6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/9172 E. 2023/3324 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
resmi senet üst sınır (limit) ipoteği genel işlem koşulları taksitli ticari kredi ipotek akit tablosu ipotek limiti genel işlem koşulu ipoteğin fekki ipoteğin paraya çevrilmesi icazet ticari kredi müşterek borçlu müteselsil kefil müteselsil kefil ipotek iş bölümü kefalet kötü niyet tazminatı genel kredi sözleşmesi kefil kötü niyet esastan ret geçersizlik kredi sözleşmesi terkin ihtarname menfi tespit dava sebebi yükleten (shipper) temerrüt teminat istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: TMK · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2018/144 E., 2019/127 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit ve ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı banka ile dava dışı asıl borçlu Akbel Süt ve Süt Ürünleri San. Tic. A.Ş. arasında 01.02.2013 tarihli ve 950.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığını ve sözleşme kapsamında kullandırılan taksitli ticari kredi borcuna karşılık davacılara ait taşınmazlar üzerine 13.02.2013 tarihinde 1.000.000,00 TL limitli ipotek tesis edildiğini, kredi borcunun ödenmesi nedeniyle müvekkillerinin ipoteklerden kaynaklanan sorumluluğunun sona ermesine rağmen davalı bankaca ipoteklerin fek edilmediğini, anılan kredinin bankanın Küçükçekmece İmsan Şubesinden kullanıldığını, ancak kredi müşterisinin davalı bankanın...Şubesinden 2015 yılında yeniden kredi başvurusunda bulunduğunu ve bankaca davacıların bilgisi ve izni olmaksızın yeniden krediler kullandırıldığını, izinsiz şekilde kredi limitlerin yükseltildiğini, sonradan kullandırılan bu kredilerde davacıların teminat veren konumunda olmadıklarını, müvekkillerinin sonradan kullanılan krediden bilgisi bulunmadığı gibi imzası veya müşterek müteselsil kefil sıfatı ile icazetlerin de bulunmadığını, kullandırılan yeni kredi sonrası asıl borçlu şirketin borçlarından dolayı davacılar hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, davalı bankaca yapılan işlemlerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerinin ipotek verdiği 2013 yılındaki kredi borcunun ödenmesinden sonra 2015 yılında yeniden kullanılan kredi nedeniyle müvekkillerinin sorumlu olmadığını, ipotekle teminat atına alınan borcun takip öncesi tamamen ödendiğinin banka kayıtlarının incelenmesinden anlaşılacağını, alacağa bağlı bir hak olan ipoteğin alacağın sona ermesiyle kendiliğinden sona ereceğini, bu nedenle borcun sona ermesi üzerine teminat vasfı ortadan kalkan ipoteğin yeni kredi yönünden geçerli kabul edilemeyeceğini, ipoteğin alacağın sebebi olmayıp teminatı olduğunu, bankaca ikinci kez kullandırılan kredinin ipoteğin teminatı altında olduğunun kanıtlanması gerektiğini, ipotek akit tablosunun genel işlem koşulları içermesi nedeniyle hükümsüz olduğunu ileri sürerek takip dosyasına konu alacak nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespiti ile takibin davacılar açısından iptaline, davalının takibe konu asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, dava konusu taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı kredi borçlusu Akbel Süt ve Süt Ürünleri A.Ş. ile davalı banka arasında imzalanan 16.07.2012 tarih ve 4.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinin davacılar tarafından müteselsil kefil sıfatı ile imzalandığını, davacıların ayrıca dava dışı kredi borçlusunun borçlarının teminatını teşkil etmek üzere taşınmazları üzerinde ipotek tesis edildiğini, genel işlem koşullarına ilişkin iddiaların yersiz olduğunu, bilgilendirme formunun imzalandığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın ihtarname gönderilerek kat edildiğini, dava konusu ipoteklerin tesis tarihi itibari ile davacılar adına kayıtlı olduğunu, davaya konu ipoteklerdeki resmi senetler incelendiğinde söz konusu ipoteklerin belli bir krediye özgüllenmediğini, doğmuş ve doğacak tüm borçların teminatını teşkil edecek şekilde düzenlenmesi nedeniyle ipoteklerin halen geçerli olduğunu, davacıların davalı banka nezdindeki borçlarını ödediklerine dair hiçbir yazılı belge sunmadıklarını savunarak davanın reddine, davacıların %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece yaptırılan ve kabul gören bilirkişi raporuna göre davalı bankanın şubesi ile dava dışı Akbel Süt ve Süt Ürünleri San. Tic. A.Ş. arasında 16.07.2012 tarihli 4.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, söz konusu genel kredi sözleşmesine davacıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imza attıkları ayrıca bu kredi borcuna istinaden davaya konu olan ipoteklerin verildiği, her ne kadar davacılar tarafından söz konusu genel kredi sözleşmesi uyarınca dava dışı şirkete kullandırılan kredinin geri ödendiği iddia edilmiş ise de davalı banka ile dava dışı şirket arasında davaya konu olan ve davacıların da kefil sıfatıyla imzaladıkları ve aynı zamanda ipotek verdikleri genel kredi sözleşmesi dışında başkaca bir kredi sözleşmesinin imzalanmadığı, gerek İmsan Şubesinden kullandırılan ticari kredi, gerekse Konya...Şubesi tarafından kullandırılan rotatif kredilerin davacıların kefil ve ipotek borçlusu olarak imza attıkları genel kredi sözleşmeleri uyarınca kullandırıldığı, ayrıca ilk kullandırılan kredi ile birlikte sonradan kullandırılan kredilerin de ödenmediği, mahkemece kabul gören bilirkişi raporuna göre gerek dava tarihi, gerek icra takip tarihi ve gerekse inceleme tarihi itibariyle davalı bankanın dava dışı şirketten üst ipotek limitlerinin daha üzerinde olacak şekilde borçlu olduğu, bu itibarla davacıların gerek takip, gerekse dava tarihi itibariyle ipotek limitinden fazla olacak şekilde kefaleten ve ipotek borçlusu sıfatıyla davalı bankaya borçlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1.Davalı banka tarafından asıl borçluya 01.02.2013 tarihli 950.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesiyle taksitli ticari kredi kullandırıldığını, bu kredi borcuna karşılık, kredi kullandırıldıktan sonra ve bu kredinin teminatı olarak 1.000.000,00 TL limit ile sınırlı olmak üzere müvekkillerine ait iki adet taşınmazın ipotek edildiğini, Mahkemece müvekkillerinin gerek İmsan Şubesinden kullandırılan ticari kredi, gerekse Konya...Şubesi tarafından kullandırılan rotatif krediye müvekkillerinin kefil ve ipotek borçlusu olarak imzası, kefaleti veya icazetlerinin bulunmadığını, ipoteğin tesis edildiği borcun ödenmesiyle sona erdiğini, yeniden malikin onayı olmadan ipoteğin canlandırılmasının söz konusu olamayacağını, malikin izni olsa dahi önceki ipoteğin nedeni olan borcun ödenmesi ile ipoteğin teminat vasfı sona erdiğinden, yeni borç için artık yeni bir ipotek tesisi gerektiğini, somut olayda bu durumların hiç birinin bulunmadığını, taşınmazların teminat olarak verildiği davalı bankanın Küçükçekmece İmsan Sanayi Şubesinden kullanılan kredilerin ödenmesine rağmen, bu kredi için verilen ipoteklerin kaldırılmadığını, taksitli kredi borcu ödenmekle müvekkillerinin 01.02.2013 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında kurulan ipoteklerden sorumluluğunun sona erdiğini,

2.İpotek sözleşmesinin genel işlem koşulları nedeniyle geçersiz olduğunu, sözleşmedeki ipoteğin doğmuş ve doğacak borçlar için verildiğine ilişkin hükmün belirsiz olduğunu, kefilin sadece kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olduğunu,

3. Müvekkillerinin 2015 yılındaki sözleşmede kefil olmadıklarını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile asıl borçlu şirket arasında düzenlenen 16.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin incelenmesinde borçlu ile bankanın şubesi arasında 4.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamındaki kredinin nakdi veya gayri nakdi olarak kullandırılabileceğinin hüküm altına alındığı, davacıların genel kredi sözleşmesine 4.000.000,00 TL için müteselsil kefil oldukları, davacılar tarafından kefaletin yanı sıra asıl borçlunun borcunu temin için davalı banka lehine ipotek tesis edildiği, dosya içerisinde bulunan ipotek akit tablosu ve resmi senedin incelenmesinde davacı şirkete ait bağımsız bölüm üzerinde davalı lehine 13.02.2013 tarihinde 1.000.000,00 TL limitli ipotek tesis edildiği, resmi senedin ilk maddesinde dava dışı borçlunun bankadan kullandığı veya kullanacağı her türlü kredi için ipoteğin tesis edildiğinin anlaşıldığı, davalı ...'e ait bağımsız bölüm üzerine de aynı şartlarda 500.000,00 TL bedelli üst sınır ipoteğinin tesis edildiği, davacılar tarafından dava dışı borçlunun doğmuş veya doğacak borçlar için verilen ipoteğin verilmiş olduğu, davalı ile dava dışı şirket arasında sadece 16.07.2012 tarihli 4.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği, bunun dışında genel kredi sözleşmesinin bulunmadığı, genel kredi sözleşmesi kapsamındaki borcun ödenmemesi nedeniyle taşınmaz maliklerinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 883 üncü maddesi gereğince ipoteğin terkin edilmesini talep etme haklarının bulunmadığı, davacıların dava konusu ettikleri iddialarının soyut olduğu, bu iddialara ilişkin hiçbir kanıt sunulmadığı gibi borcun ödendiği veya ödenmesinin teklif edilerek belirlenen merciye tevdi edildiğinin iddia ve ispat edilemediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacıların dava dışı şirketin kredi borcundan dolayı davalıya karşı ipotek borçlusu ve kefil sıfatıyla sorumlu olup olmadıkları, davacılar tarafından dava dışı şirketin kullandığı kredinin teminatı olarak verilen ipoteklerin fekkinin gerekip gerekmediği, ipotekli taşınmazların teminat altına aldığı kredilerin kapsamı ve bu kredilerin ödenip ödenmediği noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

4721 sayılı Kanun'un 88 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İpoteğin fekki

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7369 E. 2024/3370 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İpoteğin kaldırılması

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1434 E. 2017/3845 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6685 E. 2021/7156 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/9172 E.  ,  2023/3324 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/1391 Esas, 2021/1191 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/144 E., 2019/127 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit ve ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı banka ile dava dışı asıl borçlu Akbel Süt ve Süt Ürünleri San. Tic. A.Ş. arasında 01.02.2013 tarihli ve 950.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığını ve sözleşme kapsamında kullandırılan taksitli ticari kredi borcuna karşılık davacılara ait taşınmazlar üzerine 13.02.2013 tarihinde 1.000.000,00 TL limitli ipotek tesis edildiğini, kredi borcunun ödenmesi nedeniyle müvekkillerinin ipoteklerden kaynaklanan sorumluluğunun sona ermesine rağmen davalı bankaca ipoteklerin fek edilmediğini, anılan kredinin bankanın Küçükçekmece İmsan Şubesinden kullanıldığını, ancak kredi müşterisinin davalı bankanın...Şubesinden 2015 yılında yeniden kredi başvurusunda bulunduğunu ve bankaca davacıların bilgisi ve izni olmaksızın yeniden krediler kullandırıldığını, izinsiz şekilde kredi limitlerin yükseltildiğini, sonradan kullandırılan bu kredilerde davacıların teminat veren konumunda olmadıklarını, müvekkillerinin sonradan kullanılan krediden bilgisi bulunmadığı gibi imzası veya müşterek müteselsil kefil sıfatı ile icazetlerin de bulunmadığını, kullandırılan yeni kredi sonrası asıl borçlu şirketin borçlarından dolayı davacılar hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, davalı bankaca yapılan işlemlerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerinin ipotek verdiği 2013 yılındaki kredi borcunun ödenmesinden sonra 2015 yılında yeniden kullanılan kredi nedeniyle müvekkillerinin sorumlu olmadığını, ipotekle teminat atına alınan borcun takip öncesi tamamen ödendiğinin banka kayıtlarının incelenmesinden anlaşılacağını, alacağa bağlı bir hak olan ipoteğin alacağın sona ermesiyle kendiliğinden sona ereceğini, bu nedenle borcun sona ermesi üzerine teminat vasfı ortadan kalkan ipoteğin yeni kredi yönünden geçerli kabul edilemeyeceğini, ipoteğin alacağın sebebi olmayıp teminatı olduğunu, bankaca ikinci kez kullandırılan kredinin ipoteğin teminatı altında olduğunun kanıtlanması gerektiğini, ipotek akit tablosunun genel işlem koşulları içermesi nedeniyle hükümsüz olduğunu ileri sürerek takip dosyasına konu alacak nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespiti ile takibin davacılar açısından iptaline, davalının takibe konu asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, dava konusu taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı kredi borçlusu Akbel Süt ve Süt Ürünleri A.Ş. ile davalı banka arasında imzalanan 16.07.2012 tarih ve 4.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinin davacılar tarafından müteselsil kefil sıfatı ile imzalandığını, davacıların ayrıca dava dışı kredi borçlusunun borçlarının teminatını teşkil etmek üzere taşınmazları üzerinde ipotek tesis edildiğini, genel işlem koşullarına ilişkin iddiaların yersiz olduğunu, bilgilendirme formunun imzalandığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın ihtarname gönderilerek kat edildiğini, dava konusu ipoteklerin tesis tarihi itibari ile davacılar adına kayıtlı olduğunu, davaya konu ipoteklerdeki resmi senetler incelendiğinde söz konusu ipoteklerin belli bir krediye özgüllenmediğini, doğmuş ve doğacak tüm borçların teminatını teşkil edecek şekilde düzenlenmesi nedeniyle ipoteklerin halen geçerli olduğunu, davacıların davalı banka nezdindeki borçlarını ödediklerine dair hiçbir yazılı belge sunmadıklarını savunarak davanın reddine, davacıların %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece yaptırılan ve kabul gören bilirkişi raporuna göre davalı bankanın şubesi ile dava dışı Akbel Süt ve Süt Ürünleri San. Tic. A.Ş. arasında 16.07.2012 tarihli 4.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, söz konusu genel kredi sözleşmesine davacıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imza attıkları ayrıca bu kredi borcuna istinaden davaya konu olan ipoteklerin verildiği, her ne kadar davacılar tarafından söz konusu genel kredi sözleşmesi uyarınca dava dışı şirkete kullandırılan kredinin geri ödendiği iddia edilmiş ise de davalı banka ile dava dışı şirket arasında davaya konu olan ve davacıların da kefil sıfatıyla imzaladıkları ve aynı zamanda ipotek verdikleri genel kredi sözleşmesi dışında başkaca bir kredi sözleşmesinin imzalanmadığı, gerek İmsan Şubesinden kullandırılan ticari kredi, gerekse Konya...Şubesi tarafından kullandırılan rotatif kredilerin davacıların kefil ve ipotek borçlusu olarak imza attıkları genel kredi sözleşmeleri uyarınca kullandırıldığı, ayrıca ilk kullandırılan kredi ile birlikte sonradan kullandırılan kredilerin de ödenmediği, mahkemece kabul gören bilirkişi raporuna göre gerek dava tarihi, gerek icra takip tarihi ve gerekse inceleme tarihi itibariyle davalı bankanın dava dışı şirketten üst ipotek limitlerinin daha üzerinde olacak şekilde borçlu olduğu, bu itibarla davacıların gerek takip, gerekse dava tarihi itibariyle ipotek limitinden fazla olacak şekilde kefaleten ve ipotek borçlusu sıfatıyla davalı bankaya borçlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1.Davalı banka tarafından asıl borçluya 01.02.2013 tarihli 950.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesiyle taksitli ticari kredi kullandırıldığını, bu kredi borcuna karşılık, kredi kullandırıldıktan sonra ve bu kredinin teminatı olarak 1.000.000,00 TL limit ile sınırlı olmak üzere müvekkillerine ait iki adet taşınmazın ipotek edildiğini, Mahkemece müvekkillerinin gerek İmsan Şubesinden kullandırılan ticari kredi, gerekse Konya...Şubesi tarafından kullandırılan rotatif krediye müvekkillerinin kefil ve ipotek borçlusu olarak imzası, kefaleti veya icazetlerinin bulunmadığını, ipoteğin tesis edildiği borcun ödenmesiyle sona erdiğini, yeniden malikin onayı olmadan ipoteğin canlandırılmasının söz konusu olamayacağını, malikin izni olsa dahi önceki ipoteğin nedeni olan borcun ödenmesi ile ipoteğin teminat vasfı sona erdiğinden, yeni borç için artık yeni bir ipotek tesisi gerektiğini, somut olayda bu durumların hiç birinin bulunmadığını, taşınmazların teminat olarak verildiği davalı bankanın Küçükçekmece İmsan Sanayi Şubesinden kullanılan kredilerin ödenmesine rağmen, bu kredi için verilen ipoteklerin kaldırılmadığını, taksitli kredi borcu ödenmekle müvekkillerinin 01.02.2013 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında kurulan ipoteklerden sorumluluğunun sona erdiğini,

2.İpotek sözleşmesinin genel işlem koşulları nedeniyle geçersiz olduğunu, sözleşmedeki ipoteğin doğmuş ve doğacak borçlar için verildiğine ilişkin hükmün belirsiz olduğunu, kefilin sadece kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olduğunu,

3. Müvekkillerinin 2015 yılındaki sözleşmede kefil olmadıklarını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile asıl borçlu şirket arasında düzenlenen 16.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin incelenmesinde borçlu ile bankanın şubesi arasında 4.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamındaki kredinin nakdi veya gayri nakdi olarak kullandırılabileceğinin hüküm altına alındığı, davacıların genel kredi sözleşmesine 4.000.000,00 TL için müteselsil kefil oldukları, davacılar tarafından kefaletin yanı sıra asıl borçlunun borcunu temin için davalı banka lehine ipotek tesis edildiği, dosya içerisinde bulunan ipotek akit tablosu ve resmi senedin incelenmesinde davacı şirkete ait bağımsız bölüm üzerinde davalı lehine 13.02.2013 tarihinde 1.000.000,00 TL limitli ipotek tesis edildiği, resmi senedin ilk maddesinde dava dışı borçlunun bankadan kullandığı veya kullanacağı her türlü kredi için ipoteğin tesis edildiğinin anlaşıldığı, davalı ...'e ait bağımsız bölüm üzerine de aynı şartlarda 500.000,00 TL bedelli üst sınır ipoteğinin tesis edildiği, davacılar tarafından dava dışı borçlunun doğmuş veya doğacak borçlar için verilen ipoteğin verilmiş olduğu, davalı ile dava dışı şirket arasında sadece 16.07.2012 tarihli 4.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği, bunun dışında genel kredi sözleşmesinin bulunmadığı, genel kredi sözleşmesi kapsamındaki borcun ödenmemesi nedeniyle taşınmaz maliklerinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 883 üncü maddesi gereğince ipoteğin terkin edilmesini talep etme haklarının bulunmadığı, davacıların dava konusu ettikleri iddialarının soyut olduğu, bu iddialara ilişkin hiçbir kanıt sunulmadığı gibi borcun ödendiği veya ödenmesinin teklif edilerek belirlenen merciye tevdi edildiğinin iddia ve ispat edilemediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacıların dava dışı şirketin kredi borcundan dolayı davalıya karşı ipotek borçlusu ve kefil sıfatıyla sorumlu olup olmadıkları, davacılar tarafından dava dışı şirketin kullandığı kredinin teminatı olarak verilen ipoteklerin fekkinin gerekip gerekmediği, ipotekli taşınmazların teminat altına aldığı kredilerin kapsamı ve bu kredilerin ödenip ödenmediği noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

4721 sayılı Kanun'un 88 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/947382100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.