Şirketin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7902 E. 2023/2201 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
alternatif çözüm↗ ortaklık sıfatı↗ sözlü yargılama↗ re'sen terkin↗ aldatma (hile)↗ kayyım atanması↗ ortaklıktan çıkarılma↗ şirketin feshi↗ takas↗ kayyım↗ tasfiye memuru atanması↗ ara karar↗ hakkaniyet↗ üçüncü kişi↗ kötü niyet tazminatı↗ tasfiye memuru↗ mahsup↗ fesih↗ kötü niyet↗ ihtar↗ kâr payı↗ haciz↗ ek tasfiye↗ terkin↗ çek↗ taşıyan↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... ile davalı ...'in ortak olduğu, ... Rulman Ltd Şti.nin %50'şer hisse değerine sahip olması ile birlikte şirketin birlikte yürütülme iradesinin bulunmadığı, her iki tarafın beyanından da şirketin kâr elde etme amacının ortadan kalktığı, faaliyet göstermediği, bu halde şirketin faaliyetine devam etmesinde hukuken bir yarar bulunmadığı, ortaklık sıfatının ve ortaklığın beklediği amacın gerektirdiği el ve ... birliğinin ortadan kalktığı, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği ve şirketin devamına hukuken imkan kalmadığının anlaşıldığı, bu kapsamda 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca şirketin feshine karar vermenin gerekli ve zorunlu olduğu, aynı maddenin üçüncü fıkrası gereği diğer çözüm yollarının somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, husumetin sadece davalı şirkete yöneltilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, ... Rulman Ticaret ve San Ltd. Şti.nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak şirket ortağı kayyım ...'in atanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin, 25.10.2017 tarihli ara kararında taraflar sözlü yargılamaya davet edilirken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)186 ncı maddesi kapsamında yasal ihtarın davacı yönünden yapıldığını, davalı şirket yönünden yapılmadığını, davacı ile birlikte hareket eden müvekkili şirketin eski ortaklarının müvekkilini aldatmasına rağmen ...'in şirkete ait tüm borçları ödediğini, müvekkilinin adını taşıyan şirketin yeniden faaliyete geçmesini istediğini, bilirkişi raporunda şirketin borca batık olduğu ve şirketin mevcut hali ile faaliyetine devam etmesinin mümkün olmadığı belirtilmişse de davalı şirketin eski ortaklarının davalı müvekkilinin imzasını taşımayan sahte senetlere dayanarak çektikleri kredilerden dolayı icraya intikal eden davada davalılar lehine hükmedilen kötü niyet tazminatı alacağının nazara alınması gerektiği itirazı üzerine düzenlenen ek raporda bu alacak üzerinde muhtelif hacizlerin olduğunun belirtildiği ancak bahse konu bu hacizlerin akıbeti araştırılmaksızın eksik inceleme ile hüküm verildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının olaya uygulanmasının daha hakkaniyetli olacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece alınan bilirkişi kök raporunda şirketin 31.12.2012 tarihi itibariyle Çakabey Vergi Dairesi kaydının re'sen terk işleminin yapıldığı, işyerinin faal olmadığı, rayiç değerlere göre şirketin (-) menfi 723.593,89 TL öz kaynağı bulunduğunun belirtildiği, davalılar vekilinin itirazı üzerine bilirkişilerce İzmir 7. İcra Müdürlüğünün 2013/7747 sayılı, alacaklısının davalılar, borçlusunun Asya Katılım A.Ş. olduğu fer'ileriyle birlikte 1.402.737,65 TL kötü niyet tazminatı konulu takip dosyasının incelendiği, ek raporda borçlu bankanın 36 çek nedeniyle 1.644.935,53 TL alacağının takas mahsubuyla bakiye borcunun bulunmadığını bildirildiği gibi anılan icra dosyasına üçüncü kişiler tarafından toplam 22 takip dosyasıyla ilgili olarak 3.302.444,62 TL haciz konulduğu, konulan bu hacizler ve menfi öz sermaye davalıların alacağından mahsup edildiğinde davalı şirketin reel özvarlığının (-) menfi 2.661.789,91 TL olduğunun rapor edildiği, her ne kadar davalılar vekili kötü niyet tazminatı alacağıyla ilgili üçüncü kişilerce konulan haciz dosyalarının tek tek incelenmesi gerektiğini istinaf nedeni olarak ileri sürmüş ise de hacze konu borçların ödendiği iddia ve ispat edilmeyip sadece hacizlerin devam edip etmediğinin tespiti istediği gözetildiğinde ve yine borç miktarının yüksekliği dikkate alındığında bu dosyaların incelenmesinin sonuca etkili görülmediği, 2008 yılından itibaren önemli ölçüde zarar eden ve en son 2012 yılında vergi kaydı re'sen silinen şirketin feshi için haklı sebeplerin oluştuğu, ortada faal ve kâr eden bir şirket bulunmadığı için davacının ortaklıktan çıkarılması gibi alternatif çözüm yollarına da gerek bulunmadığı, davalılar vekilinin istinaf dilekçesinde belirttiği davacı ortağın kötü niyetli olduğu yönündeki iddianın da soyut kaldığı, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tarafların ortağı oldukları şirketin 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesi nin ikinci fıkrası uyarınca davacı tarafından feshi talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un, 198 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı şirket vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı, dava dilekçesinde belirttiği sebeplerden dolayı davalı şirketin feshine ve kendisinin tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiş, davalı ise davacı iddialarını reddederek, davacının şirket ortaklığından çıkarılmasını istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, ortaklık sıfatının ve ortaklığın beklediği amacın gerektirdiği el ve ... birliğinin ortadan kalkması sebebiyle şirketin devamında hukuken yarar kalmadığı gerekçesiyle davalı şirketin feshine karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince, "... ortada faal ve kâr eden bir şirket bulunmadığından davacının ortaklıktan çıkarılması gibi alternatf çözüm yollarına gerek olmadığı" gerekçesiyle davalı şirket vekilinin istinaf başvurusu reddedilmişse de, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." düzenlemesi dikkate alınarak, her ne kadar davacı talebi şirketin feshine yönelik ise de şirket ortağının ortaklıktan çıkarılmasının, fesihten önceki çözüm yolu olduğu ve davalı şirket vekilinin de bu hususta kabulünün bulunduğu dikkate alınarak mevzuatta yer alan hükümler mucibi davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davalı şirketin feshine karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haklı nedenle limited şirketin fesih ve tasfiyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9649 E. 2016/4853 K.
Ortak:tasfiye memuru · fesih · ek tasfiye · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaŞti.nin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru» olarak şirket ortağı «kayyım» ...'in atanmasına karar verilmiştir.
2.Davacı, dava dilekçesinde belirttiği sebeplerden dolayı davalı «şirketin feshine» ve kendisinin «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiş, davalı ise davacı iddialarını reddederek, davacının şirket «ortaklığından çıkarılmasını» istemiştir.
… beyanından da şirketin kâr elde etme amacının ortadan kalktığı, faaliyet göstermediği, bu halde şirketin faaliyetine devam etmesinde hukuken bir yarar bulunmadığı, «ortaklık sıfatının» ve ortaklığın beklediği amacın gerektirdiği el ve ... birliğinin ortadan kalktığı, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği ve şirketin devamına hukuken imkan kalmadığının anlaşıldığı, bu kapsamda 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «şirketin feshine» karar vermenin gerekli ve zorunlu olduğu, aynı maddenin üçüncü fıkrası gereği diğer çözüm yollarının somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, «husumetin» sadece davalı şirkete yöneltilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, ...
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın kabulüne; ... .'nin TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca feshine ve «şirketin tasfiyesine», şirkete «tasfiye memuru» olarak .... 'nun atanmasına karar verilmiştir.
Ancak, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine ilişkin davanın ortaklık «tüzel kişiliğine» karşı açılması gerekli ve yeterli olup, ortağa «husumet» yöneltilmesi doğru değildir.
1- Dava, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirketin tasfiyesi · tüzel kişilik · limited şirket
Benzer bu karardaAncak, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine ilişkin davanın ortaklık «tüzel kişiliğine» karşı açılması gerekli ve yeterli olup, ortağa «husumet» yöneltilmesi doğru değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın kabulüne; ... .'nin TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca feshine ve «şirketin tasfiyesine», şirkete «tasfiye memuru» olarak .... 'nun atanmasına karar verilmiştir.
1- Dava, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
-
Şirketin fesih ve tasfiyesi | Sözleşmenin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1169 E. 2010/7133 K.
Ortak:şirketin feshi · fesih
İncelediğiniz kararda… beyanından da şirketin kâr elde etme amacının ortadan kalktığı, faaliyet göstermediği, bu halde şirketin faaliyetine devam etmesinde hukuken bir yarar bulunmadığı, «ortaklık sıfatının» ve ortaklığın beklediği amacın gerektirdiği el ve ... birliğinin ortadan kalktığı, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği ve şirketin devamına hukuken imkan kalmadığının anlaşıldığı, bu kapsamda 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «şirketin feshine» karar vermenin gerekli ve zorunlu olduğu, aynı maddenin üçüncü fıkrası gereği diğer çözüm yollarının somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, «husumetin» sadece davalı şirkete yöneltilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, ...
Şti.nin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru» olarak şirket ortağı «kayyım» ...'in atanmasına karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğünün 2013/7747 sayılı, alacaklısının davalılar, borçlusunun Asya Katılım A.Ş. olduğu fer'ileriyle birlikte 1.402.737,65 TL «kötü niyet tazminatı» konulu takip dosyasının incelendiği, ek raporda borçlu bankanın 36 «çek» nedeniyle 1.644.935,53 TL alacağının «takas» mahsubuyla bakiye borcunun bulunmadığını bildirildiği gibi anılan icra dosyasına «üçüncü kişiler» tarafından toplam 22 takip dosyasıyla ilgili olarak 3.302.444,62 TL «haciz» konulduğu, konulan bu hacizler ve menfi öz sermaye davalıların alacağından «mahsup» edildiğinde davalı şirketin reel özvarlığının (-) menfi 2.661.789,91 TL olduğunun rapor edildiği, her ne kadar davalılar vekili kötü niyet tazminatı alacağıyla ilgili üçüncü kişilerce konulan haciz dosyalarının tek tek incelenmesi gerektiğini istinaf nedeni olarak ileri sürmüş ise de hacze konu borçların ödendiği iddia ve ispat edilmeyip sadece hacizlerin devam edip etmediğinin tespiti istediği gözetildiğinde ve yine borç miktarının yüksekliği dikkate alındığında bu dosyaların incelenmesinin sonuca etkili görülmediği, 2008 yılından itibaren önemli ölçüde zarar eden ve en «son» 2012 yılında vergi «kaydı» re'sen silinen «şirketin feshi» için haklı sebeplerin oluştuğu, ortada faal ve kâr eden bir şirket bulunmadığı için davacının «ortaklıktan çıkarılması» gibi «alternatif çözüm» yollarına da gerek bulunmadığı, davalılar vekilinin istinaf dilekçesinde belirttiği davacı ortağın kötü niyetli olduğu yönündeki iddianın da soyut kaldığı, Mahkeme …
Benzer bu karardaDava, şirketin «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş ise de davalı, «şirketin feshine» davacının kendi kusurlu hareketlerinin sebep olduğunu itiraz olarak ileri sürdüğüne göre, anılan husus araştırılmadan hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirketin sermayesinin «zayi» olduğu, borca batık bulunduğu, faal durumda olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirketin sermayesinin «zayi» olduğu, borca batık bulunduğu, faal durumda olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14907 E. 2015/5115 K.
Ortak:ortaklık sıfatı · şirketin feshi · kâr payı · ek tasfiye · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… beyanından da şirketin kâr elde etme amacının ortadan kalktığı, faaliyet göstermediği, bu halde şirketin faaliyetine devam etmesinde hukuken bir yarar bulunmadığı, «ortaklık sıfatının» ve ortaklığın beklediği amacın gerektirdiği el ve ... birliğinin ortadan kalktığı, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği ve şirketin devamına hukuken imkan kalmadığının anlaşıldığı, bu kapsamda 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «şirketin feshine» karar vermenin gerekli ve zorunlu olduğu, aynı maddenin üçüncü fıkrası gereği diğer çözüm yollarının somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, «husumetin» sadece davalı şirkete yöneltilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, ...
2.Davacı, dava dilekçesinde belirttiği sebeplerden dolayı davalı «şirketin feshine» ve kendisinin «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiş, davalı ise davacı iddialarını reddederek, davacının şirket «ortaklığından çıkarılmasını» istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, «ortaklık sıfatının» ve ortaklığın beklediği amacın gerektirdiği el ve ... birliğinin ortadan kalkması sebebiyle şirketin devamında hukuken yarar kalmadığı gerekçesiyle davalı «şirketin feshine» karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince, "... ortada faal ve kâr eden bir şirket bulunmadığından davacının «ortaklıktan çıkarılması» gibi «alternatf çözüm» yollarına gerek olmadığı" gerekçesiyle davalı şirket vekilinin istinaf başvurusu reddedilmişse de, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer al …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının aynı «ticaret unvanı» ve iştigal konulu yeni bir şirket kurduğu, davacı ... davalıların başkaca dava dosyaları nedeniyle «husumet» halinde oldukları, dolayısıyla «ortaklık sıfatının» kazanılması anında geçerli olan şahsi ve maddi şartların ortadan kalktığı, bunun sonucunda davacı ortağın şirkette kalmaya devam etmesinin kendisinden beklenemeyecek hale gelmiş olduğu, ancak davanın «şirketin feshi davası» olması nedeniyle davalı ... yönünden davanın «husumet yokluğundan» reddi gerektiği, yeni TTK hükümleri doğrultusunda «tasfiye» yerine davacının şirketteki «payının» gerçek değerinin ödenmesi ve bu şekilde şirketten çıkarılmasına karar verilmesinin uygun olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1) Davalı ... vekili her ne kadar mahkeme kararını temyiz etmiş ise de, adı geçen davalı yönünden mahkemece davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiş olup, kararın temyiz edilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığından mümeyyiz davalının temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
3) Ancak, 6102 sayılı TTK'nın 636/3. maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden «şirketin feshini» isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirketin feshi davası · infaz · ticaret unvanı · husumet yokluğu · hukuki yarar · havale
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının aynı «ticaret unvanı» ve iştigal konulu yeni bir şirket kurduğu, davacı ... davalıların başkaca dava dosyaları nedeniyle «husumet» halinde oldukları, dolayısıyla «ortaklık sıfatının» kazanılması anında geçerli olan şahsi ve maddi şartların ortadan kalktığı, bunun sonucunda davacı ortağın şirkette kalmaya devam etmesinin kendisinden beklenemeyecek hale gelmiş olduğu, ancak davanın «şirketin feshi davası» olması nedeniyle davalı ... yönünden davanın «husumet yokluğundan» reddi gerektiği, yeni TTK hükümleri doğrultusunda «tasfiye» yerine davacının şirketteki «payının» gerçek değerinin ödenmesi ve bu şekilde şirketten çıkarılmasına karar verilmesinin uygun olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1) Davalı ... vekili her ne kadar mahkeme kararını temyiz etmiş ise de, adı geçen davalı yönünden mahkemece davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiş olup, kararın temyiz edilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığından mümeyyiz davalının temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece çıkarılan ortağın «payının» gerçek değeri belirlenerek, ödenmesine karar verilmeksizin «infazı» kabil olmayacak şekilde "Davalı ...Ltd.
Şti. yönünden ise davanın kabulü ile; dosyada mevcut 26.09.2011 «havale» tarihli bilirkişi raporu yerinde görülmekle 6102 sayılı TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki 6103 sayılı Yasa'nın 3.maddesi ile 6102 sayılı yasanın 636/3 maddesi uyarınca davacı ortak ...'in şirketteki ortaklık «payının» gerçek değerinin kendisine ödenmesi ile bu ortağın şirketten çıkarılmasına" şeklinde karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18022 E. 2015/3494 K.
Ortak:şirketin feshi · tasfiye memuru atanması · tasfiye memuru · fesih · kâr payı · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaŞti.nin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru» olarak şirket ortağı «kayyım» ...'in atanmasına karar verilmiştir.
2.Davacı, dava dilekçesinde belirttiği sebeplerden dolayı davalı «şirketin feshine» ve kendisinin «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiş, davalı ise davacı iddialarını reddederek, davacının şirket «ortaklığından çıkarılmasını» istemiştir.
Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa «payının» gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." düzenlemesi dikkate alınarak, her ne kadar davacı talebi «şirketin feshine» yönelik ise de şirket ortağının «ortaklıktan çıkarılmasının», fesihten önceki çözüm yolu olduğu ve davalı şirket vekilinin de bu hususta kabulünün bulunduğu dikkate alınarak mevzuatta yer alan hükümler mucibi davacının şirke …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki şirket ortaklığının çekilmez bir hal aldığı, güven ortamının yok olduğu, «şirketin feshi» için haklı nedenlerin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine, şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmiştir.
Ancak, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 636/3. maddesine göre haklı sebeple «limited şirketin feshi» istenildiğinde, mahkemece istem yerine, davacı ortağın «payının» gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.
Dava, «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, davanın feshi istenilen şirket «tüzel kişiliğine» yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirketin feshi · limited şirket ortaklığı · tüzel kişilik · limited şirket · temsil
Benzer bu karardaÖzellikle, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi iki ortaklı «limited şirketlerde ortakların» davada taraf olması halinde, davanın şirkete karşı açıldığının ve davada şirketin de «temsil» edildiğinin kabulü gerekir.
Dava, «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, davanın feshi istenilen şirket «tüzel kişiliğine» yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir.
Ancak, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 636/3. maddesine göre haklı sebeple «limited şirketin feshi» istenildiğinde, mahkemece istem yerine, davacı ortağın «payının» gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki şirket ortaklığının çekilmez bir hal aldığı, güven ortamının yok olduğu, «şirketin feshi» için haklı nedenlerin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine, şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9858 E. 2018/1801 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:itiraz süresi
Benzer bu kararda… n çıkartılmasına, davalı karşı davacının diğer taleplerinin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine davalı-karşı davacı ... vekilinin temyiz «itirazlarının süre» yönünden reddine karar verilmiş, asıl davaya yönelik karar Dairemizce davacı şirket yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7902 E. , 2023/2201 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11 Hukuk Dairesi
SAYISI 2018/1148 Esas - 2021/947 Karar
Taraflar arasındaki şirketin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı şirket yönünden kabulüne, diğer davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 13.10.2008 tarihinde ... Ltd. Şti.nin %50 ortağı olduğunu, diğer ortağının %50 hisseli ... olduğunu, şirketin gayri faal durumda olduğunu, en son 01.03.2006 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığını, müvekkilinin ... ile uzun zamandır görüşmediklerini, şirkete ait kayıtların davalı ...'de kalması nedeniyle bu evrakların kötüye kullanıldığını ve bir takım irsaliye ve faturalar kesildiğini öğrendiklerini, ...'in Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/158 E. sayılı dosyasında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kamu davası açılıp yargılandığını, şirketin cezai, maddi ve manevi olarak zarara uğratıldığını ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalı ...
Rulman Ltd. Şti.nin feshine ve tasfiye memuru olarak müvekkilinin atanmasını karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...'e karşı açılan davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, müvekkili şirketin zarara uğramasına sebebiyet verenin davacı olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına göre davacının şirket ortaklığından çıkarılmasını istediklerini, Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın müvekkilinin şirketteki faaliyetleri ile ilgili olmadığını, davalı şirketin eski ortaklarının tutumları sebebi ile haksız icra takiplerine maruz kaldığını, bununla ilgili ceza ve hukuki davaların bulunduğunu, şirketin SGK'ya borcunun olmadığını, vergi borçlarının yapılandırıldığını savunarak davanın reddine, davacının payının ödenerek ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... ile davalı ...'in ortak olduğu, ... Rulman Ltd Şti.nin %50'şer hisse değerine sahip olması ile birlikte şirketin birlikte yürütülme iradesinin bulunmadığı, her iki tarafın beyanından da şirketin kâr elde etme amacının ortadan kalktığı, faaliyet göstermediği, bu halde şirketin faaliyetine devam etmesinde hukuken bir yarar bulunmadığı, ortaklık sıfatının ve ortaklığın beklediği amacın gerektirdiği el ve ... birliğinin ortadan kalktığı, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği ve şirketin devamına hukuken imkan kalmadığının anlaşıldığı, bu kapsamda 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca şirketin feshine karar vermenin gerekli ve zorunlu olduğu, aynı maddenin üçüncü fıkrası gereği diğer çözüm yollarının somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, husumetin sadece davalı şirkete yöneltilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, ...
Rulman Ticaret ve San Ltd. Şti.nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak şirket ortağı kayyım ...'in atanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin, 25.10.2017 tarihli ara kararında taraflar sözlü yargılamaya davet edilirken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)186 ncı maddesi kapsamında yasal ihtarın davacı yönünden yapıldığını, davalı şirket yönünden yapılmadığını, davacı ile birlikte hareket eden müvekkili şirketin eski ortaklarının müvekkilini aldatmasına rağmen ...'in şirkete ait tüm borçları ödediğini, müvekkilinin adını taşıyan şirketin yeniden faaliyete geçmesini istediğini, bilirkişi raporunda şirketin borca batık olduğu ve şirketin mevcut hali ile faaliyetine devam etmesinin mümkün olmadığı belirtilmişse de davalı şirketin eski ortaklarının davalı müvekkilinin imzasını taşımayan sahte senetlere dayanarak çektikleri kredilerden dolayı icraya intikal eden davada davalılar lehine hükmedilen kötü niyet tazminatı alacağının nazara alınması gerektiği itirazı üzerine düzenlenen ek raporda bu alacak üzerinde muhtelif hacizlerin olduğunun belirtildiği ancak bahse konu bu hacizlerin akıbeti araştırılmaksızın eksik inceleme ile hüküm verildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının olaya uygulanmasının daha hakkaniyetli olacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece alınan bilirkişi kök raporunda şirketin 31.12.2012 tarihi itibariyle Çakabey Vergi Dairesi kaydının re'sen terk işleminin yapıldığı, işyerinin faal olmadığı, rayiç değerlere göre şirketin (-) menfi 723.593,89 TL öz kaynağı bulunduğunun belirtildiği, davalılar vekilinin itirazı üzerine bilirkişilerce İzmir 7. İcra Müdürlüğünün 2013/7747 sayılı, alacaklısının davalılar, borçlusunun Asya Katılım A.Ş. olduğu fer'ileriyle birlikte 1.402.737,65 TL kötü niyet tazminatı konulu takip dosyasının incelendiği, ek raporda borçlu bankanın 36 çek nedeniyle 1.644.935,53 TL alacağının takas mahsubuyla bakiye borcunun bulunmadığını bildirildiği gibi anılan icra dosyasına üçüncü kişiler tarafından toplam 22 takip dosyasıyla ilgili olarak 3.302.444,62 TL haciz konulduğu, konulan bu hacizler ve menfi öz sermaye davalıların alacağından mahsup edildiğinde davalı şirketin reel özvarlığının (-) menfi 2.661.789,91 TL olduğunun rapor edildiği, her ne kadar davalılar vekili kötü niyet tazminatı alacağıyla ilgili üçüncü kişilerce konulan haciz dosyalarının tek tek incelenmesi gerektiğini istinaf nedeni olarak ileri sürmüş ise de hacze konu borçların ödendiği iddia ve ispat edilmeyip sadece hacizlerin devam edip etmediğinin tespiti istediği gözetildiğinde ve yine borç miktarının yüksekliği dikkate alındığında bu dosyaların incelenmesinin sonuca etkili görülmediği, 2008 yılından itibaren önemli ölçüde zarar eden ve en son 2012 yılında vergi kaydı re'sen silinen şirketin feshi için haklı sebeplerin oluştuğu, ortada faal ve kâr eden bir şirket bulunmadığı için davacının ortaklıktan çıkarılması gibi alternatif çözüm yollarına da gerek bulunmadığı, davalılar vekilinin istinaf dilekçesinde belirttiği davacı ortağın kötü niyetli olduğu yönündeki iddianın da soyut kaldığı, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tarafların ortağı oldukları şirketin 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesi nin ikinci fıkrası uyarınca davacı tarafından feshi talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un, 198 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı şirket vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı, dava dilekçesinde belirttiği sebeplerden dolayı davalı şirketin feshine ve kendisinin tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiş, davalı ise davacı iddialarını reddederek, davacının şirket ortaklığından çıkarılmasını istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, ortaklık sıfatının ve ortaklığın beklediği amacın gerektirdiği el ve ... birliğinin ortadan kalkması sebebiyle şirketin devamında hukuken yarar kalmadığı gerekçesiyle davalı şirketin feshine karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince, "... ortada faal ve kâr eden bir şirket bulunmadığından davacının ortaklıktan çıkarılması gibi alternatf çözüm yollarına gerek olmadığı" gerekçesiyle davalı şirket vekilinin istinaf başvurusu reddedilmişse de, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir.
Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." düzenlemesi dikkate alınarak, her ne kadar davacı talebi şirketin feshine yönelik ise de şirket ortağının ortaklıktan çıkarılmasının, fesihten önceki çözüm yolu olduğu ve davalı şirket vekilinin de bu hususta kabulünün bulunduğu dikkate alınarak mevzuatta yer alan hükümler mucibi davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davalı şirketin feshine karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı şirket vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/947175400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz