Alacak | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3463 E. 2023/2799 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vasiyetname↗ nemalandırma↗ tenkis↗ mutabakat↗ bloke↗ kâr mahrumiyeti↗ mevduat hesabı↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ hakkaniyet↗ mirasçılık↗ reeskont faizi↗ yenileme↗ bono↗ vade↗ tenfiz↗ ıslah↗ ihtarname↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 14.12.2017 tarih, 2015/358 E. ve 2017/1047 K. sayılı kararı ile davalı bankanın bir talimat bulunmadığı halde bir kısım hesap için vade bitiminden sonra vadesiz mevduat faiz oranından daha fazla faiz getiren B Tipi Likit Fon aldığı, davacıların talep edebileceği en fazla faiz getirisinin muris tarafından bırakılan paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi kadar olacağı, bilirkişi kurulu tarafından likit fon getirisi üzerinden yapılan hesaplamanın benimsendiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 10.000,00 TL faiz alacağının avans faizini geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine bonosu faizi, mevduat faizi ve reeskont faizi olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 146.731,22 TL'nin ise ıslah tarihi olan 28.11.2012 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 14.11.2019 tarih, 2018/1480 E. ve 2019/7228 K. sayılı kararıyla, bankacılık mevzuatı çerçevesinde vade bitiminde vadeli hesapların yenilenmesi hususunda banka ile mudi arasında bir mutabakat varsa ona göre inceleme yapılacağı, bu mutabakatın mudiin yazılı talimatı ile veya hesap cüzdanlarına ve sertifikalarına mudiin veya vade sonunda müracat etmemesi halinde hesap veya sertifikanın aynı vade ile yenileneceğini ifade eden bir ibare konulması ile sağlandığı, banka ile mudi arasında böyle bir mutabakatın bulunmaması halinde vadeli mevduat hesaplarının faizli bakiyelerine vade sonundan itibaren vadesiz mevduat faizi oranı uygulanacağı, somut olayda davacı mirasçıya murisin davalı banka nezdindeki hesabında bulunan ana paranın açılan vasiyetnamenin tenfizi ve tenkis davası kesinleşince ödendiği, ancak bu döneme ilişkin faizin ödenmediği anlaşıldığından kural olarak vadesiz mevduat faizi oranı üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, davalı bankanın bir talimat bulunmadığı halde bir dönem ve bir kısım hesap için vade bitiminden sonra vadesiz mevduat faiz oranından daha fazla faiz getiren B Tipi Likit Fon almasının hesabın tamamı yönünden paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi üzerinden hesaplanacak getiriyi kabullendiği anlamına gelmediği, Mahkemece, açıklanan esas ve usul çerçevesinde inceleme ve hesaplama yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davacının talep edebileceği en fazla faiz getirisinin muris tarafından bırakılan paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi kadar olacağı, bilirkişi kurulu tarafından likit fon getirisi üzerinden yapılan hesaplamanın benimsendiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı belirtilerek karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davalı banka ile davacının murisi ... arasında portföy yönetimi sözleşmesi bulunmadığı gibi davalı bankanın portföy yönetimi ile yetkilendirilebilecek kurumlar arasında yer almadığı, davalı bankanın vasiyetnamenin tenfizi davasını gerekçe göstererek davacının murisinden kalan anaparayı davacıya ödememesi kabul edilebilir olsa da bu dönem içerisinde davacının mahrum kaldığı faiz alacağını her halükârda ödemesi gerektiği, davalı bankanın bir talimat bulunmadığı halde bir dönem ve bir kısım hesap için vade bitiminden sonra vadesiz mevduat faiz oranından daha fazla faiz getiren B Tipi Likit Fon almasının hesabın tamamı yönünden paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi üzerinden hesaplanacak getiriyi kabullendiği anlamına gelmediği, davacının hak kazanabileceği faiz getirisinin vadesiz mevduata ait faiz getirisi olduğu gerekçesiyle kısmen kabulüne, 10.000,00 TL faiz alacağının avans faizini geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine bono faizi, mevduat faizi ve reeskont faizi olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 6.750,79 TL'nin ise ıslah tarihi olan 28.11.2012 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Dairemiz bozma ilamında ve bozmaya uyularak verilen kararda murisin hesabı ile ilgili alımı yapılan B tipi likit fon ile ilgili olarak "davalı bankanın bir talimat bulunmadığı halde" tespiti yapıldığını, ancak bu tespitin yanlış olduğunu zira müvekkilinin 09.06.2008 dilekçesi ile davalı bankaya müracaat ettiğini, bankanın 29.04.2010 tarihli cevabi yazısı ile de mevduat hesabındaki tutarın vadeli mevduata dönüştürüldüğü ve yatırım hesabı bakiyesinin geçmişe dönük nemalandırılarak açıktaki bakiye ile B tipi likit fon alımı yapıldığı yönünde olduğuna dair yazışmaların dosyaya ibraz edildiğini, yine davalı bankaya gönderilen 13.05.2011 tarihli ihtarnamede davalı bankanın nemalandırma ve ödemeye davet edildiğini, davalı bankanın 30.06.2011 tarihli cevabi ihtarnamesinde 10.03.2010 tarihinde (09.06.2008 tarihli başvuruları üzerine) vadesiz hesaptaki paranın tamamı ile vadeli hesap açıldığı ve yatırım hesabındaki mevduat ile B tipi likit fon alındığının bildirildiğini, dolayısıyla nemalandırma talimatlarının olduğunu, mudinin 2005 yılındaki vefatı tarihinde davalı bankada mevcut 983.617,89 TL mevduatına (%0) mevduat faizi uygulanmasının mevzuata ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının talebi ile ilgili zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, dava tarihinden yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga 818 sayılı Kanun) 126 ncı maddesine göre talep edilen alacağa ilişkin 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının, davalı bankadan anapara ödemesini alırken faize ilişkin haklarını saklı tuttuğuna dair bir ihtirazi kaydının olmadığından faiz talep imkanının ortadan kalktığını, herhangi bir talimat verilmediği halde, murisin davalı banka nezdindeki parasının davalı banka tarafından mudinin ölümünden önceki şekilde işletilmesi ve faiz sağlanması ile yükümlü tutulamayacağını, mudinin ölümü ile banka arasındaki vekâlet akdinin sona erdiğini, mudi ile banka arasında imzalanan sözleşmeye göre sözleşmenin sona ermesi veya hesabın kapatılması halinde hesaptaki mevcut paranın banka tarafından faizsiz bloke bir hesaba alınacağı, yatırım hesabındaki sermaye piyasası araçlarını ise kendisi tarafından teslim alınıncaya kadar bunlar için saklama ücreti ödeneceğinin kararlaştırıldığını, mudi ile banka arasında bir portföy yönetim sözleşmesinin bulunmadığını, mudinin vefatından sonra mirasçıların yargıya müracaatla tevdii mahalli veya mevduta faiz işletilmesine ilişkin bir girişimlerinin olmadığını, müvekkili bankanın davacı murisi ile imzalanan sözleşme doğrultusunda bankacılık hizmeti verdiğini, mudinin vefatından sonra da belli bir dönem işletilerek elde edilen mevduatın yasal mirasçılara verildiğini, mirasçıların açtığı vasiyetnamenin tenfizi, tenkisi davası ile ilgili verilen kararda pay şeklinde değil, doğrudan miktar belirtilerek hüküm kurulduğunu, kararın 2011 yılında kesinleştiğini, davacının 10.03.2010 tarihinde yaptığı başvuruya istinaden mevduata B tipi likit fon oranında bir miktar faiz işletildiğini ancak bu tarihe kadar herhangi bir başvuru olmadığından o dönem için herhangi bir faiz işletilmesinin hukuka aykırı olacağını, kararda, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine aykırı olarak faize faiz işletildiğini, davacının talebi ölüm tarihinden itibaren faiz alacağı talebi iken, belirlenen faiz alacağına da dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının murisinin ölümünden sonra murisin davalı banka nezdindeki mevduat ve yatırım hesaplarında bulunan paranın davalı bankadan talep edilmesine rağmen murisin vasiyeti ile ilgili olarak açılan vasiyetnamenin tenfizi ve tenkis davası kesinleşinceye kadar ödenmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Mahkemece, Dairemizin 14.01.2019 tarihli bozma ilamına yanlış anlam verilmek suretiyle davalı banka hesabında bulunan tüm mevduata, vadesiz mevduata uygulanan faiz oranı esas alınarak karar verilmiştir. Mahkemece, davalı bankanın B Tipi Likit fonunda bulunan vadesiz hesaptaki mevduata, vadesiz mevduata uygulanan faiz oranını; bankaca B Tipi Likit fon alınan mevduata ise B Tipi fon getirisi üzerinden hesaplanacak miktarı tespit eder nitelikte bilirkişi raporu veya ek rapor alarak karar vermesi gerekirdi. Bankanın B tipi likit fonu bozdurarak bu meblağı vadesiz mevduat olarak hesaba yatırması doğru değildir. B tipi likit fonun hiç bozdurulmamış olduğu kabul edilerek bu yönden fon getirisi hesaplanarak karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1480 E. 2019/7228 K.
Ortak:vasiyetname · tenkis · mutabakat · mirasçılık · reeskont faizi · yenileme · vade · tenfiz
İncelediğiniz karardaBozma Kararı Dairemizin 14.11.2019 tarih, 2018/1480 E. ve 2019/7228 K. sayılı kararıyla, bankacılık mevzuatı çerçevesinde «vade» bitiminde vadeli hesapların «yenilenmesi» hususunda banka ile mudi arasında bir «mutabakat» varsa ona göre inceleme yapılacağı, bu mutabakatın mudiin yazılı talimatı ile veya hesap cüzdanlarına ve sertifikalarına mudiin veya vade sonunda müracat etmemesi halinde hesap veya sertifikanın aynı vade ile yenileneceğini ifade eden bir ibare konulması ile sağlandığı, banka ile mudi arasında böyle bir mutabakatın bulunmaması halinde vadeli mevduat hesaplarının faizli bakiyelerine vade sonundan itibaren vadesiz mevduat faizi oranı uygulanacağı, somut olayda davacı «mirasçıya» murisin davalı banka nezdindeki hesabında bulunan ana paranın açılan «vasiyetnamenin» «tenfizi» ve «tenkis» davası kesinleşince ödendiği, ancak bu döneme ilişkin faizin ödenmediği anlaşıldığından kural olarak vadesiz mevduat faizi oranı üzerinden hesaplama yapılması gere …
… ... arasında portföy yönetimi sözleşmesi bulunmadığı gibi davalı bankanın portföy yönetimi ile yetkilendirilebilecek kurumlar arasında yer almadığı, davalı bankanın «vasiyetnamenin» «tenfizi» davasını gerekçe göstererek davacının murisinden kalan anaparayı davacıya ödememesi kabul edilebilir olsa da bu dönem içerisinde davacının «mahrum» kaldığı faiz alacağını her halükârda ödemesi gerektiği, davalı bankanın bir talimat bulunmadığı halde bir dönem ve bir kısım hesap için «vade» bitiminden sonra vadesiz mevduat faiz oranından daha fazla faiz getiren B Tipi Likit Fon almasının hesabın tamamı yönünden paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi üzerinden hesaplanacak getiriyi kabullendiği anlamına gelmediği, davacının hak kazanabileceği faiz getirisinin vadesiz mevduata ait faiz getirisi olduğu gerekçesiyle kısmen kabulüne, 10.000,00 TL faiz alacağının «avans faizini» geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine «bono» faizi, mevduat faizi ve «reeskont faizi» olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 6.750,79 TL'nin ise «ıslah» tarihi olan 28.11.2012 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin …
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının talebi ile ilgili «zamanaşımı» itirazlarının dikkate alınmadığını, dava tarihinden yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga 818 sayılı Kanun) 126 ncı maddesine göre talep edilen alacağa ilişkin 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının, davalı bankadan anapara ödemesini alırken faize ilişkin haklarını saklı tuttuğuna dair bir ihtirazi «kaydının» olmadığından faiz talep imkanının ortadan kalktığını, herhangi bir talimat verilmediği halde, murisin davalı banka nezdindeki parasının davalı banka tarafından mudinin ölümünden önceki şekilde işletilmesi ve faiz sağlanması ile yükümlü tutulamayacağını, mudinin ölümü ile banka arasındaki vekâlet akdinin sona erdiğini, mudi ile banka arasında imzalanan sözleşmeye göre sözleşmenin sona ermesi veya hesabın kapatılması halinde hesaptaki mevcut paranın banka tarafından faizsiz «bloke» bir hesaba alınacağı, yatırım hesabındaki sermaye piyasası araçlarını ise kendisi tarafından «teslim» alınıncaya kadar bunlar için saklama ücreti ödeneceğinin kararlaştırıldığını, mudi ile banka arasında bir portföy yönetim sözleşmesinin bulunmadığını, mudinin vefatından sonra «mirasçıların» yargıya müracaatla tevdii mahalli veya mevduta faiz işletilmesine ilişkin bir girişimlerinin olmadığını, müvekkili bankanın davacı murisi ile imzalanan sözleşme doğrultusunda bankacılık hizmeti verdiğini, mudinin vefatından sonra da belli bir dönem işletilerek elde edilen mevduatın yasal mirasçılara verildiğini, mirasçıların açtığı «vasiyetnamenin» «tenfizi», tenkisi davası ile ilgili verilen kararda pay şeklinde değil, doğrudan miktar belirtilerek hüküm kurulduğunu, kararın 2011 yılında kesinleştiğini, davacının 10.03.2010 tarihinde yaptığı başvuruya istinaden mevduata B tipi likit fon oranında bir miktar faiz işletildiğini ancak bu tarihe kadar herhangi bir başvuru olmadığından o dönem için herhangi bir faiz işletilmesinin hukuka aykırı olacağını, kararda, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine aykırı olarak faize faiz işletildiğini, davacının talebi ölüm tarihinden itibaren faiz alacağı talebi iken, belirlenen faiz alacağına da dava tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda «mirasçı» olan asıl ve birleşen davada davacılara murisin davalı banka nezdindeki hesabında bulunan ana paranın açılan «vasiyetnamenin» «tenfizi» ve «tenkis» davası kesinleşince ödendiği, ancak bu döneme ilişkin faizin ödenmediği anlaşıldığından kural olarak vadesiz mevduat faizi oranı üzerinden hesaplama yapılması gerekmektedir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın bir talimat bulunmadığı halde bir kısım hesap için «vade» bitiminden sonra vadesiz mevduat faiz oranından daha fazla faiz getiren B Tipi Likit Fon aldığı, davacıların talep edebileceği en fazla faiz getirisinin muris tarafından bırakılan paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi kadar olacağı, bilirkişi kurulu tarafından likit fon getirisi üzerinden yapılan hesaplamanın benimsendiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, 10.000,00 TL faiz alacağının «avans faizini» geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine bonosu faizi, mevduat faizi ve «reeskont faizi» olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 146.731,22 TL 'nin ise «ıslah» tarihi olan 28/11/2012 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne, 2.500,00'şer TL faiz alacalarının avans faizini geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine bonosu faizi, mevduat faizi ve reeskont faizi olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 17.120,91 TL'nin ise ıslah tarihi olan 07/06/2013 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılar ..., ..., ...’a ve davacı ... ile ... «mirasçılarına» veraset ilamındaki payları oranında verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
1-Asıl ve birleşen dava, davacıların murisinin ölümünden sonra murisin davalı banka nezdindeki mevduat ve yatırım hesaplarında bulunan paranın davalı bankadan talep edilmesine rağmen murisin «vasiyeti» ile ilgili olarak açılan vasiyetnamenin «tenfizi» ve «tenkis» davası kesinleşinceye kadar ödenmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17575 E. 2014/6677 K.
Ortak:vasiyetname · tenkis · mutabakat · mirasçılık · yenileme · vade · tenfiz · avans faizi
İncelediğiniz karardaBozma Kararı Dairemizin 14.11.2019 tarih, 2018/1480 E. ve 2019/7228 K. sayılı kararıyla, bankacılık mevzuatı çerçevesinde «vade» bitiminde vadeli hesapların «yenilenmesi» hususunda banka ile mudi arasında bir «mutabakat» varsa ona göre inceleme yapılacağı, bu mutabakatın mudiin yazılı talimatı ile veya hesap cüzdanlarına ve sertifikalarına mudiin veya vade sonunda müracat etmemesi halinde hesap veya sertifikanın aynı vade ile yenileneceğini ifade eden bir ibare konulması ile sağlandığı, banka ile mudi arasında böyle bir mutabakatın bulunmaması halinde vadeli mevduat hesaplarının faizli bakiyelerine vade sonundan itibaren vadesiz mevduat faizi oranı uygulanacağı, somut olayda davacı «mirasçıya» murisin davalı banka nezdindeki hesabında bulunan ana paranın açılan «vasiyetnamenin» «tenfizi» ve «tenkis» davası kesinleşince ödendiği, ancak bu döneme ilişkin faizin ödenmediği anlaşıldığından kural olarak vadesiz mevduat faizi oranı üzerinden hesaplama yapılması gere …
… ... arasında portföy yönetimi sözleşmesi bulunmadığı gibi davalı bankanın portföy yönetimi ile yetkilendirilebilecek kurumlar arasında yer almadığı, davalı bankanın «vasiyetnamenin» «tenfizi» davasını gerekçe göstererek davacının murisinden kalan anaparayı davacıya ödememesi kabul edilebilir olsa da bu dönem içerisinde davacının «mahrum» kaldığı faiz alacağını her halükârda ödemesi gerektiği, davalı bankanın bir talimat bulunmadığı halde bir dönem ve bir kısım hesap için «vade» bitiminden sonra vadesiz mevduat faiz oranından daha fazla faiz getiren B Tipi Likit Fon almasının hesabın tamamı yönünden paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi üzerinden hesaplanacak getiriyi kabullendiği anlamına gelmediği, davacının hak kazanabileceği faiz getirisinin vadesiz mevduata ait faiz getirisi olduğu gerekçesiyle kısmen kabulüne, 10.000,00 TL faiz alacağının «avans faizini» geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine «bono» faizi, mevduat faizi ve «reeskont faizi» olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 6.750,79 TL'nin ise «ıslah» tarihi olan 28.11.2012 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin …
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının talebi ile ilgili «zamanaşımı» itirazlarının dikkate alınmadığını, dava tarihinden yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga 818 sayılı Kanun) 126 ncı maddesine göre talep edilen alacağa ilişkin 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının, davalı bankadan anapara ödemesini alırken faize ilişkin haklarını saklı tuttuğuna dair bir ihtirazi «kaydının» olmadığından faiz talep imkanının ortadan kalktığını, herhangi bir talimat verilmediği halde, murisin davalı banka nezdindeki parasının davalı banka tarafından mudinin ölümünden önceki şekilde işletilmesi ve faiz sağlanması ile yükümlü tutulamayacağını, mudinin ölümü ile banka arasındaki vekâlet akdinin sona erdiğini, mudi ile banka arasında imzalanan sözleşmeye göre sözleşmenin sona ermesi veya hesabın kapatılması halinde hesaptaki mevcut paranın banka tarafından faizsiz «bloke» bir hesaba alınacağı, yatırım hesabındaki sermaye piyasası araçlarını ise kendisi tarafından «teslim» alınıncaya kadar bunlar için saklama ücreti ödeneceğinin kararlaştırıldığını, mudi ile banka arasında bir portföy yönetim sözleşmesinin bulunmadığını, mudinin vefatından sonra «mirasçıların» yargıya müracaatla tevdii mahalli veya mevduta faiz işletilmesine ilişkin bir girişimlerinin olmadığını, müvekkili bankanın davacı murisi ile imzalanan sözleşme doğrultusunda bankacılık hizmeti verdiğini, mudinin vefatından sonra da belli bir dönem işletilerek elde edilen mevduatın yasal mirasçılara verildiğini, mirasçıların açtığı «vasiyetnamenin» «tenfizi», tenkisi davası ile ilgili verilen kararda pay şeklinde değil, doğrudan miktar belirtilerek hüküm kurulduğunu, kararın 2011 yılında kesinleştiğini, davacının 10.03.2010 tarihinde yaptığı başvuruya istinaden mevduata B tipi likit fon oranında bir miktar faiz işletildiğini ancak bu tarihe kadar herhangi bir başvuru olmadığından o dönem için herhangi bir faiz işletilmesinin hukuka aykırı olacağını, kararda, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine aykırı olarak faize faiz işletildiğini, davacının talebi ölüm tarihinden itibaren faiz alacağı talebi iken, belirlenen faiz alacağına da dava tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı bankanın davacıların murisinin mevcut hesabında bulunan portföyünü dönen ana para ve faizlerini murisin «mirasçılarının» ya da mahkemenin herhangi bir talimatı olmasa bile portföyün getirisine paralel şekilde değerlendirme yükümlülüğü altında olduğu, davalı bankanın davacı mirasçılara miras paylan oranında murisin mevduatındaki parayı süresinde ödemeyerek mirasçıların bu yüzden uğradıkları faiz geliri «kaybını» tazmin etmekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de bankacılık mevzuatı çerçevesinde «vade» bitiminde vadeli hesapların «yenilenmesi» hususunda banka ile mudi arasında bir «mutabakat» varsa ona göre yenileme yapılır.
… acıların murisinin ölümünden sonra murisin davalı banka nezdindeki mevduat ve yatırım hesaplarında bulunan paranın davalı bankadan talep edilmesine rağmen murisinin «vasiyeti» ile ilgili olarak açılan vasiyetnamenin «tenfizi» ve «tenkis» davası kesinleşinceye kadar ödemeyip anaparanın anılan kararın kesinleşmesinden sonra ödenip bu döneme ilişkin faiz ödenmeyerek davacıların zararına neden olduğu i …
Bu «mutabakat» mudiin yazılı talimatı ile veya hesap cüzdanlarına ve sertifikalarına mudiin veya «vade» sonunda müracat etmemesi halinde hesap veya sertifikanın aynı vade ile «yenileceğini» ifade eden bir ibare konulması ile sağlanır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kazanç kaybı · ara karar · kâr kaybı
Benzer bu kararda… cı tarafın muris M.S.'ın 03/10/2005 tarihinde ölümü ile bankadaki mevduatı konusunda miras payları oranında hak sahibi olmalarına rağmen, banka tarafından ödenmeyip «tenfiz» dosyasının kesinleşmesi ile ödeme yapıldığı, bu «ara» dönemde davacıların faiz «kazanç kaybının» söz konusu olduğu, bankanın murisin mevcut hesabında bulunan portföyünü dönen ana para ve faizlerini murisin «mirasçılarının» ya da mahkemenin herhangi bir talimatı olmasa bile portföyün getirisine paralel şekilde değerlendirme yükümlülüğü mevcut olup, bankanın davacı mirasçılara miras pa …
Mahkemece, davalı bankanın davacıların murisinin mevcut hesabında bulunan portföyünü dönen ana para ve faizlerini murisin «mirasçılarının» ya da mahkemenin herhangi bir talimatı olmasa bile portföyün getirisine paralel şekilde değerlendirme yükümlülüğü altında olduğu, davalı bankanın davacı mirasçılara miras paylan oranında murisin mevduatındaki parayı süresinde ödemeyerek mirasçıların bu yüzden uğradıkları faiz geliri «kaybını» tazmin etmekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de bankacılık mevzuatı çerçevesinde «vade» bitiminde vadeli hesapların «yenilenmesi» hususunda banka ile mudi arasında bir «mutabakat» varsa ona göre yenileme yapılır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/616 E. 2014/2824 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara, davacı tarafın önceki davasında «yasal faizi» ile birlikte ana paranın verilmesine hükmedildiği, önceki davada da B tipi likit fon talep edebileceği halde bu davayı açtığı, haksız ve kötü niyetli olduğu, B tip …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18383 E. 2013/18495 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:munzam zarar · dolandırıcılık · yasal faiz · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de davacının bu davayı açmada haksız ve kötü niyetli olduğu, B tipi likit fon ile «yasal faiz» arasındaki farkı talep etmesini gerektirir haklı «sebebin» bulunmadığı gerekçesi doğru değildir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafın önceki davasında «yasal faizi» ile birlikte ana paranın verilmesine hükmedildiği, önceki davada da B tipi likit fon talep edebileceği halde bu davayı açtığı, haksız ve kötü niyetli olduğu, B tipi likit fon ile yasal faiz arasındaki farkın talep etmesini gerektirir haklı bir sebep bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı bankanın B tipi likit fon hesabındaki davacıya ait paranın, internet «dolandırıcılığı» neticesinde bozdurulup başka hesaba aktarılması sebebiyle, karşılanamayan zararın tahsili isteminden ibarettir.
Davacı, daha önce açtığı davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak talepte bulunmuş, işbu davada ise parasının B tipi likit fonda bulunduğundan, fon getirisinin önceki dava sonucunda aldığı alacak ve faiz miktarından daha fazla olduğunu ileri sürmüş olup, talebi 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 105. maddesinde tanımlanan «munzam zarar» davasıdır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3463 E. , 2023/2799 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/547 Esas, 2022/124 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, dava konusu meblağ 59.955,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 inci maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin eşi ...'ın 03.10.2005 tarihinde vefat ettiğini, murisin davalı bankanın Zeytinburnu Şubesinde yatırım ve mevduat hesaplarında 983.617,89 TL’si bulunduğunu, davalı bankaca mirasçılar tarafından açılan vasiyetnamenin tenfizi ve tenkis davasının kesinleşmesine kadar ödeme yapılmayıp anılan kararın 14.04.2011 tarihinde kesinleşmesinden sonra 20.05.2011 tarihinde müvekkilinin 1/2 hissesi karşılığı 491.808,94 TL ödeme yapıldığını, vefat tarihinden ödeme tarihine kadar hisseye isabet eden faiz taleplerinin bankaca reddedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL’nin, 03.10.2005 tarihinden itibaren mevduat faizi, hazine bonosu faizi ve reeskont faizi olarak en yüksek faiz uygulanarak tahsilini talep etmiş, ıslahla faiz alacağını 480.781,68 TL'ye, hesapta bulunan 62 adet B tipi tahvil bono fonu için 3.667,37 TL olmak üzere toplam 484.449,05 TL’ye çıkarmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının murisine ait yatırım hesabında mevcut tahvil ve kuponların vade tarihleri geldiğinde itfa bedellerinin murisin serbest vadesiz hesabına aktarıldığını, bankada vadeli ve belli tutarlı bir hesap mevcut olmadığından murisin ölüm tarihinden itibaren söz konusu hesaba işletilecek faiz talep edilmesinin mümkün olmadığını, murisin ölümünden sonra müvekkili bankaya hesaplarla ilgili olarak gönderilmiş bir talimat bulunmadığını, davacının 22.05.2008 tarihine kadar müvekkiline başvuruda bulunmadığını, mirasçılar arasında ihtilaf bulunduğu için de ödeme yapılmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 14.12.2017 tarih, 2015/358 E. ve 2017/1047 K. sayılı kararı ile davalı bankanın bir talimat bulunmadığı halde bir kısım hesap için vade bitiminden sonra vadesiz mevduat faiz oranından daha fazla faiz getiren B Tipi Likit Fon aldığı, davacıların talep edebileceği en fazla faiz getirisinin muris tarafından bırakılan paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi kadar olacağı, bilirkişi kurulu tarafından likit fon getirisi üzerinden yapılan hesaplamanın benimsendiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 10.000,00 TL faiz alacağının avans faizini geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine bonosu faizi, mevduat faizi ve reeskont faizi olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 146.731,22 TL'nin ise ıslah tarihi olan 28.11.2012 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 14.11.2019 tarih, 2018/1480 E. ve 2019/7228 K. sayılı kararıyla, bankacılık mevzuatı çerçevesinde vade bitiminde vadeli hesapların yenilenmesi hususunda banka ile mudi arasında bir mutabakat varsa ona göre inceleme yapılacağı, bu mutabakatın mudiin yazılı talimatı ile veya hesap cüzdanlarına ve sertifikalarına mudiin veya vade sonunda müracat etmemesi halinde hesap veya sertifikanın aynı vade ile yenileneceğini ifade eden bir ibare konulması ile sağlandığı, banka ile mudi arasında böyle bir mutabakatın bulunmaması halinde vadeli mevduat hesaplarının faizli bakiyelerine vade sonundan itibaren vadesiz mevduat faizi oranı uygulanacağı, somut olayda davacı mirasçıya murisin davalı banka nezdindeki hesabında bulunan ana paranın açılan vasiyetnamenin tenfizi ve tenkis davası kesinleşince ödendiği, ancak bu döneme ilişkin faizin ödenmediği anlaşıldığından kural olarak vadesiz mevduat faizi oranı üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, davalı bankanın bir talimat bulunmadığı halde bir dönem ve bir kısım hesap için vade bitiminden sonra vadesiz mevduat faiz oranından daha fazla faiz getiren B Tipi Likit Fon almasının hesabın tamamı yönünden paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi üzerinden hesaplanacak getiriyi kabullendiği anlamına gelmediği, Mahkemece, açıklanan esas ve usul çerçevesinde inceleme ve hesaplama yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davacının talep edebileceği en fazla faiz getirisinin muris tarafından bırakılan paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi kadar olacağı, bilirkişi kurulu tarafından likit fon getirisi üzerinden yapılan hesaplamanın benimsendiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı belirtilerek karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davalı banka ile davacının murisi ... arasında portföy yönetimi sözleşmesi bulunmadığı gibi davalı bankanın portföy yönetimi ile yetkilendirilebilecek kurumlar arasında yer almadığı, davalı bankanın vasiyetnamenin tenfizi davasını gerekçe göstererek davacının murisinden kalan anaparayı davacıya ödememesi kabul edilebilir olsa da bu dönem içerisinde davacının mahrum kaldığı faiz alacağını her halükârda ödemesi gerektiği, davalı bankanın bir talimat bulunmadığı halde bir dönem ve bir kısım hesap için vade bitiminden sonra vadesiz mevduat faiz oranından daha fazla faiz getiren B Tipi Likit Fon almasının hesabın tamamı yönünden paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi üzerinden hesaplanacak getiriyi kabullendiği anlamına gelmediği, davacının hak kazanabileceği faiz getirisinin vadesiz mevduata ait faiz getirisi olduğu gerekçesiyle kısmen kabulüne, 10.000,00 TL faiz alacağının avans faizini geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine bono faizi, mevduat faizi ve reeskont faizi olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 6.750,79 TL'nin ise ıslah tarihi olan 28.11.2012 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Dairemiz bozma ilamında ve bozmaya uyularak verilen kararda murisin hesabı ile ilgili alımı yapılan B tipi likit fon ile ilgili olarak "davalı bankanın bir talimat bulunmadığı halde" tespiti yapıldığını, ancak bu tespitin yanlış olduğunu zira müvekkilinin 09.06.2008 dilekçesi ile davalı bankaya müracaat ettiğini, bankanın 29.04.2010 tarihli cevabi yazısı ile de mevduat hesabındaki tutarın vadeli mevduata dönüştürüldüğü ve yatırım hesabı bakiyesinin geçmişe dönük nemalandırılarak açıktaki bakiye ile B tipi likit fon alımı yapıldığı yönünde olduğuna dair yazışmaların dosyaya ibraz edildiğini, yine davalı bankaya gönderilen 13.05.2011 tarihli ihtarnamede davalı bankanın nemalandırma ve ödemeye davet edildiğini, davalı bankanın 30.06.2011 tarihli cevabi ihtarnamesinde 10.03.2010 tarihinde (09.06.2008 tarihli başvuruları üzerine) vadesiz hesaptaki paranın tamamı ile vadeli hesap açıldığı ve yatırım hesabındaki mevduat ile B tipi likit fon alındığının bildirildiğini, dolayısıyla nemalandırma talimatlarının olduğunu, mudinin 2005 yılındaki vefatı tarihinde davalı bankada mevcut 983.617,89 TL mevduatına (%0) mevduat faizi uygulanmasının mevzuata ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının talebi ile ilgili zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, dava tarihinden yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga 818 sayılı Kanun) 126 ncı maddesine göre talep edilen alacağa ilişkin 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının, davalı bankadan anapara ödemesini alırken faize ilişkin haklarını saklı tuttuğuna dair bir ihtirazi kaydının olmadığından faiz talep imkanının ortadan kalktığını, herhangi bir talimat verilmediği halde, murisin davalı banka nezdindeki parasının davalı banka tarafından mudinin ölümünden önceki şekilde işletilmesi ve faiz sağlanması ile yükümlü tutulamayacağını, mudinin ölümü ile banka arasındaki vekâlet akdinin sona erdiğini, mudi ile banka arasında imzalanan sözleşmeye göre sözleşmenin sona ermesi veya hesabın kapatılması halinde hesaptaki mevcut paranın banka tarafından faizsiz bloke bir hesaba alınacağı, yatırım hesabındaki sermaye piyasası araçlarını ise kendisi tarafından teslim alınıncaya kadar bunlar için saklama ücreti ödeneceğinin kararlaştırıldığını, mudi ile banka arasında bir portföy yönetim sözleşmesinin bulunmadığını, mudinin vefatından sonra mirasçıların yargıya müracaatla tevdii mahalli veya mevduta faiz işletilmesine ilişkin bir girişimlerinin olmadığını, müvekkili bankanın davacı murisi ile imzalanan sözleşme doğrultusunda bankacılık hizmeti verdiğini, mudinin vefatından sonra da belli bir dönem işletilerek elde edilen mevduatın yasal mirasçılara verildiğini, mirasçıların açtığı vasiyetnamenin tenfizi, tenkisi davası ile ilgili verilen kararda pay şeklinde değil, doğrudan miktar belirtilerek hüküm kurulduğunu, kararın 2011 yılında kesinleştiğini, davacının 10.03.2010 tarihinde yaptığı başvuruya istinaden mevduata B tipi likit fon oranında bir miktar faiz işletildiğini ancak bu tarihe kadar herhangi bir başvuru olmadığından o dönem için herhangi bir faiz işletilmesinin hukuka aykırı olacağını, kararda, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine aykırı olarak faize faiz işletildiğini, davacının talebi ölüm tarihinden itibaren faiz alacağı talebi iken, belirlenen faiz alacağına da dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının murisinin ölümünden sonra murisin davalı banka nezdindeki mevduat ve yatırım hesaplarında bulunan paranın davalı bankadan talep edilmesine rağmen murisin vasiyeti ile ilgili olarak açılan vasiyetnamenin tenfizi ve tenkis davası kesinleşinceye kadar ödenmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Mahkemece, Dairemizin 14.01.2019 tarihli bozma ilamına yanlış anlam verilmek suretiyle davalı banka hesabında bulunan tüm mevduata, vadesiz mevduata uygulanan faiz oranı esas alınarak karar verilmiştir. Mahkemece, davalı bankanın B Tipi Likit fonunda bulunan vadesiz hesaptaki mevduata, vadesiz mevduata uygulanan faiz oranını; bankaca B Tipi Likit fon alınan mevduata ise B Tipi fon getirisi üzerinden hesaplanacak miktarı tespit eder nitelikte bilirkişi raporu veya ek rapor alarak karar vermesi gerekirdi. Bankanın B tipi likit fonu bozdurarak bu meblağı vadesiz mevduat olarak hesaba yatırması doğru değildir. B tipi likit fonun hiç bozdurulmamış olduğu kabul edilerek bu yönden fon getirisi hesaplanarak karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/940300600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz