Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/9172 E. 2023/3324 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
resmi senet↗ üst sınır (limit) ipoteği↗ genel işlem koşulları↗ taksitli ticari kredi↗ ipotek akit tablosu↗ ipotek limiti↗ genel işlem koşulu↗ ipoteğin fekki↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ icazet↗ ticari kredi↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ müteselsil kefil↗ ipotek↗ iş bölümü↗ kefalet↗ kötü niyet tazminatı↗ genel kredi sözleşmesi↗ kefil↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ kredi sözleşmesi↗ terkin↗ ihtarname↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/144 E., 2019/127 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit ve ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı banka ile dava dışı asıl borçlu Akbel Süt ve Süt Ürünleri San. Tic. A.Ş. arasında 01.02.2013 tarihli ve 950.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığını ve sözleşme kapsamında kullandırılan taksitli ticari kredi borcuna karşılık davacılara ait taşınmazlar üzerine 13.02.2013 tarihinde 1.000.000,00 TL limitli ipotek tesis edildiğini, kredi borcunun ödenmesi nedeniyle müvekkillerinin ipoteklerden kaynaklanan sorumluluğunun sona ermesine rağmen davalı bankaca ipoteklerin fek edilmediğini, anılan kredinin bankanın Küçükçekmece İmsan Şubesinden kullanıldığını, ancak kredi müşterisinin davalı bankanın...Şubesinden 2015 yılında yeniden kredi başvurusunda bulunduğunu ve bankaca davacıların bilgisi ve izni olmaksızın yeniden krediler kullandırıldığını, izinsiz şekilde kredi limitlerin yükseltildiğini, sonradan kullandırılan bu kredilerde davacıların teminat veren konumunda olmadıklarını, müvekkillerinin sonradan kullanılan krediden bilgisi bulunmadığı gibi imzası veya müşterek müteselsil kefil sıfatı ile icazetlerin de bulunmadığını, kullandırılan yeni kredi sonrası asıl borçlu şirketin borçlarından dolayı davacılar hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, davalı bankaca yapılan işlemlerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerinin ipotek verdiği 2013 yılındaki kredi borcunun ödenmesinden sonra 2015 yılında yeniden kullanılan kredi nedeniyle müvekkillerinin sorumlu olmadığını, ipotekle teminat atına alınan borcun takip öncesi tamamen ödendiğinin banka kayıtlarının incelenmesinden anlaşılacağını, alacağa bağlı bir hak olan ipoteğin alacağın sona ermesiyle kendiliğinden sona ereceğini, bu nedenle borcun sona ermesi üzerine teminat vasfı ortadan kalkan ipoteğin yeni kredi yönünden geçerli kabul edilemeyeceğini, ipoteğin alacağın sebebi olmayıp teminatı olduğunu, bankaca ikinci kez kullandırılan kredinin ipoteğin teminatı altında olduğunun kanıtlanması gerektiğini, ipotek akit tablosunun genel işlem koşulları içermesi nedeniyle hükümsüz olduğunu ileri sürerek takip dosyasına konu alacak nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespiti ile takibin davacılar açısından iptaline, davalının takibe konu asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, dava konusu taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı kredi borçlusu Akbel Süt ve Süt Ürünleri A.Ş. ile davalı banka arasında imzalanan 16.07.2012 tarih ve 4.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinin davacılar tarafından müteselsil kefil sıfatı ile imzalandığını, davacıların ayrıca dava dışı kredi borçlusunun borçlarının teminatını teşkil etmek üzere taşınmazları üzerinde ipotek tesis edildiğini, genel işlem koşullarına ilişkin iddiaların yersiz olduğunu, bilgilendirme formunun imzalandığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın ihtarname gönderilerek kat edildiğini, dava konusu ipoteklerin tesis tarihi itibari ile davacılar adına kayıtlı olduğunu, davaya konu ipoteklerdeki resmi senetler incelendiğinde söz konusu ipoteklerin belli bir krediye özgüllenmediğini, doğmuş ve doğacak tüm borçların teminatını teşkil edecek şekilde düzenlenmesi nedeniyle ipoteklerin halen geçerli olduğunu, davacıların davalı banka nezdindeki borçlarını ödediklerine dair hiçbir yazılı belge sunmadıklarını savunarak davanın reddine, davacıların %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece yaptırılan ve kabul gören bilirkişi raporuna göre davalı bankanın şubesi ile dava dışı Akbel Süt ve Süt Ürünleri San. Tic. A.Ş. arasında 16.07.2012 tarihli 4.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, söz konusu genel kredi sözleşmesine davacıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imza attıkları ayrıca bu kredi borcuna istinaden davaya konu olan ipoteklerin verildiği, her ne kadar davacılar tarafından söz konusu genel kredi sözleşmesi uyarınca dava dışı şirkete kullandırılan kredinin geri ödendiği iddia edilmiş ise de davalı banka ile dava dışı şirket arasında davaya konu olan ve davacıların da kefil sıfatıyla imzaladıkları ve aynı zamanda ipotek verdikleri genel kredi sözleşmesi dışında başkaca bir kredi sözleşmesinin imzalanmadığı, gerek İmsan Şubesinden kullandırılan ticari kredi, gerekse Konya...Şubesi tarafından kullandırılan rotatif kredilerin davacıların kefil ve ipotek borçlusu olarak imza attıkları genel kredi sözleşmeleri uyarınca kullandırıldığı, ayrıca ilk kullandırılan kredi ile birlikte sonradan kullandırılan kredilerin de ödenmediği, mahkemece kabul gören bilirkişi raporuna göre gerek dava tarihi, gerek icra takip tarihi ve gerekse inceleme tarihi itibariyle davalı bankanın dava dışı şirketten üst ipotek limitlerinin daha üzerinde olacak şekilde borçlu olduğu, bu itibarla davacıların gerek takip, gerekse dava tarihi itibariyle ipotek limitinden fazla olacak şekilde kefaleten ve ipotek borçlusu sıfatıyla davalı bankaya borçlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1.Davalı banka tarafından asıl borçluya 01.02.2013 tarihli 950.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesiyle taksitli ticari kredi kullandırıldığını, bu kredi borcuna karşılık, kredi kullandırıldıktan sonra ve bu kredinin teminatı olarak 1.000.000,00 TL limit ile sınırlı olmak üzere müvekkillerine ait iki adet taşınmazın ipotek edildiğini, Mahkemece müvekkillerinin gerek İmsan Şubesinden kullandırılan ticari kredi, gerekse Konya...Şubesi tarafından kullandırılan rotatif krediye müvekkillerinin kefil ve ipotek borçlusu olarak imzası, kefaleti veya icazetlerinin bulunmadığını, ipoteğin tesis edildiği borcun ödenmesiyle sona erdiğini, yeniden malikin onayı olmadan ipoteğin canlandırılmasının söz konusu olamayacağını, malikin izni olsa dahi önceki ipoteğin nedeni olan borcun ödenmesi ile ipoteğin teminat vasfı sona erdiğinden, yeni borç için artık yeni bir ipotek tesisi gerektiğini, somut olayda bu durumların hiç birinin bulunmadığını, taşınmazların teminat olarak verildiği davalı bankanın Küçükçekmece İmsan Sanayi Şubesinden kullanılan kredilerin ödenmesine rağmen, bu kredi için verilen ipoteklerin kaldırılmadığını, taksitli kredi borcu ödenmekle müvekkillerinin 01.02.2013 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında kurulan ipoteklerden sorumluluğunun sona erdiğini,
2.İpotek sözleşmesinin genel işlem koşulları nedeniyle geçersiz olduğunu, sözleşmedeki ipoteğin doğmuş ve doğacak borçlar için verildiğine ilişkin hükmün belirsiz olduğunu, kefilin sadece kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olduğunu,
3. Müvekkillerinin 2015 yılındaki sözleşmede kefil olmadıklarını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile asıl borçlu şirket arasında düzenlenen 16.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin incelenmesinde borçlu ile bankanın şubesi arasında 4.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamındaki kredinin nakdi veya gayri nakdi olarak kullandırılabileceğinin hüküm altına alındığı, davacıların genel kredi sözleşmesine 4.000.000,00 TL için müteselsil kefil oldukları, davacılar tarafından kefaletin yanı sıra asıl borçlunun borcunu temin için davalı banka lehine ipotek tesis edildiği, dosya içerisinde bulunan ipotek akit tablosu ve resmi senedin incelenmesinde davacı şirkete ait bağımsız bölüm üzerinde davalı lehine 13.02.2013 tarihinde 1.000.000,00 TL limitli ipotek tesis edildiği, resmi senedin ilk maddesinde dava dışı borçlunun bankadan kullandığı veya kullanacağı her türlü kredi için ipoteğin tesis edildiğinin anlaşıldığı, davalı ...'e ait bağımsız bölüm üzerine de aynı şartlarda 500.000,00 TL bedelli üst sınır ipoteğinin tesis edildiği, davacılar tarafından dava dışı borçlunun doğmuş veya doğacak borçlar için verilen ipoteğin verilmiş olduğu, davalı ile dava dışı şirket arasında sadece 16.07.2012 tarihli 4.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği, bunun dışında genel kredi sözleşmesinin bulunmadığı, genel kredi sözleşmesi kapsamındaki borcun ödenmemesi nedeniyle taşınmaz maliklerinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 883 üncü maddesi gereğince ipoteğin terkin edilmesini talep etme haklarının bulunmadığı, davacıların dava konusu ettikleri iddialarının soyut olduğu, bu iddialara ilişkin hiçbir kanıt sunulmadığı gibi borcun ödendiği veya ödenmesinin teklif edilerek belirlenen merciye tevdi edildiğinin iddia ve ispat edilemediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıların dava dışı şirketin kredi borcundan dolayı davalıya karşı ipotek borçlusu ve kefil sıfatıyla sorumlu olup olmadıkları, davacılar tarafından dava dışı şirketin kullandığı kredinin teminatı olarak verilen ipoteklerin fekkinin gerekip gerekmediği, ipotekli taşınmazların teminat altına aldığı kredilerin kapsamı ve bu kredilerin ödenip ödenmediği noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 88 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7369 E. 2024/3370 K.
Ortak:ipotek akit tablosu · ipoteğin fekki · ipoteğin paraya çevrilmesi · ipotek · kefalet · kefil · kredi sözleşmesi · dava sebebi
İncelediğiniz karardaA.Ş. arasında 01.02.2013 tarihli ve 950.000,00 TL bedelli «genel kredi sözleşmesi» imzalandığını ve sözleşme kapsamında kullandırılan «taksitli ticari kredi» borcuna karşılık davacılara ait taşınmazlar üzerine 13.02.2013 tarihinde 1.000.000,00 TL limitli «ipotek» tesis edildiğini, kredi borcunun ödenmesi nedeniyle müvekkillerinin ipoteklerden kaynaklanan sorumluluğunun sona ermesine rağmen davalı bankaca ipoteklerin fek edilmediğini, anılan kredinin bankanın Küçükçekmece İmsan Şubesinden kullanıldığını, ancak kredi müşterisinin davalı bankanın...Şubesinden 2015 yılında yeniden kredi başvurusunda bulunduğunu ve bankaca davacıların bilgisi ve izni olmaksızın yeniden krediler kullandırıldığını, izinsiz şekilde kredi limitlerin yükseltildiğini, sonradan kullandırılan bu kredilerde davacıların «teminat» veren konumunda olmadıklarını, müvekkillerinin sonradan kullanılan krediden bilgisi bulunmadığı gibi imzası veya müşterek «müteselsil kefil» sıfatı ile «icazetlerin» de bulunmadığını, kullandırılan yeni kredi sonrası asıl borçlu şirketin borçlarından dolayı davacılar hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip başlatıldığını, davalı bankaca yapılan işlemlerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerinin ipotek verdiği 2013 yılındaki kredi borcunun ödenmesinden sonra 2015 yılında yeniden kullanılan kredi nedeniyle müvekkillerinin sorumlu olmadığını, ipotekle teminat atına alınan borcun takip öncesi tamamen ödendiğinin banka kayıtlarının incelenmesinden anlaşılacağını, alacağa bağlı bir hak olan ipoteğin alacağın sona ermesiyle kendiliğinden sona ereceğini, bu nedenle borcun sona ermesi üzerine teminat vasfı ortadan kalkan ipoteğin yeni kredi yönünden geçerli kabul edilemeyeceğini, ipoteğin alacağın «sebebi» olmayıp teminatı olduğunu, bankaca ikinci kez kullandırılan kredinin ipoteğin teminatı altında olduğunun kanıtlanması gerektiğini, «ipotek akit tablosunun» «genel işlem koşulları» içermesi nedeniyle hükümsüz olduğunu ileri sürerek takip dosyasına konu alacak nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespiti ile takibin davacılar açısından iptaline, davalının takibe konu asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine, dava konusu taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile asıl borçlu şirket arasında düzenlenen 16.07.2012 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» incelenmesinde borçlu ile bankanın şubesi arasında 4.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamındaki kredinin nakdi veya gayri nakdi olarak kullandırılabileceğinin hüküm altına alındığı, davacıların genel kredi sözleşmesine 4.000.000,00 TL için «müteselsil kefil» oldukları, davacılar tarafından «kefaletin» yanı sıra asıl borçlunun borcunu temin için davalı banka lehine «ipotek» tesis edildiği, dosya içerisinde bulunan «ipotek akit tablosu» ve resmi senedin incelenmesinde davacı şirkete ait bağımsız «bölüm» üzerinde davalı lehine 13.02.2013 tarihinde 1.000.000,00 TL limitli ipotek tesis edildiği, resmi senedin ilk maddesinde dava dışı borçlunun bankadan kullandığı veya kullanacağı her türlü kredi için ipoteğin tesis edildiğinin anlaşıldığı, davalı ...'e ait bağımsız bölüm üzerine de aynı şartlarda 500.000,00 TL bedelli üst sınır ipoteğinin tesis edildiği, davacılar tarafından dava dışı borçlunun doğmuş veya doğacak borçlar için verilen ipoteğin verilmiş olduğu, davalı ile dava dışı şirket arasında sadece 16.07.2012 tarihli 4.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği, bunun dışında genel kredi sözleşmesinin bulunmadığı, genel kredi sözleşmesi kapsamındaki borcun ödenmemesi nedeniyle taşınmaz maliklerinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 883 üncü maddesi gereğince ipoteğin «terkin» edilmesini talep etme haklarının bulunmadığı, davacıların dava konusu ettikleri iddialarının soyut olduğu, bu iddialara ilişkin hiçbir kanıt sunulmadığı gibi borcu …
A.Ş. arasında 16.07.2012 tarihli 4.000.000,00 TL limitli «genel kredi sözleşmesi» akdedildiği, söz konusu genel kredi sözleşmesine davacıların müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatı ile imza attıkları ayrıca bu kredi borcuna istinaden davaya konu olan «ipoteklerin» verildiği, her ne kadar davacılar tarafından söz konusu genel kredi sözleşmesi uyarınca dava dışı şirkete kullandırılan kredinin geri ödendiği iddia edilmiş ise de davalı banka ile dava dışı şirket arasında davaya konu olan ve davacıların da kefil sıfatıyla imzaladıkları ve aynı zamanda ipotek verdikleri genel kredi sözleşmesi dışında başkaca bir kredi sözleşmesinin imzalanmadığı, gerek İmsan Şubesinden kullandırılan «ticari kredi», gerekse Konya...Şubesi tarafından kullandırılan rotatif kredilerin davacıların kefil ve ipotek borçlusu olarak imza attıkları genel kredi sözleşmeleri uyarınca kullandırıldığı, ayrıca ilk kullandırılan kredi ile birlikte sonradan kullandırılan kredilerin de ödenmediği, mahkemece kabul gören bilirkişi raporuna göre gerek dava tarihi, gerek icra takip tarihi ve gerekse inceleme tarihi itibariyle davalı bankanın dava dışı şirketten üst «ipotek limitlerinin» daha üzerinde olacak şekilde borçlu olduğu, bu itibarla davacıların gerek takip, gerekse dava tarihi itibariyle ipotek limitinden fazla olacak şekilde «kefaleten» ve ipotek borçlusu sıfatıyla davalı bankaya borçlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı bankanın 22.11.2012 tarihli sözleşmeye dayalı olarak borçlu ...'a kullandırdığı 50.000,00 TL'lik krediye müvekkilinin «kefil» olduğunu, kredi borcunun 24.11.2014 tarihinde tamamen ödendiğini, ipoteğe konu borç bitince asıl borçlu ... ile davalı banka arasında 15.10.2014 tarihinde 300.000,00 TL limitli yeni bir «kredi sözleşmesi» imzalandığını, ancak bu kredi sözleşmesine müvekkilinin «kefaletinin» olmadığını, müvekkilinin taşınmazına ilişkin «ipotek» 22.11.2012 tarihli sözleşmeye ilişkin olmasına rağmen davalının 15.10.2014 tarihli krediden sorumlu tutarak müvekkili hakkında başlattığı «ilamsız icra takibine itiraz» sonucu davalı tarafından açılan itirazın iptali davasının, müvekkilinin kefaleti olmayan kredi «sözleşmesinden sorumlu» tutulamayacağı, 15.10.2014 tarihli sözleşmeye dayalı kredi işlemlerinin yeni bir kredi işlemi olarak kabulü gerektiği gerekçesiyle reddedildiğini, kararın onanmak sureti ile kesinleştiğini ileri sürerek müvekkiline ait taşınmaz üzerindeki «ipoteğin fekkine», davalı tarafça «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla 2015/6447 sayılı icra dosyasından yapılan takibin iptaline, tazminata, 21322 yevmiye no.lu ipotek «kaydının» kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu «ipoteğin paraya çevrildiğini», taşınmazın satıldığını ve «ipotek» dosyasının «infaz» edildiğini, davanın konusuz kaldığını, itirazın iptali davasında «kefaletin» iptal «sebebinin» dava ile ya da ipotekle bir ilgisinin bulunmadığını, «ipotek akit tablosuna» üzere 200.000,00 TL'ye kadar olan borç için «limit ipoteği» verildiğini, dava dışı borçluya bir çok kredi kullandırıldığını, bahse konu kredinin bir ticari «cari hesap kredisi» olduğunu, taraflar arasında sadece bir defalık alıp ödenen bir ticari ilişkinin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, ipoteğin «kefalet sözleşmesindeki» borcu «teminat» altına almak üzere tesis edildiğini iddia ettiği, «ipotek» senedi incelendiğinde kefalet borcuna atıfta bulunulmadığı, dava dışı ...'a bankaca açılmış hesaplar ile diğer tüm borçların 200.000,00 TL'lik kısmının teminat altına alınması için ipoteğin tesis edildiği, ipoteğin konulmasının temelini oluşturan hukuki «sebebin» kefalet sözleşmesinden bağımsız olduğu, bilirkişi raporunda da bu hususlara temas edildiği, İlk Derece Mahkemesince usule uygun bilirkişi raporu esas alınarak veri …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap kredisi · limit ipoteği · sözleşmesel sorumluluk · akdi faiz · kefalet sözleşmesi · itirazın iptali davası · ilamsız icra takibi · cari hesap
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu «ipoteğin paraya çevrildiğini», taşınmazın satıldığını ve «ipotek» dosyasının «infaz» edildiğini, davanın konusuz kaldığını, itirazın iptali davasında «kefaletin» iptal «sebebinin» dava ile ya da ipotekle bir ilgisinin bulunmadığını, «ipotek akit tablosuna» üzere 200.000,00 TL'ye kadar olan borç için «limit ipoteği» verildiğini, dava dışı borçluya bir çok kredi kullandırıldığını, bahse konu kredinin bir ticari «cari hesap kredisi» olduğunu, taraflar arasında sadece bir defalık alıp ödenen bir ticari ilişkinin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı bankanın 22.11.2012 tarihli sözleşmeye dayalı olarak borçlu ...'a kullandırdığı 50.000,00 TL'lik krediye müvekkilinin «kefil» olduğunu, kredi borcunun 24.11.2014 tarihinde tamamen ödendiğini, ipoteğe konu borç bitince asıl borçlu ... ile davalı banka arasında 15.10.2014 tarihinde 300.000,00 TL limitli yeni bir «kredi sözleşmesi» imzalandığını, ancak bu kredi sözleşmesine müvekkilinin «kefaletinin» olmadığını, müvekkilinin taşınmazına ilişkin «ipotek» 22.11.2012 tarihli sözleşmeye ilişkin olmasına rağmen davalının 15.10.2014 tarihli krediden sorumlu tutarak müvekkili hakkında başlattığı «ilamsız icra takibine itiraz» sonucu davalı tarafından açılan itirazın iptali davasının, müvekkilinin kefaleti olmayan kredi «sözleşmesinden sorumlu» tutulamayacağı, 15.10.2014 tarihli sözleşmeye dayalı kredi işlemlerinin yeni bir kredi işlemi olarak kabulü gerektiği gerekçesiyle reddedildiğini, kararın onanmak sureti ile kesinleştiğini ileri sürerek müvekkiline ait taşınmaz üzerindeki «ipoteğin fekkine», davalı tarafça «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla 2015/6447 sayılı icra dosyasından yapılan takibin iptaline, tazminata, 21322 yevmiye no.lu ipotek «kaydının» kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ipotek» resmi senedinde, her türlü sebeplerden bankanın merkez ve şubelerine karşı doğmuş ve doğacak tüm borçlarının «teminatını» teşkil etmek üzere 200.000,00 TL'sine (Kefaletin 200.000,00 TL'ye yükseltilmiş olduğu hususu da dikkate alınarak) kadar olan alacakları ile bu meblağa ilaveten ve ayrıca bu borçlarla ilgili olarak doğmuş ve doğacak «akdi faizler», «vekalet ücreti» icra "... birinci dereceden fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz..." olarak ipotek tesis edilmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, ipoteğin «kefalet sözleşmesindeki» borcu «teminat» altına almak üzere tesis edildiğini iddia ettiği, «ipotek» senedi incelendiğinde kefalet borcuna atıfta bulunulmadığı, dava dışı ...'a bankaca açılmış hesaplar ile diğer tüm borçların 200.000,00 TL'lik kısmının teminat altına alınması için ipoteğin tesis edildiği, ipoteğin konulmasının temelini oluşturan hukuki «sebebin» kefalet sözleşmesinden bağımsız olduğu, bilirkişi raporunda da bu hususlara temas edildiği, İlk Derece Mahkemesince usule uygun bilirkişi raporu esas alınarak veri …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1434 E. 2017/3845 K.
Ortak:ipotek akit tablosu · ipoteğin fekki · müteselsil kefil · ipotek · kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile asıl borçlu şirket arasında düzenlenen 16.07.2012 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» incelenmesinde borçlu ile bankanın şubesi arasında 4.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamındaki kredinin nakdi veya gayri nakdi olarak kullandırılabileceğinin hüküm altına alındığı, davacıların genel kredi sözleşmesine 4.000.000,00 TL için «müteselsil kefil» oldukları, davacılar tarafından «kefaletin» yanı sıra asıl borçlunun borcunu temin için davalı banka lehine «ipotek» tesis edildiği, dosya içerisinde bulunan «ipotek akit tablosu» ve resmi senedin incelenmesinde davacı şirkete ait bağımsız «bölüm» üzerinde davalı lehine 13.02.2013 tarihinde 1.000.000,00 TL limitli ipotek tesis edildiği, resmi senedin ilk maddesinde dava dışı borçlunun bankadan kullandığı veya kullanacağı her türlü kredi için ipoteğin tesis edildiğinin anlaşıldığı, davalı ...'e ait bağımsız bölüm üzerine de aynı şartlarda 500.000,00 TL bedelli üst sınır ipoteğinin tesis edildiği, davacılar tarafından dava dışı borçlunun doğmuş veya doğacak borçlar için verilen ipoteğin verilmiş olduğu, davalı ile dava dışı şirket arasında sadece 16.07.2012 tarihli 4.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği, bunun dışında genel kredi sözleşmesinin bulunmadığı, genel kredi sözleşmesi kapsamındaki borcun ödenmemesi nedeniyle taşınmaz maliklerinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 883 üncü maddesi gereğince ipoteğin «terkin» edilmesini talep etme haklarının bulunmadığı, davacıların dava konusu ettikleri iddialarının soyut olduğu, bu iddialara ilişkin hiçbir kanıt sunulmadığı gibi borcu …
A.Ş. arasında 01.02.2013 tarihli ve 950.000,00 TL bedelli «genel kredi sözleşmesi» imzalandığını ve sözleşme kapsamında kullandırılan «taksitli ticari kredi» borcuna karşılık davacılara ait taşınmazlar üzerine 13.02.2013 tarihinde 1.000.000,00 TL limitli «ipotek» tesis edildiğini, kredi borcunun ödenmesi nedeniyle müvekkillerinin ipoteklerden kaynaklanan sorumluluğunun sona ermesine rağmen davalı bankaca ipoteklerin fek edilmediğini, anılan kredinin bankanın Küçükçekmece İmsan Şubesinden kullanıldığını, ancak kredi müşterisinin davalı bankanın...Şubesinden 2015 yılında yeniden kredi başvurusunda bulunduğunu ve bankaca davacıların bilgisi ve izni olmaksızın yeniden krediler kullandırıldığını, izinsiz şekilde kredi limitlerin yükseltildiğini, sonradan kullandırılan bu kredilerde davacıların «teminat» veren konumunda olmadıklarını, müvekkillerinin sonradan kullanılan krediden bilgisi bulunmadığı gibi imzası veya müşterek «müteselsil kefil» sıfatı ile «icazetlerin» de bulunmadığını, kullandırılan yeni kredi sonrası asıl borçlu şirketin borçlarından dolayı davacılar hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip başlatıldığını, davalı bankaca yapılan işlemlerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerinin ipotek verdiği 2013 yılındaki kredi borcunun ödenmesinden sonra 2015 yılında yeniden kullanılan kredi nedeniyle müvekkillerinin sorumlu olmadığını, ipotekle teminat atına alınan borcun takip öncesi tamamen ödendiğinin banka kayıtlarının incelenmesinden anlaşılacağını, alacağa bağlı bir hak olan ipoteğin alacağın sona ermesiyle kendiliğinden sona ereceğini, bu nedenle borcun sona ermesi üzerine teminat vasfı ortadan kalkan ipoteğin yeni kredi yönünden geçerli kabul edilemeyeceğini, ipoteğin alacağın «sebebi» olmayıp teminatı olduğunu, bankaca ikinci kez kullandırılan kredinin ipoteğin teminatı altında olduğunun kanıtlanması gerektiğini, «ipotek akit tablosunun» «genel işlem koşulları» içermesi nedeniyle hükümsüz olduğunu ileri sürerek takip dosyasına konu alacak nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespiti ile takibin davacılar açısından iptaline, davalının takibe konu asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine, dava konusu taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
A.Ş. arasında 16.07.2012 tarihli 4.000.000,00 TL limitli «genel kredi sözleşmesi» akdedildiği, söz konusu genel kredi sözleşmesine davacıların müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatı ile imza attıkları ayrıca bu kredi borcuna istinaden davaya konu olan «ipoteklerin» verildiği, her ne kadar davacılar tarafından söz konusu genel kredi sözleşmesi uyarınca dava dışı şirkete kullandırılan kredinin geri ödendiği iddia edilmiş ise de davalı banka ile dava dışı şirket arasında davaya konu olan ve davacıların da kefil sıfatıyla imzaladıkları ve aynı zamanda ipotek verdikleri genel kredi sözleşmesi dışında başkaca bir kredi sözleşmesinin imzalanmadığı, gerek İmsan Şubesinden kullandırılan «ticari kredi», gerekse Konya...Şubesi tarafından kullandırılan rotatif kredilerin davacıların kefil ve ipotek borçlusu olarak imza attıkları genel kredi sözleşmeleri uyarınca kullandırıldığı, ayrıca ilk kullandırılan kredi ile birlikte sonradan kullandırılan kredilerin de ödenmediği, mahkemece kabul gören bilirkişi raporuna göre gerek dava tarihi, gerek icra takip tarihi ve gerekse inceleme tarihi itibariyle davalı bankanın dava dışı şirketten üst «ipotek limitlerinin» daha üzerinde olacak şekilde borçlu olduğu, bu itibarla davacıların gerek takip, gerekse dava tarihi itibariyle ipotek limitinden fazla olacak şekilde «kefaleten» ve ipotek borçlusu sıfatıyla davalı bankaya borçlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava, «ipoteğin fekki» ile buna bağlı olarak manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davalı banka ile dava dışı ... arasında 24/05/2010 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi tanzim edildiği, sözleşmeyi davacının da müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamış olduğu, anılan sözleşme kapsamında üçüncü şahıs kredi «lehtarına» kullandırılan kredilerden, kredili «mevduat hesabı» ve gayri nakdi «çek» kredisi borçlarının henüz ödenmediği, dava dışı üçüncü şahıs kredi lehtarı olan ...'ın kredi borçları tamamen ödeninceye kadar «kefalet sözleşmesi» kapsamında davacının sorumluluğunun devam edeceği, davacının dava dışı üçüncü şahıs ...'ın «genel kredi sözleşmesinden» doğacak olan borçlarına ilişkin yapmış olduğu kefalet sözleşmesinin daha eski tarihli olmak ile birlikte daha yeni tarihli «ipotek» resmi senedinde de bu genel kredi sözleşmesi ve buna bağlı kefalet sözleşmesine açıkça atıf yapılmadığı, bu sözleşmeden doğacak kefalet borcunun ipotek kapsamında sayılmasının «teminat» hukukuna hakim olan ''belirlilik prensibine'' açıkça aykırılık oluşturacağı, bu bağlamda davacının «rehin sözleşmesi» yapılırken göz önüne aldığı borcun sona ermesiyle ipoteğin fekki şartlarının da gerçekleştiği, davalının eyleminde davacının «kişilik haklarına saldırı» niteliği bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile manevi tazminat isteminin reddine, ipoteğin fekkine karar verilmiştir.
Mahkemece yukarıda açıklandığı üzere yeni tarihli «ipotek» resmi senedinde «genel kredi sözleşmesi» ve buna bağlı olarak «kefalet sözleşmesine» açıkça atıf yapılmadığı, bu nedenle kefalet borcunun ipotek kapsamında sayılmasının «teminat» hukukuna hakim olan Belirlilik İlkesine aykırı olduğu gerekçesiyle «ipoteğin fekkine» karar verilmiştir.
İpotek akit tablosu «ciranta», «aval», «kefil» ... gibi her türlü sebepten doğmuş ve doğacak borçların «teminat» altına alınması için tesis edilmiş olup, «ipotek» borçlusu davacının davalı bankaya karşı «kefaletten» dolayı doğmuş ve doğacak borçlarını teminat altına aldığının kabulü ile mahkemece davacının kefalet borcunun bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle «ipoteğin fekkine» karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rehin sözleşmesi · aval · kişilik haklarına saldırı · ipoteğin kaldırılması · kefalet sözleşmesi · kişilik hakları · ciranta · lehtar
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava, «ipoteğin fekki» ile buna bağlı olarak manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davalı banka ile dava dışı ... arasında 24/05/2010 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi tanzim edildiği, sözleşmeyi davacının da müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamış olduğu, anılan sözleşme kapsamında üçüncü şahıs kredi «lehtarına» kullandırılan kredilerden, kredili «mevduat hesabı» ve gayri nakdi «çek» kredisi borçlarının henüz ödenmediği, dava dışı üçüncü şahıs kredi lehtarı olan ...'ın kredi borçları tamamen ödeninceye kadar «kefalet sözleşmesi» kapsamında davacının sorumluluğunun devam edeceği, davacının dava dışı üçüncü şahıs ...'ın «genel kredi sözleşmesinden» doğacak olan borçlarına ilişkin yapmış olduğu kefalet sözleşmesinin daha eski tarihli olmak ile birlikte daha yeni tarihli «ipotek» resmi senedinde de bu genel kredi sözleşmesi ve buna bağlı kefalet sözleşmesine açıkça atıf yapılmadığı, bu sözleşmeden doğacak kefalet borcunun ipotek kapsamında sayılmasının «teminat» hukukuna hakim olan ''belirlilik prensibine'' açıkça aykırılık oluşturacağı, bu bağlamda davacının «rehin sözleşmesi» yapılırken göz önüne aldığı borcun sona ermesiyle ipoteğin fekki şartlarının da gerçekleştiği, davalının eyleminde davacının «kişilik haklarına saldırı» niteliği bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile manevi tazminat isteminin reddine, ipoteğin fekkine karar verilmiştir.
İpotek akit tablosu «ciranta», «aval», «kefil» ... gibi her türlü sebepten doğmuş ve doğacak borçların «teminat» altına alınması için tesis edilmiş olup, «ipotek» borçlusu davacının davalı bankaya karşı «kefaletten» dolayı doğmuş ve doğacak borçlarını teminat altına aldığının kabulü ile mahkemece davacının kefalet borcunun bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle «ipoteğin fekkine» karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
2- Dava, «ipotek» ile «teminat» altına alınan alacağın ödendiği iddiasıyla «ipoteğin kaldırılması» istemine ilişkindir.
Mahkemece yukarıda açıklandığı üzere yeni tarihli «ipotek» resmi senedinde «genel kredi sözleşmesi» ve buna bağlı olarak «kefalet sözleşmesine» açıkça atıf yapılmadığı, bu nedenle kefalet borcunun ipotek kapsamında sayılmasının «teminat» hukukuna hakim olan Belirlilik İlkesine aykırı olduğu gerekçesiyle «ipoteğin fekkine» karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6685 E. 2021/7156 K.
Ortak:dava sebebi
İncelediğiniz karardaA.Ş. arasında 01.02.2013 tarihli ve 950.000,00 TL bedelli «genel kredi sözleşmesi» imzalandığını ve sözleşme kapsamında kullandırılan «taksitli ticari kredi» borcuna karşılık davacılara ait taşınmazlar üzerine 13.02.2013 tarihinde 1.000.000,00 TL limitli «ipotek» tesis edildiğini, kredi borcunun ödenmesi nedeniyle müvekkillerinin ipoteklerden kaynaklanan sorumluluğunun sona ermesine rağmen davalı bankaca ipoteklerin fek edilmediğini, anılan kredinin bankanın Küçükçekmece İmsan Şubesinden kullanıldığını, ancak kredi müşterisinin davalı bankanın...Şubesinden 2015 yılında yeniden kredi başvurusunda bulunduğunu ve bankaca davacıların bilgisi ve izni olmaksızın yeniden krediler kullandırıldığını, izinsiz şekilde kredi limitlerin yükseltildiğini, sonradan kullandırılan bu kredilerde davacıların «teminat» veren konumunda olmadıklarını, müvekkillerinin sonradan kullanılan krediden bilgisi bulunmadığı gibi imzası veya müşterek «müteselsil kefil» sıfatı ile «icazetlerin» de bulunmadığını, kullandırılan yeni kredi sonrası asıl borçlu şirketin borçlarından dolayı davacılar hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip başlatıldığını, davalı bankaca yapılan işlemlerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerinin ipotek verdiği 2013 yılındaki kredi borcunun ödenmesinden sonra 2015 yılında yeniden kullanılan kredi nedeniyle müvekkillerinin sorumlu olmadığını, ipotekle teminat atına alınan borcun takip öncesi tamamen ödendiğinin banka kayıtlarının incelenmesinden anlaşılacağını, alacağa bağlı bir hak olan ipoteğin alacağın sona ermesiyle kendiliğinden sona ereceğini, bu nedenle borcun sona ermesi üzerine teminat vasfı ortadan kalkan ipoteğin yeni kredi yönünden geçerli kabul edilemeyeceğini, ipoteğin alacağın «sebebi» olmayıp teminatı olduğunu, bankaca ikinci kez kullandırılan kredinin ipoteğin teminatı altında olduğunun kanıtlanması gerektiğini, «ipotek akit tablosunun» «genel işlem koşulları» içermesi nedeniyle hükümsüz olduğunu ileri sürerek takip dosyasına konu alacak nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespiti ile takibin davacılar açısından iptaline, davalının takibe konu asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine, dava konusu taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaBu aşamada bozma «sebebine» göre temyiz sebeplerinin şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayırt edicilik · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… eliller ve tüm dosya kapsamına göre davacı markasının, 29. sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 5 ve 7/1-a maddesi anlamında soyut «ayırt ediciliği» haiz olduğu ve tescil engeli taşımadığı, 2015/28865 sayılı davacı markasının, 29. sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 7/1-c bendi anlamında somut ayırt ediciliği haiz olduğu ve tescil engeli taşımadığı, 2015/28865 sayılı davacı markasının, 29. sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 7/«son» maddesi anlamında kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/9172 E. , 2023/3324 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1391 Esas, 2021/1191 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/144 E., 2019/127 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit ve ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı banka ile dava dışı asıl borçlu Akbel Süt ve Süt Ürünleri San. Tic. A.Ş. arasında 01.02.2013 tarihli ve 950.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığını ve sözleşme kapsamında kullandırılan taksitli ticari kredi borcuna karşılık davacılara ait taşınmazlar üzerine 13.02.2013 tarihinde 1.000.000,00 TL limitli ipotek tesis edildiğini, kredi borcunun ödenmesi nedeniyle müvekkillerinin ipoteklerden kaynaklanan sorumluluğunun sona ermesine rağmen davalı bankaca ipoteklerin fek edilmediğini, anılan kredinin bankanın Küçükçekmece İmsan Şubesinden kullanıldığını, ancak kredi müşterisinin davalı bankanın...Şubesinden 2015 yılında yeniden kredi başvurusunda bulunduğunu ve bankaca davacıların bilgisi ve izni olmaksızın yeniden krediler kullandırıldığını, izinsiz şekilde kredi limitlerin yükseltildiğini, sonradan kullandırılan bu kredilerde davacıların teminat veren konumunda olmadıklarını, müvekkillerinin sonradan kullanılan krediden bilgisi bulunmadığı gibi imzası veya müşterek müteselsil kefil sıfatı ile icazetlerin de bulunmadığını, kullandırılan yeni kredi sonrası asıl borçlu şirketin borçlarından dolayı davacılar hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, davalı bankaca yapılan işlemlerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerinin ipotek verdiği 2013 yılındaki kredi borcunun ödenmesinden sonra 2015 yılında yeniden kullanılan kredi nedeniyle müvekkillerinin sorumlu olmadığını, ipotekle teminat atına alınan borcun takip öncesi tamamen ödendiğinin banka kayıtlarının incelenmesinden anlaşılacağını, alacağa bağlı bir hak olan ipoteğin alacağın sona ermesiyle kendiliğinden sona ereceğini, bu nedenle borcun sona ermesi üzerine teminat vasfı ortadan kalkan ipoteğin yeni kredi yönünden geçerli kabul edilemeyeceğini, ipoteğin alacağın sebebi olmayıp teminatı olduğunu, bankaca ikinci kez kullandırılan kredinin ipoteğin teminatı altında olduğunun kanıtlanması gerektiğini, ipotek akit tablosunun genel işlem koşulları içermesi nedeniyle hükümsüz olduğunu ileri sürerek takip dosyasına konu alacak nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespiti ile takibin davacılar açısından iptaline, davalının takibe konu asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, dava konusu taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı kredi borçlusu Akbel Süt ve Süt Ürünleri A.Ş. ile davalı banka arasında imzalanan 16.07.2012 tarih ve 4.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinin davacılar tarafından müteselsil kefil sıfatı ile imzalandığını, davacıların ayrıca dava dışı kredi borçlusunun borçlarının teminatını teşkil etmek üzere taşınmazları üzerinde ipotek tesis edildiğini, genel işlem koşullarına ilişkin iddiaların yersiz olduğunu, bilgilendirme formunun imzalandığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın ihtarname gönderilerek kat edildiğini, dava konusu ipoteklerin tesis tarihi itibari ile davacılar adına kayıtlı olduğunu, davaya konu ipoteklerdeki resmi senetler incelendiğinde söz konusu ipoteklerin belli bir krediye özgüllenmediğini, doğmuş ve doğacak tüm borçların teminatını teşkil edecek şekilde düzenlenmesi nedeniyle ipoteklerin halen geçerli olduğunu, davacıların davalı banka nezdindeki borçlarını ödediklerine dair hiçbir yazılı belge sunmadıklarını savunarak davanın reddine, davacıların %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece yaptırılan ve kabul gören bilirkişi raporuna göre davalı bankanın şubesi ile dava dışı Akbel Süt ve Süt Ürünleri San. Tic. A.Ş. arasında 16.07.2012 tarihli 4.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, söz konusu genel kredi sözleşmesine davacıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imza attıkları ayrıca bu kredi borcuna istinaden davaya konu olan ipoteklerin verildiği, her ne kadar davacılar tarafından söz konusu genel kredi sözleşmesi uyarınca dava dışı şirkete kullandırılan kredinin geri ödendiği iddia edilmiş ise de davalı banka ile dava dışı şirket arasında davaya konu olan ve davacıların da kefil sıfatıyla imzaladıkları ve aynı zamanda ipotek verdikleri genel kredi sözleşmesi dışında başkaca bir kredi sözleşmesinin imzalanmadığı, gerek İmsan Şubesinden kullandırılan ticari kredi, gerekse Konya...Şubesi tarafından kullandırılan rotatif kredilerin davacıların kefil ve ipotek borçlusu olarak imza attıkları genel kredi sözleşmeleri uyarınca kullandırıldığı, ayrıca ilk kullandırılan kredi ile birlikte sonradan kullandırılan kredilerin de ödenmediği, mahkemece kabul gören bilirkişi raporuna göre gerek dava tarihi, gerek icra takip tarihi ve gerekse inceleme tarihi itibariyle davalı bankanın dava dışı şirketten üst ipotek limitlerinin daha üzerinde olacak şekilde borçlu olduğu, bu itibarla davacıların gerek takip, gerekse dava tarihi itibariyle ipotek limitinden fazla olacak şekilde kefaleten ve ipotek borçlusu sıfatıyla davalı bankaya borçlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1.Davalı banka tarafından asıl borçluya 01.02.2013 tarihli 950.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesiyle taksitli ticari kredi kullandırıldığını, bu kredi borcuna karşılık, kredi kullandırıldıktan sonra ve bu kredinin teminatı olarak 1.000.000,00 TL limit ile sınırlı olmak üzere müvekkillerine ait iki adet taşınmazın ipotek edildiğini, Mahkemece müvekkillerinin gerek İmsan Şubesinden kullandırılan ticari kredi, gerekse Konya...Şubesi tarafından kullandırılan rotatif krediye müvekkillerinin kefil ve ipotek borçlusu olarak imzası, kefaleti veya icazetlerinin bulunmadığını, ipoteğin tesis edildiği borcun ödenmesiyle sona erdiğini, yeniden malikin onayı olmadan ipoteğin canlandırılmasının söz konusu olamayacağını, malikin izni olsa dahi önceki ipoteğin nedeni olan borcun ödenmesi ile ipoteğin teminat vasfı sona erdiğinden, yeni borç için artık yeni bir ipotek tesisi gerektiğini, somut olayda bu durumların hiç birinin bulunmadığını, taşınmazların teminat olarak verildiği davalı bankanın Küçükçekmece İmsan Sanayi Şubesinden kullanılan kredilerin ödenmesine rağmen, bu kredi için verilen ipoteklerin kaldırılmadığını, taksitli kredi borcu ödenmekle müvekkillerinin 01.02.2013 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında kurulan ipoteklerden sorumluluğunun sona erdiğini,
2.İpotek sözleşmesinin genel işlem koşulları nedeniyle geçersiz olduğunu, sözleşmedeki ipoteğin doğmuş ve doğacak borçlar için verildiğine ilişkin hükmün belirsiz olduğunu, kefilin sadece kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olduğunu,
3. Müvekkillerinin 2015 yılındaki sözleşmede kefil olmadıklarını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile asıl borçlu şirket arasında düzenlenen 16.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin incelenmesinde borçlu ile bankanın şubesi arasında 4.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamındaki kredinin nakdi veya gayri nakdi olarak kullandırılabileceğinin hüküm altına alındığı, davacıların genel kredi sözleşmesine 4.000.000,00 TL için müteselsil kefil oldukları, davacılar tarafından kefaletin yanı sıra asıl borçlunun borcunu temin için davalı banka lehine ipotek tesis edildiği, dosya içerisinde bulunan ipotek akit tablosu ve resmi senedin incelenmesinde davacı şirkete ait bağımsız bölüm üzerinde davalı lehine 13.02.2013 tarihinde 1.000.000,00 TL limitli ipotek tesis edildiği, resmi senedin ilk maddesinde dava dışı borçlunun bankadan kullandığı veya kullanacağı her türlü kredi için ipoteğin tesis edildiğinin anlaşıldığı, davalı ...'e ait bağımsız bölüm üzerine de aynı şartlarda 500.000,00 TL bedelli üst sınır ipoteğinin tesis edildiği, davacılar tarafından dava dışı borçlunun doğmuş veya doğacak borçlar için verilen ipoteğin verilmiş olduğu, davalı ile dava dışı şirket arasında sadece 16.07.2012 tarihli 4.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği, bunun dışında genel kredi sözleşmesinin bulunmadığı, genel kredi sözleşmesi kapsamındaki borcun ödenmemesi nedeniyle taşınmaz maliklerinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 883 üncü maddesi gereğince ipoteğin terkin edilmesini talep etme haklarının bulunmadığı, davacıların dava konusu ettikleri iddialarının soyut olduğu, bu iddialara ilişkin hiçbir kanıt sunulmadığı gibi borcun ödendiği veya ödenmesinin teklif edilerek belirlenen merciye tevdi edildiğinin iddia ve ispat edilemediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıların dava dışı şirketin kredi borcundan dolayı davalıya karşı ipotek borçlusu ve kefil sıfatıyla sorumlu olup olmadıkları, davacılar tarafından dava dışı şirketin kullandığı kredinin teminatı olarak verilen ipoteklerin fekkinin gerekip gerekmediği, ipotekli taşınmazların teminat altına aldığı kredilerin kapsamı ve bu kredilerin ödenip ödenmediği noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 88 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/947382100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz