Navlun faturasını kendi adına düzenleyen davalının taşıma ilişkisinin tarafı sayılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8945 E. 2023/3087 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Deniz taşımasında navlun faturasını taşıyıcıya izafeten acente sıfatıyla değil kendi adına düzenleyen kişi taşıma ilişkisinin tarafı olur; kendisine doğrudan dava açılabilir. Bu durumda pasif husumet yokluğundan ret verilemez, işin esasına girilmesi gerekir.
Ele alınan sorunlar
Navlun faturasını kendi adına düzenleyen davalıya doğrudan dava açılıp açılamayacağı (pasif husumet) → kabul
İddia: Davacı, davalının ana davada alt taşıyıcı olduğuna ilişkin kesin BAM kararı ve HMK 69/2 karşısında pasif husumet yokluğundan ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, faturanın davalı tarafından acente sıfatı belirtilmeksizin kendi adına tanzim edildiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacı adına düzenlenen navlun faturası, taşıyıcıya izafeten acente sıfatıyla değil, davalının kendi adına düzenlenmiştir. Navlun faturasını kendi adına düzenleyen kişi bu durumda taşıma ilişkisinin tarafı olur. Ayrıca aynı taşımaya ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesince yapılan belirlemede davalının alt taşıyıcı olduğu belirtilmiştir. Tüm bu hususlar değerlendirilerek davanın husumetten reddi yerine işin esasına girilerek karar verilmesi gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Navlun faturasını kendi adına düzenleyen davalının taşıma ilişkisinin tarafı sayılacağı ve husumetten ret yerine esasa girilmesi gerektiği yönünden bağlayıcı emsaldir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- pasif husumet (taraf sıfatı)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pasif husumet↗ taşıyan sıfatı↗ acente↗ navlun faturası↗ alt taşıyıcı↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8224 E. 2014/13645 K.
Ortak:alt taşıyıcı · dava şartı
İncelediğiniz kararda… acı şirket tarafından davalıya ait gemi ve hatta yaptırıldığını, davalının sorumluluğundaki taşıma sırasında makinenin kabininin tavanında kırılma ve çökme şeklinde «hasar» bulunduğundan bahisle tespit edilen hasar bedelinin dava dışı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalıya ödenmesine müteakiben ödenen tazminat tutarının «rücuen tahsili» amacıyla davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacının takibe itiraz ettiğini, itirazın iptali davasının davalı şirkete «ihbar» edildiğini, itirazın iptali davasının davacı aleyhine sonuçlandığını, icra dosyasına yapılan ödenmenin rücuen tahsili ve söz konusu taşımadan dolayı uğranılan «ticari itibar» «kaybı» nedeniyle manevi tazminat istemli davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının «icra takibine itiraz» ettiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1194 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca «fiili taşıyan» davalının meydana gelen hasardan «müteselsilen sorumlu» olduğunu, davalının «alt taşıyıcı» olduğu belirlemesinin anılan itirazın iptali davasında Bölge Adliye Mahkemesince yapıldığını ileri sürerek itirazın iptalini ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının «alt taşıyan» olduğuna ilişkin ana davada tesis edilen «kesin» Bölge Adliye Mahkemesi kararına ve anılan kararın iş bu davaya etkisini düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 69 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki amir hükme rağmen davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının ana davada «ihbar olunan» sıfatıyla yer alıp beyanlarda ve «katılma yoluyla istinaf» başvurusunda bulunduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin yollamasıyla 6100 sayılı Kanun'un 69 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ana davada tesis edilen hükmün ve davalının taşımada «alt taşıyıcı» konumunda olduğu, «müteselsil sorumluluğu» bulunduğuna ilişkin gerekçenin işbu dava açısından kesin hüküm teşkil ettiğini, davalının ana davada «husumet itirazında» bulunmadığını, ana davada tesis edilen kesin Bölge Adliye Mahkemesi kararının yok sayıldığını, taşımaya istinaden davalı tarafından davacı tarafa kesilen faturanın bizzat davalı tarafından tanzim edildiğini, «fatura» üzerinde davalının «acente» sıfatıyla hareket ettiğine ve faturanın CMA CGM SA adına kesildiğine ilişkin herhangi bir ibare olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının 805 sayılı Kanuna aykırı olarak Türkçe olmayan belge kullandığını, bu davada «taşıyıcı sıfatının» bulunduğunu, faturanın davalı tarafından taşıyıcı sıfatıyla kendi nam hesabına tanzim edildiğini, taşıma işinden doğan «navlun» ücretinin kendisi tarafından tahsil edildiğini, faturada «taşıyanın» talep edebileceği bir kısım ücretlerin talep edildiğini, «konişmentoda» davalının ünvanının yer almadığını, davalının «hakim ortaklarına» karşı yöneltilebilecek talepleri sonuçsuz bırakmak suretiyle «sorumluluktan kurtulmak» için «kötüniyetli» olarak «husumet itirazında» bulunduğunu, ana davada tesis edilen «kesin» Bölge Adliye Mahkemesi kararına ve anılan kararın iş bu davaya etkisini düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 69 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki amir hükme rağmen davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının ana davada «ihbar olunan» sıfatıyla yer alıp beyanlarda ve «katılma yoluyla istinaf» başvurusunda bulunduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin yollamasıyla 6100 sayılı Kanun'un 69 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ana davada tesis edilen hükmün ve davalının taşımada «alt taşıyıcı» konumunda olduğu, «müteselsil sorumluluğu» bulunduğuna ilişkin gerekçenin işbu dava açısından kesin hüküm teşkil ettiğini, Bölge Adliye Mahkemesince davalının ana davada alt taşıyıcı olduğuna dair belirleme olmadığı gerekçesinin hatalı olduğunu, Yargıtay kararlarında «acenteye» karşı karşı hem asaleten hem de «izafeten» açılan davaların husumet yokluğundan reddedilmediğini, davada davalının taraf olarak gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı Kanun'un …
Benzer bu kararda1-Davacı vekili, müvekkilinin «taşıma işleri komisyoncusu» olduğunu, davalı sigorta şirketine «cebri icra tehdidi» altında ödeme yaptıklarını, taşımadan kaynaklı borçları bulunmadığını, diğer davalı CMA CGM SA firmasının ise «taşıyıcı» olduğunu, bu firmadan «rücuan tazminat» talep ettiklerini ileri sürerek, işbu davayı açmış olup, mahkemece buna rağmen davacı ile «alt taşıyıcı» CMA CGM SA firması arasındaki talep «menfi tespit» olarak değerlendirilmek suretiyle, davacının alt taşıyıcıya herhangi bir ödeme yapmadığı, alt taşıyıcı hakkında dava açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı yönündeki gerekçesi yerinde değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cebri icra tehdidi · taşıma işleri komisyoncusu · alt taşıyan · cebri icra · rücuan tazminat · istifa · komisyon · taşıyıcı
Benzer bu kararda1-Davacı vekili, müvekkilinin «taşıma işleri komisyoncusu» olduğunu, davalı sigorta şirketine «cebri icra tehdidi» altında ödeme yaptıklarını, taşımadan kaynaklı borçları bulunmadığını, diğer davalı CMA CGM SA firmasının ise «taşıyıcı» olduğunu, bu firmadan «rücuan tazminat» talep ettiklerini ileri sürerek, işbu davayı açmış olup, mahkemece buna rağmen davacı ile «alt taşıyıcı» CMA CGM SA firması arasındaki talep «menfi tespit» olarak değerlendirilmek suretiyle, davacının alt taşıyıcıya herhangi bir ödeme yapmadığı, alt taşıyıcı hakkında dava açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı yönündeki gerekçesi yerinde değildir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 6762 sayılı TTK'nın 814/2. maddesi uyarınca «taşıyan» olduğu, emtianın konteyner üzerine başka malın «istif» edilmesinden dolayı hasarlandığı, davacının zarardan sorumlu bulunduğu, davalı CMA firmasının ise olayda «alt taşıyan» olduğu, «cebri icra tehdidi» altında ödemenin davalı sigorta şirketine yapıldığı, davalı CMA firmasına davacının ödemede bulunmadığı, «menfi tespit» davasının alacaklıya karşı açılabileceği, işbu davaya açmakta «hukuki yarar» olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davacı ile davalı CMA CGM SA arasındaki davanın «rücuan tazminat» istemine ilişkin olduğu kabul edilerek, tarafların hukuki durumunun buna göre değerlendirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/549 E. 2024/4653 K.
Ortak:taşıyan sıfatı · navlun faturası · acente · pasif husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalının «akdi taşıyan» olduğuna ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı bulunduğunu ileri sürmekte ise de sigortalının «akdi taşıyıcısı» olan davacı aleyhinde hüküm verildiği, davalı «acenteye» dava «ihbar» edilmiş ise de hüküm içeriğinde davalı acentenin «fiili taşıyan sıfatını» haiz olduğuna dair bir belirleme yer almadığı, taşımaya ilişkin «konşimentoda» fiili taşıyanın CMA CGM isimli yabancı menşeli bir şirket olduğu, davacının davalının akdi taşıyıcı olduğuna dair herhangi bir belge sunmadığı, tarafların beyanlarından ve dosya kapsamından davalının taşıyıcı CMA CGM şirketinin acentesi olduğunun anlaşıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 105 imci maddesinin ikinci fıkrasında «acentelik sözleşmesinden doğan» uyuşmazlıklardan dolayı acentenin müvekkili adına dava açabileceği, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceğinin düzenlendiği, davalı acentenin «navlun faturası» düzenlemesinin davalının taşıyan sıfatını haiz olduğunu kabule yeterli olmadığı, «acente» sıfatıyla haareket ettiğinin belirli olduğu bu durumda davalının acente sıfatıyla hareket ettiğinin ve kendisine doğrudan dava açılamayacağı gerekçesiyle davacı ve …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşımaya ilişkin «konişmentonun» «taşıyan» sıfatıyla CMA CGM SA tarafından düzenlendiği, davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde «gemi acenteliği» «yetki» belgesinin sunulduğu, dolayısıyla davalının «taşıyan sıfatını» haiz olmadığı, somut olay bakımından «fiili taşıyanın» CMA CGM SA, acentesinin ise davalı olduğu olduğu, davacının davalıya dava açtığı, davacının bu halde davayı taşıyanın acentesine «izafeten» yöneltmesi gerekirken doğrudan acenteye dava açılmasının 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesine aykırılık teşkil ettiği, davalının «pasif husumetinin» olmadığı gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının «alt taşıyan» olduğuna ilişkin ana davada tesis edilen «kesin» Bölge Adliye Mahkemesi kararına ve anılan kararın iş bu davaya etkisini düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 69 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki amir hükme rağmen davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının ana davada «ihbar olunan» sıfatıyla yer alıp beyanlarda ve «katılma yoluyla istinaf» başvurusunda bulunduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin yollamasıyla 6100 sayılı Kanun'un 69 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ana davada tesis edilen hükmün ve davalının taşımada «alt taşıyıcı» konumunda olduğu, «müteselsil sorumluluğu» bulunduğuna ilişkin gerekçenin işbu dava açısından kesin hüküm teşkil ettiğini, davalının ana davada «husumet itirazında» bulunmadığını, ana davada tesis edilen kesin Bölge Adliye Mahkemesi kararının yok sayıldığını, taşımaya istinaden davalı tarafından davacı tarafa kesilen faturanın bizzat davalı tarafından tanzim edildiğini, «fatura» üzerinde davalının «acente» sıfatıyla hareket ettiğine ve faturanın CMA CGM SA adına kesildiğine ilişkin herhangi bir ibare olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını …
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşımaya ilişkin olarak «taşıyan» sıfatıyla CMA CGM S.A tarafından 11.01.2020 tarihli «konişmento» düzenlendiği, konişmentonun «acente» sıfatıyla davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş. tarafından imzalandığı, dosya içerisinde bulunan «navlun faturası» incelendiğinde, «taşıma işleri komisyoncusu» sıfatına haiz Esna Uluslararası Taşımacılık adına düzenlenen navlun faturasının «fiili taşıyan» CMA CGM S.A. tarafından düzenlendiği, somut olay bakımından «taşıyıcının» CMA CGM S.A olduğu, davalının ise taşıyıcı CMA CGM şirketinin «acentesi» olduğu, davalının, taşıma işini kendi adı ve namına üstlenmediği, dolayısıyla davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş.' nin «taşıyan sıfatını» haiz olmadığı, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin ikinci fıkrasında '' «acentelik sözleşmesinden doğan» uyuşmazlıklardan dolayı acentenin müvekkili adına dava açabileceği, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği'' hükmünün düzenlendiği, eldeki davanın ise acente davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş.' karşı açıldığı, TTK 105 inci maddeye göre acentaya doğrudan dava açılamayacağından davalının «pasif husumeti» olmadığından mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
" «kaydı» ile «taşıyan» adına «acentesi» tarafından imzalandığı, «taşıma işleri komisyoncusu» sıfatına haiz Esna Uluslararası Taşımacılık adına düzenlenen «navlun faturasının» ise «fiili taşıyan» CMA CGM S.A. tarafından düzenlendiği, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinde "acentenin aracılık ettiği «sözleşmelerden doğan» uyuşmazlıklardan dolayı «acente» tarafından müvekkili adına dava açılabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava yöneltilebileceği" hükmünün düzenlendiği, anılan yasa maddesine göre acenteye karşı «izafeten» dava yöneltilebilecek olmasına rağmen doğrudan dava açılmasının mümkün olmadığı, davalının taşıma işini üstlendiğine dair başkaca bir delilin de sunulmadığı, bu haliyle davalının pasif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… işinde sigortalının tek muhatabının davalı olduğunu ve bütün aşamaların davalı ile görüşülerek yürütüldüğünü, davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş. arasında e-posta «ihbar» «ihtar» yazışmaları kapsamında icra takibinde borçlu, dava dilekçesinde davalı olarak gösterildiğini, bunun yerel mahkemece gözardı edildiğini ve sigortalı ile hiçbir şekilde muhatap olmayan CMA CGM SA «taşıyıcı» kabul edilerek davanın «pasif husumet» yönünden reddine karar verildiğini, davalının CGM CMA SA firmasının «acentesi» olduğunu belgelemediği halde sırf beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulmasının doğru olmadığını,CGM CMA firmasının dünyanın çeşitli ülkelerinde çeşitli unvanlarla faaliyet gösterdiğini, " CGM CMA " çatı unvanını kullandığını, ülkemizde de bu çatı unvan altında ancak aynı «şirket merkezinde» iki ayrı vergi kimliği ve kaydıyla faaliyet gösterdiğini, somut olayda da sigortalısıyla Türkiye- Madagaskar ülkesi arasındaki taşıma işinde tüm yazışmalarda taşıma işini üstlenen davalının - CMA CGM DENİZCİLİK A.Ş. olup «hasar» ortaya çıkıncaya kadar «acente» sıfatıyla hareket ettiğine dair hiçbir beyanı bulunmadığını, mahkemenin gerekçeli kararında "Davalının taşıma işini üstlendiğine dair başkaca bir delilin de sunulmadığı, bu haliyle davalının pasif dava «ehliyetinin» bulunmadığı anlaşılmakla" şeklindeki ibaresinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesine aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldır …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:akdi taşıyıcı · taşıma işleri komisyoncusu · fiili taşıyan · hasar ihbarı · taşıyanın sorumluluğu · eksper raporu · konişmento · izafeten dava
Benzer bu kararda" «kaydı» ile «taşıyan» adına «acentesi» tarafından imzalandığı, «taşıma işleri komisyoncusu» sıfatına haiz Esna Uluslararası Taşımacılık adına düzenlenen «navlun faturasının» ise «fiili taşıyan» CMA CGM S.A. tarafından düzenlendiği, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinde "acentenin aracılık ettiği «sözleşmelerden doğan» uyuşmazlıklardan dolayı «acente» tarafından müvekkili adına dava açılabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava yöneltilebileceği" hükmünün düzenlendiği, anılan yasa maddesine göre acenteye karşı «izafeten» dava yöneltilebilecek olmasına rağmen doğrudan dava açılmasının mümkün olmadığı, davalının taşıma işini üstlendiğine dair başkaca bir delilin de sunulmadığı, bu haliyle davalının pasif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşımaya ilişkin olarak «taşıyan» sıfatıyla CMA CGM S.A tarafından 11.01.2020 tarihli «konişmento» düzenlendiği, konişmentonun «acente» sıfatıyla davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş. tarafından imzalandığı, dosya içerisinde bulunan «navlun faturası» incelendiğinde, «taşıma işleri komisyoncusu» sıfatına haiz Esna Uluslararası Taşımacılık adına düzenlenen navlun faturasının «fiili taşıyan» CMA CGM S.A. tarafından düzenlendiği, somut olay bakımından «taşıyıcının» CMA CGM S.A olduğu, davalının ise taşıyıcı CMA CGM şirketinin «acentesi» olduğu, davalının, taşıma işini kendi adı ve namına üstlenmediği, dolayısıyla davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş.' nin «taşıyan sıfatını» haiz olmadığı, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin ikinci fıkrasında '' «acentelik sözleşmesinden doğan» uyuşmazlıklardan dolayı acentenin müvekkili adına dava açabileceği, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği'' hükmünün düzenlendiği, eldeki davanın ise acente davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş.' karşı açıldığı, TTK 105 inci maddeye göre acentaya doğrudan dava açılamayacağından davalının «pasif husumeti» olmadığından mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… n incelemede e 2.500 çuval emtiadan 736 çuval un emtiasının hasarsız, bakiye 1.764 çuval un emtiasının ise bozulmuş (tamamen hasarlı) olduğu Madagascar ülkesi resmi «görevlileri» ve yetkilileri tarafından tespit edildiğini ve bu bozuk unlar aynı resmi makamlarca tutanakla imha edildiğini, sigortalının «hasar ihbarı» ve tazminat talebi üzerine müvekkilince 40102000239 no.lu hasar dosyası açılarak bağımsız sigorta «ekspertiz raporu» alındığını, 26.11.2020 tarihli, 108/20 no.lu bağımsız sigorta Ekspertiz raporunda da sigortalıya ödenmesi gereken hasar tazminatı 35.744,78 USD olarak hesaplandığını, ekspertiz raporuyla belirlenmiş olan 35.744,78 USD «sigorta tazminatı» müvekkilince sigortalıya 09.12.2020 tarihinde Swift ile ödendiğini, böylece müvekkilinin 6100 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1472 nci maddesinin birinci fıkrasındaki " Kanuni Halefiyet " gereğince sigortalının yerine geçerek alacaklı davacı sıfatını elde ettiğini, davalı aleyhinde sigortalıya ödenen 35.744,78 USD'nin «rücu» ihbar tarihindeki TL karşılığı olan 279.620,69 TL «asıl alacak» ve «işlemiş faizi» toplam 280.463,38 TL üzerinden icra takibi açıldığını, borçlu davalı yasal sürede itiraz ettiği için takibin durduğunu ileri sürerek icra dosyasına yapılan itirazı …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin «acenteliğini» yaptığı «taşıyan» CMA CGM S.A. tarafından dava konusu taşıma ile ilgili olarak düzenlenmiş olan «konişmentolarda», “işbu konişmento tahtında taşıyana karşı doğan tüm talepler ve uyuşmazlıkların Marsilya Ticaret Mahkemeleri tarafından başkaca hiçbir ülke mahkemesinin yetkisi olmaksızın «münhasıran» çözüme kavuşturulacağı” öngörüldüğünü, Marsilya Mahkemelerinin münhasır «yetkisinin» kabul edildiğini, aktif ve «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddi gerektiğini, usulüne uygun olarak taşıyan veya taşıyanın tahliye limanı acentesine «hasar» ihbarında bulunulduğunun ispat edilemediğini, hasarın ne zaman ve nasıl meydana geldiğine ilişkin bir tespit olmadığını, hasarın, deniz yolu ile taşıma sırasında ve «taşıyanın sorumlu» olduğu sebeplerden dolayı meydana geldiğini gösteren bir belge olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8945 E. , 2023/3087 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1247 Esas, 2021/1353 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
(Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2019/406 E., 2020/109 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 117.960,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı sigortalı şirket tarafından Birleşik Arap Emirlikleri'nde mukim dava dışı şirkete satılan lazer kesme makinesinin Gemlik limanından Birleşik Arap Emirlikleri'nin Jebel Ali Limanına nakliyesinin davacı tarafından üstlenildiğini, sözkonusu taşımanın davacı şirket tarafından davalıya ait gemi ve hatta yaptırıldığını, davalının sorumluluğundaki taşıma sırasında makinenin kabininin tavanında kırılma ve çökme şeklinde hasar bulunduğundan bahisle tespit edilen hasar bedelinin dava dışı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalıya ödenmesine müteakiben ödenen tazminat tutarının rücuen tahsili amacıyla davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacının takibe itiraz ettiğini, itirazın iptali davasının davalı şirkete ihbar edildiğini, itirazın iptali davasının davacı aleyhine sonuçlandığını, icra dosyasına yapılan ödenmenin rücuen tahsili ve söz konusu taşımadan dolayı uğranılan ticari itibar kaybı nedeniyle manevi tazminat istemli davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1194 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca fiili taşıyan davalının meydana gelen hasardan müteselsilen sorumlu olduğunu, davalının alt taşıyıcı olduğu belirlemesinin anılan itirazın iptali davasında Bölge Adliye Mahkemesince yapıldığını ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu yükler bakımından akdi taşıyan konumunda olduğunu, dava konusu yüklerin müvekkili şirketin acenteliğini yaptığı taşıyan CMA CGM SA tarafından işletilen gemiye yüklenerek taşındığını, CMA CGM SA'nın fiili taşıyan konumunda olduğunu, müvekkilinin dava konusu eşyaların taşınma işini kendi nam ve hesabına üslenmediğini, müvekkilinin deniz yolu ile eşya taşımacılığı yapan bir şirket olmadığını, davanın öncelikle pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, ayrıca taşımaya ilişkin konişmentoda tarafların Marsilya Ticaret Mahkemelerinin yetkisini kabul ettiğini, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşımaya ilişkin konişmentonun taşıyan sıfatıyla CMA CGM SA tarafından düzenlendiği, davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde gemi acenteliği yetki belgesinin sunulduğu, dolayısıyla davalının taşıyan sıfatını haiz olmadığı, somut olay bakımından fiili taşıyanın CMA CGM SA, acentesinin ise davalı olduğu olduğu, davacının davalıya dava açtığı, davacının bu halde davayı taşıyanın acentesine izafeten yöneltmesi gerekirken doğrudan acenteye dava açılmasının 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesine aykırılık teşkil ettiği, davalının pasif husumetinin olmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının alt taşıyan olduğuna ilişkin ana davada tesis edilen kesin Bölge Adliye Mahkemesi kararına ve anılan kararın iş bu davaya etkisini düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 69 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki amir hükme rağmen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının ana davada ihbar olunan sıfatıyla yer alıp beyanlarda ve katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin yollamasıyla 6100 sayılı Kanun'un 69 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ana davada tesis edilen hükmün ve davalının taşımada alt taşıyıcı konumunda olduğu, müteselsil sorumluluğu bulunduğuna ilişkin gerekçenin işbu dava açısından kesin hüküm teşkil ettiğini, davalının ana davada husumet itirazında bulunmadığını, ana davada tesis edilen kesin Bölge Adliye Mahkemesi kararının yok sayıldığını, taşımaya istinaden davalı tarafından davacı tarafa kesilen faturanın bizzat davalı tarafından tanzim edildiğini, fatura üzerinde davalının acente sıfatıyla hareket ettiğine ve faturanın CMA CGM SA adına kesildiğine ilişkin herhangi bir ibare olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalının akdi taşıyan olduğuna ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı bulunduğunu ileri sürmekte ise de sigortalının akdi taşıyıcısı olan davacı aleyhinde hüküm verildiği, davalı acenteye dava ihbar edilmiş ise de hüküm içeriğinde davalı acentenin fiili taşıyan sıfatını haiz olduğuna dair bir belirleme yer almadığı, taşımaya ilişkin konşimentoda fiili taşıyanın CMA CGM isimli yabancı menşeli bir şirket olduğu, davacının davalının akdi taşıyıcı olduğuna dair herhangi bir belge sunmadığı, tarafların beyanlarından ve dosya kapsamından davalının taşıyıcı CMA CGM şirketinin acentesi olduğunun anlaşıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 105 imci maddesinin ikinci fıkrasında acentelik sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklardan dolayı acentenin müvekkili adına dava açabileceği, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceğinin düzenlendiği, davalı acentenin navlun faturası düzenlemesinin davalının taşıyan sıfatını haiz olduğunu kabule yeterli olmadığı, acente sıfatıyla haareket ettiğinin belirli olduğu bu durumda davalının acente sıfatıyla hareket ettiğinin ve kendisine doğrudan dava açılamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının 805 sayılı Kanuna aykırı olarak Türkçe olmayan belge kullandığını, bu davada taşıyıcı sıfatının bulunduğunu, faturanın davalı tarafından taşıyıcı sıfatıyla kendi nam hesabına tanzim edildiğini, taşıma işinden doğan navlun ücretinin kendisi tarafından tahsil edildiğini, faturada taşıyanın talep edebileceği bir kısım ücretlerin talep edildiğini, konişmentoda davalının ünvanının yer almadığını, davalının hakim ortaklarına karşı yöneltilebilecek talepleri sonuçsuz bırakmak suretiyle sorumluluktan kurtulmak için kötüniyetli olarak husumet itirazında bulunduğunu, ana davada tesis edilen kesin Bölge Adliye Mahkemesi kararına ve anılan kararın iş bu davaya etkisini düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 69 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki amir hükme rağmen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının ana davada ihbar olunan sıfatıyla yer alıp beyanlarda ve katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin yollamasıyla 6100 sayılı Kanun'un 69 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ana davada tesis edilen hükmün ve davalının taşımada alt taşıyıcı konumunda olduğu, müteselsil sorumluluğu bulunduğuna ilişkin gerekçenin işbu dava açısından kesin hüküm teşkil ettiğini, Bölge Adliye Mahkemesince davalının ana davada alt taşıyıcı olduğuna dair belirleme olmadığı gerekçesinin hatalı olduğunu, Yargıtay kararlarında acenteye karşı karşı hem asaleten hem de izafeten açılan davaların husumet yokluğundan reddedilmediğini, davada davalının taraf olarak gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesi uyarınca iradi taraf değişikliğine ilişkin beyanın dikkate alınması gerektiğini, itirazın iptali davasında da iradi taraf değişikliği yapılabileceğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasın istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan malın gemi ile taşıması sırasında hasarlanmasından dolayı dava dışı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelini sigorta şirketine ödeyen akdi taşıyıcı davacı tarafından, bu bedelin davalıdan tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Davalı şirket 14.01.2014 tarihli davacı adına düzenlenen fatura, taşıyıcıya izafeten acenta sıfatıyla düzenlenmeyip davalının kendi adına düzenlenmiştir. Navlun faturasını düzenleyen davalı bu durumda taşıma ilişkisinin tarafı olur (Dairemizin 18.06.2014 tarihli, 2014/869 E., 2014/11771 K;
28. 11.2011 tarihli, 2010/5127 E.,2011/15931 K. Sayılı kararları). İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 22.05.2019 tarihli ve 2018/766 E., 2019/778 K. sayılı kararında her ne kadar davalı acente, davada ihbar olunan sıfatıyla yer almakta ve o dosyada taraf değilse de aynı taşımaya ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesince yapılan belirlemede alt taşıyıcı olduğu belirtilmiştir. Tüm bu hususlar değerlendirilerek davanın husumetten reddi yerine işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/940684600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz