Haksız Rekabetin Men'i ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1809 E. 2023/2521 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
üretim sırları↗ ihbar süresi↗ çalışma hürriyeti↗ ticari sır↗ tenkis↗ müşteri portföyü↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ sözleşmenin ihlali↗ haksız fiil sorumluluğu↗ rekabet yasağı↗ istifa↗ tahsilde tekerrür↗ tanıma↗ müteselsil sorumluluk↗ pasif husumet yokluğu↗ hakkaniyet↗ cezai şart↗ kesinlik sınırı↗ iş bölümü↗ oy yasağı↗ dürüstlük kuralı↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ usulden reddi↗ ihbar↗ haksız fiil↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ ihtarname↗ harç↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/272 E., 2020/385 K.
Taraflar arasındaki rekabetin men'i ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... yönünden kısmen kabulüne davalı IFF Aroma Esans San. ve Tic. A.Ş. yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun davalı ... yönünden kısmen kabulüne; davacı yönünden esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda:
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davacı vekili tarafından davalı ... yönünden temyize konu edilen toplam miktar 20.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığından davacı vekilinin davalı ... yönünden temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı ... vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin incelenmesine gelince, davalı ... vekili, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kendisine tebliği üzerine katılma yoluyla temyize başvurmuştur. Katılma yoluyla temyiz, asıl temyiz talebine sıkı sıkıya bağlı olup asıl temyizin miktar, süre vb. usule ilişkin sebeplerle reddine karar verildiği hallerde katılma yoluyla temyiz talebinin incelenmesine imkan bulunmamaktadır. Bu itibarla, davacı vekilinin temyiz dilekçesi davalı ... yönünden miktar bakımından reddedildiğinden davalı ... vekilinin katılma yoluyla sunduğu temyiz dilekçesinin de reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin davalı IFF Aroma Esans San. ve Tic. A.Ş. yönünden ve davalı IFF Aroma Esans San. ve Tic. A.Ş. vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirkette, 04.04.2013 tarihinden beri ihracat uzmanı göreviyle müşteri bilgilerine ve üretim sırlarına vakıf olarak çalışmakta olan davalılardan ...’nın 15.06.2015 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını, işten ayrılma sebebi olarak da yurt dışına gideceğini ve kişisel gelişimi ile ilgili çalışmalar yapacağını belirttiğini, ancak davalının, istifa dilekçesi ile eş zamanlı olarak, müvekkili şirket ile aynı alanda hizmet veren, geliştirdiği ürünler ile rekabet eden davacı şirkete rakip firma olan davalı şirkette çalışmaya başladığını, davalının davacı ile imzaladığı iş sözleşmesinin 17 nci maddesi sır saklama, 18 inci maddesi rekabet yasağı, gizlilik, fikri mülkiyet ile ilgili hükümlerini ihlal ettiğini, davalının, davacıda çalıştığı sürece yapmış olduğu görev icabı davacının müşterilerine vakıf olduğunu, eline ulaşan analiz sertifikalarından da üretim sırlarına da vakıf olduğunu, davalı şirketin de haksız fiilden ve oluşan zarardan 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 23 üncü maddesi uyarınca, müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davalı işçinin yabancı uyruklu olması nedeniyle çalışma izninin alınmasının yasal zorunluluk olduğunu, davalı şirkettin davalı işçi için yapılan çalışma izni başvuru tarihinin davacı şirketten istifa tarihi ile çakıştığını, davacı tarafından daha önceden alınan çalışma izni süresinin geçerliliğini koruduğunu, organize sanayi bölgesinde davacı şirket ile kapı komşusu olan davalı şirketin, davalı işçinin davacı şirkete olan yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğini gayet iyi bildiğini, davalıların rekabet yasağına aykırı eylemlerine son vermesi için ihtarname gönderildiğini, davacı şirkette araştırma, üretim sırları ve özellikle müşteri ilişkilerinde çalışan ve bu konuda doğal olarak bilgi ve tecrübe sahibi olan davalı işçinin yeni işvereni olan diğer davalı şirkete bu bilgi ve tecrübelerini aktaracağını, bu nedenle davacının sahip olduğu müşteri portföyünde rekabet nedeni ile eksilme olabileceği ve davacının önemli zarara uğracağının olasılık dahilinde olduğunu ileri sürerek iş sözleşmesinin rekabet yasağına ilişkin maddelerine ve gizlilik taahhütnamesine aykırı hareketlerine son verilerek müdahalenin men edilmesine, tahsilde tekerrür etmemek kaydı ile davalılardan 83.928,00 TL cezai şartın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı IFF Aroma Esans San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin, davacı ile davalı işçi arasındaki rekabet yasağı anlaşmasının tarafı olmadığını, diğer davalı işçinin, davalı şirkette 03.08.2015 tarihinden beri satış destek uzmanı olarak çalıştığını, 4857 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi uyarınca, davalı şirkete sorumluluk yüklendiği iddiasının dayanaktan yoksun olduğunu, zira anılan maddenin eski işverenin işçisinin ihbar sürelerine uymadan veya süresinden önce feshetmesi halinde uğradığı zararları düzenlediğini, işçi ile işveren arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin ihlalinin bu kapsamda olmadığını, davalı şirketin davacının müşteri bilgilerine, iş veya üretim sırlarına, fikri mülkiyet haklarına vakıf olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; iş sözleşmelerinin iş baskısı ile tek taraflı olarak kurulduğunu, davalının görev tanımında satış yer almadığını, bire bir müşteri ile irtibatının olmadığını, davalının düşük bir pozisyonda destek elamanı olarak bir nevi evrak takip memurluğu gibi çalıştığını, ticari sırların kendisi ile paylaşılmasının söz konusu olmadığını, davacı şirkette sadece aromatisyenlerin ulaşabileceği formüllere ulaşması ya da bilmesinin mümkün olmadığını, analiz sertifikalarında ise davacının iddia ettiği aksine ürünlerin formüllerinin yer almamakta olduğunu ticari sır değeri olacak nitelikte hiç bir bilgi yer almadığını, bu belgelerin tüm şirket çalışanları ve üçüncü şahıslar tarafından kolayca ulaşılabileceği, sözleşmedeki rekabet yasağına ilişkin bölümün davalının çalışma hakkını tehlikeye düşürecek şekilde geniş olduğunu, davacının dava dilekçesinde hiç bir somut veri bulunmaksızın mesnetsiz iddialarda bulunduğunu, davalının davacıyı hangi davranışıyla zarara uğrattığının ispatının gerektiğini, satış destek uzmanı olarak çalışan davalı için fahiş miktarda cezai şart talebinde bulunduğunu, cezai şarta ilişkin sözleşme hükmünün geçersiz olduğunu, ayrıca fahiş olduğundan Mahkemece kabul edilse dahi indirim yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı ... arasında 02.05.2014 tarihli süreli iş sözleşmesi imzalandığı, iş sözleşmesine ve görev tanımına göre ihracat satış destek uzmanı olarak aylık brüt 3.497,00 TL ücret ile görev yaptığı, davalının 15.06.2015 tarihinde istifa dilekçesi vererek davacı şirketten ayrıldığı, sonrasında davacı şirket ile aynı alanda ve yerde faaliyet gösteren diğer davalı şirkette çalışmaya başladığı, davalı işçinin rekabet yasağını ihlal ettiği, davalı işçinin satış destek uzmanı olarak çalışması davacının müşteri ile müşterilere verilen fiyat politikalarını bilmesi, davalı işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı diğer davalı firmada kullanarak davacı şirketi önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunduğu, istenilen cezai şarttan (24 aylık) davalı ...'nın davacıda çalışmış olduğu sürenin üzerinde olduğu görüldüğünden %20 oranında indirim yapıldığı, diğer davalı ile davacı arasında rekabet yasağına ilişkin bir sözleşmenin yer almadığı gerekçesiyle davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, 67.142,40 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı IFF Aroma Esans San. ve Tic. A.Ş. aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ve davalı IFF Aroma Ticaret A.Ş.'nin faaliyet alanlarının aynı olduğu ve rakip sayılmaları gerektiği, dava dosyasındaki vakıa ve delillerden davalı firmanın davalı işçinin davacının firmasında çalıştığı bilgisine vakıf olduğu, bu nedenle zarardan birlikte sorumlu olduğunun kabulü gerektiğini, bu davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıya ait müşteri çevresinin, üretim sırlarının, davacının yaptığı işe dair bilgilerin müvekkili işçi tarafından yeni girdiği işte kullanıldığının ve davacının önemli zarara uğratıldığının ispat edilemediğini, rekabet etme yasağının geçersiz olduğunu, yer ve konu itibari ile sınırlandırılmadığını, müvekkilinin anayasa ile güvence altına alınan çalışma hürriyetini engellediğini, cezai şartın fahiş olduğunu, İlk Derece Mahkemesince yapılan tenkis oranının hakkaniyete uygun düşmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı işçi ...’nın davacıya ait işyerinde satış destek uzmanı olarak çalışmaktayken istifa sonucu işten ayrıldığı, sonrasında davacı ile aynı konuda ve yerde faaliyet gösteren diğer davalı şirkette ihracat destek uzmanı olarak çalışmaya başladığının ihtilafsız olduğunu, davalı İstanbul'daki çalışması için rekabet etmeme taahhüdünde bulunduğuna ve işten ayrıldıktan sonra da İstanbul'da aynı faaliyet kolunda diğer davalının işletmesinde çalışmaya başladığına göre, rekabet yasağı hükmünün geçersiz olduğunun ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalı işçinin davacının iş yerinde satış destek uzmanı olarak çalıştığı dönemde, ürünlerin tedarik sürecini koordine ederek ihracat prosedürlerini gerçekleştirdiği, diğer davalı işveren nezdinde ise ihracat destek uzmanı pozisyonunda yönetici konumda olduğu, dolayısıyla davalı işçinin davacı bünyesinde iken yaptığı yönetim işinin benzerini davalı iş yerinde de yaptığı, davacı ile davalı şirket ortak coğrafi alanda benzer konuda ihracat yaptığından, her iki şirketin de ortak müşteri portföyüne sahip olabileceği, bu itibarla gerek davacı iş yerinde edinmiş olduğu yönetim deneyimine, gerekse ortak müşteri portföyü ve benzer ürün isim ve içerik bilgilerine sahip olan davalı işçinin, davacı şirketin gizli bilgilerine sahip olarak, ekonomik alanda davacı şirketi önemli ölçüde zarar yönünde etkileyebileceği sonuç ve kanaati hasıl olmakla somut olayda davalı işçinin rekabet yasağını ihlal ettiğinden davacının cezai şart talebi yerinde olduğu, sözleşme hükmü, dosya kapsamı, davalı işçinin davacı nezdinde çalıştığı süre, brüt maaşı, ekonomik durumu ve davacı işverenin rekabet yasağı karşılığında herhangi bir yükümlülük altına girmemiş olması gibi olgular hep birlikte dikkate alındığında, cezai şarttan 3/4 oranında tenkis yapılması uygun olacağı kanaatine varıldığı, diğer davalı şirket yönünden ise, davalı şirketin davacı ile davalı işçi arasındaki rekabet yasağı sözleşmesine taraf olmadığı gibi, davadaki talebin rekabet yasağı sözleşmesinde düzenlenen cezai şart alacağının tahsili isteminden ibaret olduğu, 6102 sayılı Türk Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 vd. maddelerine dayalı herhangi bir talebin bulunmadığından ve 4857 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinde yer alan düzenlenmenin yeni işverenin haksız fiil sorumluluğuna ilişkin olmasından ve somut olaya uygulanamayacağından bu davalı yönünden pasif husumet nedeniyle davanın usulden reddinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinini istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... aleyhine açılan
davanın kısmen kabulüne, 20.982,00 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı IFF Aroma Esans San. ve Tic. A.Ş. aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler, davalı ... lehine cezai şarttan yapılan tenkisin fahiş olduğu ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir
2. Davalı ... vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; davalı lehine reddedilen tutar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
3.Davalı IFF Aroma Esans San. ve Tic. A.Ş. vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti usul ve Kanuna aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı ...'nın davalı şirkette çalışması nedeniyle rekabet yasağının ihlal etmesi nedeniyle cezai şartta tenkisin miktarı, davalı şirketin cezai şarttan sorumlu olup olmadığı ve davalı ... lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerekip gerekmediği ve diğer davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince ve katılma yoluyla davalı IFF Aroma Esans San. ve Tic. A.Ş. vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2222 E. 2014/8576 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zararın ispatı · infazda tereddüt · infaz · yargılama gideri · maddi tazminat · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, hükümde davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğu belirtilmiş ise de, «maddi tazminatın» ve «yargılama giderlerinin» "davalıdan" tahsiline denmek suretiyle belirsiz, «infazda tereddüt» doğuracak şekilde hüküm kurulmuştur.
… eden diğer davalı şirket ile çalışmaya başladığı ve davacı şirketin ticari sırlarına vakıf olan bu şahsın mal alım satımına yönelik teklifler verdiği, bu eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu, sunulan delillere göre davacının tam olarak «zararını ispat» edemediği, mahkemece bu miktarın 15.000,00 TL olarak takdir edildiği, davacının şartları oluşmadığından manevi tazminat isteyemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen …
Bu durumda, «infazda tereddüt» olmayacak şekilde yeniden hüküm kurulması gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
1- Dava, «haksız rekabet» nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4347 E. 2017/6591 K.
Ortak:rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirkette, 04.04.2013 tarihinden beri ihracat uzmanı göreviyle müşteri bilgilerine ve «üretim sırlarına» vakıf olarak çalışmakta olan davalılardan ...’nın 15.06.2015 tarihinde «istifa» ederek işten ayrıldığını, işten ayrılma «sebebi» olarak da yurt dışına gideceğini ve kişisel gelişimi ile ilgili çalışmalar yapacağını belirttiğini, ancak davalının, istifa dilekçesi ile eş zamanlı olarak, müvekkili şirket ile aynı alanda hizmet veren, geliştirdiği ürünler ile rekabet eden davacı şirkete rakip firma olan davalı şirkette çalışmaya başladığını, davalının davacı ile imzaladığı iş sözleşmesinin 17 nci maddesi sır saklama, 18 inci maddesi «rekabet yasağı», gizlilik, fikri mülkiyet ile ilgili hükümlerini ihlal ettiğini, davalının, davacıda çalıştığı sürece yapmış olduğu görev icabı davacının müşterilerine vakıf olduğunu, eline ulaşan analiz sertifikalarından da üretim sırlarına da vakıf olduğunu, davalı şirketin de haksız fiilden ve oluşan zarardan 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 23 üncü maddesi uyarınca, müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduğunu, davalı işçinin yabancı uyruklu olması nedeniyle çalışma izninin alınmasının yasal zorunluluk olduğunu, davalı şirkettin davalı işçi için yapılan çalışma izni başvuru tarihinin davacı şirketten istifa tarihi ile çakıştığını, davacı tarafından daha önceden alınan çalışma izni süresinin geçerliliğini koruduğunu, organize sanayi bölgesinde davacı şirket ile kapı komşusu olan davalı şirketin, davalı işçinin davacı şirkete olan yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğini gayet iyi bildiğini, davalıların rekabet yasağına aykırı eylemlerine «son» vermesi için «ihtarname» gönderildiğini, davacı şirkette araştırma, üretim sırları ve özellikle müşteri ilişkilerinde çalışan ve bu konuda doğal olarak bilgi ve tecrübe sahibi olan davalı işçinin yeni işvereni olan diğer davalı şirkete bu bilgi ve tecrübelerini aktaracağını, bu nedenle davacının sahip olduğu «müşteri portföyünde» rekabet nedeni ile eksilme olabileceği ve davacının önemli zarara uğracağının olasılık dahilinde olduğunu ileri sürerek iş sözleşmesinin rekabet yasağına ilişkin maddelerine ve gizlilik «taahhütnamesine» aykırı hareketlerine son verilerek müdahalenin men edilmesine, «tahsilde tekerrür» etmemek «kaydı» ile davalılardan 83.928,00 TL «cezai şartın» tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… eği formüllere ulaşması ya da bilmesinin mümkün olmadığını, analiz sertifikalarında ise davacının iddia ettiği aksine ürünlerin formüllerinin yer almamakta olduğunu «ticari sır» değeri olacak nitelikte hiç bir bilgi yer almadığını, bu belgelerin tüm şirket çalışanları ve üçüncü şahıslar tarafından kolayca ulaşılabileceği, sözleşmedeki «rekabet yasağına» ilişkin «bölümün» davalının çalışma hakkını tehlikeye düşürecek şekilde geniş olduğunu, davacının dava dilekçesinde hiç bir somut veri bulunmaksızın mesnetsiz iddialarda bulunduğunu, davalının davacıyı hangi davranışıyla zarara uğrattığının ispatının gerektiğini, satış destek uzmanı olarak çalışan davalı için fahiş miktarda «cezai şart» talebinde bulunduğunu, cezai şarta ilişkin sözleşme hükmünün «geçersiz» olduğunu, ayrıca fahiş olduğundan Mahkemece kabul edilse dahi indirim yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı işçi ...’nın davacıya ait işyerinde satış destek uzmanı olarak çalışmaktayken «istifa» sonucu işten ayrıldığı, sonrasında davacı ile aynı konuda ve yerde faaliyet gösteren diğer davalı şirkette ihracat destek uzmanı olarak çalışmaya başladığının ihtilafsız olduğunu, davalı İstanbul'daki çalışması için rekabet etmeme «taahhüdünde» bulunduğuna ve işten ayrıldıktan sonra da İstanbul'da aynı faaliyet kolunda diğer davalının işletmesinde çalışmaya başladığına göre, «rekabet yasağı» hükmünün «geçersiz» olduğunun ileri sürmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu, davalı işçinin davacının iş yerinde satış destek uzmanı olarak çalıştığı dönemde, ürünlerin tedarik sürecini koordine ederek ihracat prosedürlerini gerçekleştirdiği, diğer davalı işveren nezdinde ise ihracat destek uzmanı pozisyonunda yönetici konumda olduğu, dolayısıyla davalı işçinin davacı bünyesinde iken yaptığı yönetim işinin benzerini davalı iş yerinde de yaptığı, davacı ile davalı şirket ortak coğrafi alanda benzer konuda ihracat yaptığından, her iki şirketin de ortak «müşteri portföyüne» sahip olabileceği, bu itibarla gerek davacı iş yerinde edinmiş olduğu yönetim deneyimine, gerekse ortak müşteri portföyü ve benzer ürün isim ve içerik bilgilerine sahip olan davalı işçinin, davacı şirketin gizli bilgilerine sahip olarak, ekonomik alanda davacı şirketi önemli ölçüde zarar yönünde etkileyebileceği sonuç ve kanaati hasıl olmakla somut olayda davalı işçinin rekabet yasağını ihlal ettiğinden davacının «cezai şart» talebi yerinde olduğu, sözleşme hükmü, dosya kapsamı, davalı işçinin davacı nezdinde çalıştığı süre, brüt maaşı, ekonomik durumu ve davacı işverenin rekabet yasağı karşılığında herhangi bir yükümlülük altına girmemiş olması gibi olgular hep birlikte dikkate alındığında, cezai şarttan 3/4 oranında «tenkis» yapılması uygun olacağı kanaatine varıldığı, diğer davalı şirket yönünden ise, davalı şirketin davacı ile davalı işçi arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesine» taraf olmadığı gibi, davadaki talebin rekabet yasağı sözleşmesinde düzenlenen cezai şart alacağının tahsili isteminden ibaret olduğu, 6102 sayılı Türk Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 vd. maddelerine dayalı herhangi bir talebin bulunmadığından ve 4857 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinde yer alan düzenlenmenin yeni işverenin «haksız fiil sorumluluğuna» ilişkin olmasından ve somut olaya uygulanamayacağından bu davalı yönünden «pasif husumet» nedeniyle davanın usulden reddinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinini istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvu …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin «cezai şartın» "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-) Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Rekabet «yasağı» «kaydı» karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çalışma özgürlüğü · kısıtlılık · hizmet sözleşmesi · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin «cezai şartın» "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece taraflar arasındaki «hizmet sözleşmenin» TBK'nin 445/2. maddesi çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gerekirken, «rekabet yasağının» yer konusunda sınırlandırılmadığı, bu hususun da Anayasa'da öngörülen «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla mahkemenin, «haksız rekabete» ilişkin «cezai şartın» "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve raki …
2-) Ayrıca, taraflar arasındaki «hizmet sözleşmesinde» iş akdinin sona ermesinden sonrası için «rekabet yasağının» düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 13.01.2014 tarihi itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nin 445. maddesi tatbik edilecektir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6975 E. 2016/2969 K.
Ortak:rekabet yasağı · hakkaniyet · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik
İncelediğiniz kararda… eği formüllere ulaşması ya da bilmesinin mümkün olmadığını, analiz sertifikalarında ise davacının iddia ettiği aksine ürünlerin formüllerinin yer almamakta olduğunu «ticari sır» değeri olacak nitelikte hiç bir bilgi yer almadığını, bu belgelerin tüm şirket çalışanları ve üçüncü şahıslar tarafından kolayca ulaşılabileceği, sözleşmedeki «rekabet yasağına» ilişkin «bölümün» davalının çalışma hakkını tehlikeye düşürecek şekilde geniş olduğunu, davacının dava dilekçesinde hiç bir somut veri bulunmaksızın mesnetsiz iddialarda bulunduğunu, davalının davacıyı hangi davranışıyla zarara uğrattığının ispatının gerektiğini, satış destek uzmanı olarak çalışan davalı için fahiş miktarda «cezai şart» talebinde bulunduğunu, cezai şarta ilişkin sözleşme hükmünün «geçersiz» olduğunu, ayrıca fahiş olduğundan Mahkemece kabul edilse dahi indirim yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıya ait müşteri çevresinin, «üretim sırlarının», davacının yaptığı işe dair bilgilerin müvekkili işçi tarafından yeni girdiği işte kullanıldığının ve davacının önemli zarara uğratıldığının ispat edilemediğini, rekabet etme «yasağının» «geçersiz» olduğunu, yer ve konu itibari ile sınırlandırılmadığını, müvekkilinin anayasa ile güvence altına alınan «çalışma hürriyetini» engellediğini, «cezai şartın» fahiş olduğunu, İlk Derece Mahkemesince yapılan «tenkis» oranının «hakkaniyete» uygun düşmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
… Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı işçi ...’nın davacıya ait işyerinde satış destek uzmanı olarak çalışmaktayken «istifa» sonucu işten ayrıldığı, sonrasında davacı ile aynı konuda ve yerde faaliyet gösteren diğer davalı şirkette ihracat destek uzmanı olarak çalışmaya başladığının ihtilafsız olduğunu, davalı İstanbul'daki çalışması için rekabet etmeme «taahhüdünde» bulunduğuna ve işten ayrıldıktan sonra da İstanbul'da aynı faaliyet kolunda diğer davalının işletmesinde çalışmaya başladığına göre, «rekabet yasağı» hükmünün «geçersiz» olduğunun ileri sürmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu, davalı işçinin davacının iş yerinde satış destek uzmanı olarak çalıştığı dönemde, ürünlerin tedarik sürecini koordine ederek ihracat prosedürlerini gerçekleştirdiği, diğer davalı işveren nezdinde ise ihracat destek uzmanı pozisyonunda yönetici konumda olduğu, dolayısıyla davalı işçinin davacı bünyesinde iken yaptığı yönetim işinin benzerini davalı iş yerinde de yaptığı, davacı ile davalı şirket ortak coğrafi alanda benzer konuda ihracat yaptığından, her iki şirketin de ortak «müşteri portföyüne» sahip olabileceği, bu itibarla gerek davacı iş yerinde edinmiş olduğu yönetim deneyimine, gerekse ortak müşteri portföyü ve benzer ürün isim ve içerik bilgilerine sahip olan davalı işçinin, davacı şirketin gizli bilgilerine sahip olarak, ekonomik alanda davacı şirketi önemli ölçüde zarar yönünde etkileyebileceği sonuç ve kanaati hasıl olmakla somut olayda davalı işçinin rekabet yasağını ihlal ettiğinden davacının «cezai şart» talebi yerinde olduğu, sözleşme hükmü, dosya kapsamı, davalı işçinin davacı nezdinde çalıştığı süre, brüt maaşı, ekonomik durumu ve davacı işverenin rekabet yasağı karşılığında herhangi bir yükümlülük altına girmemiş olması gibi olgular hep birlikte dikkate alındığında, cezai şarttan 3/4 oranında «tenkis» yapılması uygun olacağı kanaatine varıldığı, diğer davalı şirket yönünden ise, davalı şirketin davacı ile davalı işçi arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesine» taraf olmadığı gibi, davadaki talebin rekabet yasağı sözleşmesinde düzenlenen cezai şart alacağının tahsili isteminden ibaret olduğu, 6102 sayılı Türk Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 vd. maddelerine dayalı herhangi bir talebin bulunmadığından ve 4857 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinde yer alan düzenlenmenin yeni işverenin «haksız fiil sorumluluğuna» ilişkin olmasından ve somut olaya uygulanamayacağından bu davalı yönünden «pasif husumet» nedeniyle davanın usulden reddinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinini istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvu …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının iş politikası olarak tüm çalışanlarına «haksız rekabete» ve «cezai şarta» ilişkin hüküm içeren sözleşme imzalattığı, işçinin iş akdinin devamı süresince hangi pozisyonda çalışacağı ve firma ile ilgili hangi bilgilere vakıf olacağı önceden kestirilemeyeceğinden bu halin davacı aleyhine değerlendirilemeyeceği; ancak davacı tarafın haksız rekabetin oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklamak zorunda olduğu, haksız rekabete ilişkin cezai şartın "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkca belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, yani haksız rekabetin varlığının ispatlanamadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «rekabet yasağına» aykırı davranışdan doğan «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun «rekabet yasağına» ilişkin 445. maddesinde, rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağı belirlenmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:karşı edim · çalışma özgürlüğü · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının iş politikası olarak tüm çalışanlarına «haksız rekabete» ve «cezai şarta» ilişkin hüküm içeren sözleşme imzalattığı, işçinin iş akdinin devamı süresince hangi pozisyonda çalışacağı ve firma ile ilgili hangi bilgilere vakıf olacağı önceden kestirilemeyeceğinden bu halin davacı aleyhine değerlendirilemeyeceği; ancak davacı tarafın haksız rekabetin oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklamak zorunda olduğu, haksız rekabete ilişkin cezai şartın "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkca belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, yani haksız rekabetin varlığının ispatlanamadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Aynı maddenin 2. fıkrasında ise, hâkimin, aşırı nitelikteki «rekabet yasağını», bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniyete» uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabileceği belirlenmiştir.
Bu itibarla, yürürlük kanunu uyarınca somut olaya uygulanması gereken TBK'nın 445/2. maddesi uyarınca bir değerlendirme yapılmaksızın, «rekabet yasağının» yer bakımından sınırlama getirmemiş olmasının Anayasa'nın «çalışma özgürlüğüne» aykırı olduğu ve bu nedenle sözleşmenin «geçersiz» olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1809 E. , 2023/2521 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/115 Esas, 2020/385 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/272 E., 2020/385 K.
Taraflar arasındaki rekabetin men'i ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... yönünden kısmen kabulüne davalı IFF Aroma Esans San. ve Tic. A.Ş. yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun davalı ... yönünden kısmen kabulüne; davacı yönünden esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda:
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davacı vekili tarafından davalı ... yönünden temyize konu edilen toplam miktar 20.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığından davacı vekilinin davalı ... yönünden temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı ... vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin incelenmesine gelince, davalı ... vekili, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kendisine tebliği üzerine katılma yoluyla temyize başvurmuştur. Katılma yoluyla temyiz, asıl temyiz talebine sıkı sıkıya bağlı olup asıl temyizin miktar, süre vb. usule ilişkin sebeplerle reddine karar verildiği hallerde katılma yoluyla temyiz talebinin incelenmesine imkan bulunmamaktadır. Bu itibarla, davacı vekilinin temyiz dilekçesi davalı ... yönünden miktar bakımından reddedildiğinden davalı ... vekilinin katılma yoluyla sunduğu temyiz dilekçesinin de reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin davalı IFF Aroma Esans San. ve Tic. A.Ş. yönünden ve davalı IFF Aroma Esans San. ve Tic. A.Ş. vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirkette, 04.04.2013 tarihinden beri ihracat uzmanı göreviyle müşteri bilgilerine ve üretim sırlarına vakıf olarak çalışmakta olan davalılardan ...’nın 15.06.2015 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını, işten ayrılma sebebi olarak da yurt dışına gideceğini ve kişisel gelişimi ile ilgili çalışmalar yapacağını belirttiğini, ancak davalının, istifa dilekçesi ile eş zamanlı olarak, müvekkili şirket ile aynı alanda hizmet veren, geliştirdiği ürünler ile rekabet eden davacı şirkete rakip firma olan davalı şirkette çalışmaya başladığını, davalının davacı ile imzaladığı iş sözleşmesinin 17 nci maddesi sır saklama, 18 inci maddesi rekabet yasağı, gizlilik, fikri mülkiyet ile ilgili hükümlerini ihlal ettiğini, davalının, davacıda çalıştığı sürece yapmış olduğu görev icabı davacının müşterilerine vakıf olduğunu, eline ulaşan analiz sertifikalarından da üretim sırlarına da vakıf olduğunu, davalı şirketin de haksız fiilden ve oluşan zarardan 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 23 üncü maddesi uyarınca, müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davalı işçinin yabancı uyruklu olması nedeniyle çalışma izninin alınmasının yasal zorunluluk olduğunu, davalı şirkettin davalı işçi için yapılan çalışma izni başvuru tarihinin davacı şirketten istifa tarihi ile çakıştığını, davacı tarafından daha önceden alınan çalışma izni süresinin geçerliliğini koruduğunu, organize sanayi bölgesinde davacı şirket ile kapı komşusu olan davalı şirketin, davalı işçinin davacı şirkete olan yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğini gayet iyi bildiğini, davalıların rekabet yasağına aykırı eylemlerine son vermesi için ihtarname gönderildiğini, davacı şirkette araştırma, üretim sırları ve özellikle müşteri ilişkilerinde çalışan ve bu konuda doğal olarak bilgi ve tecrübe sahibi olan davalı işçinin yeni işvereni olan diğer davalı şirkete bu bilgi ve tecrübelerini aktaracağını, bu nedenle davacının sahip olduğu müşteri portföyünde rekabet nedeni ile eksilme olabileceği ve davacının önemli zarara uğracağının olasılık dahilinde olduğunu ileri sürerek iş sözleşmesinin rekabet yasağına ilişkin maddelerine ve gizlilik taahhütnamesine aykırı hareketlerine son verilerek müdahalenin men edilmesine, tahsilde tekerrür etmemek kaydı ile davalılardan 83.928,00 TL cezai şartın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı IFF Aroma Esans San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin, davacı ile davalı işçi arasındaki rekabet yasağı anlaşmasının tarafı olmadığını, diğer davalı işçinin, davalı şirkette 03.08.2015 tarihinden beri satış destek uzmanı olarak çalıştığını, 4857 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi uyarınca, davalı şirkete sorumluluk yüklendiği iddiasının dayanaktan yoksun olduğunu, zira anılan maddenin eski işverenin işçisinin ihbar sürelerine uymadan veya süresinden önce feshetmesi halinde uğradığı zararları düzenlediğini, işçi ile işveren arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin ihlalinin bu kapsamda olmadığını, davalı şirketin davacının müşteri bilgilerine, iş veya üretim sırlarına, fikri mülkiyet haklarına vakıf olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; iş sözleşmelerinin iş baskısı ile tek taraflı olarak kurulduğunu, davalının görev tanımında satış yer almadığını, bire bir müşteri ile irtibatının olmadığını, davalının düşük bir pozisyonda destek elamanı olarak bir nevi evrak takip memurluğu gibi çalıştığını, ticari sırların kendisi ile paylaşılmasının söz konusu olmadığını, davacı şirkette sadece aromatisyenlerin ulaşabileceği formüllere ulaşması ya da bilmesinin mümkün olmadığını, analiz sertifikalarında ise davacının iddia ettiği aksine ürünlerin formüllerinin yer almamakta olduğunu ticari sır değeri olacak nitelikte hiç bir bilgi yer almadığını, bu belgelerin tüm şirket çalışanları ve üçüncü şahıslar tarafından kolayca ulaşılabileceği, sözleşmedeki rekabet yasağına ilişkin bölümün davalının çalışma hakkını tehlikeye düşürecek şekilde geniş olduğunu, davacının dava dilekçesinde hiç bir somut veri bulunmaksızın mesnetsiz iddialarda bulunduğunu, davalının davacıyı hangi davranışıyla zarara uğrattığının ispatının gerektiğini, satış destek uzmanı olarak çalışan davalı için fahiş miktarda cezai şart talebinde bulunduğunu, cezai şarta ilişkin sözleşme hükmünün geçersiz olduğunu, ayrıca fahiş olduğundan Mahkemece kabul edilse dahi indirim yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı ... arasında 02.05.2014 tarihli süreli iş sözleşmesi imzalandığı, iş sözleşmesine ve görev tanımına göre ihracat satış destek uzmanı olarak aylık brüt 3.497,00 TL ücret ile görev yaptığı, davalının 15.06.2015 tarihinde istifa dilekçesi vererek davacı şirketten ayrıldığı, sonrasında davacı şirket ile aynı alanda ve yerde faaliyet gösteren diğer davalı şirkette çalışmaya başladığı, davalı işçinin rekabet yasağını ihlal ettiği, davalı işçinin satış destek uzmanı olarak çalışması davacının müşteri ile müşterilere verilen fiyat politikalarını bilmesi, davalı işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı diğer davalı firmada kullanarak davacı şirketi önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunduğu, istenilen cezai şarttan (24 aylık) davalı ...'nın davacıda çalışmış olduğu sürenin üzerinde olduğu görüldüğünden %20 oranında indirim yapıldığı, diğer davalı ile davacı arasında rekabet yasağına ilişkin bir sözleşmenin yer almadığı gerekçesiyle davacı tarafından davalı ...
aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, 67.142,40 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı IFF Aroma Esans San. ve Tic. A.Ş. aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ve davalı IFF Aroma Ticaret A.Ş.'nin faaliyet alanlarının aynı olduğu ve rakip sayılmaları gerektiği, dava dosyasındaki vakıa ve delillerden davalı firmanın davalı işçinin davacının firmasında çalıştığı bilgisine vakıf olduğu, bu nedenle zarardan birlikte sorumlu olduğunun kabulü gerektiğini, bu davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıya ait müşteri çevresinin, üretim sırlarının, davacının yaptığı işe dair bilgilerin müvekkili işçi tarafından yeni girdiği işte kullanıldığının ve davacının önemli zarara uğratıldığının ispat edilemediğini, rekabet etme yasağının geçersiz olduğunu, yer ve konu itibari ile sınırlandırılmadığını, müvekkilinin anayasa ile güvence altına alınan çalışma hürriyetini engellediğini, cezai şartın fahiş olduğunu, İlk Derece Mahkemesince yapılan tenkis oranının hakkaniyete uygun düşmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı işçi ...’nın davacıya ait işyerinde satış destek uzmanı olarak çalışmaktayken istifa sonucu işten ayrıldığı, sonrasında davacı ile aynı konuda ve yerde faaliyet gösteren diğer davalı şirkette ihracat destek uzmanı olarak çalışmaya başladığının ihtilafsız olduğunu, davalı İstanbul'daki çalışması için rekabet etmeme taahhüdünde bulunduğuna ve işten ayrıldıktan sonra da İstanbul'da aynı faaliyet kolunda diğer davalının işletmesinde çalışmaya başladığına göre, rekabet yasağı hükmünün geçersiz olduğunun ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalı işçinin davacının iş yerinde satış destek uzmanı olarak çalıştığı dönemde, ürünlerin tedarik sürecini koordine ederek ihracat prosedürlerini gerçekleştirdiği, diğer davalı işveren nezdinde ise ihracat destek uzmanı pozisyonunda yönetici konumda olduğu, dolayısıyla davalı işçinin davacı bünyesinde iken yaptığı yönetim işinin benzerini davalı iş yerinde de yaptığı, davacı ile davalı şirket ortak coğrafi alanda benzer konuda ihracat yaptığından, her iki şirketin de ortak müşteri portföyüne sahip olabileceği, bu itibarla gerek davacı iş yerinde edinmiş olduğu yönetim deneyimine, gerekse ortak müşteri portföyü ve benzer ürün isim ve içerik bilgilerine sahip olan davalı işçinin, davacı şirketin gizli bilgilerine sahip olarak, ekonomik alanda davacı şirketi önemli ölçüde zarar yönünde etkileyebileceği sonuç ve kanaati hasıl olmakla somut olayda davalı işçinin rekabet yasağını ihlal ettiğinden davacının cezai şart talebi yerinde olduğu, sözleşme hükmü, dosya kapsamı, davalı işçinin davacı nezdinde çalıştığı süre, brüt maaşı, ekonomik durumu ve davacı işverenin rekabet yasağı karşılığında herhangi bir yükümlülük altına girmemiş olması gibi olgular hep birlikte dikkate alındığında, cezai şarttan 3/4 oranında tenkis yapılması uygun olacağı kanaatine varıldığı, diğer davalı şirket yönünden ise, davalı şirketin davacı ile davalı işçi arasındaki rekabet yasağı sözleşmesine taraf olmadığı gibi, davadaki talebin rekabet yasağı sözleşmesinde düzenlenen cezai şart alacağının tahsili isteminden ibaret olduğu, 6102 sayılı Türk Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 vd.
maddelerine dayalı herhangi bir talebin bulunmadığından ve 4857 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinde yer alan düzenlenmenin yeni işverenin haksız fiil sorumluluğuna ilişkin olmasından ve somut olaya uygulanamayacağından bu davalı yönünden pasif husumet nedeniyle davanın usulden reddinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinini istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... aleyhine açılan
davanın kısmen kabulüne, 20.982,00 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı IFF Aroma Esans San. ve Tic. A.Ş. aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler, davalı ... lehine cezai şarttan yapılan tenkisin fahiş olduğu ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir
2. Davalı ... vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; davalı lehine reddedilen tutar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
3.Davalı IFF Aroma Esans San. ve Tic. A.Ş. vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti usul ve Kanuna aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı ...'nın davalı şirkette çalışması nedeniyle rekabet yasağının ihlal etmesi nedeniyle cezai şartta tenkisin miktarı, davalı şirketin cezai şarttan sorumlu olup olmadığı ve davalı ... lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerekip gerekmediği ve diğer davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince ve katılma yoluyla davalı IFF Aroma Esans San. ve Tic. A.Ş. vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
A. Davacı Temyizi Yönünden
1.Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin davalı ... yönünden miktardan REDDİNE,
2. Davalı IFF Aroma Esans San. ve Tic. A.Ş. yönünden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
B. Davalı ...'nın Katılma Yoluyla Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
C.Davalı IFF Aroma Esans San. ve Tic. A.Ş.'nin Katılma Yoluyla Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ...'ya iadesine,
Temyiz harcı davalı IFF Aroma Esans Asn. ve Tic. A.Ş.'den peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/947261400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz