6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Navlun faturasını kendi adına düzenleyen davalının taşıma ilişkisinin tarafı sayılması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8945 E. 2023/3087 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Deniz taşımasında navlun faturasını taşıyıcıya izafeten acente sıfatıyla değil kendi adına düzenleyen kişi taşıma ilişkisinin tarafı olur; kendisine doğrudan dava açılabilir. Bu durumda pasif husumet yokluğundan ret verilemez, işin esasına girilmesi gerekir.

Ele alınan sorunlar

Navlun faturasını kendi adına düzenleyen davalıya doğrudan dava açılıp açılamayacağı (pasif husumet) → kabul

İddia: Davacı, davalının ana davada alt taşıyıcı olduğuna ilişkin kesin BAM kararı ve HMK 69/2 karşısında pasif husumet yokluğundan ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, faturanın davalı tarafından acente sıfatı belirtilmeksizin kendi adına tanzim edildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı adına düzenlenen navlun faturası, taşıyıcıya izafeten acente sıfatıyla değil, davalının kendi adına düzenlenmiştir. Navlun faturasını kendi adına düzenleyen kişi bu durumda taşıma ilişkisinin tarafı olur. Ayrıca aynı taşımaya ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesince yapılan belirlemede davalının alt taşıyıcı olduğu belirtilmiştir. Tüm bu hususlar değerlendirilerek davanın husumetten reddi yerine işin esasına girilerek karar verilmesi gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Navlun faturasını kendi adına düzenleyen davalının taşıma ilişkisinin tarafı sayılacağı ve husumetten ret yerine esasa girilmesi gerektiği yönünden bağlayıcı emsaldir.

Usul tespitleri

Dava şartı
pasif husumet (taraf sıfatı)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pasif husumet taşıyan sıfatı acente navlun faturası alt taşıyıcı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu — 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 105/2

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tespit | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8224 E. 2014/13645 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/549 E. 2024/4653 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/8945 E.  ,  2023/3087 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/1247 Esas, 2021/1353 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi

(Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla)

SAYISI 2019/406 E., 2020/109 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 117.960,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı sigortalı şirket tarafından Birleşik Arap Emirlikleri'nde mukim dava dışı şirkete satılan lazer kesme makinesinin Gemlik limanından Birleşik Arap Emirlikleri'nin Jebel Ali Limanına nakliyesinin davacı tarafından üstlenildiğini, sözkonusu taşımanın davacı şirket tarafından davalıya ait gemi ve hatta yaptırıldığını, davalının sorumluluğundaki taşıma sırasında makinenin kabininin tavanında kırılma ve çökme şeklinde hasar bulunduğundan bahisle tespit edilen hasar bedelinin dava dışı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalıya ödenmesine müteakiben ödenen tazminat tutarının rücuen tahsili amacıyla davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacının takibe itiraz ettiğini, itirazın iptali davasının davalı şirkete ihbar edildiğini, itirazın iptali davasının davacı aleyhine sonuçlandığını, icra dosyasına yapılan ödenmenin rücuen tahsili ve söz konusu taşımadan dolayı uğranılan ticari itibar kaybı nedeniyle manevi tazminat istemli davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1194 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca fiili taşıyan davalının meydana gelen hasardan müteselsilen sorumlu olduğunu, davalının alt taşıyıcı olduğu belirlemesinin anılan itirazın iptali davasında Bölge Adliye Mahkemesince yapıldığını ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu yükler bakımından akdi taşıyan konumunda olduğunu, dava konusu yüklerin müvekkili şirketin acenteliğini yaptığı taşıyan CMA CGM SA tarafından işletilen gemiye yüklenerek taşındığını, CMA CGM SA'nın fiili taşıyan konumunda olduğunu, müvekkilinin dava konusu eşyaların taşınma işini kendi nam ve hesabına üslenmediğini, müvekkilinin deniz yolu ile eşya taşımacılığı yapan bir şirket olmadığını, davanın öncelikle pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, ayrıca taşımaya ilişkin konişmentoda tarafların Marsilya Ticaret Mahkemelerinin yetkisini kabul ettiğini, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşımaya ilişkin konişmentonun taşıyan sıfatıyla CMA CGM SA tarafından düzenlendiği, davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde gemi acenteliği yetki belgesinin sunulduğu, dolayısıyla davalının taşıyan sıfatını haiz olmadığı, somut olay bakımından fiili taşıyanın CMA CGM SA, acentesinin ise davalı olduğu olduğu, davacının davalıya dava açtığı, davacının bu halde davayı taşıyanın acentesine izafeten yöneltmesi gerekirken doğrudan acenteye dava açılmasının 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesine aykırılık teşkil ettiği, davalının pasif husumetinin olmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının alt taşıyan olduğuna ilişkin ana davada tesis edilen kesin Bölge Adliye Mahkemesi kararına ve anılan kararın iş bu davaya etkisini düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 69 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki amir hükme rağmen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının ana davada ihbar olunan sıfatıyla yer alıp beyanlarda ve katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin yollamasıyla 6100 sayılı Kanun'un 69 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ana davada tesis edilen hükmün ve davalının taşımada alt taşıyıcı konumunda olduğu, müteselsil sorumluluğu bulunduğuna ilişkin gerekçenin işbu dava açısından kesin hüküm teşkil ettiğini, davalının ana davada husumet itirazında bulunmadığını, ana davada tesis edilen kesin Bölge Adliye Mahkemesi kararının yok sayıldığını, taşımaya istinaden davalı tarafından davacı tarafa kesilen faturanın bizzat davalı tarafından tanzim edildiğini, fatura üzerinde davalının acente sıfatıyla hareket ettiğine ve faturanın CMA CGM SA adına kesildiğine ilişkin herhangi bir ibare olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalının akdi taşıyan olduğuna ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı bulunduğunu ileri sürmekte ise de sigortalının akdi taşıyıcısı olan davacı aleyhinde hüküm verildiği, davalı acenteye dava ihbar edilmiş ise de hüküm içeriğinde davalı acentenin fiili taşıyan sıfatını haiz olduğuna dair bir belirleme yer almadığı, taşımaya ilişkin konşimentoda fiili taşıyanın CMA CGM isimli yabancı menşeli bir şirket olduğu, davacının davalının akdi taşıyıcı olduğuna dair herhangi bir belge sunmadığı, tarafların beyanlarından ve dosya kapsamından davalının taşıyıcı CMA CGM şirketinin acentesi olduğunun anlaşıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 105 imci maddesinin ikinci fıkrasında acentelik sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklardan dolayı acentenin müvekkili adına dava açabileceği, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceğinin düzenlendiği, davalı acentenin navlun faturası düzenlemesinin davalının taşıyan sıfatını haiz olduğunu kabule yeterli olmadığı, acente sıfatıyla haareket ettiğinin belirli olduğu bu durumda davalının acente sıfatıyla hareket ettiğinin ve kendisine doğrudan dava açılamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının 805 sayılı Kanuna aykırı olarak Türkçe olmayan belge kullandığını, bu davada taşıyıcı sıfatının bulunduğunu, faturanın davalı tarafından taşıyıcı sıfatıyla kendi nam hesabına tanzim edildiğini, taşıma işinden doğan navlun ücretinin kendisi tarafından tahsil edildiğini, faturada taşıyanın talep edebileceği bir kısım ücretlerin talep edildiğini, konişmentoda davalının ünvanının yer almadığını, davalının hakim ortaklarına karşı yöneltilebilecek talepleri sonuçsuz bırakmak suretiyle sorumluluktan kurtulmak için kötüniyetli olarak husumet itirazında bulunduğunu, ana davada tesis edilen kesin Bölge Adliye Mahkemesi kararına ve anılan kararın iş bu davaya etkisini düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 69 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki amir hükme rağmen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının ana davada ihbar olunan sıfatıyla yer alıp beyanlarda ve katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin yollamasıyla 6100 sayılı Kanun'un 69 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ana davada tesis edilen hükmün ve davalının taşımada alt taşıyıcı konumunda olduğu, müteselsil sorumluluğu bulunduğuna ilişkin gerekçenin işbu dava açısından kesin hüküm teşkil ettiğini, Bölge Adliye Mahkemesince davalının ana davada alt taşıyıcı olduğuna dair belirleme olmadığı gerekçesinin hatalı olduğunu, Yargıtay kararlarında acenteye karşı karşı hem asaleten hem de izafeten açılan davaların husumet yokluğundan reddedilmediğini, davada davalının taraf olarak gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesi uyarınca iradi taraf değişikliğine ilişkin beyanın dikkate alınması gerektiğini, itirazın iptali davasında da iradi taraf değişikliği yapılabileceğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasın istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan malın gemi ile taşıması sırasında hasarlanmasından dolayı dava dışı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelini sigorta şirketine ödeyen akdi taşıyıcı davacı tarafından, bu bedelin davalıdan tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme

Davalı şirket 14.01.2014 tarihli davacı adına düzenlenen fatura, taşıyıcıya izafeten acenta sıfatıyla düzenlenmeyip davalının kendi adına düzenlenmiştir. Navlun faturasını düzenleyen davalı bu durumda taşıma ilişkisinin tarafı olur (Dairemizin 18.06.2014 tarihli, 2014/869 E., 2014/11771 K;

28. 11.2011 tarihli, 2010/5127 E.,2011/15931 K. Sayılı kararları). İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 22.05.2019 tarihli ve 2018/766 E., 2019/778 K. sayılı kararında her ne kadar davalı acente, davada ihbar olunan sıfatıyla yer almakta ve o dosyada taraf değilse de aynı taşımaya ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesince yapılan belirlemede alt taşıyıcı olduğu belirtilmiştir. Tüm bu hususlar değerlendirilerek davanın husumetten reddi yerine işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/940684600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1247 E. 2021/1353 K.

Acenteye asaleten açılan tazminat davasında pasif husumet yokluğu

Gerekçe özeti

Bir taşımada fiili taşıyanın acentesi olan kişiye, taşımaya ilişkin fatura kendisi tarafından düzenlenmiş olsa da, taşıyan sıfatını haiz olduğuna dair belge bulunmadığı ve acente sıfatıyla hareket ettiği anlaşıldığı sürece, TTK 105/2 uyarınca doğrudan (asaleten) dava açılamaz; bu durumda pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerekir. Ayrıca, ilk derece yargılamasında ileri sürülmeyen taraf değişikliği talebi istinaf aşamasında ilk defa ileri sürülemez.

Emsal değeri

Fiili taşıyanın acentesine, taşıma faturasını kendi adına düzenlemiş olsa da, taşıyan sıfatını haiz olduğuna ilişkin somut belge bulunmadıkça doğrudan (asaleten) dava açılamayacağına ve bu durumun pasif husumet yokluğunu oluşturduğuna ilişkin değerlendirme bölgesel emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: pasif husumet acentelik fiili taşıyan akdi taşıyıcı itirazın iptali rücu taraf değişikliği TTK 105/2

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/1247

KARAR NO 2021/1353

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)

TARİHİ 29/06/2020

NUMARASI 2019/406 Esas- 2020/109 Karar

DAVA

Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 23/09/2021

Pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, dava dışı sigortalı ... San. Ve Tic. A.Ş, tarafından Birleşik Arap Emirlikleri'nde mukim ... Ltd. İsimli firmaya 30/12/2013 tarihli ... numaralı fatura ile satılan lazer kesme makinesinin Gemlik limanından Birleşik Arap Emirlikleri'nin Jebel Ali Limanına nakliyesinin müvekkili şirket tarafından üstlenildiğini, sözkonusu taşımanın müvekkili şirket tarafından davalı... A.Ş.'ye ait gemi ve hatta yaptırıldığını, davalının sorumluluğundaki mezkur taşıma sırasında makinenin kabininin tavanında kırılma ve çökme şeklinde hasar bulunduğundan bahisle tespit edilen 22.283-TL hasar bedelinin dava dışı ... Sigorta A.Ş. tarafından dava dışı sigortalıya ödenmesine müteakiben ödenen tazminat tutarının rücuen tahsili amacıyla müvekkili şirket aleyhine Küçükçekmece ...

İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, müvekili şirketin dava dışı ... Sigorta A.Ş. tarafından başlatılan takibe itiraz etmesi sonucu dava dışı ... Sigorta A.Ş. tarafından İstanbul 17. ATM'nin 2015/501 E.sayılı dosyası ile itirazın iptali davası ikame edildiğini, takibin kesinleşmesi üzerine Küçükçekmece ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında kalan 7.784,55-TL bakiye borcun müvekkili şirket tarafından icra dosyasına ödendiğini, mezkûr ödeme neticesinde davalı şirkete rücu hakkı doğan müvekkili şirketin davalı şirkete karşı İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalı tarafın itirazı neticesinde takibin durduğunu, müvekkili şirketin ödemek zorunda kaldığı tazminata konu olayın davalı borçlu ...

A.Ş.’nin taşıması sırasında gerçekleştiğini ileri sürerek davalı borçlunun İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E.sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaliyle takibin devamına,alacak miktarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacının dava dışı ... San. ve Tic. A.Ş. tarafından yurt dışına satılan lazer kesme makinesinin Gemlik limanından Birleşik Arap Emirlikleri’nin Jebel Ali Limanına nakliyesi sırasında meydana gelen hasarla ilgili olarak, İstanbul 17. ATM’nin 2015/501 Esas 2018/33 karar sayılı kararı uyarınca ödeme yaptığı tutar ile birlikte manevi tazminat da talep ederek müvekkili aleyhine başlattığı icra takibine itirazları üzerine işbu davayı açtıklarını, davacının dava konusu yükler bakımından akdi taşıyan konumunda olduğunu, dava konusu yüklerin müvekkili şirketin acenteliğini yaptığı taşıyan ... SA tarafından işletilen gemiye yüklenerek taşındığını, ... SA'nın fiili taşıyan konumunda olduğunu,müvekkilinin dava konusu eşyaların taşınma işini kendi nam ve hesabına üslenmediğini, müvekkilinin deniz yolu ile eşya taşımacılığı yapan bir şirket olmadığını, davanın öncelikle pasif husumet yokluğu, milletlerarası yetkisizlik nedeniyle ve hak düşürücü süre nedeniyle akdi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, taşımaya ilişkin konişmentonun taşıyan sıfatıyla ... SA tarafından düzenlendiği, davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde gemi acenteliği yetki belgesinin sunulduğu, dolayısıyla davalı ...Deniz Acenteliği A.Ş.nin taşıyan sıfatını haiz olmadığı, somut olay bakımından fiili taşıyanın ...SA, acentesinin ise ...Deniz Acenteliği A.Ş. olduğu, davacının davalı ...Deniz Acenteliği A.Ş.ye dava açtığı, davacının bu halde davayı taşıyanın acentesine izafeten yöneltmesi gerekirken doğrudan acenteye dava açılmasının TTK'nın 105. maddesine aykırılık teşkil ettiği, davalının pasif husumetinin olmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İSTİNAFSEBEPLERİ

Davacı vekili; davalının alt taşıyan olduğuna ilişkin ana davada tesis edilen kesin istinaf kararına ve anılan kararın iş bu davaya etkisini düzenleyen HMK'nın 69/2 maddesindeki amir hükme rağmen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının ana davada ihbar olunan sıfatıyla yer alıp beyanlarda ve katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunduğunu, HMK'nın 64. maddesinin yollamasıyla HMK'nın 69/2. maddesi uyarınca ana davada tesis edilen hükmün ve davalının taşımada alt taşıyıcı konumunda olup müteselsil sorumluluğu bulunduğuna ilişkin gerekçenin işbu rücu davası açısından kesin hüküm teşkil ettiğini, davalının ana davada husumet itirazında bulunmadığını, ana davada tesis edilen kesin istinaf kararının yok sayıldığını, taşımaya istinaden davalı tarafından davacı tarafa kesilen faturanın bizzat davalı tarafından tanzim edildiğini, fatura üzerinde davalının acente sıfatıyla hareket ettiğine ve faturanın ...SA adına kesildiğine ilişkin herhangi bir ibare olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan malın gemi ile taşıması sırasında hasarlanmasından dolayı dava dışı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelini sigorta şirketine ödeyen akdi taşıyıcı davacı tarafından, bu bedelin davalıdan tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın İİK 67 ve devamı maddeleri uyarınca iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili davalının akdi taşıyan olduğuna ilişkin istinaf mahkemesi kararı bulunduğunu ileri sürmekte ise de ; sigortalıya halefen açılan davada ;sigortalının akdi taşıyıcısı olan davacı aleyhinde hüküm verilmiş ,davalı acenteye dava ihbar edilmiş ise de hüküm içeriğinde davalı acentenin fiili taşıyan sıfatını haiz olduğuna dair bir belirleme yer almamaktadır.

Dosya davacısı taşımaya ilişkin konşimentoda fiili taşıyanın ...isimli yabancı menşeli bir şirket olduğu belirli olup davalının akdi taşıyıcı olduğuna dair herhangi bir belge sunulmamıştır. Tarafların beyanlarından ve dosya kapsamından davalının taşıyıcı ...şirketinin acentesi olduğu anlaşılmaktadır. TTK nın 105/2. Maddesinde "acentelik sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklardan dolayı acentenin müvekkili adına dava açabileceği, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği" hükmü düzenlenmiştir. Davalı acentenin navlun faturası düzenlemesinin davalının taşıyan sıfatını haiz olduğunu kabule yeterli olmadığı, acente sıfatıyla haareket ettiğinin belirli olduğu bu durumda davalının acente sıfatıyla hareket ettiğinin ve kendisine doğrudan dava açılamayacağının kabulü gerekmiştir.

O halde ilk derece mahkemesince davalıya asaleten açılan dava yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Diğer taraftan davacı vekili tarafından istinaf aşamasında taraf değişikliği talebinde bulunulmuş ise de, yargılama aşamasında ileri sürülmeyen taraf değişikliği talebinin istinaf aşamasında ileri sürülmesi mümkün olmadığından davacı vekilinin talebi yerinde görülmemiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 59,30-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 4,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 23/09/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.