Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/1480 E. 2019/7228 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vasiyetname↗ tenkis↗ ön inceleme aşaması↗ mutabakat↗ mirasçılık↗ reeskont faizi↗ yenileme↗ vade↗ tenfiz↗ ıslah↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın bir talimat bulunmadığı halde bir kısım hesap için vade bitiminden sonra vadesiz mevduat faiz oranından daha fazla faiz getiren B Tipi Likit Fon aldığı, davacıların talep edebileceği en fazla faiz getirisinin muris tarafından bırakılan paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi kadar olacağı, bilirkişi kurulu tarafından likit fon getirisi üzerinden yapılan hesaplamanın benimsendiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, 10.000,00 TL faiz alacağının avans faizini geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine bonosu faizi, mevduat faizi ve reeskont faizi olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 146.731,22 TL 'nin ise ıslah tarihi olan 28/11/2012 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne, 2.500,00'şer TL faiz alacalarının avans faizini geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine bonosu faizi, mevduat faizi ve reeskont faizi olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 17.120,91 TL'nin ise ıslah tarihi olan 07/06/2013 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılar ..., ..., ...’a ve davacı ... ile ... mirasçılarına veraset ilamındaki payları oranında verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl ve birleşen dava, davacıların murisinin ölümünden sonra murisin davalı banka nezdindeki mevduat ve yatırım hesaplarında bulunan paranın davalı bankadan talep edilmesine rağmen murisin vasiyeti ile ilgili olarak açılan vasiyetnamenin tenfizi ve tenkis davası kesinleşinceye kadar ödenmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Dairemizin 04/04/2014 tarihli bozma ilamında da ifade edildiği üzere, bankacılık mevzuatı çerçevesinde vade bitiminde vadeli hesapların yenilenmesi hususunda banka ile mudi arasında bir mutabakat varsa ona göre inceleme yapılır, bu mutabakat mudiin yazılı talimatı ile veya hesap cüzdanlarına ve sertifikalarına mudiin veya vade sonunda müracat etmemesi halinde hesap veya sertifikanın aynı vade ile yenileneceğini ifade eden bir ibare konulması ile sağlanır, banka ile mudi arasında böyle bir mutabakatın bulunmaması halinde vadeli mevduat hesaplarının faizli bakiyelerine vade sonundan itibaren vadesiz mevduat faizi oranı uygulanır. Somut olayda mirasçı olan asıl ve birleşen davada davacılara murisin davalı banka nezdindeki hesabında bulunan ana paranın açılan vasiyetnamenin tenfizi ve tenkis davası kesinleşince ödendiği, ancak bu döneme ilişkin faizin ödenmediği anlaşıldığından kural olarak vadesiz mevduat faizi oranı üzerinden hesaplama yapılması gerekmektedir. Davalı bankanın bir talimat bulunmadığı halde bir dönem ve bir kısım hesap için vade bitiminden sonra vadesiz mevduat faiz oranından daha fazla faiz getiren B Tipi Likit Fon alması, hesabın tamamı yönünden paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi üzerinden hesaplanacak getiriyi kabullendiği anlamına gelmez. Bu suretle, mahkemece, açıklanan esas ve usul çerçevesinde inceleme ve hesaplama yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davacıların talep edebileceği en fazla faiz getirisinin muris tarafından bırakılan paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi kadar olacağı, bilirkişi kurulu tarafından likit fon getirisi üzerinden yapılan hesaplamanın benimsendiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3463 E. 2023/2799 K.
Ortak:vasiyetname · tenkis · mutabakat · mirasçılık · reeskont faizi · yenileme · vade · tenfiz
İncelediğiniz karardaSomut olayda «mirasçı» olan asıl ve birleşen davada davacılara murisin davalı banka nezdindeki hesabında bulunan ana paranın açılan «vasiyetnamenin» «tenfizi» ve «tenkis» davası kesinleşince ödendiği, ancak bu döneme ilişkin faizin ödenmediği anlaşıldığından kural olarak vadesiz mevduat faizi oranı üzerinden hesaplama yapılması gerekmektedir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın bir talimat bulunmadığı halde bir kısım hesap için «vade» bitiminden sonra vadesiz mevduat faiz oranından daha fazla faiz getiren B Tipi Likit Fon aldığı, davacıların talep edebileceği en fazla faiz getirisinin muris tarafından bırakılan paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi kadar olacağı, bilirkişi kurulu tarafından likit fon getirisi üzerinden yapılan hesaplamanın benimsendiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, 10.000,00 TL faiz alacağının «avans faizini» geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine bonosu faizi, mevduat faizi ve «reeskont faizi» olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 146.731,22 TL 'nin ise «ıslah» tarihi olan 28/11/2012 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne, 2.500,00'şer TL faiz alacalarının avans faizini geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine bonosu faizi, mevduat faizi ve reeskont faizi olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 17.120,91 TL'nin ise ıslah tarihi olan 07/06/2013 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılar ..., ..., ...’a ve davacı ... ile ... «mirasçılarına» veraset ilamındaki payları oranında verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
1-Asıl ve birleşen dava, davacıların murisinin ölümünden sonra murisin davalı banka nezdindeki mevduat ve yatırım hesaplarında bulunan paranın davalı bankadan talep edilmesine rağmen murisin «vasiyeti» ile ilgili olarak açılan vasiyetnamenin «tenfizi» ve «tenkis» davası kesinleşinceye kadar ödenmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBozma Kararı Dairemizin 14.11.2019 tarih, 2018/1480 E. ve 2019/7228 K. sayılı kararıyla, bankacılık mevzuatı çerçevesinde «vade» bitiminde vadeli hesapların «yenilenmesi» hususunda banka ile mudi arasında bir «mutabakat» varsa ona göre inceleme yapılacağı, bu mutabakatın mudiin yazılı talimatı ile veya hesap cüzdanlarına ve sertifikalarına mudiin veya vade sonunda müracat etmemesi halinde hesap veya sertifikanın aynı vade ile yenileneceğini ifade eden bir ibare konulması ile sağlandığı, banka ile mudi arasında böyle bir mutabakatın bulunmaması halinde vadeli mevduat hesaplarının faizli bakiyelerine vade sonundan itibaren vadesiz mevduat faizi oranı uygulanacağı, somut olayda davacı «mirasçıya» murisin davalı banka nezdindeki hesabında bulunan ana paranın açılan «vasiyetnamenin» «tenfizi» ve «tenkis» davası kesinleşince ödendiği, ancak bu döneme ilişkin faizin ödenmediği anlaşıldığından kural olarak vadesiz mevduat faizi oranı üzerinden hesaplama yapılması gere …
… ... arasında portföy yönetimi sözleşmesi bulunmadığı gibi davalı bankanın portföy yönetimi ile yetkilendirilebilecek kurumlar arasında yer almadığı, davalı bankanın «vasiyetnamenin» «tenfizi» davasını gerekçe göstererek davacının murisinden kalan anaparayı davacıya ödememesi kabul edilebilir olsa da bu dönem içerisinde davacının «mahrum» kaldığı faiz alacağını her halükârda ödemesi gerektiği, davalı bankanın bir talimat bulunmadığı halde bir dönem ve bir kısım hesap için «vade» bitiminden sonra vadesiz mevduat faiz oranından daha fazla faiz getiren B Tipi Likit Fon almasının hesabın tamamı yönünden paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi üzerinden hesaplanacak getiriyi kabullendiği anlamına gelmediği, davacının hak kazanabileceği faiz getirisinin vadesiz mevduata ait faiz getirisi olduğu gerekçesiyle kısmen kabulüne, 10.000,00 TL faiz alacağının «avans faizini» geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine «bono» faizi, mevduat faizi ve «reeskont faizi» olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 6.750,79 TL'nin ise «ıslah» tarihi olan 28.11.2012 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin …
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının talebi ile ilgili «zamanaşımı» itirazlarının dikkate alınmadığını, dava tarihinden yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga 818 sayılı Kanun) 126 ncı maddesine göre talep edilen alacağa ilişkin 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının, davalı bankadan anapara ödemesini alırken faize ilişkin haklarını saklı tuttuğuna dair bir ihtirazi «kaydının» olmadığından faiz talep imkanının ortadan kalktığını, herhangi bir talimat verilmediği halde, murisin davalı banka nezdindeki parasının davalı banka tarafından mudinin ölümünden önceki şekilde işletilmesi ve faiz sağlanması ile yükümlü tutulamayacağını, mudinin ölümü ile banka arasındaki vekâlet akdinin sona erdiğini, mudi ile banka arasında imzalanan sözleşmeye göre sözleşmenin sona ermesi veya hesabın kapatılması halinde hesaptaki mevcut paranın banka tarafından faizsiz «bloke» bir hesaba alınacağı, yatırım hesabındaki sermaye piyasası araçlarını ise kendisi tarafından «teslim» alınıncaya kadar bunlar için saklama ücreti ödeneceğinin kararlaştırıldığını, mudi ile banka arasında bir portföy yönetim sözleşmesinin bulunmadığını, mudinin vefatından sonra «mirasçıların» yargıya müracaatla tevdii mahalli veya mevduta faiz işletilmesine ilişkin bir girişimlerinin olmadığını, müvekkili bankanın davacı murisi ile imzalanan sözleşme doğrultusunda bankacılık hizmeti verdiğini, mudinin vefatından sonra da belli bir dönem işletilerek elde edilen mevduatın yasal mirasçılara verildiğini, mirasçıların açtığı «vasiyetnamenin» «tenfizi», tenkisi davası ile ilgili verilen kararda pay şeklinde değil, doğrudan miktar belirtilerek hüküm kurulduğunu, kararın 2011 yılında kesinleştiğini, davacının 10.03.2010 tarihinde yaptığı başvuruya istinaden mevduata B tipi likit fon oranında bir miktar faiz işletildiğini ancak bu tarihe kadar herhangi bir başvuru olmadığından o dönem için herhangi bir faiz işletilmesinin hukuka aykırı olacağını, kararda, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine aykırı olarak faize faiz işletildiğini, davacının talebi ölüm tarihinden itibaren faiz alacağı talebi iken, belirlenen faiz alacağına da dava tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nemalandırma · bloke · kâr mahrumiyeti · hakkaniyet · bono · ihtarname · cy/cy kaydı · zamanaşımı
Benzer bu kararda… at ettiğini, bankanın 29.04.2010 tarihli cevabi yazısı ile de mevduat hesabındaki tutarın vadeli mevduata dönüştürüldüğü ve yatırım hesabı bakiyesinin geçmişe dönük «nemalandırılarak» açıktaki bakiye ile B tipi likit fon alımı yapıldığı yönünde olduğuna dair yazışmaların dosyaya «ibraz» edildiğini, yine davalı bankaya gönderilen 13.05.2011 tarihli «ihtarnamede» davalı bankanın nemalandırma ve ödemeye davet edildiğini, davalı bankanın 30.06.2011 tarihli cevabi ihtarnamesinde 10.03.2010 tarihinde (09.06.2008 tarihli başvuruları üzerine) vadesiz hesaptaki paranın tamamı ile vadeli hesap açıldığı ve yatırım hesabındaki mevduat ile B tipi likit fon alındığının bildirildiğini, dolayısıyla nemalandırma talimatlarının olduğunu, mudinin 2005 yılındaki vefatı tarihinde davalı bankada mevcut 983.617,89 TL mevduatına (%0) mevduat faizi uygulanmasının mevzuata ve «hakkaniyete» aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının talebi ile ilgili «zamanaşımı» itirazlarının dikkate alınmadığını, dava tarihinden yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga 818 sayılı Kanun) 126 ncı maddesine göre talep edilen alacağa ilişkin 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının, davalı bankadan anapara ödemesini alırken faize ilişkin haklarını saklı tuttuğuna dair bir ihtirazi «kaydının» olmadığından faiz talep imkanının ortadan kalktığını, herhangi bir talimat verilmediği halde, murisin davalı banka nezdindeki parasının davalı banka tarafından mudinin ölümünden önceki şekilde işletilmesi ve faiz sağlanması ile yükümlü tutulamayacağını, mudinin ölümü ile banka arasındaki vekâlet akdinin sona erdiğini, mudi ile banka arasında imzalanan sözleşmeye göre sözleşmenin sona ermesi veya hesabın kapatılması halinde hesaptaki mevcut paranın banka tarafından faizsiz «bloke» bir hesaba alınacağı, yatırım hesabındaki sermaye piyasası araçlarını ise kendisi tarafından «teslim» alınıncaya kadar bunlar için saklama ücreti ödeneceğinin kararlaştırıldığını, mudi ile banka arasında bir portföy yönetim sözleşmesinin bulunmadığını, mudinin vefatından sonra «mirasçıların» yargıya müracaatla tevdii mahalli veya mevduta faiz işletilmesine ilişkin bir girişimlerinin olmadığını, müvekkili bankanın davacı murisi ile imzalanan sözleşme doğrultusunda bankacılık hizmeti verdiğini, mudinin vefatından sonra da belli bir dönem işletilerek elde edilen mevduatın yasal mirasçılara verildiğini, mirasçıların açtığı «vasiyetnamenin» «tenfizi», tenkisi davası ile ilgili verilen kararda pay şeklinde değil, doğrudan miktar belirtilerek hüküm kurulduğunu, kararın 2011 yılında kesinleştiğini, davacının 10.03.2010 tarihinde yaptığı başvuruya istinaden mevduata B tipi likit fon oranında bir miktar faiz işletildiğini ancak bu tarihe kadar herhangi bir başvuru olmadığından o dönem için herhangi bir faiz işletilmesinin hukuka aykırı olacağını, kararda, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine aykırı olarak faize faiz işletildiğini, davacının talebi ölüm tarihinden itibaren faiz alacağı talebi iken, belirlenen faiz alacağına da dava tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… ... arasında portföy yönetimi sözleşmesi bulunmadığı gibi davalı bankanın portföy yönetimi ile yetkilendirilebilecek kurumlar arasında yer almadığı, davalı bankanın «vasiyetnamenin» «tenfizi» davasını gerekçe göstererek davacının murisinden kalan anaparayı davacıya ödememesi kabul edilebilir olsa da bu dönem içerisinde davacının «mahrum» kaldığı faiz alacağını her halükârda ödemesi gerektiği, davalı bankanın bir talimat bulunmadığı halde bir dönem ve bir kısım hesap için «vade» bitiminden sonra vadesiz mevduat faiz oranından daha fazla faiz getiren B Tipi Likit Fon almasının hesabın tamamı yönünden paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi üzerinden hesaplanacak getiriyi kabullendiği anlamına gelmediği, davacının hak kazanabileceği faiz getirisinin vadesiz mevduata ait faiz getirisi olduğu gerekçesiyle kısmen kabulüne, 10.000,00 TL faiz alacağının «avans faizini» geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine «bono» faizi, mevduat faizi ve «reeskont faizi» olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 6.750,79 TL'nin ise «ıslah» tarihi olan 28.11.2012 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/193 E. 2021/4660 K.
Ortak:mirasçılık · reeskont faizi · ıslah · avans faizi
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın bir talimat bulunmadığı halde bir kısım hesap için «vade» bitiminden sonra vadesiz mevduat faiz oranından daha fazla faiz getiren B Tipi Likit Fon aldığı, davacıların talep edebileceği en fazla faiz getirisinin muris tarafından bırakılan paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi kadar olacağı, bilirkişi kurulu tarafından likit fon getirisi üzerinden yapılan hesaplamanın benimsendiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, 10.000,00 TL faiz alacağının «avans faizini» geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine bonosu faizi, mevduat faizi ve «reeskont faizi» olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 146.731,22 TL 'nin ise «ıslah» tarihi olan 28/11/2012 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne, 2.500,00'şer TL faiz alacalarının avans faizini geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine bonosu faizi, mevduat faizi ve reeskont faizi olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 17.120,91 TL'nin ise ıslah tarihi olan 07/06/2013 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılar ..., ..., ...’a ve davacı ... ile ... «mirasçılarına» veraset ilamındaki payları oranında verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda «mirasçı» olan asıl ve birleşen davada davacılara murisin davalı banka nezdindeki hesabında bulunan ana paranın açılan «vasiyetnamenin» «tenfizi» ve «tenkis» davası kesinleşince ödendiği, ancak bu döneme ilişkin faizin ödenmediği anlaşıldığından kural olarak vadesiz mevduat faizi oranı üzerinden hesaplama yapılması gerekmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, 10.000,00 TL faiz alacağının «avans faizini» geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine bonosu faizi, mevduat faizi ve «reeskont faizi» olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 146.731,22 TL 'nin ise «ıslah» tarihi olan 28.11.2012 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne, 2.500,00'şer TL faiz alacalarının avans faizini geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine bonosu faizi, mevduat faizi ve reeskont faizi olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 17.120,91 TL'nin ise ıslah tarihi olan 07.06.2013 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılar ..., ..., ...’a ve davacı ... ile ... «mirasçılarına» veraset ilamındaki payları oranında verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine dair verilen kararın asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyizi üzerine ka …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17575 E. 2014/6677 K.
Ortak:vasiyetname · tenkis · mutabakat · mirasçılık · yenileme · vade · tenfiz · avans faizi
İncelediğiniz karardaSomut olayda «mirasçı» olan asıl ve birleşen davada davacılara murisin davalı banka nezdindeki hesabında bulunan ana paranın açılan «vasiyetnamenin» «tenfizi» ve «tenkis» davası kesinleşince ödendiği, ancak bu döneme ilişkin faizin ödenmediği anlaşıldığından kural olarak vadesiz mevduat faizi oranı üzerinden hesaplama yapılması gerekmektedir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın bir talimat bulunmadığı halde bir kısım hesap için «vade» bitiminden sonra vadesiz mevduat faiz oranından daha fazla faiz getiren B Tipi Likit Fon aldığı, davacıların talep edebileceği en fazla faiz getirisinin muris tarafından bırakılan paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi kadar olacağı, bilirkişi kurulu tarafından likit fon getirisi üzerinden yapılan hesaplamanın benimsendiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, 10.000,00 TL faiz alacağının «avans faizini» geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine bonosu faizi, mevduat faizi ve «reeskont faizi» olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 146.731,22 TL 'nin ise «ıslah» tarihi olan 28/11/2012 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne, 2.500,00'şer TL faiz alacalarının avans faizini geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine bonosu faizi, mevduat faizi ve reeskont faizi olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 17.120,91 TL'nin ise ıslah tarihi olan 07/06/2013 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılar ..., ..., ...’a ve davacı ... ile ... «mirasçılarına» veraset ilamındaki payları oranında verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
1-Asıl ve birleşen dava, davacıların murisinin ölümünden sonra murisin davalı banka nezdindeki mevduat ve yatırım hesaplarında bulunan paranın davalı bankadan talep edilmesine rağmen murisin «vasiyeti» ile ilgili olarak açılan vasiyetnamenin «tenfizi» ve «tenkis» davası kesinleşinceye kadar ödenmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı bankanın davacıların murisinin mevcut hesabında bulunan portföyünü dönen ana para ve faizlerini murisin «mirasçılarının» ya da mahkemenin herhangi bir talimatı olmasa bile portföyün getirisine paralel şekilde değerlendirme yükümlülüğü altında olduğu, davalı bankanın davacı mirasçılara miras paylan oranında murisin mevduatındaki parayı süresinde ödemeyerek mirasçıların bu yüzden uğradıkları faiz geliri «kaybını» tazmin etmekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de bankacılık mevzuatı çerçevesinde «vade» bitiminde vadeli hesapların «yenilenmesi» hususunda banka ile mudi arasında bir «mutabakat» varsa ona göre yenileme yapılır.
… acıların murisinin ölümünden sonra murisin davalı banka nezdindeki mevduat ve yatırım hesaplarında bulunan paranın davalı bankadan talep edilmesine rağmen murisinin «vasiyeti» ile ilgili olarak açılan vasiyetnamenin «tenfizi» ve «tenkis» davası kesinleşinceye kadar ödemeyip anaparanın anılan kararın kesinleşmesinden sonra ödenip bu döneme ilişkin faiz ödenmeyerek davacıların zararına neden olduğu i …
Bu «mutabakat» mudiin yazılı talimatı ile veya hesap cüzdanlarına ve sertifikalarına mudiin veya «vade» sonunda müracat etmemesi halinde hesap veya sertifikanın aynı vade ile «yenileceğini» ifade eden bir ibare konulması ile sağlanır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kazanç kaybı · ara karar · kâr kaybı
Benzer bu kararda… cı tarafın muris M.S.'ın 03/10/2005 tarihinde ölümü ile bankadaki mevduatı konusunda miras payları oranında hak sahibi olmalarına rağmen, banka tarafından ödenmeyip «tenfiz» dosyasının kesinleşmesi ile ödeme yapıldığı, bu «ara» dönemde davacıların faiz «kazanç kaybının» söz konusu olduğu, bankanın murisin mevcut hesabında bulunan portföyünü dönen ana para ve faizlerini murisin «mirasçılarının» ya da mahkemenin herhangi bir talimatı olmasa bile portföyün getirisine paralel şekilde değerlendirme yükümlülüğü mevcut olup, bankanın davacı mirasçılara miras pa …
Mahkemece, davalı bankanın davacıların murisinin mevcut hesabında bulunan portföyünü dönen ana para ve faizlerini murisin «mirasçılarının» ya da mahkemenin herhangi bir talimatı olmasa bile portföyün getirisine paralel şekilde değerlendirme yükümlülüğü altında olduğu, davalı bankanın davacı mirasçılara miras paylan oranında murisin mevduatındaki parayı süresinde ödemeyerek mirasçıların bu yüzden uğradıkları faiz geliri «kaybını» tazmin etmekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de bankacılık mevzuatı çerçevesinde «vade» bitiminde vadeli hesapların «yenilenmesi» hususunda banka ile mudi arasında bir «mutabakat» varsa ona göre yenileme yapılır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/616 E. 2014/2824 K.
Ortak:Tazminat
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara, davacı tarafın önceki davasında «yasal faizi» ile birlikte ana paranın verilmesine hükmedildiği, önceki davada da B tipi likit fon talep edebileceği halde bu davayı açtığı, haksız ve kötü niyetli olduğu, B tip …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/1480 E. , 2019/7228 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 14/12/2017 tarih ve 2015/358-2017/1047 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 12.11.2019 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davalı vekili Av. ..., asıl davada davacı ... vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı ... vekili, müvekkilinin eşi ...'ın 03/10/2005 tarihinde vefat ettiğini, murisin davalı bankanın...Şubesi’nde yatırım ve mevduat hesaplarında 983.617,89 TL’si bulunduğunu, davalı bankaca mirasçılar tarafından açılan vasiyetnamenin tenfizi ve tenkis davasının kesinleşmesine kadar ödeme yapılmayıp anılan kararın 14/04/2011 tarihinde kesinleşmesinden sonra 20/05/2011 tarihinde müvekkilinin 1/2 hissesi karşılığı 491.808,94 TL ödeme yapıldığını, vefat tarihinden ödeme tarihine kadar hisseye isabet eden faiz taleplerinin bankaca reddedildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000 TL’nin ölüm tarihi olan 03/10/2009 tarihinden itibaren mevduat faizi, hazine bonosu faizi ve reeskont faizi olarak en yüksek faiz uygulanarak tahsilini talep etmiş, ıslahla faiz alacağının 480.781,68 TL ve hesapta bulunan 62 adet B tipi tahvil bono fonu için 3.667,37 TL olmak üzere toplam 484.449,05 TL’nin tahsilini talep etmiş, murisin kardeşleri tarafından açılan birleşen davada aynı taleplerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000 TL’nin ölüm tarihi olan 03/10/2009 tarihinden itibaren mevduat faizi, hazine bonosu faizi ve reeskont faizi olarak en yüksek faiz uygulanarak tahsili talep edilmiş, ıslahla ...
mirasçıları için 60.075,00 TL, diğer davacılar için ayrı ayrı 60.786,00 TL ve 28 adet B tipi tahvil bono fonu 1.656,23 TL'nin tahsili istenmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, davacıların murisine ait yatırım hesabında mevcut tahvil ve kuponların vade tarihleri geldiğinde itfa bedellerinin murisin serbest vadesiz hesabına aktarıldığını, bankada vadeli ve belli tutarlı bir hesap mevcut olmadığından murisin ölüm tarihinden itibaren söz konusu hesaba işletilecek faiz talep edilmesinin mümkün olmadığını, murisin ölümünden sonra müvekkili bankaya hesaplarla ilgili olarak gönderilmiş bir talimat bulunmadığını, davacıların 22/05/2008 tarihine kadar müvekkile başvuruda bulunmadıklarını, mirasçılar arasında ihtilaf bulunduğu için de ödeme yapılmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın bir talimat bulunmadığı halde bir kısım hesap için vade bitiminden sonra vadesiz mevduat faiz oranından daha fazla faiz getiren B Tipi Likit Fon aldığı, davacıların talep edebileceği en fazla faiz getirisinin muris tarafından bırakılan paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi kadar olacağı, bilirkişi kurulu tarafından likit fon getirisi üzerinden yapılan hesaplamanın benimsendiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, 10.000,00 TL faiz alacağının avans faizini geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine bonosu faizi, mevduat faizi ve reeskont faizi olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 146.731,22 TL 'nin ise ıslah tarihi olan 28/11/2012 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne, 2.500,00'şer TL faiz alacalarının avans faizini geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine bonosu faizi, mevduat faizi ve reeskont faizi olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 17.120,91 TL'nin ise ıslah tarihi olan 07/06/2013 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılar ..., ..., ...’a ve davacı ...
ile ... mirasçılarına veraset ilamındaki payları oranında verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl ve birleşen dava, davacıların murisinin ölümünden sonra murisin davalı banka nezdindeki mevduat ve yatırım hesaplarında bulunan paranın davalı bankadan talep edilmesine rağmen murisin vasiyeti ile ilgili olarak açılan vasiyetnamenin tenfizi ve tenkis davası kesinleşinceye kadar ödenmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Dairemizin 04/04/2014 tarihli bozma ilamında da ifade edildiği üzere, bankacılık mevzuatı çerçevesinde vade bitiminde vadeli hesapların yenilenmesi hususunda banka ile mudi arasında bir mutabakat varsa ona göre inceleme yapılır, bu mutabakat mudiin yazılı talimatı ile veya hesap cüzdanlarına ve sertifikalarına mudiin veya vade sonunda müracat etmemesi halinde hesap veya sertifikanın aynı vade ile yenileneceğini ifade eden bir ibare konulması ile sağlanır, banka ile mudi arasında böyle bir mutabakatın bulunmaması halinde vadeli mevduat hesaplarının faizli bakiyelerine vade sonundan itibaren vadesiz mevduat faizi oranı uygulanır.
Somut olayda mirasçı olan asıl ve birleşen davada davacılara murisin davalı banka nezdindeki hesabında bulunan ana paranın açılan vasiyetnamenin tenfizi ve tenkis davası kesinleşince ödendiği, ancak bu döneme ilişkin faizin ödenmediği anlaşıldığından kural olarak vadesiz mevduat faizi oranı üzerinden hesaplama yapılması gerekmektedir. Davalı bankanın bir talimat bulunmadığı halde bir dönem ve bir kısım hesap için vade bitiminden sonra vadesiz mevduat faiz oranından daha fazla faiz getiren B Tipi Likit Fon alması, hesabın tamamı yönünden paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi üzerinden hesaplanacak getiriyi kabullendiği anlamına gelmez. Bu suretle, mahkemece, açıklanan esas ve usul çerçevesinde inceleme ve hesaplama yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davacıların talep edebileceği en fazla faiz getirisinin muris tarafından bırakılan paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi kadar olacağı, bilirkişi kurulu tarafından likit fon getirisi üzerinden yapılan hesaplamanın benimsendiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün asıl ve birleşen davada davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl ve birleşen davada davalıya iadesine, 14/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/547387500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz