/4911 K.
Ortak:münfesihlik · resen terkin · hukuki menfaat · şirketin ihyası · ticaret sicili müdürlüğü · sicilden terkin · ihya · ticaret sicili · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİş Mahkemesinin 2020/259 E. sayılı dosyası ile «ihyası» istenen şirkete karşı «hizmet tespiti davası» açıldığı, davanın «derdest» olduğu, ilgili dosyada davacıya, adı geçen «şirketin ihyası» için dava açmak üzere «kesin süre» ve «yetki» verildiğinin anlaşıldığı davacının, derdest davada taraf teşkilinin saplanabilmesi ve yargılamanın yürütülmesini temini bakımından ihya talep etmekte «hukuki yararının» mevcut olduğu, TTK'nın geçici 7 nci maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından şirket veya kooperatifin sicil «kaydı» re'«sen terkin» edilmekle birlikte, bu işlemden önce TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı «son» adreslerine, sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ve «ilan» edilmek üzere aynı gün Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü'ne «ihtar» gönderilmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta şirketin, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce 31.07.2013 tarihinde «sicilden terkin» edildiği, Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan yapıldığı, ancak şirkete ve yetkilisine «tebligat» yapıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığı, celbedilen sicil dosyasın içerisinde de tebliğe ilişkin belge bulunmadığının anlaşıldığı, yapılan terkin işlemi, TTK'nın geçici 7/4 fıkrasındaki usule uygun olmadığından, geçici 7/15 fıkrasında düzenlenen ve terkinden itibaren işlemeye başlayacağı öngörülen beş yıllık «hak düşürücü sürenin» somut dava yönünden uygulanmasının mümkün olmadığı, Mahkemece bu husus gözden kaçırılarak davanın hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle reddi yerinde olmadığı dav …
… Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin TTK md 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün «resen terkin» işlemi, 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesi ve 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ” kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, 31.07.2013 tarihinde sicil «kaydının» resen terkin edildiğini, ticaret sicilinden 31.07.2013 tarihinde re’«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» talebinin kabulünün mümkün olmadığını, re’sen terkin tarihi üzerinden beş yıl geçmekle şirketin ihyasına karar verilemeyeceğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumunda bulunan müvekkil aleyhine «yargılama giderlerine» ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın «hak düşürücü süre» nedeniyle reddine karar verildiği, Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tasfiyede eksik kalan hususların varlığı halinde ticaret sicilinden silinmenin «tüzel kişiliği» sona erdirmiş olmayacağının kabulü gerektiği, geçici 7 nci madde kapsamına giren şirketlerin yanlış tespitine dayanarak ya da maddede öngörülen usule uyulmadan gerçekleştirilen ticaret sicilinden silinmelerde ilgili «ticaret sicil müdürlüğünün» hukuka aykırı «terkini» söz konusu olduğunu, Yerel Mahkeme gerekli incelemeleri yapmadan davanın reddine karra verdiğini, öncelikle «resen terkinin» TTK hükümlerine uyularak mı yapılıp yapılmadığının kontrolü gerektiğini, ancak «eksik inceleme» ile hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… Tasfiye Edilmemiş Anonim veya Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicilinden Silinmelerine İlişkin Tebliğin” “Çeşitli Hükümler” başlığını «taşıyan» 16/2 maddesinin “Bu tebliğ hükümlerine göre; ticaret sicilinden silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler” hükmünü amir olduğu, söz konusu amir hüküm uyarınca «şirket müdürü» ile hissedarlarının resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» için mahkemeye başvurma hak ve yetkilerinin bulunmadığı gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d, 115. maddeleri uyarınca davacıların aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. bendinin «son» cümlesinde öngörülen "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmü gereğince, yasal süresi içinde açılan işbu davada, davacıların, «ihyası» istenilen şirketi «temsile» yetkili kişiler olduğu ve dava açmakta hukuki yararları bulunduğu anlaşılmakla, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aktif dava «ehliyetleri» bulunmadığından bahisle, davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmamış ve hükmün davacılar lehine bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürü · taraf ehliyeti · taşıyan
Benzer bu kararda… Tasfiye Edilmemiş Anonim veya Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicilinden Silinmelerine İlişkin Tebliğin” “Çeşitli Hükümler” başlığını «taşıyan» 16/2 maddesinin “Bu tebliğ hükümlerine göre; ticaret sicilinden silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler” hükmünü amir olduğu, söz konusu amir hüküm uyarınca «şirket müdürü» ile hissedarlarının resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» için mahkemeye başvurma hak ve yetkilerinin bulunmadığı gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d, 115. maddeleri uyarınca davacıların aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. bendinin «son» cümlesinde öngörülen "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmü gereğince, yasal süresi içinde açılan işbu davada, davacıların, «ihyası» istenilen şirketi «temsile» yetkili kişiler olduğu ve dava açmakta hukuki yararları bulunduğu anlaşılmakla, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aktif dava «ehliyetleri» bulunmadığından bahisle, davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmamış ve hükmün davacılar lehine bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4424 E. 2019/1037 K.
Ortak:ticaret sicili müdürlüğü · ihya · hukuki yarar · ticaret sicili · cy/cy kaydı · dava şartı
İncelediğiniz karardaİş Mahkemesinin 2020/259 E. sayılı dosyası ile «ihyası» istenen şirkete karşı «hizmet tespiti davası» açıldığı, davanın «derdest» olduğu, ilgili dosyada davacıya, adı geçen «şirketin ihyası» için dava açmak üzere «kesin süre» ve «yetki» verildiğinin anlaşıldığı davacının, derdest davada taraf teşkilinin saplanabilmesi ve yargılamanın yürütülmesini temini bakımından ihya talep etmekte «hukuki yararının» mevcut olduğu, TTK'nın geçici 7 nci maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından şirket veya kooperatifin sicil «kaydı» re'«sen terkin» edilmekle birlikte, bu işlemden önce TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı «son» adreslerine, sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ve «ilan» edilmek üzere aynı gün Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü'ne «ihtar» gönderilmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta şirketin, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce 31.07.2013 tarihinde «sicilden terkin» edildiği, Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan yapıldığı, ancak şirkete ve yetkilisine «tebligat» yapıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığı, celbedilen sicil dosyasın içerisinde de tebliğe ilişkin belge bulunmadığının anlaşıldığı, yapılan terkin işlemi, TTK'nın geçici 7/4 fıkrasındaki usule uygun olmadığından, geçici 7/15 fıkrasında düzenlenen ve terkinden itibaren işlemeye başlayacağı öngörülen beş yıllık «hak düşürücü sürenin» somut dava yönünden uygulanmasının mümkün olmadığı, Mahkemece bu husus gözden kaçırılarak davanın hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle reddi yerinde olmadığı dav …
… Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin TTK md 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün «resen terkin» işlemi, 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesi ve 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ” kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, 31.07.2013 tarihinde sicil «kaydının» resen terkin edildiğini, ticaret sicilinden 31.07.2013 tarihinde re’«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» talebinin kabulünün mümkün olmadığını, re’sen terkin tarihi üzerinden beş yıl geçmekle şirketin ihyasına karar verilemeyeceğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumunda bulunan müvekkil aleyhine «yargılama giderlerine» ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın «hak düşürücü süre» nedeniyle reddine karar verildiği, Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tasfiyede eksik kalan hususların varlığı halinde ticaret sicilinden silinmenin «tüzel kişiliği» sona erdirmiş olmayacağının kabulü gerektiği, geçici 7 nci madde kapsamına giren şirketlerin yanlış tespitine dayanarak ya da maddede öngörülen usule uyulmadan gerçekleştirilen ticaret sicilinden silinmelerde ilgili «ticaret sicil müdürlüğünün» hukuka aykırı «terkini» söz konusu olduğunu, Yerel Mahkeme gerekli incelemeleri yapmadan davanın reddine karra verdiğini, öncelikle «resen terkinin» TTK hükümlerine uyularak mı yapılıp yapılmadığının kontrolü gerektiğini, ancak «eksik inceleme» ile hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi gereğince Ticaret Sicilden silinmekle dava ve hukuki işlem «ehliyetini» yitirdiğini «ticaret sicil» işleminin iptaline karar verilmesinin şirketin sicile kendiliğinden «kaydını» sağlayamayacağı, ayrıca «ihya» kararı verilmesi gerektiği, davacı tarafça işlemin iptali talep edilip, ihya talep edilmediğinden iptal davasında «hukuki yararı» bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince, davacı Şirketin «kaydının» silinmiş olması nedeniyle taraf «ehliyeti» yokluğundan davanın reddine ilişkin kararda usule aykırılık bulunmadığından davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adl …
Kaydı silinen şirket hakkında devam eden davalar bulunması nedeniyle şirketin, 6102 sayılı Yasa’nın Geçici 7/.... maddesi uyarınca Geçici 7. maddeye dayalı olarak bir şirketin «kaydının» silinmesi işlemi hukuka uygun olmadığından ve silinme işleminin iptali halinde şirketin varlığı devam edeceğinden davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taraf ehliyeti
Benzer bu kararda… toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi gereğince Ticaret Sicilden silinmekle dava ve hukuki işlem «ehliyetini» yitirdiğini «ticaret sicil» işleminin iptaline karar verilmesinin şirketin sicile kendiliğinden «kaydını» sağlayamayacağı, ayrıca «ihya» kararı verilmesi gerektiği, davacı tarafça işlemin iptali talep edilip, ihya talep edilmediğinden iptal davasında «hukuki yararı» bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince, davacı Şirketin «kaydının» silinmiş olması nedeniyle taraf «ehliyeti» yokluğundan davanın reddine ilişkin kararda usule aykırılık bulunmadığından davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adl …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2913 E. , 2023/3435 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/2075 Esas, 2023/486 Karar
HÜKÜM
Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/360 E., 2021/694 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Cesan Ceraskal San. ve Tic. A.Ş. aleyhinde Anadolu 18. İş Mahkemesinin 2020/259 E. sayılı dosyası ile hizmet tespiti davası açtığını ancak yargılama sırasında şirketin ticaret sicilinden resen terkin edildiğinin öğrenildiğini, taraflarına taraf teşkilinin sağlanması amacıyla ihya davası açılması için mehil verildiğini ileri sürerek Cesan Ceraskal San. ve Tic. A.Ş.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin TTK md 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün resen terkin işlemi, 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesi ve 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ” kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, 31.07.2013 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiğini, ticaret sicilinden 31.07.2013 tarihinde re’sen terkin edilen şirketin ihyası talebinin kabulünün mümkün olmadığını, re’sen terkin tarihi üzerinden beş yıl geçmekle şirketin ihyasına karar verilemeyeceğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, yasal hasım konumunda bulunan müvekkil aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin sicil kaydının TTK geçici 7 nci maddesi kapsamında 31.07.2013 tarihinde re'sen terkin edildiğinin anlaşıldığı, işbu davanın açılış tarihinin ise 30.03.2021 olduğu göz önünde bulundurulduğunda TTK ile TK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair 6335 ayılı Kanun ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen geçici 7 nci maddenin 15 nci bendinde "Ticaret Sicilinden kaydı silinen şirket ve kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket ve kooperatifin ihyasını isteyebilir" hükmü göz önünde bulundurulduğunda silinme tarihinden dava açılma tarihine kadar 5 yıldan fazla sürenin dolduğunu, TTK'nın geçici 7/2.
maddesine göre, davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz hükmü bulunsa da, işbu davanın açılış sebebi olan İstanbul Anadolu 18. İş Mahkemesinin 2020/259 E. sayılı dosyasının dava açılış tarihinin ise 07.09.2020 tarihi olup, işbu tarihin şirketin terkin tarihinden sonrasına denk geldiği, dolayısıyla da yasal hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmadığı, aynı mahiyetteki Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/288 E., 2020/1181 K. sayılı ilamı da nazara alındığında davacının, davalı ... Sicil Müdürlüğü aleyhine açtığı davasının reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği, Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tasfiyede eksik kalan hususların varlığı halinde ticaret sicilinden silinmenin tüzel kişiliği sona erdirmiş olmayacağının kabulü gerektiği, geçici 7 nci madde kapsamına giren şirketlerin yanlış tespitine dayanarak ya da maddede öngörülen usule uyulmadan gerçekleştirilen ticaret sicilinden silinmelerde ilgili ticaret sicil müdürlüğünün hukuka aykırı terkini söz konusu olduğunu, Yerel Mahkeme gerekli incelemeleri yapmadan davanın reddine karra verdiğini, öncelikle resen terkinin TTK hükümlerine uyularak mı yapılıp yapılmadığının kontrolü gerektiğini, ancak eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası talep edilen Cesan Ceraskal Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin TTK'nın geçici 7 nci maddesi uyarınca 31.07.2013 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından sermayenin arttırılmaması sebebiyle sicilden re'sen terkin edildiği, davacı tarafından İstanbul Andolu 18. İş Mahkemesinin 2020/259 E. sayılı dosyası ile ihyası istenen şirkete karşı hizmet tespiti davası açıldığı, davanın derdest olduğu, ilgili dosyada davacıya, adı geçen şirketin ihyası için dava açmak üzere kesin süre ve yetki verildiğinin anlaşıldığı davacının, derdest davada taraf teşkilinin saplanabilmesi ve yargılamanın yürütülmesini temini bakımından ihya talep etmekte hukuki yararının mevcut olduğu, TTK'nın geçici 7 nci maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil müdürlüğü tarafından şirket veya kooperatifin sicil kaydı re'sen terkin edilmekle birlikte, bu işlemden önce TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine, sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ve ilan edilmek üzere aynı gün Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü'ne ihtar gönderilmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta şirketin, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce 31.07.2013 tarihinde sicilden terkin edildiği, Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan yapıldığı, ancak şirkete ve yetkilisine tebligat yapıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığı, celbedilen sicil dosyasın içerisinde de tebliğe ilişkin belge bulunmadığının anlaşıldığı, yapılan terkin işlemi, TTK'nın geçici 7/4 fıkrasındaki usule uygun olmadığından, geçici 7/15 fıkrasında düzenlenen ve terkinden itibaren işlemeye başlayacağı öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin somut dava yönünden uygulanmasının mümkün olmadığı, Mahkemece bu husus gözden kaçırılarak davanın hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle reddi yerinde olmadığı davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun yerinde bulunduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kabulü Cesan Ceraskal Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin
İstanbul Anadolu 18. İş Mahkemesinin 2020/259 E. sayılı dava dosyasının yütürülmesi ve müteakip işlemlerin yapılması amacı ile sınırlı olmak üzere ihyasına, şirketin ihyasına ilişkin karar kesinleştiğinde ticaret sicilinde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu şirketi re'sen terkin etmesine ilişkin işlemlerinin hukuka uygun olduğunu, dava konusu olayda, müvekkilin re’sen terkine ilişkin işlemlerinde hiçbir eksiklik olmadığından ve dava konusu re’sen terkin işlemi, re’sen terkin işlemlerine ilişkin geçici 7 nci madde ve buna ilişkin ikincil mevzuata uygun bulunduğundan; kanun gereği işlem tesis etmesi zorunlu olan müvekkil aleyhine, sayın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından karar verilerek, müvekkil aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu, müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından, dava konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde, (dava konusu) ilgili şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu, re’sen terkin kapsamına giren dava konusu şirkete mevzuat gereğince ve buna uygun bildirimler (ihtar) gönderildiğini ve şirketin sicil kayıtlarındaki adreslerine gönderilen ihtar yazıları, adreste tanınmamaları gerekçesi ile iade edildiğini, mevzuat gereğince yapılması gereken tebligatlar eksiksiz yapıldığını firmaya yollanan ihtar 29.04.2013'te adreste tanınmadığı için iade edildiğini, mevzuat gereğince yapılması gereken tebligatların eksiksiz yapıldığını, müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu ayrıca, dava konusu şirketin terkin edileceği hususu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu geçici m.7/f.4-a kapsamında bu kapsama giren tüm şirketlerle birlikte Ticaret Sicil Gazetesinde ilan da edildiğini, sermaye artırım yükümlülüğünü yerine getirmeyen dava konusu şirkete tasfiye memuru atanmamasının da hukuka aykırı olduğunu, ileri sürerek ve re'sen göz önüne alınacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden resen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden resen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının son cümlesi uyarınca, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler. Düzenlenen beş yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup terkin işlemlerinin Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından kanunda aranan nitelikte yapılmaması, eksik ya da hatalı işlemler sonucunda terkinin yapılması halinde bu durum hak düşürücü süreye etkili değildir. Somut olayda ihyası talep edilen şirket, 31.07.2013 tarihinde terkin edilmiş olup ihyaya konu davanın 07.09.2020 tarihinde ihya davasının ise 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 30.03.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davanın, hak düşürücü süreden sonra açılmış olması nedeniyle Kanunda düzenlenen ihya sebeplerinden hiçbirisinin dinlenme imkânı bulunmamakta olup davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.06.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Usul ve Yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına hükmetmek gerektiği kanaatinde olduğumdan aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/947546000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz