İpoteğin kaldırılması | İpoteğin fekki
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/9118 E. 2023/3386 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eşin rızası↗ aile konutu↗ üst sınır (limit) ipoteği↗ ipoteğin kaldırılması↗ ipoteğin fekki↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ kefalet sözleşmesi↗ malvarlığına ilişkin dava↗ basiretli tacir↗ cy/cy şerhi↗ eş rızası↗ ipotek↗ kefalet↗ kefil↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusunun davacının eşinin davalı banka lehine verdiği taşınmaz ipotek sözleşmesinden kaynaklandığı, kefalet sözleşmesinden kaynaklı olmadığı, taşınmazın dükkan niteliğinde bulunduğu, tapu kaydında aile konutu olduğuna dair herhangi bir şerh bulunmadığı, davacının eşinin aile konutu olmayan mal varlığında tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı ...'nın evli olduğunu, davalı eşin müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında maliki olduğu taşınmaz üzerinde davalı ...A.O. lehine ipotek tesis edildiğini, dava konusu taşınmaz eşinin adına kayıtlı olsa da evlilik birliğinde davacı eşin de emeğiyle sahip oldukları mal varlığı olduğunu, davalı eşin hatır ilişkisine dayanarak başkasının borcu için ipotek tesis ettirdiğini, üstelik üst sınır ipoteği belirlendiğini, borçlusu dışında başka birisinin malvarlığına başvurabilme fırsatı yaratan ipotek sözleşmesinin temelini kefalet ilişkisinin oluşturacağını, davalı eşin beyanında diğer davalı bankanın ipotek tesisinden sonra kendisini sürekli arayıp eşini imza için getirmesi gerektiğini belirttiğini, bankanın bunu ipotek tesisinden önce yapması gerekirken sonradan aramasının hatasının farkına vardığını ve basiretli bir tacir gibi davranmadığını gösterdiğini, ayrıca söz konusu taşınmazın evin geçimi için eşin çalıştırdığı iş yeri olup evin geçiminin bu dükkan sayesinde sağlandığını, başkasının borcu için ipotek verme keyfiyetinin ailenin ekonomik yıkımına sebep olacağını, karar aşamasında borcun asıl borçlu tarafından ödendiğini, ipotek kişisel alacağı güvence altına almayı öngördüğünden ipoteğin varlığı ve geçerliliğinin alacağın varlığına bağlı olduğunu, bu itibarla alacağın mevcut olmaması veya ortadan kalkmasının ipoteğin maddi hukuk bakımından değer taşımaması anlamına geleceğini belirterek kararının kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlığın davacının eşi olan davalılardan ... tarafından diğer davalı banka lehine verilen taşınmaz ipotek sözleşmesinden kaynaklandığı, kefalet sözleşmesinden kaynaklı olmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 584 ncü maddesinde kefalet için diğer eşin rızası aranmakta ise de davacının talebinin kefaletin hükümsüzlüğüne ilişkin olmayıp dava konusu taşınmazın da aile konutu vasfının bulunmadığı, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik veya usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanunu'nun 582 nci ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1543 E. 2019/3471 K.
Ortak:aile konutu · ipoteğin paraya çevrilmesi · cy/cy şerhi · eş rızası · ipotek · kefil · teminat
İncelediğiniz kararda… DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusunun davacının eşinin davalı banka lehine verdiği taşınmaz «ipotek» sözleşmesinden kaynaklandığı, «kefalet sözleşmesinden» kaynaklı olmadığı, taşınmazın dükkan niteliğinde bulunduğu, tapu kaydında «aile konutu» olduğuna dair herhangi bir «şerh» bulunmadığı, davacının eşinin aile konutu olmayan mal varlığında tasarruf «yetkisinin» sınırlandırılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… e Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlığın davacının eşi olan davalılardan ... tarafından diğer davalı banka lehine verilen taşınmaz «ipotek» sözleşmesinden kaynaklandığı, «kefalet sözleşmesinden» kaynaklı olmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 584 ncü maddesinde kefalet için diğer «eşin rızası» aranmakta ise de davacının talebinin kefaletin hükümsüzlüğüne ilişkin olmayıp dava konusu taşınmazın da «aile konutu» vasfının bulunmadığı, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik veya usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, gerekçesiyle davacı vekilin …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı ...'nın evli olduğunu, davalı eşin müvekkilinin bilgisi ve «rızası» dışında maliki olduğu taşınmaz üzerinde davalı ...A.O. lehine «ipotek» tesis edildiğini, dava konusu taşınmaz eşinin adına kayıtlı olsa da evlilik birliğinde davacı eşin de emeğiyle sahip oldukları mal varlığı olduğunu, davalı eşin hatır ilişkisine dayanarak başkasının borcu için ipotek tesis ettirdiğini, üstelik üst sınır ipoteği belirlendiğini, borçlusu dışında başka birisinin «malvarlığına» başvurabilme fırsatı yaratan ipotek sözleşmesinin temelini «kefalet» ilişkisinin oluşturacağını, davalı eşin beyanında diğer davalı bankanın ipotek tesisinden sonra kendisini sürekli arayıp eşini imza için getirmesi gerektiğini belirttiğini, bankanın bunu ipotek tesisinden önce yapması gerekirken sonradan aramasının hatasının farkına vardığını ve basiretli bir «tacir» gibi davranmadığını gösterdiğini, ayrıca söz konusu taşınmazın evin geçimi için eşin çalıştırdığı iş yeri olup evin geçiminin bu dükkan sayesinde sağlandığını, baş …
Benzer bu kararda… savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının eşi ...'ın, dava dışı SİA İnş.Taah.Ltd.Şti.ile davalı banka arasında imzalanan 02.06.2010 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» «kefili» olduğu, kullanılan kredinin «teminatı» olarak (7) no'lu bağımsız «bölümün» tapu «kaydına» 24.06.2010 tarihinde «ipotek» konulduğu, borcun ödenmemesi üzerine şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapıldığı, «takibin kesinleştiği» ve taşınmazın davalı bankaya ihale edilip, adına tescil edildiği , her ne kadar davacı taşınmazın «aile konutu» olduğunu iddia etmiş ise de, bu konuda bir belge sunmadığı gibi Ataşehir Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ve tapu kaydı incelendiğinde, ipoteğin konulduğu tarihe ve satış tarihine kadar aile konutu olduğuna dair «şerhin» yer almadığı, davacı taraf, ipotek konulurken eş sıfatı ile kendisinin «rızası» bulunmadığını savunmuş ise de, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar eşlerden birinin kefil olabilmesi için diğer eşin rızasının alınması …
Dava, «aile konutu» olduğu iddia edilen taşınmazın davalı adına cebri ihale ile oluşan tapu «kaydının» iptali olmadığı takdirde satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Bu sebeple konulan ipoteğe dayalı olarak yapılan «cebri icra» sonucu konutun devrine ilişkin «aile konutu» iddiasıyla açılan davalarda «görevli» mahkeme aile mahkemesidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:cebri icra · takibin kesinleşmesi · iş bölümü · genel kredi sözleşmesi · görevsizlik kararı · kredi sözleşmesi · cy/cy kaydı · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının eşi ...'ın, dava dışı SİA İnş.Taah.Ltd.Şti.ile davalı banka arasında imzalanan 02.06.2010 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» «kefili» olduğu, kullanılan kredinin «teminatı» olarak (7) no'lu bağımsız «bölümün» tapu «kaydına» 24.06.2010 tarihinde «ipotek» konulduğu, borcun ödenmemesi üzerine şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapıldığı, «takibin kesinleştiği» ve taşınmazın davalı bankaya ihale edilip, adına tescil edildiği , her ne kadar davacı taşınmazın «aile konutu» olduğunu iddia etmiş ise de, bu konuda bir belge sunmadığı gibi Ataşehir Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ve tapu kaydı incelendiğinde, ipoteğin konulduğu tarihe ve satış tarihine kadar aile konutu olduğuna dair «şerhin» yer almadığı, davacı taraf, ipotek konulurken eş sıfatı ile kendisinin «rızası» bulunmadığını savunmuş ise de, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar eşlerden birinin kefil olabilmesi için diğer eşin rızasının alınması …
Bu sebeple konulan ipoteğe dayalı olarak yapılan «cebri icra» sonucu konutun devrine ilişkin «aile konutu» iddiasıyla açılan davalarda «görevli» mahkeme aile mahkemesidir.
Bu nedenle öncelikle dava dilekçesinin mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle reddi ile dosyanın «görevli» aile mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «aile konutu» olduğu iddia edilen taşınmazın davalı adına cebri ihale ile oluşan tapu «kaydının» iptali olmadığı takdirde satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9032 E. 2011/2325 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ifa imkansızlığı · rayiç değer · temlik sözleşmesi · pay devri · alacağın temliki · ifa · temlik · kâr payı
Benzer bu karardaKooperatif «payı» devri, «alacağın temliki» hükümlerine tabi olup, yazılı «temlik sözleşmesi» ve devir beyanının bulunması gerekir.
Somut olayda, davacının eşi ...’den devraldığını iddia ettiği ancak devredenin de iradesini içeren yazılı «temlik sözleşmesi» veya yazılı beyanı bulunmadığı dikkate alınarak dükkan «payının» davacı tarafından devralındığının kanıtlanamadığı, dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, devredenin imza ve iradesini içermeyen makbuzun «pay devri» için yeterli görülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
… ortağı olduğu, ortak olan eşi ve kızlarının ortaklık paylarını devralarak bir dükkan ve bir konut için ortak olduğu, davacıya verilecek dükkan ve konut bulunmadığı, «ifa imkansızlığı» nedeniyle dükkan ve konut için ayrı ayrı ödenecek tazminatın belirlenmesi gerektiği, ortaklığın devam etmesi nedeniyle «zamanaşımı» süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 40.000,00 TL’ nın «temerrüt» faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, davacının bir dükkan ve bir konut için ortaklığının bulunduğu ve davacının dükkan için peşin ortak olduğu kabul edilerek, daire yönünden tazminat, dükkan yönünden ise, peşin alınan dükkanın dava tarihindeki «rayiç değerinin» tahsiline karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4534 E. 2021/4649 K.
Ortak:eşin rızası · aile konutu · kefalet sözleşmesi · basiretli tacir · eş rızası · ipotek · kefalet · tacir
İncelediğiniz kararda… e Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlığın davacının eşi olan davalılardan ... tarafından diğer davalı banka lehine verilen taşınmaz «ipotek» sözleşmesinden kaynaklandığı, «kefalet sözleşmesinden» kaynaklı olmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 584 ncü maddesinde kefalet için diğer «eşin rızası» aranmakta ise de davacının talebinin kefaletin hükümsüzlüğüne ilişkin olmayıp dava konusu taşınmazın da «aile konutu» vasfının bulunmadığı, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik veya usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, gerekçesiyle davacı vekilin …
… DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusunun davacının eşinin davalı banka lehine verdiği taşınmaz «ipotek» sözleşmesinden kaynaklandığı, «kefalet sözleşmesinden» kaynaklı olmadığı, taşınmazın dükkan niteliğinde bulunduğu, tapu kaydında «aile konutu» olduğuna dair herhangi bir «şerh» bulunmadığı, davacının eşinin aile konutu olmayan mal varlığında tasarruf «yetkisinin» sınırlandırılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı ...'nın evli olduğunu, davalı eşin müvekkilinin bilgisi ve «rızası» dışında maliki olduğu taşınmaz üzerinde davalı ...A.O. lehine «ipotek» tesis edildiğini, dava konusu taşınmaz eşinin adına kayıtlı olsa da evlilik birliğinde davacı eşin de emeğiyle sahip oldukları mal varlığı olduğunu, davalı eşin hatır ilişkisine dayanarak başkasının borcu için ipotek tesis ettirdiğini, üstelik üst sınır ipoteği belirlendiğini, borçlusu dışında başka birisinin «malvarlığına» başvurabilme fırsatı yaratan ipotek sözleşmesinin temelini «kefalet» ilişkisinin oluşturacağını, davalı eşin beyanında diğer davalı bankanın ipotek tesisinden sonra kendisini sürekli arayıp eşini imza için getirmesi gerektiğini belirttiğini, bankanın bunu ipotek tesisinden önce yapması gerekirken sonradan aramasının hatasının farkına vardığını ve basiretli bir «tacir» gibi davranmadığını gösterdiğini, ayrıca söz konusu taşınmazın evin geçimi için eşin çalıştırdığı iş yeri olup evin geçiminin bu dükkan sayesinde sağlandığını, baş …
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, «ipotek» tesis tarihi itibariyle «eşin rızası» olmadan ipoteğin kurulduğu bu durumda ipoteğin yasal zorunlu olan kurucu unsurunu taşımadığı, bu durumun da «kamu düzenine» ilişkin olması sebebiyle herkes tarafından ileri sürülebileceği, aksinin yorumu halinde eşin rızasının aranması yönündeki kamu düzeni ve kamu yararı amacının olası «kötüniyetli» ipotek tesislerinin yolunu açma ihtimali gündeme geleceğini, bu hususun da yasanın kuruluş amacına aykırılık teşkil edeceğini, «basiretli tacir» olması gereken ipotek alacaklısının öyle bir durumdan zarar görmemesi için de başlangıçta basiretli davranması gerektiğini, bu nedenle davacının davayı açanın sıfatı yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı, dava esastan reddedilmiş olduğundan «nispi harç» verilmesinin yerinde olmadığı şeklindeki istinaf nedeninin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı tarafı «kötüniyet tazminatı» verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de dosya kapsamından, davalının kötü niyetli olduğu yönünden uygun bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istin …
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 05.03.2013 tarihli «ipotek» akdi ile davalının taşınmazı üzerinde, dava dışı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatını» oluşturmak üzere davacı lehine ipotek tesis edildiği, «kefalet sözleşmesi» niteliği de «taşıyan» ipotek akdinde davalının eşi Necmiye Funda’nın kefalete ilişkin «rızası» bulunması gerekirken bulunmadığının dosya içeriğiyle sabit olduğu, TBK'nun 584/3. maddesinin 28.03.2013 tarihinde yürürlüğe girmesi, dava konusu ipoteğin ise bu yasal değişiklikten önce 05.03.2013 tarihinde tesis edilmiş olması nedeniyle, kefalet sözleşmesinde eşin rızasının gerekli olmadığına ilişkin istisnai düzenleme olan davalının «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi, işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefalet, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefalet, 27.12.2006 tarihli ve 5570 s.
TBK’nun 603. maddesinde ise «kefalet» benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, «ipotek» tesisi aynî bir güvence olduğundan TBK'nun 603. maddesinin ipotek tesisinde uygulanma imkânı olmadığı gibi, bu madde aile konutunun korunmasına ilişkin TMK’nun «194». maddesini «aile konutu» olmayan taşınmazlara yönelik genişletmesine de imkân vermemektedir.Bu sebeple mahkemece ipotek tesis edilen taşınmazın aile konutu olup olmadığının araştırılarak aile konutu olmaması halinde taşınmaz üzerinde ipotek tesis edilmesi için eş «rızası» alınmasının zorunlu olmaması gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:nispi harç · geçerlilik şartı · esnaf · i̇i̇k 194 · ticari işletme · kötüniyet tazminatı · kötü niyet tazminatı · kamu düzeni
Benzer bu karardaKamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek «kefaletler» ile tarım kredi, tarım satış ve «esnaf» ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler konusunda araştırma ve irdeleme yapılmasına gerek bulunmamış, «ipotek» akdinde yer alan davalının kefaletine ilişkin açıklamaların, TBK'nun 583. ve 584. maddelerinde yer alan «kefalet sözleşmesinin» «geçerlilik şartlarını» taşımadığı gözetilerek, kefalet sözleşmesi nedeniyle davalının borçlu olmadığı gerekçesiyle davacının itirazın iptali davasının reddine, davacı tarafından takibe sırf kötü niyetle girişildiği kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, «ipotek» tesis tarihi itibariyle «eşin rızası» olmadan ipoteğin kurulduğu bu durumda ipoteğin yasal zorunlu olan kurucu unsurunu taşımadığı, bu durumun da «kamu düzenine» ilişkin olması sebebiyle herkes tarafından ileri sürülebileceği, aksinin yorumu halinde eşin rızasının aranması yönündeki kamu düzeni ve kamu yararı amacının olası «kötüniyetli» ipotek tesislerinin yolunu açma ihtimali gündeme geleceğini, bu hususun da yasanın kuruluş amacına aykırılık teşkil edeceğini, «basiretli tacir» olması gereken ipotek alacaklısının öyle bir durumdan zarar görmemesi için de başlangıçta basiretli davranması gerektiğini, bu nedenle davacının davayı açanın sıfatı yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı, dava esastan reddedilmiş olduğundan «nispi harç» verilmesinin yerinde olmadığı şeklindeki istinaf nedeninin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı tarafı «kötüniyet tazminatı» verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de dosya kapsamından, davalının kötü niyetli olduğu yönünden uygun bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istin …
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 05.03.2013 tarihli «ipotek» akdi ile davalının taşınmazı üzerinde, dava dışı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatını» oluşturmak üzere davacı lehine ipotek tesis edildiği, «kefalet sözleşmesi» niteliği de «taşıyan» ipotek akdinde davalının eşi Necmiye Funda’nın kefalete ilişkin «rızası» bulunması gerekirken bulunmadığının dosya içeriğiyle sabit olduğu, TBK'nun 584/3. maddesinin 28.03.2013 tarihinde yürürlüğe girmesi, dava konusu ipoteğin ise bu yasal değişiklikten önce 05.03.2013 tarihinde tesis edilmiş olması nedeniyle, kefalet sözleşmesinde eşin rızasının gerekli olmadığına ilişkin istisnai düzenleme olan davalının «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi, işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefalet, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefalet, 27.12.2006 tarihli ve 5570 s.
TMK'nun «194». maddesinde ancak «ipotek» edilen taşınmazın «aile konutu» olması halinde eşin rızasının alınması gerektiği düzenlemesi bulunmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/9118 E. , 2023/3386 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1528 Esas, 2021/1656 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
Taraflar arasındaki ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin eşi olan davalı ...'nın maliki olduğu niteliği dükkan olan taşınmazın üzerinde dava dışı Avanos Kapadokya Otelcilik Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. ve Şaziye Tokmak'ın borçlarının teminatı olarak davalı ... lehine ipotek tesis edildiğinin öğrenildiğini, banka tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını, ipoteğe konu taşınmaz müvekkilinin eşi olan davalı adına kayıtlı olsa da evlilik birliği içinde alındığından müvekkilinin de emeğinin olduğunu, ipotek kurulurken müvekkilinden rıza alınmadığını, sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesi uyarınca somut olayda eş rızası alınmadan kefil olunması sebebiyle kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu ileri sürerek hukuka aykırı olarak tesis edilen ipoteğin kaldırılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı banka vekili cevap dilekçesinde; kural olarak ipotek tesisinde eş rızasının aranmadığının açık olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 582 nci ve devamı maddelerinde kefaletin koşullarının düzenlenmiş olduğunu, ipotek tesis edilen taşınmazın aile konutu ya da konut niteliğinde olmadığından eş rızası aranmasının zaten mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusunun davacının eşinin davalı banka lehine verdiği taşınmaz ipotek sözleşmesinden kaynaklandığı, kefalet sözleşmesinden kaynaklı olmadığı, taşınmazın dükkan niteliğinde bulunduğu, tapu kaydında aile konutu olduğuna dair herhangi bir şerh bulunmadığı, davacının eşinin aile konutu olmayan mal varlığında tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı ...'nın evli olduğunu, davalı eşin müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında maliki olduğu taşınmaz üzerinde davalı ...A.O. lehine ipotek tesis edildiğini, dava konusu taşınmaz eşinin adına kayıtlı olsa da evlilik birliğinde davacı eşin de emeğiyle sahip oldukları mal varlığı olduğunu, davalı eşin hatır ilişkisine dayanarak başkasının borcu için ipotek tesis ettirdiğini, üstelik üst sınır ipoteği belirlendiğini, borçlusu dışında başka birisinin malvarlığına başvurabilme fırsatı yaratan ipotek sözleşmesinin temelini kefalet ilişkisinin oluşturacağını, davalı eşin beyanında diğer davalı bankanın ipotek tesisinden sonra kendisini sürekli arayıp eşini imza için getirmesi gerektiğini belirttiğini, bankanın bunu ipotek tesisinden önce yapması gerekirken sonradan aramasının hatasının farkına vardığını ve basiretli bir tacir gibi davranmadığını gösterdiğini, ayrıca söz konusu taşınmazın evin geçimi için eşin çalıştırdığı iş yeri olup evin geçiminin bu dükkan sayesinde sağlandığını, başkasının borcu için ipotek verme keyfiyetinin ailenin ekonomik yıkımına sebep olacağını, karar aşamasında borcun asıl borçlu tarafından ödendiğini, ipotek kişisel alacağı güvence altına almayı öngördüğünden ipoteğin varlığı ve geçerliliğinin alacağın varlığına bağlı olduğunu, bu itibarla alacağın mevcut olmaması veya ortadan kalkmasının ipoteğin maddi hukuk bakımından değer taşımaması anlamına geleceğini belirterek kararının kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlığın davacının eşi olan davalılardan ... tarafından diğer davalı banka lehine verilen taşınmaz ipotek sözleşmesinden kaynaklandığı, kefalet sözleşmesinden kaynaklı olmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 584 ncü maddesinde kefalet için diğer eşin rızası aranmakta ise de davacının talebinin kefaletin hükümsüzlüğüne ilişkin olmayıp dava konusu taşınmazın da aile konutu vasfının bulunmadığı, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik veya usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanunu'nun 582 nci ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/940960300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz