6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali | Tazminat | İade

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1816 E. 2023/1637 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pervasızca hareket gümrük vergisi tam ziya özel çekme hakkı (sdr) taşıyıcının sınırlı sorumluluğu navlun alacağı tazmin talebi sdr taşıtan ağır kusur hizmet bedeli konşimento sınırlı sorumluluk bozma sonrası karar kusur sorumluluğu taşıyıcının sorumluluğu gerçek zarar navlun depo kararı ziya zayi denetime elverişlilik taşıyıcı terkin ihtarname taşıyan dosya masrafı kusur dava sebebi hasar eksik inceleme yükleten (shipper) avans faizi teslim

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece 29.02.2016 tarih, 2012/502 E. ve 2016/118 K. sayılı kararı ile dava konusu sevk dokümanlarının kurallar içinde hazırlanmadığı, bu hata sebebi ile taşınan malzemelerin alıcısı tarafından ret edildiği, kargo şirketinin davacı satıcının ihracatının gerçekleşememesinden sorumlu olduğu, davacı satıcıya ait olan 2.203,70 AUD karşılığı malların depoda mevcut olmadığı, bu malların davacı tarafa teslim edilemeyeceği gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kabulüne, 2.203,70 Avustralya Doları ile 190,60 TL ihtarname bedelinin 26.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiş, asıl davada davalı -birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 26.09.2018 tarih, 2016/14218 E. ve 2018/5716 K. sayılı kararıyla davacı yanca Avusturalya-Melbourne’daki alıcıya gönderilen malların teslim alınmaması sebebiyle menşeine iade edildiği fakat davalının hatalı eylemleri nedeniyle malların gümrükten çekilemediği iddia edilmiş olup bu hususta mahkemece her hangi bir araştırılma yapılmadığı, malların tam ziyaya uğradığının kabul edilebilmesi için gümrüğe terk edilmesi eyleminde davacı ve davalı yana kusur izafe edilip edilemeyeceği yahut hangi oranda kusur izafe edilebileceğinin araştırılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunda belirtildiği üzere MNG şirketinin tüm ürünler için tek bir manifesto düzenleyerek sevk işlemini başlatması gerekir iken, iki ürün için bir adet olmak üzere toplam üç adet manifesto düzenleyerek ürünlerin taşıma işini başlattığı, alıcının tek bir manifesto için vergi ödemesi gerekir iken MNG şirketinden kaynaklanan hata nedeni ile üç ayrı manifesto için üç ayrı vergi ödemek istemediği, ürünü teslim almaktan kaçındığı, bunun üzerine ürünlerin Türkiye 'deki gümrüklere geri getirildiği, tüm ürünlerin tek bir manifesto ile taşınması mümkün iken taşıyıcı MNG den kaynaklanan hata sonucu üç ayrı manifesto ile taşıma yapılmasına ve alıcıdan fazladan gümrük vergisi istenilmesine neden olan MNG şirketi olduğu için, Bilici şirketinin bu durumun oluşmasında kusuru bulunmadığının belirtildiği, bilirkişi her ne kadar Türkiye'den Avustralya'ya yapılan taşıma bedelinin talep edilebileceği şeklinde görüş bildirmiş ise de, taşımanın bir bütün olduğu, taşıyıcının sorumluluğunun taşımayı mevzuata uygun şekilde tamamlayıp, ürünü alıcısına teslim etmek olduğu, taşıyıcıdan kaynaklanan nedenlerle taşıma bedeli istenilen ürünlerin alıcısı tarafından kabule zorlanamayacağı, bu halde birleşen davadaki taşıma ücreti isteğinin, taşımanın MNG nin tam kusuru ile tamamlanmamış olması nedeni ile talep hakkı bulunmadığı, Yargıtay kararında belirtilen ve tartışma dışı kaldığı ileri sürülen bir diğer konunun ise Türkiye'deki gümrüklere geri getirilen ürünlerin gümrükten çekilmemesi nedeni ile oluşan ve asıl davaya konu Bilici alacağına neden olan zararlandırıcı eylemde taraflardan hangisinin kusurlu olduğu konusuna ilişkin olduğu, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere taşımayı kurallara uygun şekilde başlatmak ve sonuçlandırmak taşıma işini yapan MNG şirketine ait olduğu, MNG şirketinin ürünleri tek bir manifesto ile alıcısına sevk etmesi gerekir iken üç ayrı manifesto

ile sevk ettiği, bu hatalı işlem nedeni ile alıcıdan ek vergi istenildiği, alıcı ek vergi ödemeyi kabul etmediği için ürünlerin Türkiye'ye geri getirildiği bu aşamaya kadar olan işlemlerden kaynaklanan tüm kusurun taşımayı yapan MNG şirketine ait olduğu, gönderici Bilici şirketinin kusurunun bulunmadığının kabul edildiği, taşınması tamamlanamayan ürünler Türkiye gümrüklerine iade edildiğinde, yurt dışına çıkarma ve taşıma işlemlerini MNG şirketi üstlendiği için ürünlerin gümrükten çekilmesi ve Bilici şirketine tesliminin de MNG'nin sorumluluğunda olduğu, ürünlerin gümrükten çekilmesi işleminde gönderenin kusur ve sorumluluğu olmadığı, bu hali ile gümrükte zayi olan ya da elden çıkan ürün bedelleri nedeni ile oluşan ve 4.176,45 TL ürün bedeli ile 190,00 TL ihtarname giderinin taşıma işini tam kusuru ile yerine getirmeyen MNG şirketinden alınarak Bilici şirketine ödenmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma kararından önceki kararda 2.203,70 Avustralya Doları ile 190,60 TL ihtarname bedeli üzerinden hüküm kurulmuşken bozmadan sonraki karar ile 4.367,05 Türk Lirası üzerinden hüküm kurulmasının dosya kapsamı ile uyumlu olmamakla beraber usul ve yasaya da aykırı olduğunu, dava dilekçesi taraflarınca malzeme bedelleri olan 2.203,70 AUD talep edilmiş olduğunu ileri sürerek ve resen göz önüne alınacak nedenlerle kararın düzeltilerek onanmasına aksi halde bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

2.Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme yapıldığını, bozma ilamının karşılanmadığını, davacının ürünlerini üç ayrı paket olarak teslim ettiği, müvekkilinin üç farklı konşimento düzenlemesi gerektiğinin değerlendirilmediğini, müvekkili şirketin taşıma hizmetini sağlam süresinde ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, alıcının kargoyu gümrükten teslim almaması nedeniyle kargonun gümrükte kalmasında ise müvekkili şirketin hiç bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, davacının söz konusu ihracatının gerçekleşememesinin nedeni alıcının taşımaya konu malları teslim almaması olduğunu, taşımanın kusurlu olması olmadığını, müvekkili şirketin davaya konu malı gümrükten teslim alma yetkisi olmadığını, dolayası ile emtianın gümrükte kalmasında hizmet bedelini ve gümrük masraflarını ödemeyi kabul etmeyen davacının kusuru olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin somut olayda bir kusuru var ise de bu kusur tam tazminat için aranan şart olan kasta yakın ağır kusur olarak nitelendirilemeyeceği, tam tazminat isteyebilme koşullarının oluşmadığını, müvekkil şirketin yaşanan somut olayda hiç bir kusuru bulunmadığından davacının işbu davasının reddi gerektiğini, bilirkişi raporunun varsayıma dayalı, dayanaksız ve denetime elverişsiz olduğunu, birleşen dava yönünden; müvekkilinin taşıma hizmetini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, taşıma hizmet bedelini talep etmesinde haklı olduğunu ileri sürerek kararın asıl ve birleşen dava yönünden bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, asıl dava, taşıtanın uğradığını iddia ettiği zararın tazmini talebine ilişkin olup, birleşen dava ise taşıyanın navlun alacağına yönelik olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

Varşova Sözleşmesi’nin 22, 23, 24 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin birleşen davaya yönelik bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Asıl davaya gelince; dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

3. Asıl dava, uluslararası havayolu ile yapılan eşya taşıması sırasında oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra alınan raporda belirtilen miktar üzerinden ve TL cinsinden davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu karar bozma ilamına ve davacının talebine uygun değildir. Varşova Sözleşmesi’nin 22 inci maddesinin üçüncü fıkrası ‘‘Kargo taşımacılığında, kontrol edilmiş kargonun taşıyıcının sorumluluğuna verildiği anda göderen kargonun ulaşacağı yerde teslimi ile ilgili özel bir fayda beyanında bulunmadığı ve durumun gerektirmesi halinde ilave bir ödeme yapmadığı müddetçe, taşıyıcının kargonun tahrip olması kaybolması ya da kargoya hasar gelmesi halinde her kilogram için sorumluluğu 17 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır. Diğer durumda, ödenecek toplamın, göderenin varıştaki teslimatta sağlayacağı gerçek faydadan fazla olduğunu ispatlamadığı müddetçe, taşıyıcı beyan edilen toplamı aşmayan bir miktar ödemekle sorumlu olacaktır.’’, 23 üncü maddesi Para Birimlerinin Dönüşümünü, 24 üncü maddesi Limitlerin Gözden Geçirilmesini düzenlemiştir.

Davacı uğramış olduğu zararı ise mal bedeli olarak belirlemiş ve döviz cinsinden talep etmiştir. Mahkemece bozma sonrası yapılan araştırmada zarar davalı taşıyıcının kusurundan kaynaklandığı saptandığına göre yapılması gereken anılan konvansiyon hükümlerine göre önce taşıyıcının sınırlı sorumluluğu gözetilerek SDR hesabına göre döviz cinsinden sorumlu olunan tutar belirlendikten sonra mal bedeli ve yapılan masraflardan ibaret gerçek zarar da yine döviz cinsinden belirlenmesidir. Şayet sınırlı sorumluluğu ortadan kaldıran bir halin bulunmadığı (pervasız hareketler gibi) saptanırsa SDR birimine göre hesaplanan tazminat miktarı gerçek zararın altında ve sınırlı sorumluluğu kaldıran bir hal yoksa bu tutar üzerinden, eğer sınırlı sorumluluğu ortadan kaldıran bir hal varsa ve gerçek zarar da SDR’ye göre hesaplanan tazminatın üzerinde ise gerçek zarar dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ve davacının döviz cinsinden talebi dikkate alınmayarak dava tarihindeki kur üzerinden TL cinsinden hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın iptali | Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/57 E. 2020/2556 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat | İtirazın iptali | Tazminat | İade

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14218 E. 2018/5716 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14652 E. 2012/20371 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/1816 E.  ,  2023/1637 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2020/302 E., 2021/665 K.

BİRLEŞEN DAVA

İstanbul 40. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/23 E.

HÜKÜM

Asıl dava kısmen kabul, birleşen dava davanın reddi

Taraflar arasındaki asıl davada alacak, birleşen davada itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Avustralya Melbourne'e toplam değeri 2.203.70 AUD olan çeşitli yapı malzemelerini davalı taşıyıcı vasıtasıyla gönderdiğini, ancak davalının malzemeleri 3 paket olarak taşıdığını ve buna ilişkin bir makbuz verdiğini, Avustralya Melbourne' deki alıcının ise 3 ayrı paket ile taşınan emtia için normalden 3 kat fazla gümrük vergisi ödemesi gerektiği gerekçesi ile malzemeleri kabul etmediğini, malzemelerin tekrar Türkiye'ye geri getirildiğini ancak gümrükten çekilemediğini, davalının hatalı işlemi sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek malzemelerin aynı şekilde teslim edilmesini, mümkün olmaması halinde emtia bedellerinin tazminini talep etmiş, birleşen dosyanın reddini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yanca paketlenen emtiaların 3 ayrı pakette müvekkiline teslim edildiğini ve bu suretle taşındığını savunarak davanın reddini istemiş, birleşen dosyada ödenmeyen taşıma ücretinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki haksız itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen Karar

Mahkemece 29.02.2016 tarih, 2012/502 E. ve 2016/118 K. sayılı kararı ile dava konusu sevk dokümanlarının kurallar içinde hazırlanmadığı, bu hata sebebi ile taşınan malzemelerin alıcısı tarafından ret edildiği, kargo şirketinin davacı satıcının ihracatının gerçekleşememesinden sorumlu olduğu, davacı satıcıya ait olan 2.203,70 AUD karşılığı malların depoda mevcut olmadığı, bu malların davacı tarafa teslim edilemeyeceği gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kabulüne, 2.203,70 Avustralya Doları ile 190,60 TL ihtarname bedelinin 26.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiş, asıl davada davalı -birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 26.09.2018 tarih, 2016/14218 E. ve 2018/5716 K. sayılı kararıyla davacı yanca Avusturalya-Melbourne’daki alıcıya gönderilen malların teslim alınmaması sebebiyle menşeine iade edildiği fakat davalının hatalı eylemleri nedeniyle malların gümrükten çekilemediği iddia edilmiş olup bu hususta mahkemece her hangi bir araştırılma yapılmadığı, malların tam ziyaya uğradığının kabul edilebilmesi için gümrüğe terk edilmesi eyleminde davacı ve davalı yana kusur izafe edilip edilemeyeceği yahut hangi oranda kusur izafe edilebileceğinin araştırılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunda belirtildiği üzere MNG şirketinin tüm ürünler için tek bir manifesto düzenleyerek sevk işlemini başlatması gerekir iken, iki ürün için bir adet olmak üzere toplam üç adet manifesto düzenleyerek ürünlerin taşıma işini başlattığı, alıcının tek bir manifesto için vergi ödemesi gerekir iken MNG şirketinden kaynaklanan hata nedeni ile üç ayrı manifesto için üç ayrı vergi ödemek istemediği, ürünü teslim almaktan kaçındığı, bunun üzerine ürünlerin Türkiye 'deki gümrüklere geri getirildiği, tüm ürünlerin tek bir manifesto ile taşınması mümkün iken taşıyıcı MNG den kaynaklanan hata sonucu üç ayrı manifesto ile taşıma yapılmasına ve alıcıdan fazladan gümrük vergisi istenilmesine neden olan MNG şirketi olduğu için, Bilici şirketinin bu durumun oluşmasında kusuru bulunmadığının belirtildiği, bilirkişi her ne kadar Türkiye'den Avustralya'ya yapılan taşıma bedelinin talep edilebileceği şeklinde görüş bildirmiş ise de, taşımanın bir bütün olduğu, taşıyıcının sorumluluğunun taşımayı mevzuata uygun şekilde tamamlayıp, ürünü alıcısına teslim etmek olduğu, taşıyıcıdan kaynaklanan nedenlerle taşıma bedeli istenilen ürünlerin alıcısı tarafından kabule zorlanamayacağı, bu halde birleşen davadaki taşıma ücreti isteğinin, taşımanın MNG nin tam kusuru ile tamamlanmamış olması nedeni ile talep hakkı bulunmadığı, Yargıtay kararında belirtilen ve tartışma dışı kaldığı ileri sürülen bir diğer konunun ise Türkiye'deki gümrüklere geri getirilen ürünlerin gümrükten çekilmemesi nedeni ile oluşan ve asıl davaya konu Bilici alacağına neden olan zararlandırıcı eylemde taraflardan hangisinin kusurlu olduğu konusuna ilişkin olduğu, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere taşımayı kurallara uygun şekilde başlatmak ve sonuçlandırmak taşıma işini yapan MNG şirketine ait olduğu, MNG şirketinin ürünleri tek bir manifesto ile alıcısına sevk etmesi gerekir iken üç ayrı manifesto

ile sevk ettiği, bu hatalı işlem nedeni ile alıcıdan ek vergi istenildiği, alıcı ek vergi ödemeyi kabul etmediği için ürünlerin Türkiye'ye geri getirildiği bu aşamaya kadar olan işlemlerden kaynaklanan tüm kusurun taşımayı yapan MNG şirketine ait olduğu, gönderici Bilici şirketinin kusurunun bulunmadığının kabul edildiği, taşınması tamamlanamayan ürünler Türkiye gümrüklerine iade edildiğinde, yurt dışına çıkarma ve taşıma işlemlerini MNG şirketi üstlendiği için ürünlerin gümrükten çekilmesi ve Bilici şirketine tesliminin de MNG'nin sorumluluğunda olduğu, ürünlerin gümrükten çekilmesi işleminde gönderenin kusur ve sorumluluğu olmadığı, bu hali ile gümrükte zayi olan ya da elden çıkan ürün bedelleri nedeni ile oluşan ve 4.176,45 TL ürün bedeli ile 190,00 TL ihtarname giderinin taşıma işini tam kusuru ile yerine getirmeyen MNG şirketinden alınarak Bilici şirketine ödenmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma kararından önceki kararda 2.203,70 Avustralya Doları ile 190,60 TL ihtarname bedeli üzerinden hüküm kurulmuşken bozmadan sonraki karar ile 4.367,05 Türk Lirası üzerinden hüküm kurulmasının dosya kapsamı ile uyumlu olmamakla beraber usul ve yasaya da aykırı olduğunu, dava dilekçesi taraflarınca malzeme bedelleri olan 2.203,70 AUD talep edilmiş olduğunu ileri sürerek ve resen göz önüne alınacak nedenlerle kararın düzeltilerek onanmasına aksi halde bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

2.Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme yapıldığını, bozma ilamının karşılanmadığını, davacının ürünlerini üç ayrı paket olarak teslim ettiği, müvekkilinin üç farklı konşimento düzenlemesi gerektiğinin değerlendirilmediğini, müvekkili şirketin taşıma hizmetini sağlam süresinde ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, alıcının kargoyu gümrükten teslim almaması nedeniyle kargonun gümrükte kalmasında ise müvekkili şirketin hiç bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, davacının söz konusu ihracatının gerçekleşememesinin nedeni alıcının taşımaya konu malları teslim almaması olduğunu, taşımanın kusurlu olması olmadığını, müvekkili şirketin davaya konu malı gümrükten teslim alma yetkisi olmadığını, dolayası ile emtianın gümrükte kalmasında hizmet bedelini ve gümrük masraflarını ödemeyi kabul etmeyen davacının kusuru olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin somut olayda bir kusuru var ise de bu kusur tam tazminat için aranan şart olan kasta yakın ağır kusur olarak nitelendirilemeyeceği, tam tazminat isteyebilme koşullarının oluşmadığını, müvekkil şirketin yaşanan somut olayda hiç bir kusuru bulunmadığından davacının işbu davasının reddi gerektiğini, bilirkişi raporunun varsayıma dayalı, dayanaksız ve denetime elverişsiz olduğunu, birleşen dava yönünden;

müvekkilinin taşıma hizmetini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, taşıma hizmet bedelini talep etmesinde haklı olduğunu ileri sürerek kararın asıl ve birleşen dava yönünden bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, asıl dava, taşıtanın uğradığını iddia ettiği zararın tazmini talebine ilişkin olup, birleşen dava ise taşıyanın navlun alacağına yönelik olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

Varşova Sözleşmesi’nin 22, 23, 24 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin birleşen davaya yönelik bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Asıl davaya gelince; dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

3. Asıl dava, uluslararası havayolu ile yapılan eşya taşıması sırasında oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra alınan raporda belirtilen miktar üzerinden ve TL cinsinden davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu karar bozma ilamına ve davacının talebine uygun değildir. Varşova Sözleşmesi’nin 22 inci maddesinin üçüncü fıkrası ‘‘Kargo taşımacılığında, kontrol edilmiş kargonun taşıyıcının sorumluluğuna verildiği anda göderen kargonun ulaşacağı yerde teslimi ile ilgili özel bir fayda beyanında bulunmadığı ve durumun gerektirmesi halinde ilave bir ödeme yapmadığı müddetçe, taşıyıcının kargonun tahrip olması kaybolması ya da kargoya hasar gelmesi halinde her kilogram için sorumluluğu 17 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır.

Diğer durumda, ödenecek toplamın, göderenin varıştaki teslimatta sağlayacağı gerçek faydadan fazla olduğunu ispatlamadığı müddetçe, taşıyıcı beyan edilen toplamı aşmayan bir miktar ödemekle sorumlu olacaktır.’’, 23 üncü maddesi Para Birimlerinin Dönüşümünü, 24 üncü maddesi Limitlerin Gözden Geçirilmesini düzenlemiştir.

Davacı uğramış olduğu zararı ise mal bedeli olarak belirlemiş ve döviz cinsinden talep etmiştir. Mahkemece bozma sonrası yapılan araştırmada zarar davalı taşıyıcının kusurundan kaynaklandığı saptandığına göre yapılması gereken anılan konvansiyon hükümlerine göre önce taşıyıcının sınırlı sorumluluğu gözetilerek SDR hesabına göre döviz cinsinden sorumlu olunan tutar belirlendikten sonra mal bedeli ve yapılan masraflardan ibaret gerçek zarar da yine döviz cinsinden belirlenmesidir. Şayet sınırlı sorumluluğu ortadan kaldıran bir halin bulunmadığı (pervasız hareketler gibi) saptanırsa SDR birimine göre hesaplanan tazminat miktarı gerçek zararın altında ve sınırlı sorumluluğu kaldıran bir hal yoksa bu tutar üzerinden, eğer sınırlı sorumluluğu ortadan kaldıran bir hal varsa ve gerçek zarar da SDR’ye göre hesaplanan tazminatın üzerinde ise gerçek zarar dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ve davacının döviz cinsinden talebi dikkate alınmayarak dava tarihindeki kur üzerinden TL cinsinden hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Birleşen davaya yönelik davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

2.Asıl davada davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

3. Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden birleşen davaya yönelik-birleşen davada davacıya yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde asıl davada davacı-birleşen davada davalı Bilici Plastik Alüminyum Yapı Malz. İnş. San. ve Tic. A.Ş.'ye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/947164100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.