İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/549 E. 2024/4653 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 105/2↗ kanuni halefiyet↗ akdi taşıyıcı↗ taşıma işleri komisyoncusu↗ fiili taşıyan↗ taşıyan sıfatı↗ ihbar tazminatı↗ hasar ihbarı↗ navlun faturası↗ pasif dava ehliyeti (husumet)↗ taşıyanın sorumluluğu↗ denizcilik ihtisas mahkemesi↗ eksper raporu↗ nakliyat sigortası↗ konişmento↗ izafeten dava↗ acentelik sözleşmesi↗ halefiyet↗ sigorta tazminatı↗ pasif husumet ehliyeti↗ şirket merkezi mahkemesi↗ ihtisas mahkemesi↗ acente↗ navlun↗ sözleşmeden doğan dava↗ husumet ehliyeti↗ pasif husumet yokluğu↗ münhasırlık↗ acentelik↗ rücu↗ pasif husumet↗ komisyon↗ işlemiş faiz↗ husumet yokluğu↗ taraf ehliyeti↗ taşıyıcı↗ ihbar↗ ihtar↗ esastan ret↗ asıl alacak↗ taşıyan↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ sigorta poliçesi↗ cy/cy kaydı↗ hasar↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2021/347 E., 2022/34 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı sigortalı ... Gıda Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş., Madagaskar ülkesinde yerleşik MAISON SAMAT firmasına ihraç ettiği buğday unu emtiasını Nakliyat ... Sigorta Poliçesi ile müvekkili ... Sigorta ya sigorta ettirdiğini, Bağımsız Sigorta Ekspertiz raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere Ambarlı limanından 11.01.2020 tarihinde MSC PINA gemisi ile gönderilmiş 2.500 çuval, net 125.000 Kg, brüt 125.212,50 Kg un emtiaları varış limanı Antsiranana/Madagascar limanına m/v KIARA isimli aktarma gemisi ile 10.06.2020 tarihinde vardığını, varış yerinde yapılan incelemede e 2.500 çuval emtiadan 736 çuval un emtiasının hasarsız, bakiye 1.764 çuval un emtiasının ise bozulmuş (tamamen hasarlı) olduğu Madagascar ülkesi resmi görevlileri ve yetkilileri tarafından tespit edildiğini ve bu bozuk unlar aynı resmi makamlarca tutanakla imha edildiğini, sigortalının hasar ihbarı ve tazminat talebi üzerine müvekkilince 40102000239 no.lu hasar dosyası açılarak bağımsız sigorta ekspertiz raporu alındığını, 26.11.2020 tarihli, 108/20 no.lu bağımsız sigorta Ekspertiz raporunda da sigortalıya ödenmesi gereken hasar tazminatı 35.744,78 USD olarak hesaplandığını, ekspertiz raporuyla belirlenmiş olan 35.744,78 USD sigorta tazminatı müvekkilince sigortalıya 09.12.2020 tarihinde Swift ile ödendiğini, böylece müvekkilinin 6100 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1472 nci maddesinin birinci fıkrasındaki " Kanuni Halefiyet " gereğince sigortalının yerine geçerek alacaklı davacı sıfatını elde ettiğini, davalı aleyhinde sigortalıya ödenen 35.744,78 USD'nin rücu ihbar tarihindeki TL karşılığı olan 279.620,69 TL asıl alacak ve işlemiş faizi toplam 280.463,38 TL üzerinden icra takibi açıldığını, borçlu davalı yasal sürede itiraz ettiği için takibin durduğunu ileri sürerek icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin acenteliğini yaptığı taşıyan CMA CGM S.A. tarafından dava konusu taşıma ile ilgili olarak düzenlenmiş olan konişmentolarda, “işbu konişmento tahtında taşıyana karşı doğan tüm talepler ve uyuşmazlıkların Marsilya Ticaret Mahkemeleri tarafından başkaca hiçbir ülke mahkemesinin yetkisi olmaksızın münhasıran çözüme kavuşturulacağı” öngörüldüğünü, Marsilya Mahkemelerinin münhasır yetkisinin kabul edildiğini, aktif ve pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, usulüne uygun olarak taşıyan veya taşıyanın tahliye limanı acentesine hasar ihbarında bulunulduğunun ispat edilemediğini, hasarın ne zaman ve nasıl meydana geldiğine ilişkin bir tespit olmadığını, hasarın, deniz yolu ile taşıma sırasında ve taşıyanın sorumlu olduğu sebeplerden dolayı meydana geldiğini gösteren bir belge olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönünden yapılan değerlendirmede; konişmentonun " signed for the carrier CMA CGM S.A. " kaydı ile taşıyan adına acentesi tarafından imzalandığı, taşıma işleri komisyoncusu sıfatına haiz Esna Uluslararası Taşımacılık adına düzenlenen navlun faturasının ise fiili taşıyan CMA CGM S.A. tarafından düzenlendiği, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinde "acentenin aracılık ettiği sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklardan dolayı acente tarafından müvekkili adına dava açılabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava yöneltilebileceği" hükmünün düzenlendiği, anılan yasa maddesine göre acenteye karşı izafeten dava yöneltilebilecek olmasına rağmen doğrudan dava açılmasının mümkün olmadığı, davalının taşıma işini üstlendiğine dair başkaca bir delilin de sunulmadığı, bu haliyle davalının pasif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ön inceleme aşamasında red kararı verilmesinin usule aykırı olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen ve celbi gereken delillerin tamamlanmadığını, gelen cevaplara beyanda bulunmak üzere süre verilmediğini, konişmentonun signed for the carrier CMA CGM S.A kaydı ile taşıyan adına acentesi imzalandığına ve bu acentenin de davalı şirket olduğuna dair tespitlerinin hatalı olduğunu, anılan konişmentoda imzası olan acentenin davalı CMA CGM DENİZ ACENTELİĞİ AŞ değil tercüme evrakından da görüldüğü üzere CMA CGM SHIPPING AGENCY J.S.C. unvanlı bir başka şirket olduğunu, navlun faturasının CMA CGM SA tarafından kesilmişse de akdi taşıyıcının davalı CMA CGM DENİZ ACENTELİĞİ A.Ş. olduğunu ve sigortalının taşıma öncesi ve sonrası ve hatta hasar sonrası ihbar ve ihtarını da davalı şirketle yaptığını, müvekkilinin sigortalısı ... Gıda Tarım San ve Tic. A.Ş.'nin hiçbir zaman CMA CGM SA ile muhatap olmadığını, muhatabının davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş. olduğunu, dava konusu taşıma işinde sigortalının tek muhatabının davalı olduğunu ve bütün aşamaların davalı ile görüşülerek yürütüldüğünü, davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş. arasında e-posta ihbar ihtar yazışmaları kapsamında icra takibinde borçlu, dava dilekçesinde davalı olarak gösterildiğini, bunun yerel mahkemece gözardı edildiğini ve sigortalı ile hiçbir şekilde muhatap olmayan CMA CGM SA taşıyıcı kabul edilerek davanın pasif husumet yönünden reddine karar verildiğini, davalının CGM CMA SA firmasının acentesi olduğunu belgelemediği halde sırf beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulmasının doğru olmadığını,CGM CMA firmasının dünyanın çeşitli ülkelerinde çeşitli unvanlarla faaliyet gösterdiğini, " CGM CMA " çatı unvanını kullandığını, ülkemizde de bu çatı unvan altında ancak aynı şirket merkezinde iki ayrı vergi kimliği ve kaydıyla faaliyet gösterdiğini, somut olayda da sigortalısıyla Türkiye- Madagaskar ülkesi arasındaki taşıma işinde tüm yazışmalarda taşıma işini üstlenen davalının - CMA CGM DENİZCİLİK A.Ş. olup hasar ortaya çıkıncaya kadar acente sıfatıyla hareket ettiğine dair hiçbir beyanı bulunmadığını, mahkemenin gerekçeli kararında "Davalının taşıma işini üstlendiğine dair başkaca bir delilin de sunulmadığı, bu haliyle davalının pasif dava ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla" şeklindeki ibaresinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesine aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşımaya ilişkin olarak taşıyan sıfatıyla CMA CGM S.A tarafından 11.01.2020 tarihli konişmento düzenlendiği, konişmentonun acente sıfatıyla davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş. tarafından imzalandığı, dosya içerisinde bulunan navlun faturası incelendiğinde, taşıma işleri komisyoncusu sıfatına haiz Esna Uluslararası Taşımacılık adına düzenlenen navlun faturasının fiili taşıyan CMA CGM S.A. tarafından düzenlendiği, somut olay bakımından taşıyıcının CMA CGM S.A olduğu, davalının ise taşıyıcı CMA CGM şirketinin acentesi olduğu, davalının, taşıma işini kendi adı ve namına üstlenmediği, dolayısıyla davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş.' nin taşıyan sıfatını haiz olmadığı, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin ikinci fıkrasında '' acentelik sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklardan dolayı acentenin müvekkili adına dava açabileceği, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği'' hükmünün düzenlendiği, eldeki davanın ise acente davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş.' karşı açıldığı, TTK 105 inci maddeye göre acentaya doğrudan dava açılamayacağından davalının pasif husumeti olmadığından mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, deniz taşımasından kaynaklı hasar bedelinin rucüen tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesi ile 1472 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8224 E. 2014/13645 K.
Ortak:taşıma işleri komisyoncusu · izafeten dava · acentelik · komisyon · taşıyıcı · taşıyan · dava şartı
İncelediğiniz kararda" «kaydı» ile «taşıyan» adına «acentesi» tarafından imzalandığı, «taşıma işleri komisyoncusu» sıfatına haiz Esna Uluslararası Taşımacılık adına düzenlenen «navlun faturasının» ise «fiili taşıyan» CMA CGM S.A. tarafından düzenlendiği, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinde "acentenin aracılık ettiği «sözleşmelerden doğan» uyuşmazlıklardan dolayı «acente» tarafından müvekkili adına dava açılabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava yöneltilebileceği" hükmünün düzenlendiği, anılan yasa maddesine göre acenteye karşı «izafeten» dava yöneltilebilecek olmasına rağmen doğrudan dava açılmasının mümkün olmadığı, davalının taşıma işini üstlendiğine dair başkaca bir delilin de sunulmadığı, bu haliyle davalının pasif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşımaya ilişkin olarak «taşıyan» sıfatıyla CMA CGM S.A tarafından 11.01.2020 tarihli «konişmento» düzenlendiği, konişmentonun «acente» sıfatıyla davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş. tarafından imzalandığı, dosya içerisinde bulunan «navlun faturası» incelendiğinde, «taşıma işleri komisyoncusu» sıfatına haiz Esna Uluslararası Taşımacılık adına düzenlenen navlun faturasının «fiili taşıyan» CMA CGM S.A. tarafından düzenlendiği, somut olay bakımından «taşıyıcının» CMA CGM S.A olduğu, davalının ise taşıyıcı CMA CGM şirketinin «acentesi» olduğu, davalının, taşıma işini kendi adı ve namına üstlenmediği, dolayısıyla davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş.' nin «taşıyan sıfatını» haiz olmadığı, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin ikinci fıkrasında '' «acentelik sözleşmesinden doğan» uyuşmazlıklardan dolayı acentenin müvekkili adına dava açabileceği, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği'' hükmünün düzenlendiği, eldeki davanın ise acente davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş.' karşı açıldığı, TTK 105 inci maddeye göre acentaya doğrudan dava açılamayacağından davalının «pasif husumeti» olmadığından mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… mesinin usule aykırı olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen ve celbi gereken delillerin tamamlanmadığını, gelen cevaplara beyanda bulunmak üzere süre verilmediğini, «konişmentonun» signed for the carrier CMA CGM S.A «kaydı» ile «taşıyan» adına «acentesi» imzalandığına ve bu acentenin de davalı şirket olduğuna dair tespitlerinin hatalı olduğunu, anılan konişmentoda imzası olan acentenin davalı CMA CGM DENİZ ACENTELİĞİ AŞ değil tercüme evrakından da görüldüğü üzere CMA CGM SHIPPING AGENCY J.S.C. unvanlı bir başka şirket olduğunu, «navlun faturasının» CMA CGM SA tarafından kesilmişse de «akdi taşıyıcının» davalı CMA CGM DENİZ ACENTELİĞİ A.Ş. olduğunu ve sigortalının taşıma öncesi ve sonrası ve hatta «hasar» sonrası «ihbar» ve «ihtarını» da davalı şirketle yaptığını, müvekkilinin sigortalısı ...
Benzer bu kararda1-Davacı vekili, müvekkilinin «taşıma işleri komisyoncusu» olduğunu, davalı sigorta şirketine «cebri icra tehdidi» altında ödeme yaptıklarını, taşımadan kaynaklı borçları bulunmadığını, diğer davalı CMA CGM SA firmasının ise «taşıyıcı» olduğunu, bu firmadan «rücuan tazminat» talep ettiklerini ileri sürerek, işbu davayı açmış olup, mahkemece buna rağmen davacı ile «alt taşıyıcı» CMA CGM SA firması arasındaki talep «menfi tespit» olarak değerlendirilmek suretiyle, davacının alt taşıyıcıya herhangi bir ödeme yapmadığı, alt taşıyıcı hakkında dava açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı yönündeki gerekçesi yerinde değildir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 6762 sayılı TTK'nın 814/2. maddesi uyarınca «taşıyan» olduğu, emtianın konteyner üzerine başka malın «istif» edilmesinden dolayı hasarlandığı, davacının zarardan sorumlu bulunduğu, davalı CMA firmasının ise olayda «alt taşıyan» olduğu, «cebri icra tehdidi» altında ödemenin davalı sigorta şirketine yapıldığı, davalı CMA firmasına davacının ödemede bulunmadığı, «menfi tespit» davasının alacaklıya karşı açılabileceği, işbu davaya açmakta «hukuki yarar» olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:cebri icra tehdidi · alt taşıyan · cebri icra · alt taşıyıcı · rücuan tazminat · istifa · hukuki yarar · menfi tespit
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 6762 sayılı TTK'nın 814/2. maddesi uyarınca «taşıyan» olduğu, emtianın konteyner üzerine başka malın «istif» edilmesinden dolayı hasarlandığı, davacının zarardan sorumlu bulunduğu, davalı CMA firmasının ise olayda «alt taşıyan» olduğu, «cebri icra tehdidi» altında ödemenin davalı sigorta şirketine yapıldığı, davalı CMA firmasına davacının ödemede bulunmadığı, «menfi tespit» davasının alacaklıya karşı açılabileceği, işbu davaya açmakta «hukuki yarar» olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1-Davacı vekili, müvekkilinin «taşıma işleri komisyoncusu» olduğunu, davalı sigorta şirketine «cebri icra tehdidi» altında ödeme yaptıklarını, taşımadan kaynaklı borçları bulunmadığını, diğer davalı CMA CGM SA firmasının ise «taşıyıcı» olduğunu, bu firmadan «rücuan tazminat» talep ettiklerini ileri sürerek, işbu davayı açmış olup, mahkemece buna rağmen davacı ile «alt taşıyıcı» CMA CGM SA firması arasındaki talep «menfi tespit» olarak değerlendirilmek suretiyle, davacının alt taşıyıcıya herhangi bir ödeme yapmadığı, alt taşıyıcı hakkında dava açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı yönündeki gerekçesi yerinde değildir.
Bu itibarla, mahkemece davacı ile davalı CMA CGM SA arasındaki davanın «rücuan tazminat» istemine ilişkin olduğu kabul edilerek, tarafların hukuki durumunun buna göre değerlendirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Navlun faturasını kendi adına düzenleyen davalının taşıma ilişkisinin tarafı sayılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8945 E. 2023/3087 K.
Ortak:pasif husumet · taşıyan sıfatı · acente · navlun faturası · dava şartı
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşımaya ilişkin olarak «taşıyan» sıfatıyla CMA CGM S.A tarafından 11.01.2020 tarihli «konişmento» düzenlendiği, konişmentonun «acente» sıfatıyla davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş. tarafından imzalandığı, dosya içerisinde bulunan «navlun faturası» incelendiğinde, «taşıma işleri komisyoncusu» sıfatına haiz Esna Uluslararası Taşımacılık adına düzenlenen navlun faturasının «fiili taşıyan» CMA CGM S.A. tarafından düzenlendiği, somut olay bakımından «taşıyıcının» CMA CGM S.A olduğu, davalının ise taşıyıcı CMA CGM şirketinin «acentesi» olduğu, davalının, taşıma işini kendi adı ve namına üstlenmediği, dolayısıyla davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş.' nin «taşıyan sıfatını» haiz olmadığı, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin ikinci fıkrasında '' «acentelik sözleşmesinden doğan» uyuşmazlıklardan dolayı acentenin müvekkili adına dava açabileceği, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği'' hükmünün düzenlendiği, eldeki davanın ise acente davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş.' karşı açıldığı, TTK 105 inci maddeye göre acentaya doğrudan dava açılamayacağından davalının «pasif husumeti» olmadığından mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
" «kaydı» ile «taşıyan» adına «acentesi» tarafından imzalandığı, «taşıma işleri komisyoncusu» sıfatına haiz Esna Uluslararası Taşımacılık adına düzenlenen «navlun faturasının» ise «fiili taşıyan» CMA CGM S.A. tarafından düzenlendiği, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinde "acentenin aracılık ettiği «sözleşmelerden doğan» uyuşmazlıklardan dolayı «acente» tarafından müvekkili adına dava açılabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava yöneltilebileceği" hükmünün düzenlendiği, anılan yasa maddesine göre acenteye karşı «izafeten» dava yöneltilebilecek olmasına rağmen doğrudan dava açılmasının mümkün olmadığı, davalının taşıma işini üstlendiğine dair başkaca bir delilin de sunulmadığı, bu haliyle davalının pasif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… işinde sigortalının tek muhatabının davalı olduğunu ve bütün aşamaların davalı ile görüşülerek yürütüldüğünü, davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş. arasında e-posta «ihbar» «ihtar» yazışmaları kapsamında icra takibinde borçlu, dava dilekçesinde davalı olarak gösterildiğini, bunun yerel mahkemece gözardı edildiğini ve sigortalı ile hiçbir şekilde muhatap olmayan CMA CGM SA «taşıyıcı» kabul edilerek davanın «pasif husumet» yönünden reddine karar verildiğini, davalının CGM CMA SA firmasının «acentesi» olduğunu belgelemediği halde sırf beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulmasının doğru olmadığını,CGM CMA firmasının dünyanın çeşitli ülkelerinde çeşitli unvanlarla faaliyet gösterdiğini, " CGM CMA " çatı unvanını kullandığını, ülkemizde de bu çatı unvan altında ancak aynı «şirket merkezinde» iki ayrı vergi kimliği ve kaydıyla faaliyet gösterdiğini, somut olayda da sigortalısıyla Türkiye- Madagaskar ülkesi arasındaki taşıma işinde tüm yazışmalarda taşıma işini üstlenen davalının - CMA CGM DENİZCİLİK A.Ş. olup «hasar» ortaya çıkıncaya kadar «acente» sıfatıyla hareket ettiğine dair hiçbir beyanı bulunmadığını, mahkemenin gerekçeli kararında "Davalının taşıma işini üstlendiğine dair başkaca bir delilin de sunulmadığı, bu haliyle davalının pasif dava «ehliyetinin» bulunmadığı anlaşılmakla" şeklindeki ibaresinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesine aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldır …
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalının «akdi taşıyan» olduğuna ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı bulunduğunu ileri sürmekte ise de sigortalının «akdi taşıyıcısı» olan davacı aleyhinde hüküm verildiği, davalı «acenteye» dava «ihbar» edilmiş ise de hüküm içeriğinde davalı acentenin «fiili taşıyan sıfatını» haiz olduğuna dair bir belirleme yer almadığı, taşımaya ilişkin «konşimentoda» fiili taşıyanın CMA CGM isimli yabancı menşeli bir şirket olduğu, davacının davalının akdi taşıyıcı olduğuna dair herhangi bir belge sunmadığı, tarafların beyanlarından ve dosya kapsamından davalının taşıyıcı CMA CGM şirketinin acentesi olduğunun anlaşıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 105 imci maddesinin ikinci fıkrasında «acentelik sözleşmesinden doğan» uyuşmazlıklardan dolayı acentenin müvekkili adına dava açabileceği, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceğinin düzenlendiği, davalı acentenin «navlun faturası» düzenlemesinin davalının taşıyan sıfatını haiz olduğunu kabule yeterli olmadığı, «acente» sıfatıyla haareket ettiğinin belirli olduğu bu durumda davalının acente sıfatıyla hareket ettiğinin ve kendisine doğrudan dava açılamayacağı gerekçesiyle davacı ve …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşımaya ilişkin «konişmentonun» «taşıyan» sıfatıyla CMA CGM SA tarafından düzenlendiği, davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde «gemi acenteliği» «yetki» belgesinin sunulduğu, dolayısıyla davalının «taşıyan sıfatını» haiz olmadığı, somut olay bakımından «fiili taşıyanın» CMA CGM SA, acentesinin ise davalı olduğu olduğu, davacının davalıya dava açtığı, davacının bu halde davayı taşıyanın acentesine «izafeten» yöneltmesi gerekirken doğrudan acenteye dava açılmasının 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesine aykırılık teşkil ettiği, davalının «pasif husumetinin» olmadığı gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının «alt taşıyan» olduğuna ilişkin ana davada tesis edilen «kesin» Bölge Adliye Mahkemesi kararına ve anılan kararın iş bu davaya etkisini düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 69 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki amir hükme rağmen davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının ana davada «ihbar olunan» sıfatıyla yer alıp beyanlarda ve «katılma yoluyla istinaf» başvurusunda bulunduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin yollamasıyla 6100 sayılı Kanun'un 69 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ana davada tesis edilen hükmün ve davalının taşımada «alt taşıyıcı» konumunda olduğu, «müteselsil sorumluluğu» bulunduğuna ilişkin gerekçenin işbu dava açısından kesin hüküm teşkil ettiğini, davalının ana davada «husumet itirazında» bulunmadığını, ana davada tesis edilen kesin Bölge Adliye Mahkemesi kararının yok sayıldığını, taşımaya istinaden davalı tarafından davacı tarafa kesilen faturanın bizzat davalı tarafından tanzim edildiğini, «fatura» üzerinde davalının «acente» sıfatıyla hareket ettiğine ve faturanın CMA CGM SA adına kesildiğine ilişkin herhangi bir ibare olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:alt taşıyıcı
Benzer bu kararda… acı şirket tarafından davalıya ait gemi ve hatta yaptırıldığını, davalının sorumluluğundaki taşıma sırasında makinenin kabininin tavanında kırılma ve çökme şeklinde «hasar» bulunduğundan bahisle tespit edilen hasar bedelinin dava dışı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalıya ödenmesine müteakiben ödenen tazminat tutarının «rücuen tahsili» amacıyla davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacının takibe itiraz ettiğini, itirazın iptali davasının davalı şirkete «ihbar» edildiğini, itirazın iptali davasının davacı aleyhine sonuçlandığını, icra dosyasına yapılan ödenmenin rücuen tahsili ve söz konusu taşımadan dolayı uğranılan «ticari itibar» «kaybı» nedeniyle manevi tazminat istemli davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının «icra takibine itiraz» ettiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1194 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca «fiili taşıyan» davalının meydana gelen hasardan «müteselsilen sorumlu» olduğunu, davalının «alt taşıyıcı» olduğu belirlemesinin anılan itirazın iptali davasında Bölge Adliye Mahkemesince yapıldığını ileri sürerek itirazın iptalini ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının «alt taşıyan» olduğuna ilişkin ana davada tesis edilen «kesin» Bölge Adliye Mahkemesi kararına ve anılan kararın iş bu davaya etkisini düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 69 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki amir hükme rağmen davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının ana davada «ihbar olunan» sıfatıyla yer alıp beyanlarda ve «katılma yoluyla istinaf» başvurusunda bulunduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin yollamasıyla 6100 sayılı Kanun'un 69 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ana davada tesis edilen hükmün ve davalının taşımada «alt taşıyıcı» konumunda olduğu, «müteselsil sorumluluğu» bulunduğuna ilişkin gerekçenin işbu dava açısından kesin hüküm teşkil ettiğini, davalının ana davada «husumet itirazında» bulunmadığını, ana davada tesis edilen kesin Bölge Adliye Mahkemesi kararının yok sayıldığını, taşımaya istinaden davalı tarafından davacı tarafa kesilen faturanın bizzat davalı tarafından tanzim edildiğini, «fatura» üzerinde davalının «acente» sıfatıyla hareket ettiğine ve faturanın CMA CGM SA adına kesildiğine ilişkin herhangi bir ibare olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının 805 sayılı Kanuna aykırı olarak Türkçe olmayan belge kullandığını, bu davada «taşıyıcı sıfatının» bulunduğunu, faturanın davalı tarafından taşıyıcı sıfatıyla kendi nam hesabına tanzim edildiğini, taşıma işinden doğan «navlun» ücretinin kendisi tarafından tahsil edildiğini, faturada «taşıyanın» talep edebileceği bir kısım ücretlerin talep edildiğini, «konişmentoda» davalının ünvanının yer almadığını, davalının «hakim ortaklarına» karşı yöneltilebilecek talepleri sonuçsuz bırakmak suretiyle «sorumluluktan kurtulmak» için «kötüniyetli» olarak «husumet itirazında» bulunduğunu, ana davada tesis edilen «kesin» Bölge Adliye Mahkemesi kararına ve anılan kararın iş bu davaya etkisini düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 69 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki amir hükme rağmen davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının ana davada «ihbar olunan» sıfatıyla yer alıp beyanlarda ve «katılma yoluyla istinaf» başvurusunda bulunduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin yollamasıyla 6100 sayılı Kanun'un 69 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ana davada tesis edilen hükmün ve davalının taşımada «alt taşıyıcı» konumunda olduğu, «müteselsil sorumluluğu» bulunduğuna ilişkin gerekçenin işbu dava açısından kesin hüküm teşkil ettiğini, Bölge Adliye Mahkemesince davalının ana davada alt taşıyıcı olduğuna dair belirleme olmadığı gerekçesinin hatalı olduğunu, Yargıtay kararlarında «acenteye» karşı karşı hem asaleten hem de «izafeten» açılan davaların husumet yokluğundan reddedilmediğini, davada davalının taraf olarak gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı Kanun'un …
Hukuk Dairesinin 22.05.2019 tarihli ve 2018/766 E., 2019/778 K. sayılı kararında her ne kadar davalı «acente», davada «ihbar olunan» sıfatıyla yer almakta ve o dosyada taraf değilse de aynı taşımaya ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesince yapılan belirlemede «alt taşıyıcı» olduğu belirtilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/549 E. , 2024/4653 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/767 Esas, 2022/1789 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2021/347 E., 2022/34 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı sigortalı ... Gıda Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş., Madagaskar ülkesinde yerleşik MAISON SAMAT firmasına ihraç ettiği buğday unu emtiasını Nakliyat ... Sigorta Poliçesi ile müvekkili ... Sigorta ya sigorta ettirdiğini, Bağımsız Sigorta Ekspertiz raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere Ambarlı limanından 11.01.2020 tarihinde MSC PINA gemisi ile gönderilmiş 2.500 çuval, net 125.000 Kg, brüt 125.212,50 Kg un emtiaları varış limanı Antsiranana/Madagascar limanına m/v KIARA isimli aktarma gemisi ile 10.06.2020 tarihinde vardığını, varış yerinde yapılan incelemede e 2.500 çuval emtiadan 736 çuval un emtiasının hasarsız, bakiye 1.764 çuval un emtiasının ise bozulmuş (tamamen hasarlı) olduğu Madagascar ülkesi resmi görevlileri ve yetkilileri tarafından tespit edildiğini ve bu bozuk unlar aynı resmi makamlarca tutanakla imha edildiğini, sigortalının hasar ihbarı ve tazminat talebi üzerine müvekkilince 40102000239 no.lu hasar dosyası açılarak bağımsız sigorta ekspertiz raporu alındığını, 26.11.2020 tarihli, 108/20 no.lu bağımsız sigorta Ekspertiz raporunda da sigortalıya ödenmesi gereken hasar tazminatı 35.744,78 USD olarak hesaplandığını, ekspertiz raporuyla belirlenmiş olan 35.744,78 USD sigorta tazminatı müvekkilince sigortalıya 09.12.2020 tarihinde Swift ile ödendiğini, böylece müvekkilinin 6100 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1472 nci maddesinin birinci fıkrasındaki " Kanuni Halefiyet " gereğince sigortalının yerine geçerek alacaklı davacı sıfatını elde ettiğini, davalı aleyhinde sigortalıya ödenen 35.744,78 USD'nin rücu ihbar tarihindeki TL karşılığı olan 279.620,69 TL asıl alacak ve işlemiş faizi toplam 280.463,38 TL üzerinden icra takibi açıldığını, borçlu davalı yasal sürede itiraz ettiği için takibin durduğunu ileri sürerek icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin acenteliğini yaptığı taşıyan CMA CGM S.A. tarafından dava konusu taşıma ile ilgili olarak düzenlenmiş olan konişmentolarda, “işbu konişmento tahtında taşıyana karşı doğan tüm talepler ve uyuşmazlıkların Marsilya Ticaret Mahkemeleri tarafından başkaca hiçbir ülke mahkemesinin yetkisi olmaksızın münhasıran çözüme kavuşturulacağı” öngörüldüğünü, Marsilya Mahkemelerinin münhasır yetkisinin kabul edildiğini, aktif ve pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, usulüne uygun olarak taşıyan veya taşıyanın tahliye limanı acentesine hasar ihbarında bulunulduğunun ispat edilemediğini, hasarın ne zaman ve nasıl meydana geldiğine ilişkin bir tespit olmadığını, hasarın, deniz yolu ile taşıma sırasında ve taşıyanın sorumlu olduğu sebeplerden dolayı meydana geldiğini gösteren bir belge olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönünden yapılan değerlendirmede; konişmentonun " signed for the carrier CMA CGM S.A. " kaydı ile taşıyan adına acentesi tarafından imzalandığı, taşıma işleri komisyoncusu sıfatına haiz Esna Uluslararası Taşımacılık adına düzenlenen navlun faturasının ise fiili taşıyan CMA CGM S.A. tarafından düzenlendiği, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinde "acentenin aracılık ettiği sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklardan dolayı acente tarafından müvekkili adına dava açılabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava yöneltilebileceği" hükmünün düzenlendiği, anılan yasa maddesine göre acenteye karşı izafeten dava yöneltilebilecek olmasına rağmen doğrudan dava açılmasının mümkün olmadığı, davalının taşıma işini üstlendiğine dair başkaca bir delilin de sunulmadığı, bu haliyle davalının pasif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ön inceleme aşamasında red kararı verilmesinin usule aykırı olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen ve celbi gereken delillerin tamamlanmadığını, gelen cevaplara beyanda bulunmak üzere süre verilmediğini, konişmentonun signed for the carrier CMA CGM S.A kaydı ile taşıyan adına acentesi imzalandığına ve bu acentenin de davalı şirket olduğuna dair tespitlerinin hatalı olduğunu, anılan konişmentoda imzası olan acentenin davalı CMA CGM DENİZ ACENTELİĞİ AŞ değil tercüme evrakından da görüldüğü üzere CMA CGM SHIPPING AGENCY J.S.C. unvanlı bir başka şirket olduğunu, navlun faturasının CMA CGM SA tarafından kesilmişse de akdi taşıyıcının davalı CMA CGM DENİZ ACENTELİĞİ A.Ş.
olduğunu ve sigortalının taşıma öncesi ve sonrası ve hatta hasar sonrası ihbar ve ihtarını da davalı şirketle yaptığını, müvekkilinin sigortalısı ... Gıda Tarım San ve Tic. A.Ş.'nin hiçbir zaman CMA CGM SA ile muhatap olmadığını, muhatabının davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş. olduğunu, dava konusu taşıma işinde sigortalının tek muhatabının davalı olduğunu ve bütün aşamaların davalı ile görüşülerek yürütüldüğünü, davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş. arasında e-posta ihbar ihtar yazışmaları kapsamında icra takibinde borçlu, dava dilekçesinde davalı olarak gösterildiğini, bunun yerel mahkemece gözardı edildiğini ve sigortalı ile hiçbir şekilde muhatap olmayan CMA CGM SA taşıyıcı kabul edilerek davanın pasif husumet yönünden reddine karar verildiğini, davalının CGM CMA SA firmasının acentesi olduğunu belgelemediği halde sırf beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulmasının doğru olmadığını,CGM CMA firmasının dünyanın çeşitli ülkelerinde çeşitli unvanlarla faaliyet gösterdiğini, " CGM CMA " çatı unvanını kullandığını, ülkemizde de bu çatı unvan altında ancak aynı şirket merkezinde iki ayrı vergi kimliği ve kaydıyla faaliyet gösterdiğini, somut olayda da sigortalısıyla Türkiye- Madagaskar ülkesi arasındaki taşıma işinde tüm yazışmalarda taşıma işini üstlenen davalının - CMA CGM DENİZCİLİK A.Ş.
olup hasar ortaya çıkıncaya kadar acente sıfatıyla hareket ettiğine dair hiçbir beyanı bulunmadığını, mahkemenin gerekçeli kararında "Davalının taşıma işini üstlendiğine dair başkaca bir delilin de sunulmadığı, bu haliyle davalının pasif dava ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla" şeklindeki ibaresinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesine aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşımaya ilişkin olarak taşıyan sıfatıyla CMA CGM S.A tarafından 11.01.2020 tarihli konişmento düzenlendiği, konişmentonun acente sıfatıyla davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş. tarafından imzalandığı, dosya içerisinde bulunan navlun faturası incelendiğinde, taşıma işleri komisyoncusu sıfatına haiz Esna Uluslararası Taşımacılık adına düzenlenen navlun faturasının fiili taşıyan CMA CGM S.A. tarafından düzenlendiği, somut olay bakımından taşıyıcının CMA CGM S.A olduğu, davalının ise taşıyıcı CMA CGM şirketinin acentesi olduğu, davalının, taşıma işini kendi adı ve namına üstlenmediği, dolayısıyla davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş.' nin taşıyan sıfatını haiz olmadığı, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin ikinci fıkrasında '' acentelik sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklardan dolayı acentenin müvekkili adına dava açabileceği, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği'' hükmünün düzenlendiği, eldeki davanın ise acente davalı CMA CGM Deniz Acenteliği A.Ş.' karşı açıldığı, TTK 105 inci maddeye göre acentaya doğrudan dava açılamayacağından davalının pasif husumeti olmadığından mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, deniz taşımasından kaynaklı hasar bedelinin rucüen tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesi ile 1472 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1061537200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz